Bugünden 1930'a 5,448,075 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 22 AĞUSTOS 1995 SALI HABERLER Gazeteci Sargın için tören • İstanbul Haber Servisi - Evinin balkonundan kazayla düşerek yaşamını yitiren gazeteci-yazar Vehbi Sargın'ın cenazesi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nde yapılan törenden sonra toprağa verilmek ûzere memleketi olan Konya'ya götürûldü. Düzenlenen törende konuşan TGC Başkanı Nail Gûreli, gazeteciliği bir yaşam biçitni olarak benimseyen Sargın'ın çok genç yaşta yitırildiğini söyledi. Tecavüz tartışması • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Leman Çelikaslan'ın, gözaltına alındıktan sonra terörle mücadele şubesinde tecavüze uğradığina ilişkin tartışma sürüyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Nazmi Şarvan, Çelikaslan'ın, yapılan muayenede bakire çıktığını ve tecavüz belirtisi bulunmadığını bildirirken tnsan Haklan Derneği yetkilileri. sanığın şıddet Fatih'te kuyumcu soygunu • İstanbul Haber Servisi - Fatih'te bir kuyumcu dükkânını soyan 3 kişi, yaklaşık 4 kilo işlenmjş altını aldı. Sebat Kuyumcusu'na dün saat 18.00 sıralannda gelen 3 kişi, içeride bulunan dükkân sahibi Ziya Toprakyiyen ve yanındaki iki kişiyi etkisiz duruma getirerek vitrinde bulunan altınlan aldılar. Plakasının üzerinde "Evlendik mutluyuz" yazan otomobılle kaçan soyguncular, daha sonra otomobili Seyitömer Mahallesi'nde bıraktılar. Atakute satıMı • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - RP'li Anakent Belediye Başkanı Melih Gökçek. Vakıfbank ve Emekli Sandığı tarafından 30 yıl sonra belediyeye devredilmek üzere yap- işlet-devret yöntemiyle yapılan ve 1989 yılında açılan Atakule'yi 900 milyar liraya Vakıfbank'ın sosyal kuruluşuna sattı. Kaçak yapılara acil müdahale • tstanbul Haber Servisi - tstanbul'a içme suyu sağlayan barajlann mutlak koruma alanı içerisindeki kaçak yapılann yıkımına. yeni oluşturulan "Acil Müdahale Ekipleri" ile başlandı. Acil Müdahale Ekipleri, istanbul Büyükşehir Belediyesi'nin ilgili birimleri, ilçe kaymakamlıklan. tl Bayındırlık ve Iskân Müdürlükleri, ilçe belediye başkanlıklan ve ISKl'nin işbirliği ile oluşturuldu. Cem'i DemiroğKı sopuşturması • İstanbul Haber Servisi - YÖK Başkanhğı, Prof. Dr. Cem'i Demiroğlu'nun rektörlük yaptığı dönemde YÖK Yasası'na aykın davranarak Acil Tedarik lşletmesi Vakfı, Florance Nightingale Hastanesi ve Adlı Tıp Kurumu'nda da ücretle çalıştıği iddialan üzerine başlattığı soruşturmanın sonuna geldi. YÖK Başkanlığı'nın, Prof. Demiroğlu'nun "üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezısı" ile cezılandırılması için Yüksek Disiplin Kunılu'na teklifte bulınduğu bildirildi. Mığolistan JüKara'da • \NKARA (Cımhuriyet Bürosu) - Tûkiye ile Moğolistan araiinda Karma Ekonomik ve lcaret Kornitesi'nin (KIK) dün Ankara'da başayan birinci dönem topantılannda Devlet Baianı Nafiz Kurt, bir koruşma yaptı. Kurt, kosuşmasında, Türkiye ile Vlöolistan arasındaki ticaet hacminin arzılanandan çok düşük döryde olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı, iç ve dış sorunları Cumhuriyet1 e değerlendirdi: Irak'a bölünme uyansı- DubliıTde yapılan son toplantının ardından Türkiye'nin Irak politikasında değişiklikler olduğu yorumlan da yapıldı. Gelinen aşama nedir? Kuzey Irak'taki birbırleriyle savaşan gruplann ateş kesmeleri, birbirleriyle banş içinde olmalanm amaçladı. Eğer vardıklan anlaşmayı sürdürebilirlerse, önemlidir. Burada önemli olan şey, gümrüklerden elde ettikleri kazancın bölüşümüdür. Kazanç bölüştürüldüğünde ve Erbıl'deki hâkimiyet meselesi çözüldüğünde, kavganın önemli sebepleri ortadan kalkar. Kuzey Irak'taki karşıt gruplann, bölüşümünde anlaşmazlığa düştükleri gelirlerin önemli bir bölümü de Habur'dan sağlanan gelirlerdir. Bunlann kavga etmesine seyirci kalınırsa ne olur? Şu olur, orada belki Bağdat, Kuzey Irak üzerine tekrar bir harekât yapma gibi bir eğilim içine girebılir. O zaman, buna mani olmak için yeni baştan büyük bir olay çıkar. Haydi bakalım Çekiç Güç işin içine girecek. başka faktörler işin içine girecek. Sanıyorum ki toplantının ana hedefî, bundan daha kötüye gidilmemesi için oradaki gruplan bir araya getirmektir. Tabii bizim bakımımızdan önemli olan bir hadıse var. Zaten burada organize şekilde ele alınmıştır. Irak'ın toprak bütünlüğünü muhafaza edeceksiniz, Türkiye'nin de güvenlik kaygılannı kapatacaksınız. Güvenlik kaygılan Türkiye'nin, PKK'dir. Eğer bunlar zaafa düşerse. PKK orada güçlenir. Eğer bunlann üçü bir araya gelir de Türkiye'nin güvenliğine daha büyük bir tehlike icra ederlerse, o da Türkiye'nin istemediği bir şeydir. 'Tablo fevkalade karışık' Kuzey Irak tablosu fevkalade kanşık bir tablodur. Türkiye ne zaman kendi topraklan içinde bu fitneyi (PKK) tesırsiz hale getinrse Kuzey Irak tablosu üzerinde daha güçlü bırtakım tedbirler alma veya önerilerde bulunma durumuna girer. Tabii Kuzey Irak tablosunu, aslında Irak'sız düşünmek de bugün mümkün değil. Yalnız bunlann hepsı görünen şeyler. Bir de meselenin görünmeyen boyutu vardır. Kuzey Irak'ta başka devletler ne istiyor? Yani büyük devletler ne istiyor? Hakikaten Kuzey Irak'ın, Irak'ın bir bölünmez parçası olarak kalmasını mı istiyorlar yoksa burada gerçekten bir Kürt devletini mi istiyorlar? Zaten bu mesele daha senelerce sürüncemede kalırsa -ki burada önemli olan hadise Bağdat idaresidir- daha çok kötüleşebilir. Yani "Kuzey Irak, Irak'ın bölünmez parçasıdır" filan laflannın edilmesi daha da zor olabilir. zorlaşır. O da başka sıkıntılar ortaya çıkanr. Daha birçok senaryo yapmak mümkün. Bu senaryolann bir kısmında hakikat payı da olacaktır. Kuzey Irak'ın bu halde kalması Türkiye'nin bu hadiseyle -terör hadisesiyle- meşgul olmasına yardımcı oluyor. Acaba, Bağdat'ın Kuzey Irak'Ia hiç ilgilenmemesi, bunu askıya alması da bırtakım böyle faktörler de var. Senaryolar... Şu Türkiyenin haline bakın. ne çeşit meseleleri var daha. Türkiye'nin etrafında çok meseleler var. Bu meselelerin de hıçbinsinı Türkiye kendisi yaratmış değıldır. Azeri-Ermeni, Gürcü-Abhazlar hadisesini Türkiye yaratmış değildir. Ama Türkiye bunlann hepsinden zarar gördü. Yalnız çevremizde olduğu için değil, tanhi bağ da var. Yani Anadolu; aşağı yukan Kafkaslar'da. Balkanlar'da. Kınm'da ve Kuzey Irak'ta yaşayan insanlann hepsinin vatanı olmuş. Yani bir devlet içinde yaşamışsınız, devlet parçalanmaya gittiği zaman buralardan muhacir gelmiş, ister vstemez burada olaylara çok yakın ve hassas ilgiler var. Kuzey Irak'taki en önemli olaylardan birisi de Türkmen olayıdır. Yani Türkiye'nin bir diğer ilgisi, Kuzey Irak'ta Kürtler olsun, Araplar olsun, Türkmenler olsun veya Türkçe konuşan, Kürtçe konuşan, Arapça konuşan insanlar olsun, bunlann hiçbirinin ezilmemesidir. Türkiye buna taraftar değildir. Netice itibanyla çünkü, sınır. Sınınn bu tarafındaki insanlarla öbür tarafındaki insanlann farkı yoktur. Yanlış anlaşılabilir diye endişe ediyorum, ama Musul vilayeti Lozan Antlaşması'yla Türkiye'nin içinde kalsaydı, bunlar zaten Türkiye'nin Hakkâri'deki, Siirt'teki vatandaşlan gibi vatandaşlanydı. Onun için bunlar bizim kardeşlerimizdir. Nasıl ki Balkanlar'da Türkçe konuşan Müslüman ahaliye veya Kafkaslar'dakı ahaliye biz yakınlık gösteriyorsak burada da Türk asıllı, Kürt asıllı, Arap asıllı herkesi kucaklamak mecburiyetindeyiz. Türkiye'nin birliği bakımından bu fevkalade önemlidir. Damat krizi onlann iç meselesidır. Yabancı basında baktım da nasıl değerlendinyorlar diye. Fransız, Amerikan basını. eğer Ürdün'e intikal eden kişiler bir şey yapabilecek. yani Bağdat'takı idareyi değiştirmede rol alabilecek kişiler idiyse orada kalmalan lazımdı gibi yaklaşıyor. Yani Ürdün'e intikal ettikten sonra Batı'yı ilgilendiren şey Bağdat'taki idarenın değişmesıdir. Irak'ın, yeniden uluslararası toplumun bir parçası olması, sorunun çözülmesı açısından çok önemlidir. DYR, kravatsızların hareketi Haber Merkezi - Cumhurbaşkanı Sü- leyman Demirel, Kuzey Irak'taki çatışma- lara seyirci kalınması durumunda, Bağdat yönetiminin bölgeye harekât düzenleme eğilimi içine girebileceğini vurguladı. Cumhurbaşkanı, iki ülke ilişkilerinin, kar- şılıklı olarak başkonsolosluklan kapatma karanyla gerginleştiği bir dönemde, Ku- zey Irak sorununun sürüncemede kalması durumunda Irak'ın bölünebileceğıne işaret ederken gelişmeler için Bağdat yönetimi- nin rutumunun önemine dıkkat çekti. De- mirel, "Kuzey Irak'ta tabl fevkalade kanşık" değerlendirmesini yaptı. "Damat bunalımı"nın Irak'ın iç işi ol- duğunu vurgulayan Demirel, damatlann, Saddam Hüseyin'i devirebilecek gûçte ol- salardı Irak'ta kalmalannın gerekeceği yo- lunda Batı basınında çıkan yorumlara dik- kat çekerken Ürdün'e sığınan Hüseyin Kâmil Hasan el-Mecit ile Saddam Kâmil Hasan'ın Bağdat yönetimini değiştirecek güçte olmadıklan imasında bulundu. Dış ticaret rakamlannın ortaya koyduğu açıktan rahatsız olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Demirel, "İthalat çıldır- mış gibi" değerlendırmesini yaptı. Demi- rel, Başbakan Tansu Çiller yönetiminde- ki DYP nin, geleneksel çizginin aksine, kentlilerin partisi haline getirilmeye çalı- şıldığı yorumiannı değerlendinrken. "DYP; eli nasırlıların, kravatsızların, horlanan insanlann hareketidir" dedi. Cumhurbaşkanı Demirel, Cumhuriyet yöneticileri ile yazarlannın, dış politika ağırlıklı olmak üzere çeşitli konulardaki sorulannı yanıtladı. Demirel'in, Cumhuri- yet'in sorulanna verdiği yanıtlar şöyle: Petrol boru hattı - Türkiye'de Başbakanlık Damşmanı Emre Gönensay ile Enerji Bakanlığı ara- sında da yetki çekişmesine neden olan Orta Asya petrollerinin Akdeniz'e indi- rilmesine ilişkin boru hattı projesi konu- sundaki gelişmeleri nasıl değerlendiri- yorsunuz? - Ne Orta Asya'da ne de Azerbaycan'da nakledilecek petro! var. Ama rezerv var, çı- kanlacak. Bu çıkanldığı zaman nasıl nak- ledilecek, bu mesele birinci derecede önem- lidir. Yani ne kadar petrolün nereye nakledi- leceği. Şimdi yapılan ilk etütler Azerbey- can'dan çıkacak petrolün Akdeniz limanla- nna naklinin ekonomik olacağını gösteri- yor. Ama petrolün miktan da önemli. tlk üre- tım eğer azsa. bunun Gürcistan yoluyla Ka- radenız hmanlanna naklı kaçınılmazdır. A- ma bu petrolün miktan arttığı zaman Cey- han boru hattına bağlanması lazımdır. Bu konuda Azerbaycan'la aramızda mutabakat var. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Saym Haydar Aliyev, bunu birkaç defa beyan et- tı. Tartışılan. ilk üretim nereden nereye nak- ledilecek11 Ortada Gürcistan üzerinden gıden bir bo- ru hattı var. Henüz daha Bakü-Ceyhan bo- ru hattı yok. Bu tartışmalarda. sanıyorum ki Demirel, DP'yle başlayan siyasi hareketin çekirdeğinin durduğunu söylüyor. konuşmaların doğru anlaşılamadığı gibi bir intibaya sahibım. Yoksa devletin arşivi be- nim size söylediğim gibidir. Ben Dıgişleri Bakanlığı'mn resmi belgelerine göre konu- şuyorum. Ben sorduğum zaman, bana verilen bil- giler budur. Az üretim olursa -'erken üre- tim'diyorlar ona-Gürcistan üzerinden ola- cak. Üretim çoğaldığı zaman Ceyhan'abağ- lamak gerekir. Erken üretimi Karadeniz'e bağlarsınız, ama buradaki önemli iş, çok mıktarda petrolü boğazlardan geçiremezsi- nız. Bu bir. ikincisı öbür türlüsü daha ekono- mıkse -bunun ince hesaplan var- pahalısını yapmanın bir anlamı yoktur. Tabıı biz istı- yoruz kı Türkiye enerji terminalı haline gel- sin. Henüz Kazakistan petrolleri çıkanlmış değil. Bir miktar çıkardılar. Orada çahşan Demirel, ihracat ve ithalat arasındaki dengesizlikten şikâyetçi olduğunu söylüyor İthalat çıldırmış, rahatsızım# hracat çok güzel gelişiyor. thracat I artışı, birönceki yılın aynı dönemine göre, ocak-haziran arasmda aşağı yukan yüzde 29 olmuş, ama ithalat çıldırrruş gibi. Haziran ayında, geçen yılın aynı ayma göre yüzde 70 dolayında artmış. Yeniden 1993 yaşanmamalı. 1993 yılı sonunda 15 milyar ihracat, 29 miryar ithalat rakamlan vardı. benzeri yaşanmamalı. Şimdi kur üzerinde oynanmazsa, dengesini bulacaktır. tthalat ve ihracat arasındaki farktan rahatsız olduğumu söyleyebilirsiniz. Buna dikkat etmek gerekir. Tabii bugünkü sıkıntılar geçmişten geliyor. 80'li yıllarda hayvancılık politikası konusunda yanlışlar yapılmıştır. Erken seçim Ben 4 seneyi seçim için kâfi sayıyorum, 4 seneyi aşan zamanı uzun zaman sayıyorum. Düşüncem bu. Ben yeni baştan anayasaya kanun hükmü hazırlayacak durumda olsam. öyle tanzim ederim. Yönetenlerin de yarannadır. Çünkü halk çok güzel bir müessesedir, fakat halkı her zaman memnun etmek kolay değildir. Ve güzellik oradadır zaten. Bazılan memnun olacaktır. bir kısım gayri memnun olacaktır. Mesele memnunlann sayısının çok olmasıdır. Ama şunu da ifade edeyim ki gayri memnun olanlar, memnun olanlardan her zaman çoktur. Basında promosyon Sizsiz olmaz. Serbest basının olmadığı bir ülkede yaşanmaz. Her ülkenin basında sorunlan vardır. Yazılı basın da vardır, görsel basın da vardır. Ama ben şahsen hür basını olmayan bir ülkede yaşanamayacağına inanıyorum. 'Promosyon' denilen olay; bir yerde gazete satmaktan çok eşya satmaya dönüşmezse, iyi olur. Havadis yerine, tabak- çanak satma yoluna gıtmemelı. Tabii rekabetin ölçüleri rahatsız edici duruma gelmemeli. Hür basınıyla, hükümetiyle, parlamentosuyla, cumhurbaşkanıyla, mahkemesiyle, üniversitesiyle, okuluyla, serbest teşebbüsleriyle, meslek kuruluşlanyla bir çoğulcu sistem içindeyiz. Bu çoğulcu nizam içerisinde herkes kendi sorumluluğunu kendi içinde yerine getirecek ve bunu sağlayan kazanacak. Benim üzerinde durduğum şey, kunımlann. kuruluşlann her birinde gördüğümüz kusurlara tahammül edebilmeliyiz. Onlar kendi kendilerini düzeltir. Tabii bugün basınımızda övünülecek bir şey. çok gelışmış basın çalışanlan da var. Yani çok dünyayı bilen. çok lisan bilen, yani dünyadakı olup bitenleri bilen, Türkiye'deki olup bitenleri yakından takip eden genç nesiller yetıştı ve televızyonlarda da kabiliyetli arkadaşlanmız var. Benim istediğim bütün bu çoğulcu sistem içerisinde herkes kendinı yetiştirsin, gelişsın. Sorumluluk duygusu içerisinde yetiştirsin. çok büyük firmalar var. Bir tanesi Chev- ron'dur. Onun genel müdürü zaman zaman benimle görüşür. 30 mi lyar dolar buraya ya- tırdılar. Ama beş sene zarfında 30 milyon ton, ancak çıkanlacak. 100 milyon tona çık- tığı zaman bu ekonomiktir. Bugün dünya aşağı yukan 2 milyar ton petrol kullanıyor. Yetki çekişmesi konulan ise benim işim değil. O çeşit sürtüşmeler varsa koordinas- yonu yapanlar düzeltirler. - Bazı anketler, DYP'nin oylarının MHP ve RP'ye gittiğini gösteriyor. DYP'nin geleceğini nasıl görüyorsunuz? - Sizinki bir tespit. Benim böyle tespıte katılmam ya da reddetmem mümkün değil. Siyasi parti dedığiniz olay, bir bilinç olayı- dır, insanın kafasına yerleşir. Bir çekirdek kolay kolay kaybolmaz. 'Doğru Yol Parti- si'dediğiniz olay. 30-35 senedirbu işin için- de olduğum için bunu benim söylemeye hakkım var, Demokrat Parti, Adalet Parti- si, Yeni Türkiye Partisi'nden bugüne gel- miştir. 1960 sonrasında yapılan iş Demokrat Parti'yi kökündenkazımaktı.olmadı. 1980 sonrasında yapılan iş, Adalet Partısi'ni ku- rutmaktı. o da olmadı. Yani meşru zemın- ler müsaade ettiği ölçülerde mücadeleler yapıldı ve ilk fırsatta yine parti, birinci par- ti haline geldi. Tabandaki adamlan kolay kolay söküp atamazsınız. Cumhuriyet Halk Partisi de var, o da yüzde 30'dan aşağı hiç inmedi. Bütün sosyal demokrat partüeri topladığınızda, oran aşağı yukan budur. Türkiye'de 50 sene çok partili dönemin gelişmesine yetmedı. Ve tabii bu 50 sene içerisinde, devletle halk bir mücadelenin içinde. Bu mücadelede, devletin nüfuzu kulla- nılarak halkın meydana getirmeye çalıştığı örgütlenme tahrip edildı. thtillallerin getir- diği sakınca odur. Örgütlenme ne kadar tah- np edilirse edilsin, kök yine orada duruyor. Kök müsait zamanı bulunca, havalar gün- lük güneşlik olunca çıkar ortaya. - Başbakan Tansu Çıller'in "Köhne en- gelleri aşacağız" sözlerinden rahatsız ol- dunuz mu? - Ben size şunu söyleyeyim. Tansu Hanım açıklamalar da yaptı. hangi manaya geldiği konusunda. Parti başkanlan ya da üyeler söylerler. onlara kimsenin diyeceği olmaz da bir de eğer birtakım insanlara nefsi mü- dafaa hakkı doğarsa, onlar da kendi savun- malannı yaparlar. Devlete düşman olmadan, devletin ku- rumlanna düşman olmadan ve Türkiye'nin birliğine azami şekilde riayet edilerek bu mücadele yapılmıştır Şimdi bu hareketin içerisinde bugün değişen şeyler olacaktır. değişim bu. Siz isteseniz de, istemeseniz de olacaktır Yeni nesiller gelecektir. Yeni dünya şart- lan çıkacaktır. Şimdi, 'Bunları siz taşıyın, yürütün' diyen olmaz. Kökte Demokrat Parti hareketi, arkasından Adalet Partisi ha- reketi, arkasından Doğru Yol hareketi. Ki Demokrat Parti hareketi sonra Adalet Par- tisi'ne dönüştü, parçalanmalar oldu. Sonra bunlar bütünleşti. 1980'dede yapılan tutmadı. - Başbakan Çiller ynneti- mindeki DYP'nin, gelenek- sel çizginin aksine artık, kentlilerin partisi haline getirilmeye çalışıldığı yo- rumlarına kaölıyor musu- nuz? - Çekirdek duruyor. Bu bir birikimdir. Bu aslında Tür- kiye'yi çok iyi anlayan bir bi- rikimdir. Demokratik, laik, din ve vicdan hürriyetine saygılı, Türkiye'nin geçmi- şine saygılı bir Türkiye iste- yen, geleceğinden ümitli in- sanlann hareketidir. Ve niha- yet bu hareket, eli nasırlı var ya eli nasırlı, kasketli, kra- vatsız, hani "Sen de bu memleketin nesisin" diye horlanan adam var ya, ışte o adamındır. Biz bu mücade- leyi, bir sınıf kavgasına çe- vinneden yaptık. Doğru Yol Partisi, kitle partisidir. Kitle partisi olmadığınız sürece iktidar olma şansınız yok gi- bidir. BİTTİ GUNDUZ GOZUYLE MELİH CEVDET ANDAY Eski Kültüpümüz Dedikleri Osmanlı aydını genç yazarımız, Tanzimat'tan bu yanaki Batılılaşma akımı içinde yetişmiş olan okur yazarlarımıza "yapay aydın" yakıştırmasında bulu- nuyor. Hem yapay, hemaydın. Bir kırgınlık, biraşa- ğılama var bu sözde, ama tam olarak anlayamadım kızgınlığın, aşağılamanın nedenini; sezer gibi oldum ancak: Kopmuş geleneklerimizden o Batılılaşma ar- dındaki aydın, kültürümüze, geçmiş kültiirümüze yazık etmiş, kaldırmış onu ortadan, ama yerine bir şey koyamamış... Hani Necmettin Erbakan'ın, basını iki yana sal- layarak "Ah sizi Batı taklitçileri sizi" demesine ben- zer, örtülü bir paylama. Ama onu anlamak daha ko- lay bence, "dininizden, imanınızdan oldunuz, bıra- kın şu laikliği de, şeriata gelin " demek istediği bel- li. Osmanlı aydını genç yazarımıza gelince, onun "yapay aydın" tanımını aydınlığa kavuşturmak ner- deyse olanaksız. Once şundan ki, yapay olan aydın aşağılık ise, yı- kıcı ise. toplumumuza yabancı düşmüş ise, bunun doğrusu doğal aydın'ö\r kı, onu anlamak daha da güç. Doğal aydın ne demek? Doğaya uygun, ken- di biter. ahştığımız, bizı yadırgatmayan, kültürsüz bir yaratık. Ne zaman, hangi toplumun böyle bir aydı- nı olmuştur ki! Bana sorarsanız, aydın yapaydır, yapay olmalıdır; çünkü kültüryapaydır, insanın doğaya eklediği şey- dir o; aydın (sanatçı, bilim adamı) bu yüzden göze batar, yadırgatır, sarsar. Yok bizim Osmanlı aydını genç yazanmız, sade- ce yabancı kültürü yapay sayıyor ise, bir yerii-ya- bancı kültür ayırımına önem veriyor demektir ki, o zaman ona, geleneksel kültürümüz dediği kültürün gerçekten bir an kültür, gerçekten yalnızca bize öz- gü bir kültür olup olmadığım, dünyanın başka bir ye- rinde salt oraya özgü bir kültürün bulunup bulun- madığını sorabiliriz. Kültür uluslararası değil midir diye sorabiliriz. Şöyle diyor: "Yapay aydın şimdi sahneden çekiliyor. Gelenek- sel kültürü büsbütün inkâredişi, kendihayatına -eşç yanın tabiatı gereği- bir türlü uyartayamayan, belki de güçlü bir sezgiyle uyartamak istemeyen büyük kitle, eskiyöntem arayışına şimdi dört elle sanlryor." Yazının sonunda da şu tümce: "Uçunımun kenanndayken, sabuklamalan bir ya- na bırakıp, eski kültürümüzün sönmemiş birikimini algılamakta büyük yarar var." Osmanlı hayranı genç yazarımızın izniyle ben sa- buklamalanmı biraz daha sürdüreceğim. Eski kültürümüz dedikleri nedir? Birgözgezdirelim. Eski kültürümüz içinde bilim vardı da onu mu bı- raktık? Olmayan bir şey nasıl bırakılır? (Adnan Adı- var'ın Osmanlı'da Bilim adlı kitabı okuma!) Eski kültürümüz içinde feisefe vardı da onu mu bıraktık? Feisefe yasaktı. Roman yoktu. Mesnevilere mi dönmemiz isteni- yor? Resim yoktu. Minyatüre mi dönmemiz isteniyor? Yonut yoktu. Piyes yoktu. • -f Ya müzik? Teksesli Bizans müziğine mi dönme- miz isteniyor? Osmanlı aydını genç yazanmız "eski kültürü- müz"ün ne olduğunu söylese de öğrensem! Yoksa yere bağdaş kurup siniden yemek yemek mı? Biz uçurumun kenanndan aydınlanma devrimi ile döndük. Osmanlı kültürsüzlükten battı. Düzeltme: Cuma günkü yazımda "aylaklarımız" sözcüğü "ayaklanmız" diye çıkmış. Belki bir merak eden ol- muştur diye düzeltiyorum. TOBB raporu Demiral: Okumayı sürdürüyorum ANKARA (Cumhuri- yet Bürosu) - Ankara Dev - îet Güvenlik Mahkemesi (DGM) savcılan, yaklaşık 15 gün önce incelemeye al- dıklan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nce (TO- BB) hazırlatılan Güneydo- ğu Raporu'nu okumayı sür- dürüyorlar. DGM Başsav- cısı Nusret Demiral, ra- porla ilgili incelemesini sürdürürken Demiral'ın yıllık izinde olduğu dö- nemde yerine vekâlet eden DGM Savcısı Tevfik Han- cılar. raporun oldukça bi- limsel veri içerdiğini vur- guladı. DGM Başsavcısı Nusret Demiral, iki hafta önce in- celemeye aldığı Güneydo- ğu Raporu'nu bitiremeden yıllık izne aynldı ve döndü. Demiral, raporu okumayı sürdürdüğünü belirterek "Raporu en geç 10 gün içinde okuyup bitirdikten sonra, ne tür bir işlem ya- pıp yapmayacağıma o za- man karar vereceğim. Bu konuda şimdiden bir şey söyleyemem" dedi. Demiral'a vekâlet eden DGM Savcısı Tevfik Han- cılar da raporu oldukça bi- limsel bulduğunu belirte- rek "Nusret Bey izinde iken raporla ilgili incele- me başlattım. Rakamlar, veriler ve tablolarla ha- zırlanmış" diye konuştu. Elaziğ'da gözaltında öldürme iddiası Demirbaş tstanbul Haber Servi- si - Gözaltın- da öldürüldü- ğü iddia edı- len Ayşenur Şimşek, Ha- san Ocak, Rıdvan Ka- rakoç ve A. Rıza Kara- koç'a, Sinan Demirbaş ın da ismi katıldı. "Yoklama kaçağı" oldu- ğu iddiasıyla Elaziğ Emni- yet Müdürlüğü tarafından gözaltına alınan ve 20 tem- muzda kaldınldığı Elaziğ Devlet Hastanesi'nin merdı- venlerinden düşerek öldüğü öne sürülen Sinan Demır- baş'a ıkınci kez otopsi ya- pıldı. 1971 Ovacık doğumlu. Uludağ Üniversitesi Fizık Bölümü son sınıf öğrencısı Sinan Demirbaş, 7 temmuz- da Elaziğ Emnıyet Müdürlü- ğü tarafından "yoklama ka- çağı olduğu"gerekçesiyle gözaltına alındı. 13 gün sü- ren soruşturması sonunda Demırbaş'ın "hücrede ba- şını duvara vurması sonu- cu Elaziğ Devlet Hastane- si"ne gönderildiği, bura- dan da kaçmak isterken merdivenlcrden düşmesi sonucu basını vurarâk öl- düğü" öne sürüldü. 10 ağustos günü Elaziğ Cum- huriyet Savcılığı, olayla il- gili Elaziğ Terörle Mücade- le Şubesi'nde görev yapan 8 kişi hakkında TCK'nin 448 ve 463. maddeleri gereğince ayn ayn cezalandınlmalan istemiyle dava açtı. Elazığ'da yapılan otopsi- nin doğrulan yansıtmadığı- nı öne süren ailesi, cesede Istanbul'da otopsi yapılma- sını istedi. Bunun üzerine dün sabah saatlerinde başla- yan ve Demirbaş'ın avukat- lannın aiınmadıgı otopsi sı- rasında Demirbaş'ın yakın- ları. sloganlar atarak marşlar okudular. Demirbaş'ınaile- sının, bugün bir açıklama yapacağı ögrenildi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog