Bugünden 1930'a 5,446,716 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 31 TEMMUZ 1995 PAZARTESİ 10 DIZI YAZI Bolşevik usulü kapitalizm R esmi teonsyenlenn, Sov - yetler Bırliği'nde sosya- lızmin geriye dönüş ko- şullarının nesnel olarak ortadan kaldırıldığını açıklamalarının üzerin- den uzun süre geçmişti. Onlar. bu yar- gılarma. sömürücü sınıflann önce etkı- sız hale getırilmış. daha sora da yok edil- mış olması tezinı dayanak ediniyorlar- dı. Aynca karşi devrım girişiminı bastı- racak güçler de vardı onlara göre. En baştaKomünist Partisi. Kızıl Ordu. KGB ve "sosyalizme gönül vermiş" olan halk. Balık baştan koktu. Kapitalizmin in- şasını. eskı komünıst liderler üstlendı Orduvegüvenlikorganlan üst yönetim- len. "suçortaklığı" rolünüseverekoy- nadı. Halk ise "yukanda" olup bıten- len her zamankı gibi uslu uslu ızledı. Bolşev ikler zaten yapmaktan çok yık- mak konusunda uzmandılar. K.ıdemli bolşevik Yeltsın de koca ülkeyi dağıt- tıktan sonra kara kara düşünmeye baş- ladr. Ya sonra? Sonrası nasıl olacaktı? Y'ı- kılanın yerine ne \e nasıl kurulacaktı' Madem en iyı sıstemin kapitalizm oldu- |usöyleniyordu. ohaldekapıtalistbırül- kenin lıden olmayı hak etmişli. İyı ama kapıtalistler olmadan kapitalizm olur muydu? Sag olsunlar, bu işin ustalan, Ba- tılı dostlar yardım ederdi. Ama bir yer- lerden kapıtalistbulmak gerekıyordu Kapitatist arayışı Kapıtalıst bılınç yaratmak içın. eski kapitalistleri ve Çarlık temsilcılerini ara- yıp bulma. Rusya"da pıyasa ekonomisi- nin tarihsel köklerinı araştırma çabası fazla sonuç veremezdı; ne yazık ki sos- yalızm denemesı epeyce zaman almış- tı. (Gerçi bu çabadan yine de vazgeçil- mış değil: "kökler" aranmaya devarr ediliyor.) Ama kötümserlige gerek yoktu. Rus- ya hâlâ dünyanın en zengin ülkeierinden bıriydi. Devlete ait olan doğal kaynak- lar. özellikle madenler, ışletmelersınır- sız bır zenginlik anlamına geliyordu. Bu zenginliğin başında olanlara, dev let ku- ruluşlarının ve fabrikalann yöneticılerı- ne tanınan yetkiler de neredeyse sınırsız oldu. Eskiden beri dev letın ve ekonomı- nin anahtarlarını elınde tutan idareci ta- kımı (Rusya'daki yaygın deyişle "no- menkulatura"), sosyalizmle kapitalizm arasında köprü görevi görmeye uygun- dular Bolşevikler iş başında De\ let tarafından kendılerine hıçbır kapıtalıst ülkede olmadığı kadar geniş yetkiler verılen nomenkulatura temsilci- leri, çok kısa süre içinde ve büyük bır iş- tahla ulusal zenginliklerı kendı ceplen- ne aktarmaya başladılar. Kendi alanlannda küçük diktatörlere dönüşen yerel yöneticilerde bu pastadan epeyce büyük pastalar kopardılar. Eski parti ve KGB temsilcıleri. kapı- talizme geçişten paylannı fazlasıyla al- dılar. Bu kesımler. yeni türeyen mafya grup- larıyla harmanlandı. Çok kısa sürede palazlanan bu top- lumsal kategoriye "yeni Ruslar"den- meye başlandı: Rusya burjuvazisi böy- le adlandınlır oldu. Yeni kurulan şirketlere ve bankalara tanınanolanaklarve türlü faiz-kredi-dö- viz oyunları sayesinde "yeni Rus- lar"güçlendırildi. "Büyük özelleştir- me harekâtı" ıle dev let mülkiyetinin bir bölümü önce hisse senedi olarak hal- ka dağıtıldı; sonra da halktan hisse se- netlerinı satın alan zenginlerin mülki- yetine geçirilmeye başlandı. Bir an önce kurulması gereken kapi- talizmin, bilinmeyenlerle örülü. yasa ve kural boşluklany İa dolu karanlık yolun- da sürdürülen yağma. olağanüstü boyut- lar aldı. 2-3 yıl içinde çok sayıda dolar mılyarderi yaratıldı. Yurtdışına yasal ve yasadışı yöntemlerle aktarılan paralar kimine göre 50. kimıne göre 100 milyar dolara ulaştı. Az zamanda çok iş yapılmış. kapıta- lizmi en hızlı ve başarılı kurabilecek ki- şilerin de eski bolşevikler olduğu kanıt- lanmıştı. Ama Ruslar. sosyalızmı oldu- ğu gibı. kapıtalizmı de kendilerine özgü kuruyorlardı. Daha vahşi ve acımasız davranıyorlardı. Yarın: Diktatörlük tehlikesi Moskova'nın On Yılı Çarpık Sosyaliımden Vahşi Knpıtıılızıtie Aksay • Kıdemli bolşevik Yeltsin, koca ülkeyi dağıttıktan sonra kara kara düşünmeye başladı: Ya sonra? Sonrası nasıl olacaktı? Yıkılanın yerine ne ve nasıl kurulacaktı? Madem en iyi sistemin kapitalizm olduğu söyleniyordu, o halde kapitalist bir ülke kurulmalıydı. • Az zamanda çok iş yapıldı ve kapitalizmi de en hızlı ve başarılı kurabilecek kişilerin eski bolşevikler olduğu kanıtlandı. Ama Ruslar, sosyalizmi olduğu gibi, kapitalizmi de kendilerine özgü kuruyorlardı. Daha vahşi ve acımasız davranıyorlardı. Rusya 1 da her zaman olduğu gibi, balık baştan koktu. Kapitalizmin inşasım, eski komünist liderler üstlendi. Ordu ve güvenlik organla- rının üst yönetimleri, "suç ortaklığı" rolünü severek oynadı. Halk ise "yukanda" olup bitenleri her zamanki gibi uslu uslu izledi. Mafya serpiliyor, halk periRusya'nınçıçeğiburnunda kapitaliz- mi ilgınç özellikler taşıyor. Dünün ko- münisti. bugünün kapitalıstı olan "ye- ni Ruslar". yoğurdu başka türlü y ıyor- lar. Ulusal ekonomı gelişsin. ülke kal- kınsın gibı bırdertlerı yok. Ulusal üre- time katkı yapma kaygısı taşımıyor. bun- ca yıldan sonra gelen zenginliği nske at- mak yerine Isviçrebankalarıninkasala- nna atmayı yeğlıyorlar. Yeni düzenin belkemığini oluşturan kesimlerin sık sık şıddete \e yolsuzluk- lara başvurmalan. zaten hukuk de\ letin- den oldukça uzakta bulunan Rusya"nın geleceğıyle ilgilı tehlikeler yaratıyor. Rusya'nın yannlannı tartışanlann se- çenekleri arasında değışmez bır madde bulunuyor: Her yerde dal budak salan mafya grupları devletı tümüyle ele ge- çirebılir. bu ise hem ıçerde, hem de -Rus- ya"nın nükleer bir ülke olması açısmdan- dışarda büyük bir tehdıtyaratabilir. Son yıllarda aşağı y ukarı saatte 3 kişinın öl- dürüldüğü. 2 kişinın teca\üze uğradığı ve terörün gıderek yaygınlaştığı bır ül- kede bu seçenek boş bir laf olarak gö- rülmemeli Öte yandan dev letin hâlâ muslukların başını tuttuğu bir ortamda sermaye-ik- tidar etkileşimi gizli bır gerginlık taşı- yor. Yeni kutsal amacı kapitalizmi kur- • Kapitalist düzende "yeni Ruslar" serpilip gelişirken, "eski Ruslar" yani halk sefalet içinde. İstatistik verileri, birkaç yıl içinde "dünya çapında" varlıklı sayılacak düzeye gelen "süper" Rus zenginlerinin oranını yüzde 5-7 olarak saptıyor. Nüfusun yaklaşık olarak yarısı ise yoksulluk sınırının altında bulunuyor. "dün> a çapında"\arlıklı sayılacak dü- zeye gelen "'siiper" Rus zenginlerinin oranını yüzde 5-7 olarak saptıyor. Nü- fusun yaklaşık olarak yansı ise zorluk- la geçınebilıyor: bunların önemlı bölü- mü (toplumun yüzde 30-35'i) yoksulluk sınırının altında bulunuyor. Pahalılık tırmanıvor mak olan iktidar ile "yeni Ruslar"ara- sındaki ilişkiler her zaman gullükgülis- tanlıkolmayabilıyor. (BankerMavrodi (MMM şırketi skandalında olduğu gi- bi ) ne vergi vermek kteven ne de mını- mum kural \e ölçü tanıyan burjuvalar- la de\letin arası bozulabılıyor. Bu ara- da yalnız politik değil. ekonomık siste- min de "baba"sı olduğuna inan Yeltsın. fe\ri çıkışlaryapabıhyor. İktidar ıçinde "de\let kapitalizmi"felsefe:>ini sa\u- nanlarla özel sermayenın önemlı bölü- müniin çıkarlan stk sık çatışıvor. Sermaye iktidarı destekliyor Kâr. daha fazla kâr içın hiçbir ahVaki. toplumsahe politik sınırtanımayan çev- relerle iktidar arasındakı ılişkılerin her zaman uyum içinde olacağının gü\en- cesı bulunmuyor. K.endilerıni ve ülke- deki sıstemı yenılemeyeçalışaneskı ko- münıst yönetıcilerın gözlerının "besle- dikleri kargalarca o\ulması"" olasılı- ğı yok sayılamaz. Ama her şeye karşın "reformiar"ın sürdürülmesinde. ikti- dar-sermaye-Batılı politik ve finansçev- releri arasında bugün ıçin genelde uyum \ar Hatta en buy ük sekız banka grubu. şu sıralardaVeltsin-Çernomirdin ikti- darınııı devamından daha iyı seçenek- leri olmadığını açıklıyor \e bu yolda ekonomık ve politik ağıdığmı kullanı- >or. Ancak Rusy a gibı istıkrarsız bır ulke- de bır gün sonrasının bıle ne getirebıle- eeğını öngörmek zor. Özellikle de Kremlınde \e ordu içinde gerek ıç ge- rekse de dışpolıtikada farklı \aklaşım- lara sahıp güçlü odaklann varlığı göz önüne alınırsa. Bu arada ">eni Ruslar"serpılip ge- hşırken. halk ("eski Ruslar" mı de- sek'1 ) sefalet içinde. verıleri. birkaç y\l içinde Moskova bırkaç yıl içinde dünyanın enpahalıbeşkenti arasınagiriverdi (ki- mi verileregörebirınci). 1990"dan son- ra ortalama ücret 1200 kez artarken. fi- yatlar 4350 kat yükselmiş durumda. Hizmetler ise 12.200 kat! Moskova da telefon ücretı eskisınden tam 20.000 kez fazla. Fiyatlarda ABD'düzeyini yakala- yan Rusya'da ortalama ücret 65-70 do- lar: yanı ABDdekinden 30-35 kez da- ha duşuk. Yıllarca ıçlennde yaşamama karşın, hâlâ Mradan Rusların nasıl ge- çınebildiklerine doğrusu şaş.ıyorum. Üretım son üç yılda yüzde 40 düştü. ~ milyon ınsan açık \eya gizli işsız. Dış borçlarda Rusya'nın yeri dünya ikinci- lığı. Sağlık. bılım ve kültür alanında tam bir "felç"gözleniyor. Son bırkaç yıl için- de Rusya nüfusu azalıyor. K.imılenne göre. böy lece Rusya yavaş yavaşyokoluyor. DÜNYA BANKASI ÎMPARATORLUĞU'NDA GAZİNO KAPİTALİZMt / Pmf. Dr. ALPASLAN IŞIKLI Kutsallaştırılmış pazar yasalarıDünya Bankası împaratorluğu'nun.geçmişın ım- paratorluklannı anımsatan sayısız yönleri bulun- maktadır. Bu imparatorluk da dünya uluslanna egemenli- ğini kabul ettirmek \ e bağımsız dev letleri egemen- liği altına alabilmek için çok değişik yöntemlerden yararlanmakta: emellerini day atabilmek ıçin. Latın Amenka modelinde görüldügü üzere. ülkelerin ken- di içlerinden devşirilmişordulan da kullanabilmek- tedir. Bir bakıma. Dünya Bankası tmparatorluğu'nun geçmişin imparatorluklarından tümüyle farksız ol- duğu da söylenemez. Geçmişin imparatorlukların- da, ne türde olursa olsun belli bır göksel \e uhre\ı ınanca \e bu ınancı temsil eden teokratik yapının doruğundayeralanetkinbırruhbansınıfınaönem- li bir yertanınmaktaydı. Evrenin ve doğanın sırla- rına vakıf olduklarına inanılan ruhban sınıfının gö- rüşleri tartışmasız bir ağırlık taşıdığından. iktidarı elinde bulunduran monarka en büyük destek bu yolla sağlanırdı. Yeni din: Neo-Iiberalizm * Dünya Bankası İmparatorluğu'nda. iktidann gök- sel ve uhre\i bir din temeline dayalı olmaması ve bu din adına etkınliğinı sürdüren bir ruhban sınıfı- nın bulunnıaması, geçmişin imparatorluklarında görülmeyen birdurumdur. Ancak. budurum. Dün- ya Bankası Imparatorluğu'nda belli ve özel bir an- lamda bir dinın ve bu dini temsil eden ve ruhban • Dünya Bankası împaratorluğu'nun dini neo-liberalizmdir. Dolayısıyla, Dünya Bankası Imparatorluğu'nda da bir tür ruhban sınıfı vardır: bu sınıfı, Dünya Bankası uzmanlan oluşturmaktadır. sınıfının işlevlerini yerine getıren. kendine özgu bırorganizmanın ve işleyişin mevcutbulunmadığı anlamına da gelmez. Dünya Bankası İmparatorlu- ğu'nun da belli anlamda bir dini vardır: bu dinin adı neo-lıberalızmdir. Dolayısıyla. Dünya Bankası Im- paratorluğu'nda da bır tür ruhban sınıfı vardır: bu sınıfı. Dünya Bankası uzmanlan oluşturmaktadır Bu nedenledır ki yakın bır tarıhte yayımlanmış bu- lunan vebu konuda çok ay dınlatıcı tahlıllere yer ve- ren bir kıtapta "Dünya Bankası'nın seküler im- paratorluğu" deyıminın kullanılmasındaki isabe- tı kabul etmek gerekir. (2) \eo-liberalizm. günümüzde birdinolmanın öte- sınde. köktenci (fundamentalıst) bir ınanç nitelıği kazanmışbulunuyor Giderek belirgınleşen bu ger- çek. Toronto Ünnersıtesı'nde ilahiyat dalında su- nulan ve kabul edilen ilgınç bır doktora tezinin "Dünya Bankası'nın Köktenci İlahivatf konu- suna ayrılmış bulunan ilk bölümünde açıklıkla or- taya konulmuştur. Tezin sahibi Mihe\c. Dünya Bankası'nın Afrıka'daki yapısal uyum programfa- rına karşı yerel kılıselerin \e toplumsal hareketle- rın tepkılerinı incelerken. Dünya Bankasının kal- kınma v izy onu ıle yeni muhafazakâr, sağcı. kokten- cı dinsel akımlar arasında çarpıcı benzerlıkler bul- maktadır.Mıhevc'e göre "Dünya Bankası'nın eleş- tiriler karşısında yapısal uyumıı savunurken iz- lediğiyol. İncil'in köktenci yorumlarıyla yakın- dan koşuttur. Dünya Bankası'nın. ideolojisinin egemenliğini güvence altına alma yolunda \e muhaliflerine karşı yararlandığı strateji de ge- ne köktencilerinkine ben^emektedir... Dünya Bankası. yalnızcaalternatiflerin >arlığını inkâr etmekle kalmamış; son on yıl boyunca yaptığı üzere. gelişmekte olan ülkeler için mümkün olan seçeneklerin teke indirgenmiş olduğunu temine çaba sarf etmiştir." (3). Mihevc'ın bu görüşündeyalnızolmadığt anlaşı- lıyor. Bir Protestan düşünüre göre. "Pazaryasala- rı, aşkın (transcendant), sosyolojik bir kutsallaş- tırma süreci gibi görülür olmuşlardır. Nalnızca y üce bir yer kazanmakla kalmamışlar, doğa ya- saları gibi dokunulmaz bir konuma erişmişler- Yeni Tanrı: "Görünmeven el' Adam Smith'in klasık kuramında ıfadesıni bu- lan "görünmeven el" günümüzde neo-lıberalizmin Tanrısıolmuştur Inanılmaktadırkı gorunmeyenel, sanki Tanrı gibi. gizemlı birbiçımdeekonomikya- şamı yönetmektedır. Görünmeyen eli tanımayanlar __ veya daha kötüsu ona karşı çıkanlar, felaketlerını SÜRECEK hazırlamaktadırlar. Görünmeyen el. adeta Tanrı gibi. fani insanoğul- lannın denetiminın dışındadır: "Eğer selamete gi- den yol fedakârlık ve kefaret gerektirmekteyse bu durumdan hiçbir insani kurum, hiçbir birey sorumlu tutulanıaz." Dolayısıyla, paranın ışleyı- şmtn sonuçlarına boyun eğmek, tıpkı Tanrı'nın emirlerine uymak gibı kaçınılmazrfır: bu sonuçlar ne olursa olsun, neo-liberal iktidarlann \ e program- lann bunlardan sorumlu tutulmaları ve bu yüzden eleştinlmeleri yanlıştır. (5) BirtarihteTurgutÖzal'ın da fıyatlara "narh" konulması yolundaki bazı öne- rilen eleştirirken "Fiyatları Tanrı belirler"dedi- ğini anımsayanlar olacaktrr. Böyle olunca. halkın. pazar mekanizmasının acımasız ışleyişı sonucun- dayükselenfiyatlar altında ezilmesı. ilahi takdirin ıcabı sayılmalıdır. Kuşkusuz sözü edilen ilahi tak- dirin anlamı. tslamda değil. neo-lıberal öğretiler- de aranmalıdır. (21 SHHIII George antlFahrizıo Stıhellı. Faıth aıut Credıt. The ll'oıIdBunk \ Secıılur Eınpııe Pengıım Boola. Loıulra, 1994 litJohn Mıhe\ı. "The Changıng Debute on Structttral Ad- justıııeııt Poltt.ıvs . ' (lİKsertutıon tor Ph. D. in theologı. CııhersıtyofSl. Michael'sCollege. Toronto. Canatla 1992, S. Gernge aııd F Sabellı. uge. v 96 (4ı Jıılio de Santu Ana. "Sacrahzatıon aııd Sacn/îce ııı Hıımune Pımrıe''. Saırifice aııd Hımuıne Ecımomic Li/e. Cau-nc. li'CC 1992. S. GcorgeandF Sabellı. age. \. 97 I?) Bk: -dııı VIT POLİTİKAVEÖTESİ MEHMED KEMAL Anayasayı Çiğnemek Nasıl Bir Şey ••• Son günlerde olaylar öyiesine birbirine karıştı ki. Baba Erenler de dil uzatmaya başladı. Sorulduğun- da ne düşündüğünü söylüyor. Eskiden, "Ben karış- mam" derdi. Şimdi nah dili bır karış; etliyle de karı- şıyor, sütlüye de... Anayasa değişikliğinden sonra Baba Erenler't> sormuşlar: "Nasıl buldun?" "Aylardır herkesin mıncıkladtğı yasa bu kadar olur". demiş. Beğenmemiş oluyor. Biri Mevlevi, biri Bektaşi, biri de softa mı softa üç kişi yolculuk ederlermiş. Bir yere varmışlar, konak- lamışlar. Yemişler içmişler, derken bırtepsi baklava gelmiş. Öyiesine doymuşlar ki baklavayı yiyecek hal kalmamış. Ne yapsınlar? Bektaşi söze davranmış: "Yarenler, yemeğımizı yedik, şükür; tatlımızı. rney-, vemizi mıdeye indirdik. Sıra baklavaya geldi ama, yi-; yecek güç kalmadı. Bu baklava yarına kalsın. Gelin' bu gece istıhareye yatalım, rüyasında baklava kime düşürse sabahleyin o yesin. Olur mu?" Herkes dinıne, ınancına bütün ya, uykuyayatmış- lar. "Olur..." demişler. Kendilerini uykuya vermişler. Sabah olmuş, uyan- mışlar; Bektaşi babası: "Anlatın bakalım, ne rüya gördünüz?" Mevlevi de- miş ki: "Geceydi, korkunç bır karanlık vardı. Karan- lıktan yararlanarak arş-ı âlâyı dolaştım." Sıra softaya gelmiş. "Öte dünyaya gıttim. cennete vardım. Her türlü ta- am var. Huıilervar, gılmanlarvar, Kevserırmaklanakar, cennetlıkler bunlara bakar. Yedım. içtim, yattım, kalk- tım, gözüm başka bir şey görmedı." Sıra Bektaşıye gelmiş: "Baba Erenler, ben de sizleri dikizledim; ne edip ne yaptığınıza baktım. Birinizin göklerde uçtuğunu, • birinizin cennette keyfettiğinı görünce, bunlar bir daha bu fani dünyaya dönmezler dedim. Kamım da< iyıce acıkmıştı. Bır tepsı baklavayı yedim" demiş. Anayasa değişikliğı, seçım gibı yasaların konui edildiği yerde Bektaşi fıkralarının yanında seçim fık- ralan da geçerlidır. Bektaşinın yerıni seçim fıkrajan' ahr. Bır anayasa fıkrası da Ağrı Milletvekili Halis Öz-, türk'ten gelır. Onun anayasa öyküsü çok ünlüdür.; 1950'de doğudan DP lıstesinden milletvekili olmuş-; tu. Adı, kımlığinde Halıs Ağa diye anılır. Gençliğin- de çok hoyratmış; yol kestiği, adam soyduğu söy-; lenir. 1950'den 1960'a kadar sürekli on yıl milletve-' killiği yapmıştır. Derken 1960'ta askeri harekât olun- ca Yasssıada'ya onu da almışlar, "anayasayı tağyir, tebdıl"öen sorgusunu yapıyorlar. Yargıç sorar. j "Halis Öztürk müsün?" j "Evet efendim." i "Söyle bakalım, sen anayasayı 'tebdil ve tağ-; yir'edenlerden mişsin?" ; "Neyi, ne etmışim?" • "Anayasayı çiğnemişsin." - ' "Vallahı çiğnemedım efendim." "Çiğnemişsin bak, burada öyle yazıyor." • Halıs Ağa yerinde bir doğrulur, cezası idam olan suç karşısında şöyle der: "Vallahı hâkım bey, Incil'içiğnemişim, Tevrat'ı çiğ- nemişim, Kuran'ı çığnemışım. Ama bu anayasa na- sıl bir kitaptır, görmemışim, çiğnememişim." Halis Ağa'nın anayasası da böyle... Görmüyor, bilmiyor, duymuyor. B U L M A C A SEDAT YAŞAYAS SOLDAN SAĞA: 1/Yaklaşık beşkı- lometrelık bır 1 uzaklık ölçüsü... „ Işaret. II Pamuk. ' yün gibı şeyler 3 eğırmekte kullanı- lan araç. . Diyar- 4 bakır'ın bır ılçesı. 5 3/ Tütsüyle kuru- tulmuşu oldukça 6 sürümlü olan bır 7 balık... Afrıka'da bır ırmak. 4/ Açık 8 samanrengı... Q Olumsuzlukbelır- y ten bır önek. 5/ Şeyh Bed- rettin'ın Tanrı. e\ren ve ın- san konusundakı göriışlerını içeren ünlü yapıtı. 6/ Bırta- kım bıtkılerden elde edilen ma\ 1 boya maddesi. 7/ A\ ust- ralya'da yaşayan bir cıns de- vekuşu... Kaba \e çırkin. 8/ Kırma. melez... Yunan rakı- sı. 9/ Tümör... Bır tngılız uzunluk ölçüsü bırimı.. Hay- \anlara \ urulan damga. YUKARIDAN AŞAGIYA: 1/ Buharlı gemılerden önce Osmanlı donanmasında savaş gemısı olarak kullanılan tekne. 2/ Arıların çıkardıgı bır tür salgı... Çıkar yol, çare. 3/ Ortadoğu ve Ön Asya'daki çeşit-î li halklarca yeni yılın başlangıcı ya da bahar bayramı ola-| rak kutlanan gün. 4/ Motorda sızdırmazlıgı sağlamak ıçin1 kullanılan esnek metal parça... 5/ Fasıla... Ayakkabı. çanta' gibı şeylerın yapımında kullanılan parlak den. 6/ Cıvanın' sımgesi... Kuran'dabırsüre. 7/ "Havva Anan dünküçocuk sayılır —"yum ben" (Ahmed Arif). 8/Kayınbırader...AI- çak enlemlerde esen düzenlı rüzgâr. 9/ Ege Bölgesfde ün- lü bır antık kent... Briçte bır roberi oluşturan ikı bölümden' her biri. İLAN T.C. ESKİŞEHİR 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Esas: 1990 106 Karar: 1991/737 Handan llgın vekıli Av. Demircan Ankan tarafın- dan da\ alı Servet llgın aleyhine açılan boşanma da- vasında: Kütahya ili, merkez. Alipaşa Mahallesi. cilt 001 02. s'ayfa 57. kütük 120'de nüfusa kayıtlı dava- cı Mahmut ve Neriman kızı 21.9.1965 doğumlu. Handan llgın ıle eşi davah Ali Erdoğan ve Akıfe oğ- lu. 19.5.1961 doğumlu Servet Ilgın'ın şiddetli ge- çimsizlik nedeniyle boşanmalanna. 100.000.- lira ve- kâlet ücretinin ve 82.200 lira mahkeme masrafının dav alıdan tahsıline. 23.10.1991 tarihinde karar veril- miştir. Bu karar özetı davalıadresimeçhul Servet Ilgın'a ilanın teblığı ıle 7 gün bekleme. 15 gün temyız müd- deti sonunda kararın kesinleşeceği ilan olunur. Basın: 33470
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog