Bugünden 1930'a 5,433,182 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 20 TEMMUZ 1995 PERŞEMBE OLAYLAR VE GORUŞLER Güneydoğu'nun kurtuluşu ve KITler 1930'larda tüm Türkiye için geçerli olan koşullar, şu anda Güneydoğu bölgesi için de geçerlidir. 1930'larda Türkiye için basJatılan "devlet eliyle sanayi atıkmı" şimdi Güneydoğu Anadolu'ya uygulanmalı. Dr. ALEV COŞKUN Eski Milletvekili ve Turizm Bakanı H ükümet son günlerde Özel sektör. gelirinı arttırmak için ça- Güneydoğu bölgesinin I'Ş""- Amacı kârını en yüksek noktaya ekonomik kalkınması ulaştırmaktır. Özel sektörün ulaştırma. için büyük parasal des- pazarlama, işgücü olanaklannı düşüne- tekler vaadeden bir öne- r e k ^endisi için en uygun yerde yatınm ri paketini kamuovuna vapması doğaldır. Güneydoğu Anado- lu'da özel sektöre ait işyerlen ve fabri- •»ükümet son günlerde Güneydoğu bölgesinin ekonomik kalkınması için büyük parasal des- tekler vaadeden bir öne- ri paketini kamuovuna açıkladı. Bu ekonomik paketin aynntılan belli değil. daha ziyade altyapı yatınmlanna, yanm kalmış özel sektör tesislerine veri- İecek kredilerden oluşuyor. Serbest re- kabet kurallanna dayalı bu ekonomik • önlemlerin yanında daha cıddi atılımlar gerekiyor. Altyapı yatınmdan çok üreti- me dayalı yatırım yapılması gerekir. Serbest rekabet ekonomisi tüm koşul- lar yerinde olduğu zaman bile çok zor işliyor. Güneydoğu'da ise aksak bir eko- nomik düzen söz konusudur. O bölgenin kalkınması vahşi kapitalizmin kuralla- nyia degil, ülkemizin 1930'lardaki ICİT heyecanı ile başanlabilir. Bu yazımda, bu konuda somut öneri- ler getiriyorum. Ancak önce şu önemli gerçeği belirterek asıl konuma girece- gim. Nerede silahlı bir kalkışma varsa, devletin orada terörün üzerine gitmesi gerekir; kendi sınırlannı koruması dev- letin asli görevidir. Güneydoğu'daki terörü besleyen ana damarlardan en önemlisi bu bölgede ya- şanan yoğun işsizliktir. PKK de bu sos- yo ekonomik olgudan alabildiğince ya- rarlanıyor. Bataklığı kurutmak için ıvedi önlemler almak gerekiyor. Bataklık ku- rutulmazsa her zaman sivrisinek ürete- cektir. Öncelikle gelir dagılımındaki denge- sizliği ortadan kaldıncı. işsizliği önleyi- ci ekonomik önlemlere ağırlık verilmeli- dir. Bu nasıl olacaktır? Bunun ekonomik yönden tek yolu vardır: Iş olanaklan ya- ratacak, üretime dayalı yatınmlar yap- mak... Bu yatınmlan kim yapacaktır? Ûzel sektör mü, devlet sektörü mü? Şimdi gayet nesnel olarak inceleyelim: kalar kapanırken. yeni sanayi tesislerinin Güneydoğu bölgesine gitmesini bekle- tnek safdillik olur. Kürt kökenli işadam- lanmızın çoğunluğunun sanayi ve tican yatınmlar için yıllardan beri tstanbul yöresi Marmara ve Batı Anadolu bölge- İerini seçtıkleri bilinen bir gerçektır. Do- ğu ve Güneydoğu Anadolu'daki KİT ö- zelleştirmelerinin de bir işe yaramadığı- nı görmeli ve hatırlamalıyız. Kars'ta özelleştirilen süt fabrikası ne oldu? Için- deki makineler sökülüp, Batı'ya taşındı, kapısına kilit vuruldu. Bu koşullarda, Güneydoğu'da iş olanaklan yaratmak devlete kalıyor. Anayasamız bölgelera- rası ekonomik dengesizliklerin kaldınl- ması görevini zaten devlete vermemiş midir? Bu konuda ülkemizin çok başanlı bir deneyım ve birikimi vardır. 1930'lardan başlayarak ülkemize yüzlerce sanayi te- sisi kazandıran. sanayileşmemizi sağla- yan KlT deneyiminden yçniden yarar- lanmalıyız. KlT'ler 1930'lardaki dünya ekonomik bunahmı sırasında tüm dünyada (ABD, İtalya, Ingiltere, Fransa ve Almanya) ve özellikle Türkiye'de başanlı sonuçlar vermiştir. KlT'ler sanayi kesiminde ön- cü ve örnek kuruluşlar olarak Türkiye"de sanayinin kurulması ve gelişmesine çok büyük katkılar sağlamışlardır. Unlü lngiliz bilim adamı A.H. Han- son, KlT'lerle ılgili olarak yazdığı "Ekonomik Kalkınma ve Kamu İktisadi Teşebbüskri" adlı eserinde, Türkıye'nin KtT'ler yoluyla yoksulluktan kurtuldu- ğunu, sanayileşme yönünde çok önemli adımlar attığını belirtir. Komünıst rejim- ler dışında Türkiye"nin mucize niteliği taşıyan ekonomik kalkınmasını KİT'lere borçlu olduğunu belirtir (1). Prof. Hershlag da bu yıllardaki atılımı çok över. Kitabında saptadığı gibi. "Türkije'nin sanayi üretimi 1927'de dünya toplamının yüzde 0.14'ü iken, 1939'da dünya toplamının yüzde 0.23'üne çıktı. Bu dönemde yalnızca Sov- yetler Btrtiği ve Japonya bu sanayileşme hızını aşabümiştir." (2) 1930'larda uygulanan ekonomi polıtı- kasının temeli, üretimin -özellikle sınai üretımin- arttınlmasıydı. Özel girişimci- lik yoluyla sanayileşme olanağı çok sı- nırlıydı. Bu durumda sanayileşmenin devlet eliyle gerçekleştirilmesi zorun- luydu. 1930'larda tüm Türkiye için geçerli olan bu koşullar. şu anda Güneydoğu bölgesi için de geçeriidir. 1930'larda Türkiye için başlattlan "deviet eliyle sa- nayi aühmı" şimdi Güneydoğu Anado- lu'ya uygulanmalı. Onenmiz, Güneydoğu'da yeni KtT'ler yaratmak yerine, Batı bölgesinde bulu- nan ve satışı kararlaştmlan kimi KlT kuruluşlarını Güneydoğu'ya taşıyarak öncü örnek niteliğınde işletmeler yara- tılmasıdır. Böylece işsizliği önlemeli, büyük kentlere göçü durdurmalı, bölge- de yeni ekonomik olanaklar yaratmalı- dır. Japonya ve ttalya bu uygulamayı ba- şan ile gerçekleştirdi. Kimi KlT'leri alıp ekonomik yönden daha az kallanmış yö- relere taşıdı. (Özellikle, ltalya'da uygu- lanan Güney İtalya Projesi gibi). Marmara bölgesindeki, özellikle ls- tanbul, Ankara ve lzmir'deki KlT'lerin elinde çok değerli arsalar vardır. Bu ar- salan ayn, içindeki fabrikalan ayn dü- şünmek arsa ile fabrikayı ayn ayn de- ğerlendirmek gerekir. Daha önce KlT yöneticiliği yapan Sa- yın Dr. Nezih Neyzi'nin belirttiği gibi (Cumhuriyet, 16.03.1995) Tekel'in likör fabrikasının tstanbul'un en değerli bir yeri olan Mecidiyeköy'de olmasına ge- rek yoktur. Meyvelerin bol üretildiği bir Doğu bölgesine, örneğin Malatya ya da civanna taşınabilir. Arsası da rant için ayrıca değerlendirilir. Çok büyük para getirir. Çok değerli bir turistik yerde olan Pa- şabahçe Rakı Fabrikası, üzüm ve anaso- nun bol olduğu Güneydoğu'ya yakın bir yere. örneğin Gaziantep'e taşınabilir. lz- mir'in en değerli yeri olan Alsancak'taki sigara fabrikası için de Güneydoğu'da uygun bir yer bulunmalı, arsasından rant olarak yararlanılmalıdır. Topkapı Bakırköy sahıl bandı üzenn- deki Sümerbank Giyim Fabrıkası'nın denize bakan arsası bugün tstanbul'un en gözde yöresinde olup, paha bıçilmez değerdedir. Bu arsanın rantından yarar- lanılmalı, tesisler de Güneydoğu Anado- lu'ya taşınmalıdır. KlT'ler konusunda son on yıldır siste- matik olarak oluşturulan düşman görüş- leri bir yana bırakmalıyız. Biz ulusal çı- karlanmıza en uygun olan siyasayı ûret- meli ve uygulamalıyız. ÂBD'deki KTT ABD'de 1930'larda geri kalmış bir yöre olarak Tennessee Vadisfnin kalkın- ması için Tennessee Vadisi Projesiyara- tılmadı mı? TVA (Tennessee Valley Aut- hority)adlı dünyamn en büyük KlT'ı ha- len orada çalışmıyor rau? Neden, Dnnya Bankası \e IMK ÂBD'deki bu KlT'in satışını istemiyorlar da, bizim elimizde- kilerin haraç-mezat satışını bize dayatı- yorlar... Ülkemizin gelişmesi bınlerce kilometre ötedeki IMF merkezinden yönlendirilemez. IMF genel reçeteler sunarak Türk ekonomisine yön veriyor. Oysa bizim Doğu ve Güneydoğu Ana- dolu bölgesinde özel durumumuz var. Bölgeden Batı'ya büyük bir göç var- dır. Tanm ve hayvancılığa dayalı olan ekonomik faalıyetler gıderek gerilemek- tedir. Tanmsal gelir açısından, gerileme açıktır. Devletin ekonomideki payını kü- çültme politikası da bölgeye yapılacak öteki yatınmlan durdurmuştur. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da ciddi bir gelir dengesiziiği vardır. Bölge halkını ihmal edilmişlik duygusundan kurtarmanın yolu, somut yaklaşımlarla olanaklıdır. Doğu Anadolu bölgesinin sorunlannı çözmek ve öbür yörelerimizle aradaki gelişmişlik farkını gidermek için. önce- likle bölgesel kalkınma planının uygula- maya konulması gerekir. Halen bu amaçla hazırlanmış adı DAP olan yasa tasansı, TBMM Genel Kurulu'nda gö- rüşülmek için beklemektedir. Ne yapmah? Öncelikle sistematik olarak kamuoyu- na kabul ettirilmek istenilen "KİT fobi- si"nden kendimizi kurtarmalıyız. 1- Emek yoğun üretim yapan KlT'ler ivedilikle ve hızla yeniden düzenlenerek Güneydoğu Anadolu'ya taşınmalıdır. 2- Özellikle imalat sanayiinde faaliyet gösteren KÎT'ler, tanmsal amaçh KİT'ler, gıda-içki-tütün, ayakkabı, yün ipliği sektöründe çalışan KlT'ler Batı Anadolu'dan ve Marmara bölgesinden sökülerek Güneydoğu Anadolu'ya taşın- malıdır. Bu fabrikalann değerli arsalan- nın satışından elde edilecek gelirin bir bölümü ile bu fabrikalar kolayhkla taşı- nabilir. Böylece sanayi, bölgelere adil olarak dağıtılacaktır. Bu fabrikalann yakın çev- resinde yeni yan sanayiler gerçekleşe- cektir. Yedek parça üreten özel sektör te- sisleri gelişecektir. Işçiler bölgeden sağ- lanacaktır. İmalat sanayiindeki KlT'lerin Güney- doğu'ya yayılması, Güneydoğu'da gö- nenç (refah) yaratacaktır. Bu yeni politi- ka ile: 1- Güneydoğu'da iş olanaklan (istih- dam) yaratılacaktır. Işsizlığin bir ölçüde çözümüyle Güneydoğu'da terörü besle- yen temel kaynaklardan birisi kurutul- muş olacaktır. 2- KlT'lerin haraç-mezat satılmasından doğan sorunlann bir bölü- mü ortadan kalkacaktır. 3- Kamuoyunun vicdanında rahatlık yaratacaktır. 4- Böl- geler arasındaki ekonomik dengesiziiği ortadan kaldıracaktır. 5- Güneydoğu'dan büyük kentlere göç önemli ölçüde ön- lenmiş olacaktır. Türkiye artık bağimsız büyük bir dev- let olduğunu anımsamalı, dış dayatmala- ra göre değil. kendi ulusal çıkarlanna uygun politikalar üretmelidir. (1) A.H. Hanson Pubtic Enterprise And Economic Development London. Routled- ge. 1965. s.116 (2) Z.Y. Herslag, The Contemporarv Turkish Economy, London, Routledge. 1988, S. 332 (3) Özelleştirme denilen politika aslında başansız kalmıştır. Son 10 yıllık dönemde toplam 31 milyon 300 bın dolarlik özelleş- tırme yapılabıldı. Buna karşılık 25 milyon 822 dolarlık harcama yapıldı. Bu harcama, dışandaki bazı kuruluşlara ödenen danış- manlık ücretleri, bankalara ödenen satış komısyonlan ve basına, televizyona veri- len ılanlardır. Böylece onca KlT'in satışın- dan sadece 5 milyon 478 bin dolar gelir sağlanmıştır. Bu gelir komıktır, üzücüdür. Görülüyor kı. KlT'lerin satışından. devlet hazınesi değil; dış danışmanlar, komisyon- cular, bankalar. yazılı ve görsel basın yararlanmıştır. PENCERE Gali?. - Hıh!.. Gördün mü, gelemedi... - Gelseydi, görürdü gününü... - Adam müsveddesi... - Tansu Hanım hazırlanmıştı; herifı baştan aşağı sıvayıp paçavraya çevirecekti... - Aşağılık herif!.. - Ama gözü yemedi... -Alçak!.. Kimbu?.. -•;. Butros Gali.. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Türkiye'ye ge- tecekti; ama, tepkiler öylesine yoğundu ki Butros Ga- li ülkemize ziyaretini erteledi. Medyamız bu olay üze- rine aldı verdi; manşetlerle, başlıklaria, yorumlarla halkımıza anlattı ki bu herif Müslümanlara kıyan Mı- sırlı bir Kıptidir, adamın yedi sülalesinden başlayarak bir iyi küfrettik.. • llkel topluluklarda kurban yasası geçerlidir; uygar- lığın girmediği zaman ve uzamlarda, işlerters gitti mi neyapılır?.. Tanrılara kurban sunulur. Eskiden tanrılara sunulan kurban insandı; uygarlık emeklemeye geçince, kurban hayvana dönüştü... Sel taşkını mı oldu?.. Demek ki tanrılar öfkelendi. Bu kızgınlığı dindirmek için kurban gerek... Deprem mi?.. Salgın mı?.. Kötü ruhlar üstümüzde dolaşıyor... Neyapmalı?.. Kabilenin başı. topluluğun lideri, cemaatin şeyhi, zavallı insanlann kaygılannı gidermek, öfkelerini ya- tıştırmak için birisini kurban diye ortaya atar. Çağı- mızda bu yöntem üstü örtülü biçimde sürmektedir; öfkeli toplumlar kurban istiyoriar; liderler kurbanın kanlı tezgâhını hazırlıyorlar... her halkın bir sunağı vardır... • Butros Gali, Türkiye'ye gelseydi, kalabalıklar mey- danlara dökülseydi, öteyi beriyi taşlasaydık, yaban- cı elçiliklerin kapısına dayansaydık, hızlı eylemciler bu işin başını çekselerdi, daha alengirli olacaktı, kuıUa- nmızı dökecektik, yaşam sıkıntısı ve geçinme derdiy- le içimizde burum burum burulan duygulann bağır- saklannı deşecek, Frenkçe deyimiyle deşarj' olup ra- hatlayacaktık; ama, "herif" gelmeyince, öfke medya- nın diline vurdu... Ne var ki medyamızın sağduyulu ya da bilinçli bir- MArkosı 19. sayfoda Evet, çevre gerçekten intikam alıyor. Önce Doğu Karadeniz ve Ege'de, ardmdan İstanbul'da, can ve mal kaybma yol açan, göz göre göre geliyorum diyen büyük sel felaketleriyle, çevre insandan intikam alıyor. Üzerindeki yeşil örtüyü yok eden insandan... Doğal dengenin boznimasına yol açan, göçlere, çarpık kentleşmeye neden olan ve göz yuman insandan... Erozyonu yaratan, yarattığı erozyonun önüne geçemeyen, kendi geleceğini önemsemeyen, sorumsuz insandan intikam alıyor. Bu, erozyon. Yani toprak kaybı, yani çölleşme, yani yaşamın sonu. Durum acil! Türkiye hızla çöl oluyor. Tek bir ülke olarak>? erozyon yüzünden bir yılda kaybettiğimiz toprak, Avrupa ve Avustralya gibi iki büyük kıtanın yıllık kaybma eşit. Her yıl, Kıbrıs Adası'nm yüzeyini kaplayacak genişlikte "biyolojik" toprağımızı, yani en verimli toprak katmanımızı, akarsulara, denizlere akıtıp kaybediyoruz. Çok değil, 25-30 yıl sonra üzerinde tanm yapacak toprak, gölgesinde oturacak ağaç bulamay acağız. 10 Temmuz 1995, Istanh' TEMA Türkiye Erozyonla Mücadele, Agaçlandırma ve Dogal Varlıkları Koruma Vakfı Türkiye çöl olmasın. Çayır Çımen Sok A/2 6lok D 10 Emlak Kredı Bloklan Levent 80620 Istanbul Tel. (0-212)281 10 27-268 09 85 Faks: (0-212) 281 1132 Erozyonla mücadelede bırey olarak neler yapabileceğinizi ögrenmek ve ayrıntılı bilgi almak için TEMA Vakfı yardımcı olmaya hazır. Bu felaketlerin sorumlusunu uzakta aramayalım. Sorumlu biziz... Her metreküpünde 100 km. uzunluğunda kök bulunan vatan toprağını yok eden biziz. Kişisel yükümlülüklerimizi yerine getirmeyen biziz. Önlem almakla görevli olanlardan hesap sormayan biziz. Erozyonu biz yaratıyoruz. İşte çevrenin intiiraTTiiTiriflTi daha tehlikeli olan tek şey bu: Umursanıazlık. Çünkü toprak kaybı, ülkelerin kaderi değil! Örgütlü, bilinçli, planlı mücadele erozyonu durdurur. Dünyamız, bunun sayısız örnekleriyle dolu... Yaşammız için, bugününüz için, bugün harekete geçin. Yarm çok geç olacak. Kendinize şu hayati soru3nı sorun: "Erozyona karşı ben ne yapabilirim?" Soru sormakla yetinmeyin. Hangi siyasi görüşü taşırsa taşısın, erozyona karşı önlem almayan; alıp, uygıılamayan yetkililere; erozyonla mücadeleyi programlarına öncelikli olarak koymayan siyasi partilere karşı sesinizi yükseltin. Vatanın toprak kaybetmesini umursamayanlara oy vermeyin. O y u n u z s e l e g i t m e s i n .
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog