Bugünden 1930'a 5,466,868 adet makale



Katalog


«
»

," SAYFA CUMHURİYET 20 TEMMUZ 1995 PERŞEMBE 12 DIZIYAZI Borçlann silinmesi karşılıksız olmuyor• Doğu Avrupa'nın aldığı krediler, dış borçlar olarak kaldırılmasi zor bir ağırlık oluşturuyor. Bu tür borç silmeler hîçbir zaman karşılıksız olmuyor. Bu ülkeler, dış borçlarının artmasına paralel olarak uluslararası platformlarda özgür manevra ve egemenlik haklarını tehlikeye sokmuş oluyorlar. D oğu Avru- pa'ya yöne- İik yardım- lann içinde bağış niteli- ğinde olan- lar, yani geri ödenmesi ge- rekmeyen yardımlar tüm yar- dımın sadece yüzde 13.5'ini oluşturuyor. Kıyaslayabil- mek için hemen bir hatırlat- ma yapalım. tkinci Dünya Savaşı'ndan sonra yerle bir olan Batı Avrupa'nın yeniden inşası için başlatılan Mars- hall yardımında geri ödenil- mesi gerekmeyen bağışlar. tüm yardımlann yüzde 88'ini oluşturuyordu. Hatta, Üçün- cü Dünya ülkelerine yapılan Rusya'daki bankalarda vatandaşlar uzun kuyruklar oluşturuyor. yardımlann bile yüzde 25'ı karşılıksız ba- ğış nıteliğini taşıyor. Kişi başına düşen yardımlar açısından da bölge ülkelen ara- smda önemli farklıhklar var. 1990-1993 yıllan arasında Macaristan'a kişı başına rmtyar dolar Dış Borçlar 1990 - 1994 1500 S'lık dış yardım girmiş. Aynı dö- nemde Polonya'nın alabildiği yardımlar kişi başına 610 $. Bu ülkeleri 480 S'la Bulgaristan. 260 S'la Romanya izliyor. 1994 yılında. yani biryıl içinde kişi başı- na değil de miktarolarak da bakıldığında en fazla kredi alabilen ülke, Ma- caristan. Bölge ülkeleri arasında en yoksullan- nın değil de, aksine du- rumu iyi olanlann daha fazla İcredı alabilmesi olgusu, bu ülkelerde ya- pısal dönüşüm program- lannın daha iyi uygulan- masıyla ve bu ülkelerin IMF ve Dünya Banka- sı'nın saptadığı koşulla- ra daha iyi uyum yapa- bilmeleriyle açıklanıyor. Çizelge 4 (BDT'yç yardımlann ülkelere göre dağüımj). Sanayileşmiş ülkelerin I j • — IBulganstan ÇekCum. Polanya Macanstan Romanya Stovakya Doğu Avrupa ülkelenne verdıği kredıle- rin tümü nakit değil. Bu ülkeler, açtıklan kredilerin önemli bir bölümünü (yüzde 23'ünü) ticari kredi olarak veriyorlar.Do- ğal olarak, ticari krediler de ancak o kre- diyi veren kurumun çıkarlan doğrultu- sunda kullanılabiliyor. Kullanılamayan krediler Böylece. kâğıt üzerinde verilmiş bulu- nan birçok kredi, kredinin açıldığı ülke- nin böyle bir alışverişe girmek isteme- mesi nedeniyle kullanılmadan kalıyor. Amerikan Eximbank tarafından Doğu Avrupa'ya verilen 200 milyon dolarlık ti- cari kredi buna çok ilginç bir örnek oluş- turmaktadır. Banka bu kredinin ancak Avustral- ya'dan yün alımında kullanılabileceği gi- bi bir koşul saptadığından, 200 milyon dolarlık kredinin ancak l .5 milyon dola- Borçları veren ülkelerin dağılımı Japofiya %8 ÇizelgeS n bölge ülkeleri tarafindan "harcanmış- ür". Kredilerin kimler tarafından verildıği- ne gelince: Kurumlar olarak baktığımız- da. bölgeye yönelik kredilerin yüzde 38'inin uzun ve orta vadeli kredi olarak IMF, Dünya Bankası, Avnıpa Yatınm Bankası gibi finans kuruluş- lan tarafından verildiğinı gö- rüyoruz. Ülkeler açısından bakıldığında ise (bak. çizelge 5) birinci sırada Almanya'yı görüyoruz. Bölgeye akan yaklaşık her 4 dolardan biri Almanya'dan geliyor. tkinci sırayı Birleşik Amerika, üçüncü sırayı da Fransa alı- yor. Doğu Avrupa'ya yönelik dış yardımlar konusunu araş- tıran uzmanlann verdikleri rakamlardan, bu bölgeye yö- nelen kredilerin giderek aza- lan bir eğilım gösterdiği anla- şılıyor. 1993 yılında bölge ül- kelerinin aldığı kişi başına düşen yardım, 30 dolann al- tına düşmüştür. Bu rakamın ne kadar cüzi olduğunu daha iyi kavrayabilmek için bir karşılaştırma yapalım: Al- manya eski DDR illerini kal- kındırmada yılda ve kişi ba- şına 5900 dolarlık harcama yapıyor. Irlanda, Avrupa Bir- liği'nden 1989-1993 yıllan arasında kişi başına yılda 262 dolarlık yardım alabilmiştir. 1994-1999 yıllan arasında Portekiz'e ise yılda kişi başı- na 436 dolarlık yardım veril- mesi planlanmıştır. Doğu Avrupa' nın aldığı kredilerin, dış borçlar olarak gıderek kaldınlması zor bir ağırlık oluşturduğu da dikkat çekilen noktalardanbiri. Eğer alınan krediler, ülke ekono- misinin yapısal dönüşüm ün- de ve üretken alanlarda kullanılmazsa, ül- kenin modemizasyonunun ivmesinin hız- landmlmasında harcanmazsa, bu borçla- nn geri ödenmesi sırasında önemli so- runlar baş göstereceği Polonya örneğin- de ortaya çıktı. Polonya'nın yetmişli yıl- lann sonundan iribaren aldığı borçlann, ülke ekonomısinin kaldıramayacaği bo- yutlara ulaşması sonucunda. Batı devlet- leri, bu ülkenin borçlannda önemli indi- rimlere gittiler. Doğal olarak bu tür borç silmeler hiçbir zaman karşılıksız olmu- yor. Bu ülkeler, dış borçlanıun artmasına paralel olarak uluslararası platformlarda özgür manevra ve egemenlik haklannı tehlikeye sokmuş oluyorlar. Bu nedenle, Doğu Avrupa'nın geleceğinin hassas noktalanndan biri de yardımlar ve dış borçlar sorunudur. Yarın: Doğu Avrupa'da yoksulluk ÇALIŞANLARIN SORULARI / SORUNLARI YILMAZ ŞIPAL Çok prim ödeyene az aylık 2422 sayılı yasanın yürürlüğe girdiğı 1 Mart 1981'den önce SSK sigortalılanndan "kadın ise 50 erkek ise 55 yaşını dolduran, sigortalı- hk süresi en az 15 yıl olan ve her yıl için ortaİama en az 120 gün nıalul- lük, yaşulık ve öiüm sigortalan primi ödemiş bulunan sigortalıya" da yaşlılık aylığı bağlanmaktaydı. 1 Mart 1981 öncesi bu uygulamada 5000 ya da daha fazla gün prim ödeyip emekli olan sigortalının aylığı yüzde 70'ten hesaplanmaktay- dı. 5000 günden az prim ödeyenlerin aylık oranlan ise bu yüzde 70 oranından "sıgortahlık süresinin 25 y ıldan eksik her tam yılı için yüz- de 0.50 indirim yapümak suretiyle'* saptanıyordu. Bu uygulamada, 25 tam yılın (9000 gün) primini ödeyenle 25 yıl- lık sigortalılık süresi içinde 5000 gününü (13 yıl, 10 ay, 20 gün) öde- yene de aynm yapılmaksızın yüzde 70'ten aylık bağlanıyordu. Böy- lece 20 yıllık sigortalılık süresi içinde 1800 gün (5 tam yıl) prim öde- yen sigortalının aylığı, yüzde 67.5 olarak hesaplanıyordu. Bu gün de 1 Mart 1981'den önce SSK'den emekli olanlara (süper emekliler ile üst gösterge tablosundan emekli olanlar dışında) 5000 ya da 9000 gün prim ödeyene yüzde 70,1800 gün prirn ödeyene yüz- de 67.5 üzerinden aylık ödenmektedir. Sosyal Sigortalar Kurumu'nda ödenen yaşlılık aylıklan arasında- ki haksızlığı; sayılar, sözcüklerden daha iyi anlatacaktır. 15 Nisan 1995 'ten sonra Sosyal Sigortalar Kurumu'nca ödenen en az yaşlılık aylığı (yasal deyim ile alt sınır aylığı) 5 milyon 664 bin 120 liradır. Bu tutann altında hiç kimseye yaşlılık aylığı ödenmemekte- dır. I Mart 1981'den önce emekJi olmuş üç sigortalı ile günümüzde emekli olmuş bir sigortalıyı örnek alarak bugün ne kadar aylık aldık- lannı görelim: 1. SİGORTALI: Bu sigortalı, primlerini 25 tam yıl (9000 gün) ek- siksiz ve 25 yılın primini de en yüksek ücretten ödemiş ve 1 Mart 1981'de önce emekli olmuştur. Bu sigortalı, Süper Emeklilik Yasası çiktığında ya bu yasayı haksız bulup yasadan yararlanmak istememiş ya da ekonomik koşullan 4 milyon ödemesine olanak tanımamıştır. Bugün bu sigortalı yüzde 70'ten ve 1696 göstergeden yaşlılık ay- lığı almaktadır. Aldığı yaşlılık aylığı ise 4 milyon 690 bin lira, sosyal yardım zammı ile birlikte toplam 6 milyon 144 bin 320 liradır. Aldı- ğı aylık en az aylıktan (alt sınır aylığı) sadece 480 bin lira fazladır. 2. SİGORTALI: Bu sigortalı, 20 yıllık sigortalılık süresi içinde 5 tam yıl (1800 gün) prim ödemiş ve son üç yılın (1080 gün) primleri- ni tavandan ödeyerek I Mart 1961 'den önce erkek ise 55, kadın ise 50 yaşını doldurarak emekli olmuştur. Bu sigortalı, Süper Emeklilik Yasasf nın tanıdığı hakkı kullanmış ve 4 milvon 200 bin lira ödeye- rek süper emekJi olmuştur. Bugün 6400 göstergeden ve yüzde 37.5 oran üzerinden 7 milyon 630 bin lira yaşlılık aylığı almaktadır. 3. SİGORTALI: Bu sigortalı da 5000 gün (13 yıl, 10 ay, 20 gün) prim ödeyerek 1 Mart 1981'den önce emekli olmuştur. Son 3 yılın (1080 gün) primini tavan ücretten ödediği için aylığı o günün tavan göstergesinden bağlanmıştır. Süper emeklilik hakkını kullanarak 4 milyon 200 bin lira ödemiş ve bugün 6400 göstergeden ve yüzde 50.5 üzerinden 8 milyon 649 bin 200 lira yaşlılık aylığı almaktadır. 4. SİGORTALI: Bu sigortalı da eksiksiz 25 tam yıl (9000 gün) prim ödemiş ve son yedi yılın (2520 gün) primini tavandan ödeyerek 1995 yılında emekJi olmuştur. Bugün 6650 göstergeden ve yüzde 66 oran üzerinden aldığı yaşlı- lık aylığı 10 milyon 66 bin 525 liradır. Olayın tablosu: Tavan ücret Aylık Aylık Toplam Prim günü Oranı Göstergesi Aylık 9.000 %70 1.696 6.144.320 TL. 1.080 % 37.5 6.400 7.630.000 TL. 1.080 %50.5 6.400 8.649.200 TL. 2.520 %66 6.650 10.066.525 TL. Sayılann anlatımından. bu emeklilik sisteminde çok prim ödeyene az aylık bağlandığı ve büyük bir haksızlık olduğu anlaşılmaktadır. Toplam Prim gün 1. sigortalı 9.000 2. sigortalı 1.800 3. sigortalı 5.000 4. sigortalı 9.000 MASLAK GAZETECİLER SİTESİNDE SATILIK DÜKKÂNLAR Tel.:5114817 Erzurum Emekli Sandığı Bölge Müdürlüğü'nden aldığım 3370175 seri no'lu sağlık karnemi kaybettim. Hükümsüzdür. ALİ TÜYSÜZ SATILIK Bilardo lambiri ve malzemeleri 539 52 06 MANİSA SULH CEZA MAHKEMESİ EsasNo: 1992/1262. Karar No: 1993'163 KararTarihi: 2.3.1993 Mahkememizin yukarıda tarih ve numarası yazılı ka- ran ile Gıda Maddeleri Tüzüğü'ne muhalefet suçundan sanık Sebahattin Atalav hakkında 396. 647'4-6, TCK. 402/1-2,647/6 maddeleri geregince 550.000.- TL ağır pa- ra cezasına, 3 ay meslek, sanat ve ticaretın tatilıne, 7 gün işyerinin kapatılmasına dair tecilli cezası Manisa 2. As- liye Ceza Mahkemesi'nin 14.6.1995 tanh. 1994/1093 esas, 1995/295 karar sayılı ılamıyla TCK. 95/2 maddesı geregince aynen ınfazına karar \enlmekle aynen ınfazı- na, Hüküm özetinin ilanına, masrafın sanıktan alınmak üzere karar verildi. Durum TCK. 402'2 maddesi geregin- ce ilan olunur. 7.7.1995 Basın: 32750 TEŞEKKÜR Cana yakınlığı. vüzünden ve gozlerinden eksik olmayan gülüsüvle. unutamayacağımız. canım kardeşim LEVENT BARAN'ı 9 Temmuz 1995 tanhınde elim bir trafık kazasında yıtirdık Acısını bizlerle birlikte paylasan tüm can dostlanma, arkadaşlanma ve Sosyal Hızmetler Ailesıne en ıçten teşekkürlerimızı sunanz Ailesi adına SERPİL BARAN İZMİR BEŞİNCİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ E. 1989789' K.1990895 Davacı Fatrna Sönmezer vekili Av. Mehmet Ali Çavus ta- rafından daval ı Mithat Sönmezer aleyhine açılan boşanma da- vasında yapılan duruşma sonunda: Davacının davasını kabu- lü ile Aydm ili merkez Mesudıye Mah. cilt 019/06. sayfa 29, kütük 646"da nüfusa kayıtlı Nusret ve Kamer'den olma 27.7.1967 doğumlu Fatma Sönmezer ile aynı hanede nüfusa kayıtlı eşı Mehmet ve Fatma'dan olma 30.12 1933 doğumlu Mithat Sönmezer'ın MK'nın 3444 sayılı kanunla değışik 134İ maddesi geregince boşanmalanna, 5000.- lira harç, 54.500- lira masraf, 100.000- lira ücreti vekaletin davalıdan alınıp davacıya verilmesıne dair verilen karar, tetkikat gıya- bında bıtirilen ve bulunamayan Mithat Sönmezer'e tebligat yenne kaim olmak üzere Yargıtay yolu açık olmak uzere ila- nen tebliğ olunur 17.5 1995 Basın: 32735 ELAZIĞ SULH HUKUK HÂKİMLİĞİ'NDEN DosyaNo: 1995'600 M. Kemal Dalokay \e müşterekleri vekili Av. Halıl Hançer tarafından Halide Inal ve müşterekleri aleyhine ikame edilen ortaklığın gıdenlmesi davası ile Elazığ Kesrik Mahallesi'ndeki pafta 23, parsel 1087 sayılı taşınmazın satışı suretı i\e paydaşlar arasındaki ortaklığın gıdenlmesi talep edılmış olup taşınmaz maliklennden Halide Inal ile Ibrahim Güven'in adresleri tespit edilemediğinden ilanen tebligat yapılmasına karar verilmiş olmakla davalılar Halide Inal ile Ibrahim Güven'in 27.7.1995 günü saat 09.00'da mahkememızde hazır bulunmalan veya kendilerini bir vekılle temsil ettirmelen. aksi takdirde yokluklannda yargılama yapılarak karar verıleceğı hususu. davalılar Halide Inal ile Ibrahim Güven'e meşruhatlı davetiye tebliği makamına kaım olmak üzere ilanen teblığ olunur. Basın: 31671 SERİK MAHKEME SATIŞ İCRA MEMURLUĞU'NDAN GAYRİMENKULÜN AÇIK ARTTIRMA İLANI DosyaNo: 994'21 Satılmasına karar verilen gaynmenkulün cınsı. kıymeti, adeti, evsafi: Serik Nebiler Kö- yû Bük mevkiinde kain 22.000 m2 miktarlı 50 no'lu parselin tamamı olup gayrimenkul düz taban arazidir. DSt kanalmdan sulanır. 1. sınıf tanm arazisidır. Muhammen bedeli 1.100.000.000 TLdir. Saöş şartian: 1-Satış 4.9.1995 günü saat 14.00'ten 14.15'ekadar Serik Adliyesı bahçesınde açık arttırma suretiyle yapılacaktır. Bu arttırmada tahmın edı- len kıymetin % 75'ini ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacaklan mecmuunu ve satış mas- raflannı geçmek şartı ile ıhale olunur. Böyle bır bedelle alıcı çıkmazsa en çok artnranın taahhüdü bakı kalmak şartıyla 14.9.1995 günü aynı yerde ve aynı saatler arasında ikinci arttırmaya çıkanlacaktır. Bu arttırmada da rüçhanlı alacaklıların alacağını ve satış mas- raflannı ve kıymetınin % 40'mı geçmesi şartıyla en çok arttırana ihale olunur. 2- Arttırmaya ıştirak edeceklerin, tahmin edilen kıymetin % 20'si nispetinde pey ak- çesı veya bu miktar kadar mılli bir bankanın teminat mektubunu vermelen lazımdır. Sa- tış peşin para iledir. alıcı ıstedığinde 20 günü geçmemek üzere mehil venlebilır. Tellâli- ye resmi. ihale pulu, tapu harç ve masraflan alıcıya aittir. Bırikmiş vergiler satış bede- linden ödenir. 3- Ipotek sahibı alacaklılarla dığer ilgililerin (-) bu gayrimenkul üzerindekı haklannı hususiyle faiz ve masrafa dair olan iddialannı dayanağı belgeler ile on beş gün içmde da- iremize bildırmelen lazımdır. Aksi takdirde haklan tapu sicili ile sabit obnadıkça pay- laşmadan hariç bırakılacaklardır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse Icra ve Iflas Kanunu'nun 133. maddesi geregince ıhale feshedilır. Ikı ihale arasındaki farktan ve % 30 faizden alı- cı ve kefilleri mesul tutulacak ve hiçbir hûkme hacet kalmadan kendilerinden tahsil edi- lecektir. 5- Şartname. ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup mas- rafı verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneğı göndenlebilir. 6- Satışa iştırak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacak- lan, başkaca bilgı almak isteyenlenn 1994/21 sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmalan ilan olunur. 20.6.1995 (+) İlgililer tabirine irtifak hakkı sahipleri de dahildir. Basın: 31470 RAŞBAKANLIK GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞIGÜMRÜKLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İSTANBUL GÜMRÜKLERİBAŞMÜDÜRÜ Sayı: B-02-1-GÜM-4-06.10. 09 HİK. - Konu: 092-926 (94)-6449 Beyoglu 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin esas. 1994'94. karar. 1994'1032 sayılı, 30.06.1994 günlü karan uyannca ıdaremize 2.472.000.- TL. para cezası ödemeye yüküm- lü Cüneyt Güler kararda belirtilen adresinde bulunamadığından mezkûr para cezası tahsil edilememektedir. Tebligata esas olacak başkaca bır adresı bılınmediğınden 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 28~ve 29 maddelenne göre ilanen tebliğine karar verildi. Tebligat ye- rine kaim olmak üzere teblığ olunur. İSTANBUL GÜMRÜKLERİ BAŞMÜDÜRÜ Basın: 33218 ANKARA NOTLARI MUSTAFA EKMEKÇI Kıbrıs'ın Öniindeki Taşlar... Şevket Süreyya Aydemir'in yakın dostlan arasında bulunan Aysel Bayramoğlu, Şevket Süreyya'nın ölü- münden sonra, bana onun bir vasiyetini getirmişti. 1994'te yaptığımız bir söyleşide bunu sordum: - Aysel Hanım, vasivet olayını anlatır mısınız? - inönü ile ilgili "lkınci Adam" yazılırken "Ikinci Adam"/n birinci cildi çıkmıştı, Bana da herzaman tele- fon ederek gelirdi. Biz, İnönü 'nün Pembe Köşkü 'neya- kın oturuyorduk. Bu kez telefon etmeden geldi. Iş Ban- kası'ndan yeni dönmüştüm, saat 18.00'de çıkıyorduk. Sanıyorum, saat 19.30 filandı. Kapı çalındı, Şevket Sü- reyya Bey geldi. Selamladı; "Bir, yanm parmak votkan var mı" diye sordu. Her zaman ıçen bir insan da değil- di. Anladım, birheyecanyaştyor;ağıriadım. "Şimdi, cte- di, Inönü'den geliyorum; bir hayli uzun konuştuk. Kita- bımı beğenmiş, içim rahat etti..." ilk baskıydı, ama bu değişebilir. - Provası mı yoksa? - Provası olabilir Provasıdır, evet. "İnönü onayladı, beğendi, ama biz bir hayli konuştuk" dedi. Şöyle dur- du: "Sana birşey anlatacağım, aramızda kalsın" dedi. "Konu" diye sordum. "Ecevit'le ilgili" karşılığını verdi. Ecevit'ten söz ederken İnönü şöyle yakındı: "Onu ya- nımda taşıdım; bir devlet adamı olması için ne mümkün- se yaptım. Ona öğretmeye çalıştım. Birçok şeyi yaşadı benimle birlikte. Ne yazık ki, bir kompleksi var, onu ye- nemiyor ve yenemeyecektir. Onu yenemeyeceği için de iktidara geldiği zaman zararı dokunacaktır. Bundan en- dişeliyim..." - Peki, stz ne dediniz? Ne yaptınız o zaman? - Ben karşı çıktım İnönü'nün bu yargısına. Çünkû Ecevit o zaman çok seviliyordu. Şevket Süreyya Bey düşündü: "O zaman ben bunu şimdi yazmamalıyım. Çünkü büyük tepki alınm, zaman içinde bu anlaşıla- cak!"cfed/. O, Inönü'nünyargısına çokinanmıştı. Yaşa- mının sonuna değin yazmamasınm nedeni buydu. "Bundan sonra Ecevit'le ilgili düşünmem lazım. Sanı- yorum ölünceye değin onun için tek satır yazmam"sö- zûnü o gün söylemiştir. Sonra, Ecevit'in CHP-MSP or- taklı0ını bozmasına da çok üzülmüştü. "Bu" dedi, "Tür- kiye için büyük bir fırsattf. Iskandinav ülkeleri çağırmış- tı Ecevıt'i. Isveç, Danımarka çağırmıştı. Biron beş gun Erbakan'a Başbakanlığı vekaleten bırakmadı; ama Ho- ca'ya (Şevket Süreyya'ya) göre, büyük bir fırsattı, ka- çırdı. Ikincisi de Kıbns olaylan konuşuluyordu. Hoca, şöy- le diyordu: "Kıbns olaylan, şu anda sonuca bağlanmaz, uzarsa, yani masada uzatılırsa biz kazanamayız! O yüz- den de Ecevit bağışlanmaz bir hata yapıyor. Çünku Kıb- ns sorununun şu anda bitmlmesi gerekir." Kissinger vardı biliyorsun, onunla da konuşmalar başlamıştı Kıb- ns sorununun çözümü ile ilgili. Tabii, iktidardan uzak- laşınca da o kaldı. Yani iki büyük vebal! Ve Kıbns ola- yının bugünkü hale gelmesinde, başlangıçta Ecevit'in büyük sorumluluğu, yahut sorumsuzluğu var. Hoca, ondan sonra da gerçekten Ecevit için, Kıbns için tek satır yazmadı. - Şevket Süreyya'nın cenazesinde yoktu galiba degil mi Ecevit? Vedat Dalokay sarmıştı bayrağa... - Hayır, yoktu. Görmedım! - Vasiyete gelelim! - Bir Ecevit, bir de Kıbns konusunda yazmadı. "Kıb- ns'ta masaya oturulduğu zaman bu ış çok uzar. Ve biz kazanamayız" dedi. O zaman, döndû bana dedi ki: "Bak kızım, ben yazmadım bunlan, ama yazılmasını is- terim. Ekmekçi'ye söyle yazsın!" Bir de, Inönü'nün o yonımundan sonra, "Ben tek satır yazmam!" demişti. Inönü'nün değerölçüsüne inanmıştı yürekten. Bir dev- let adamıydı çünkü İnönü...(Dost Mektuplan, Cumhu- riyet 14.5.1994). Şevket Süreyya Aydemir, Aysel Hanım'a yazdığı 19.7.1975 günlü mektubunda, bir yerde şöyte diyor: "... Bunlan yazanken, Kıbns'ı Kıbns problemi olarak tabii ele almıyorum. Günlük yazı ve sohbetlerimde de bu konunun bu tür ortaya serilmesinden daima çekin- diğimi bilirsin. Davayı 'Menderes'in Dramı'ndaoeregVn- ce özetledim. Ama o kadar. Burada da bu konuya yer ayırmayacağım Ümit ve temenni edelim ki, bu çık- maz birlabirent haline gelmesin. "(13 Mayıs 1994, Cum- huriyet). Kıbns sorunu yirmi yıldır bir labirent halindedir. Bülent Bey, Kıbns sorununu çözme yerine "Kıbns fatihi" ola- rak kalmayı daha mı yeğlemişti ne? Bir gün Prof. Turan Güneş şöyle demişti: - Ekmekçi, keşke Kıbns'a çıkmasaydık! - Neden? - Çünkü biz, orada Ecevit'i kaybettik! Kıbns sorunu o duruma geldi ki, sanki bu gerginlik- ten çıkan olanlar var gibi geliyor. Kıbns'ın şahinlerinin ba- şında Rauf Denktaş geliyor. Rumlar, diyor başka bir şey demiyor. Yırmi yıldır Cumhurbaşkanı! Insaf... Ne biçim demokrasi bu? Ne zaman Kıbns'ta Cumhurbaşkanlığı seçimi olsa, Türkiye'den etkililer, yetkililer damlar Kıb- ns'a; 1981 seçimlerinde öyle oldu. Cuntadan Nurettin Ersin gitti! Daha öncelerin öykülerini de yakından bili- yorum. Gözdağı ile adayları uzaklaştınyorlardı. Berbe- roğlu'nun öyküsünü bilmeyen mi var? Rauf Denktaş, Rum düşmanlığının yanına, Avrupa Birliği düşmanlığı da ekliyor. Yanlış, çoook yanlış. ÖT - manlıklarla bir şey çözümlenemez. Kıbns'la ilgili bir yâ- zımın başlığı şöyleydi: "Anası Gibi Danası!" Sanki, butün dünya, Türklere düşmanmış gibi bir ha- va yaratılmak ısteniyor. Böylece, Türkiye de, yavrusu da, kendini yalnızlaştınyor. Bugün bayramı kutlanan Kuzey Kıbns'ta, demokra- sinin "d"sinden söz edilebilir mi ne bileyim? Kıbns'ta 1990 seçimlerinde, doğrudan bir kanşma yani "müda- hale" oldu; bunun üzerine, Toplumcu Kurtuluş Parti- si'yle, Cumhurfyetçi Türk Partisi, parlamentoyu boykot edip, üç buçuk yıl Meclis dışında kaldılar. 1993 seçim- lerinekatıldılar... Şimdi bayram var; kutlu olsun! BULMACA SEDAT YAŞAYAN SOLDANSAĞA: 1/Anadolu ve Ru- meli'de ilkbahar- da, daha çok da Hıdrellez'de genç kızlann ve kadın- lann baktığı fal. 2/ Düz ve geniş arazı... Yurdu- muzda bir körfez. 3/ Hindistancevi- zi... Eylemleri olumsuz yapmak- ta kullanılan ek. 4/ En kısa zaman süresi... Erden ça- vuşa kadar olan askerlere ve- rilen ad. 5/ Kanşık renkli... Sergen. 61 Levrek bahğının küçüğü. II Türkiye ile Gür- cistan arasındaki sınır kapı- sı... Birilimiz. 8/Telefonsö- zü... Eskişehir'in bir ilçesi. 9/Ekin biçildikten sonra top- rakta kalan köklü sap... Ak- ciğerleri dmlerken hekımin duyduğu patolojik ses. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/Leonardoda Vlnci'nın, "La Jokond" adıyladabilinen ün- lü tablosu. 2/ Moğollar'da vergı toplamakla görevli devlet memuru... Cuma namazına çağırmak için ya da cenaze kal- dınlırken minarelerde okunan salat. 3/ Birmeyve... Uçak- lann yolcu indirip bindirdikleri pist. 4/ Kesün hayvanlan- nın ticaretini yapan kimse. 5/ Fmnda ekmek, börek, çörek çevirmeye yarayan bir tür kürek... Nişan 6/ Yüce. ulu... "Câm-ı safâgerekmezdünyâ-yı — elinden" (Nevi). 7/Bir yüzey ölçüsü bınmi... Oyunda özellikle pokerde hile yapan kımse. 8/Sert bir ıçkı... Eski Türkler'inbirtannçası. 9/De- rebeylik toplum düzeninde toprakla birlikte alınıp satılan kö- le... Tüm, bütün.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog