Bugünden 1930'a 5,418,837 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

3 MAY1S 1995 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA HABERLER Asgari Ücret Tespit Komtsyonu • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Aydın Güven Gürkan, Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nu, 8 ay aradan sonra, dün topladı. Asgari ücretin enflasyon karşısında önemli bir aşınmaya uğradığmı belirten Gürkan, komisyonun taraflanna, "hızlı, verimli ve uzlaşmalara açık" çahşmalan çağnsı yaptı. TlSK Genel Başkanvekili Nihat Yüksel de, belirlenecek olan yeni asgari ücretin eylül ayından önce yürürlüğe girmesinin mütnkün olmadjğını savundu. Lütfl Oflaz'm açıkiaması • Haber Merked - Sabah Grubu'na ait Takvim gazetesinden, yazdığı yazının sansürlendiği gerekçesiyle aynlan Lütfı Oflaz, Sabah gazetesi köşe yazan Hıncal Uluç'un İcendisiyle ilgili gazetede çıkan yazısına, "yazıh bir açıklama" yaparak yanıt verdi. Oflaz, açıklamasında. Uluç'un -'yaytmlanmayan yazısuu' görmediğini öne sürerek, "Kendisinın dediğine göre ben yayımlanmayan yazımda ' 100 yıllık basın geleneği olan Dinç Bilgin' demek suretiyle Dinç Bilgin'i övüyor, 'Sirkeci'den gelen Aydın Doğan' demek suretiyle de Aydın Doğan'a sövüyormuşum. Önce şunu belirteyim ki yazımda kesinlikle böyle bölümjer. böyle cümleler yoktur." dedi. RPr cami avhısuna çadr kurdu • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - DYP Manisa Milletvekili Yahya Uslu, DYP Grubu'nun basına kapalı bölümünde yaptığı konuşmada, Diyanet Işleri Başkanlığı'nın bugünkü yapısı ile RP'ye hizmet etüğıni ve adım başı cami yapıtdığını belirterek, bu durumun RP'nin işine ' •yaradıgını söyledi. Diyanet'in yeniden yapılandınlmasını isteyen 'Uslu, "RP, cami avlusunda çadır kurdu" dedi. AktunaBatı Trakya'da • Haber Merkezi - Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Yıldınm Aktuna, dün Batı Trakya'yı ziyaret etmek için Yunanistan'a gitti. Aktuna ve yanındaki heyet Ipsala sınır kapısından yunanistan'a girdiği andan itibaren yoğun bir ilgiyle karşılaştı. Programı doğrultusunda Dedeağaç ve Gümülcine'ye giden Aktuna, yol üstündeki Türk köylerinde konuşma yaptı. Yunan makamlan, Aktuna'mn iki Türk okulunu ziyaret etmesini engelledi. Gümülcine Başkonsolosluğu'nun Aktuna onuruna verdiği yemeğe yapılan bomba ihban asılsız çıktı. Nesin ve Perinçek DGM'de • İstanbul Haber Servisi- Gazeteci-yazar Aziz Nesin ve tşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, "Düşünce Ozgürlüğü" kitabı için Istanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde bugün ifade verecekler. JAZZGÜÎSLERİ Çaı^amba - Perjerabe 22.30 - 01.30 IMEJt DEMİRER - Trompel SELÇUK Sim - Bas DEtiİZ DÜSDAR - Dauul m Curaa - Cumartesl 22.30 - 01.30 ÖNDER FOCAS DÖRTLÜSÜ }E.\OVA ÜLKEK - Trompel O.\DER FOCAN - Cıutr TAY1AN CEMGİL - Bas CANKUTÖZGÜL - Daıntl TOHCL HCYCAKI HO 5 KTOOUJ !*1 07 U Nüfus cüzdanımı ve ehliyetimi kaybettim. Hûkümsüzdür. İSAASLAN TBMM Faili Meçhul Siyasal Cinayetleri Araştırma Komisyonu'nun CHP'li üyesi Yılmaz, rapora yazdıramadıklannı Cumhuriyet'e anlattı - 3 Itirafçdar, devleti kııllaınyorDÜRDANE KOCAOĞLU GÜNEŞGÜRSON ANKARA - TBMM Faili Meçhul Siya- sal Cinayetleri Araştırma Komisyonu üye- si, CHP Malatya Milletvekili Mustafa Yri- maz, Pişmanlık Yasası'ndan yararlanan iti- rafçılann, devleti kullanmaya başladıklan- nı, emniyet lojmanlannda kalırken de; süah, eroin kaçakçılığı, kadın ticareti dahil her türlü suçu işlediklerini ileri sürdü. Lojman- larda görevli emniyet mensuplannın da bu- nun farkında olduklannı ve durumdan ra- hatsızlık duyduklannı belirten Yılmaz, "Kimse bunlara bir şey yapmadığma göre, bunlann güvendikleri birileri ya da bir yer- ler var" dedi. Mustafa Yılmaz, faili meçhul siyasal ci- nayetlerraporuna yazdıramadıklannı Cum- huriyet'e anlattı. ftirafçılık kurumunun bir yasaya dayandınlarak oluşturulduğunu. amacın terör örgütlerini çökertmek ve suç işlenmesini önlemek olduğunu kaydeden • Emniyet lojmanlannda kalan itirafçılann, eroin ve silah kaçakçılığı, kadın ticareti dahil her türlü suçu işlediklerini söyleyen Yılmaz, emniyet lojmanlannda kalan itirafçılann işledikleri suçlann farkında olan görevli emniyet mensuplannın bu durumdan çok rahatsız olduklannı söyledi. Yılmaz, "Kimse bunlara bir şey yapmadığına göre, bunlann güvendikleri bir yerler var herhalde" dedi. Yılmaz, "Bu kurumun baa yararlan olabi- lir. Ama arük itirafçılar, devleti kuUanmaya baştadılar" dedi. Emniyet lojmanlannda da kalan itirafçılar arasında,u adam öldürmek, silah, eroin kaçakçılığı yapmak, kadın tica- reti yapmak" gibi her türlü suçu işleyenler bulunduğunu ileri süren Yılmaz. şunlan söyledi: "Görevülerin bize anlattıklanna gö- re, bu itirafçılar lojmanlarda kalıvor ve bir yandan da suç işlemeye dev-am edhorlar. Biz- zat lojmanlardaki emnhet mensuplan da bıuıdan rahatsız. Bu itirafçılar, bu kadar ra- hat hareket ettiklerinegöre ve emniyet men- suplan da rahatsız olduklannı bize bikiir- dikleri halde birşey yapamadıklanna göre, bunlann güvendikleri bir yerler var." Korucular baş belası CHP Malatya Milletvekili Yılmaz, koru- cular ile ilgili olarak aymazlık içinde bulu- nulduğunu söyledi. Koruculuk sisteminın, gelecekte Türkiye'nin başına bela olacağı- nı savunan Yılmaz, şunlan anlattı: "Genel- de kan da>-asıaçısından Adıyaman'dan Hak- kâri'>e kadar Güneydoğu Anadolu bölgesi Türkiye'nin en yoğun yeridir. Buraiarda asi- Çifler: Ydmaz yalancı çoban Çiller, erken seçim tartışmalannı, ANAP lideriYılmaz'ı "yalancı çoban "a benzeterek noktaladı: "Bırak hayali şeyleri. 4 haziranda gel hele bir, boyunun ölçüsünü alalım bakalım" dedi. ANKARA (Cumhuri- yet Bürosu) - Başbakan Tansu Çiller, "yalancı ço- ban "a benzettiği ANAP Genel Başkanı Mesut Yıl- maz'ın erken seçim istek- lerinin "hayalT olduğunu ifade etti. 1996'da DYP'nin tek başına ikti- dara geleceğini yineleyen Çiller, Yılmaz'a, "Seçim mi istiyorsun? Bırak ha- yali şeyleri. Gel, sen 4 ha- ziranda, gel hele bir. boyu- nun ölçüsünü orada ala- lun. Ondan sonra. seçim mesetesini gündeme getir " çağnsı yaptı. Çiller, DYP grup top- lantısmın açılışında, ANAP'ın sadece muhale- fet ederek halkın yaranna olan faaliyetleri engelle- mek için TBMM'ye gel- mesıni ve seçim istemesi- ni eleştirerek, "Niyeseçim istiyorsun? Madem ki gel- meyeceksin oraya?" diye sordu. Çiller. muhalefetın erken seçim tartışmalannı gündeme getirmesiyle il- gili olarak, şunlan söyle- di: "20-22 ayda gazeteler- de seçim meselesi, ne ka- dar gündeme gelmiş? Ba- kın, dednn. Muhalefetin değerli başkanı. aşağı v u- kan her ay, bunu ortaya atmış. 6 ay demiş. Açık arfürma yapmış. 5'e, 4'e, 3'e,2'ye, l'e indirmiş. On- dan sonra, fos. Sil baştan başa. Bir daha başlamış. Yalancı çoban hikayesine benziyor. Buna döndü. Sen, seçim mi istiyorsun? Bırak hayali şeyleri. Gel, sen 4 haziranda, gel hele bir, boyunun ölçüsünü al orada, bakalım. Ondan sonra, seçim meselesini gündeme getir." ÇİZMEDEN YUKARI/MUSA KART BİR. PAK/KA! N LAf/MI BÖLME DOKTOR! YSK:Seçim kamrutıMeclis verir EVtN GOKTAŞ ANKARA - Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Nihat Yavuz, erken seçim tartışmalannı değerlendirirken, "TBMM'deki boş sandalye sayisı ister 22. isterse 23 olsun bizi flgilendirmez. Erken seçim karannı Meclis verir. Biz Mechs'in iradesine tabrjiz" dedi. Olası bir erken genel seçimin Türkiye'ye 1.5- 2 trilyon, ara seçimin ise 350^400 milyar liraya mal olacağını kaydeden Yavuz, bir erken seçim veya ara seçim karan alınması halinde, YSK'nin 60 gün içinde her türlü hazırlığı yapabileceğini bildirdi. Ya\r uz, yapılan her seçim sonrasında siyasi partilerin gelip seçmen kütükkrinden ve seçim yasasından şikayet ettiğini anımsatarak "Reform sayılabilecek yeni bir düzenleme hazırladık'' diye konuştu. Yavuz, seçmen kütüklerini yeniden düzenleyen ve "reform" sayılabilecek nitelikteki çalışmalannı anlatırken. "Ashnda bir taslak hazuiamaya yetkimiz yolc Fakat sorumluluk ve vatandaşhk bflinci içinde, bu duzensizh'k ve keşmekeşük karşısuıda kayrtsız kaİamazdık. Kurulumuzun 11 jüksek ve tecrübeli yargıcı oturup böyle bir taslak hazüiamaya karar verdik. İnşallah taslağunız Meclis'te >asalaşır" dedi. ret reisleri devlet yanlısı ve karşıti olanlar di- ye ikiye avnhr. Devlet yanülan, korucubaşı oluyor ve bunlara silah verfliyor. Yeri geldi- ğinde bu silahlar hasunlara yönemlrvor." Halkı kim koruyacak? Mustafa Yılmaz, bir vatandaşın kendisi- ne gönderdiği mektupta, "Koruculuk siste- minin getirilmesi, halkı PKK'ye karşı koru- mak amacıyladır. Koruculann yapbğı hata- h uygulamâlar. ellerindeki silahlann yer yer kendi hasımlanna yöneltilmesi halkta bu ku- ruma karşı tepki oluşturmaktadır. Yöre hal- kı, koruculardan korkuyor \e güven duy- muyor. PKK gittiktcn sonra, halkı korucu- lardan kim koruyacaktir?" dedığine dikkat çekerek koruculuk sisteminin Türkiye açı- sından çok tehlikeli sonuçlardoğurabilece- ğini bildirdi. Tanıklar korkudan konuşmuyor CHP'li Yılmaz, birçok faili meçhul olay- da görgü tanıklannın korkudan konuşma- dıklannı söyledi. Yılmaz, Musa Anter'in öldürülmesi olayına dikkat çekerek, "MusaAnter,Di>< arbakır'da öldürûldii. Yanında bir ya- kını ve fail olduğu halde ara- basıyla giderken. araba>ı bir yerde durduruvoıiar. Hepsi birden arabadan inhor. Fa- il, Anter'e ve yakmına ateş ediyor. Musa Ânter ölürken yakuu Orhan Vliroglu ağır yaralamyor. Miroflu, tedavi görüp iyileşiyor. Ancak, bil- gi vermiyor. Bizdepeşineçok düştük, ama ne komisyona gekti ne de 'katil şu'diye bil- gi verdi" dedi. Bu nedenle, sonuca ulaşmakta güçlük çektiklerini söyledi. Yılmaz, bazı çok önemli iddialan da olayla ilgili olarak belge ve yeterince görgü tanığı buia- madıklan için rapora koya- madıklannı bildirdi. Emniyet teşkilatındaki kadrolaşmaya da dikkat çe- ken TBMM Faili Meçhul Si- yasal Cinayetleri Araştırma Komisyonu üyesi Mustafa Yılmaz, bu nedenle teşkila- tın yansızlığını yitirmiş, yandaşlannı kollayan birku- rum görüntüsü verdiğini söyledi. Yılmaz, bu nedenle de vatandaşlann emniyet teşkilatına güveninin sarsıl- dığmı bildirdi. Yılmaz, "Be- nim yakınun olsun, hiçbir şey bilmesin yaklaşunı, ola>- lan çözecek yetenekte, bilgi- de insanlann yokluğu olayla- rm çözümünü güçleştiriyor" dedi. Yılmaz, ilgili kurumlar arasındaki eşgüdüm yoklu- ğunun da olaylann failleri- nin bulunmasını güçleştirdi- ğini söyledi. Basından korktuk Mustafa Yılmaz, araştır- malan sırasında Ispanya ve Ingiltere'ye giderek burada ETA ve IRA'ya karşı nasıl mücadele ettikleri, faili meçhul olaylarla ilgili nasıl bir çalışma yürüttüklerini araştırmak istediklerini söy- ledi. Hatta bu isteklerini TBMM Başkanı Hüsamet- tin Cindoruk'a ilettiklerini, Cindoruk'un da "Çok iyi olur" yönünde teşvik de edi- ci yanıt aldıklannı belirten Yılmaz, ancak basından korktuklan için bu düşünce- lerinden vazgeçtiklerini söy- ledi. GEZİ NOTLARI - 2 AYDIN ENGÎN Yerden göğe küp dizseler, en alttakini çekseler... Başlığa aldığımız tekerleme " „ seyreyle sen gümbürtüyü" diye biter. Biz de dört günlük mini Ege turunda gümbürtüyü seyreyledik. Ama yerden gö- ğe dizilen küplerin değil. kaymış siyasal ze- minlerden yükselen gümbürtüyü... Önce bir saptama: Ege'detanmsalüretim kabuk değiştirdi. Düne kadar, ancak 20 - 30 metreden çıkan su, debisi düzensiz ırmak- lann, sulama mevsiminde handiyse kuru- masından dolayı çağdaş tanm tekniklerini uygulamakta güçlük çeken Egeli çiftçi için, Gediz ve Küçük Menderes havzalannda kü- çücük derelere bile kurulan göletler sayesin- de sulama sorun olmaktan çıktı. Bu da tü- tün, pamuk, zeytin, incir arasında gidip ge- len tek tip ürün çemberini kırmalannı sağ- ladı. Daha önceleri göstennelik kalan sera- cılık, turfandacılık, fıdecilik patladı. Buna topraktan bir yılda iki, bazen üç ürün kal- dırmaya elveren gübreleme teknikleri de eklenince Ege'de tanmın karakteri değişti. Bu değişim, sosyal yapıyı da derinden et- kiledi kuşkusuz. Tütün, incir, pamuk, üzüm taban fıyatlanna ve Ziraat Bankası'nm, Ta- riş'in ödemelerine endekslenmiş güvensiz yaşamlar, şimdi Amsterdam'a, Hamburg'a, Stockholm'e kalkan soğuk hava depolu TIR kamyonlannın hesabını yapıyorlar. Salihli ile Ödemiş'i ayıran Bozdağ'ın tepesinde bir çiftçi ile sohbet ettik. Federal Almanya'da aşın yağışlar yüzünden bu yıl patates ürü- nünün düşük olacağını, ıhracat olanaklan- nın genişleyeceğini anlatıyordu. O genç çift- çinin babası Almanya'yı haritada bile gös- teremezdi. Sanayileşen tanm, bir başka deyişle açık hava fabrikalanna dönüşen tarlalar işgücü gereksinimini Doğu ve Güneydoğu Anado- lu'dan canmı kurtarmacasına kaçanlarla karşılamaya yönelince küçücük Ege kasa- balan göç almaya başladılar. Bugün Salih- b, Turgutlu 80 bini, Ckiemiş 60 bini, Tire 70 bini çoktan aşıp nüfusça Doğu'nun pek çok ünlü il merkezini sollamış dunımdalar. An- cak bu göç salt ırgat göçü değil. Tarladan iyi para kaldıran, bunu bazen yılda iki kez yi- neleyen Ege köylüleri de daha iyi yaşam koşullan sağlayan kentlere yumuşak geçiş yapıyorlar Tire'de, Ödemiş'te, Turgutlu'da, Salihli'de üç oda bir salon apartman daire- lerinin 2 milyara alıcı bulması bunun bir göstergesi. Tek kath, deve damlı, yığma taş duvarh Ege evleri, iki kath güzelim 'hanay- lar' hızla apartman dairelerine dönüşüyor. Betonlaşmanın ilk ipuçlan çoktan belir- miş... Bu hızlı toplumsal değişim siyaseti de et- kiliyor. Hem de pek sert. Geleneksel politi- kacılann ve geleneksel polifikalan izleyen partilerin hali duman. Durmadan "Harb-i Umumi hatu*alan"nı anlatan ve konuşma- ya başlayınca ailenin gençlerinın ya tüyme- ye, ya esnemeye başladıklan büyükbabala- n andınyorlar. Sosyal demokratlar cephesini dün aktar- mıştık. DYP - ANAP ikilisinin de hali doğ- rusu pek içler açıcı değil. Özellikle ANAP'ın kendinde vehmettiği "sağın mo- dern kesimini temsil etme" iddiası, içi boş bir ıddiadan ibaret. Ege kasaba ve kentlerin- de ANAP - DYP çekişmesi 'modern' ve tu- tucu' kanatlann değil, kentlerde rant kay- mağından, kırlarda kamu desteğinden daha çok pay alma yanşmdan ibaret. Şovenizm, kaba milliyetçilik yanşında MHP'ye pes et- mişler, dinsel duygulan mıncıklayarak oy elde etme manevralannda Refah'la yanş- maktan vazgeçmişler (tek umutlan Fethul- lahçı ve Yeni Asyacı Nurculardan ibaret); iktidar - ana muhalefet tartışması değil 'avanta çekişmesi' içinde günlerini geçiri- yorlar. Şimdiden bir öndeyi (kehanet): İlk genel seçimde salt CHP'de değil, ANAP ve DYP cephelerinde de "feryad-ı figan" göklere vuracak.. gibi görünüyor. Sessiz ve derinden.- Ege'yi İzmir'den ibaret sananlan her za- man yanıltan Gediz, Küçük ve Büyük Men- deres havzalannda Yeni Demokrasi Hareke- ti (YDH) 'yok' ve Cem Boyner'i bile şaşır- tacak kadar 'var'. Bunu biraz açalım: Izlediğimiz kadany- la, Çiller - Apo kaynaklı terör kıskacında umarsız kalan Doğu ve Güneydoğu'da "Şa- hinler''e açıkça karşı çıkabilen YDH yan- daş kazanıyor, bu açık. O yüzden de YDH'liler örgütlenme ve propaganda ağır- lıklannı o bölgelere kaydırmış durumdalar. Oysa Ege'nin -en azından bizim gözleyebil- diğimiz kesimlerinde- YDH'nin şaşırtıcı bir gelişmesi var. Hayır, henüz bir oy potansi- yelinden söz etmiyoruz. Ama bir ilgi patla- masından söz etmek hiç de abartı değil. Ses- siz ve derinden ve YDH kurmaylan ortalık- ta olmadıklanndan, neredeyse 'kendiüğin- den' bir ilgi patlaması bu. Üstelik burada zor açıklanır iki paradoks var (Paradoks= Alışılmışa aykın, beklene- ne uymayan). Güneydoğuya 'diri' gidip 'ölü' dönen er- lerden artık her kent, kasaba ve köy payını almış durumda. Bu, PKK düşmanlığından Kürt düşmanlığına, oradan da aşın milli- yetçi duygulann kabarmasına doğru tırma- nan bir sosyal psikolojiye ebelik ediyor. Bu bağlamda YDH'nin 'aforozedümesi'gerek.. diye düşünüyor insan ve tersiyle karşılaşı- yor. Gözlediğimiz kadanyla YDH, Ege'de 'Kürt sorunu'ndan bağımsız ele ahnıyor ve ilgi odağı oluyor. Gözleyebildiğimiz kada- nyla tanmsal üretiminden başlayarak kök- lü bir kabuk değiştirme sürecini yaşayan Ege'de YDH dinamizmi, modernleşmeyi ve kirlenmemişliği temsil ediyor. Konuştuğu- muz kişilerin hemen hepsinde bunu gözle- dik. tkinci paradoks: YDH'nin doğası, ide- olojisi, felsefesi gereği öncelikle sağ ve merkez sağdan yandaş toplaması beklenir. Oysa YDH'ye ilgi duyan ve hatta kendi ken- dini YDH'li ilan etmiş kadrolann büyük ço- ğunluğu sosyal demokrat kökenden geliyor. (Sohbetin sonuna doğru, ötekilere çaktır- madan, fısıltıyla YDH ile nasıl ilişki kura- bileceklerini soran sosyal demokrat ilçe yö- neticilerinin adlan şimdilik bizde mahfuz kalsın). Sanınz bu paradoks görece açıkla- nabilir: Türkiye'de partiler toplumun o ka- dar gerisinde kaldılar ki merkez sağın mo- dern temsilcisi olarak doğan bir parti, mer- kez solun siyasal çizgisinden çok daha ile- ride görünüyor. O yüzden de kadrolannı sağdan değil, soldan devşiriyor. Tki gündür yazdıklanmızın 'daha derini- ni' sormayın. Dört günlük bir gezide, hem de bahann çıldırdığı bir mevsimde, bizcile- yin bir 'Ege fanatiğJ'nin bu kadannı gözle- diğine bile şükretmek gerek. Not Bize YDH'lilerle nasıl ilişki kurabi- leceklerini soran yılgın sosyal demokratla- ra "Kusura bakmay ın görev başındayım. In- formation tophıyonım, dağrtmıyorum" de- yip atlattım. Notun notu: Yukandaki not, YDH'yi kimselerin önemsemediği bir dönemde, "Bu hareket önemlidir'" diye yazmış ve bu yüzden "ABD emperyalizminin talimatlan doğrultusunda YDH'yi pompalama misyo- nunu yerine getiriyor" diye nitelenmiş bir gazetecınin içgüdüsel biryoğurt üflemesin- den ibarettir. Kim, neden pompahyor bil- mem, ama YDH önümüzdeki dönem Ege'de epey politikacı canı yakacak ve epey kişiyi şaşırtacak. Bunu ilk söyleyen gene biz olduk galiba... POLİTİKA GÜNLÜĞÜ HİKMET ÇETÎNKAYA Terör... Adamlarda utanmak ve sıkılmak yok... Hiçbir zaman şunu söylemediler: "Terörûn sağcısı, solcusu; dincisi, dinsizi olmaz..." Istanbul polisinin, The Marmara Oteli'nin altındaki Opera Pastanesi'ne bomba koyup Onat Kutlar ile Yasemin Cebenoyan'ı katledenlerin PKK militanla- n olduğunu açıklamasından sonra, her zarnanki gibi yeni oyunlan sahneye koyuyorlar. Ne mi diyorlar? Şunu: "Dindar insanlanmızdan özür dilesinler..." Pes doğrusu! Terörün dindarlıkla solculukla ne ilişkisi var, söyler misiniz? Ama şeriatçılar böyle ayak oyunlan yaparlar... Şim- di de aynı tavn sergiliyorlar: "Dindariar adam öldürmez..." Dindar olmak başka bir şeydir, din adına ortaya çı- kıp insanlan boğazlamak başka şeydir. Sıvas'ta 37 aydını diri diri yakanlar kimlerdi? 10 Ni- san 1994 yılında Taksim ve Kızılay alanlannda "Şe- riat isteriz" diye sağa sola saldıranlar kimlerdi? Bunlann kim olduğunun bir kez daha altını çizelim: 'Karayobaz çeteleri.' Bu kişilerin dindarlıkla uzaktan ve yakından ilişki- leri yoktur. Bunlann hepsi laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdırlar. Kimi zaman PKK ile işbiıiiği yaptıklan da bilinir. PKK nasıl kaniçiçi bir terör örgütüyse, Sıvas'ta on- larca aydını cayır cayır yakanlar da kaniçiçi bir kara- yobaz çetesidir. • • • PKK'nin İBDA-C adlı şeriatçı örgütle ilişkisi yok mu? Elbet vardır... Alın İBDA-C'nin yayın organlannı ve okuyun; ger- çeği göreceksiniz... O zaman kim korunup kollanıyor şeriatçı gazete- ler tarafından? Hem PKK hem de şeriatçı terör örgütleri... Bu işi öyle ustaca yapıyorlar ki şaşıp kalırsınız... Olaya hemen bir kılıf buluriar: "Demokrasi, insan hakJan, düşünce özgüriüğü..." Ardından da eklerler "Müslüman terörist olmaz..." Sormadan edemezsiniz: "Neden olmaz söyler misin?.." Yanıt: "Müslüman adam öldürmez..." Tepeniz atar... Şöyle dersiniz: "Hizbullah, FIS, İBDA-C şeriatçı terör örgütleri de- ğil mi?" Yanrt: "Hayır değil... Onlar şeriat savaşçılan..." Şaşkınlığınız iyice artar... "Yani teröfiörgütü değil onlar..." "Evet değil. Bu Marksistlerin yakıştırması..." O sıralar Hizbullah ya da İBDA-C örgütü militanla- nyakalanmıştır... Olayı görmezlikten gelirler. Sıkıştınnca da yanrt hazırdır: ' '•." "' "Onlarajandır..." " ' -»'•""" ••• Bugün numaracı cumhuriyetçiler, şeriatçılar ve Kürtçüler (Kürtler degil) aynı şeyi yinelerler: "Düşünceözgüriüğü, demokrasi..." Zaman zaman da CIA ajanlannı ve 'yaşlı ajan pro- vokatörieri' de yanlanna alıp bu konuyu uzun uzadı- ya tartışıriar. Bizim deyişimizle takkeli ve takkesiz liboşlar her za- man içli dışlıdır... Şeriatçılann içinde bildikleri yolda yürüyen, ilkele- rinden ödün vermeyeler de vardır. Onlar açık açık şöyle konuşurtar "Şeriatta demokrasiye yer yoktur, bırakın böyle numaralan..." Bizim böyle konuşanlara bir sözümüz yok. Bizim sözümüz 'sahtekâhar' grubuna. Şimdi beni iyi dinleyin: Bırakın ayak oyunlannı da gerçek yüzünüzü gös- terin... Sığınmayın PKK'nin arkasına... Açık açık şöyle konuşabilir misiniz? "Hizbullah, FIS, İBDA-C de PKK gibi terör örgû- tüdür..." Haydi bakalım tosuncuklar, söyleyin, biz de yazalım... Uzlaşmadan kimse memnun değil 8. madde tartışması bayramdan sonra ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Düşünce suçuna yaptınmlar getiren Terörle Mücadele Yasası'nın (TMY) 8. maddesinin kal- dınlarak Türk Ceza Yasa- sı'nın (TCY) 311. maddesi- ne bazı eklemeler yapılma- sı konusunda hükümet dü- zeyinde vanlan anlaşma, DYP ve CHP gruplannı memnun etmedi. DYP gru- bunda konunun tartışılma- sının bayram sonrasma er- telenmesi kararlaştınlırken CHP grubunda uzlaşma metnine "laikliğin korun- masıyla ilgili düzenleme ya- pdmaması ve geri adım abl- ması" gerekçe gösterilerek sert eleştiriler yöneltildi. Başbakan Tansu Çiller, "Hiç kimse terörle mücade- leyi demokrasiy le kansOr- masın"göruşünü yineledi. CHP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Hik- met Çetin de 8. maddenin en kısa sürede kaldınlması- nın zorunlu olduğuna dik- kat çekerek "Bizi içeride halkımıza karşı zor duruma düşüren, dışanda haklı ola- rak önümüze getirilen bu konuyu bir an önce çözmek zorund^Tz" dedi. DYP grubunun basına kapalı bölümünde, Devlet Bakanı Bekir Sami Daçe, TMY'nin 8. maddesinin kaldınlması konusunda bil- gi verirken gerginlikyaşan- dı. TMY'nin 8. maddesinin kaldınlmasına karşı imza kampanyası başlatan Afyon Milletvekili Etem Kekkçi bu konuda grup oylaması istedi. Devlet Bakanı Da- çe'nin ise "Meraketmeyin, bu konuyu ba>ram sonra- sında tartışacağtz, grubun temavülü dışında bir şey çıkmayacak" dediği bildi- rildi. Toplantıda, DYP Grup Başkanvekili TurhanTayan ile basında. "TMY'nin 8. maddesi kaldınursa istifa ederim" yönünde açıkla- malar yapan Kocaeli Mil- letvekili İsmail Amasyah arasında da tartışma çıktı. Tayan, Amasyah'ya basın- da çıkan demeçleri anımsa- tarak "Bu demeçler ne de- mek oluyor? Siz kendinizi grubun üstündemi sayıyor- sunuz?" diye çıkıştı. Çetin: Kararüytz CHP Genel Başkanı Çe- tin, partisinin grup toplan- tısmda yaptığı konuşmada, "eksiksiz bir demokrasrji gerçekleştirmenin zorunlu olduğunu" söyledi. Çetin, düşüncenin ifadesinin ö- nündeki anayasal ve yasal engcllen mutlaka kaldır- mak gereğine dikkat çekti. Grubun basına kapalı bölü- münde de Adalet Bakanı Mehmet MoğuHay 8. mad- denin kaldınlması konu- sunda bilgi verdi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog