Bugünden 1930'a 5,409,873 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 3 MAYIS 1995 ÇARŞAMBA 10 DIZIYAZI Her cephedeölümvarKuzey-Doğu Cephesi'nde acımasız olaylar olurken öte- ki cepheler de ağırlıklannı koyarlar faciaya. Çanakka- le'de ölünür. Mezopotam- ya'da ölünûr: Orada Ingiliz- ler, 1916 nisanında Kut el- Amara'da uğradıklan ağır bir yenilgiye karşın kuzeye doğ- ru, kimsenin gözünün yaşına bakmadan ilerleyişlerini sür- dürmektedirler. Sina'da ve Süveyş Kanalı'nın kıyılann- da ölünür. Orada, Bavyeralı Albay Friedrich Kress von Kressenstein, Mısır'daki ln- giliz güçlerine karşı akınlan- nı sürdünnekte ayak dire- mektedir. Son olarak Arap Yanmadasrnda. Suriye'de ve Filistin'de ölünür. Bu bölge- lerde Osmanlılar, yalnız ttilaf Devletleri'ne çarpmazlar, Mekke Şerifı Hüseyin'i de bulurlar karşılannda: Hüse- yin, 1916 haziranında. sulta- nm egemenliğine karşı ayak- lanmaya çağırmıştır Arapla- n. Arap ayaklanışı Jstanbul'da, sırta saplan- mış gerçek bir hançer darbe- si gibi karşı lanan Arap baş- kaldınsı, Babıâli'nin en te- mel uğraşlanndan biri ola- caktır çok geçmeden. Nede- ni de şu: Tek başına hareket etmemektedir Şerif Hüseyin Ocak 1916'da, bir karşıfıklı yardıın anlaşması yapmıştır Ingilizlerle ve etkin desteğı- ni görmektedir onlann. Mı- sır'daki Büyük-Britanya Yüksek Komiseri Sir Henry McMahon'la görüşmeler so- nucu ortaya çıkan bu anlaş- maya göre Londra Hüküme- ti. Suriye'nin kuzey sınırla- nnda doguda lran Körfezi'ne (Suriye kıyılannda geniş bir sahil şeridi bir yana bırakılır- sa), batıda Akdeniz'e ve gü- neyde Arap Yanmadasfna değin, Arap ülkelerinin bü- yük bir bölümünün bağım- sızlığını tanımayı üstlenmiş- tir. "Bu çeşitti yöreierde ken- dilerine en uygun hükümet biçimlerinin yerieşmesi ama- cıyla Araplara gerekli öğüt ve destek sagtamayT vaat et- tniştir, buna karşılık Mekke $erifı de önemli bir silah ve para yardımı karşılığında. O o François Georgeon ve Paul Dumont'un "Osmanlı İmparatorluğu Tarihi" adlı eserinden • Kuzey-Doğu Cephesi'nde acımasız olaylar olurken öteki cepheler de ağırlıklannı koyarlar faciaya. Çanakkale'de ölünür, Mezopotamya'da ölünür. Son olarak Arap Yarımadası'nda, Suriye'de ve Filistin'de ölünür. Burada Osmanlılar, yalnız Itilaf Devletleri'ne çarpmazlar, Mekke Şerifi Hüseyin'i de bulurlar karşılarında. • Adım adım direnmektedir Osmanlılar! Ölesiye savaşırlar, çünkü kaybedecekleri büyüktür. Hüseyin'in oyalandığı büyük Arap krallığı düşünü başansızlıga uğratmak değildir sadece söz konusu olan: itilaf devletlerinin imparatorluğu bölüp parçalama tasarılarına engel olmaları gerekmektedir özellikle. 1917 Marü'nda Petrograd'da patlayan devrim. Rusya'yı çaüşmalaruı dışına çıkararak OsmaıuTnın rahat bir nefes almasını sağlar. Bolşevikler, birkaç ay sonra, Brest-Litovvsk antlaşmasıyla (3 Mart 1918), işgal edilen toprakian boşaltmayı. Çann 1877'de aJdığı Kars. Ardahan ve Batum illerini imparatorluğa geri vermeyi ve gönüllii Ermeni çeteleri- ni silahsızlandırmayı vaat ettiklerinde, daha da rahat bir nefes alacaktır Türkiye. "Arap halklan Türk boyunduruğundan kurtarmak için" savaşmayı kabul etmiş- tir. McMahon'un bir mektubunun açık- ladığına göre, "Araplann, yalıuz ve yal- nız Britanyalıların Öğütlerine başvura- caklan konusunda anlaşılmış". başka herhangi bir Avrupa ülkesinin yardımı bİT yana bırakılmıştır. Sultanın, Arap vassallerinden birine çarpması, ilk kez oluyor değil kuşkusuz. Ne var ki arkasındaki Büyük Britanya ile korkutucu bir düşmandır Hüseyin. Ingi- lizlcr. Necid Emiri Abdülaziz fbn Sa'ud ile de anlaştıklan için durum daha da teh- likelidir o ölçüde. Ibn Sa'ud, ayda 5000 sterlin ve Suudi "bağunsızhğı''nın tanın- ması karşılığında, dostluğunu ve yansız- lığını vaat etmiştir Britanya Hüküme- ti'ne. Etkin bir bağlaşıklık bulunmadı- gından, bu anlaşma, kendisi hakkında iyi düşünmeyen bir komşuca rahatsız edil- mekten korkmaksızın eyleme geçme ola- nağını vermektedir Mekke Şerifi'ne. Çölün dinmeyen rüzgârı Gelişmeler, alabıldiğine kötü başlar birden Osmanlılar için. Başlannda. Hü- seyin'in oğullanndan birinin, Emir Fay- sal'ın bulunduğu Bedeviler,Hicaz demir- yoluna atılrrlar ve çok geçmeden de Mek- ke ile Cidde'deki Türk garnızonlannı di- ze getirecekle'dir (12 ve 16 Haziran 1916). Harekât, birçok Ingiliz subayının yardımıyla ustaca yürütülür, aralannda, anlaşılmaz bir kişiliğe sahip Thomas Ed- ward Lawrence de vardır; bu subaylann ve Arap başkaldınsının başlıca esinleti- cilerinden biri olduğunu söyleyip övü- necektir sonradan. Ingiliz desteği sayesinde, Hicaz'ın bü- yük bir bölümünü denetimi altına almak ve Yemen'deki Osmanlı ordusunun im- paratorluğun geri kalan yanıyla her tür- lü ilişkisini kesmek için, sadece birkaç hafta yetmiştir Faysal'a. Ekimın sonlann- da, Hüseyin kendisini "Araplann krah" olarak ilan ettiğinde, bir adım daha atıl- mış olacaktır. Kuşkusuz, simgesel bir davranıştır bu; çünkü, yeni hükümdar, sadece Hicaz'ın Bedevi kabileleri üzerin- de hüküm sürmektedir o sıralar. Öyle de olsa, çöldeki rüzgâr. açıktır ki hemen di- necek gibi değildir artık. McMahon'la yapılan anlaşmanın ru- huna uygun olarak Şerif Hüseyin'in yö- nettiği başkaldın. bütün Araplan içine alan bir niteliğe bürünür ve Suriye'yi kapsar özellikle. 1917ükbahanndanbaş- layarak Faysal'ın birlikleri kuzeye doğ- ru harekete geçerler. Akabe'yi alırlar (6 temmuz); akınlara ve Suriye kentlerini Medine'ye bağlayan demiryolu boyunca sabotajlara girişerek, Osmanlılan îurpa- layıp tedirgin ederler. Aynı döneme doğ- ru, Mısır'daki tngiliz birlikleri de yürii- yüşe geçmiş ve Kutsal Yerler doğrultu- sunda olmak üzere, Sina üzerinde ağır ağır ilerlemektedir. Araziyi iyi bilen ve iletişim yollanna egemen bu çifte saldı- n karşısında Türkiye en yetkin güçlerini harekete geçirmek zorunda kalır; Cemal Paşa'nın dördüncü ordusu ve özellikle, yeni kurulmuş olup bir altmış kadar Al- man subayinın görev aldığı ve General von Fulkenhâyn'm komutasına verilen Yıldınm Ordusu'dur bunlar. Ancak Ge- neral Aüenby'nin yönettiği Ingiliz tugay- lan, Gazze, Akka ve Yafa'yı aldıktan sonra. 9 aralıkta ele geçirdiklen Kudüs'te kutlayacaklardır Noel'i. Aynı kış, Fay- sal'ın adamlan, Ölüdeniz ve Ürdün kıyı- lannda karargâh kuracak, Kerak'taki Türk Fılotilasını da yok edeceklerdir. Şam, öyle pek de uzakta değildir artık. Her şeye karşın, aşağı yukan daha bir on aylık harekât vardır ilerde. Adım adım direnmektedir Osmanlılar! Direnen osmanlılar Ölesiye savaşıyorlarsa eğer, kaybede- cekleri büyüktür de ondan. Hüseyin'in oyalandığı büyük Arap krallığı düşünü başansızlıga uğratmak değildir sadece söz konusu olan onlar için: Itilaf Devlet- leri'nin imparatorluğu bölüp parçalama tasanlannın gerçekleşmesine engel ol- malan gerekmektedir özellikle. Gerçek- ten Itilaf Devletleri'nin, sultanın As- ya'daki topraklannı daha şimdiden -gü- le oynaya- paylaşhklan. lstanbul'da bilin- mez bir şey değildir; nitekim Çarlık ar- şivlerindeki gizli belgelerin bir bölümü ele geçirildikten sonra durum açığa vu- rulmuştur ve Rus devrimcileri yapmıştır bunu. 1916 Mayısı'nda, tngiliz tarafın- dan Sir Mark Sykes ve Fransız tarafından da Georges Pico'nun yürüttükleri görüş- meler, daha sonra Saint-Petersburg'un da onayıyla üç ılgilı tarafin iştahlannı ala- bildiğine doyurmuştur; Erzurum, Trab- zon, Van ve Bıtlis illerinin yanı sıra Dic- le vadisine değin Muş ve Siirt yöreleri Ruslara; Suriye ve Kilikya kıyılan, Su- riye'nin geri kalan bölümüyle Irak'ın ku- zeyini içine alan bir nüfuz bölgesi Fran- sızlara; Hayfa ve Akka limanlan. Bağ- dat'tan lran Körfezi'ne değin bütün bir güney Mezopotamya ve son olarak da Filistin'den İran'auzanan geniş bir nüfuz bölgesi lngilizlere bırakılmıştır. Birkaç ay sonra, Saint-Jean-de-Ma- uricnne'de yapılan bir başka anlaşma (19 Nisan 1917) da, Italya için terekeden bir pay öngörmüştür; Batı Anadolu boyun- ca aynlan ve imparatorluğun en zengin yörelerinden birkaçmı, bir arada İzmir. Antalya ve Mersin'i içine alan bir işgal bölgesidir bu. Son olarak; bu kesip biçmeleri yapar- ken, Itilaf devietleri, her rüzgâra bir va- at ekmekten de geri duraıamışlardır: Araplara, etkili bir Avrupa vesayeti be- raberliğinde bağımsızhk; Yahudilere, Fi- listin'de bir "ulusal yuva" (2 Kasım 1917 tarihli Balfour açıklaması): Yunanlılara da, onlann meghali ideo -"büyükdüşün- ce"-lerinin gerçekleşmesi yolunda, Trak- ya ile Küçük Asya'daki Ege illerini içi- ne alan bir Büyük Yunanistan'ın yaratıl- masıdır bunlar. Bütün bunlara bakıp da, nasıl kaygılanmaz olurdu imparatorluk ve umutsuzluğun gücüyle karşı koymaz- dı? Savaşm bu son aylannda, sadece Iti- laf Devletleri'ne karşı savaşılmaz, kendi ölümüne karşı da savaşmaktadır impara- torluk! 1917 Devrimi'nin getirdiği soluk Öyle de olsa, bu can çekişme içinde, bir anlığına bir iyileşme görülür. 1917 Martı 'nda Petrograd'da patlayan devrim, çatışmalan sürdürmenin dışına atmıştır Rusya'yı.Kuzey-Doğu cephesinde, Rus birlikleri, bozguna uğrayıp dağılmakta gecikmezler. Türkiye. sonunda bir nefes alabilir du- rumdadır bu yönden. Bolşevikler, birkaç ay sonra, Brest-Litowsk antlaşmasıyla (3 Mart 1918). işgal edilen topraklan bo- şaltmayı, Çann I877'de aldığı Kars, Ar- dahan ve Batum illerini imparatorluğa geri vermeyi ve gönüllü Ermeni çetele- rini silahsızlandırmayı vaat ettiklerinde, daha da rahat bir nefes alacaktır Türkiye. BİTTJ ÇALIŞANLARIN SORUIARI / SORUNLARIYILMAZ ŞÎPAL Yurtdışı tedavi harcamaları Soru 1987 yılında Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan malûlen emek- li oMum. Ağır bir hastaiık sebebiyle hayaümın yansını hastanelerde geçiriyorum. Kıâm yurtdışında çalışıyor, yanına gitmek istiyorum ve > urtdışında tedavigörmek isiyorum. Ancaktedavi masraflannı karşdayacak mad- di durumum yok. Kızımın da durumu iyi değil. Sormak istediğinı: Yurtdışında tedavi imkânım var. Yurtdışmda yapacağım tedavi mas- raflannı kim öder? Ben mi, sigorta mı? (Ş.B) YANIT: Sosyal Sigortalar Yasası uyannca yurtdışı tedavi yardımmdan çahşan sigortahlaryararlanabilmektedir. Emekli, malûl, dul ve yetim aylığı alanlara, yurtdışında tedavi olanağı tanınmamıştır. Sosyal Sigortalar Yasası 'nın 32. maddesi ile, "Hastalığuı anlaşıldığı tarihten önceld bir yıl içinde en az 300gün hastaiıksigortası primi öde- miş olması şartrvia, yurtiçinde tedavisi mümkun ounayıp ancak >«- bancı bir ülkede kısmen veya tantamen tedavisi mümkün görükn" sig- ortalılann "yabancı ülkelere gidip gelme yol paralan ile bu ülkede kalış ve tedavi masraflannın ödenmesi" sağlanmıştır. Yasanın 36. maddesi ile de Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan yaşjılık, malûllük. dul ve yetim aylığı alanlar yurtdışı tedavi yardımı kap- samının dışında bırakılmıştır. Aynı durum Emekli Sandığf ndan aylık alanlar için de geçerlidir. Bu da, de\ letin emekli, dul ve yetimleri önemsemediği anlamına gelmektedir. Yargmın olaya bakış açısı daha değişik. daha insancıldır. Yargı, olaya insancıl bir yorum getirmiş ve karannda bunu yansıtmış ve sorunuzun yanıtını vermiştir. u (_) gelir ve ayhk almakta olanlara ve aile bireylerine, başka bir an- latımla pasif sigortalılara yurtdışında tedavi görme imkânı tanımnanuştır. Olayda davacı yaşlılık aylığı almakta iken yurtdışında tedavi gördüğüne göre 36. maddeye göre yurtdışında yapılan tedavi masraflannı isteyemez. Ne var ki. davacının acilen hastaneye kaJdınlmasına, Türkiye'de dahi olsa tetjavisinin yapılmasının oradan alınan raporlara nazaran zonınlu bulunmasına göre davacm tedavi masraflan vardınundan tamamen yoksun bırakmak, sosyaİ güvenlik hukukunun sigortalınm sağüklı yaşama hakkmı güvenceye alan temel ilkelerine ters düştüğü gibi hak ve nesafet (haklüık) kuraJlanna da aykmdır. Hal böyle olun- ca yurtdışında hastalanan davacı Türkiye'de hastalanmış, olsaydı, ku- runı sağbk tesislerinde ne kadar masrafla tedavi görecek idiyse,o mik- tar hesap ettirilmeli ve ortaya çıkacak tedavi masraflannın kunım tarafından ödenmesi gerektiğinin tespitine hükmedilmelidir. (_)" (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 25.5.1993 tarih, 199214483 esas ve 1992/5888 karar) GAZİANTEP DÖRDÜNCÜ İCRA MÜDÜRLÜĞÜ'NDEN ÖDEME EMRİ VE KIYMET TAKDİR RAPORUNUN İLANEN TEBLİĞİ DosyaNo: 1994/2172 1- Alacaklı ve varsa vekili: Esbank Eskişehir Bankası T.A.Ş. 2- Borçlunun varsa kanuni temsilcisi: 1- Turgut Öztaş Tic. A. Turgut öztaş 2- M. Ali Öztaş 3- Kemal Akçay 4- Yusuf Çelebi 3- Alacağın Türk Parası ile Tutan, faiz ve işlemeye başladıgı tarihi: 900.000.000 TL'sı esas alacak, ıcra giderleri, ücreti vekâlet, 17.05.1994 tarihinden itibaren % 425 temerrüt faizi. 4- Ipotek belgesı ve tarihi (ipotek bir cari hesap veya işleyecek kredi bir mukavelenin teminatı olarak verilmişse tarih ve numarası): 16.3.1994 tarihinde tanzim edilmiş olan 10 adet taşınmaza ait olan ipotek belgesi ve kre- di sözleşmesı. 5- Merhunun ne olduğu: Tamartıı arsa niteliğınde. 6- Rehin üçüncü şahıs tarafından verilmiş ise adı ve soyadı: Rehin Yusuf Çelebi tarafından verilmiştir. Taşınmazlar aynı şahsa aittir. tşbu ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren 30 güne ilaveten 45 gün içinde borcu ödemeniz. borca karşı bir itirazınız varsa tebliği tarihinden itibaren (ilan tarihi tebliğ tarihi sayılacaktır) yedi güne 15 gün ilavesi ile 22 gün içinde yazılı veya sözlü olarak -ipotek hakkına itiraz edilemez- (Mad. 150) İcra daıresine bildirmeniz, borcunbir kısmma Uirazınız varsa o kısmın cihet ve miktannı açıkça göstermediğiniz takdirde itiraz etmemiş sayılacağımz, senet altındakı ımzayı inkâr edıyorsanız aynca ve açıkça bildirmeniz. aksı takdirde senettekı imzayı kabul etmiş sayılacağımz, süresı içinde itiraz edilemez ve borç ödenmezse alacakhnın gaynınenkulün satışını isteyebileceği, AyncaıpotekliGaziantepili.Şahınbey ilçesi Ünaldı mahallesi AhmakDeresimevkiinde, tapununpafta 19m. lc.-ada3836. parsel 6, 7,8,9, 10, 11. 12. 13, 14, 15"te kayıtlı tasınmazlarabihrkişıler marifetiyle kıymet takdin yapılmış ve bu on taşınmaza tpplam 1.194.450.000 TL. muhammen kıymet takdir edilmıştir. Borçlulardan Mehmet Ali Öztaş ve Ahmet Turgut Öztaş yapılan bütün araştırmalara ragmen bulunamadığı ve adresleri de tespit edilemedığınden ödeme emri ve kıymet takdiri kendilerıne tebliğ edılemediğinden ilanen tebliğine karar verilmiş bulunduğundan, adı geçen ıki borçluya tebliğ yerine kaim olmak üzere ilan olunur. 7.4.1995 Basın: 19269 POLtTİKA VE ÖTESİ MEHMED KEMAL Bu Âdet Yeni Çıktı... Avrupa Konseyi Siyasi Komitesi, insan haklan ve demokrasi konusunda bize iki ay süre tanımış. Ba- kalım bu iki ay içinde ve sonunda ne olacak? Işin tu- hafı dünya solculan tarafından "komünizmin yıkıcı- sı" olarak tanınan Gorbaçov da bu sırada ülkemizi gezenler arasında. Başta fikir olmak üzere özgüriükler paketinin de tartışıldığı bir dönemdeyiz. Gorbi, gazetecilerin eline geçti ya sorariar "Dünyayı dolaşıyorsunuz, dönüşünüzün ekseni ne oldu?" "ölçmedim." "Bir dünyadan kurtulmak için mi öteki dünyayı yıktınız, Sovyet sosyalizmini çökerttiniz?" "Ben sizlere bir şeyler kanıtlamak zonında deği- lim. ön yargılısınız." "Konferanslannızı 50 dolardan 50 bin dolara çı- kardınız." "Vakıf kurduk, paralar oraya gidiyor." "Siz almıyor musunuz?" "Sorduklannız ciddi şeyler değil." Sovyet sosyalizmini yıkan Gorbaçov'u kimsenin tuttuğu yok, önüne gelen kınryor. Kitaptanndan da para alıyor. "Kitaplanm dünyada en çok satan 10kitabın ara- sında. " Övünüyor. Bu sırada ajanslardan bir haber geldi. PKK'nin elindeki iki Fransız gazeteci serbest bırakıldı. Gaze- teciler aslında Türk, ama çalıştıklan ajans, Fransız (AFP). Cizre yolunda bırakmışlar. "Bunlar yerini söylemezler ama sorguya çekerler, yerleri belli değildir. Siviller askerierin elinde derier; askerter sivillerin elinde. Gazeteciler bunca gün gü- venlik güçlerinin elinde kalmış, elbette öğrenecek- leri çok şey vardır. AFP'nin muhabiri Kadri Gürsel'i tanıyorum. Oda- lanmız yan yana... Karşılaştığımız zaman sabahlanı "merhabamız" vardır. Kadri, geçer bilgisayann ba- şına, başlar dünyayı taramaya. Şimdi biz de Kadri"yi tanyoruz? Biz tanyoruz ama istediğimiz haberler çıkmıyor karşımıza... Gazete başlıkları; Ruanda'da katliam: 8 bin ölü var... Belki o kadar, belki değil... Avustralyalı binbaşı Peter, "Kamplarda palalarla doğranmış insanlar bulduk" diyor. Oklahoma'da yıkıntılar altından cesetler çıkıyor. Amerikalılar terörü bilmedikleri için çıkan ölüler kar- şısında dehşete düşüyorlar. Gorbi'ye sarhoş Yettein karşısında nasıl yenik düş- tüğünü soruyorlar. O da bir Rus öykü kahramanı olan Aptal Ivan'ı anlatıyor. Bir altın balık var, bir görünü- yor, bir yitiyor. Halk da altın balığın peşine düşüyor. Ara, tara, kovala, en sonunda elinde birteneke ba- lık kalıyor. Rus söylenceleri arasında en geçerii öy- külerden bındır teneke balık. Ulusal maçtan sonra bizim Etiler bir savaş gece- sine dönmüştü. Millet sanki gol atmıyor da tabanca atryordu. Gecenin 24'ünde pat patlardan geçilmiyor- du.Bizim hanım, "bak tabancalar atılıyor" dedi. "Duyuyorum." Tabancalarla sanki gökte bir savaş vardı. Davullar, zurnalar, klaksonlar, kornalar vardı da bu tabancalar yeni çıktı. Saİr ne diyor? -" - i "Evvel yoğ idi bu âdet yeni çıktı." Kimbilir daha ne âdetler çıkacaktır!.. B U L M A C A SEDAT YAŞAYAN SOLDANSAĞA: 1/ Alman bekçi köpeğı ırkı. 2/Ta- viz... Doğu Ana- dolu'da bir gol. 3/ Vezir ve sadra- zamlann giydıği bir çeşit kavuk. 4V Bizmut elementı- ninsimgesı...Oto- nte. 5/Behrtiler... Orta Avrupajdaki dağ sırası. &Ülke- miz sulannda ya- şayan ve "pp" de denılen mersınba- lığı türü... lskambilde bir kâ- ğıt...Eylemlen olumsuz yap- makta kullanılan ek. 7/ Ye- mek... Akarsu kıyılanndakı ağaç ve çalıların üzerinde de yaşayabilen bir balık. 8/ Kü- çük korparçası... Kıskançhk. 9/ Yurdumuzda kurulmuş yirmı btr köy enstitüsünden biri. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Turnagagası da denilen, yapraklan güzel kokulu bir bıtkı. II Bestelenmiş her tür şi- ire Batı'da verilen ad. İki şey arasındaki karşılıklı ilgi. 3/ Ovada ya da dere kıyısında çalı ve diken topluluğu... En- der. seyrek... Toprağın nemi. 4/ Fazla bön, avanak... Üye 51 Isvıçre'de turistik bir göl. 6/ Bira yapmak için çımlendiri- lip kurutularak hazrrlanmış arpa... lslamlıktan öncekı Türk edebiyatında ağıta verilen ad. 7/ lri taneli bezelye... Kalın su borusu. 8/Yerölçümünde, yükseklık farklannın belirlen- mesinde uygulanan yöntem. 9/ Nikelin simgesi... İçinde yağ yakılan toprak kandil. İLAN T.C. SÜRMENE KADASTRO MAHKEMESİ 1988/100 Esas 1994/57 Karar Davacı Orman lşletme Müdürlüğü tarafından da- valılar Asiye Alişanoğlu ve arkadaşlan aleyhine açı- lan Sürmene, Çamburnu, Kemerli mahallesinde kain 1183 parsel sayılı taşınmaza ilişkin, kadastro tespiti- nin iptaline dair davada, mahkememizce karar veril- miş olduğundan; Davahlardan Ahmet çocuklan Asiye Alişanoğlu, Resmiye Alişanoğlu (Işık), Dursun Ali kızı Fatma Alişanoğlu. Remzi Nail kızı Kamuran Alişanoğlu, Remzi Nail kızı Sırma Aiişanoğla, Salih kızı Şazime Bıcakçı, Abdurrahim çocuklan Ömer Yıldınm Bı- çakçı, Doğan Bıçakçı, Nuri Bıçakçı, Hayati Bıçakçı, Erdoğan oğlu Hilmi Köksül, Ahmet kızı Fatma Ali- şanoğlu ve Abdurrahim oğlu Metin Bıçakçf ya ait 29.07.1994 tarihli ve 1994/57 karar sayılı ve orman idaresf lehine sonuçlanan karar, davalılar mirasçılan- na tebliğ edilemediğinden ve adresleri de tüm arama- lara rağmen tespit edilemediğinden ilanen tebligat ya- pılmasına karar verilmiş olmakla; Yukanda karartarihi ve numarası yazılı, orman ida- resinin davasının kabülü ile sonuçlanan karar özeti tebliğ yerine kaim olmak üzere ilan olunur. Basın: 18497
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog