Bugünden 1930'a 5,439,641 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 21 MAYIS 1995 PAZAR HABERLER KÖ'nin Tüpkiye'öeki ayrıcalıklam • ANKARA (Cumhuriyet Biirosu) - Türkiye'nin girişimiyle başlatılan Karadeniz Ekonomik tşbirliği'nin (KEl)icraorganı KEt Uluslararası Sekretaryası ıle yasama organı KEİ Parlamanterler Asamblesi (KEtPA) Uluslararası Sekretaryalan Türkiye'de tüzelkişiliğe sahip olacaklar. Resmi Gazete'nin dünkü sayısında yayımlanarak yürürlüge giren Dışişleri Bakanlığı'nın yönetmeliğiyle KEÎ ve KEİPA sekretaryasına tanınan ayncalık, bağışıklıİc, kolaylık ve dokunulmazlıklar belirlendi. Yönetmelik uyannca KEİ ve KEtPA sekretaryalan tüzelkişiliğe sahip olup sözleşmeler yapmaya, taşmır taşınmaz mallan almaya ve satmaya, dava açmaya hak sahibi olacaklar. Menderes'tenl cuma naman' iznine destek • ANKARA (Cumhuriyet Börosu) - DP Genel Başkanı Aydın Menderes, DP iktidannın gerçekleştirdiği "hürriyet ortamının" önemli bir bölümün vicdan hürriyetini oluşturduğunu savunarak, 'cuma namazı izni'nin yasalaşması gerektiğini söyledi. Menderes, partisinin kuruluş yıldönümü nedeniyle yapılan törende, l%l Anayasası ile "demokrasinin kurumlan olacak. ancak demokrasinin içinde halk olmayacaktır" anlayışının getirildiğini öne sürdü. Amerika'da Atatürk Derneği • WASHINGTON(AA)- Amerika Atatürk Derneği Washington'da kuruldu. Başbakan Tansu Çiller'in bir kutlama mesajı yolladığı demeğin ilk yıllık toplantısında, ABD Senatörü Robert Byrd konuştu. Byrd, "Köktendinci karanhk güçlere karşı başansızlık hem Türkiye hem Batı için felaket olur" dedi. İstanbul'da asayiş • İstanbul Haber Servisi - Emınönü'nde Ercan Eraslan adlı bir genç intiharetti. Ümranıye'de Yeter Koçak adındaki kadın, eşi Hüseyin Koçak tarafından kurşunlanarak öldürüldü. Olaydan sonra kaçan Hüseyin Koçak'ın yakalanmasına çalışıldığı bildirildi. Kadıköy'de ise Mücahit Eron (43) adlı konfeksıyoncu, dükkânında uğradığı silahlı saldında bacaklanndan yaralandı. Olayda. müşteri olarak içeride bulunan Gözde Eryüksel de (15), seken bir kurşunla sağ ayak bileğinden yaralandı. Meclis mimari proje yarışması • ANKARA (AA)- TBMM BaskanlığVnca, Genel Kurul Salonu'nun yeniden düzenlenmesi konusunda açılan ve 1 Mayıs 1995 tarihınde sonuçlanan mimari proje yanşmasında derece alanlann ödülleri dağıtıldı. Baba-oğul llhami Ural ve Adnan Ural'ın birinciliği kazandığı mimari proje yanşmasında, ikincilik ödülünü Semra Uygur- Özcan Uygur. üçüncülüğü ise Dılek Topnz-Bünyamin Derman kazandı. Erbakan temel attı • ACIGÖL(AA)-RP Genel Başkanı Necmettin Erbakan. Nevşehir'in Acıgöl ilçesinde belediye- vatandaş işbirliğiyle yaptınlacak 50 yataklı hastane ile belediye hizmet binasının temelini attı. Erbakan burada düzenlenen açık hava mitinginde halka hitap ederken, RP'li belediye başkanlannm canla başla, ibadet aşkıyla en hayırlı hizmetleri yaptıklannı öne sürerek "Sultan Fatih, Refah'çu milli görüşçü ve adil düzenciydi. Bin yıl dünyaya refahla, milli görüşle, adil düzenle en büyük medeniyeti biz kurduk" dedi. MIKRO DINÇ TAYANÇ Cemalertin Kaplan. 1987 vılında Bonn'da düzenlenen bir yüriivüşte oğlu Metin ve torunu Fatih ile ön sırada. Yazanmız Uğur Mumcu ile 8 yıl önce Almanya'da görüşen Cemalettin Kaplan, Türkiye'de bir şeriat ayaklanmasının planlannı yapıyordu: Kuran anayasa olacakaayasa Bu üç devri tamamlayan Müslüman, doğrudan doğruya cennete gidecekmiş. Eh cennetin krokisi de Cemalettin Hoca tarafından çizildiğine göre iş tamam, doğ- nı cennete! Camilerde Hoca'yi dinlerken sıkılıp da dışan çıkmak ısteyen olursa hemen uyan- yor. Cepheden kaçan vurulur - Nereye gidiyorsun hoca? Cephedeyiz, cephede. Cepheden kaçan askeri ne yapar- lar biliyor musun' 1 Vururlar. öldürürler... Eski müfrünün sözleri. ipe sapa gelir gi- bi değil. Günlerdir Kaplan Hocanın video bantlannı izliyorum. Sözlen akıl alacakgi- bi değil doğrusu. Allah'ın görevi, komisyonculuk Allah'ın görevi. Hoca'ya göre bir çeşit "komisyonculukmuş." Allah hem can veri- yormuş, hem can alıyormuş. Verdiği canı alırken de sevgili kullanna cennette yerayı- nyormuş. Allah ancak tslam inkılabı uğruna can ve mallannı verenlere cennette yer ayınr- mış. Yoksa, Müslüman cennete değil. doğru- dan cehenneme gidermiş. Müslümamn cehennem yerine cennete gidebilmesi ıçin "cebinin ağânın açıkohna- sı" gerekirmiş. Müslümanın cebi açık ola- cakmış ki, Cemallettın Hoca'nın bankalar- da açtırdığı hesaplara bol bol para yatınl- sın. Müslümanlar İslam inkılabı içın cep- lerinın agzını Cemalertin Hoca"nın banka hesabına açacaklarmış. Hoca'nın hesap numaralan Cemalettin Hoca"ya ağızlan açık tutulan ceplerden mılyonlarca mark aktanlıyor. Hesap numarası mı? Onu da verelım. Hollanda Rabobank - Oss -180405934 Bir de Almanya hesabı var. Bu hesap da Cemalettin Kaplan adına açılmış özel bir hesaptır. Deutsche Bank Köln Şubesi'nde 37040044 sayılı hesap. Pekı nıçın bu paralar Cemalettin Kap- lan'ın özel hesabına gönderiliyor? Orasını pek sormayın. Ya da sorarsanız şu yanıtı alabilirsiniz: Hoca. peygamberin temsikisidir, pey- gamber de Allah'ın temsikisidir. Müslü- manlar eğerceplerinin ağızlannı doğrudan doğruya Cemalettin Kaplan'm özel hesabı- na açarlarsa cennete gideceklerdir. Öyley- se pamuk eller ceplere. Afganistan mücahıtleri içın toplanan pa- ralar mı, hani her camide toplanan ve her Müslümandan istenen paralar. Bu paralar mı kimin hesabında? Cemalettin Kaplan'ın daha düne kadar sağ kolu Ahmet Polat'ın özel hesabında. Ahmet Polat. Deutsche Bank Köln Konto 2625275 Biz 37070060 Vldeolu propaganda Hoca'nın propaganda taktiği şu: Hoca, camilerde konuşacak ya da aklına ne geldiyse bunlan söyleyecek, halkı kış- kırtacak. Bu konuşmalar video banda çeki- lecek ve çekilen bu video kasetlen yurda sokulacak. Aynca konuşmalar küçük boy kitap halinde basılarak yurda gönderilecek. Bu yolda "tebüğ" yerine ulaşacak. Ulaş- tıkça Türkiye'deki Müslümanlar cihada ha- zır olacak. Sonra? Sonrası için Hoca'nm öngördüğü plan şu: "50 bin camide. 50 bin hoca ayağa kalka- cak" ve inkılap da o anda başlayacak. Bu- nun için bütün derdi hoca takımını, yani din adamlannı etkilemek. Aklını hep "ho- ca efendilere" takmış. Onları kışkırtacak, onlar camilerde Ku- ran'ın anayasa olmasını isteyecekler, Ce- malettin Hoca da tıpkı Humeyni'nın yaptı- ğı gibi buralardan Türkiye'ye bantlar soka- cak. Ve halk böylece tslam devrimine ha- zırlanacak. Hoca tam anlamıyla Humeyni'nin yolu- nu ızliyor. Humeynı. Fransa'da sürgündey- ken sesbantlan doldurup tran'a göndermi- yor muydu? Hoca da şimdi öyle yapıyor. Humeyni, konuşmalannı küçük kitapçık- lar halinde bastınp Iran'a göndermiyor muydu? Hoca da şimdi aynı böyle yapıyor. Kitap- lar basılıyor ve gizlice Türkiye'ye sokulu- yor. Cemalettin Hoca'nın "Üniversite Oğre- tim Üyelerine Tebliğ Mahiyetinde Açık Mektup" başlığını taşıyan yazısı şöyle ba- şılyor "Ey üniversite hoealan. Sizler, aynı zaınanda ilim makamında bu- lunan birer şahitsiniz. Allah varlığmın ve birliğinin onun hâkimiyetinin ve onun şahit- leri arasmdasınız." Cemalertin Hoca öğretim üyelerine şu sorulan sorup yanıtlan yine kendisi veriyor. Soru: Kâinat, yani canb-cansız bütün bir varlık. tlmi bir eser midir? Cevap: "Hayır" şeklınde olamaz. Çünkü o zaman fizik, kimya, biyoloji gibi ilimle- lık âleminin' ilmini yapmadan âlimini ve halikini. sahibini \e malikini bilmeden Al- lah'ın varhğını ve biıiiğini ispat %e ikrar et- meden ilim öğretemezsiniz, hocalık yapa- mazsınız, ilmini/ sallantıda kalır. dayanak bulamazsınız. Ne siz tatmin olursunuz ne de talebeleriniz. Bu çıkmazın içinde bocala- yıp durursunuz. O halde geliniz, ilmin haklonı, hocanın hakkını veriniz de Kuran dilivle asıl görevi- niz olan şahitliği \apiniz..."* Günümüzün putperestliği. millete tap- mak: Hoca'nın en çok kızdığı nokta 'hâki- miyetin millete ait olması". "Böyle bir hak- kui sahibi, ancak Allah'tır. O halde siz nasıl olur da böyle bir hakkı AUah'tan alır, ma- kamı kul olmaktan ilerh e gidemeyen, bariz vasfı kul olan millete verirsiniz. Ve bu suret- le milleti Allah'ın üzerine çıkanrsınız. Veya en azuıdan Allah "ın >erine ko>arsınız. Evet, işte şirk budur, hem de şirkin daniskası..." diyor. Kemalistlerin pili birri: "Türkiye'de Ke- kamazsuuz, ecd yakalanuş olur da ağzmız tövbesiz kapanmış olur. Mühlet istersiniz, ama mühlet verilmez. Arök her şe\ bitmiştir. Geri dönmek istersiniz, ama müsaade edilemez. Dönüşü olma> r an bir yokuluk, is- tisnası/ bir gidiş. Fira\ unlar. Nemrutlar, Karunlar ve Mus- tafa Kemaller gibi sizler de gideceksiniz. Mutlaka pdeceksiniz. Gün geçirmevin, va- kh kaybetmejin, gerekli ta\ be> i >apın, ya- pm da peygamberler, veliler, sıddıklar ve şe- hhlerlc beraber olun. Putlarla beraber ol- mamaya, onlann yanına ve yerine düşme- meye çalışın. Bu sizlere bir tebliğdir ve doğnıdur. Yalanı ve yanlışı \arsa, sizlerden yazılı ce- vap bekkriz. Sakın bize kızmayın. Bu bizim iroanımızın bir gereğidir." Cemalettin Kaplan, Ilahiyat Fakültesi mezunudur. Ankara tlahiyat Fakültesi'ni 1966 yılında bitiren Kaplan, yıllar sonra fa- kültedeki eski hocalan ile bir tartışmaya Uğur Mumcu, Cemalettin Kaplan vanhlan ile lokallerinde göriişüyor. ri inkâr etmek lazım gelir. Zira. bunlar kâ- inatın ilmini yapmaktadırlar. Bir şey ilmi bir eser değilse onun ilmi yapılmaz. O hal- de cevap "evet" şeklinde olacaktır. Soru: İlmi bir eser. ilmin variığının bir neticesi değil midir? Yani kâinata ilim hâ- kim değil midir? Ce\ap: Elbet de ilmi bir eser, ilim vasfı- nı ilimden alır, başka türlü düşünmek müm- kün değildir. Soru: İlim. ce>her \eya suraz kategorile- rinden hangisine girer? Yani ilim ce\ her mi- dir, araz mıdır? Cevap: Arazdır. Çünkü, kendi kendine kaim değildir. Varlığı başkasının varlığına bağlıdır ki, o da ilim sıfatının sahibidir. Ya- ni âlimdir. Bir başka ifadeyle ilmin varlığı bir âlimin varlığını gerektirir. Kâinata ilim hâkimse bir âlim de hâkimdir. Soru: İşte o âlim kfan? Cevap: Kâinatın yaratıcısı. Soru: Kâinatin yaratıcısının ismi nedir? Ce\ı ap: "Allah'ür." O. yaratıcı kitabında kendisine özel isim olarak bu ismi vermiş- tir. Neticede. eserden müessire intikal ede- rek diyebiliriz ki, kâinatı inceleme bizi il- me, ilim ise âlime, âlim de Allah'ın varlı- ğına götürür. Ilminiz sallantıda kalır Cemalettin Kaplan. bu soru-yanıttan son- ra ünıversite öğretim üyelerine şöyle sesle- nıyor: "İşte bu sizin işinizdir. Böyle bir ispatı sizler >apabilirsiniz. Bu. ilim meselesidir. Bir manrık meselesidir. İçinde bulunduğumuz tabiat âleminin' \ ar- malistlerin pili bitmiştir" diye konuşuyor Cemalettin Hoca, "Birkaç a> önce irtica yaygarası kopardılar. Şimdi sesleri kesildi. Birbirlerine, 'irtica dı>e diye. bir gün gelir bu millet bizim irtica dediğımızin şeriat ka- nunlan olduğunu anlar, ağzımıza ot tıkar, dişlerirnizi söker. Ne atamız kalır, ne putu- muz. Öyleyse susalım. ses çıkarmayalım' dedUer." Hz.Muhammedgıbı Allah adına "tebliğ görevüıi" üstlendiğTni söyleyen eski Ada- na Müfrüsü Ispirli Cemalettin Hoca, bütün öğrenim üyelerinden "Kemalizme karşı çıkmalannı" istiyor. anarşı ve terörü de doğrudan doğruya Kemalizme bağlayıp so- ruyor: - "Put kanunundan yana olup Allah ka- nunlan terk edilir mi ? - Kuran anayasa olmaktan, devtet İslam olmaktan çıkanlıp bunun yerine Kemaliz- me dayanan ana\ asalar. şirk devleti, put dev- leri getirebilir mi? Buna ilim evet der mi?" Cemalettin Hoca bu sorulan sorduktan sonra öğretim üyelerinden "canlan ve mal- lan pahasına" da olsa şeriatı sa\"unmalannı istiyor. "Kaynağınız"dıyor u Kuran,örnek ve önderiniz peygamber olsun. Kıbleniz ne VVashington, ne Mosko\a, ne Avrupa, ne Çankaya." Şeriat düzenıne uymayan öğretim üyele- rinı açıkça korkutuyor. Açıkça onlara göz- dag\ veriyor. - "Tek bir çareniz, tek bir çıkar yolunuz vardır. O da tövbedir. Şartlanna uygun töv- be etmektir. O halde hemen Io\ be edin. tövbede acele eden. Belki akşama giremez, belki sabaha çv- girmektedir. Eski Adana Müfrüsü Cemalettin Kaplan, ilahiliyat fakülteleri öğretim üyelerine gön- derdiği tebliğınde, "Ey tevhiddinin profla- n" diyor. u tşte bunlan ünKersite kürsüle- rinden anlatacaksınız. hâkimi\et me%7iıunu çok hi anlatacaksınız. Bizim mesul bir kişi olarak bunlan size anlattiğımız gibi sizler de birer mesul kişiler olarak bunlan yannın müftii ve vaizleri olan talebelerinize anlata- caksınız. Ve diyeceksiniz ki, hâkimiyet ka- yıtsız şartsız milletin değil. Allah'ındır... " Milletindir" demek, milleti putlaştırmak ve ştrktir, putperestlikrir. Böyle diyenlerde tev- hid kalmaz, iman kalmaz ve nikâh kal- maz._" Görülüyor ki, Diyanet Işleri Başkan Yar- dımcılığı da yapmış olan lspirli Cemalettin Hoca'ya göre. "Hâkimiyet kayıtsız şartsız miletindir** demek. bu demokratik ılkeye inanmak. buna göre da\ ranmak, oy kullan- mak günahtır. Böyle yapanlarda ıman kal- maz ve daha da önemlisi "nikâh kalmaz!" Kemalistlerin pili bitti Hoca. camilerde Ilahiyat Fakültesi öğre- tim üyelenne şöyle sesleniyor: u - Türkiye'de Kemalistlerin pili bitmiş- tir. Sizler de görmorsunuz. Birkaç ay önce bir irtica yaygarası kopardılar. şimdi sesle- ri ve soluklan kesildi ve birbirlerine şunu fi- sıldadılar: ' Biz ne yapıyoruz böyle. Bazı kav ramlar üzerinde dıkkatli olmamız gerekir. Bunlar- dan biri de irtica kelimesidir. SÜRECEK 32 Kısım "Lozan'ın gerçek yenikleri kimlerdi?" diye soru- yorum kendi kendime. Yanıt gene kendimden geli- yor: "Osmanlı şeriatçılan, mandacılar, Yunanlılar, Büyük Ermenistan ve Kürdistan düşlerini pompa- layanlar... Ve; Batı'nın sömürgecileri..." Gerçekten de Sevr'in yırtılması ve Lozan'ın ar- dından; önce Cumhuriyet'in kurulması, sonra da Hilafet'in tarihin çöplügüne atılması, en çok Os- manlı artıklannı üzüyor. Kolay mı, attı yüz yıllık sal- tanattan bir çırpıda yoksun kalmak? Kolay mı şeri- ata dayalı düzenin nimetlerine alışkın ulemanın elindeki yobazlık silahını yitirmesi? Mandacılar, diğer bir deyişle, çıkarlarını Batı'nın sömürgeci devietlerine bağlayan satılık Osmanlılar da çok üzgün! Kolay mı kendilerine nicedir sağla- nan ve daha da sağlanacak zenginliklere veda et- mek? Yunanlılar bir başka üzgün. Kolay mı Megalo- idea'nın çöküşünü kabullenmek? Kolay mı Hetlen dedikleri Anadolu topraklarından artlarına baka- madan kaçıp canını kurtarmak? Büyük Ermenistan düşünü yitirenlerse bambaş- ka üzgün. Kolay mı Osmanlı'nın son dönemlerinde titizlikle tezgâhladıkları ve terörle besledikleri politi- kanın çöküşüne dayanmak? Kürdistan düşünü pompalayanlann üzüntüsü ise bambaşka. Kolay mı Ortadoğu petrolleri için tam- pon bölge olmak pahasına, uluslararası sömürge- cijiğin kanatlan altında bir devlet kurmak fırsatını kâçırmak? Ve; Batı'lı sömürgecilerin üzüntüsü hepsine be- del. Kolay mı Birinci Büyük Paylaşım Savaşı'nın Türkiye'ye yönelik tüm ince hesaplannın yıkıldığını kabullenmek? ••• "Lozan'dan sonra neler oldu?" diye soruyorum bu kez kendi kendime ve gene kendim yanıtlama- ya çalışıyorum. "Fırsatını buldukça, aynı oyunun parçalannı yeniden tezgâhlamaya çalışıyoriar." Bakıyorum Cumhuriyet dönemine, önce Kürt ayaklanmaları "çıkmış!" Kemalist Cumhuriyet'in sert kararlılığı karşısında, oyunlara da, tezgâhlara da ara veriliyor. Ne zamana dek? Türkiye, Ikinci Büyük Paylaşım Savaşı sonrasında, tam bağımsızlık ilkesinden sa- pıp Batı'ya yanaşmaya başlayan gıderek güçsüz ve "teslimiyetçi" yönetimlerin iktidar olmasına dek!.. önce Kıbrıs ve Ege ile Yunan aktör oynamaya başlıyor... Ardından ASALA ile Ermeniler giriyor sahneye... Tam ASALA'nin tükendiği günlerde, bu kez de Sevr Kürdistanı düşü ile PKK'yi görüyoruz... Oyun hızla sürerken; kara cüppeleri, yeşil sarık- ları ve giderek yükselen gulguleleriyle şeriatçılar sahne altyor... Bunlann tümü, silahendaz oyuncularf Derken; "Lozan kötüdür", "Atatürkçülük dino- zorfuktur", "Bütün olup bitenler Devlet'in ve Cum- huriyet'in hatalannın sonucudur" teraneleriyle la- fendaz oyunculardan toplama ve Sevr örtüsüne bürünmüş Yeni Osmanlıcı Ikinci Cumhuriyetçi- ler'den oluşan manda korosu giriyor devreye... Oyunun figüranlan var doğal olarak. Onlar da yıl- lardır "yükselen değerier" teranesiyle, Türkiye'yi yönettiklerini sanan liberal ekonomi kölesi Yüce Şişman ya da Bacı kılıklı zavallılar ve en tehlikeli sahnelerde, aktörierin yerine geçip kendilerini ya telef eden ya da gülünç duruma düşüren sosyal ve de demokrat dublörier... Oyunun yönetmeni, askeri kimliğini bir yana bı- rakıp, ekonomik kimliğe bürünmüş Batı... Sahne ve dekoriar, Dünya Bankası'nın, Uluslararası Para Fonu'nun, Avrupa Birliği'nin usta elleriyle hazırlan- mış... Haa, bir de izleyici koltuklannda oturmuş, oyunu gâh öfkelenip ayağa fırlayarak; gâh korkudan kol- tuklanna sımsıkı yapışarak; gâh boş gözlerie baka- rak; gâh kahkahalarla gülerek izleyen seyirciler. Seyircilerin çoğunluğu oyundan da, yönetmen- den de, oyuncular ve figüranlarla dublörlerden de hoşnut değil. Hatta, tümünden nefret ediyorlar. Ama, akıl almaz biçimde, oyun biter gibi olunca, alkışlamaya koyuluyor; hatta çıkıp yeni seans için bilet almayı bile düşünebiliyoriarü! Ana fikir: Seyirci aptal olursa, oyun ne denli kof olursa olsun tutar. Ana fikrin ana fikri: Akıllı seyirci, kof bir oyunun sahneden kaldırılması için gerekirse sahneyi bile basabilendir. YDH Cenel Başkanı Boyner Ensenize yapışan asalaklardan kurtulun SAMSLN (Cumhuri- yet) - Macerah bu- yolcu- luktan sonra karayolu ile Samsun'a gelen Yeni De- mokrasi Hareketi Genel Başkanı Cem Boyner. RP'nin bugünkü güçlü konumuna DYP. ANAP ve CHP'nin sayesinde geldiğini söyledi. YDH Genel Başkanı Cem Boyner. partisinin Samsun Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlediği mitingde yaptığı konuş- mada, u Ülkeyi yönetenler- den bıkan vatandaşların tek gmendiği Allah kaldı. Refah da bunu iyi kulla- narak her geçen gün güç- leniyor" dedi. Tunsu C'ller'ın Ameri- ka'ya giderek şeriat bizi kesecek dediğini ve ABD'den bu konuda yar- dım istediğini, ancak aynı Ciller'ın Türkıye'de dine sarılarak namaz niyaz edebiyatı yaptığını belİF- ten Cem Boyner şöyle konuştu: "Namaz niyaz edebivatı yapanlar din, va- tan elden gidhor diye siz- leri sömürüyorlar. Demi- reL Çiller, Yümaz, Ecevit, Türkeş, Erbakan gibi li- derler Türkive'de adeta dev letçiligin sembolü oldu- lar. Bunlar vatandaşı kul köle gören anlayışın tem- silcileri" Bugünün eşkıyasının geçmiştekı eşkıyalara benzemediğini, bugünün eşkıyalannın kravat, çan- ta, araba, bilgisayar ve dıplomalarla dolaşıp silah olarak da rüşveti kullan- dıklannı ileri süren YDH lideri Cem Boyner, "İşte bizim karşunıza aldıgımız eşkıyalar bunlar. Sizler siz olun vatandaşın ensesine yapışan bu asalaklardan kurtulun. Manavdan ebna çalan hırsız oluyor, de%le- tin trihonlannı götüren ise beyfendi muamelesi görü- yor. Hırsız karakolda dö- vülüyor, o beyfendiler ise Mbar görüyorlar" dedi. Türkiye'de RP korkusu diye bir korkunun olmadı- ğmı, RP'nin de diğer par- tilerden bir farkı bulun- madığını bildiren Boyner şunlan söyledi: "Refah Partisi, ANAP'ın, DYP' nin, CHP'nin sayesinde güçiendi. Bunlan birleşti- rirseniz bile RP'nin oyu ikrve katianır. Çünkü hoca üfûrüyor, ama tuttunıyor. Ne de olsa Marmaris'te yaşayıp da resim yapan darbeci paşa bile Refah gelirse asker darbe y^par diyor. Halk artık bunlar- dan bıktığı için Allah diye- ne sarılıyor. Sağ çalmaz dediler çaldı, sol hem iş yapmadı, hem çaldı."
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog