Bugünden 1930'a 5,457,619 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHÜRİYET 20 MAYIS 1995 CUMARTESİ OLAYLAR VE GORUŞLER Cımıhuri^tçilik Prof. E>r. SUNA VJL%Boğaziçi A tatürk ilkelerinin dün, bugün ve yannlara uza- nan değerlendirilmeleri- nin yapılması zorunlu- dur. Zorunludur, çünkü bazı yersiz, tutarsız sav- lann belırttığı gibi, bu ilkeler devrini ta- mamlamış degil, tam aksine tüm canlılık- lan ıle geçerliliklerini korumaktadırlar. Zorunludur, çünkü yeniden bir toparlan- ma ve atılım içinde olan Atatûrk'ün par- tisi, Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) düşünsel yapısının, 'alü ok'la simgeleş- tirdiği bu ilkelerin yorumunda, bu ilkele- re bakış açısında tutarlı olması gerekmek- tedir. CHP, onurlu geçmişinden ilericili- ğinin kaynağını almıştır. CHP'ye saygın- lık, süreklilik, devıngenlik ve ılencilik, bu geçmişten gelmektedir. CHP, devrimci bir geçmişten gelmektedir CHP'ııin görevi aslını yadsımak değil. geçmisin ilericiliği- ni bugüne ve şannlara taşımaktır. CHP'nin sayılabılecek özellikleri ara- sında en önemlileri, onu yaratan ortam. kuran önder ve kuruluş amaçlandır. Mus- tafa Kemal'in önderliğindeki Anadolu halkının Kurtuluş Savaşı, ülkeyi ele ge- çirmek ısteyen yayılımcı, anamalcı, sö- mürgeci devletlere karşı başlatılan ve amacı tam bagımsızlık olan bir eylemdir. Anadolu devriminin bir başka amaci da ulusal egemenlik \e çağdaşlıktır Mustafa Kemal, bu iki amactn gerçek- leşmesi ıçın sürekli dırençli tasan ve ız- lencelen gereklı görmüş ve bu görevi devlet yaşamında yürütecek partiyi, CHP'yı kurmuştur. Partinin kuruluş ama- cından doğan, oradan gelen bu özellikler, CHP'nin niteliklerinı de çerçevelemekte- dir. Bu özellikler ve nitelıkler, partinin üstlendiği tam bağımsızlıgı, kayıtsız ve koşulsuz ulusal egemenliği gerçeklestire- bılmek ve çagdaş uygarlık düzeyine ula- şabilmek ıçin devlet yönetımınde, top- lum yaşamında uygulanacak yöntemler yönünden Atatürk ilkelerini zorunlu kıl- mışty, kılmaktadır. Atatürk ilkelerini bir süreç içinde tek tek inceleyerek Batı ülkelenndeki geliş- melerle, çağdaşlaşma gerekleriyle geç- mişte ve bugünkü yonımlanyla İcarşılaş- tırarak yannlara uzanacağının nedenleri- ni belirterek bu ilkelerin Türk aydınlan- masındaki yerinı saptamaya çalışacağız. Öncelikle belirtilmesi gerekir ki, Ata- türkçfilük ya 6 ilkesi içinde vardır ya da yoktur. Birkaç ilkeyi alıp öbürlennden uzaklaşırsanız bütünsellik içindeki bir düşün akımını yozlaştırmış olursunuz. Atatürkçülük devrini tamamlamıs de- ğil. tam aksine çağla yürfiyen bir düşün akımıdır. Atatürkçülüğe bu devingenliği devrimeilik ilkesi vermektedir. Batı'nın aydınlanma dönemi düşünsel yapısının bazı yönleri bugün içın eksik görülebilir. Ancak unutmamak gerekir ki, aydınlan- ma ıle Batı us'a. bilime, araştırma ve de- nemeye dayanan düşün sistemini benim- sediğı için sonradan yapılan yenilikler, getırilen yeni düşünceler, aydınlanmanın yol açtıgı düşün sistemi sayesinde ger- çekleşmiş, aydınlanma felsefesinın özü- ne dokunmadan onun içeriğini daha da geliştirmış ve geliştirmektedir. Bu durum aynen Türk aydınlanma fel- sefesinin özünü oluşturan Atatürk devri- mi ve Atatürkçülük içın de geçerlidir. Bir örnek verelım: Atatürk döneminde halk- çılık ilkesi, var olan toplumsal yapinın yol açtığı bir yorumla 'Sınrfsız bir toplu- muz' içenğiyle yorumlanıyordu. Oysa özellikle 19601ı yıllardan sonra halkçı- lık daha çağdaş bir yoruma kavuşmuştur. Devrimcilık ilkesi bu konuda olduğu gi- bı her aşamada Atatürkçülüğün devin- gen, ileriye dönük olmasını sağlamakta- dır. Bugün ülkemizde halkçılık ilkesi, modern bir toplumun sınıfsal yapısının var olduğu, ancak ilerici bir hükümetin sı- nıflararası çatışmalan bir ölçüde uzlastı- rarak çatışmalan en aza indirebileceği şeklinde, kısacası, bir refah devleti anla- yışı içinde yorumlanmaktadır. Tekrarla- yalım: Atatürkçülük ya 6 ilkesinde var- dır ya da yoktur. Böyle bir yaklaşıma sa- hip çıkması gereken yalnızca çeşitli Ata- türkçü kuruluşlar değil, CHP'nin kendi- sidir. Nasıl kı Batı'nın aydınlanma felse- fesinin birkaç nitelığini alıp öbür özellik- lerini iter. gözardı ederek bir yere vara- mazsak Türk aydınlanma felsefesinın te- melini oluşturan Atatürkçülük, Atatürk ilkeleri için de durum aynen budur. Bu bağlamdalngılizlşçi Partisı'ninünlüide- oloğu Barbara Ward'ın Batı'nın aydın- lanma dönemi ile Atatürk devrimini kar- şılaştırması konusunda geçenlerde bu sü- tunlarda verdiğim alıntıyı yinelemek ge- reğini duyuyorum. Barbara Ward Ata- türk'ün "Batılılaşma", "Modernteşme" terimlerinı hangı anlamda kullandığını değerlendirirken diyor ki: "Mustafa Ke- mal, bu terimleri, Batı'nın aydınlanma döneminde, aydınlanma felsefesindeki içerikte kullanıyordu. O inanıyordu ki. us ve bilimsel metot yoluyla insanlık için sü- rekli ilerleme. gelişme olanaklan yaraüla- bilinir. Bilim ve endüstrileşme yoîu ile Ba- tı, ileriemenin, gelişmenin gerçek anahta- nnı bulmuştu. Ve Türkler bundan yarar- lanarak ulusal yasamın her yönüne rasyo- nel ve bilimsel metotlan uygulayarak iler- leme yolunu açabilûierdi. M ustafa Kemal inanıyordu ki, rasyonel olmayan düşünce biçimi, bilimsel gerçeklerden uzak olan görüşler, ileriemenin düşmamdır."(l) Cumhuriyetçilik: Dün, bugün, yaruı Osmanlı Imparatorluğu'nun gerileme döneminde başlayan düzeltim çabalan yüzeyselliğin. biçimselliğin ötesinde kök- lü bir değişimi sağlayamamıştır. Ve bu du- rum. sömürgecı devietlerin Anadolu'yu da aralannda paylaşarak devleti tarih sah- nesinden silme bahtsızlığına dayanmış, bunu belgeyen Sevr'i imparatorluğun yö- neticileri kabullenmişlerdir. Buna karşı çıkan güç, Anadolu ulusal eylemini baş- latan, bu eylemi örgütleyen, halkm gücü- nü dirence, savaşıma iten ulusal önder Mustafa Kemal'dir. Anadolu ulusal eyle- minin, 19 Mayıs 1919'la başlayan geliş- me süreci, bu süreç içindeki örgütleşme evresi, kongreler, Ulusal Meclis dönem- leri ve bu dönemlerdeki uygulama. hep ulusal istenç doğrultusunda gelişmiş, ulu- sal istenç kişisel istence yeğ tutulmuştur. Anadolu eyleminin, Kurtuluş Savaşı'nın gücü, etkınliği ve sürekliliği de eylemin ulusallığından. ulusal istence dayatılma- sından kaynaklanmaktadır. Istanbul'dakı padişah-halifeye, onun hükümetine karşın Ankara'da ulusal bir Meclis açılmış, o Meclis'in başkanı seçilmiş, hükümeti ku- rulmuştur. Bu gerçekte, yeni bir devleti, yeni bir düzeni. yeni bir yöntemi ve dev- nni tamamlamış bir imparatoriuk yerine, ulusal Türk devletini kurma aşamasıdır. 1 Kasım 1922'desaltanatkaldınlmıştır. Ortada yalnızca Osmanlı hanedanından gelen bir halife vardır. Ve çatışma, bu nok- tada hızlanmış, Ulusal Meclis'te, padişah- çı, hılafetçi kesim ve onlann Istanbul'da- ki birçok basın organlan, devlet başkan- lığı sorununu ortaya atarak artık belirgin- leşen cumhuriyet olgusunu önleyebilme- nin çabasına koyulmuştur. Ulusal Mec- lis'in, meclis başkanının ve hükümetin üs- tünde, halifenin kişiliğinde yeni bir güç. yüce bir kat yaratmak ıstenmektedır. Bu. çağın gerisinde kalmış bir yönetim biçiminin tekrar gündeme getirilmesi gi- rişimidir. Mustafa Kemal bu ortam için- de 28 Ekim 1923gecesı,"Arkadaslar,va- nn cumhuriyeti ilan edeceğjz" demiştir. Mustafa Kemal, birpadişah. bir halife öz- lemcisi değıldir. Mustafa Kemal, siyasal tarihi iyi bilen, çagdaş gelişmeyi iyi yo- rumlayan bir önjlerdi. Onun için, cumhu- riyet demiştir. Cumhuriyet, ulusal Türk devletinin yö- netim biçimidir. Unutmamak gerekir ki, tutarlı bir çağdaşlaşma siyasası sürdüre- bilmek ıçin kabile yaşantısından, devrini tamamlamış yönetim biçimlerinden uzak- laşıp ulusal devleti kurmak gerekir. Ulu- sal devleti kurmadan, siyasal yönetim bi- çimini halkın istencine dayatmadan sağ- lıklı bir çağdaşlaşma siyasası güdülemez. Batı'daki gelişme süreci de bu doğrulru- da olmuştur. Atatürkçülük. siyasal yönetim biçimi olarak cumhuriyeti benimser. Türkiye için yasal olarak tanıdıgı tek yönetim biçimi, cumhuriyettir. Cumhuriyet, siyasal yöne- tim biçiminin uluslaşması, halklaşmasıdır. Bu yönetim biçiminin daha çağdaş bir ya- pıya kavuşması, us'u, bilimi ilke edinen laik düzenin kurulması ıle olanaklıdır. La- iklik doğrulrusundaki devrim atılımlan, özellikle 1924 Anayasası'nın 1928 yılın- da laikleştirilmesi, cumhuriyetın çağdaş bir özelliğe kavuşmasını sağlamıştır. Si- yasal otorite laikleşmiştir. Atatürkçü cumhuriyetçilik ilkesi devlet yaşamında, yönetimde, bu yönetimin iş- leyişinde Türk ulusunun istencinin ege- men kılınmasıdır. Günü ve geleceği için karar verme hakkı ulusundur. Ulusun, devletin. toplumun yönetimi, sınıflann, ailelerin, toplumsal gruplann eline bıra- kılamaz. Ulusun tüm bireyleri yönetime etken olarak katılmalıdırlar. Toplum, olay- lann, karar oluşrurma, karar verme süre- cinin dışında bırakılamaz. Bu kapalı top- lum anlayışmı yadsıyan, açık ve katılan toplum anlayışını benimseyen bir görüş- tür. Yukanda sıraladıgımız yönleriyle Ata- türkçülükte cumhuriyetçilik anlayışı, ulusçu, demokratik, özgürlükçü, çoğul- culuğa açık bir ilkedir. Laik, ulusçu ve eşitliğe yönelik özellikleriyle Atatürkçü cumhuriyetçilik, dün olduğu gıbi, bugün de yannlar da da geçerli olacaktır. Ata- türk'ün ve onun devrimci kadrosunun kur- duğu cumhuriyet yaşamaktadır ve yaşaya- caktır. 29 Ekim 1923'te kurulan cumhuriyet, sürekliliğini hep koruyacaktır, çünkü Anadolu ulusal eyleminin sonucu kurulan bu cumhuriyet, çağı anlayan, sürekli ola- rak gelişen çağı yakalamayı amaçlayan uygar bir yönetim biçimi ve devlet anla- yışıdır. (1) Barbara Ward, Turkey London: Ox- ford University Press, 1942, s. 51. ARADABIR KEMAL OCAK EsftiBakanhk Müfettişi Sevr'in Yandaşlarına Bundan yıllar önce bakanlık müfettişi olarak soruş- turmaya gittiğim bir lisenin önündeki alana "79 Ma- yıs bayramı seks manyaklarının bayramıdır" diye yazmışlardı. Hem de kırmızı yağlıboya ile. Bu olaya üzülmüş, bunu yazdıran ya da önlemeyen yönetici- ler hakkında yasalann gereğini yerine getirmiştim. Bu olayda ise "ulusçu bir yaklaşım değil, ümmetçi ve Osmanlıcı bir dünya"ya tanık olmuştum. Ne acıdır ki bu olayı yapanlar devlet parasıyla besleniyordu. Beyınleri yıkanıyordu ve gelecek içın tehlikeliydi. Bugün ıse bazı güçler ve çevreler açıktan ve ço- ğalarak, birlikte cumhuriyeti, onun üniter devlet ya- pısını, federasyonu tartışıyorlar; üstelik "Ulusal Kur- tuluş Savaşı"n\, onun siyasal ve askeri lider kadro- lannı -Mustafa Kemal başta olmak üzere- basında ve medyada acımasızca eleştiriden geri kalmıyortar... Bu, bir tarih bilmezliktir. Bu, bir aymazlıktır. O neden- le önce 19 Mayıs 1919'a, sonra da ulusu tutsak eden Sevr Anlaşması'na değinmek istiyorum. Mustafa Kemal, 1919'u "Büyük Söy/ev"inde şöy- le tanımlıyor "7979 yılı Mayısı'nın 19. günü Samsun'a çıktım. Genel durum ve görünüm: Osmanlı devletinin için- de bulunduğu grup, dünya savaşında yenilmiş, Os- manlı ordusu dağılmış, koşulları ağır bir ateşkes an- laşması imzalamış. Ulus yoksul ve yorgun bir durum- da. Ulusu ve ülkeyi dünya savaşına sokanlar, kendi yaşamlannın kuşkusuna düşerek ülkeden kaçmış- lar." Ne var ki bu gerçekler karşısında bugün bazı ta- rihçiler(!) "resmi tarihi" tartışarak ve "Bandırma Va- puru'Yıun enini, boyunu, bacasının yüksekliğini ko- nu ederek yine "resmi tarihi değiştirmek" istiyorfar. Ama vatanı ve işgal altındaki Istanbul'u en kötü ko- şullarda, hem de sırtını dönerek ve bir düşman zırh- lısına binerek terk eden "Sultanı" göklere çıkarıyor- lar, haklı görüyorlar. 1920 Istanbulu'nda bu olaylar olurken, işgal kuv- vetlerinin Karadeniz Ordusu Başkumandanı Gene- ral Milne, Harbiye Nezareti'nden Mustafa Kemal'in geri çağnlmasını ister. Ancak Mustafa Kemal 19 Ma- yıs 191 9'da Anadolu karasına Samsun'da ayak bas- mıştır. Bu artık onun için dönüşü olmayan bir yoldur. Bu yol Havza, Amasya, Tokat, Sıvas üzerinden Er- zurum'a kadar sürmüştür. Devamında ise III. Kolor- du Komutanı Albay Refet Bey, XV. Kolordu Komu- tanı Kazım Karabekir Paşa, XX. Kolordu Komuta- nı Ali Fuat Paşa, Mustafa Kemal'in komutası altına girerek bu bagımsızlık harekâtına güç katmışlardı. 23 Nisan 1920'de Ankara'da TBMM'nin toplanmasıyia da Türk ulusunun yazgısı değişmeye başlamış, Ege'de ve ülkenin dört bir yanında ulusal direnişler ve örgütler ortaya çıkmıştır. Anadolu'da bu gelişmeler olurken, Itilaf devletleri San Remo'da 24 Nisan 1920'de toplanmış, Sevr An- laşmasrnın ağır koşullannı hazırlamış ve 10 Ağus- tos 1920'de Paris'in Sevr Mahallesi'nde Osmanlı devleti temsilcileri Hadi Paşa, Rıza Tevfik ve Re- şat Halis'e imza ettirmişlerdir. Gerçek şu ki o günün koşullarında Türkiye Büyük Millet Meclisi "Misak-i Milli"ye yemin ederek Türk topraklannın bölünme- sine izin venmeyeceklerini bütün dünyaya duyur- muşlardır. Isledir bu Sevr'in koşullan: Istanbul, Türklerin elin- den alınacaktır. Boğazlar komisyonu kurulacaktır, Doğu Anadolu'da bağımsız bir Ermenistan ve Kür- distan devletleri oluşacaktır. Ingiltere, Yunanistan, Fransa ve Italya'ya özel haklar verilecektir. Bugün yine 75 yıl sonra iç ve dış düşmanların iş- tahlan, ülkenin bölünmesi ve Sevr'in gerçekleşmesi için kabarmıştır. Oysa en güç koşullarda "vatanın bclünmesine" kesin karşı koyan Türk ulusu bugün buıa asla izin venmeyecektir. "Ütopya "nın peşinden kcşanlar, serap olayı görenler, hayalciler yenilgiye uĞrayacaklardır. Çünkü: 19 Mayıs 1919, Türk Kurtu- luş Savaşı'nın başlangıç tarihi ve ilk kıvılcımıdır. Böy- lece M. Kemal'in, Samsun'da başlayıp Erzurum'a, Sı/as'a çıkan ve sonra Ankara'ya, Izmir'e ulaşan yol- ctluğu yalnız onun kaderi değil, Türk ulusunun ba- ğmsızlık kaderi olmuştur. Bu yoldan dönüş olmaya- caktır. Sevr'in yandaşları bu ülkede boşuna umutlanma- sınlar, bu gerçekleri görsünler. Çünkü kimseye vere- c«k toprağımız yoktur. Anlamlı 19 Mayıs Bayramımız kutlu olsun. Saym Prof. Yaşar Nuri Oztürk'e, B ir dostuma Türkçe Kuran mealı almak istedim. Kitapçı bana sizin Kuran çevınnizi verdi. Evde, kütüphanemdeki Diyanet lşleri Başkanlığı ve Türk Diyanet Vakfi'nın Kuranlan ile karşı laştırdığımda çevirinizde beni çok üzen bir ifade ile karşılaştım. Bendeki Kuran'da, Enam suresinin 92. ayetinde; "Bu Kuran. Mekke ve , - çevresindekileri uyarman için sana indirdiğimiz ve kendinden önceieri doğrulayan mübarek kitapör"' deniliyor. Şûra suresinin 7. ayeti de aynıdır. Bu ayetler, Kuran'ın Mekke ve çevresinde yaşayan insanları uyarmak için indirildiğini açıkça belirtiyor. Sizin Kuran mealinizde ise bu ayetler; 44 Bu da birim kentlerin/ medenivetlerin anasuu uyarman için indirdiğimiz bir kttap" şeklinde çevrilmiştir. Kuran'ın Mekke ve çevresindekiler için indirildiğini, Türk milletinden saklayarak "Medeniyetlerin anasuu uyarman için'" gibi çok anlamsız ve gerçek dışı çevirinize çok üzüldüm. Bir bilim adamı olarak böyle bir çeviriyi nasıl yapabildiniz! Bu arada size bir şey daha hatırlatayım: Hz. Muhammed'in, veda haccında halka hitaben yaptığı son konuşmasında; "Dininizi olgunlastırdım, size olan iyiliklerimi tamamladun, sizter için din olarak tslamı sectim" demişti Bu ifade, Kuran'da Maide suresinin 3. ayeti olarak geçmektedir. Enam'ın 92., Şura'nın 7. ve Maide suresininse 3. ayetlerinde açıkça belirtildiği gibi, lslamiyet önce Arap milletini uyarmak için indirilmiş, bilahara Araplann fetihleri yolu ile öbür milletlerce benimsenmiştir. Din kelimesinin Arapça karşılığı, tslarn Ansiklopedisi'nde "örf ve adeftir. Onun için, tslamiyet Arap dini olarak doğmuştur. (Cilt III - s. 590) Bu gerçekten niye gocunulsun... Gerçek buysa!.. Ne olur, bir bilim adamı olarak milletimıze karşı saygılı olalım. Saygılanmla, Av. Kemalettin Çdan Yataş her çeşit eski yorgan, nevreslm ya da yatak örtünüze 300.000 TL ödüyor. Yerine Yataşian yepyeni bir yorgan, nevresim. yatak örtüsü veya yorgan ve nevresim takımından oiuşan bir uyku setini, hemen teslim ediyor. Hem de uykunuzu kaçırmayacak ödemeterle. İster peşin, istertaksitle... Puflyrc*gv> MevsnA Yagan (Tek k^*i lAennıtMfe Yotgar (Ç« taj*k} Ç» Araaçl, Pike Yorsan fTe* loş*k) Puüy BKU firfrt Uyku sm T » Kişii» (YadekKr QK KJyUt (YeoeRsuı-- Te* Kıç* (Yedeklı)™ Ç* Kıs»» (YedeUİ)"" PuHy H t m k ı Tatam (Nsvream, TsıkKısJı» ÇKKltttk PuHy Yattk Ortû»0 Bonoon YmtıMi (Tak ««ş») Bo*on Yaalıkh (ÇtH kjpikl EBAT 1550)5 1S5J215 155x21S 19S«216 ;-nf»aJ, yast» <60x220 160x240 (SQ>70)»1 200x220 24O«240 1«h240 240x240 P6ŞİN 2 400 000 2345 000 1.830000 2.210 OOO 4.S6S0OO 5525 000 5.880 000 7.175 000 2 16SO00 2.880000 2725 000 3.420000 PEŞINAT 475 000 495000 375 000 380 000 810000 950000 965 000 1210000 445 000 510000 475 000 600000 TAKStT 470.000x5 475.000x6 3S5.000x5 3'O00O«6 '^0.000x6 325 000x6 96S 000*6 1^05000x6 420 000x5 480.000»» 456 00PV6 57C0O0K6 TOPIAM 2 825000 3.345000 İ150000 2.600 000 5 4 » 000 65OC0O0 6-S85 000 8440000 £545 000 3.390 000 3205 000 4020 000 p g (155x215),' İMtJtUk nnmakn 070x260). 1 çvfatftfG&23Ot.\ yaa* kjM) (50K7C>. 1 baza M*n - lJt»9an(19S»2i5l1fcrtıa**ll«yı«a*n(2ı0x260) 1 { V ^ l 1240x240). 2 «KK M * (50x70!. 1 tan <a«n m 1 yoıgan (155x215). SlBMalı ncwf«slrntı7Qx260>.2cw«aff160xZ40). 2yasnktaM(50x70). i b u n M m •"M )i3 ^)onı'85öiS).2l«t>i^'Wimx». 121a«26Oı,2^W»(2«ö4OL<»«*kliJ^(50x705. ibanıMm Kompanyo sobit tatif ftyab gorootoiyie yvpıhnohodır Komponya 1 Temotvz ' 995 tarıhinda »ooa ervcekhr T C. Sonoyi »e lîcoref Boton/ığı'mn 25 Maytı 199'4 gun n 21940 aayık lebiığım uygım otaroi dûzenknmflir. Yotofc im Y»i||uıı San. Ik. K4. KoıialCad No 31 Ydtoc*• Kortol-Konbul DANtSMA N M B i a h İSTANMJl T. [216! 30» 54 10 [7 HM) 45! 4? 40 (? H«| • AMKMU M (3I2[ 351 88 00 (5 Hal) • KAYJHO V İ352) 233 50 74 (4 Mal) • İZMİt Tal 1232) 237 53 75 |4 HıS), 253 56 54 t4 Ha) • ADANA W (322) 359 50 10 {>0 Haıl • MİKSİN Tel- 024! 358 57 U • AHTAIYA 1= (2J21 243 C2 03 • SAMSUN Te! |34İ; 120 05 49 (2 Hof| • ADATAZAH T«l (264! 278 10 79 ' ANTAKTA T.I [326) 213 50 52 • KONYATel p j j ] 251 04 14 (2Hafl • lAUOSİKTal. (264) 2İS Î3 14. 2 « 31 31 •OAZİANBPTsi p<2J231 02 84. 231 97 41 • «AIAIYA"^ (422) 321 2664. 322 7466• OİTMBAKmM !4)2)22I 50 60.22124 49 • BKİfBai W: (222) 231 58 9» ' UAll6 Tok (4241233 06 40, 218 34 72 - n M Z O N W (442) 321 17 34 • »İMWH W |İ54| 212 48 43 • BOUCUM r«l:|442) 218 82 02 • BZİNCAN Td )446| 223 63 19 PENCERE 8 Yıllık Eğitim Neden Gecikiyop? Gutenberg baskı maklnesini bulduğu zaman ta- rihin saati 15'inci yüzyılın ortasmı gösteriyordu; Os- manlı'da ilk kitabı 18'inci yüzyılda İbrahim Mütefer- rika bastı; aradan kaç yüzyıl geçmişti?.. Avrupa'da Reform 16'ncı yüzyılda yaşandı; laiklik 18'inci yüzyılın ürünü!.. Türkıye'de devletin laikleş- mesi için 20'nci yüzyılı beklemek gerekiyordu. Tıpta teşrih, Isa'dan önce başladı, sonra yasak- landı; oysa insan kadavrası üzerinde çalışmak, he- kimlik için gerekiyordu. Avrupa 17'nci yüzyılda tıp öğ- retimi için teşrihi doğal saymaya başladı; ülkemizde Ikinci Mahmut'a değin bu tür işler günahtı. Bağnazların direnmesi sonucu ancak Batı'dan 150 yıl sonra teşrih Türkiye'ye girebildi. • Dünyada zorunlu eğitim süresi 5 yıl olan 12 ülke kaldı... Biri Türkiye!.. 1923 Devrimi'nden sonra bizde ilkokul herkes için zorunlu ve gerekli sayılmıştır. Ancak eğitim seferber- liğinde geciktik. nüfus patlaması Ikinci Dünya Sava- şı'ndan sonra ışi zorlaştırdı; bu yolda, çoğu ülke bi- zi geride bıraktı. Zorunlu eğitimin 8 yıla çıkanlması için yıllardan be- ri çaba ve hazırlıklar var... Ama Türkiye yerinde sayıyor. Eğer zorunlu temel eğitim ilk aşamada 8 yıla, 2000 yılında 11 yıla çıkanlırsa; öğrenci çağdaş eğitimle yetişebilecek, bilim yol gösterici olacak, çocuk öz- gürce düşünmesini öğrenecek, aklını kullanmayön- temlerini belleyecek... Peki, bu iş neden yürümüyor?.. • Zorunlu temel eğitim, çoğu uygar ülkede olduğu gibi, Türkiye'de de sekiz yıla çıkanlırsa, imam-hatip ortaokullanna gerek kalmayacak; öğrenci ilk sekiz yıl- lık eğitimden sonra istediği meslek okuluna doğru seçimini yapacak... 1973 yılında yürürlüğe giren Milli Eğitim Temel Ya- sası'nda zorunlu 8 yıllık temel eğitim benimsendi... Yıl 1995!.. Aradan 20 yılı aşkın bir süre geçti, 2000 yılına 5 kal- dı; ama, Türkiye 5 yıllık zorunlu eğitimde demir at- mış durumdadır. Demir atmakla kalsa yine iyi!.. Ku- ran kurslannın ilkokulla eşdeğerli sayılması için ça- lışmalar sürüyor, bu görüş yandaşlar buluyon çocuk- ların küçük yaşta beyinlerini yıkamak, küçükleri bi- lim yerine inanç öğretimiyle yetiştirerek özgürce dü- şünmelerini engellemek üzerine seferberlik sürüp gi- diyor. • Şeriatçılar devlet kurumlannasızarak, Milli Eğitim, Içişleri, Adliye gibi kesimlerde kilit noktalannı ele ge- çirmek yolunda epey yol aldılar; dini siyasete alet et- mek yolunda inançlı ve bilinçlidirler; 1973'ten bu ya- na 8 yıllık zorunlu temel eğitimi askıya almakta ba- şarılıdırlar... 1973'ten bu yana aradan geçen 22 yıl süresinde hiç durmadan imam-hatip okulu açılıyor. İmam-hatip okullan meslek okulu niteliğini aşmış, temel eğitim kurumlarına dönüşmüşlerdir; burada okuyan öğrenci "Yaşamda gerçek yol gösterici akıl ve bilim değil, şeriattır" ilkesine dayanan bireğrtim- den geçirilir, laik cumhurıyete ve Atatürk'e düşman- lık aşılanır. • 1973'te çıkarılan zorunlu temel öğretim yasasının askıya alınmasıyla; matbaanın, teşrihin, laikliğin ve başka uygarlık ürünlerinin Türkiye'ye girmesinin ge- ciktirilmesi arasında pek fark yok!.. Her gecikmenin bedeli çok ağır ödeniyor. Cumhuriyet Kitap Kulübü TAKSİM SERGİ SALONU İMZA GUNU 20 Mayıs Cumartesi (Bugün) AHMET TANER KISLALI Saat: 15.00-18.00 ' Adresıtstiklal Cad. Zambak Sok. 4/1 Beyoğlu-Taksim RONAHI DİYORUZ Kİ, CERÇEKLER AYDINLANSIN; İSTİYORUZ Kİ, HERKES DOĞRUYU CÖRSÜN; UMUYORUZ Kİ, BARIS OLSUN... "Gerçek Haber-Doğru Yorum" ilkesiyle, haftalık gazeteniz RONAHL 21 Mayıs Pazar günü yayın yaşamına başlıyor! RONAHİ'VT KATKIDA BULLNACAKLAR: Ferhad Can, Server Tanilli, Münir Ceylan, Mehmet Uzun, Ibrahım Aksoy. Öner Yağcı, Cezmi Ersöz. Aydnı Öztûrk, Mahmut Alınak, Hasan Yıldız, Yılmaz Çamlıbel, Mehmet Bayrak. Ahmet Can Akyol. Edip Polat, Fırat Kuruçay. Ahmet Aras. Koray Düzgören. A.Latif Epözdemir. Şenel Gökçe. İbrahim Can, Sabah Kara, Ozgün E. Bulut, Ziya Laçın. H.Hiltni Bulunmaz, Fatma Karahan, Mazhar Kara, Ender Özkahıaman, Aynur Tuncer. Akın Ok. Fuat OnuraL Zeynep Durusu. Ertan \ydm... ROUIfyi ednmak isteyMür 0 (212) 513 88 25 - 614 87 82 M.Ü U M M M H «fi -A»*» Mvan Entak Ba*nı • Mk NK 14« / 28
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog