Bugünden 1930'a 5,433,182 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 17 MAYIS 1995 ÇARŞAMBA 12 KULTUR 48. ULUSLARARASI CANNES FİLM FESTÎVALİ BUGUN BAŞLIYOR YARIŞMAU BÖLÜMDEKİ KISA FİLMLER A Hamok Dala Ferenc Cako Koza Nuri Bilge Ceylan Domo/ Maurizio Forestieri Sortie de Bain/ Florence Henrard The Pan Loaf7 Sean Hinds Svvinger Gregor Jordan Gagarine Alexei Kharitidi The Beast/ Rhoderyc Charles Montgomery Despondent Divorcee Jonathan Ogilvie Les Lnfants S'Ennuient Le Dimanche Nuri BUge Cevlan- 'Koza' CANNES'OA TURK SİNEMASI VARIŞMALI ANA BÖLÜME SEÇİLEN FİLMLER: YolTılmaz Güney-Şerif Gören (1982'de Altın Palmiye'yi Costa Gavras'ın "Kayıp" adlı filmiyle paylaştı.) Elveda Yabancı-Tevfik Başer (1981) Koza (Kısa Fılm Dalında),Nuri Bilge Ceylan (1995) YAN BÖLÜMLERE SEÇtLEN FİLMLER: 1- 'Eleştirmenlenn Haftasf Yan Bölümüne Seçilen Filmler: 40 Metrekare Ahnanya/Tevfik Başer (1986) Dohınay Şahin Kaygun (1988) Benim Sinemalanıa Fünızan-Gülsün Karamustafa (1990) Robert's Mo\ie Canan Gerede (1991) 2- 'Yönettnenlenn On Beş Günü' Yan Bölümüne Seçilen Filmler: UnnnVYılmaz Güney (1971) Hazal/Ali Özgentürk (1980) At/Ali Özgentürk (1982) Dflan/Erden Kıral (1987) Herşeye Ragmen/Orhan Oğuz (1988) Sis/ZülfuLivaneli(1990) 3- 'Belirli Bir Bakış' Yan Bölümüne Seçilen Filmler Yer Demir Gök Bakır/Zülfü Livanelı (1987) Gece Yoiculuğu Ömer Kavur (1988) Değişen dünyamn YARIŞMALI ANA BÖLÜM La Cite des Enfants Perdus/ Jean-Pierre Jeunet, Marc Caro Le Regard d'LTysse' Theo Angelopulos Historias del Kronen/ Montxo Aımendariz N'oublie pas que tu vas mourir' Xavier Beuvois Beyond Rangoon John Boorman Ed Wood/' Tim Burton VVaati. Souleymane Cisse KkJs Larry Clark Senatorul Mefcilor' Mircea Danelıuc The Neon BiMe Terence Davıes Angefe & Insects/Philip Haas Carringtoa Christopher Hampton Berween The De\il And The Deep Blue Sea. Manon Hansel Haonan Haonu Hou Hsiao Hsien The Madness of King George Nıcholas Hytner Jefferson in Paris/ James Ivory Dead Mau' Jım Jarmusch La Haine Mathıeu Kassovitz Underground Emır Kusrurica Land and Freedonv Ken Loach L'Amore Molesta' Mario Martone O Convento' Manoel de Oliveira Sharaku/ Masahiro Shinoda Shangai Triads/ Zhang Yimou Tim Burton- 'Ed VVbod' JURİ Başkan: Jeanne Moreau (Fransa) Üyeler: Nadine Gordimer (Güney Afrika), Norma Hey- man (Ingiltere), Maria Zvreva (Rusya). Giani Amelio (Italya). Jean-OaudeBrialy (Fransa), EmilioCarcia Riera (Meksika). Gaston Kabore (Burkına Faso).Philippe Rous- selot (Fransa),John NVaters (ABD) en sıneması MEHMET BASUTÇU CANNES - "Yaşam, bir estetin, cehen- nemin üzerinde vaptığı gezjntidir!" tki yüzyıl önce Tokyo'da yaşamış olan res- sam Sharaku'nun dudaklanndan sık sık dökülen bu sözler, anlamlı bir laytmotif oluşturmaktadır. Sıyasal baskılann, kişisel doyumsuz- luklann, sıradan kıskançlıklann. ikiyüz- lülüğün, bencilliğin, hoşgörüsüzlüğün. kabalığın ve katı geleneklerin cehennem- leştirdıği yeryüzünde güzel olanı yakala- yabılmenin, yaşamın tadını çıkarabilme- nın sırn, dünya gerçeklerine karşı mesa- fe alabilen sağlam bir felsefî temel üzeri- ne kuracağınız sahnede özgün birkoreog- rafi sergileyebilmekte yatar kuşkusuz... Yaşam kavgasının boğucu yoğunluğun- dan fışkıran zarif hafifliğin dansidır bu. Estetin bilinçle yaşadığı sarhoşluğun ma- yasını ıse sanat oluşturmaktadır. Sharaku, cehennem alevleri üzerinde kanatlanırca- sma, zarif fıgürler çizerek dans etmekte- dir... Bu gece. Marc Caro ile Jean-Pierre Je- unet'nın yönettiklen Fransız filmı "Kay- botan Çocuklar Kenti"(La Cite Des En- fats Perdus) ile açılışı yapılacak olan 48. Uluslararası Cannes Fılm Festıvali'nde. 18 mayıs günü "Alün Palmiye" ıçin yan- şacak iki filmden biri olan "Sharaku". ikı saat süren bir sinema şöleniydı. Japon sı- nemasınm usta adlanndan Masahiro Shi- noda, giderek fırtınalı bircehenneme ben- zeyen Cannes Festivali'nin hareketli çıl- gınlığında bir süre soluk alarak, yaşam, sanat ve insanlar üzerine acı ama hoş dü- şüncelere dalmanıza olanak tanıyan, bi- lincinızi sivrileştirirken ruhunuza dingin- lik getiren nitelikte bir film gerçekleştir- mişti. Cannes'a gelmeden önce, Pans'te bir basın gösterisinde ızledığim "Sharaku'', uzun süre belleklerden çıkmayacak gü- zellikteki imgelerin uyumlu toplamıydı; adımlanm hafiflemiş. gönlüm ferahla- mıştı... Film. bugün yapıtlan rekor fiyat- larla satılan ressam Sharaku'nun gizem- li yaşamına özgün bir bakış getirmekte- dir. Yoksul ama onurlu. dört dörtlük bir sanatçıdır Sharaku. Sanat yaşamına Ka- buki Tiyatrosu'nda oyuncu olarak başla- mış. ancak bir kaza sonucu ayağı ezildi- ği içın. ekmeğini sokak tiyatrolannda fi- güranlık yaparak kazanmak zorunda kal- mıştır. Resim yapmaya geç başlar, üste- lik çok kısa bir süre çalışır, ama yapıtlan derin izler bırakır. (Yaptığı bir portre, kı- sa bir süre önce, Paris'te. bir milyon üç yüz bin franga -yaklaşık 12 rrulyar TL- alıcı bulmuştur... Hakkında bir dizi rivayet çıkan Japon sanatçının resim yapmaya başlaması bir rastlantı sonucu olur. 18. yüzyıl son bu- lurken, müstehcen kitaplar ve resimler bastığı için cezalandınlan Tokyolu etkin bir yayınevı sahibi. kazancını eski düze- yıne çıkarmak çabası içinde. yenilik pe- şine düşer ve Sharaku"dan ünlü Kabuki oyunculannın portrelerini yapmasını is- ter... Bir yıllık yoğun bir çalışma süreci- nın ürünü olan bu portrelerin her biri, san- kı nefesalıp veren, acımasız. gerçekçi bi- rer başyapıttır. Sanat çevrelerinde günün konusu, Sharaku takma adı gerisinde ki- min saklandığıdır... Sharaku, kısa bır sü- re sonra. ıstemediği türde sipariş resim- ler yapmamak için fırçalarını bırakacak- tır. Ne para kazanmak ne de şöhret sahi- bi olmak, kendi sanatını aşmaya çalış- maktan ve gönül verdiği sokak dilberiy- le birlıkte yaşamaktan daha önemli değil- dironun için... Masahiro Shinoda. gerçek bir sinema esteti, usta bir yönetmen oldu- ğunu kanıtlarken, eski adı Edo olan 179O'lı yıllann Japon başkentindeki ya- şamı inceliklerle bezenmiş duyarlı bir si- nema diliyle damıtıyor; zaman ve yer kav- ramının ötesindeki insan gerçegini yaka- layarak izleyicisine duyumsatmayı başa- rıyor. "Kaybolan Çocuklann Kenti" ile Theo Angelopulos - 'Le Regard d'Llysse' Açılış filmi Jean-Pierre Jeunet ve Marc Coro'nun 'La Cite Des Enfants Perdus' "Sharaku" dışında, "Alün Palmiye" için yanşacak olan diğer 22 fılm içinde Theo Angelopoulos, John Boorman, Süleyman Cisse, Hou Hsiao Hsien, James Ivory, Jım Jarmush, Emir kusrurica, Ken Loach, Manoel de Oliveira v e Zhang Yimou gibi tanınmış adlann ilgiyle beklenen yapıtla- nnın yanı sıra, ılk filmlerini gerçekleşti- ren üç. ikinci fılmlenni imzalamış olan al- tı yönetmen bulunmakta. Çoğunluğu Hollywood sıneması örneklennden olu- şan beş film ise yanşma dışı sunulacak. Ana bölümde yer alan toplam 29 film- den 21'ınin dünyadaki ılk gösteriminin Cannes"da yapılacağına dikkati çeken fes- tival yöneticileri, 14 ülke sinemasmın ta- nıtılacağını ve 14 yönetmenin ilk kez "AW ön Palmiye" ıçin yanşacağını vurguladı- lar. Altı çizilen başka bir nokta ise seçi- len filmlerin çoğunluğunda, bireysel iliş- kiler yerine toplumsal kaygılann ve dün- yamızın geleceğine yönelik sorulann ön plana çıkıyor olmasıydı. Kültürleri, dünya görüşleri. sinema dıl- leri ve duyarlıklan farklı yönettnenlenn gerçekleştirdiği, değışik türlerden örnek- ler getiren filmler arasında bir ödül liste- si oluşrurmanın zorluğu. hatta olanaksız- lığı, bilinen bir gerçektir. Sonuçlann her yıl tartişmalara yol açtığı ise sürekli göz- lemlenen bırolgu... Anımsamamız gere- ken başka bir gerçek ıse ödül listesinin bi- çimlenmesinde jüri üyelennin, özellikle de jüri başkanının büyük rolü olduğudur. Bunedenle. festıval yöneticilen jürile- ri oluştururken, ince dengeleri göz önün- de bulundurur ve bazı temel amaçlan gö- zetirler. Son yıllarda. Amerikan filmleri- nin Cannes'da aslan payını kaptığını bi- len yöneticilerin, bu kez Hollyvvood sine- ması dışından gelen. mümkünse Avrupa damgası taşıyan bir filmin "Alün Palmi- ye" almasını dilediklerini düşünmek, ak- la yakın bir varsayım. On kişilık festival jürisini oluşturan adlar, bu varsayımı des- tekler nitelikte. Fransız o>aıncu Jeanne Moreau'nun başkanhgında, ltalyan yönetmen Gianni Amelio. Güne\ Afnkalı Nobel ödüllü ya- zar Nadine Gordimer, Burkina Fasolu yö- netmen Gaston Kabore, Fransız oyuncu Jean-Claude Brially gıbi dikkati çeken ad- lar arasında. Amerikan sinemasmın tek temsılcısı var: Yönetmen John \Vaters... Türk sıneması dört yıl aradan sonra yine Cannes'da Son yıllarda Cannes'da sesinı duyura- mayan türk sıneması. bu kez farklı bır ka- tegoride. kısa film dalında. Nuri Bilge Ceylan"ın "Koza"adlı çalışmasıyla yan- şacak. On kısa filmin seçildiğı bu yanş- malı bölümdekı en uzun yapıtın. 14 daki- ka 40 saniye süren ve siyah-beyaz çekil- miş olan "Koza" olduğu. dikkati çeken başka bir nokta. Aslında. ilk biçimiyle 20 dakika uzunluğunda olan bu filmi yeni- den elden geçıren Nun Bilge Ceylan. Cannes Festivali'ne yeni bir "Koza"yla katılıyor. Yan bölümlerin zengjnliği Festivalın yanşma dışı resmı yan bölü- mü niteligindeki "Belirli Bir Bakış" (Un Certain Regard) programında. EHCohen, Peter Gothar, Diane Keaton, Mosen Makhmalbaf (her biri 75 dakika süren iki filmle) ve WrnıVVenders gibi adlar yanın- da, John Boorman da 31 dakikalık. "Yü- zen tki Çıplak"(Tvvo Nudes Bathing) ad- lı filmiyle bir kez daha önümüze gelecek. "Belirli Bir Bakış" bölümünde sunulan toplam 24 yapıt içinde altı ilk filmin bu- lunması, genç yönetmenlerin bu yıl Can- nes'da önemli bir yer alacaklannın başka bir kanıtı olarak değerlendiriliyor. Bu bölümde sunulan en güçlü filmler- den bin, ıkıncı kuşak göçmen sinemacı Karim Dridi'nin "Bye-Bye" adlı ikinci filmi. bir aile dramından sonra, Paris'ten Marsilya"va amcalannın yanma giden iki kardeşın. fsmail ile Mulud'un, günlükya- şamlannı anlatırken, kültürel ikiliğin do- ğurdugu sorunlardan. sıradan ırkçılığın sınsilığine, çizgi dışma itilen gençleri bekleyen esrar tüketiciliği ya da esrar sa- tıcılığı gıbi tehlikeli tuzaklann gerçekli- ğine kadar bir dizi güncel ve önemli ko- nuyu. didaktizmın ağırlığına düşmeden önümüze getirmeyi başanyor. En önem- lisi. "Bye-Bye"ın yaşam dolu bir film ol- ması. Karim Dridi'nin genç kahramanla- rı, tüm zorluklara ve engellere karşın, da- ha insanca daha onurlu bir yaşam umu- dunu hiçbir zaman yıtirmiyorlar. Yetenekli. gelecek için umut veren bi- linçli bir yönetmenle karşı karşıyayız. Ge- çen güz. Venedik Festıvali'nde ılk filmi "Pigalle" ile dikkati çeken Karim Dridi, bu kez baş döndürücü bir hızla devinen kamerasının ve hızlı montaj tutkusunun dizgınlerine hâkim olarak. sağlam bir si- nema dih geliştirmeyı başanyor. "Yönetmenlerin 15 Günü" (Qııinzaine Des Realisateurs) yan bölümünde göste- rilecek olan 16 fılm arasında izleyebil- Zhang Ylmo u 'Shangai Triads" diklerim içinde, Filistinli yönetmen Mic- hdKheliff nın "Üç Eunasm Öyidisü" (Le Conte Des Trois Diamants). Amerikah Todd Haynes'in "Güvenli" (Safe) adlı ya- pıtlan, üzerinde durulması gereken film- ler arasında yer alıyor. İlk ya da ikinci filmlerden oluşan "Eleştirmenlerin Haftası" (Semaine De La Cntique) bölümüne gelince. gelenek- sel olarak sunulan yedi film içinde en ba- şanlısı, kuşkusuz, Belçikalı Frank \an Passel'in "Alün Kamera"yı alabılecek güçteki yapıtı "tşeyen Cocuk Heykeli" (Manneken Pıs) adlı filmi olacak. 7 mayıs günü ikinci turu yapılan Fran- sa cumhurbaşkanlığı seçimlen nedenıy- le, bu yıl bir hafta ertelenen Cannes Fes- tıvali programında, aynca, sinemanın yü- züncü yılına ilişkin bir dizi yan etkinlık de yer alacak... Evet, zengin bir festival daha yaşama- ya hazırlanırken, Masahiro Shinoda'yı mizansen ödülünün ilk ciddi adayı yapan "Sharaku"nun sözünü bır kez daha an ı m- sayalım: "Yaşam, bir estetin cehennemin üzerinde yapüğı gezintidir!" Öyle ya, özellikle bunalımın dorukla- ra çıktığı, dönemlerde dünyanın bir ce- hennem olduğunu düşünenler çoğalır. Ancak, önemli olan, cehennem alevleri- nin ışığında hem yaşamın tadını yakala- yabilmek, hem de yakıcı kıvılcımlann ya- yılmasını önlemeye ve yangını söndür- meye elden geldığince çaba göstermek değil midir? Yüz yaşını kutlayan sinema, tüm değiş- kenlıği ve cıvasal özüyle, yaşamak ve sa- vaşmak ikileminin galiba en canlı sımge- sı... NEW YORKTAN İLHAN MİMAROGLU Mayıs Duvarları O gün sabah karanlığı, Istanbul uçağına yetişmek için yola çıkmadan önce, sırtımda bir kırmızı kazak- la Montmartre'a son bir kez çıktığımda, biliyordum Paris'e günün binnde döneceğimi. 68'in Mayısı çok- tan bitip tükenmışti. Yılın sonuna varmıştık. Eski gün- lerin özlemi bir şarkı dillerde dolaşıyordu. Duvarlar- daki yazılar arasında henüz silinmemişler yok değil- di. Sokaklarda oynanmış birtiyatro, sanki kapanmış- tı da afişleri orada burada kalmıştı. Kalbiniz soldaysa cüzdanınız sağda olmasın. Ne robot, ne köle. Yenilik devrimseldir, gerçek de. Sokaklarda oynanan oyun da duvarlardaki afişleri de polisleri çok gücendirmiştı. Oyunu kapatmak, afiş- lerini kaldırmak ıçin ellerinden geleni esirgememişler- di. Erdem Buri izleyebilmişti oyunu. Coşkuyla anla- tıyordu bana gördüğünü. Ben de görmüş olmak ıs- terdım o oyunu, anlatılanı dinlemek yerine. Biliyordum göremeyeceğimi. Kırmızı kazağın tılsımıyla Mont- martre'a dönüp tepelerden baktığımda ancak Pa- ris'in yerinde durduğunu görebilecektim. Paris Ko- münü'nün üstünden yüzyıla yakın bir süre geçmişti. Gelecek yüzyılın sonlanna doğru bekleyebilmeme yarasaydı tılsım, oyunun yeni bir yorumla sokaklar- da sahnelenişine yetişebtlir miydim acaba? Heryere yazınız, ama yazmadan önce düşününüz. Başkalarını düşünurseniz onlar da sızin yerinize düşünürier. Politika sokakta oluşur. 67 yazında, Amerika'dan usanmış olarak Istan- bul'a dönmüştük. New York'takı evimin penceresin- den izlemış olabıleceğim bır başka sokak tiyatrosu oyununu ancak yazılanlardan, anlatılanlardan öğre- nebildım. Columbia Universitesı öğrencilerinin sah- nelediği ve beklenebilecegi gibi polisın beğenmedi- ğı oyunu. Istanbul'dan da usanıp gene New York'a kapağı attığımızda oyunun yankıları sürüp gidiyordu henüz. "Göreceksin, bu kuşağın ardından öyle bir kuşak gelecek kı" diyordu bir arkadaş. Öngördüğü gibi bir kuşağın gelebileceğini pek sanmıyordum, ama nasıl bir kuşak gelecegini de kestiremiyordum. Morningsıde Parkı'nda yapılması tasarlanan beden eğitimi salonunun Harlem'e bakan kapısı küçük de öbür kapısı büyük diye ayaklanan üniversite öğren- cilerinden ne beklenebilırdi? Ya çiçek çocuklarından? VVoodstock'a gidip çamura yatmaları beklenebilirdi. Gene de orada burada olumlu eylemler yok değildi: Kara Panterler, SDS (Demokratik BirToplum Için Öğ- renciler), Weathermen... Gitgide hepsi yok edilecek- ti bunların, Vietnam'a gitmemek için askere alınma- ya karşı koyanlar da vardı. Onlar da başka ülkelere, özellikle Kanada'ya sığınıp izlerini silmek zorunda ka- lacaklardı. Che Guevara'nın Bolivya'da öldürülmesinin üze- rinden yıllar geçıyordu. Bir sonraki kuşağa sıra gel- mişti bile. Duvar sokağının duvanna tırmanıp aşağı- da kalanlar tırmanmasın diye merdiveni alıp götüren türedilerin kuşağıydı bu. Duvar sokağı" dediğimin Wall Street olduğunu anlamışsınızdır. Duvarlı merdi- venli sözünü de Vıctor Hugo söylemişti. Paris du- varlarının birinde görmüştüm o sözü, 68 Mayısı'nın kalıntılarından biri olarak. Çiçek çocuklannın ve Wo- odstock'ta çamuia yatanların kuşağının ardından ge- len kuşağın ne olduğunu anladığımda bu sözü ken- dimce değiştirip kullanmaya başlamıştım sırası düş- tüğünde. Yakın yıllarda. duvarların iyıce suskunlaştığı yıllar- da, New York duvarlarına yapılan resimlerin en göze çarpanı, duvara ışeyen biradamın resmiydi. Hem de birden çok duvara yapılmıştı o resim. Duvar sokağı- nın duvarı yoktu o işeyen adamlı duvarların arasın- da. "Yirmi yaşında devrimci olmayan yüreksizdir. Kır- kında devrimci olan beyinsizdir." Kırkımdan çok son- ra kulağıma çalınan bu sözün doğru olup olmadığını düşünürken hiç olmazsa sakatatçı olmadığımı anla- mıştım. Chris Marker'ın Le Joli Maı (Güzel Mayıs) adlı b : n filmi vardır. 68 Mayısı değil. Beş mayıs öncesi. Ma- yıslann hepsi güzel değil mi ki? Şu sözlerle biter o film: "Yoksulluk varken zengin olunmaz. Zindanlar varken özgür olunmaz. Umutsuzluk varken mutlu olunmaz." Bildiğim, yoksulluk olduğu için zengin olunuyor. Zin- danlan kuranlar da en azından zindan kurmakta öz- gürler. Mutluluğa gelince, duvanmda bir söz yazılı. Thoreau'nun sözü: "Girişmek için umut, direnmek için başan gerek- mez." YÖNETMENLERİN ONBEŞ GÜNÜ Der Kopf des Mohren Paulus Manker (Avıısturya) Eldorado Charles Bıname (Kanada) Le Confessionnal ' Robert Lepage (Kanada-lngiltere- Fransal CafeSociety' Raymond DeFelitta (ABD) Heavy James Mangold (ABD) Safe Todd Haynes (ABD L'Enfant Noir • Laurent Chevallier (Fransa) 3 Steps To Haven Constantine Glannaris (Ingiltere) An AwfuUy Big Adventure Mike Nevvell (Ingiltere) Someone Else"s America, Goran Paskaljevic (Ingiltere- Fransa-Almanya) Badkonak-E Sefıd Jafar Panahi (Iran) Nella Mischia' Giani Zasani (Italya) Eggs Bent Hamer (Norveç) Le Conte Des Trois Diamants < Michel Khleifı (Filistin- İngiltere-Belçika) Sommaren ' Krstian Petri (İsveç) HeartbreakIsland Hsu Hsiao Ming (Tay\an) BELİRLİ BİR BAKIŞ Georgia' Llu Grosbard Tvvo Nudes Bathing John Boorman Rencontre au Crepuscule Chen Yı Fei Etz Hadomim Tafus Eli Cohen Bye-Bye / Karim Dndi >İouz> ka Dlia Dekabria 1van Dykhovitchny Things To Do In Denver VVTıen You're Dead / Gary Fleder Augustin; Anne Fontaine AReszleg Peter Gothar Le Plus Bel Age._ Dıdier Haudepin Unstnıng Heroes Diane Keaton Lie>r S Sedoi Borodoi' Andrei Khranovski Nobat E .\sheghi Mohsen Makhmalbaf Salam Cinema Mohsen Makhmalbaf Idradhanura Chhai Susant Mısra The Englishman VVho VVent l p A Hill But Came A Mountain , Canadian Bacon, Michael Moore Tempo Di Maggio Andrej Tarkovskij ve Tonino Guerraa The Poison Tasters Ulrık Theer Haramuya' Drissa Toure Kaki Bakar U-Wei bin Hajisaari Rude ı Clement Vırgo The Monkey Kid Xiao-Ye Wang Lisbon Ston Wim NVenders
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog