Bugünden 1930'a 5,431,709 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 12 MAYIS 1995 CUMA EKONOMI/PARA RAPORU HMKB Japonya'da • AMCARA(AA)- Japonya Aracı Kurumlar Birliği, Istanbul Menkul Kıymetler Borsası'ru (IMKB) tanıdı. İMICB Başkanı Tuncay Artun, Japonya Borsa Aracı Kurumlar Birliği'nin öncekı gece, İMKB'nin Tokyo Borsasfnda taraf olarak kabul edildığini kendilerine bildirdiğini söyledi. Tuncay Artun, "Japonya Menkul Kıymetler Borsası'na kabulü İMKB'nin ufkunu genişletecektir" dedi. Alün borsasma • ANKARA (ANKA)- Kuruluş çalışmalan sürdürülen altın borsasında faaliyet göstermek için bir şirket daha oluşturuldu. Olcay ailesi tarafından Istanbul'da kurulan şirkete 'Olcay Kıymetli Madenler AŞ' adı verildi. Şirketin 10 milyar lira olan sermayesinde Mazhar Olcay yüzde 87, Erol Türeman yüzde 10, Musa Semih, Melih ve Murat Olay da yüzde 1 'erlik pay edindi. Halka açılmalar, nisanda hızJandı • ANKARA (ANKA)- Borsadaki hareketlilik, işlem hacmindeki patlama, endeksin her gün yeni bir rekor kırması nisan ayında şirketlerde halka açılmalan hızlandırdı. Sermaye Piyasası Kurulu verilerinden yapılan belirlemeye göre, yılın ilk dört ayında 13 şirket, toplam 367.8 milyar lira monimal değerli hisselerini halka sattı. ÇEAf'tan Uzanliir'a eleştiri • ANKARA(ANKA)- Çukurova Elektrik'te Uzanlîur'la azınlık hissesine sahip ortaklar arasındaki tartı'.$malar durmak bikniyor. Bazı ortaklar, Uzanlar'ı şirket fonlannı şirket dışı amaçlarla kullanmakla suçlarken bazılan Uzanlar'ı çok sayıda şirket kurarak fazla açılmalan yûzünden eleştirdi. Bira sektörünün kâpkeyfî • ANKARA (ANKA)- Bira sektörünün kâr keyfi sürüyor. Ulusça biracı olunca dört bira fabrikası 1995 yılının ilk üç ayını 550 milyar 334 milyon lira kârla kapattı. Sektörde kâr rekorunu 209 milyar 115 milyon lira ile Erciyas Biracılık kırarken, Erciyas Biracılık'ı 183 milyar 220 milyon lirayla Ege Biracılık, 34 milyar 199 , milyon lirayla Anadolu Biracılık ve 23 milyar 800 milyon lirayla da Güney Biracılık izledi. ÖİB, Erdemip için teklif bekliyor • ANKARA (UBA)- Özelleştirme Idaresi Başkanlığı (ÖİB) 8 konsorsiyumdan aldığı Erdemir tekliflerini değerlendirdi ve birinci tur görüşmeleri sonunda teklifleri beğenmeyince konsorsiyumlardan daha yüksek bir teklif istedi. OlB, yeni ve yüksek teklifleri beklerken yeni konsorsiyumlara da teklif verebilmesi için kapıyı açık bıraktı. Bu gelişmeler olurken Erdemir'e Sabancı Holding'in de teklif vereceği öne sürûldü. di/a Gümrük birliğine giriş ön protokolü dahi otomobil sektörünü altüst etti Ucuzhık beldentisi saüslaıı vurdu HÜLYAGENÇ Gümrük birliği beklentisi otomobil satışlarını düşürdü. 1994 yılında yaşanan ekonomik kriz nedeniyle süregelen dur- gunluğa bir de gümrük birliğine giriş ön protokolü eklenince otomobil satışlannın yüzde 42 oranında düştüğü kaydedildi. Ithal Otomobilleri Türkiye Mümessilleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı tlhan Çetinkaya, ucuzluk bek- lentisine giren tüketicinin otomobil alımlannı ertelemesini büyük bir yanılgı olarak nitelendirdı. Gümrük birliğine giriş ön protokolü sonrasında kamuoyunda oluşan ucuzluk beklentisinin satışlan düşürdüğünü vur- gulayan Çetinkaya, 1995 yılının ilk çeyreğinde ithal ve yerli otomotiv • Motorlu araç satışlan OCAK - MART 1994 Adet Oto Tıcari Toplam Pay hhal 10.814 2.967 13.781 13.76% Yerli 75.349 11.052 86.401 86.24% Toplam 86.163 14.019 100.182 100.00% 1995 Adet Oto Tıcari Toplam Pay hhal 2.473 834 3.307 5.57% Yerli 47.937 8.075 56.012 94.43% Toplam 50.410 8.909 59.319 100.00% satışlannda çok açık şekilde görülen bir durgunluk yaşandığına dikkat çekti. Ticari araç satışlannın yüzde 42 düştüğünü vurgulayan Çetinkaya, otomo- bil satışlannın .yüzde 36 gerilediğini söyledi. İthal otomobil satışlannın 1994 yılının ilk çeyreğinde yüzde 13 olduğunu anımsatan Çetinkaya. 1995 yılının ikinci yarısında bu oranın yüzde 5 düzeyine indiğini bildirdi. 1994 yılının ilk çeyreğinde toplam 86 bin 153 adet özel otonon satıldığını anımsatan Çetinkaya, 1995 yılında bu rakamın 50 bin 410 adete indiğini hatırlattı. 1994'ün ilk çeyreğinde 14 bin 19 adet olan ticari oto satışlannın, 1995 yılı ilk çeyreğinde 8 bin 909'la sınırlı kaldığını kaydetti. 'Fiyatiar artabilir' Türkiye ile AT arasında imzalanan 36'ıncı dönem Ortaklık Konseyi Karar Metni'nin kısa vadede elle tutulur bir ucuzluk öngörmediğine dikkat çeken Çetinkaya, uzun süredir tartışılmakta olan Özel Tüketim Vergisi karar taslağının da yerli otomobilin ucuzla- masına engel olacağını söyledi. Bazı oto- mobillerde Özel Tüketim Vergisi nedeniyle fiyatların artacağına dikkat çeken Çetinkaya,"Esasta yüksek olan vergilerin, yüksek oranlı Özel Tüketim Vergisi ile daha da yükselmesi otomotiv sektörü için önlenmesi imkânsız olacak yenj bir kriz doğuracakür" dedi. Orta sınıfalmazsa otomobil satılmıyorAHMETÇELİK 1994 yılındaki krizden sonra kur ve fa- izlerde yaşanan hızlı yükselmenin üzeri- ne satışlan dibe vuran ithal otomobilci- ler, kredi faizlerindekı düşüşle birlikte umut tazeledi. 1995 yılını geçiş yılı olarak gördükle- rini belirten Skoda'nın Türkiye Distribü- törü Yüce Auto Yö- netim Kurulu Başka- nı Orhan Yüce, "1993 yılında 23 bin adet oto satarak La- da ile bir numara ol- duk. Fakat krizle bir- likte 1994 yıhnda sa- üşlannuz 4000'e düş- tü. 1995 için hedefı- miz 10 bin rakamını yakalamak. Bu konu- da oldukça iddialı- yız" dedi. Orta sınıf için oto- mobil getirdiklerini belirten Orhan Yüce şöyle konuştu: "1993 yıhnda ban- ka kredilerinin düş- mesiyle özellikle orta sınıf otomobil sahibi Skoda Türkiye Distribütörii Yüce. olmaya başladL Ancak geçen yıUd krizden sonra banka kredi fai/Jerinin anormal yükselmesi ve dövizin yüzde 100'ün iize- rinde artması orta sınıfin oto sahibi olma- sını engelledi. Satışlar bıçak gibi kcsildi. Siparişleri iptal ettik. 1994'ün mayıs hazi- ran ve temmuz aylannda tek bir oto sata- madık. Ağustos ayının sonunda mali>etin yüzde 40 amndaki fiyatJarla bir kampan- ya başlatbk ve stoklanmızı 10 gün gibi kı- sa sürede erittik." Taze kur ve maliyetlerle ithalata yeni yeni başladıklannı belirten Yüce, banka kredi faizlerinin düşmesinin sevindirici olduğunu kaydetti. Artık otomobilin lüks olmadığımn an- laşılmaya başlandığını ifade eden Yü- ce, "Ama hâlâ bütçe için yeni bir gelir kaynağı düşünüldüğünde ilk akla gelen taşıt alım vergisine zam yapmak oluyor. Bari orta sınıf araba- lara lüks arabalara oranla daha az vergi zammı yapılsın. Hü- kümette görev alan kişilerin ilk düşün- dükleri şey arabalan- m degistirmek oluyor. 300-500 Mercedesalı- yorlar. Niçin yerü ara- ba kullanmıyarlar? Çünkü prestij olarak görüyorlar. Peki sen o arab'ayla mutlu olu- yorsun. Neden orta SH nıfı mutlu etmiyor- sun" diye yakındı. Ekonomik verilerin otomobil satışlan açı- sından iyiye gittiğini düşünen Yüce. şöyle konuştu: "Karamsar olmamak İazım. Çünkü döviz bir yerde sabitleşti. Devlet daha uzun \adeli borçlanmava başladı. Para borsaya dolayısıyla da ekonomiye gidiyor. Ben 95 yılının onanm yılı olarak görüyo- nım. 1996 yıiı iyi bir yıî olacak. Otomobi- le olan talep de başladı. Ölü devir bitti ve sürekli ithalata başladık. Bunlar iyi şey- ler." triıınruk bırbgıne bürokrasi engeli MERİHAK İZMİR - Türkiye'nin, gümrük bırliğı sü- recinde Türk Ticaret Kanunu'nun şirketler- le ilgilı 14 maddesinde yeni düzenlemeler yapması gerekiyor. tşadamlan ve sanayici- ler, kendilerinin ve toplumun gerekli olan düzenlemeler konusunda yeterince bilgi- lendirilmediğini vurguluyorlar. Gümrük birliğiyle ilgili başta sanayiciler olmak üzere, toplumun bü- yük kesiminin yeterli bilgiye sahip olmaması da kaygılara yol açıyor. Ege Bölgesi Sana- yi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Selim Yaşar, gümrük birliği mevzuatıyla ilgili ça- lışmalann gerek'tiği gibi ya- pılmadığını savundu. Yaşar, "Ankara'da bir durgunluk yaşanıyor... Türkiye önemli bir dönemeçten geçiyor. Mil- lervekilleri kendi hayatlann- dan ve tatillerinden fedakâr- lık etmelidirler. Hızlı çalışıl- ması gereken bir dönemden geçivoruz. Başka tiiıiü çıka- cak kanunlann. ha/ııiıkların gümrük birliğine yetişmesi mümkün değildir" diye ko- nuştu. Bu çerçevede gerekli mevzuatın Türkçe- ye çe\Tİlmesi, bunun yanı sıra yasalarda da bazı değişikler yapılması gerekiyor. Türk Ticaret Kanunu'nun da 14 maddesinde bu çerçevede yeni düzenlemelere gidilmesi gerekiyor. Devlet Planlama Teşkilatı'nın "Gümrük Birliğine Mevzuat Uyum Çalışmalan" ra- poruna göre şirketlerin 500 bin lira olan asgari sermayesinin 25 bin ECU'ya (1.2 EBSO Başkanı SeUm Va- sar. gümriik biriiği mevzu- atı\ la ilgili çaüşmalann ge- rektiği gibi yapümadığını savundu. milyar lira) çıkarmalan gerekiyor. Şirketle- rin bölünmesinde çalışanlann durumlann- da da değişıklik yapılması öngörülüyor. Buna göre anonim şirketlerin ve koopera- tiflerin bölünmesine ilişkın olarak menfaat gruplannın (bölünen ve bölünmeye katılan şirketlerin ortak ve alacaklanyla çalışanla- n) haklannın güvence altına alınması gere- kiyor. Bankalar Kanunu, Sigorta Murakabe Kanunu ve Sermaye Piyasası Kanunu'na tabi şirketler için var olan zorunlu dış denetimin bütün şirketlere yayılması da öngö- rülüyor. TTK'nin Rekabet Kanu- nu'nda kamu ihaleierinde tüm kamu kurum ve kuru- luşlannın ihale mevzuatına tabi tutulması gerekiyor. Tican haklarda da özellik- le markalann korunmasında AT Konsey direktifine uy- gun düzenlemeler gerekiyor Buna göre markalann uîus- lararası tescil hakkında Mad- rid Anlaşması protokolüne Türkiye'nin katılımı istenı- yor. Tüketicinin korunması ko- nusunda da TTK'de yeni ka- nunlar gerekiyor. Vergilendirme konusunda da taşıt alım- la, banka ve sigorta muamelelerinin KDV çerçevesinde vergilendirilmesi; yatırım mallan için ödenen KDV'nin tamamının bir defada indirilmesi ilkesini öngören tü- ketim tipi KDV modelinın benimsenmesi; 1 Ocak 1996'dan itibaren varış ülkesinde vergilendirme ilkesinden vazgeçilerek mallann üretildiği ülkede vergilendirilmesi ilkesinın benimsenmesi isteniyor. Konuk Yazar 6 mart anlaşmasının etkileri nasıl incelenmeli? Prof. Dr. EROL MANİSAL1 6 Mart 1995 anlaşması. eğer "normal bir gümrük birliğine, Türkiye'nin eşit üye sta- tüsünde kaülınuna olanak veren bir anlaş- ma olsaydı" o zaman yapılacak ekonomik tahliller ve vanlan sonuçlar oldukça farklı olurdu. Normal bir gümrük birliği derken kastedilen şudur: Eğer AB ülkeleri (15 üye), "sadece. aralannda gümrük duvarla- nnı kaldırmış ve dış dünyaya karşı ortak bir gümrük tarifesi uygulavan" bir yapı içinde olsaydı ve Türkiye de, 16. üye olarak bu birliğe katılsaydı, Türk ekonomisi üzerin- deki etkiler, a) Bir defa, büyük pazar içinde bulunma- nın sağlayacağı ekonomik avantajlar ele alınarak değerlendirme yapılırdı; b) İkinci olarak da Türk ekonomisinde, özellikle sanayi ve hizmet sektörlerinin bü- yük pazar içindeki rekabet koşullan değer- lendirilir ve bu koşullann üretim, ihracat, büyüme, yatınmlar, istihdam ve gelir bölü- şümü üzerindeki etkileri ıncelenerek bir so- nuca vanlırdı. (a) ve (b) şıklan arasında da zaten etkileşim (ilişki) buiunmaktadır. c) Gümrük birliğine katılımın (normal bir üye gibi katılımın). Türk ekonomisi üzerindeki; c-1) ticaret yaratıcı etkisi, c-2) ticareti (dış) saptıncı etkisi incelenir ve bunlann makro etkileri (refah etkisi) ortaya konarak değerlendirmeler yapılırdı. Ancak, 6 mart anlaşması için yukandaki analiz yöntemini kullanarak bir sonuca va- nlamaz. Bunun açık nedenleri ise şunlar- dır a) AB, bir gümrük birliği değildir. AB, kendine özgü bir konfederasyon olma yo- lunda ilerleyen, "geleceğin Avrupa devleti- dir." Parlamentosu, Bakanlar Kurulu. Yö- netim Kurumu (komisyon) ve Adalet Diva- nı ile siyasi, hukuki, askeri (BAB). sosyal, mali ve ticari bir yapılanmadır. Bu konfe- derasyonun, "gümrük biıüğj" diye adlandı- nlan ayn bir ünitesı yoktur. Konfederasyo- na, ancak tam üye olarak gırilir ve tam üye olunduğu zaman da: diğer mekanizmalarla birlikte, ticari mekanızma (gümrük birliği) içinde yer alınmış olur. b) Siyasi. sosyal, askeri. mali ve ticari katlardan oluşan bu kendine özgü konfede- rasyonun bu bölümleri birbirlerinden ba- ğımsız değildir. Ticari bölümü ile diger bö- lümler arasında karşılıklı bağlar vardır (ör- nek; AB dış politikasmı, ticari bölüme, ya- ni gümrük birliğine yansıtır). Veya aksi yönde, "Bir ülke ile politik sorun çıkarsa, dış ticaret politikasını da buna göre vönlen- direrek ticari bölmedeki araçlardan yarar- lanır" (ömek; ticaret ambargosu, veya itha- latta miktar kısıtlaması). AB'nın, normal bir gümrük birliğinden çok farklı olan bu yapısı karşısında; "Tür- kiye'nin, AB'nin sadece bir bölümü olan ti- cari çarkına (gümrük birliğine) dahil edil- mesinin Türk ekonomisi üzerindeki etldle- ri" nasıl tahlil edilecektir? Bu durumda. Türkiye'nin, sadece gümrük birliğı niteliğı taşıyan bir kuruluşa ginnesinde olduğu gibi bir analiz yöntemi uygulanamaz. AB, yal- nızca bir gümrük birliği kuruluşu olsaydı, o zaman, yukanda belirttiğimiz gibi, büyük pazar içinde bulunmanın etkileri, ticaret yaratma ve değiştirme etkileri incelenirdi. AB'nin çatısı göz önüne alındığında. "Türkiye'nin, AB'nin, yalmzca ticari çarkı- nın içine dahil edilmesinin Türk ekonomisi üzerindeki etkilerini"anlayabilmek için, aşağıdaki başhklann incelenmesi gerekir: 1) AB'nin dış ticaret politikasına, Türki- ye'nin tek yanlı bağımlı olmasının Türk ekonomisi üzerindeki etkileri nelerdir? 2) AB'nin mali, ekonomik ve ticari poli- tikalanna tek yanlı bağımlı olmanın Türki- ye üzerindeki etkilen nelerdir? (Not; tican mekanizmaya bağımlılık, diğerlerine de ba- ğımlı yapar.) 3) ÂB. tercihleri doğrultusunda, Türki- ye'nin içinde yer almadığı kurumların (Türkiye tam üye değil) belirlediği ve ileri- de belirleyeceği ekonomik ve ticari mevzu- ata Türkiye'nin uymak zorunda bulunması- nın, Türk ekonomisi üzerindeki etkileri ne- lerdir? 4) Türkiye'nin içinde bulunmadığı AB Yüksek Adalet Divanı'nın ticari meseleler- deki kararlanna Türkiye'nin uymak zorun- da olmasının, Türk ekonomisi üzerindeki etkileri nelerdir? 5) Sorunlar yûzünden Türkiye yann. 6 Mart 1995 anlaşmasına uymadığı takdirde, bunun Türk ekonomisi üzerindeki etkisi ne olur? Yukanda belirtilen etkilere, daha başka- lan da eklenebilir. Ancak (5) kalem incele- me konusu bile meselenin ne kadar zor ve karmaşık olduğunu gösteriyor. Bu zorluk, AB'nin kendi iç mekanizmalannm bozuk- luğundan kaynaklanmıyor. Kaynağı, "Tür- kiye'nin, büyük bir sistemin. sadece bir bö- lümüne bağlannıasından" kaynaklanmak- tadır. Türkiye, AB içinde, diğer üyeler sta- tüsünde (tam üye olarak) yer alrruş olsa idi; o takdirde, "AB'nin tek yanlı yönlendirmesi veya Türkiye'nin tek yanh bağımlılığı ifade- leri ortadan kalkacak", inceleme konulan ekonomi ve siyaset mantığının (ve bilimi- nin) kurallan içinde daha net değerlendiri- lebilecekti. Ancak 6 Mart 1995 anlaşması öylesine büyük dengesizlikleri ve çelişkileri içer- mektedır ki, böyle bir belgenin mantığı (veya mantıksızhğı) içinde iktisadi bir tah- lil yapmak da zorlaşmaktadır. Ancak net olan ve kolay görülen çok önemli bir nokta vardır; "Diğer üyeler statüsünde olmayan (tam üye olmayan) bir ülke, sistemin sadece bir bölümüne monte edilirse sistemin bütü- nü tarafından (AB üst kurumlan tarann- dan) yönlendirilen ve idare edilen bir ülke konumuna düşer." Zaten AB'de sadece gümrük birliğine da- hil olma diye bir mekanizma (sınıflama) bulunmamaktadır. Bundan dolayı, Türkiye benzeri ilişki kuran başka bir ülke bulun- muyor ve yann da bulunmayacaktır. O zaman, 6 mart anlaşmasının Türk eko- nomisi üzerindeki etkileri derken aslında sorduğumuz soru şudur: "Türk ekonomisi, AB tarafından idare edilen bir ekonomi oiunca, bunun etkileri nasıl oJacakür?" Do- ğal olarak sorunu sadece ekonomik mese- leler içinde bırakmamak gerekir. Daha ger- çekçi olmak için soruyu şu şekilde degiştir- mek daha uygun olur: "Eğer Türkiye, AB'nin kendi politik, sos- yal, ekonomik ve askeri tercihleri doğrultu- sunda AB tarafından idare edilirse bunun Türk ekonomisi üzerindeki etkileri neler- dir?" Bu soru, 6 Mart 1995 anlaşmasının içer- diği maddeleri çok daha iyi ortaya koymak- tadır. AB'nin yapısıru iyi bilen, iyi bir hu- kuk ve iktisat bilgisi olan biri (veya birile- ri), anlaşmada var olan maddeleri önyargı- sız olarak inceledikleri takdirde vanlacak sonuç budur. 6 mart anlaşmasının Türkiye üzerindeki etkileri, yukanda sorulan sorunun karşıhk- lan araştınlarak bulunabilir. Çiller,AB'li •• yatınmcılarla buluşuyor ANKARA (ANKA) - Avrupa Birliği Komisyo- nu'nun, Türkiye'ye yöne- lik AB yatınmlannı teşvik amacıyla gelecek ay Briik- sel'de düzenleyeceği Tür- kiye'deki özelleştirme ko- nulu toplantıya Başbakan Tansu Çillerin katılması bekleniyor. 12-13 hazıranda gerçek- leşecek toplantıya Türki- ye'den Başbakan Çillerin yanı sıra üst düzey bir bü- rokrat heyetiyle TÜSİAD, YA- SED, TOBB ve İKV gibi kuru- luşlann temsil- cilerinin katıl- ması planlanı- yor. Bu arada, Türkıye'dekı yatınmlara ilgi gösteren 150 civarında AB ışadamının da toplantıya da- vetedileceği bildirildi. Öte yandan öngörüldü- ğü gibi Çiller'in toplantı- ya katılması halinde AB Komisyonu da bu etkin- likte en üst düzeyde temsil edilecek. Bu durumda, toplantıda AB Komisyon Başkanı Jacques Santer ve Dış tlış- kilerden Sorumlu Komıser Başbakan Çiller, özel- leştirme toplantısı için Brüksel'e gidecek. Hans Van Den Broek de bulunacak. Çiller'in Brüksel'de ya- pacağı konuşmaya Türki- ye'deki.AB yatınmlannın geleceği açısından AB çevrelerinde büyük önem veriliyor. Bu çevreler, son dönemde Türkiye'nin AB yatınmcılan için çekicili- ğini bir ölçüde yitirdiğini, bu nedenle Başbakan Çil- ler'in Brüksel'de vereceği mesajlar ile yaratacağı h a v a n ı n önem taşıdı- ğını öne sü- rüyorlar. Baş- bakan Çil- ler'in gerek özelleştirme, gerekse güm- rük birliği ça- lışmalan ko- nusunda ka- rarlılık göste- risi yaparak güvence ver- mesi bekleniyor. Başbakan Çiller'in Brüksel'de AB Komisyo- nu üst düzey yetkilileriyle, ikili temaslannda gümrük birliğine hazırlık çalışma- lanna ilişkin bilgi verece- ği, bu hazırlıklann "zama- nında" tamamlanacağı yö- nündeki taahhütleri yine- leyeceği ifade ediliyor. TİSK'e göre çalışma yasalan gümrük birliğine hazır • Türkiye İşveren Sendikalan Konfederasyonu tarafından hazırlanan raporda. Türkiye'de çalışma hayatını düzenleyen yasa ve normlann Avrupa Birliği ülkelerinin gerisinde olmadığma işaret ediürken. rekabet koşullanna dayanabil- menin 'düşük ücreti' ve "daha çok çalışmayf beraberinde getireceği ileri sürülüyor. ANKARA (ANKA)- Gümrük birliğine uyum tasarılarını yasalaştırma çalışmalan sürerken. Tür- kiye tşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), gümrük birliğının Türk çalışma yasalan açısından bir uyum çalışmasını ge- rektirmediğini bildirdi. TİSK. gümrük birliği ile "geleneksel sendikacılık anlayışının degişmesi" ge- rektiğine işaret ederek. re- kabet koşullanna dayana- bilmenin "düşük ücreti" ve "daha çok çalışmayı" beraberinde getireceğini kaydeni. TİSK tarafından hazır- lanan raporda. Türkiye'de çalış- ma hayatını dü- zenleyen yasa ve normlann Avru- pa Birliği ülkele- rinin gerisinde olmadığına işaret edildi. Raporda, ça- lışanlann sorunlannın ka- muoyunda demokratikleş- me paketi olarak bilinen yasa değişiklikleri ile de- ğil, ekonominin üretim gücünün artması halinde çözülebileceğine dikkat çekilerek, "Demokratik- leşme paketi adı altında memur sendikacüığı, işsiz- lik sigortası, iş güvencesi gibi ekonomik imkânlan- mızm çok üzerindeki stan- dartlan ülkemize getirme- ye çalışmamız. gümrük birliğinin ekonomik fayda- lannı engellevecektir" de- nildi. TlSK raporunda, güm- rük birliğinin Türk çalış- ma hayatı üzerindeki etki- lerine de dikkat çekilerek şöyle deniİdi: "Gümrük biriiği dış re- kabeti arttıracağı için bu rekabete dayanamayacak işletmelerin yapı değişiku- ğîne gitmeleri, küçülmele- ri ya da piyasadan rümüy- le çekilmeİcri sonucu, bu- ralarda çalışan işgücünün hiç değilse bir bölümünün işlerini kaybetmesinden korkulmaktadır. Bu olum- suz etkinin ortaya çıkma- ması ya da hafifletilmesi için firmalann süratle re- kabet güçlerini arttırıcı tedbiıiere başvıırması ka- çınılmaz görünmektedir. Bu bağlamda, teknoloji yenileme. kalite arttırma, mali- yetleri sıkı dene- tim altına alma büyük önem tası- maktadır. Diğer girdi fiyatları yanında üc- retlerin de rasyonel bir sis- teme oturtulması ve ve- rimlilik artışlarına en- dekslenmesi gerekecektir. Bu da önemli ölçüde, ke- simlerarası diyaloğa ve ül- kemizde yerleşmiş gele- neksel sendikacılık anlay> şının değişmesine bağb bir husus olarak karşımıza çıkmaktadır. Gümrük bir- liği, emek ve sermaye gibi üretim faktörleri arasın- daki geleneksel zıddrvet ve çekişmenin yerini, işletme- nin ve bir bütün olarak onun menfaatlerinin al- masını zorunlu küacak bir olgudur. Başka türlü dış rekabet gücü kazanmak ve sürdürmek mümkün degüdir." Türk Resim Sanatı'nın gelişim sürecini 1967'den bu vana yakından izlemeyi ve desteklemeyi ilke edinen DYO Resim Yarışmaları'nın 27. sini DYO adına Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı düzenlemiştir. Boya ve kimya sanayi nin öncü kuruluşlarından DYO bu yarışmaya katılacak tüm sanatçılara başarılar diler. KATrLMA KOŞULLARI - Yarışma Seçici Kurul'da görev alanlar dışında tum sanatçılara açıktır. - Vanşmaja katılacak eserler yağlıboya, akrilik. ozgun baskı ya da karışık teknikte olabilir. - Her sanatçı yarışmaya en fazla 3 eserle katılabilir. - Konu serbesttir. - Yarışraaj a katılan eserler daha once >arışmaya ka!ılmamış,ödul almamış \e>a herhangi bir yerde ya.vınlanmamış olmalıdır. - Resimlerin kısa keaariarı 60 cm'den küçük, uzun kenarları ise 1.50 m'den buyuk olmamalıdır. BAŞM RL VE ESERLERİN TESLİMİ - Varışmaya katılmak içâı aşağıdaki adreslerden temin edilecek katılma belgesi ve özgeçmiş formu elaftsiz doldurularak eserler ile birlikte aym adreslere gönderilmek \eya tesüın edilmek suretivle \ apılır. - Eserlerin arka yüzünde sanatçının adı ve soyadını, eserin adını, boyutlarını >e rıyatını belirten biretikel bulunmalıdır. - Eserler 21 Temmuz 1995 akşamına kadar teslim edütniş olmalıdır. - Posta \e kargo ile gonderilecek eserlerin tüm sorumluluğu sanatçıva aittir. - Başvuru ve Eser Teslimi aşağıdaki adreslere yapılacaktır. YAŞAR EĞİTİM VE KLLTÜR VAKFI Şehit Fethibey Cad. 120 İZMIR Tel: (232ı 482 22 0« YAŞAR HOLDİNG ANKARA TEMSİLCİLİĞİ Atatıirk Blv. Enguru İşbanı ND: 107/6 Kızılay ANKARA Tel: (312) 434 02 30 YAŞAR HOLDİNG İSTANBl'L TEMSİLCİLİĞİ Set L'stû No: 23 Kabataş/İSTANBUL Tel: (212) 251 46 40 ÖDÜLLER Sergjlenmek üzere seçilen eserler arasından. - S esere eşit 100'er milyon TL. Başarı odulü \e plaketi verilecektir. - Para odülü almayan eserler sergilerde sanalçılann katılma formlarında belirttikleri fîyat ile satışa sunulacaktır. - Satılan eserler. satın alanlara sergilerin sonunda teslim edilecektir. SEÇİCİ KURUL Prof. Mustafa ASLIER ' Prof. Tomur ATA( Ferruh BAŞAĞA Prof. Turan EROL Abdulkadir Gl NYAZ HüsamrtÜn KOÇAN Prof. Doğan KL'BAN SONUÇLAR - Yarışma sonuçları ilan ile duyurulur. - Ödul kazanan ve sergilenmeye değer bulunan eserler İstanbul. Ankara, İzmir ve diğer illerimizde sergilenecektir. - Odııl kazanan eserler butün haklanyla salın alınmış gibi işlem goriir ve DYO Koleksiyonu'na girer. - Sergi tarihleri ayrıca duyurulacaktır. • Ödul kazanma} an ya da satın alınmayan eserler sanatçılara teslim alındıkları yerde ya da masraf ve sorumluluk kendilerine ait olmak uzere kargo ile iade edilecektir. Vakıf altı ay içinde geri alınmayan eserlerden hiçbir şekilde sorumlu değildir. DİĞER KOŞULLAR - Yaşar Eğitim ve Kultür Vakfı. yarışmaya katılan eserleri teslim aldığı andan teslim edeceği ana kadar geçen sıire zarfında korumaya yönetik sigorta dahil her turlu önlemi alır. Yanfmara ilifkin her tiiıiü bilgi için; YAŞAR EĞİTİM VE KULTLR VAKFI Şehit Fethibey Cad. No:120 İZMİR Tel: (232) 4S2 22 00 adnsine bapurulabilir. YAŞAR EĞİTİM VE KULTÜR VAKFI
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog