Bugünden 1930'a 5,432,306 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CUMHURİYET 12 MAY1S1995CUMA OLAYLAR VE GORUŞLER Mektuplarla MELİH CE VDET ANDAY A v Yahya Kanbolat mek- tubundadi)orkı "Sayın Melih Cevdet Anday, Bekleyeceğız' adhyazı- nız üzerine. Sovyetier Birliği olavını en ivi ana- lize edenler, burjuva ıktısatçüan oimuştur Onlara göre. Sow eüer Birliği' ndekı değı- şimden en mutazarnr olması gerekenler, en favdalanan kesinı oldu. Favdalamnası umuİan kesinı ise. en mutazarnr sınıf ol- du. \aıu eskı komunıstler, bu kez komu- nızmı reddederek vıne ıktıdarda kaldılar Buna karşın emekçıler ıse bır kısım sos- yaJ durumlannı Mtırmek zorunda kaldı- lar. Bu iktisatçılara göre, Rusya'da sosya- lizm derken de, kapıtalizm derken de, ekonomik yapıda temei bir değışiklik ol- mamıştır. Sadeceust vapı değişikliği oldu. Tek partiden çok partiye geçildı. Devlet mulkivetı temeli uzerinde oluş- muş bu duzenın adı nedir? Kapitalizm değıL ama kapıtaiızme açık bir duzen ve bu duzene bir ad bulamadılar. Gorbaçov onemlı bır sıyaset adanu, ûl- ke>e demokrasıvi getınnış ve Rus Jmpa- ratoriuğu'na da son vernuş kışıdır. Ona gore, Sovyetier Büiiği'nde yapılan, StaB- nizm'in emir komuta zinciridir, sosvaüzm değü. Pekı. şimdıkı ekonomik duzenın adı nedır? Sosv altstolmadığuıa gore daha on- eeki düzenin adı neydi? Gorbaçov bu sorulara yanıt verme- mektedir. Çunkü pratisven olanın, teoris- ven de olma zorunluluğu voktur. Fransız Komunıst Partisi, Ocak 1994 yıh kongre- sinde kabul edılen raporda Gorbaço\ 'un analızını benımsemıştir, butun suçu Sta- lın e vukleyerek, teonk bir kısırlık sergi- lemistır. Bolşevik Partisı'nın son polıtbu- ro u.veleri olan Yeltsın, Şevardnadze ve Ha>dar Alıyev'in, Rus, Gürcü ve Azeri mılIıvetçUiğine dönuşmelen, son Sov>et- ler Bırligı'run de komuntzm doktnnıne ınanmadığını gosterir. Burjuva iktisatçılan Ue, Gorbaçov ve Fransız Komunist Partisi arasında şu iki noktada ittifak vardır: 1) Sovjetfer Birtiğinde yıkılan sosya- tizm değüdir, çünkii sosyalizm yoktu Id yı- kılsın, 2) Dunku ve bugunku ekonomik duze- ne, iki tarafda bir ad vermemektedir. 'BekJeveceğız adnyazuıızdahaklıoia- rak şojle demektesuıiz: Bugune kadar bu konuda ınandıncı bır araştırma vapıl- tnış değıl' Aynca Hindistan Komunist Partısı raporunun da. sosvalizmin geçir- dığj bunalıma bır açıklık getinnediğini beuitmektesiniz. Sav gılanmı sunanm." Geçenlerde yurdumuza gelen Sovyet- ier Bırlığı'nın eskı Devlet Başkanı Gor- baçov, katıldığı açık oturumlarda solcu gençlenmızın, "Rusya'da sosyaüzmi ne- den yıktmız?" gıbısınden soruİanyla kar- şılaştı Bu gençlenmız, Sayın Kanbo- lat'ın mektubunu okurlarsa, sanınm ya- rarlanırlar Bana sorarsanız, yetmış yıllık bır rejımı bır kışının ortadan kaldırabıle- ceğıne aklım yetmez denm Boyle bır yaklaşım Marksçı duşunceye uymaz • Maraş'tan yazan Nihat Kum ıkı soru yoneltıyor bana 1) Sinema müziği muzikten sayıhr mı? 2) T \7Ierimizde arada sırada dil yan- bşlan yapıhvor mu? 1) Fılme eşlık eden muzık dınlenmez, duyulur Ama kalıcı olmuş film mûzık- len de var Bıldığımce, "Love Story" ıle "Doktor Jivago" adlı fılmlenn muzıgı buna ornek venlebıhr 2) T V'lenmızdekı dıl yanlışlanna ara- da sırada rastlandığı ıçın sayın okurumuz Kum kendını mutlu sayabıhr • Istanbul Buyukada'dan uzun bır mek- tup gonderen Sayın AJV., "Ben 22 yaşın- da tstanbul Universitesi öğrencisi ve gefe- cekte 'edebıyatçı olmavı uman bir gen- cim" dıye başladığı mektubunu şöv le sur- duruvor "Bir Rum baba ve Müshıman annenin çocuğu olarak dunvaya geklım. Ortaöğ- renim v ıllannda annem ve babam ayrüın- ca hayatımın genve kalanını kendim şe- killendırmek zorunda kaidım. Bu vıızden de birçok toplumsal değere karşı pek de sivTi tavuiar gehştirdım. küısede papaz yamakuğı yaptıktan sonra dın öe ügili gö- ruşlerimi geüştirdim ve artık kendimi ag- nosük sayıvorum. Bu şekılde gelişen ka- rakterim beni ahp buralara geürdı ve şim- di belkı de hayatımın en onemli karan olacak bir konuda size yazıyorum.'' Sayın okurumuz yazar, şaır olmak ıs- tıyor, yokluk ıçımde yaşamaya razı, şan- sını edebıyatta aramaya kararlı, benım yanıtımı ve onenlenmı beklıyor Şu anda y aman bır sorumluluk duygu- su ıçındeyım Yoklugu, yoksunluğu gö- ze almasını, sonunda yuzde yüz başan- ya ereceğını nasıl soyleyebılmm9 Karar verecek olan kendısıdır Mektubundan gözü pek bır genç olduğunu anladığım Sayın A N 'nın başanlı olmasını dıle- mekten başka ne soyleyebılınm'' • Okurumuz Guzin Gükr dış hekımı, ta- nınmış bır dış hekımının yanında çalışı- yor, ama mesleğınden yakınıyor, dışçılı- ğı sevmıyormuş "Romancı olmak istivo- rum" dıye yazıyor, "ISe dersiniz?" dıyor Ne dıyeyım' Herkesın yaşamı bır ro- mandır, Sayın Güler'ın de boyle duşun- duğunu anladım mektubundan lş bura- ya geldı mı, herkes bır roman, ama sade- ce bır roman yazabılır demektır Pekı, sonra9 Sanıyorum, yazarlık kolay görûnüyor ınsanımıza, elbette çok çekıcı de Duşu- nun,unvepara bır arada gelecek Bune mutluluktur1 Oysa yazarlık hevesı yuzunden yaşa- mım mahvetmış nıce kışı vardir kım bı- lır9 Kım bılır dıyorum, çunku onlar mut- suzluJdan ıle de tanınmazlar Hem acıdır, hem hazın1 • Şermin Badbev, gazetemızm 72 yayın yılı dolayısı>la yolladığı mektupta "Ye- ni yıhnız kutlu olsun!" dıyor bana Gaze- temızın vaşı ıle benım yaşımı kanştırdı- ğı ıçın sayın okurumuza teşekkur etme- lıyım Sayın Batıbey, kutlamadan sonra bana bırkaç soru da yoneltmış Ilk sorusu şu Gazeteden memnun olup olmadığım Yanıtım Ben Cumhunyet'ı ışyen gıbı görmem, sankı evımdır orası Yazılanm da bır dost soyleşısı Şunu da ekleyeyım, yurdumuzun neresınde bır Cumhunyet okuru ıle tanışsam, yûzunde bır aıleden olmamın sıcaklığını bulurum Gazetemı- zm kurduğu bır yakınlık geleneğıdır bu Sayın Batıbey. arkadaşım Gani Gir- gin'ın neden gazeteye yazmadığını da so- ruyor Ne dıyeyım, benı bulmuş ya, kendını aynca zahmete sokmuyor Aynca Ganı, > azmayı sevmez, konuşmayı uğraş edın- mıştır Duşunürum de, bu dosrum yaz- maya kalksa coşkusunu yıtınr gıbı gelır bana Ben yazıyorum ya, ona da yeter bana da ARADA BIR YÂVUZ GOR Emeklı Elçı Ankara Uzüyor. Bırkaç gun once Ankara'ya gıttım Trenle Bos- tancı, Pendık Tuzla, Gebze Yol almış gıdıyoruz, An- kara'ya Anılarla bıriıkte Ankara'yı ılk kez 1934'te gormuştum Gençlık Par- kı'nın olduğu yerde çocuklara bısıklet kıralıyorlardı Kızılay'dakı ufak parkta Afyonkarahısar Madensuyu ıçılıp, ıkıde bırgelıpgeçen kırmızı-beyaz ZİS otobus- lenn gelıp geçışı seyredılryordu Kaldırımlar terte- mızdı Hava tertemızdı Bakır gıbı yanan bozkır gu- neşı, çalışan, guvenen ve ovunen bır ulkenın başken- tı uzennde parlıyordu • • • Otelde, gazete getınyorlar odaya "Sevr"den bah- sedılıyor Guneydoğu'dakı harekâtı yazıyor Orta sahıfelerde, dolar kuru 42 bın bılmem kaç Çay ye- rıne Nescafe, ekmek-peynır-zeytın yerıne Croıssant vb Tunalı Hılmı Caddesı'nden Ataturk Bulvan'na çı- kamıyoruz, on beş dakıka Önemlı bınsı geçecek, Çankaya'ya doğru Trafik sıkış tıkış Beklıyoruz önde yanar-soner lambalarıyla motosıkletlı polısler, koruma araçlan, Mercedesler, BMW'ler Uzun bır kortej Taksı şoforu soylenıyor "Her gun bu hıkâ- ye. "dıyor • • • >-' -' Samanpazan'ndan aşağı bir ustiı açık Lincoln'de Ataturk'le yan yana oturan Iran Şahı'nı anımsıyo- rum Şoforun yanında bır polıs memuru oturuyor Hepsı bu Halk alkışlıyor • * • Bır hukumet kentı, bır memur kentı, bır Ankaralıla- nn kentı olan Ankara, bu kez bana başka turiu bakı- yor Kızılay ve cıvannda, çoğunluğu 18-25 arası bır gençlık topluluğu dolaşıyor Bunlann çoğu unıversı- te oğrencılen Blucınlı, acelecı, guzel çocuklar Bır fakulteyı bıtırecekler Ekmek parası kazanmaya sıva- nacaklar Işlenguç Bellıkı bır hamburgeryemek ıçın bıle ceplerındekı paralann hesabını yapıyorlar Guzel mağazalar, butıkler açılmış Tenzılatlı satış- lar başlamış Erkek gomleklerı 1 mılyon 300 bın lıra- ya ındınlmış 1 Yenı yollar, yenı mahalleler, yenı yuzler 1995'ın Ankarası, taksıtle oteberı alıp ev doşeyen KDV fiş- lerını bırıktınp enflasyonla savaşmaya uğraşan yıkıl- mış bır ortadırek aılesının goruntusunu venyor • • • Garlar, her zaman huzunlu yerlerdır Bu kez de bıraz yağmur çıselıyordu Tren çaldı duduğunu, frenler gıcırdadı Hareket ettık Ankara, yavaş yavaş gende kalıyor, ışıklar azalı- yor Bır mavı-beyaz vagon var bır yerde Işıklan yanmı- yor İLAN BEYOĞLU 2. SULH HUKUK HÂKtMLİĞİ'NDEN EsasNo 1994/676 Mahkememızın 25 4 1995 tanh ve 1994 676 esas. 1995 254 karar sayılı ılamıyla, Erzıncan Kemaltye Armağankoyu,cılt036 01 sayfa23,kutük 10'dakayıtlı Halıl ve Ayşe'den olma 15 2 1945 doğumlu Hüsnü Üstündağ'ın kronık şızofren denılen ruhsal hastalığa duçar olduğu anlaşıldıgından hacır altına alınarak ken- dısıne oglu Hakan Ustundağ vası olarak tayın edılmıştır îlan olunur 27 4 1995 Basın Tashıhı Şiddet ve eğitim Öğr. Gör. ELGİZ PAYMÎR AY M Ü Ataturk Eğıtım Fak. Eğıtım Bılımlen Bolumü # yıye olduğu kadar kötûye de eğılımlı bır I varlık olan ınsanı "olaoaİdar varbgı" olarak tanımlar Kant lyıye ve kötüye aıt yetenek- lenn çekırdeğının bulunduğu tek canlı olan ınsana duşen gorev de ıyıvı surdurmek, ko- tuyu dızgınlemektır Insandakı ıyıye aıt çe- kırdeklenn gelıştınlmesını sağlayan da eğıhmdır Onun deyışıyle "Dûnvada iyi olan her şev, iyı bir eğitimin ürünüdür" ve "Insan, ancak eğıtun saye- sinde insan olur." tnsana bakış açımızla, "insan ne- dir"sorusuna venlecek yanıtla eğıtım arasında (tum başka ınsan başanlannda olduğu gıbı) kuş- kusuz doğrudan bır bağlantı bulunmaktadır kanım- ca Doğal olarak her toplum, kendı ınsan modelı- ne uvgun kışileryetıştırecektır eğıtım aracılığıyla 1993 yılından bu yana orta (dahası ılk) öğretım kurumlannda başgosteren canakıvım olaylan pek çok avdın ve eğıtımcı gıbı benı de kaygılandırmak- ta gençlenn bın bınlenne yonelttıİden saldırgan davranışlann temelınde hangı etkenlenn bulundu- ğu acıyla duşundurmektedır Bu etkenlenn ılkı, lıselerdekı eğıtımın (ve genel olarak eğıtımın) yetersızlığı gıbı gorunmektedır Eğıtım yetkılılennın yapmış olduklan toplantılar- da "kredı sistemı"nı sorumlu tutmalanna karşın, gencın "düşünsel geKşün'*ını sağlayacak olan fel- sefe derslennın seçmelı duruma duşurüldüğü, "du> gusal geuşim"ıne katkıda bulunacak olan mu- zık, resım gıbı sanat derslennın onemseıunedığı, "bedenselgelişını''ını sağlayacak olan sportıfetkın- lıklere gerektığınce yer venlmedıgı bır eğıtım or- tamında gençlen gereğınce eğıtmekten söz edebı- lır mıyız 9 Gençlenn boş zamanlannı değerlendı- rebılmelen ıçın okullarda yeterlı kıtaplık, müzık odası. resım atölyesı ya da voleybol veya basket- bol alanlannın varhğını one surebıhr mıyız 9 Çıkar ve paranın tek değer olarak görulduğü, uğruna dostluk, sevgı gıbı değerlenn çığnenıp geçıldığı, kolay yoldan köşeyı donmenın "erdem" sayıldığı bır ortamda gençlerde ınsana ozgu yuce değerle- nn oluşabıleceğını duşunebılır mıyız 9 Oysa bır enerjı evrenı olan ergenın gerek bu enerjısını olum- lu bır bıçımde vönlendırmesı gerekse kalıtımla ge- tırdığı gızıl güçlennı son sınınna dek geiıştırebıl- mesı uygun bır eğıtım ortamı oluşturmakla ola- naklıdır Çağımız eğıtımını ve eğıtımcılennı denn- den etkıleyen düşunur ve eğıtımcı John Dovey'e gore okulun uç ışlevı, basıtleştınlmış bır çevre sağ- lamak, özel olarakdüzenlenmişvaşantı ortamı sağ- lamakve sosyal çevredekı çeşıtlı oğelen dengele- mektır Bu etkenlerden ıkıncısı gençlenn ıçınde yetıştık- len yakın çe\Tesel ortamın olumsuz sosyo-ekono- mık koşullan gıbı gorunmektedır Işsızlık vb ne- denlerle ozkıyım olaylannın ıvme kazandığı top- lumumuzda toplumun en kuçuk bınmı olan u aile" kurumunun da bu olumsuz koşullardan etkılenme- sıne olası değıldır Saldırganlık davranışı sergıle- yen gençlerden bınnın babasının eroın kullanmak ve bulundurmaktan hapıste dığennın ise \lman- >a'da ışçı olarak çalıştığı ıçın amcasının yanında kaldığı anılan gençlenn aıle ılışkılen yonunden ıl- gı çekıcıdır Devlet, gerektığınde şıddetın egemen olduğu olumsuz koşullarda yaşamak zorunda kalan çocuk ve gençler ıçın kurumlar oluşturarak onlann uygun koşullaraltındayaşamasınıveeğıtılmesımguveıı- ce altına almahdır Bu kurumlar oluşturulana dek, okullardakı danışmanlık kurumlan etkın bır bı- çımde ışlerlığe geçınlmelı, davranış bozukluğu gosteren gençlere (cezalandırmak yenne) yardım- cı olunmalıdır Medyanın gençler uzenndela olumsuz etkısı go- zardı edılmemesı gereken bır başka olgudur özel- lıkle görsel medyada yer alan şıddete yönelık gos- tenmler, salt para kazanma amacına yönelık, top- lumun ruh saglığını bozucu nıtelıktekı TV prog- ramlan gençlen olumsuz etkılemekte, gençlenn ıçmdekı "kahraman" gıderekgöstenmdekı şıdde- tı sımgeleyen kahramanJa ozdeşleşerek gencı, ken- dını kanıtlamaya yoneltmektedır Bır toplumsal olguyu etkıleyen etkenlenn ırde- lenmesı amacına yönelık olan bu vazının onenler kısmına gelınce Gelecek kuşaklann eğıtımını ustlenecek olan oğretmen adaylannın "en jyfler" arasından seçıl- mesıne ozen gostenlmelı (oysa gunümuzde en dü- şuk puan alan oğrencıler oğretmen yetıştıren fakul- telerebaşvurmaktadırlar) bu anlamda "öğretmen- Bk" mesleğının toplumdakı statusü ozendıncı bı- çıme donuşturulmelıdır Yaşam savaşımı veren, derslıklenn 80-100 çevresınde oğrencılerden oluş- tuğu bır ortamda "kahraman ofretmen'"ın oğren- cılennı tanıması ve onlarla ılgılenmesı olanakîı de- ğıldır Bu anlamda devletın temel görevlennden bı- n olan "eghun" gorev ını venne getırerek yenı okul- lar açması ve öğretmenın sosvo-ekonomık koşul- lannı değıştınnesı kaçınılmazdır Ilkoğretımden bu vana uvguianacak yetenek testlenyle oğrencıler yeteneklen doğrultusunda eğıtılmelı bu anlamda, sanat, teknık ve meslekı eğıtım alanlannda lıse dengı okullar açılarak bır yandan akademık çalışmaya yonelecek öğrencıle- nn (okullardakı yığışım onlenerek) daha ıyı eğıtıl- melen sağlanmalı, dığer >andan gençler, yetenek- len doğrultusunda eğıtılebıleceklen kurumlara ka- vuşturulmalıdır Gelışmış ulkeler, eğıtılmış ınsan gücü ıle top- lumsal gelışme arasındakı bağıntıyı gorebılmekte- dırler Bu anlamda sosyal ve ekonomik reformlar ıvedılıkle yaşama geçınlmelı, nufus planlaması et- kın bır bıçımde uvgulanarak "nhelikli ve eğhfl- miş"ınsan gücu oluşturulması yoluna gıdılmelıdır Yazımı, eğıtımın temel amacının bır sosyal re- form programını gerçekleştırmek olduğunu one suren, çağımızın onde gelen eğıtım felsefesı akım- lanndan Veniden Düzeniemeciiik (Rokonstrüksi- yonizm)ın goruşlenyle bıtınyorum "Eğhim, açık secik bir sos>-al hareket programı geüştirmede başta gelen araç olmaJıdır. tnsanlann kafalannda oluşacak bır devnm. \ alnızca politika- cılar taranndan \a da zorla vapılacak bır değışik- lıkten daha etkıhdır Eğer toplumu veniden duzen- lemek ısûvorsak onun uyeierinı veniden eğıtmek zonındavTZ." Geleceğın ıyı eğıtılmış mutlu ınsanına TARTIŞMA Yasalar mı kafalar mı değişmeli? Ş ımdılerde ulkemızm guncel konusu. demokratıkleşmedır Parlamento, yazılı \egorsel basın sendıkalar sıvıl toplum orgutlen sureklı bu konuyu tartışıyor Forumlar, paneller, sempozyumlar duzenleyerek, demokratıkleşmenın ozunü ve boyutlannı enıne boyuna ırdelıyorlar Demokrası konusundakı oluşumlan uç obekte toplayabılınz Gerçekten ınandıklan ıçın bunu gereklı ve vazgeçılmez gorenler Batı zorladığı ıçın ıster gıbı gorünenler ve mevcut özgurlüklen bıle fazla gorenler Ulusumuzun buyük bır kesımının demokratıkleşmeye olan ınancı sevındıncı, sevındıncı olduğu kadar da umutlandıncıdır Bugün anayasadan v e yasalardan yakınanlar, geçmışte dunyanın en cağdaş ve katılımcı anayasası olan 1961 Anayasası'nı eleştınyor ve bu anayasanın Tûrk toplumunun bedenıne genış geldığını savunuyorlardı Nıtekım 1961 Anayasası bu tepkıler sonucu 12 Mart ara rejımıyle budanarak kuşa çevnldı 1961 Anayasasfnın özu gıttı sozu kaldı O gun ıçın toplumun gencı ve tutucu guçlen ıstedıklen anayasaya kavuşarak amaçlanna ulaşmış oldular O gun, 12 Mart ara rejımmrn budadığı 1961 Anayasası'nı yeğleyenler, ıçenk olarak aynı olan 12 Eylül Anavasası'na karşı bayrak açtılar Bır kısım polıtıkacılar, seçım meydanlannda, "Anavasayı değıştireceğiz'' dıye halka soz venp o şekılde oy aldılar Aslında bu bır aldatmacaydı Çünku duşledıklen ve ıstedıklen anayasayı, 12 Eylul asken rejımı onlara armağan ehnıştı Bu çelışkıler ıçmdekı, dünden bugune kalan polıtıkacılann bu ana>asayı değıştıreceğını, gerçek demokratıkleşmeyı sağlayacağını duşunmek ne denlı ınandıncı olur bılınmez Yasalar ne kadar çağdaş olursa olsun yasalan uygulayan yargıdakı ve yurutmedekı kafaîar değışmedıkçe, toplum, yasalan ozumseyıp ıçıne sındırmedıkçe en ılen yasalar bıle rafta kalmaya mahkûmdur Ceza Muhakemelen Usulu Yasası değıştı Sozde karakollar saydamlaşacak, bıreyler fışlenmeyecek, güvenhk soruşturması yapılmayacak, herkese savunma hakkı tanınacaktı Ne oldu9 Bu yasadan sonra sokakta mılletvekılı dovuldu, hak aramak ıçın demokratık eylem yapan memur, ışçı, emeklı, ıtıldı kakıldı, tartaklandı Dunyanın en gelışmış demokrasısıne sahıp Ingıltere'de yazılı anayasa yoktur Önemlı olan yasalan çıkanp kâğıt uzenne yazmak değıl, kafalann ıçıne yerleştırmektır Çağdaşlığı ve demokrasıyı bır yaşam bıçımı olarak kabul etmektır Bır ulkede yasalar bıreylere eşıt olarak uygulanmıyor akceye dayalı guçluler korunuyor, guçsüzler ezıhyorsa, testı>ı dolduran da kıran da aynı kefeye konuluyorsa yasanm çağdaş olmasının ne anlamı kalır? Bugun okullar, ünıversıteler Turk-lslam sentezı kıskacında, bılımden ve çağdaşlıktan uzak şenat \e tankat yuvalan halıne gelmışse, Dıyanet tşlen Başkanlığı'na bağlı camı ve Kuran kurslannın bır kısmında Ataturk yargılanı>or ve laıklık katledılıyorsa. buna hangı yasa ızın venyor9 Ustelık \taturk'u Koruma Yasası olmasına karşın Ülkemızde yasalardan once kafaiar değışmedıkçe. eğıtım çağdaşlaştınlıp toplumun bıreylen sevgı ve hoşgoruvü oğrenmedıkçe, toplum çıkarlan kışısel çıkarlann önüne geçmedıkçe, yasalann yazılı olarak değışmesının ne anlamı kalır9 YdmazAkçay Emeklı Oğretmen PENCERE Eşek OyküleN... Cumhunyet bır okuldur Medyada nereye baksan, bu ocaktan yetışmış olanlara rastlarsın, çoğu lyıdır, hoştur, dosttur, ıçle- nnden tıynetsız olanlar da çıktı, yeteneksızlere dıye- ceğım yok1 Edebıyat fakultesınde okuyan herkes ıyı yazar, guzel sanatlardan dıploma alan 'dâhı ressam' olacak değıl ya1 Kımı de Cumhunyet'e karşı hınçla dolu, aşağılık duygusuyla yuklu, hasta ruhlu1 Geçen- lerde bunlardan bırının yazısını gosterdıler, ne dıye- yım - Eşek herrfi. Sonra eşeğe haksızlık ettığımı duşundum Eşeğı kuçulten ve aşağılayan bır dızı deyımı ağız alışkanlığıyla kullanırız, ama, eşek başı, eşek şakası, eşek cennetı, eşek kuyruğu, eşek ınadı, eşek sıpası, eşek derısı gıbı deyışler, eşeğın eşeklığını değıl, ın- sanın eşeklığını vurgulamak ve anlatmak ıçın uydu- rulmuştur • Nasrettin Hoca, unlu eşeğının yulannı elıne almış, kendısı onde, hayvan arkada, yolda dalgın yururfer- mış Hırsızlar bakmışlar kı Hoca aşın dalgın, 'şuna bır oyun edelım' demışler Eşeğın başından yulan sırtından palanı almışlar, bı- nsı hayvanı alıp goturmuş, otekı başına yulan takmış, sırtına palanı almış, eşeğın yenne geçmış, Hoca'nın ardından yururmuş Hoca bır ara donup bakmış - Eşeğım sana ne oldu? dıye sormuş, görüyorum kı sen artık adam olmuşsun' - Ah, demış adam, ben çocukluğumda çokyara- mazdım, babam 'ınşallah eşek olursun' dıye beddua etmıştı, eşek olmuştum, anlaşılan çılem dolmuş kıyı- ne ınsan oldum Hoca - Hımmm1 Sen aslına donuşmuşsun, ben de gel senı azad edeyım, ama bır daha eşeklık etmei de- mış Nasrettin Hoca, henfi bırakır, yenı bır eşek almak ıçın doğru pazara gıder kı ne gorsun* Sadık eşeğı tellalın elınde satılığa çıkanlmış Hemen eşeğının ya- nına sokulup kulağına fısıldamış - Ulan, sen adam olamayacak mısın? Yine ne halt ettın de eşeğe donuştun? • Evvel zamanda Bağdat'ta bır herıf-ı naşenf şehnn guzel kadınlannı toplayıp ev açmış hovardalar her ak- şam kapıya dayanıp gece geç vakte kadar eğlenır- lermış Eşraf bu rezalete dayanamamış, evı basıp he- rıfi dovup sokağa atmışlar ama henf şehre yanm sa- at uzaklıkta bır ev txjlup ışını surdurmeye koyulmuş, Bağdat'ın zamparaları kıralık eşeklere bınıp yanm sa- at otedekı eve gıder olmuşlar Rezalet yıne ayyuka çıkınca şıkâyetler çoğalmış, Bağdat kadısı, henf-ı naşenfi çağınp sorguya çekmış: - Sen ev ışletıp sanatını surduruyor muşsun^ı. - Yalan soylüyoriar' Şıkâyetçılerden bın - Kadı Efendı, demış, Şehnn yakınında bır ev tut- tu, muştenler kıralık eşeklerle o eve gıdıyorlar Kadı - Nasıl ıspat edersın? Şıkâyetçı - Çok kolay kıra eşeklennı salıvenn, doğru bu he- nfın evıne gıdeher t Henf kadıya demış kı - Sakın yapma 1 - Neden'' - Sonra derier kı Bağdat kadısı ınsanlann değıl, eşeklenn tanıklıklanyla karar venyor PENDİK 2. ASLfYE HUKUK MAHKEMESİ'NDEN BÎLDİRİLMİŞTİR EsasNo 1991 478'KararNo 1992 521 Davacı ArsaOfısıGen Mud Vekılı Av KurdetŞen- türk Davalı Sebaıttın Öztürk. Kuştepe, Çığdem Sok, No 34/1 Şışlı-tstanbul Dava Tescıl Tem sur 15 gun Davacı tarafından davalı aleyhıne ıkame olunan tescıl davasında dava dılekçesı ılanen teblığ edılmış olup, mah- keme karannda ılanen teblığ edılmesıne karar venlış ol- makla 1 - Davanın kabulü ıle Pendık, Şeyhlı 2 pafta, 316 par- sel sayılı taşınmazda hıssedar bulunan davalı Sebaıttın Özturk'e aıt 220 29952 payın Arsa Ofısı Genel Müdür- lüğü adına tapuya kayıt ve tescılme, karar venlmıştır llan olunur lşbu ılanın yayınlandığı tanhten ıtıbaren 15 gûn sonra yayınlanmış sayılacaktır 25 11 1994 Basın 20738 DİNAR ASLtYE HUKUK MAHKEMESİ 1993 301 1994 64 Davacı Hacer Gurdal tarafından davalı Yusuf Gurdal aleyhıne açılan boşanma davasının yapılan yargılaması so- nunda mahkememızın 23 2 1994 gun ve 1993/301 esas, 994 64 sayılı karan ıle Dinar ılçesı Cumhunyet Köyu ku- tuk sıra no 16'da nüfiısa kayıtlı Şakır kızı 1950 doğumlu Hacer Gurdal ıle Seydı Ahmet oğlu 1950 doğumlu Yusuf Gurdal'ın MK'nın 134 maddesı uyannca boşanmalanna ve dava tanhı olan 17 9 1993 tarıhınden ıtıbaren aylık 300 000 - TL tedbır nafakasının davalıdan alınarak dava- cıya ventoıesıne takdır edılen bu tedbır nafakasının ışbu karann kesınleşmesınden sonra >oksulluk nafakası olarak devamına karar venlmış olup davalı Yusuf Gürdal tum ara- malara rağmen bulunamadığından ışbu ılan davalı Yusuf Gürdal'a karar teblığı yenne kaım olmak üzere ılan olunur 6 4 1995 Basın 18229 ŞIK ŞIK ARÇELİK... Sizi, 1600 Arçelik Yetkili Satıcısı'nda, Şık Şık Arçelik'ler bekliyor! İlk şık, değiştirme. İkinci şık, hemen teslim. Üçüncü şık, ön ödemeli, sabit fiyat garantili. Dördüncü şık, peşin fiyatına taksitle. Hangi şık sizin hayatınızı kolaylaştıracak? Size en yakın kampanya merkezine, yani Arçelik Yetkili Satıcısı'na gelin, kendinize uygun şıkkı seçin! Çamajtr makinesi Termosifon
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog