Bugünden 1930'a 5,432,635 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 11 MAY1S 1995 PERŞEMBE HABERLER Gökçek'ten Leman'a dava • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Ankara Cumhuriyet Savcılığı'nca, RP'li Belediye Başkanı Melih Gökçek'in kişilık haklanna hakaret edildiği gerekçesiyle Leman dergisine dava açıldı. Derginin karikatüristi ve yazan Alp Taner Ulukıhç ile derginin soramlu müdürü Vedat Özdemiroğlu hakkında, 2 yıl 6'şar aya kadar hapis cezalan talep edildi. 5 bln imzalı • ANKARA (Cumhuriyet Bûrosu)- Doğal Hayatı Koruma Demeği (DHKD), Milli Parklar Genel Müdûrü Nevzat Ceylan'ın görevine iadesi için Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'den yardım istedi. DHKD , Genel Müdûrü Nergis Yazgan, Cumhurbaşkanı Demirere biryazı göndererek Nevzat Ceylan'ın görevden alınmasının. 'Türkiye doğa korumacılığı açısından son derece üzücü ve olumsuz bir gelişme' olduğunu bildirdi. Ceylan'ın, milli parklan koruma çalışmalanna büyük katkısı olduğunu belirten Yazgan, Ceylan'ın siyasi baskı sonucu görevden alındığını öne sürdü. Sultansazlığı Tabiatı Koruma Vakfı ile Kayseri Hayvanlan Koruma Demeği tarafından Orman Bakanı Hasan Ekinci'ye gönderilen 5 bin imzalı dilekçede de Ceylan'ın göreve iadesi talep edildi. Menteşe'den açfdama • ANKARA (Cumhuriyet Bûrosu) - îçişlerî Bakanı Nahit Menteşe, Başbakan Tansu Çiller'in talimatına karşın Hakkâri'ye gitmediği yönünde haberler yayımlanması üzerine dün yaptığı yazılı açıklamada. geziyi Başbakan'ın isteği üzerine eıieledigini belirterek, "Başbakan, Ankara'da kalmamı uygun gördü" dedi. Başbakan Çiller'in isteği doğrultusunda önceden açıklanmasına karşın Güneydoğu'ya gitmedikleri ya da günübirlik ziyaretle yetindikleri savlanan devlet bakanlan Nafız Kurt, Baki Ataç, Şükrü Erdem, Maliye Bakanı Ismet Attila, Milli Eğitim Bakanı Nevzat Ayaz ile Tanm ve Köyişleri Bakanı Refaiddin Şahin herhangi bireçıklama yapmadılar. liyatrocu Dflllgl ağır yaralı • İstanbul Haber Servisi - Tiyatro ve sinema sanatçısı Belkıs Dilligil, giçirdiği trafik kazasında ağır yaralandı. Dün öğle saatlennde Boğaz Köprüsü'nde meydana gelen olayda, 34 JS 686 plakalı otomobili kullanan sanatçının kızı Çiçek Dilligil, lsmail Hakkı Bektaş'ın kullandığı 34 R 0394 palakalı araç ve Mustafa Doğan'ın kullandığı 34 Z 1688 plakalı araca çarptı. Kaza sonucu araçta bulunan Belkıs Dilligil(67) ağır şekilde yaralanırken, Nalan Yurtay'ın(28) da bacağı kınldı. Ağca içhı şartb tahliye istemi • ROMA (AA) - Papa 2. Jan Paul'u vurmaktan ömür boyu hapis cezasına mahkûm olan Mehmet Ali Ağca'nın, cezasının kısmi olarak tehir edilmesini isteyeceği bildırildi. Ağca'nın avukatı Marina Magistrelli, Reuters'e yaptığı açıklamada, bu yılın sonlarına doğru, muhtemelen eylül ayında, Ağca'nın cezasııun 30 yıla indirilmesi için, Italyan yetkililerine resmi ve 'iyi hazırlanmış' bir başvuru yapacağııu söyledi. Magistrelli, eğer bu başvuru Devlet Başkanı Oscar Luigi Scalfaro tarafından kabul edilirse, Ağca'nın, gelecek yılın başına kadar, Italyan mahkûmlar için uygulanan gündüzleri şartlı tahliye çerçevesinde, kısmi serbest bırakılma hakkından yararlanablleceğini belirtri. Yasalara göre, Ağca'nın 1986;daaldığı ömür bovu hapis mahkûmiyeti, 2004 yılına kadar şartlı tahliyesine izin vermiyor. Üniversitede mektup gerginliği İstanbul Emniyet Müdûrü Necdet Menzir'in velilere gönderdiği 'Öğrenciniz yasadışı örgütle ilişki nedeniyle yakalandı' mektuplan aileleri tedirgin ediyor HULYATOPCU Istanbul'daki üniversıtelerde ülkücü-Is- lamcı gruplann başlattıklan saldınlardan sonra sol görüşlü öğrencilenn fişlenmesi, gizlice fotoğraflannın çekilmesi ve istan- bul Emniyet Müdürü Necdet Menzir'in ailelere gönderdiği mektupla 'işbirliği' çağnsı yapmasıyla başlayan gelişmeler sürüyor. Menzir bu kez, çok sayıda öğ- renciyle birlikte, 1.0. önünde ülkücülerin saldınsına uğrayıp, kavga ettikleri için mahkemeye çıkartılarak 'davacı olnp (A- madıklan' sorulan ve daha sonra salıveri- len öğrencilenn ailelerine mektup gönde- rerek "Oğrenciniz yasadışı örgütle ilişki nedeniyle yakalandı. Tutuksuz yargılan- mak üzere serbest bırakıldı" dedi. Veliler ve öğrenciler Menzır'e, "Yarguun görevi- nj üstlenmesin. Önce okullara saldıran ül- kücüleri yakalasın" diye tepki gösterdiler. Üniversıtelerde son yıllarda meydana gelen ülkücü-radikal dinci saldırılar, 'farklı' önlemleri gündeme getirdi. Içişle- ri Bakanı Nahit Mentese'nin üniversite rektörleri ve güvenlik güçlerinin üst dü- zey sorumlulan ile yaptığı toplantıdan 'özel güvenlik birimi' önerisinin çıkması- nın ardından fstanbul Emniyeti'nin baş- lattığı 'mektupla iletişim'olayı sürüyor. istanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir ilk olarak üniversite rektörlerine 'gizli' kayıtlı yazı göndererek öğrenciler hak- kında güvenlik güçlerinin bilgilendinl- mesini istemişti. Menzir daha sonra üni- versitelerin farklı bölümlerinde okuyan öğrencilerin ailelerine mektup göndere- rek "Çocuklannızın yasadışı örgütler ile ilişki kurduğu saptanmıştır" dedi istanbul Emniyet Müdürü Necdet Men- zir bu kez de Kurban Bayramı öncesi, ai- lelere 'Çocuklarının örgütsel eylemlere katıldığmın tespit edildiği, yakalanarak sevk edildiği adli makamlarca tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıkJığV şek- linde açıklamaların yapıldığı yeni bir mektup gönderdi. Menzir'in imzasını taşı- yan bu mektuplarda şu görüşler yer aldı: "Veüsi bulunduğunuz ... Lniversitesi... fakültesi _. sınıf öğrencisL. ile yasadışı ör- gütler ilişkiye geçmiş olup, öğrencinizin örgütsel eylemlere kabkuğı tespit edilmesi üzerine yakalanarak sevk edildiği adli makamlarca tutuksuz vargılanmak üzere serbest bırakılmıştır. Ögrencinizle ilgilen- menizi ve arzu cttiğiniz takdirde bizimle aşağıdaki irtibat telefonu ve adresinden ilişkiye geçmenizi rica ederiz." Adının açıklanmasını istemeyen tstan- bul Oniversitesi'nde okuyan bir öğrenci, mektuplann gönderilmesine tepki göstere- rek "Potansiyel suçlu ilan edilhoruz. Aileie- rimizk Uişkiİeriınizi bozuyoriar" dedi. Ay- nı ögrenci, olayın mektupta yazdığı gibi olmadığını da belirterek şunlan söyledi: "Faşistler okuldaki bir arkadaşımızı dövmüşlerdi. Biz okulun önüne çıktığı- mızda toplu halde saldırdılar. O sırada polis de geldi. Polis. faşistlerin saldınsına seyirci kaldı. O sırada polislerden biri beni yakaladı. Hepimizi Bevazıt Karakolu'na götürdüler. Bir gün ora'da kaldıktan sonra Eminönü Emniyeti'ne getirildik. İfadele- rimiz alındıktan sonra Sultanahmet Adli- yesi'ne götürüldük. Burada savcı karşısı- na çıkanldık. Savcı 'şikayetçi olup olma- dığımızı" sordu. Olmadığımızı söyleyince serbest bırakıkük." Bu olaydan kısa bir süre sonra öğrenci- lenn evlerine Necdet Menzir imzalı mek- tuplar gönderildi. Mektuplarda öğrencile- rin yasadışı örgüt üyesi olduğu ve bu ne- denle yakalanarak tutuksuz yargılandık- lan bildirildi. Tunceli Köyleri bir merkezde toplama hazırlığı • Baymdırlık ve Iskân Bakanı Erman Şahin, bayramdan sonra Irak sınınndaki bazı stratejik yollann da asfaltlanacağını söyledi. TÜREY KÖSE ANKARA - Baymdırlık ve Iskân Bakanı Erman Şahin, bayramdan sonra Irak sınınndaki bazı stratejik yollann asfaltlanacağını açıkladı. Şahin, Doğu ve Güneydoğu'da en önemli sorunun göç olayı olduğuna da dikkat çekerek, 'büyük şehirter etrannda toplulaşünlmış, kırsal çözümlemeteri de içinde taşryan bir yerieşim modeB' hazırlanması için çalışma başlatacaklannı söyledi. Bayram öncesinde Bitlis ve Van'da incelemeler yapan Baymdırlık ve tskân Bakanı Erman Şahin, Cumhuriyet'in sorulannı yanıtladı. Şahin, K. Irak'taki köylerin onanmı için herhangi bir hazırhğm olup olmadığı sorusuna şu yanıtı verdi: "Hayır. Onun ilgflilerie görüşmesi yapümau, de\ letlerarası hukukla ilgili bir konu. Sadece oraya bir heyet yolladık. Bayramdan sonra bir toplanh yapüacak. Daha önceden de hazuitgı yapılan sınır boyundaki bazı önemli stratejik yollann asfaltJanması yapılacak. Bayramdan sonra ilgililerle bu konuda bir toplantı yapılacak." Şahin, bölgeye yaptığı son ziyaretten izlenimlerinı. "En huzursuz görünen yerler bfle törpülenmiş, çok yumuşamış. Bunu desteklemek gerddr. Bu insaniara somut bir şeyler vermemiz, bir şeyler yapmamız gerekiyor" diye özetledi. Şahin, yakılan köyler ve göç sorununun çözüm yollan konusunda da şunlan söyledi: Yeni yerieşim modeli "Valflikler kendi başlanna bazı şeyler yapıyor, bölge vaiiliği inisivatif kuUamyor. Bakanlık olarak biz de bölgeye dönük bir çalışma sapacağız. Bu çahşmanın merkezini, köylerden göçün olduğu yerlerde, büyük kenrJer etrafinda. toplulaşürma oluşturacak. Toplulaştırma esasına göre yeni yerieşim modeüeri oluşturmak zorundayız. Genel başkanımızın da böyle bir proje için direktifi var. Bu çalışma süratle yapılacak. Bölgenin en önemli sorunu göç ve yerieşim olduğuna göre, bunu karşdayıcı bir yerteşim modeli üzerinde çahşma başlatmak zorunlu. Sadece konut sorununu çözmek vetmiyor tabii, istihdam yaratmak da önemli. Köylünün. göçmenin de katkıda bulunacağı bir çözüm üretmek gerekiyor. Toplu Konut Idaresi de bu işe bir parça monte edilecek." Doğu ve Güneydoğu'daki insanlann politikacılara gü\en duymadığına dikkat çeken Şahin, "Vatandaşlar, 'Herkes geliyor, söz veriyor' diyor. Somut bir şeyler yapmak gerek. Ben vaatte bulunmadığımı. söz verdiğim işi yapacağımı söyledim. Bitlis'te faciaya yol açan derenin üzeri feci bir şekilde örtülmüş. Şimdi bu somut bir sorun ve çözümü de belli. Bizinı görevimiz, bu tür sorunlan çözmek" dedi. fkrklf î e î CMaylar üzerine THK'nin kurban kesim, saüş ve deri toplama merkezi önunde toplanan çok sayıda t ? | i i v i s l vatandaş, Ka>Tnakam Şentürk'ün uygulamalannı protesto etti. Islamcı vakıf ve derneklerin kur- duğu kesim yerlerinde bir kurbanlığın 500 bin liraya kesildiğini belirten vatandaşlar, "THK para almadan kesiyor. Kurban de- rilerimizde Âtatürk'ün kurduğu THK'ye gidiyor.Neden karşı çıkıjorlar?'* dcdiler. (Fotoğraf: AYKUT KÜÇÜKKAYA) Eyüp Kaymakamı, THK'nin kurban derisi toplama yerini kaldırmak istedi Kaymakamdan THK'yeengelleme Haber Merkezi - Türk Hava Kurumu (THK) Istanbul-Eyüp Şubesi'nin beledi- yeden izin alarak açtığı kurban kesim, sa- tış ve deri toplama yeri, kaymakamlık ta- rafından kaldınlmak ıstendi. Şube Başka- m Uygun Somer. kaymakamlığın bu gıri- şitnine engel olmaİc istediği için Eyüp Emniyet Müdürlüğü'nde sorgulandı. THK yetkilileri, Kaymakam Necati Şen- tûrk'ün, "THK'nin şeriatçı vakıfların kurban derisi toplamasına engel olduğu için kendilerine müdahale ertiğini'' iddıa ettiler. Yetkisi olmamasına karşın kurban derisi toplayan tzmir Büyükşehir Beledi- yesi ise kendisine bağlı et entegre tesisine THK araçlannı sokturmadı. THK Izmir Şubesı Başkanı Hami Gürtunca, Büyük- şehir Belediye Başkanı Burhan Ozfatura- hakkında bayram sonrası savcılığa suç duyurusunda bulunacağını söyledi. lz- mir'de dinci vakıf ve kuruluşlann kurban derisi toplamada öncekı yıllara göre daha başansız olduklan gözlendi. THK'nin Eyüp Adliyesi'nin yanındakı eski kaymakamlık binasının bulunduğu bahçede, Belediye Başkanı Ahmet Genç'ten izin alarak açtığı kurban kesim. satış ve deri toplama yeri, Kaymakam Necati Şentürk'ün emriyle önceki akşam kaldınlmak istendi. THK'nin bazı pan- kartlan emniyet güçlerince sökülürken, THK Eyüp Şubesi üyelerinin karşı koy- ması üzerine yıkım engellendi. THK Eyüp Şube Başkanı Uygun So- mer, kaymakamlığın, belediyeden izin alarak açtıklan kurban kesim yerini kal- dırmak için, "Hemen yanında Atatürk büstü var. Kesim yeri, büst ve çevresini kirletiyor" şeklinde yaptığı açıklamanın gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek şun- lan söyledi: "Kesim yerinin Atatürk büstüne yakın- hğı, Ka> makanı Necati Şentürk'ün belirt- tiği gibi 15 metre değüdir. Aradaki mesafe kırk metreye yakındır. Dikkatinizi bir Eyüp Kaymakamı Necati Şentürk. rfoktaya çekmek isterim. Atatürk büstüne bu kadar saygı duyan Kaymakam Şen- türk, neden büstün önündeki direğe Türk BayTağı dikmemiştir. Hemen yanında bu- lunan adliye binasının önünde bayrak çe- kilmişken, Eyüp'ün ortasında Atatürk büstünün önündeki direğe yetkililerce bayrak asümamıştır.** THK Eyüp Şubesi üyelerinden Sadul- lah Faydalı ise istanbul Haber Servisimiz- den Aykut Küçükkaya'ya kurban kesim, satış ve deri toplama yerinin dinci vakıf- lann gelirini engellediği için kaldınlmak istendiğini öne sürdü. Faydalı, şunlan söyledi: "Bizim açügımız kurban kesim yerinin yakınında Marmara Eğitim ve Kültür Vakfı'na ait kurban kesim yeri \ar. Biz kestiğuniz kurbanın etini 115 bin ile 130 binden satıyoruz. Onlar ise 150 bin lira- dan satıyorlar. Tabii aradaki fark vatan- daşı bize çekiyor. Bununla birlikte kurban derilerinin bize gelmesi ise bazı çevreleri rahatsız ermekte." Faydalı, kaymakamlığın kurban kesim yenni kaldırmak için ilen sürdüğü gerek- çenin taraflı ve yanlış olduğunu vıargula- yarak "Atatürk büstüne çok yakınmış. O büst bir ay önce dökülüvordu. Nisan ayı başlannda CHP ilçe örgütü hem boyadı, hem çevresini temizledi. Eyüp'ün ortasuı- daki büst Şentürk'ün akhna kurban kesi- mi başlayınca mı geldi?" dedi. Halk sahip çıktı THK'nin açtığı kurban kesim, satış ve deri toplama yennin gece yıkılmak isten- mesi üzerine sabah erken saatlerde olayı duyan %-atandaşlar ve THK yetkilileri olay yerinde toplandılar. Bu arada gece yıkımı gerçekleştiremeyen güvenlik görevlileri, kaymakamhktan aldıklan talimatla tekrar THK'nin kurban kesim bölgesine geldiler. THK yetkilileriyle bir süre tartışan ve kur- ban kesim yerini yıkmak isteyen güvenlik güçlerinden, soyadını belirleyemediğimız Kadir adli polis memuru, fotoğraf çeken arkadaşımız Aykut Küçükkaya'yı "Bir daha Eyüp Sultan'a ayak basamayacak- sın" diye tehdit etti. Bunun üzerine, kur- ban kesim kuyruğundaki yurttaşlar büyük tepki gösterdiler. Güvenlik güçleri tepki- ler üzerine olay yerinden aynldılar. THK Eyüp Şube Başkanı ve üyelerinin iddialarını, Eyüp Müftülüğü'nde, dün MHPIi ve RP'li partililerle bayramlaş- maya gelen Eyüp Kaymakamı Necati Şentürk ve Belediye Başkanı Ahmet Genç'e ilettik. Kaymakam Şentürk, "THK'nin kurban kesim, satış ve deri toplama yerini kaldırmak için neden arife gününfi beklediniz" şeklindeki sorumuzu "Durumu o gün fark ettim" diye yanıtla- dı. Başkan Genç ise "THK bize müracaat etti. Biz de onlara bu meydanın bir köşesi- ni verdik" dedi. N O T L A R /ORAL ÇALIŞLAR Kurban etmek ve kurban olmakSabahın erken saatlennde kapımızın zili ısrarla çaldı. Bir bayram sabahı rahat rahat uyumak istiyorduk. Açmadık, ama zil ısrarla çalmaya devam edince çaresiz, 'Idm o' diye seslendik. Kapıcı Ismairmiş. "Abi arabayı çek, arkada kurban kesüecek" dedi. Apartmanın arka bahçesine arabanın yerini değiştirmek için indiğimde, bütün erkek komşular bahçede faaliyet halindeydi. Kurban edilmek üzere üç öküz bahçenin her bir köşesine bağlanmıştı. Bir kısmi ceviz ağacının dibinde çukur kazıyordu. Herkesin yüzünden mutluluk okunuyordu. Çünkü büyük kurbanlar keseceklerdi. Sabahleyin bütün huzurum kaçtı. Birkaç saat içinde bütün mahalle kana bulanacaktı. Ustelik mahalleyi kan gölüne çevirecek bu vahşet inanç gerekçesine bağlanıyordu. Abdurrahman Dilipakla geçen yıl bir panelde birlikteydik. Bana kûrban derileri konusundaki fikrimi sordu. Ben de ona, derilerinden önce kurban kesmeye karşı olduğumu söyledim. Eğer bu ülkeye bir hayır yapılacaksa, mahalle aralannda sürdürülecek bu vahşete son vermek gerekiyordu. Kurban geleneği Islamiyetten çok önceleri var olan eski bir gelenekti. Dilipak'a bunu da anlattım. Insanhk, ilk avcılığa başladığı andan itibaren kurbana kutsal bir gözle bakmıştır. Insanlık. hayvan kurban etmeden önce Tann'ya çocuk kurban edermiş. ilk peygamberlerden tbrahim'ın çocuğunu kurban etmek istemesiyle hayvan kurban etme geleneğinin başladığı bütün kutsal kitaplarda anlatılır. Ama ilkel kavimlerde insan kurban etmek oldukça yaygın bir gelenektir. Tevrat ve Incil'de de kurbandan kutsal bir ibadet olarak söz edilir. Bizim toplumumuz için kurban etme geleneği, dini gelenekten çok daha ileri bir anlam taşıyor. Cünkü. yalnız bayTamlarda değil, düğünlerde, törenlerde. açılışlarda kurban kesmek bir farzmış gibi insanlann altına masum hayvanlar yatınlıp boğazlanıyor ve boğazlamaya kutsal bir anlam yükleniyor. Kurban, bizde bir toplumsal kültür olarak ön plana çıkıyor. Milli maçta kazanma sevincini havaya, sağa sola kurşun sıkarak kutlamaya kalkan tstanbullu şimdi de elinde satırlar kurban peşinde koşuyor. Ve yerlere akan kanlar onlara rahatlatıcı bir mutluluk veriyor. Kurbanlar kesmek ve kendini kurban etmek. bizim kültürümüzün önemli bir boyutudur. Ya kendimizi bir işe kurban ederiz veya bir başka birisini. Ama sonunda kurban olmak bizde bir gelenektir. Yıllannı savaşla, iç kavgayla, toplumsal çatışmayla geçirmiş bir halkın doğal bir alışkanlığı mıdır bu acaba? Yoksa, gündelik yaşamın çekilmezliği bizi kurban olmaya mı götürüyor? Her neyse, ama şu bayram sabahı, bahçeleri, sokaklan kan içinde bırakmamn. dınle inançla bir alakası olduğunu sanmıyorum. Daha uygar usullerle de geleneklerimizi yerine getirebileriz. Bayram sabahı sokaklan kan gölüne dönmüş bir İstanbul yaratmayalım lütfen. Buna hep birlikte bir çare bulalım. PERŞEMBE ORHAN BURSALI Başkalaşma TV karşısında, elimde o muhteşem yok et- me/var etme cihazı ile Arif Çağlar'ın sözlerini kendimde test ediyorum. Çağlar t?ir gece önce, "Biz dikkatimizi bir konu üzerinde toplayamayız, o nedenle de Avrupa'nın en çok zapping yapan milletiyiz" vecizesini dile getirmişti. Dikkat yoğunluğum gerçi üst derecelerde değil- dir... Ama zappingim seyredilebilir bir şeyler ara- maya yönelikti. Birden ekranda güzel yüzlü, güzel dilli bir sunu- cu ile göz göze geldim; bana bakıyor ve fikrimi soruyordu: "öldürülsün mü yaşatılsın mı? Lütfen şu telefona bildirin... Evet söyleyin, öldürülsün mü yaşatılsın mı?" Sunucumuz, saçlarını uçuşturarak yıldınm hızıy- la ortada fır dönüyor, mıkrofonu stüdyodaki seyir- cilere uzatıyordu: "Evet, öldürülsün mü yoksa..." Birbirine zıt, uç noktalarda bulunan iki eylem bi- çimiyle ilgili bu çağn, içimde sakin duran duygu- lan dalgalandırmaya başladı. O duygular ki ebedi uykuya dalmalan için doğ- rusu ben elimden geleni yapıyorum. Ama bazen liderierin beyinlerinin ikiye bölün- müşlüğü, bazen dolunayın büyüsü, hele TVdeki programların birçogu, ama özellikle de evdeki Tekir'in arada sırada büründüğü kaplan kılığı, beynimin ilkel bölgelerinde bastırılmış duran o cangıl duygulannı ayaklandınyor. Bu 'vahşetin çağrısı'na sessiz kalamıyorum. Insanlığın ilk varoluş döneminden beynımde kalıtsal olarak variıklannı sürdüren karmaşık, bö- lük pörçük, ilkel benlikler dehenip toparlanıyor. Tüylerim dikeliyor; kulaklarım uzuyor; gözlerim yuvalarından fırlıyor; tırnaklarım sivriliyor... Tarihin derinliklerine doğru amansız bir koşu tutturuyorum... • • • '• " •"•••• Aramızda, beyin içi başkalaşımlarını tamamla- mış, benim bastırdığım dürtülerini özgür bırakmış binlerce insan olduğunu biliyorum. Çünkü beyin kıvnmlanmda yatan duygular, on- ları tanıyor ve onlaria hemen titreşime geçiyor. Tıpkı şu anda gözlerini dikerek bana, "Oldüre- limmm mi?" diye soran Show TV'deki sunucum- la ve stüdyoda neredeyse koro halinde 'Öldüre- limmm!' diye bağıranlarla titreştiğim gibi. TV'deki bu çağrı karşısında deıtıal kendimi to- parlıyorum. Kim, nasıl, öldürülecekti? Anlaşılıyor ki ötanazi uygulaması gündemdey- di. Yani doktorların, "Artık iyileşme umudu yok" fetvasını verdiklerini hastalann 'kolay ölümü' ve- ya doktorların önerisi ve ailesinin isteğiyle öldürül- mesi. Örneğin hastayı hayata bağlayan cihazlan ka- patarak... Oksijen alımını engelleyerek... ' Yaşaması için gerekli tıbbi yardımı yapmaya,- rak... Dahası, bazı Batı ülkelerinde örneklerini gördü- ğümüz, hastaya zehir vererek... • • • Show TV'de seyrettirilen ötanazi uygulamasını izlerken gözlerim çakmaklanıyor... Parmak uçlanm kanncalanıyor... " Dudaklanm boru gibi dolunaya doğru uzuyor... • • • Ekranda kaza geçirmiş ve hastanede bilinçsiz yatan bir adam gösteriliyor. Doktorlara göre yeniden ayaklanması için umırt sıfır. Genç kansı çaresiz. Benzer durumda bir başka adamın kansı, altı aydır nasıl çektiğini, dini inanış- lan elverse kocasına ötanazi uygulatacağını söy- lüyor... "Ben yapamıyorum, sen yap... Ne ona çektir ne kendin çek..." Genç kadını kocasının önünde ağlaşırken görü- yoruz; "Ona bu acıyı çektirmemeliyiz..." Kocasından çok, henüz körpecik olan kendine ağladığı belli. Sunucumuz, "Bu adamı acılar içinde yaşatma- ya kimin hakkı var" diye bağırıyor. Ve stüdyodakiler ile ekran başındaki ben, baş- kalaşmanın girdabında mutlu uçuşlara geçiyoruz. Ne bilinçsiz yatan bir adamın nasıl acı çekebile- ceği akhmıza geliyor ne de tıbbın iyileştirmede acizliğine rağmen, ağnyı ve acıyı kesmede harika- lar yaratan olanaklara sahip olduğu. Bilinçsiz yaşayan bu adamın ölmesi, öldürülme- si gerek... Çağımızın ekonomik ve bireyci/çıkarcı aklı, bir ateş çemberi içinde kalmış, kendine yok edici iğ- neyı batınyor. Ekonomizm, düşünceyi ve vahığı esir alıyor. Ekrandaki ötanazi dayatması, aklın incelikleriyle bile örülmemiş; kabalığı ile uygarltğın düşünsel bi- rikimine meydan okuyor... Ve beyinlerimizin ilk oluşumundan geride kalan bölümleri pır pır kanatlanmış... Toplu halde kendimizden geçiyoruz.. Öldürrr... . ' ' Öldürelimmm.. . • ' v dürmr.. hrrrr... 137 kişi hastaneye kaldırıldı Kurban yerine kendilerini kestiler İSTANBUL(AA) - Is- tanbul'da kurban kesimi sırasında kazayla kendile- rini el ve ayaklanndan ya- ralayan 137 kişi hastanele- re başvurarak tedavi oldu. Kurban keserken hayva- nın aniden hareket etmesi ve derinin yüzülmesi ile etlerin parçalanması sıra- sında yaralanan yurttaşlar, yaralarına dikişler atılıp pansuman yapıldıktan sonra taburcu oldular. 10 Tıp Fakültesi Hastanesi'ne 8, Haydarpaşa Numune Hastanesi'ne 10, Şişli Et- fal Hastanesi'ne 50, Cer- rahpaşa Tıp Fakültesi Has- tanesi'ne 3, Sanyer Devlet Hastanesi'ne 1, Pendik Devlet Hastanesi' 5, Sul- tanbeyli Devlet Hastane- si'ne 13, Taksim Hastane- si'ne 6. Eyüp SSK Hasta- nesi'ne 2, SSK Göztepe Hastanesi'ne 30, Okmey- danı SSK Hastanesi'ne 10, lnternational Hospi- tal'a 1, Özel Gaziosman- paşa Hastanesi'ne 37 ve Özel Avcılar Anadolu Hastanesi'ne de 3 başvuru yapıldı. Hastane yetkilileri, kentteki diğer SSK, devlet ve özel hastaneler de dik- kate alındığında, bayram kazazedelerınin sayısının çok daha fazla olduğunu kaydederek, yurttaşları kurban kesiminde dikkatli davranmaları konusunda uyardılar.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog