Bugünden 1930'a 5,454,028 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 5 MART 1995 PAZAR OLAYLAR VE GORUŞLER Çeviri ve anlamsal iletişim Gerek yazınsal çevınde gerekse ozel alan metmlennın çevırısınde çevırmen, ancak sozcuklenn oluşturduğu engellerle, dıllenn yapısından doğan guçlüklerle boğuşarak, onlann ozune ınmeye çalışarak ıletışımsel gorevını yenne getırmış olur. Doç. Dr.CENGtZ ERTEM Hacettepe Unı Eğıtım Fak Yabancı Dıller Eğıtımı Bolumu Ç evm genel kapsamda ıletı- şımsel bır eylem olarak du- şunulmelıdır Çevırmen, ıkı noktaarasındakı bağlantıyı kuran kışıdır çıkış nokta- sından aldığını vanş nokta- sına ıletır Onun ışlevı, kabaca, vanş noktasındabekleyenleretoplumsal dıl- sel sıyasal kulturel vb kazanımlan sağlarnakdıyebelırlenebılır Bunusağ- lavabılmenın temel koşullanndan bın de gerek yazınsal metınlenn gerekse ozel alan metınlennın çev ınsınde anla- mı on planda tutmaktır Yazınsal metınlenn çev ınsınde açık- lığa kavuşrurulması gereken ılk nokta çevırmenın basıt bır "kod"çozucu mu yoksa bır "yarabcı" mı olduğudur Çe- vın, yazarlık mesleğine yenı atılanlann en çok yararlanabıleceklen çahşmalar- dan bın olarak değerlendınlebılır Ya- bancı dılden ana dık vapdan çeviriler- d« esas sorun \abancı dılde değıL, ana ddde varmaktadır. Elbette yabancı dı- lın bılınmesı kaçınılmazdır Ama çe- vırmen yabancı dıl karşısında edılgen durumdadır Çunkü bılme ışı, bılgılen- me ışı edılgendır Oysa yazmak, vara- tıcılığıgerektınrveetkendır Amaç ya- bancı bır duşunceyı akıcı yenne ıvı oturmuş esnekveolabıldığınceherke- sın bıldığı bıranadıl ıle aktarmak oldu- ğundan, çe\ ırmen \anş dılının ıfadele nnı deyımlennı her zaman kullanılan devışlennı, yanı o dılı dıl yapan ozel- lıklen (ıdıotısme) kullanmasını ve bun- lar uzennde oynamasını bılmek duru- mundadır Bu oğelenn eksıkhğı >a da yennde kullanılamaması "zorlama çe- viri" denen bır durumun ortaya çıkma- sına neden olur Her dılın, her toplumun kendıne ozgu deyış bıçımlen algıla- yışlan, gerçeklen vardır Ozellıkle ya- zınalanısozkonusuysaçevın vanşdi- B'ndekı bu gerçeklen bulmak demek- tır Bu ıster ıstemez çevırmenın yara- tıcı olmasını gerektırecektır "Çevıri mi, yaraü mı" sorusu "sozcu- ğe bağunblık" ve "ozguriuk" kavram- lannı gundeme getınr Sozcuğe bağım- lılık. anlamadan çe\ırmeye (psıttacıs- me) yol açabılır, en azından bu tehlıke yı ıçınde taşır Ozguriuk ıse "ihanet" bıçımınde değerlendınlerek bır suçla- maya neden olabılır Kımılenne gore sozcüğe bağımlılık (Jıtteralıte) kımıle- nne gore de ozguriuk çevınde onem- senmesı gereken noktalardır Garp Cephesınde Yenı Bir Şev Yok'un çe\ırmenı Jean Darbelnet'ye gore her dılın kendıne ozgu bır atmos- fen ve çekım alanı bulunur lyı bır çe- vınnın on koşulu çevıreceğımız dılde ozgurce hareket edebılmemız ıçın kay- nak dılın bu çekım alanından kurtul- maktır Buolayıbır uydunun yorunge- > e oturtulmasına benzetıyor Darbelnet Bunun ıçın de uydunun dunvanın çe- kımınden uzaklaşması gerektığını anımsatıyor Çevırmene gore bunu sağlamanm yolu, çevınsını yapacaği- mız yazarla az çok benzerlığı olan ve çevıreceğımız dılde yazan bır yazan ıyıce okuyup ozümsemek sonra elı- mızdekı urunu aynı zamanda bu yaza- nn dılıne çevırmeye çalışmaktır Şu da bılınmelı Yeryûzunun çekımınden tu- muyle kurtulan bır uydunun uzayda kaybolup gıdeceğı >a da başka çekım alanlanna gıreceğı de bır gerçek An- cak ne olursa olsun bu vaklaşım bıze yazınsal çevınlenn farklı bakış açıla- nndan yapılabıleceğmı gostermekte- dır Tanımlamalarla ılgılı şu ıkı ornek bu savı desteklemeye yeterlı olabılır François Fedier, çevırmenlen >aır ola- rak nıtelıyor Ona gore çev ın felsefıbır olaydır ValeryLarbaud'ya gore çevı- n bır eleştındır çevırmen en gostenş sız en sıkılgan enhoşeleştınyıyapan kışıdır Ornekler daha da arttınlabılır Bu goruşlenn tumu değerlendınldığın- de yaansal çeviride yaratıcılığın hic de azımsanmavacak bir yer tuttuğunu ile- nsurmekolasıdır Fransız filozof Josef- Mane Gerando her turlu yaratının bır bağdaştırma olduğunu soyluyor Bu- nun temelınde ıse anlam oğesınm >at- tığı her halde vadsınamaz Çevırmenı yalnızca bır kod çözücu olarak gorur sek anlam öğesını ve buna bağlı olarak ıletışım etmenını (factörunu) ortadan kaldırmış oluruz Bellı kalıplann dışı na çıkamayacağı sanılan ozel alan me tınlennın çevınsınde acaba farklı bır durumla karşılaşılabılır mı° Bu soru bazı başka sorulan da bırlıkte getınr Mernı kaleme alanın toplumsal duru- mu nedır9 Iletışımden beklenen ka- zançlar nelerdır9 Okuyucular kımler- dır9 Bu yazılan ne amaçla okumakta- dırlar"7 Bu bılgıyı nasıl kullanacaklar- dır gıbı pek çok soru gundeme gelebı- lır Soylemın oluşmasına yol açan ve onaanlamınıverenbuvenlerdır Bılım- sel sovlemın toplumsal boyutlannın açımlanması, bu soyleme farklı açılar- dan yaklaşılmasıyla saglanır Başka bır deyışle metındekı temel bılgıler ıçınde bılımsel ıletışımm toplumsal gorevını bulmak gerekır Bu, bır olçude bılım- sellığı halka yayma çabasıdır Bılımsel metınlerdekı ya da ozel alan metınle- nndekı açımlamalarda aynı amaca yo- nelıktır Bu bağlamda çevın bılımsel soylemlenn açımlaması gıbıdır Her çevın bır **yenıden oluşturma"dır Ye- nıden oluşturma anlamsal bır ışleve sa- hıptır ve soylemın ıçenğını gızıl guç (potansıyel) olarak bır başka bıçıme dönuşrurucü rol oynar Anna-Marie Laurian bır venyı yenıden oluşturma- nın onu kendısıne mal etmek olduğu- nu ılen surmektedır Yenıden oluştur- manın bılgı kazanımındakı rolu yadsı- namaz Eğıtım açısından onemı buyûk- tur Herrurlüaçımlama,metnınanlaşı- lıp anlaşılmadığını denetleme olanağı- nı venr başka bır deyışle bır kavram bır ıfade anlaşıldığı oranda kazanılmış olur Marie-FrançoislVIortureux,bılım- sel soylemın anlaşılır kılınması ıle çe v ın arasındakı benzerlığın her ıkı alan- da da dılın ortaya koyduğu guçlukler- de yattığını sovluyor Ona gore her çe- vın dıllenn kendı guçluklennden do- ğan tıkanıklıklan açma gınşımıdır Bı- lımsel metınlenn bıle alternatıf çevın- lennın gundeme gelmesı hıçbır ozgur luk ve y aratıcılık olmadan kavTamlann valnızca karşılıklannı vererek yapılan basıt bır kod aktanmının dıllenn çatış- masından doğan sorunlan çozmeye ve anlamsal ıletışımı sağlamaya yetmeye- ceğını gostennektedır Bu noktada In- gılız fılozof Ludwig Josef VVittgenste- in'ın, sozcuklenn anlamlanndan değıl, yalnızca kullanılışlanndan sozedılebı- leceğı yolundakı düşüncelennı anımsa- mamak elde değıl ClaudeDuneton'un Wittgenstein'ı destekleyen gorüşlennı de şoyle ozetleyebılınz Gerçekte te- laffuz etrığımız ya da ışıttığımız şeyler sozcukler değıldır Bır takım doğrular ya da yanlışlar ıyı ya da kotu şeyler, onemlı ya da sıradan, hoş ya da nahoş şeylerdır Yalnızca bızde yankı uvandı- ran sozlenn karşısında harekete geçe- nz Maurice Gravier çevınde sozcukle- nn oluşturduklan engellen aşmak ge- rektığını ılen suruyor Bu engellenn de sozcuklenn yenne başka sozcukler ko- yarak ılk sozcük mozayığını başka bır sozcuk mozayığı ıle değıştırerek aşıla- mayacağı bellıdır Bunun ıçın yapılacak ılk ış anlama ulaşmaktır Sonra, kaynak metnın ya- zan yenıden dıle getınlmelıdır Çevın ıle ılgılı öğretım kurumlannda, oğren- cılenn yalnızca dılsel bılgılennı genış- letmek yetmez Bunun yanında onlan yazarla bırlıkte duşunmeye yoneltmek yazann dıyalektık düzenıne oturtmak ve aynı zamanda, duşunce yurutebıl- melennı, ıyı anlayabılmelennı sağla- mak gerekır Sonuçta bır kez daha yıneleyecek olursak, gerek yazınsal çevınde gerek se özel alan metınlennın çevınsınde çe vınnen ancak sozcuklenn oluşturduğu engellerle, dıllenn yapısından doğan guçlüklerle boğuşarak, onlann ozune ınmeye çalışarak ıletışımsel gorevını yenne getırmış olur ARADABIR MEHMET UGURLU Ankara Barosu Avukatlanndan Bütünleşmede Görevdeşlik SHP ve CHP'nın, onun da otesınde tum sosyal demok- rat ya da demokratık solun butunluğu, toplumumuzun ge- nel bır ıstegıydı Emeğı ıle çalışanların onculuğundekı guç- lu bır sol partının vartığı, demokrasının de gereğıdır Adı ıster sosyal demokrası ısterse demokratık sol olsun, parçalar halındekı bu sol partılenn ıdeolojık kaynağı em- peryalızme karşı venlmış bulunan ulusal kurtuluş mucade- lesıdır Aydınlanma donemı ıle yaşanan kulturel devrım, humanıst duşunce ve sosyal adalet duygusu, sol ıdeolo- jıyı gıderek guçlendırmıştır Sol ıdeolojı ne acıdır kı 12 Eylul'den sonra kuçuk kuçuk ve dağınık orgutlerte temsıl edılmeye başlanmıştır Guçlu bır sol partının yennı kuçuk kuçuk sol partılenn almasıyla demokras» genlemış ve sıyasal yasamda buyuk boşluklar doğmuştur Sonuçta ahlakı değeriertahnp olmuş, yolsuz- luk, koktendıncılık ve boluculuk akımları rahatça orgutle- nebılme olanağı sağlamışlardır Tam bır demokrası aynı zamanda guçlu bır sol partı ıle mumkun olabılecektır Yapay parçalanmışlıkları gıderıp toplumda etkınlığını arttırmış guçlu bır sosyal demokrat partı, koktendıncılığın, aynlıkçılığın ve yolsuzlukların onu- ne geçebılecektır Doğu ve Guneydoğu'da halkı devletten kopanp aynlıkçılığın asıl kaynağını oluşturan feodal zulum ortadan kaldınlarak ışsızlık ve enflasyon sorunlan çozule- bılecektır Yoksa kuçuk kuçuk parçalar halınde, bıreysel çıkışların dışında etkınlığı olmayan, eşgudum ıçındekı farklı duşun- celen kendı ıçınde barındıramayan bu sol partılerle Turkı- ye'dekı ağır sorunlann ustesınden gelmek mumkun değıl- dır Bugunku sol kadrolar bıraz olsun Mustafa Kemal ha- reketınden esınlenmelıdır Bu hareket, bıreycı bır hareket değıldı Saptanan hedefler doğrultusunda karşılıklı goruş. ahşvenşlerıne dayanan toplumun her kesımı ıle dıyalog ıçınde sorumlulukların paylaşıldığı bır toplumsal orgutlen- me hareketıdır Bır kurtuluş mucadelesı ağırlığındakı bu- gunku sorunlar da ancak koklu orgutlerden doğan kadro- larla çozulebılecektır Bu kadroları oluşturacak butunleşmış bır sosyal demok- rat partı parçalar halındekı sol partılere gore daha guçlu olacaktır Matematıksel olarak 1,23 sayılarının toplamı 3, 2,1 sayılarının toplamına eşıttır Ancak bu sayılar değışık sureç ve ortamlarda karşılıklı etkıleşım ıçıne sokulurlarsa bu sayıların toplamı artık 6 ıle değıl belkı 5 belkı de 7 ıle sonuçlanabılır Bu sayıların bırlıktelığı uretken bır butun- leşme surecı meydana getırebılırse yukandakı sayıların toplamı 6'dan buyuk olur Matematıksel ışlem, uygun ko- şullann oluşması durumunda, bır çarpım katsayısına bıle donuşebılecektır Ne bıreysel çıkışlaria ne kuçuk kuçuk partıleşmelerle ve ne de uyelen arasında görevdeşlik duygusunu gelıştıreme- mış ılkesız ve hedefsız bır partı ıle sorunlara çozum uret- mek mumkundur Muzıkte, bır nota ya da bır çeşnı tek ba- şına anlamsızdır Aynı şekılde notalann rastgele dızılışlen de bır anlam ıfade etmez Ama belırlı bırsıstem, eşgudum, duygu ve duşunce ıçındekı çokseslılığın melodıst ınsan ru- hunu okşar Bılıncını etkıler Partı ıçındekı kısır, tek boyutlu goruş ve tartışmaların kımseye yarar sağlamayacağı çokseslı yaklaşımlarla da- ha sağlıklı ve akılcı sonuçlara ulaşılacağı açıktır Orgut ıçın- dekı bu çoğulculuk, ozellıkle partı yonetımınde ve kurul- taylarda karar alıcılara nesnel ıpuçları verecek ve polıtıka- lann oluşumunda daha duyarlı davranmalarını sağlaya- caktır Hedef sapmalanna duşmeyen çoğulcu duşunce sıste- mı sosyal demokrat partının vazgeçılmez ozellığıdır Nevar kı farklı hedeflere yonelen ya da etnık ayrışımlar temelıne oturtulan partıleşmede, ıç guçler mucadelesı başarıyı en- gelleyecektır Ne demokrasının ve ne de sosyal demokra- sının etnık aynşım uzerınde gelışme olanağı vardır Sosyal demokrası emek-sermayeçelışkısındeemekten demok- rasıden ve yaşama hakkına dayalı ınsan haklarından yana tavır alan sosyal, ekonomık ve kulturel yasamda etkınlığı olan bır duşunce akımıdır Tanhsel kokenı ıle cumhunyetın temel ılkelenne dayanan hedefı ve ılkelen belırlı, butunleşmış bır sosyal demokrat partı, evrensel ve çağdaş duşunceler etrafında yenıden ya- pılanmalıdır 18 şubatta bu fırsat ele geçtı Inanıyorum kı yenıleşme ıle butunleşen boyle buyuk ve guçlu bır partı, parçalanmış durumdakı sol partılere gore daha sağlıklı kararlar alabılecektır TURYAP EMLAK BILGİ BANKASi Tlf (242)248 49 95 242 48 12 Fax (242)242 37 H ANTALYA Romanlannız ve Ansıklopedılennız yennızden alınır TeI:5540804 Avrupa Gümrük Birliği Gumruk bırhğıne kesınlıkle kabul edılınz Edılmezsek ulkemız adına denn uzüntulere kapılmaya asla gerek yoktur Dunyada dengeler sureklı değışmektedır M. SUPHİ GÜRSOYTRAK Ataturkçu Duşunce Derneğı Genel Başkanı T urkıye ve Avrupa Bırlıgı ılışkı- lennın bu aşamasında gumruk bırlığının Ankara Anlaşması'na ve 1970 yılında ımzalanan Brûk- sel Anlaşması na gore 19 Aralık 1994 tanhınde ımzalanması ge- rekmekteydı Bu ışlem hukuksal ve bır bakı- ma usulı ve teknık bır ışlemdı Ancak Avrupa Bırlıgı ülkelen Turkıye nıntamuvelığıkonu- sunda ısrar etmemelen ve Turkıve'den daha fazla ekonomık çıkar koparabılme arzulan ve Turkıve nın gûneydoğusunda oluşturmak ıs- tedıklen sıyasal çorumun gerçekleşebılmesı ıçın ınsan haklannı bahane ederek toplantıyı 6 Mart 1995 tanhıne ertelemışlerdır Avrupa Bırlıgı Gümnık Anlaşması nı çıkar- lan açısından ımzalamamazlık yapabılır mı 9 Bu soruva kesınlıkle hayır dıyoruz Hükumet gereksız yere telaş etmekte ve maalesef bazı odunlen vermış gıbı en azından Kıbns ta Rum kesımının tam uvelığıne karşı kovamamıştır Dışışlen Bakanı Kıbns Rum Kesımı nın tam uyelığı ışlemının ancak 6 a> sonra ele alınabı- leceğını o zamana kadar da bırçok hususun değışebıleceğını ne hıkmetse- bır sorun kal- mayacağını soylemektedır Bır yandan alela- cele Londra'ya uçuyor arkasından Sayın Denktaş ı ıkna ıçın olsa gerek Kıbns a gıdı- vor ve geçen hafta ıçınde tekrar Avrupa ya uçuvor Goruluvor kı Turk hükümetı ve ış çevrelen bıze gore gereksız bır telaş ıçınde Gereksız telaş ıçındeler zıra AvTupa Bırlıgı gumruk bırlığını ımzalayacaktır Çunkü 1) 60-70 mılyonluk Turkıve pazannı kendı denetımıne alabılecek 2) Turkıye"nın ekonomık değen olan her turlu sanavı tesıslennı çok ucuza satın alabı- lecek >a da elde edeceğı hısse çoğunluğu ıle vonetımını ele geçırmış olacaktır (Turk Lıra- sı ıle dolar, mark vs arasındakı buyük kur far- kından dolayı) 3) Kendısıne rakıp goreceğı tesıslen, el de- ğıştırmeye ya da ıflasa zorlayabılecektır 4) Turkıye 3 ulkelere yonelık tıcan faalı- yetlennı Avrupa Bırlıgı kollanna normlanna ve fı> at dûzeyınden, yanı yuksek fıyattan yap- mak zorunda kalacak, dolayısıyla pazar kav- bedecektır 5) Avrupa Bırlıgı Turkıye ıle gümrük bırlı ğı anlaşmasını ımzalaması. Turkıye'yı kesın- lıkle Avrupa Bırlıgı ust kurumlanna (Ortaklık Konseyı. "AET Konse>i+AET Komısyonu" Saynştay \dalet Dıvanı) gıbı tam uye olarak alınacağı taahhudu anlamına gelmemektedır Yanı bır yukumluluk getırmemektedır 6) Turkıve'ınn Gumruk Bırlıgı Anlaşma- sı'nı ımzalaması Turkıye dekı hayat pahalılı- ğını artıracak bazı ışyerlen kapanacak ışsız- lık daha da artacaktır Bu duruma karşın geçış durumunu kolaylaştırmak ıçın malı yardım >a- pılması orneğın 600 mılvon ECU luk IV Ma- lı Yardım, anlaşma gereğı geçış surecı boyun- ca vapılması gerekırken Yunanıstan ın vetosu nedenıyle hala yapılamamaktadır Bu neden- le Turk halkının vukü bır bu kadar daha ağır- laşmaktadır 7) Turkıye Avrupa Bırlıgı norm ve rekabet koşullanna u>mak zorunda kalacağı ıçın uret- tığı mallann fıyatlan artacak ve ıhraç olanak- lan mıktar olarak azalacak \e sonuç olarak dövız kaybına uğravacaknr 8) Avrupa Bırlıgı serbest ışgucü dolaşımını anlaşma hukumlenne aykın olarak engelledı- ğı şekılde engellemeye devam edebılecektır 9) Avrupa Bırlıgı Turkıye gumruk bırlıgı- nı ımzaladığı halde tam uyelıge kabul edılme- dığı takdırde, Turkıye gumruk bırlığınden ay- nlmak ısteğı duyarsa antlaşmada aktıf yetkısı bulunup bulunmadığı açık değıldır Bu dunım yenı bır kapıtulasyon donemının başlaması en- dışesını doğurmaktadır 10) Türkıve ıle Avrupa bırlıgı arasında hu- kuksal anlaşmazlıklar çıktığı takdırde hangı hukukı kurum >a da kurumlann vetkılı oldu- ğu belırsız bulunmaktadır 11) Toprak-mulkıyet ılışkılen ıle göç so- runlannın nasıl duzenlenecefı hususlan be- lırsız bulunmaktadır Aslında anlaşmada bu- lunan yerleşım hakkı tamamen Tûrk halkının aleyhıne olan bır durumdur Gayet kısa olarak sakıncalannı belırtmeye çalıştığım objekuf değerlendırmelerden de an- laşılacağı gıbı tam uyelığe kabul edılmeden ımzalanacak bır gümrük bırlıgı anlaşması mevcut hükümetı ve bazı sermaye kesımını kurtanr ama Turk halkını ıçınden çıkılmaz bır badırenın ıçıne surukleyebılır Hele butun ko- şullan, Avrupa Bırlıgı uyelennın yaranna olan anlaşmanın Yunanıstan zorluk çıkanyor endı- >esı ıle ulusal çıkarlanmızdan bazı açık ya da gızlı ödunler vermeye kalkmak, sorumlulan- nı ebedıyen lanetlenmekten ve hesap vermek- ten asla kurtaramaz Turkıye bırlık üye dev- letlen ıle eşıt hukuk ve hükumran bır devlet olarak ya kabul edılır ya kabul edılır' Kabul edılmedıgı takdırde Turkıye yok olacak var- lıgını sürduremeyecek dıye bır kuruntuya hıç kımse asla kapılmamalıdır Dunvadakı denge- ler sureklı değışmektedır Onemlı olan şımdı- ye kadar olduğu gıbı Turkıve nın bundan son- ra da guçlu bır devlet olarak variığını surdur- mesıdır Efendımbızı Avrupalısaymazlar Av- rupa hukukundan ıstıfade ettırmezler Dun>a globalleşıyor, bunun dışında kalamavız gıbı safsatalara kendımızı koru korüne kaptırma- yalım Osmanlı Devletı, Kınm Savaşı'ndan sonra 1856>ılındayapılan Pans A.ntlaşmasf- na gore Avrupah sayıldı Hukukundan yarar- lanması kabul edıldı ve toprak butunluğu Av- rupalı dev letler tarafından garantı edılmıştı Aynı Avrupalılar değıl mı Turklen Asya ya surmeye kalkan Tanh ancak guçlu olanlann bağımsızlık ve ozguriuk duvgulan yuksek olan ulusların varlıklannı ezel-ebed sur- dürebıleceklennı gostennektedır PENCERE TARTIŞMA Yaşar Kemal'i anlamak... Y azı nın genış halk yığınlan tarafından vadsınması, bu durumun daha çok bır etık olarak bugune taşınması toplumumuzun tartışmayı bılmeyen bır şıddet toplumu olarak bıçımlemesını de berabennde getırmıştır Tartışmayı bılmemek en onemlı toplumsal ozurumuz olmalıdır Turk dılının Homeros'u ve >anm >uzvıllık yazın adamı "Yaşar Kemal'ın soy ledıklennı anlamaya ve one surdüklennı tartışmaya, yanlışsa eğer çurutmeye çabalamadan bırçogumuz onu vargılavıp ıtham etmeyı vegledık ne yazık Edip Cansever "Gulemıvorsun >a. gulmek/Bır halk gulebıhyorsa gulmekür" dıvor bır şıınnde Yazarlar bır anlamda bır ülkenm toplumsal vıcdanı da sayılmaziar mı 9 Yaşar Kemal, yıllar yılı kendı dunyalan ıçınde o vakur ve odünsuz Anadolu ınsanının destanını yazdı Yuregını ve beynını onlann nabzının duyarlıklannın ustune koydu Öncelıkle bır dıl ve soylem yetkınlıgıyle ınsanın 'onurunu" yazdı Yazdıklannın bu ulkenın toplumsal, kulturel gerçeğınde hep bır karşılıgı vardı Halkını katıksız ve hummalı bır aşkla sevmese bunca vapıta ımza koyabılır mıydı9 Yaşar Kemarın Der Spıegel dergısınde yayımlanan yazısının da tıpkı yapıtlannda oldugu gıbı toplumsal, kültürel ve sıyasal vaşamımızda bır karşılıgı olamaz mıydı9 Bırçogumuz neden yazıyı suıdırerek okumadan bır önyargıyla karşı çıkmayı veğledık 0 Yılda dort >-uz tnlvonu savaş harcamalanna ayınp yuzde 150 enflasvonla ulkevı bır uçurumun eşıgıne getırenlere ırkıhyor Yaşar Kemal Şıddetı çozum dıye one surenlenn gafletıne ve kalan bır kerte umudu da heba edenlenn aymazlığına uzuluyor Ama gorun kı "cinnet ucunnnlarTnın eşıgınde artık aklın değıl, şıddetın ve bır kor gururun dılıdır egemen olan, ışte Yaşar Kemal ın gorevı de burada başlıyor ve oturup destanını yazdığı halkın trajedısıne dıkkat çekıyor tnsanına v ıcdan borcunu oduyor Çunku onun vıcdanı "daha çok kan" dıyenlenn degıl bır yazann vıcdanıdır Yaşar Kemal'ın Der Spiegel dergısındekı yazısına ılışkın kımı vazarlar makul bır sağduyuyu seçerken kımılen de "cinnet" ve "cınayete"devam demeyı yeğledıler Kımı yazarlar sevıyeyı ve aklın yolunu seçerken kımılen de hıçbır sevıve ve nesnellık ıçermeyen T. Bilimler Akademisi 1 8 Şubat 1995 gunlü Cumhuriyet ın Bılım Teknık ekınde bır yaşını dolduran -Turkıye Bilimler Akademisi" nın (TLBA) başkanı ıle vapılmış bır konuşma yer alıvor Kısaltılmış adının 'koklen yukarda mevhum cennet ağacı'nı çağnştırdığı bu kurumun, devletten, kuruluş yasası (KHK 497) uyannca her yıl okkalı bır tahsısat aldığını bılıvorum Buna karşıhk işlevi ve etkinkkleri konusunda yasada yer alan soyut kurallar dışında bır bılgım yok Sayın Başkan ın açıklamalanndan da fazla bır şey çıkaramadım Ama bır noktada Sayın Başkan ın (kendısı çekımser de olsa) dıle getırdığı bır göruş var kı buna degınmek gereğmı duyuyorum TUBA çevTesmde egemen olduğu anlaşılan bu göruşe göre, ulkemızde çeşıtlı nedenlerle sosval bilimler yctennce gelişmiş olmadığı ıçın, akademının bu alandakı çalışmalara destek vermesıne de şımdılık gerek duyoilmuyonnuş Bu "gehşmemışiık" savı sosyal bılımlenn tumunu kapsadığına göre, bunun ıçıne zorunlu olarak hukuk da gınyor demektır Bu durumda, bu savı ılen süren ya da bemmseyen TUBA mensuplannın, Turkıye'de ozellıkle son 30-40 yıl ıçınde, hukukun çeşıth dallannda uretılen bdınısel urunlen, ızlemış ıncelemış dennıne anlanuş ve değerlendırmış olmalan gerekır Bunu yapmadan "gelışmemişlık" yargısına vanyorlarsa, boyle bır tutum her şevden once biüın yontemine ve bılımsel ahlaka açıkça aykın olan ve bılım adamı nıtelığıyle asla bağdaşmavan bır davranış teşkıl eder Şunu da ekleyev ım Son soz olarak şunu da belırteyım yazılannda konuyu çarpıtıp Nobel Odülü'ne fılan getırerek bağnazlıklanyla Engızısyon mahkemelen kurdular Yaşar Kemal ın vazısı ve tavn *ince"lenn, "Memeflenn yankısız çığlıgıdır, o çığlık kı Kemal'len yargılayanlarda yankı bulamavıp aydm vıcdanına sıgınmıştır O v ıcdan kı asla cellatlar gıbı duşunmeyecektır' Ne varkı şımdıbazı bağnazlıklara göre lehte olan her şey yanlışda olsa doğru aleyhte ^an her şey doğru da olsa yanlıştır Neacı' Bu şıddet tutkusu Bu şuursuzluk Bu cınnet sendromlan bızı nereye gotürur' 7 îçımızdekı bastınlmış vıcdanı uyandırahm çunku bu ulkede bır tanh yazılıyor ve herkesm vıcdanı bu tanhten sorumludur1 Yılmaz Odabaşı Haymana Kapalı Cezaevı Sayın Başkan'la yapılan soyleşı dolayısıyla yayımlanan lısteye bakılırsa, TUBA nın şeref, asıl ve asosyeO) uyelen arasında hukuk bUımı mensuplanna yer venlme gereğı duyulmamış Bu tutum akademının kapalı bır çevrede btrtakım kışılere ek ış ve unvan dağıtmaya yaravan bır tekke olduğu ızlenımı venyor Bu vesıle ıle yaşamlannı, kendı bılım kurumlannda hukuk bılımıne adamış dostlara eskı bır dızeyı anımsatıyorum "Saye-ı TUBA'yı ıstemem, ne\nıhalıın varıken" Aydm Aybay Içerde Yatan Onlar Değil, Biziz... Içerde fikır suçundan yatan 1OO'u aşkın kışı var, ıster- senız bu hapisanecılere 'duşunce suçlusu' da dıyebılınz, ıçerdekıler kafalanndan geçenı soz veya yazıyla dıle ge- tırdıklerı ıçın mapusanede yatıyoriar Içerdekılerı anarken çoğunlukla tanıdığımız aydınlan sayıyoruz, Fıkret Başkaya, Haluk Gerger, Ismail Be- şikçi, Mehdı Zana, Yılmaz Odabaşı... Ya otekıler? Dışarda davası suren ya da kuyrukta bekleyen unlule- nmız de var Oral Çalışlar'ın kulakları çınlasın1 Yaşar Kemal'ın de Demokrasıyı kırk yıldan berı talım edıyoruz, ogreneme- dık Askerlıkte acemı erat kışlaya ılk geldığınde talıme çı- kanlır, sağa don, sola don, tufek as, tufek çıkar, yat kalk1 Erat bır yaramazlık yapar da çavuşun kafasını kızdınrsa ceza hazırdır Nedır o ceza9 Çavuş eratı koşturur, yatınp kaldınr, anasından emdığı sutu burnundan getınr - Istıkamet karşıdakı tepe1 Marş-marş' Koş ulan' Yat kalk' Yat kalk' Marş-marş' Yat kalk' Yat kalk' Yat kalk' Marş-marş' Yat kalk' Ne demokrası talımı ımış b\f> Kırk yıldan ben yat-kalk- la cezaevıne gırıp çıkan, dışan çıkınca da demokrası var sanıp dılını tutamayan aydınların aklı başına gelmedı, yat kalk yat kalk • Eskıden 'fıkırsuçu' deyınce akla daha çok 'komunıst- Wc'gelırdı, Sovyetleryıkılınca ulkemızdekı egemen guçler bır 'OOOAJ ' çektıler, CezaYasası'ndakı 141 -142'ncı mad- delerı kaldırıp ozgurlukçu numarası yaptılar, bu arada 163'uncu maddeyı de 'hazfedınce' şerıatçılık serbest kal- dı Gel keyfim gel değıl mı'? Hayır Bu kez ortaya bır boluculuk numarası çıktı: Terorle Mucadele Yasası madde 8' Artık komunıstlık serbest, şerıatçılık serbest, ama, bo- luculuk dedın mı, gır ıçenye' Kımılen zıvanadan çıkmış, ulkenın bolunmesınden korkuyor, sıyasai ıktıdann derdı gucu boluculuk 1 Bınsı çıkıp dese dese en son ne dıye- bıhr "- Sevr Antlaşması halktan yanaydı, Lozan, emperya- lızmın manfetıdır, Kurtler Anadolu'da ayrı bır devlet kur- malıdır, Mıllı Mısak parçalanmalıdır " Ne olacak 9 Hıçbır şey 1 Sıyasal ıktıdann kendını şaşırdığı nereden bellı 7 Bır yandan PTT'nın T'sını yabancılara satmak ıstıyor ve dıyor kı - Dunya kuçuk bır köye dondu' Gazetenın bıle moda- sı geçıyor, bılgısayar sınır tanımıyor, uzaydakı uydularla gorsel yayınlan herkes ızlıyor, radyolar tepemızde ağla- nnı ormuşler, her dılden yayın yapıyorlar, artık fikırtere ya- sak koymak olanaksızlaştı, PTT'nın T'sının ulusallığı sa- vunulamaz, Avrupa ıle butunleşmek gerekıyor Sıyasal ıktıdar ote yandan kıtabın, gazetenın, dergının peşıne duşerek duşuncelerını dıle getırenlerı yan asken mahkemede cezalandırıp ıçerı atıyor • Terorle Mucadele Yasası'nın 8'ınci maddesını kım çıkar- dı?. Özal ıktıdan 1 Şımdı kım değıştırmıyor'? ' Çiller ıktıdan' Ama medyaya bakarsan Kemalıstler suçlu' Kımıherrf- ı naşenf, bugun ıçerde yatan aydınları mahkûm eden yan asken 'Devlet Guvenlık Mahkemelen Yasası 'nı bır yana bırakmış, yetmış yıl oncekı Istıklal Mahkemelen'yle uğ- raşıyor • Kaldırın yahu, şu Terorle Mucadele Yasası'nın 8'ıncı maddesını 1 Boşalsın hapıshaneler 1 Ozal'ın yasağını kaldırın 1 Heeeeey1 Duyuyor musunuz? SEVGÎMÎZ VE UMUDUMUZ DAMLA 1 YAŞINDA ŞENAY - MURAT VURAL HAFTAUK HABEK VORUM DEK6ISI • Ermeni olmadıklarına hükmedildi! Azınlık okullannda Mıllı Eğıtım den kayıt sılme operasyonu Nufus kayıtlarında buyuk dedesı donme' çıkınca okulundan oldu Ohannes de Turkmuş • Haymana'dan mektup var Haluk Gerger, Demırel ı zıyaretlerını anlattı Onun gulecek halı mı kaldı?' • Oğrencıler, faşıstlerın polıs desteğjnde unıversıtelerde başlattığı saldırıyı degerlendırdı • 8 Mart etkinlıklerı takvimı • Can Yucel: Adı kötüye çıkan şair Devlet şaırlığıne reddıye bır omur • Kuzey Irak'ta MİTolojik vals Mıllı Istıhbarat Teşkılatı nın Irak Kurdıstan Bırleşık Cephesı ıle gızlı goruşmesı • Met-Üst'ten METO'BIYOGRAFI'ler Yeşılçam ın en tyı KOTULERI • Cezmi Ersoz'un sokak soyleşisi: Her genç kız ıçın uyanış daıma korkunçtur • El Salvador dosyası: FMLN de uç tarz ı sıyasst 3. sayı bayilerde
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog