Bugünden 1930'a 5,470,688 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 5 MART 1995 PAZAR 10 PAZAR YAZILARI 'İnsan ağaç değil ki, niye kök salsın' diyebilenlerMiluşka kederli, çok kederli bugünlerde. Bizim binanm arka avlusunda oturan arkadaşı Maya, Berlin'i terk etti. Garda onu bekleyen sessiz. kokusuz bir elektronik trene binip gitti. Yolculuğunun sonunda, belki de bir daha hiç dönmemek üzere Avustralya var. Miluşka ve Maya. tkisi de Hırvat, ikisi de Boşnak Müslüman kocalara gitmiş. tkisi de bir gün bavullan toplayıp uğursuz silah seslerinden kaçarak Berlin'e geldiler ve bizim binanın mültecilere verilen giriş kattna taşındılar. Miluşka, parkta ıslak kumlara batıp çıkan çocuklanmızın neşeli kahkahalan arasinda ağlıyor. "Omı merak etme" diyorum, çünkü kocasi çok becerikli, Avustralya'ya göçmen yazılmış, kolay iş mi bu, nasılsa o koskoca kıtada yerleşecek bir toprak parçası bulurlar. çocuklan okula gider, Maya bir işe girer, burada sıkılmıyor muydu.. Hem orada şimdi yaz bile bitmemıştir daha. Ama nafile. Miluşka asıl kendisi ıçin ağlıyor. "Onlann bir hedefi var" diyor. "bir umudu, hayali var, benimse yok." Bu kadar karmaşık bir duyguyu, sadece yinni otuz kelimesini bildiği Almanca'ya nasıl sığdırabildi? Miluşka artık Slovanskibrod'a, Hırvatistan'daki ailesinin yanına dönmek istiyor çocuklanyla. Bosna- Hersek'teki köylerini Sırplar bir yıl önce haritadan silmiş. lnşaatta kaçak çalışıp ayda üç bin markı doğrultan çapkın ve sorumsuz kocası ise "Sen çocuklan ahp gft* diyor (çocuklar üç tane). "ben biraz daha bnrda kahp çaltşacağun," BERLIN DtLEK ZAPTÇIOĞLU Ama Miluşka onu burada bırakıp gitrnekten yana değil. korkuyor, o halde aşağıdaki iki gözlü, güneş görmediği için rutubetten sınlsıklam evde oturmaya devam edecek. Her altı ayda bir Yabancılar Polisi'ne gidip, oradaki suratsız memunın pasaporruna "müsamaha" anlamına gelen "Duldung"mührünü basmasını seyredecek sessizce, sonra evtne dönüp yine kocasını bekleyecek. Bir gün memur kaşlannı kaldınp birtakım yasa maddelerine atıfta bulunarak mührû basmayı reddettiğinde ise Miluşka, çaresiz Hırvatistan'a geri dönecek. Kocası Berlin'de kalabilmek için her şeyi göze almış çoktan. Sadece bu şehirde yüz bin yabancı kaçak yaşıyor. Pasaportsuz, kimliksiz, sigorta karnesiz, ehliyetsiz, adressiz, isimsiz yüz bin kişi. Onlar, bu şehrin bütün kayıtlı sakinlerinden çok daha örnek birer vatandaş. Çünkü bütün var oluşlan, dikkat çekmemek üzerine kurulu. Meyhanede kavga çıkınca ilk onlar kaçıyor. Hakarete maruz kalınca susuyor, kazaya uğrayınca özür dileyip uzaklaşıyorlar. Onlann, sigorta karnesiz de muayene olabildikleri kaçak doktorlan; reçetesiz ilaç aldıklan eczaneleri; ruhsatsız araba tamir ettirdikleri kaportacılan; yalnızlıklannı birkaç saat için gideren kaçak aşklan var. Bu ülkeye vatan diyenler, en çok onlara kızıyor. Çünkü bütün yabancılar arasmda, "vatan" kavramıyla bağlannı en radikal koparanlar onlar. Öteki yabancılar, bir türlü bu ülkenin parçası sayılmadıkJan için kızar ve üzülürken onlar "dışarda" kalmayı tercih ediyor. Onlar, çağdaş göçerler. Paris'te, Prag'da, Budapeşte'de, Marsilya'dalar şimdilik, ama yann New York'ta veya Melbourne'de olabilirler. Ve her şeyi geride bırakabildikleri, geldikleri yerde de kök salmaya yeltenmedikleri için "vatan" denen o esrarengiz duygunun tüm kutsalhğını bir çırpıda ortadan kaldınveriyorlar. Kralın, aslında çıplak olduğunu söylüyorlar. Çoğu birer adi alışkanlıktan ibaret olan yüce değerleri yadsıyorlar. lnsanın ağaç olmadığmı. o yüzden de kök salmadan da yaşayabileceğini gösteriyorlar. Evine, işine, ailesine, vaianına, yüce değerlerine bağh olanlar, onlann sorumluluk duygusundan yoksun birer zavallı, birer yapayalnız insan olduğunu düşünüyor. Ama onlara acımıyor. Çünkü hiçbir yerde kök salmayanlar, yerleşiklerin yüzlerine ruttuklan aynayla aslında bütün ahşkanlıklann ötesinde de bir hayat olduğunu gösteriyor. Bütün ınançlann ne kadar göreceli. bağlılıklann ne kadar geçici olduğunu. Onlardan niçin nefret edildiğini anlamak kolay. çünkü onlar. bütün ucuz tesellilerimizi yalanlıyorlar. Miluşka ağlıyor. Benim akhma ise hiçbir dilde onu teselli edecek bir kelime gelmiyor. 'İsveçli politikacıları hiç anlamıyorum' STOCKHOLM Internefte fiber optik aşklarArtık aşklannı, birbirlerine bilgisayarlan ile ilan edenler var. Bunlar. süper fenni fanatikler. Ingiltere"de işi bu yola dökenler henüz az. Çünkü aşkını bilgisayara muhtaç olmadan yüz yüze ilan etmek (şimdilik) daha doğal. Bilgisayar Türkiye'de sadece devlet dairelerinde ya da özel işyerlerinde değil, evlerde de kullanılmaya başlanah henüz 10 yıl oldu. Oysa sanki çok daha uzun zamandan beriymiş gibi değil mi? Ve Türkiye'de de bilgisayarlannı başka bilgisayarlara bağlayıp "konuşanlar" da var artık. Bunu, uluslararası bir iletişim ağına girerek yapmak en zevklisi tabii. En tanınmış iletişim agı Internet artık Türkiye'de de... Birkaç tuşla Amerikan Kongresi kitaplığındasınız, birkaç başka tuşla Beyaz Saray'ın basın bürosunda. ya da yabancı günlük bir gazetenin sütunlannda. Bu, o kadar bilimkurgu değil: Bir büyük gazetemiz, Ikitelli'den bu ağa girip bir CIA raporuna ulaştı ve bunu manşetten yayımladı örneğin. Uluslararası iletişim ağlanna takılanlar, bilgisayarlannın karşısında mıhlı. Bir numaralı kalça kası Gluteus Maksimus cahşamamaktan yorgun. Işlemeyi unutuyor. Genişliyor. Gözler ekrana takıh. Gözbebekleri sürekli odaklı. Ağız büzük. Kollar hep aynı açıda alçıda gibi. Bir tek lütfen oynayan, parmaklar. Hepsi de değil ha! Birkaç tanesi sadece. LONDRA EDİP EMtL ÖYMEN Dünya çapında 30 milyon bilgısayar, Internet'e bağlanmış. Bunlann içinde, bilgi ve akıl sunan bilgisayar sayısı da 4 milyon kadarmış. Bunlann sunduklan bilgi ve akhn peşine düşmek için tanınan sürede ise değişiklik yok: 24 saat. Uyumayı unutarak bilgisayanndan bilgi ve akıl arayanlann sayısı artıyor. lletişimciler ve bilim adarnlan dışmda kalanlann bu kadar çok bilgi ve aklı nerede nasıl kullanacaklan meçhul. Bazısı için Internet, dostluk ve ahbaplık kurmak ıçin firsat. Londra'da bilgisayar dolu bir kahvehane açıldı bir süre önce. Internet üyesi. Ya gidip sizin gibi merakhlarla ahbaplık kurmanız mümkün. Ya da sizin gibi kafayı bu işe takmış biriyle ekranda konuşrnanız mümkün. Sonradan o kişi ile gerçekten tanışabilir misiniz, normal bir ilişki kurabilir misiniz belli değil tabii. O da sizin gibi aklını sadece ekranma takmış olabilir. Ama kahvehane iyi dolu. Saat 9-5 ha babam çalışmak zorunda olmayan bir sürü tip içerde. Çoğu öğrenci, turist, ya da 9-5 düzenine giremeyip özgür takılanlar. 5 sterlin verip 325 bin liraya ekranın başına geçiyorsunuz. Biri gelip omuzunuzdan size neyi nasıl yapmanız gerektiğini anlatıyor. Ondan sonrası size kalmış. lşte Internefdesiniz. Buna, bilgi otoyolu da deniliyor. Otoyolda istediğiniz yerde durun. Kapıyı çalın. Açarİarsa konuşun. Açmazlarsa başka kapıya. Internet'de kapı çok. Ömür biter Internet bitmez. Londra'nın bu en sibernetik kahvehanesinin adı da çok uygun: Cafe Cyberia. Okımuşu hem Sibirya'yı hem sibernetiği çağnştınyor. Ekranlar aracılığı ile birbirlerini tanıyan, tanışan ve hatta evlenenler olmuş. Bunlara fıber optik aşıkJar denilmesi boşuna değil. Ama fıber optik aşklan bitince, basacaİdan bir "iptal" komut tuşlan da var mı acaba? Seçimler nedeniyle daha önce yazmıştim, bu ülkedeki politikacılan bir türlü anlayamadığımı, bu nedenle de seçimlerin bile seçime benzemediğini. Gerçekten de, kadınlı erkekli bunca bakan, parlamenter, müsteşar. kuvvet komutanlan nelerle uğraşıyorlar? Hele başbakan? Bunca zamanı çalışarak geçirdiklerine bakılırsa ya bu insanlar iş narkomanı, bir çeşit mazoşistler ya da işlerini bilmiyorlar... En azindan, yahu hemen her gün havaalanına gidip birini uğurlamadan, birini karşilamadan olur mu? Limuzinle de olsa, git gel iki saat. Eee. orada VlP odası, basın açıklama vs, al sana yanm gün. Şimdi bu insanlar bunca yanm günü bu işe ayırmayıp da ne yapıyorlar? Üstelik, her konuda hepsi ve her gün basma demeç vermeden nasıl dunıyorlar? Olacak iş mi? Bu yüzden basın da güç duruma düşüyor. Başbakandan, filanca bakandan gece yansı telefonla herhangi bir konuda bilgi almadan, ahbaplık kurarak meslektaşlannı atlatmadan köşe yazarhğı yapılır mı? Başbakan kalkıyor, herkes gibi kuyruğa girip herkesin bindiği uçakla yolculuk yapıyor. Sen başbakan mısm, alelade vatandaş mı? Üstelik nerede bedeya yolculuk eden gazeteci mahiyetin? Senin nasıl yorulduğunu görecekler, kslığını kıyafetini yazacaklar ve ortaya biraz haber çıkacak; değil mı? Bir de bu insanlar, kavga etmeyi bilmiyorlar. Geçenlerde olduğu gibi, kırk yılda bir ana muhalefet lideri bir yazı yazarak başbakana sataştı. Başbakan da bulunduğu yerden bir yanıt verdi. Ee. hani GÜRHAN UÇKAN nerede bunun devamı? Tam ısınıyorsunuz ki konu kapanıyor. Sen gel buraya, çık özel bir TV kanalına benzet adamı, kanıtla "erkeküğnıi''. Bir de basın toplantılan var ki sizlere ömür. Her şeyden önce, itiş kakış yok. Ne bu? Cenazede miyiz, basın toplantısında mı? Toplantıyı kim yapıyorsa, yanına iki danışmanmı alıp geliyor, kabinenin yansını değil. Bunlann tümüyle tersinin geçerli olduğu bazı adı gereksiz ülkelerde, yeni yüzyıla girmek için yöneticilerin pek çalışmalanna gerek olmuyor. Neden tsveçli politikacılar bunca işi çahşmaya ayınyorlar, anlayamıyorum. Sam Amca, Meksika'yı kurtaramadı ABD Başkanı Bill Cbnton da Meksika ekonomisini içine düştüğü krizden kurtaramadı. Birkaç hafta önce Clinton'a övgüler düzen Meksika halki. ABD'nin Meksika ekonomisini kurtarmak için sunduğu yeni ekonomik paketi protesto etmek için ülke çapında gösteriler düzenliyoriar. Paketin yürürlüğe konmasının ardından peso dolar karşısında son aylardaki en döşük değerine indi Meksikahlann atalaraıdan Azteklerin tarihi önderi Çuahtemok'un kıhğma girmiş bir gösterici, merkez bankasırun önûnde mağlup vatan Sam Amca'mn üzerine çıkmış, ABD'nin de ekonomilerini kurtarmayı başaramadığıru adeta dünyaya ilan edhor. Koyu bakışlar ve hoyrat gülüşler aynıOna, Marakeş'in sayısız gece klüplerinden birinde rastladım ve ilk görüşte âşık oldum. Kız arkadaşıyla karşılıklı o kıvrak Berberi ritmlerine bel kıvınyordu. Koyu kahverengi bakışlan ve hoyrat gülüşüyle sanki bambaşkaydı. Göz göze gelmemeye özen göstermeme rağmen gizli gizli onu seyretmekten kendımi alamadım. Onunla başka bir yerde, başka bir ortamda karşılaşmadığıma kahroldum, şansıma küstüm. Çünkü gece kulübü, Marakeş'te de. Kopenhag'da da, Istanbul'da da olsa gece klübü. Marakeş'in gece kulübleri ve diskoteklerinde göz süzen dünya güzeli dilberlerin de tek hedefi para. Marakeşli dilberler de masaya ancak içki ısmarlatmak için oturuyorlar. Onlara da viski yerine alkolsüz renkli sıvılar veriliyor. ödenen paradan sonunda onlar da paylannı ahyorlar. Onlar da geceyi, parayı bastıranın koynunda tamamlıyorlar. Onlar da belki dünyanın en eski mesleği diye anılan mesleği icra ediyorlar. Aynı nedenle ben, onlara da koyu bakışlanna ve hoyrat gülüşlerine rağmen meyil vermeyi reddediyorum. Marakeş'in gece klüplerine kıvrak Berberi ritmlerini dinlemek için gidiyorum. Ama o, bütün çabama rağmen gizli bakışlanmı keşfetti, gözlerimi kaçıramadığımı hissetti ve onaya gerek duymadan masaya teşrif etti. Koyu kahverengi hoyrat gözleriyle başka bir yerde, belki daha romantik.bir , ortamda karşılaşmadığıma bir kez daha kahroldum, o gözleri gece klübünde bulunmaya iten nedenleri düşünmeden lanet okudum. Ama o, sanki bambaşkaydı. Ne içki istedi ne de başka bir şey. Koyu kahverengi gözlerin ve hoyrat gülüşün sırn, biraz daha arttı; mekân gerçekliğini, zaman boyutlannı, ben inısiyatifimi kaybeftim. Belki kaybermesek onu hiçbir zaman anlayamayacak, size de anlatamayacaktım. Sabahın altısında, Marakeş'in kenar mahallelerinden bınndeki tek göz odada uyumaya çalışan diğerlerine aldırmadan, çıplak bir ampulün kör ışığında fotoğraf albürnünü gösteriyor. Nadya, koyu kahverengi bakışlan ve hoyrat gülüşüyle belki diğerlerinden farklı, ama hikâyesi, sadece Fas'takı değil tüm dünyadaki MARAKES FERRUH YILMAZ meslektaşlannınkiyleaynı.Albümdeki resimlerin birçoğu. uyumaya çalışan aile efradına ait. Nadya, gelinlikli fotoğraflannda sadece 13 yaşında. Bir otelin havuzunda yüzerken kendisini beğenen otel sahibiyle evlendirmişler daha genç kız bile olmadan. Nadya, şimdi 25 yaşında; üç çocuk sahibi ve olgun bir kadın. Dayak, içki ve başka kadınlar yüzünden iki ay önce boşandığı kocasının resimleri çıktıkça yüzüne tükürüyor. Nadya, koyu gözleri ve hoyrat gülüşüyle o evrensel, ama soyut hikâyenin canlı şahitliğini yapıyor. Nadya'da ete kemiğe bürünen hikâye, zaman ve mekâna bağlı gerçeklik duygusunu yok ediyor. Marakeş'in kenar mahallesindeki tek göz odanın sıvalan dökülmüş duvarlan gidip geliyor, odanın boyutlan değişiyor. O koyu kahverengi bakışlanh ve hoyrat gülüşün gece klübünde ne aradığını bu gerçekdışı boyutta şimdi daha iyi anlıyorum, ama bakışlar ve hoyrat gülüş gizemini sürdürüyor. Ortak dil eksikhği, kahverengi gözlerin koyu dennlığinde . kendini yitiren inisiyatifsizlik ve merak olmasa Nadya'yı hiçbir zaman anlayamayacak ve size anlatamayacaktım. Otelin resepsiyon görevlisi, pasaport sormasa belki kendime gelemeyecek. pasaportum üstümde olduğu halde "Pasaportum yok" deyip otelde birlikte kalmayı reddetmeyecektim. "Pasaportum yok" dememe rağmen pasaponumun üstümde olduğunu fark etmese ve onunla birlikte olmak istemediğimi anlamasa elimden rutup ailesine götürmeyecektı; fotoğraf albümünü gösterip annesine etli kuskus yaptırmayacaktı. Onunla birlikte olmayı reddetmesem, koyu kahverengi gözlerine, hoyrat gülüşüne hayranlığım belki sürmeyecekti. Ama ben onu şimdi daha iyi anlıyorum; koyu bakışlanna, hoyrat gülüşüne daha çok âşığım. '...Ama kabahatin çoğu senin canım kardeşim'Kjrgınım bugün Ruslara. Kızgmım. Onlara karşı sevgimi hiç olmazsa bir günlüğüne rafa kaldırmak, bir bahane bulup kavga çıkarmak isteğiyle doluyum. Onlarsa gözleri yaşlı geçiyorlar önümden birer birer. Gözyaşlan televiryon ekranlanndan odama taşıyor. Ellerindeki hüzün çiçeklerini ülkenin en tanınmış gazetecisinin ayak ucuna bırakıyorlar. Vladislav Listyev gözleri kapalı yatıyor. Yüz ifadesi yaşammda hiç olmadığı kadar sakin. Başındaki kurşun yarası gizlenmiş nedense. Rusya halkı, bir evladıyla daha vedalaşıyor geleneklerine uygun olarak. Ve her vahşetten. her alçaklıktan sonra olduğu gibi bu kez de yaşam sürüp gidiyor neyazıkki. Belki bu sahneyi onu vuran kimliği belirsiz kiralık katiller de izliyorlar donuk bakışlarla. Onlan kiralayanlar şu sıralarda kadehlerine yeniden votka dolduruyorlar keyifle. Bense bu kara cellatlara karşı nefretimi bile bastıran tek duyguyla mücadele ediyorum. Koltuğuma yığılmış, tanıdığım ve tanımadığım Ruslarla hesaplaşıyorum. Nisıl bu hale geldi ülke birkaç yıi içinde? Öice koca devleti yıkıp psramparça ettiler. Ekonomiyi hızla batınp kötülüklere zemin yîrattılar. Sonra parlamentoyu yaktılar. Çeçenya'da bir ayda 4 bm çocuk, 25 bin sivili kjtlettiler. Hep sustunuz. Boşverdiniz. MOSKOVA Bugünle uğraşmadmız. Bütün kininizi 70 yıllık geçmişinize yönelttiniz. Politikadan bıkacak, ona tepeden bakacak kadar "olguniaşrverdiniz." Meydanı yağmacılara bıraktmız. Sorduğumda hep "geçim derdi" dediniz. Özgürlüğü bir parça ekmeğe değiştirmeyi demediniz (birincisi olmadan ikincisinin zehir zıkkım olacağını anlayamadınız.) Tolstoy'la ve Çaykovski'yle vedalaştınız. Borş ve bilini yemekten utanmaya başladınız. Rubleyi terk ettiniz. Batılı şarkıcılan ve artistleri ayakkabı numaralanna kadar ezberlediniz. Hamburgerlere ve dilinizin bile dönmediği yiyeceklere sevdalandınız. Dolara tapar oldunuz. Kompleksli gözlerinize "çağdaşhk" vurgusunu yerleştınneye çalıştınız beceriksizce. Olkenizin satılmasına tepki göstermediniz. Tek tük gösterilere, mitinglere, gazete yazılanna ve televizyon programlanna yüz vermediniz. Ortalarda dolaşan üç-beş Amerikalı'ya saygıda kusur etmediniz; IMF reçetelerini hastalıklannıza çare bellediniz. "Savaşı keşke AJmanlar kazansaydı da bugün refah içinde \T aşasaydık" diyecek kadar alçaldınız. Kazandığmız madalyalan, Arbat sokağında turistlere sattınız. Ve kızlanruz da vücutlannı sundu yeşil dolarlara. Oğullannız karate kurslannı ve silah talimlerini bitirip "konımaa" oldu. Siz hep sustunuz. Bu onursuz sessizliğinizle "uygar dünya"ya katıldığınızı sandınız. Başınızdaki ahtapotun, bitmez tükenmez kollanyla sizi boğduğunu farketmek istemediniz. "Evet, ama başka alternatif yok" saçmalıklanyla yazgınızı altın bir tepside ona sundunuz. Ve şimdi ağlayarak geçiyorsunuz genç bir cesedin önünden. "Kabahat senin demeye de dilim varmryor, ama kabahatin çoğu senin canım kardeşim" dizeleri beynimde zonkluyor. Bazılannızla yaptığım tartışmalan anımsıyorum aciyla. Sizin kör olası tarihi sabnnıza ve vurdumduymazhğınıza dil uzattığımda, burnunuzdan kıl aldırmadınız. Kah "Rustan çokRus" oldum size göre. Kah iç işlerinize kanşan bir yabancı. Anlamadımz. Yaşamının üçte birini sizin ülkenizde geçiren bir dostunuzun sevgi dolu hiddetini anlamadınız. Benim, haksızhklara göz yumduğumdan dolayı, kendi halkma da en az aynı şiddetle haykırma isteğiyle yanıp tutuşan biri olduğumu anlamadınız. Anlamasmı öğrenemedikçe, ağlamak bir işe yaramayacak! ÇUKURÖVA MAKtNA İMALAT VE TÎCARET ANONtVl ŞÎRKETİ'NDEN ORTAKLARIN YENÎ PAY ALMALAREVA tLİŞKtNSİRKÜLER Sermayemiz9.075.000.000-Türk Lirası nakit karşılığı 35.925.000.000-Türk Lirası iç kaynaklardan karşılanmak suretiyle 30.000.000.000.- Türk Lirasfndan 75.000.000.000.- Türk Lirası'na artınlmaktadır. Arhnlan sermayeyi temsil eden hisse senetleri Sermaye Piyasası Kurulu'nca 22/02/1995 tarih ve 23/56 sayı ile kayda alınmıştır. Ancak kayda alınma, ortaklığımızın ve hisse senetlerinin kurul veya kamuca tekeffûlü anlamına gelmez. Ortıklığımız ile ilgili aynntılı bilgileri içeren izahname 24 / 02/1995 tarihinde Adana Tıcaret Sicili'ne tescil edilmiş ve .../..../1995 tarih ve sayılı TTSG'nde yayımlanmış olup aynca başvunı yerinde incelemeye açık tutulmaktadır. Ortaklanmızın artınlan 9.075.000.000.- TL'lik sermayeyi temsil eden paylardan, ellerindeki paylann %30.25 oranında yeni pay, %119.75 oranında bedelsizpay alma haklan vardır. Yeni pay alma haklan, aşağida belirtilen başvunı yerinde 13/03/1995 ile 28/03/1995 tarihleri arasmda, 15 gün süreyle kullandınlacaktır. Bir payın nominal değeri 1.000.- TL. olup 1.000.- TL.'sından satışa arz edilecektir. Ortaklanmız aşağıda belirtilen yere başvurarak sahip olduklan hisse senetleri karşılığmda yeni pay alma haklan ve bedelsiz pay alma haklannı kullanacaklardır. Sermaye artınmına katıldıkJanna dair iştirak taahhürnamesini imzaladıktan sonra, şirketle de mutabık kalınan yeni pay tutannı Yapı ve Kredi Bankası'nın Tar- sus Şubesi'nde Sanayi ve Ticaret Bakanlığı adına açılan bloke hesaba yeni pay alma hakkı kullanım süresi içerisinde tam ve nakit olarak yatıracakJar ve ödemeye ilişkin makbuzun bir örneğini şirkete tevdi edeceklerdir. Belirtilen yeni pay alma hakkı kullanım süresi içinde pay bedellerinin ödenmemesi halinde, iştirak taahhütnamesi olsa dahi talep işleme konmayacak ve önce- den yapılrnış işlemler iptal edilecektir. Bu sermaye artınmında yeni pay alma hakkını kullanmak istemeyen ortaklanmız, ilgili kuponu yeni pay alma hakkı kullanım süresi içinde satabilirler. Bedelsiz pay alma hakkının kullanımı herhangi bir süreyle sınırlı değildir. Hisse senetleri, sermaye artınmmın tescilini takip eden en geç 30 gün içinde, geçici makbuz karşılığinda teslim edilecektir. Hisse senedi dağıtımı aynca yapıla- cak bir ilanla ortaklanmıza duyurulacaktır. Yeni pay alma haklannın kullanılmasından sonra kalan paylar genel kurul gereğince, halka arz edilmeyerek, Çukuro\'a lthalat ve Ihracat T.A.Ş.'ne tahsis edile- cektir. Başvunı yeri: Adana Yolu Üzeri, P.K.: 61 33470 - TARSUS Adres ve telefon numarası: 0-324-613 86 40 (3 hat) Halka arz süresinin başlangıç ve bitiş tarihi: Basın: 9425 GAYRİMENKUL AÇIK AKITIRMAİLANI T.C. SİNOP SULH HUKUK MAHKEMESİ tZALEYt ŞÜYU SATIŞ MEMURLUĞU'ÎNDAN Dosya No: 1994'14 iz. şüyu-satış Satılmasına karar verilen gayrimenkulün cinsi, kıymeti, adedi, evsafı: Sınop Merkez Ordu köyünde kain, Ks. 583, pafta no: 22, parsel no: 588, köyiçi mevkiili, tarla ve ev cinsli, 4740 m2 miktarlı taşınmazm m2"si 2.500.- liradan toplam değerinin 802.357.000.- lira olduğu mahalli bilirkişi beyanmdan anlaşılmıştır. Taşınmazın imar dununu: Sinop Bayındırlık Md.'nün 24.1.1995 gün ve 6/173 no.lu yazılannda, köy yerleşik alan haritası içinde olduğu, 3194 sayılı imar ka- nununun belediye ve mücavir alan sınırlan içinde ve dışmda planı bulunmayan alanlarda uygulanacak imar yönetmeliğinin 43. maddesi gereği köy ve mezralann yerleşik alanlan içinde yapılacak ifraz işlemlerinde parsel genişlikleri (10.00) m.'den, parsel derinlikleri (20.00) m.'den az olmayacak şekilde ifraz yapılabileceği bildirilmiştir. Şaüş şartlan: 1- Satış 10.4.1995 günü saat 9.30'dan 9.45'e kadar Sinop Hukuk Mahkemeleri Yazı lşleri Müdürlüğu odasında açık arttırma suretiyle yapılacaktır. Bu arttırmada tahmin edilen kıymetin %75'ini ve rüçhanlı alacakhlar varsa alacaklan mecmuunu ve satış masraflannı geçmek şartı ile ihale olunur. Böyle bir be- delle alıcı çıkmazsa en çok arttıranm taahhüdü baki kalmak şartiyle 20.4.1995 günü 9.30-9.45'te ikinci arttırmaya çıkanlacaktır. Bu arttırmada da rüçhanlı ala- caklılann alacağını ve satış masraflannı geçmesi şartiyle %40 nispetinde arttırana îhale olunur. 2- Arttırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen kıymetin %20'si nispetinde pey akçesi veya bu miktar kadar milli bir bankanm teminat mektubunu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı istediğinde 20 günü geçmemek üzere mehil verilebilir. Tellâliye resmi, ihale pulu, tapu harç ve masraflan alıcıya aittir. Birik- miş vergiler satış bedelinden ödenir. KDV alıcıya aittir. 3- lpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgililerin (-) bu gayrimenkul üzerindeki haklannı, hususiyle faiz ve masrafa dair olan iddialannı dayanağı belgeler ile 15 gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır. Aksi takdirde haklan tapu sicili ile sabit olmadıkça payİaşmadan hariç bırakılacaklardır. 4- Satış bedeli hemen veya verilen müddet içinde ödenmezse llK.'nin 133. maddesi gereğince ihale feshedilir. İki ihale arasındaki farktan. temerrüt faizden alıcı ve kefilleri mesul tutulacak ve hiçbir hükme hacet kalmadan kendilerinden tahsil edilecektir. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup masrafi verildiği takdirde isteyen alıcıya birörneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şarrnameyi görmüş ve münderecahnı kabul etmiş sayılacaklan, başkaca bilgi almak isteyenlerin 1994^14 iz. şüyu-satış sayılı dosya nu- marasıyla müdürlüğe başvurmalan ilan olunur. 10.2.1995 (+) hgiliier tabirine irtifak hakkı sahipleri de dahildir. Basın: 9264
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog