Bugünden 1930'a 5,458,831 adet makale



Katalog


«
»

Cumhuriyetİmtiyaz Sahibi: Berin Nadi Genel Yayın Yönetmeni: Orhan Erinç • Genel Yayın Koordinatörü: Hikmet Çetinkaya • Yazıişlen Müdürlen Ibrahim Yüdız, Dinç Tayanç(Sorumlu) # Haber Merkezı Müdürü Hakan Kara # Görsel Yönetmen: Fikret Eser Dış Haberler Ergun Balcı • tstıhbarat: Yalçın Çıkır • Ekonomı Bülent Kızanhk • Radyo-TV L'ygar Eremek- tır • Kültür: Handan Şenköken • Spor. Abdfllkadir Y ûcelman • Yuıt Haberlen Mefamet Saraç • Makaleler S»mi Karaören # Çevın Scyfettin Turhan • Dûeltme Abdullah Yazıcı • Fotoğraf Erdoğan Köseoğlu Yayın Kurulu llhan Selçuk (Başkan), Orhan Erinç, Oktay Kurtböke. Özgen Acar, Hikmet Çetinkaya, Şükran Soner, Ergun Balcı, Dinç Tavanç. tbrahim Yüdız. Orhan Bursalı, Mustafa Balbay. Ankara Temsılcisr. Mustafa Balbay • Haber Müdürû' Doğan Akın Atatürk Bulvan No. 125, Kat:4, Bakanlıklar-Ankara Tel: 4195020(7 hat), Faks.4195027• lzraırTemsilcısi. SerdarKızık, H Zıya Blv. 1352 S 2/3 Tel: 4411220, Faks- 4419117 • Adana Temsikısi Çetin Yiğenoğlu, lnönü Cd. 119 S No:l Kafl, Tel: 3522550, Faks: 3522570 Müessese Müdürû. ErotErkut*Koonhnalör Ahmet Korufcan • Muhasebe Bülent Yen- er • Idare- Höseyin Gürer • lşletme: Önder Çetik # Bılgı-tşlem. INail İnal • Bılgısayar Sıstem:MürüvetÇiler#Reldam Rehalfrt- man • Halkla Hışkıler Nurten Berksoy Yayınlayan ve Buto: Yeoı Gun Haber Ajansı. Basuı ve Yayıncılık A Ş Türkocagı Cad 39 41 Cağaloglu 34334 lst. PK 246 lstanbul Tel (0 212) 512 05 05 (20 ha!) Faks (OI2\2) 513 85 95 25 MART 1995 lmsak: 4.27 Güneş:5.53 Öğle: 12.17 tkindv. 15.43 Akşam: 18.27 Yatsr. 19.48 Atatünk'ü —anlatmak • İZMİR (Cumhuriyet Ege Bürosu) - Izmir Atatürk Platformu'nun düzenlediği "Atatürk'ü Ajüamak ve Anlatmak" konulu kongre başladı. Üç gün sürecek kongrede dün yapılan konuşmalarda "Mustafa Kemal gelecek kuşaklara ışık tutacak en büyük lider" görüşü vurgulandı. Benzer etkinliklerin tüm Ege'de devam ettinleceği açıklandı. Bostancı ye Kezer ödülleri • İSTANBUL(AA)- Merhum gazeteciler Muammer Yaşar Bostancı anısına düzenlenen 1995 Haber Ödülü ıle Izzet Kezer anısına düzenlenen 1995 Fotoğraf Ödülü yanşmalannın sonuçlan açıklandı. Her ıkı ödülü de Sabah gazetesinden Korcan Karar aldı. Aktüel dergisinden Gül Azer Roman, Sabah gazetesinden Ramazan Oztürk, Hürriyet gazetesinden Sezai Şengün ve Sabah gazetesinden Okan Müdetnsoğlu da mansiyon kazandılar. Çetinsaya'nm _l lstanbul Haber Servisi- Emınönü Beledıye Başkaru Ahmet Çetınsaya, geçmiş dönem içinde çöp, trafık ve otopark gibi sorunlanyla kokuşmuş ve atıl kalmış belediyeyı, bir yıl içinde komadan çvkararak hizmet edebılir hale getirdiklerini söyledi. Belediyeyi 450 milyar lira borçla devraldıklannı ifade eden Çetinsaya, ilçenin yaşadığı ciddi şansızhklan gidermek için gece gündûz çalıştıklannı söyledi. Çarşamba toplantıları • Haber merkezi - Prof. Dr. Tank Zafer Tunaya anısına yapılan 'Çarşamba Toplantılan'nda 29 mart günü "Atatürkçü düşünce üzerinde ilk bilmsel araştırma" konu edilecek. Konuşmacı olarak Ord. Prof. Dr. Reşat Kaynar'ın katılacağı toplantıyı Boğaziçi Üniversitesi'nden öğretim görevlisi Nur N. Ozmel Akın sunacak. Toplantı, Tank Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde 17.30-19.30 saatleri arasında yapılacak. Yoğurtta çamaşır sodası • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Çankaya Belediyesi, Ankara'nın gecekondu semtlerinden olan Incesu'daki yoğurt imalathanelerinde yaptıklan denetim sırasmda, içine bozulmayı önlemek amacıyla çamaşır sodası kanştınlmış 500 kilogram yoğurt ele geçirildiğini açıkladı. Demirerdefl tarım uyarısı • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Türkiye Ziraatçılar Derneği'nin (TZD) düzenledigi tanm sevnpozyumuna ilgi göstermeyen hükümet yetkililerini uyaracağını söyledi. TZD Başkanı Ibrahim Yetkin de, tanm sonınlanna duyarsız kalmakla suçladığı hükümet yetkililerini eleştirdi. EMÎNE KAPLAN ANKARA - Oniversite rektörleri, çağ- daş üniversıte oluşturulabilmesi için 2547 sayıh Yükseköğrenim Kurulu (YÖK) Ya- sası'nın yeniden düzenlenmesi konusun- da görüş aynhğına düştüler. Bazı üniver- site yönetimleri, emeklilik yaşının 70'e, rektör yardımcısı sayısının da 3'den 5'e çıkanlmasını "çağdaş ünrversite" koşulla- n arasmda sayarken, Atatürk ilke ve dev- rimlerinin korunması gerektiğini savu- nanlar azınlıkta kaldı. Rektörlerin büyük çoğunluğu, yükseköğretimde paralı eğiti- me geçilmesi ve YÖK'ün korunması gö- rüşünde ısrarlı oldu. Çankaya Köşkü'nde toplanan üniversi- te rektörİeri, çağın gereklerine uygun bi- limsel yapıda üniversiteler oluşturulabil- mesi için 2547 sayılı YÖK Yasası'nın de- ğiştirilmesi gereken yönlerine ilişkin gö- rüşlerini "Çağdaş Ûniversite'' başlıkh ra- porda toplayarak Cumhurbaşkanı Süley- man Demirel'e sundular. Raporda. yal- nızca Gazi Oniversitesi, Çukurova Uni- versitesi ve Dicle Üniversitesi yöneticile- ri 'Atatürk ilkeleri unutulmamah" ve "Laik ve Atatürkçü düşünceden taviz ve- rilmemeüdir" önerilerini dile getirdiler. • "Çağdaş ûniversite" anlayışı, ûniversite rektörleri arasında görüş aynlığı yarattı. Bazı ûniversite yönetimleri, çağdaş ûniversite için emeklilik yaşının 70'e, rektör yardımcısı sayısının 5'e çıkanlması gerektiğini belirtirken Atatürk ilke ve devrimlerinin korunması gerektiğini savunanlar azınlıkta kaldı. Ankara Üniversitesi, Dicle Oniversitesi, Çukurova Oniversitesi, Mimar Sınan Üniversitesi ve 100. Yıl Üniversitesi yö- neticileri 2547 sayılı YÖK Yasasf nda de- ğişiklik yapılarak emeklilik yaş haddinin 70'e çıkanlmasını önerdiler. Çağdaş ûniversite önerileri Bazı ûniversite yönetimlerinin "çağdaş ünivershVye ilişkin önerileri şöyle: Atatürk Üniversitesi: Üniversıteler bi- limsel ve akademik özerkliğe sahip olma- lıdır. Emekli olan yetenekli profesörler 75 yaşına kadar çalışabilmelidir. Profe- sörlüğe yükselmede üniversitelerarası bır değerlendirme jürisi kurulmalıdır. Harç- lar yükseltilmeli ve paralı eğitime geçil- melidir. Öğrencilere örgütlenme hakkı verilmeli ve öğrenci dernekleri her üni- versite için tek olmalıdır. Dokuz Eylül Üniversitesi: Rektör çalış- malannda yardımcı olmak üzere üniver- sitelerin aylıklı profesörlennin arasından 5 rektör yardımcısı seçilmelidir. Ek ders ücretleri kaldınlmalı, yerine öğretim ele- manlannın maaşlannda yeterli iyileştir- me yapılmalıdır. Ege Üniversitesi: Öğrenim paralı olmalı ve maddi olanağı olmayan, yetenekli ve başanlı öğrencilere burs verilmeli. Yeni üniversitelerin kurulması, mevcut üniver- sitelerde yeni birimlerin açılması ve bi- rimlere alınacak öğrenci sayılannın belir- lenmesinde bilimsel gerçekçi ölçüler çer- çevesinde hareket edilebilmelidir. Erciyes Üniversitesi: Öğretim üyelen haftada 8 saatte sınırlı kalmak üzere özel işinde çalışabilmelidir Üniversitelere da- ha geniş yetki verilmeli ve fakültelere tü- zel kişilik kazandınlmahdır. tnönü Üniversitesi: Akademik kadro, bilgilen uygulayabilen ve uygulatabilen ve tam gün çalışacak kimselerden oluş- mahdır. Oğrencı affi, üniversıteleri olum- suz etkılemektedir. tstanbul Teknik Üniversitesi: Öğrenci affi çıkanlmalıdır. Rektör, bir üniversite- run kendi öğretim üyesi tarafindan seçil- meli, öğretim üyelerinin yükselme ve ata- malannda açık ve objektif kriterler belir- lenmeli, öğrenci konseyleri kurulmalıdır. Üniversiteler tek bir kalıba sokulmamalı ve bilimsel denetimlerini kendi başlanna yapmahdu'lar. Marmara Üniversitesi: Eğitim yatınm- lanna yabancı sermaye özendirilmeli ve yükseköğretimde paralı eğitime geçilme- lidir. Sovyetler Birliği'nden bilim adam- lannın getirilmesi teşvik edilmeli ve ûni- versite ödenekleri global bütçelerle sağ- lanmalıdır. Seiçuk Üniversitesi: YÖK koordinas- yon kurulu olarak görev yapmalı, dene- tim kurulu kaldırılmalıdır. Rektör yar- dımcısı sayısı 3'ten 5'e çıkanlmalıdır. 100. Yü Üniversitesi: YÖK Yasası ay- nen kalmalıdır. Öğrenciler öğretim kurul- lanna katılabilmelidir. Yaş smın 70'e çı- kanlmalıdır. Toplumda değişen baba kimliğini çizen 'Süper Baba' çocuklann sevgilisi însanı, sevgiyi yakalamış bir dizi ŞÜKRAN SONER Güneşli bir bahar günü, Çengelköy'de, Boğaz kıyısının keyfini çıkarmak isteyen büyükler ile "Süper Baba"nın çekimlerini seyretmekten bıkmayan çocuklar arasında gündemi değişmeyen bir çatışma var: Ço- cuğun elinden sıkı sıkıya tutmuş anne, ba- ba, babaanne,"Yeter arük gördün. Ayakta yoruldum, gkielim" diyerek, çocuğu çeke- rek yürütmeye çalışıyor. "Birazcık daha" diye direnen, tepinen çocuk, sürüklenmek- ten kurtulamayuıca çareyi yaygarayı bas- makta, ağlamakta buluyor... Çekim arası oldu mu çocuklar ve de bü- yükler, Şevket Attttğ'dan, simgeleşen kim- lıği ile "Süper Baba r 'dan bır öpücük alma- dan oradan gitmiyorlar. Konuşmalardan, yakın yöreden her fırsatta gelip çekim sey- redenler yanında, çok uzaklardan gelenle- rin de olduğunu, bu konuda çocuklara söz- ler verildiğini öğreniyoruz. Çekim arasını beklerken, ilkokul çağla- nnda bir grup çocukla konuşuyorum. Coş- ku içinde dizinin hiçbir oyununu kaçırma- dıklannı, çok sevdiİderini, oyunun içinde- ki olaylardan örnekler, aynntılar vererek anlatıyorlar. Oyunun kahramanlan ile öz- deşleşmiş, onlann başlanna gelene göre se- vinip üzülüyorlar. • Şevket Altu^, dizi ile insanımızın, içinde var olan güzel duygulan, özlemleri ile yakaladığı kanısında. Senaryosundan oyuncusuna, yönetıcisinden ışıkçısına bütün bir ekibin, büyük bir özen ve özveri ile seyırciye, halka saygılı çahşmasının ürünü olduğu için sevildiğini söylüyor. "Neden bu kadar çok seviyorsunuz? Bir iş bile bulamavan, beceriksiz bir baba~" - Çocuklan için çırpımyor. - Çocuklan ile arkadaş oluyor, her dert- leri ile ilgileniyor. - Annesizçocuklanna'bakıyor. Onlarase- verek yaklaşıyor. Herkese iyüık yapıyor» Çocuklar biraz buruk, çevrelerinde ona benzer baba ile oyundaki güzel arkadaşlık- lann, dayamşmanın bulunmadığını, boyle güzel, sıcak ilişkilerin özlemini çektikleri- ni de söylemekten çekinmiyorlar. Çekimde işi bitince aramıza yıllann es- kitemediği dev sanatçı Ismet Ay katılıyor. 66'ncısınm çekiminde bulunduklan dizi- nin başansında olaylar ve karakterlerin çok güncel, bizden olmasının en önemli etken olduğunu belirtiyor. "Her yaştan, her kül- türdeninsan,dizinin kahramanlanndan bi- ri ile kendisi arasında bir bağ, ortakuk ku- rabihyor. Birçok benzerinden farklı olarak da oyunun kahramanlan hem çok sıradan, bizeyakın hem degünümüzde büyük eksik- liği duyulan sevgi, özveri, dayanışma gibi her insanm içindeolan, özlemini çektiği duy- gulan besliyor, açığa çıkanyor. Gerçekten özenli, uzman, profesyonel kadrolar, büyük bir çabd göstererek kaliteli bir ürün ortaya çıkarmak için çalışıyor. Bu çanşmanın için- de ounaktan gerçekten büyük bir haz ve Şevket Aftuğ: Günümüz ilişkileri. yanlış Batıhlaşmanın bir aynasL Endüstri tophımu- na geçiş, kendi güzel değer yargdânnuzı koruyarak olması gereken bir şey. onur duyuyorum" diyor. Doğan Nadi'nin dostlan arasında olan ts- met Ay'la, tıyatro ve gazeteciliğin geçmi- şinden, medyarun tıyatro, smema sanatla- n, gazeteciliİc üzerindeki olumsuz etkilerin- den sözü açıyoruz. Mankenlik mesleğine saygısızlık yapmayı düşünmediğinin altını çizerek mankenlerin gazeteci, sanatçı, programcı kimliğinde televizyon kanallan- nı doldurduklannın, insanlan olumsuzluğa iten 'reality' şovlann, kalitesizliğin yanştı- ğınm altını çiziyor. Gerçekçi, doğal, sana- ta saygılı, toplumsal değerleri, insanm için- deki sevgiyi öne çıkaran programlara şid- detle gereksinim olduğunu belirtiyor. Birkaç saatlik bir bekleyişten sonra, ak- şam da devam edecek çekimlerin sahne de- ğişimi arasından yararlanarak Şevket Altuğ ile konuşabiliyoruz. Soluğu tükenene kadar devam edeceği anlaşılan dizinin çekimle- rinde her gün, çoğunlukla gece de çalışılı- yor. Televizyonda bizde doğru dürüst bir iz bile bırakmayacak bir anlık bir sahne için, bazan sayısız denemeler, ışık ve mekân dü- zenlemeleri. yinelenen çekimler oluyor. Güzel her şey, özen, emek istiyor. Şevket Altuğ, yaptıklan çalışmanın tek- nik olarak sinemaya daha yakın olduğu gözlemimize katılıyor. Dizinin başansında tekniğine gösterilen özenin de önemli bir payı olduğunu söylüyor. Ancak başanlan- nı ve farklılıklannı bütün bir ekip olarak "bu işi çok ciddiye almak" olarak açıklıyor. - Sayın Altuğ, gözleyebildiğimiz kadan ile 'Süper Baba' dizisi, izlenmekten öte, çok sevihyor. Süper Baba'yı birazanlatabilir mi- siniz? Amıg-Karakterdeğil, karakterler önem- li. Toplumumuzun gerçek bir kesiti. Ger- çekçi, her gün gördüğümüz tipler, güncel, gerçekçi olaylar, insanlann bir yerden ya- kalanmalanna, kendilerini de oyunun için- de görmelerine neden oluyor. -Görünümteri,baştaişsizük,parasorun- lan, yaşam gündemleri Ûe belki öyle. Ama çocuklan, (,-e\resi için bu kadarözverili. biz- deki geleneksel annenin roilerini üstienmiş baba, kalabalık ve ilişkilerisevgiüzerine ku- ruhnuş bir aile, komşular, bana günümüz gerçeklerine,helede 'yükselen değerler'ine pek de uymuyor gibi gekii Altuğ - Gerçek dışı bir sevgi, özveri ve dayanışma yok. Ancak günümüz yükselen değerleri ile çeliştiği de doğru. Genış halk kitlelerinin ise bu duygulan kaybettiği ka- nısında değilim. Dizı bütün karakterleri ve ilişkileri ile, insanlann çoğunluğunun için- de olan, bir bölümümüz için yaşama geçi- rilen, bir bölümümüz için ise biraz saklı kalmış duygu ve özlemleri açığa çıkanyor. Evet böyle bir baba tipi yok gibi. Davranış olarak içlerindeki sevgiyi ifade edemeseler bile, babalann çoğunluğu için, sevgi po- tansiyeli ve çaba olarak gerek çocuklanna gerekse çevrelerine karşı daha eksik olduk- lannı söyleyebilir miyiz? Kaldı kı günü- müzde geleneksel baba kimliği de değişi- yor. Ben örneğin çocuklanma karşı böyle bir babayım. Oyunda öne çıkan, bugün kal- madığı söylenebilecek büyük aile, mahal- le dayanışması ve sevgiyi öne çıkaran iliş- kilere gelince: Günümüz ilişkileri, yanlış Batıhlaşmanın bir aynası. Endüstri toplu- muna geçiş, kendi güzel değer yargılanmı- zı koruyarak olması gereken bvr şey. Sev- giye dayalı ilişkiler, aile, çevre dayanışma- sı toplumun bir özlemi, toplumun içinde var olan duygular ki çok seviliyor. Tiyatroda gerüeme TV'den önce başlamışfa - Siz bir tiyatro sanatçBisuuz. Sizitiyatro- da değiL ancak dlrilerde izkyebiliyoruz, Te- levizyon tiyatroyu öMürdü mü? Altuğ-Doğru, tiyatrolarkaparuyor. Oyun yazan sıkmtısı var. Tiyatro sanatçısı, çıka- cak sahne bulamaz oldu. Büyük bir moral ve ekonomik sıkıntı, çöküş yaşandı. Bence televizyona kızacağımıza " Biz biryanhş mı yapıyoruz" diye sorgulamamız lazım. Ben- ce televizyondan önce, tiyatroda bİT gerile- me süreci başlamıştı. Türkiye'deki bütün sanatlar ve kurumlann başına ne geldi ise üyatronun da başına aynı şey geldi. Tiyat- ro sanatçısı, reklam sektörüne girmek ve- ya televizyon dizilerine katılmak gibi seçe- neklerle karşı karşıya kaldı. Her ikisinde de iyi işler yapanlar çıktı. Çok ıstismar eden- lerde. Önemli olan, seçilen ne olursa olsun, doğru dürüst bır şey yapma endişesinin ta- şınması. - Sizin de içinde olduğunuz' Süper Baba' nasıl bir dizi? Altuğ- Bu bir mahalle dizisi değil. İnsan dizisi. Dizinin yazarlanndan, oynayan sa- natçısına, yönetmenine, ışıkçısına kadar uzanan bir takım işi. Insanı, sevgiyi yaka- lamış, insanla iletişim kurmuş bir dizi. Gü- zel bir şey yapmak üzere çok emek veril- diği, özenildiği, buna inandığım için bura- dayım. Daha önce oynadığım dizi ile bunun ara- sında 5.5 yıl bir aynlık var. Rantiye deği- lim. Zengin de değilim. Arada birçok öne- ri de aldım. Ancak insanlara olan saygım- dan, iyi bir şey olacağına inanana kadar bekledim. Biz bütün bir ekip olarak iz- leyiciyi, halkı ciddiye alıyoruz. Onlarla or- tak noktalar yakaladık. Onlar da bunu an- lıyor, karşılığını çok fazlası ile veriyorlar.. M artın ikinci yansına girilin- ce ağaç dikme mevsimi de başlamış oluyor. Bu aralar- da ağaç dikme işi hızlanır. Ama hangi ağacın nereye dikileceği bi- linmezse yanlışlann yapıla- cağını da hesaba katmak gerekli. Biz de hayatta dikili ağacı olmayanlan dü- şünerek şu ağaç dikme işine 'mese- ladedik' Meyveli ağaç dikmeyin... M eyveli ağaç dikmenin yan- lış olduğunu söyleyen uz- manlar, bu ağaçlann ikide bir taşlanacağına dikkat çekiyorlar. Meyvelere musallat olan beleşçiler, hem ağaçlan taşlarlar hem de uza- yan dallan çekeleyip kırarlar. Bu arada bahçenize dolan taşlan temiz- lemek de cabası. Taş atanlan yaka- lamak için oraya buraya koşup du- rurken başınıza taş yemek ya da ko- lunuzu bacağınızı burkup sakatlan- mak da var. lyisi mi siz meyveli ağaç dikmeyin, meyvenizi başkası- nın bahçesmden sağlayın. Meyvele- rin bakımı da ayn bir iş. Ağaca kurt üşüşür, ne yapacağınızı bilemezsi- niz, yok ilaçlamaydı, yok kireçle- meydi uğraşır durursunuz. Yok ille de dikeceğim ağaç meyveli olsun ki hem gölgelik yapsın hem de meyve versin diyorsanız onun da çaresi var. ftyva ağacı çok iyttp... MESELA DEDİK ERDAL ATABEK Ağaç dikme mevsimi ya!.. Gizli aşk yaşadı, Tmılyar lım tazminat aldı Çeviri Servisi - "Ahm Fo ya" bir kitabın adı.Toya" bir merkez bankası başkan vekilinin, maliye bakanının giyinme odasmda, halı üze- rinde yaşadığı aşkın hikâ- yesini içeriyor. Sevişmenin öbür kahramanı yıllarca "öp ve ver" anlaşması için- de o başkandan haber ahnış bırbayan gazeteci. Rupert Pennant-Rea'nın istifasımn ertesi günü top- lanan bankanın 15 üyeli yö- netim kurulu, böylesine ki- şisel bir nedenle ışten aynl- masının gereksiz olduğu Rupert Pennant -Rea Mary Helen Synon kanısına varmakla birlikte istifasımn kabulüne karar verdi. Ancak yasalar gere- ği üç ay süreyle başka bir işe giremeyeceği için ken- disine 45.000 sterlin (yak- laşık 3.150 milyar TL.) taz- minat ödenecek. Skandalın özeti şöyle: Ingiltere'nin Merkez Bankası Bank of Eng- land'ın Başkan vekili Ru- pert Pennant-Rea,birgaze- tecifleevlilik dışı ilişkisi yü- zünden görevinden isnfa et- tL Rea, istifa mektubunda, biryılı aşkın bir süredir içi- ne düştüğü aptalca yanlışın bankanın onurunu zedele- memesi için görevinden ay- nldığını ve durumdan bü- yük pişmanlık duyduğunu dile getirdi. Gazeteci Mary Helen Synon'un Rea ile olan aşk serüvenini "The Sunday Mirror" gazetesinde tüm aynntılanyla anlatması üzerinebanka müdürûken- disine yılda 80.000 pound (yaklaşık beş milyar TL.) kazandıran görevinden ay- nlmak zorunda kaldı. Ban- kanın Yönetim Kurulu Başkanı EddieGeorgeisti- fayı "kişisel bir pişmanlık" olarak değerlendirdi. Mary Synon, geçen pa- zar günü yayımlanan olay- h yazısmda, 47 yaşındaki Rea ile bankanın bir oda- sındaki halının üzennde nasıl seviştiklerini dile ge- trriyordu. Haber, bankacı- lık çevresinde büyük yankı- lar uyandırdı. Gerçek neden başansızük mı? Başbakan John Major'a da ıletılen istifa haberi kimi çevrelerce "kurgu" olarak nitelendirilip, Rea'nın ba- şansızlığı nedeniyle istifa- ya zorlandığı ileri sürülü- yor. İstifa mektubunda Rea, olayın başına yansıtılması- nı şiddetle eleştiriyor ve ül- kesinin özel ve kamu ke- simleri arasındaki meslek- sel devingenlikten yararla- nacağını umduğunu, ama renkli basının, ticaret dün- yasında kamu kesiminde görevli birçok saygm kişi- nin özel yaşamına el attığı- nı da bildiğini dile getiri- yor. Rea'nın istifa mektubu- na verilen yanıtta ise istifa karannın üzüntüyle karşı- landığı, kendisinin bu ana dek görevini başanyla sür- dürmüş olduğu belirtiliyor. Karar, bakan ve sendika başkanlan arasmda şaşkın- lık ve öfke yaratö. Bakan- lar arasında Rea'nın istifa- sımn yerinde bir karar ol- madığı söylentileri dolaşı- yor. Rea'mn 44 yaşındaki Mary Synon ile ilişkisinln dört yıl önce başladığı bil- diriliyor. Rea'nın eşi evinin önünde verdiği bir demeç- te, kocasının karannı des- teklediğini, ancak ailesine dönmenin bedelini de çok ağır ödediğini dile getirdi. M eyve ağacı dikeceğim dı- yenlere ayva ağacı dikme- leri salık veriliyor. Bilindi- ğı gibi ayva iyi bir meyvedir. Onun da cinsleri vardır. 'Ayıboğan ayvası', ayılann çok sevdiği bır türdür. Çev- resinde fazlaca ayı bulunanlar bu ağacı dikerlerse sonundarahateder- ler. Ayvalar olunca ağaca üşüşen ayılar bir iki derken boğulurlar, bahçe sahibi de rahata kavuşur. 'Ekmek ayvası' en makbul ayva olup ekmek almakta güçlük çeken- lerin açhğını giderir. Kişi başına günde yanm ayva hesabıyla dikilen ekmek ayvası, memleketi açlıktan bile kurtanr. Hiçbiri olmasa insan- lar neden ayvayı yediğini bilirler. Bu da büyük bir ferahlık verir, sos- yal huzur sağlanmış olur. Bu arada memleketi yönetenlerin de ayva dikmeyi teşvik etmelerinin çok isa- betli olacağını söylemek gerekiyor. Büyüklerimizin şöyle gösterişli tö- renlerle 'ayva dikimi mevsimi'ni kazma kürekle açmalan ne anlamlı olur. 'Vatandaş, ayva dik, ayva ye' gibi bir sloganın ülkenin dört bir yanına yayılması ne güzel olur. Ama siz 'ulusal ayva yeme kampan- yası'nı beklemeye şimdiden başla- yın. Hiç değilse kendi ayvanızı ye- miş olursunuz, içinizrahatolur. İncir ağacı pek şifafcAr... 'u incir pek şifalıdır, ama kıy- meti bilinmemiştır. Bir kere pekliğe iyi gelir. Birkaç incir yiyip de üstüne bir bardak su içince hemen şifalı tesirini gösterir. Balh incir üzerine de pek balh türküler söylenmiştir. Ama bu ağacın bir özelliği vardır ki dikkat gerekir. In- cir ağacı ne yapar eder köklerini evin ocağına kadar uzatır. Evin te- mellerine kadar girer de yerinden oynatır. Onun için de 'Ocağına indr ağacı dikmek' denmıştir ki, evini harabeye çevirmek demek olur. Bu yüzden de incir ağacını evlerden uzağa dikmek gerekir. Eve girip çı- kana da mukayyet olmak lazımdır ki, ocağın yanına yöresine incir ağacı dikümeye. lyisi mi incirin ağacını uzakta tutmalı, meyvesin- den yararlanmalı. Bonek ağacmı kim dikecek?.. T" T"alk arasında en meşhur ğ I ağaç, 'ekmek ağacı'dır. A. A. Ama daha fidanını bulmak kimselere nasip olmamıştır. Aslında doğada ekmek ağacının da bulun- duğu, ama insanlann doğayı hor kullanması yüzünden değeri bilin- meden kesilip gittikleri rivayetleri vardır. Ağaçlan kesenleri cezalandı- ran doğa, 'ekmek ağacı'nın tohum- lannı derinlerde gizlemiştir. Insan- lar da ekmek yapabilmek için buğ- day yetiştirmek, ekip biçmek, sonra da öğütüp un yapmak gibi zahmetli işleri yapmak zorunda kaunışlardır. Şimdi biyoteknoloji laboratuvarla- nnda bu işle ilgili çalışmalar yapıl- dığı öğrenilmektedir. Ama bu kez de işleri 'hangi ekmeğin yetiştirile- ceği?' konusundaki uzlaşmazlıklar kanştırmaktadır. Almanlar 'ille de Alman ekmeği olsun' diye diret- mekte, Amerikalılar 'Hamburger ekmeği yetiştirilmezse biz yokuz' di- yerek ayak sürümekteymişler. Ja- ponlann 'Bizim ekmekle isimiz yok' diye çalışmalara katılmadığı da dik- kat çekmekteymiş. Anlaşılan 'ek- mek ağacı' bulununcaya kadar ek- me biçme işleri sürüp gidecek. Ne. demişler, 'Umut fakirin ekmeği, ye babamye'...
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog