Bugünden 1930'a 5,454,028 adet makale



Katalog


«
»

v 3 ARALIK 1995 PAZAR CUMHURİYET SAYFA KULTUR 15 . Aya İrini Kilisesi'nin mekânı, sanatçılar için her zaman bir 'hain kurt' olmuştur 'Hain kurt'la datıs sürüyor . CAÎNANBEYKAL • Her bir yapıtın dört bir yanına kon- tnuş uyan yazılan ve koruma görevlile- ri eşliginde. daha dokunmadan "dokuna- büirbiriT> olduğunuzönyargısının üzeri- nizde bıraktıgı psıkolojik aşagılanmay- la ya da ilkel bir ülkenin, ilkel bir ınsanı olabıleceginiz varsayımına maruz kaldı- ğınız duygusuyla dokunulmazlığı olan sanat yapıtlarını 4. tstanbul Bienali'nin merkezlennden biri olan Aya Irini'de iz- liyoruz Anamerkezantrepodışında Ye- rebatan Sarnıcı ve Aya tnni. bienai ya- pıtlanna yer veren mekânlardı. Hiç kuş- kusuz sanat eserlerine dokunulmaması gerekiyorsa dokunmak. tıpkı parklarda çiçeklen koparmak ve çımlere basmak kadar ayıp ve çirkin birdavranıştır. Ama Istanbul'un yaşaması gereken bir biena- lı sankı gerçekten tstanbul halkı yaşıyor- muş gibi ve Aya İrini'yi sanki yalnızca sıradan tstanbullu izliyormuş gibi (çün- kü sanatçılann yapıtlannın açıklaması iki dilde. İngilizce ve Türkçe. uyan ya- zılan ise sadece Türkçe idi) bu denli gö- zümüze sokarcasına yapıtlann dört bir yanına konulmuş uyan yazıları da son derece çirkin ve ayıp bir davranıştır. Bu kâğıt parçalan, yapıtlara da müdahale etmektedir. Egerbuncagörevlinin işı. iz- leyenin yanında bitip gerekmediği hal- de açıklama yapmak yerine dokunanı na- zikçe uyarmak olsaydı, sanat eserinin ta- dına dokunmadan varamayan alaturka bir sanat sevme usulüne bu denli alatur- ka usulle bir önlem alınmamış olurdu. Açıkça gördüğüm gibi (Feshane dışın- da burada yapılan diğer bienallerde) Aya Irini'nin mekânı her zaman sanatçılar için bir hain kurt olmuştur ve iç mekânı seçen pek az sanatçı mekânla uyumlu birdiyalogkBrabilmiştir. Özellikle apsis kendini seçmiş olan her sanatçıyı alt et- mıştir. Bu yıl Aya irini iç mekânının din- ginlığıni ve o güzel boşlugunu koruma- yı başarmış. sanatçılan yan neflere, bal- konlara ve atriuma kaçırmıştır. Ginşte soldan bir koral ses, sagdan iç avludan püskürtülen biteviye bir boru sesı sizi karşılaröncelikle. Sonra yaklaştıkça bel- li belirsiz duyulan bazı sesler, örneğın koroyen apsis'in altdehlizlerinden Hen- rietta Lethonen'ın ninnı gibi çalan mü- zıgı gelir kulagınıza. Saygı köşesinde Joseph Beuys Aya lrini'deki yapıtlardan oluşturaca- gım seçkimin saygı köşesini elbette Marcel Broodthaers ve Joseph Beuys iş- gal edecekler, her ne kadar Broodtha- ers'ın ışinin daha çağdaş bir mekânda sergılenebilecegi. buranın seçilmiş ol- masının ona bir katkı getırmediğini yada PENALTI j buraya onun bir katkı getırmediğinı dü- şünsem bile. Broodthacrs bir uç sanatçı olarak ilginç bır örnektir. Beuys artık bizler için hiç de yabancısı olmadığımız ve benim için ilginçligini giderek yitir- meye yüz tutmuş bir sanatçı olarak, yi- ne de yirminci yüzyılın son çeyregınin en önemlı adı olması bakımtndan seç- kimde saygı köşesini almaktadır. Alt salonda belırttiğim gibi apsis'in sağ alt dehlizinde benim için sıcacık bir işaret getirmiş olan Henrietta Letho- nen'in "Çocuk " adlı işinden söz etme- liyim. Lethonen'in bu işınde monıtör- den duvara yansıyan güzel bir çocuk yü- zü. uçan melek örneâı hafif kımıltılar içınde yüzer. Çocuk Isa'ya çağnşımlar yaptırdığı söylenen bu ışiyle Lethonen du\an hareketlendiren, sanki sessiz du- var yüzeyinı canlandıran bir göstcrı su- nar. Dehlizin içinde ise çocuklugumda beni düşlerâlemîne taşıyan ve saatlerce bıkmadan sallayıp içindekı karlann ya- gışını izledigim cam topun bir benzeri- nı kullanır. Bunun içinde ise hayal me- yal sezınlediğımiz uyuyan biri vardır ve nınnı gibi bilinen bır müzik parçası hem çocuğu hem cam top ıçındeki uyuyanı birbınne bağlar. Bu yapıtı seçkimekişi- sel bağlamda sıcak işaretler vermiş ol- masıyla seçmiş olabılirim ama. Letho- nen'in bu yapıtının Aya İrini gibi gör- kemli ve sanatçıya meydan okuyan me- kânında gizli bir yerde bulunuyor olma- sı, şapıtın kendini hemen ele vermeme- si de seçkıme etkıli olmuştur. Aynı kanı- Finlandiyalı sanatçı Henrietta Lethonen, Yenedik Bienali kapsamında San Giovanni in Bragora Kilisesi'nde sergUediği işini (solda) Aya İrini'ye de getirdi. Hintli sanatçı Anish Kapoor'un "1000Ad"iIe (üstte), tranlı sanatçı Shirazeh Houshiary'nin "Düğümün Çözülmesi" adlı vapıtı da (sağda) Aya İrini'de yer alıvor. \ı "Yuva*" adını verdıği ve dört evkı tıp koltuk üzenne atılmış bir halıdan oluşan işi için ileri süremeyeceğim. Bu yapıtla- nn yer aldığı yan neflerin panolarla bö- lünmüş olması, yan nefin uzunlamasına görüntüsünü bozan bir müdahaleye ne- den olmuştur. Üst balkonda yer alan işler Üst balkonlarda yer alan yapıtlar ara- sında. eğer Aya İrini'nin kubbe altında- ki iç mekânında yeralsaydı boyutmekân ilişkisi bakımından etkisinı yitireceğini sandığım, ama bulundugu yerde olanca etkisinı duyurabılen "*Mezarlar"adlı ya- pıtıyia Sophie Calle'yi benzer duyarlık- İara sahip olduğum sanısıyla olduğu ka- dar. işinın çarpıcı anlamı açısından ve Bienal kapsamında Aya İrini de Serge Spitzer, Antrepo da Fernando Gomes Aya îrini'den uçan halının izleri NECMİSÖNMEZ 1951 yılında Bükreş'te doğan Serge Spitzer. son on yıl içinde açtıgı kişisel sergilerde ve katıldığı uluslararası sergilerde gerçekleştirdiğı çalışmalan ve bunlan sergileyiş mantığıyia dikkatleri üzenne çeken bir sanatçı. Pek kolay görülemeyen. fark edilmek için uzun süreli araştırmalan gerektiren çalışmalar, Spitzer'in izleyici sanat yapıtının kavranmasında aktif olarak katkıda bulunmaya davet eden, hatta zorlayan özelliğini ortaya koymaktadır. Eşsiz güzellikteki Aya Irini'de Spitzer, kubbenin altına. tambur ile orta nefin birleştiği noktaya yerleştırdiği altın renklı rulo halindekı halıyla bienalin en güçlü çalışmalarından birini gerçekleştirmiştır. "Prop-piece fstanbur ismini taşıyan bu çalışma. sanatçının daha önce Bonn. Düsseldorf şehirlerinde de tekrarladığı sistematik bır dizinin devamı olarak yorumlanabilır. Aya Irini'ye girip, orta nefin tam ortasından ya da kilısenin ikınci katından (Empore) kubbeye dogru bakjldığında, rulo şeklinde sarılmış bir halının ucu gözüküyor. Izleyicinin ancak uzun süre kubbeden süzülen loş ışıgı gözlerini alıştırdıktan sonra fark edebileceği bu çalışma, ılk bakışta sanki işçiler tarafından unutulmuş bir eşya gibi duruyor. Ancak altın renkli buTıalı, bir zamanlar tüm mekânı süsleyen ve muhtemelen altın renkli mozaiklere gönderme yaptıgı gibi hem Bizans hem de Osmanlı dönemlerinde özellikle Avrupa'ya halı ve dokuma ihracında önemli bir lıman olan Istanbul'un tarihsel özelliklenne dikkati çekiyor. Spitzer aynı zamanda Binbir Gece Masallan'nda da karşımıza çıkan "uçan halı'" imgesini devreye sokarak alabıldiğince sıradan görünen nesnelerin taşıdıklan çagrışım gücünü adeta bır problem çözercesıne uzanabildıgi en kılcal damarlara dek araştıran "bakış açısına" yönelik bir çalışma üretmiş. Macar sanatçı Serge Spitzer'in uçan halısı büyiik çabalar sonucu Aya İrini'de kubbenin altına, tambur ile orta nefin birleştiği noktaya yerleştirildi. (Fotoüraflar: ERZADE ERTEM) Bu bakış açışı elbette Marcel Duchamp'ın "•readymade'* kavramıyla birlikte yorumlanabilir. Ama belirtilmesi gereken bir özellik de şu. Spitzer. ülkemizde köklü bir geleneği olan halı kültürünü, dışandan bakan. halının taşıdığı sıcaklık, güç, zenginlik imgelerini de ıçine alan bu çalışmasında. buluntulara yer vermeden amacına ulaşmıştır. Yoğun bir düşünceyle üretilmiş olan bu bienal ışi. ancak eşit yoğunluktaki izleyici katkısıyla kavranabilir. Bu açıdan bakıldığında "instailation r 'un ne olduğunu öğrenmek isteyenler içinde "öğretici" bir çalışma karşısındayız. Gomes: Gizlenen nesneler Antrepo'nun ıkinci katında arkalara dogru birbinnin içine girmiş odalar arasında. ilk kez bakıldığında sanki hıçbir şey sergilenmiyormuş gibi bir izlenım uyandıran bir bölüm yer alıyor. Bu odadan içeriyegirdikten sonra beyaz du\ar kâğıtlannın üzerinde ipler. lastiklcr. kâğıt parçalan, kumaş artıklarından oluşan varla yok arasında. bellı belirsiz bır installation karşımıza çıkıyor. Latın Amerikalı sanatçılar arasında son yıllarda açtığı kişisel sergılerin yanı sıra Avrupa'daki tematik sergilerde de ismini duyuran Fernando Gomes'in (l%0) lstanbul Bienali için yaptığı bu çalışmasında anlatımcılığa düşmeden bienalin temalanna gönderme yapması oldukça dikkat çekici. Rıo de Janeiro'da yaşayan Gomes. buluntuymuş gibi görünen malzemelerle "oda-installation'"ları oluştururken •'readv-made" olgusundan uzak duruyor. Antrepodakı installation. ancak dikkatii va sabır gösteren bir izleyicinin keşfedebileceği kavramsal araştırmalar. öneriler ve görsel oyıınlarla dolu. Bu durumu biraz daha açmak gerekırse. installationun ortasında. boydan boya iki duvar arasında asılmış olan ince beyaz yorgan ipliklerine dikkati çekmek istiyorum. Gomes. mekânın her köşesine adeta gizlercesine yerleştirdiği günlük yaşama aıt nesnelerle izleyıcıyı adeta saklambaç oynar gibi peşinden sürüklerken odanın ortasına yerleştırdiği bu ip sayesinde izleyicinin dıkkatini duvar üzerine çekerek gerçekte mekânla ilgilendiğinı duyumsatıyordu. Gomes'in yorumladığı mekân kavramı. üçboyutlu \e kökenı El Lissitzky ile KurtSchwitters'e uzanan bıreğilimin de\amı olarak görülebilır. Ama sanatçı burada özellikle kullandığı nesnelerle kalıcı dcğil, gelip geçen, yaşamla birlikte şekil ve anlam değiştiren kavramlar üzerinde yoğunlaştığını duyumsatmaktadır. Bu özellıği daha belirgın olarak ortaya çıkan bır eğilım de duvar kâgıtlannı kazınması. yırtılmasıyla oluşan görsel etkinin kendini süreklı olarak değiştirmesi. nesnelerin kaybolmaya, bozulmaya elverişli olmasıdır. Düş gücüyle takip edilebilecek bır yolculuğa izleyicıyi davet eden Gomes'ın bu çahşmaM güncel sanatın "vöndimsizliğini" yetkin bir dille ortaya çıkarmaktadır. yerde icrgılenıesıyle bu anlamın nere- deyse şıddete dönüşecek denli vuruculu- ğuyla seçkimin çok özel bir yenne koy- maktayım. Ingiltere'de yaşayan Lübnanlı bir Fı- lislinli olan Mona Hatoum'un iki ışi özellikle ilgimi çeken yapıtlar olmuştur. Bunlardan "İğneli HalT, uzaktan pek sev digımiz tüylü halının yaklaştıkça gö- rüntüsünü iğneli fıçıya dönüştürmesiyle duyduğumuz dehşet her ne kadar bana MeretOppenheim'ın kürkle kaph finca- nını anımsatan bir sürrealizm çagnşımı yapmışsa da, bu kimliğiyle başetmeye çabalayan kadın sanatçının bildik halıya yükledigı anlam çok daha çarpıcıdır Kü- çükodada. çılecılerintekbirnalıüzenn- de medıtatif süreçlerini geçirişlerinde kapandıklan manastır odalan gıbı bir mckân hazırlamış olan Mona Hatoum. burada aynı tarzda, daha küçük boyurta "Pusulalı Seccade'*siyle vennek ıstediği anlamı belirgınleştirmiştır. Mekândan bağımsız olarak kendı içle- rinde Anish Kapoor un -1000 Ad", Shi- razeh Houshiary'nin "Düğümün Çözii- lüşü"adlı çalışmalannı da seçkımde de- ğerlendiımeliyim. Ama bu bienalde gerek Yerebatan Sar- nıcı "nda. gerek^e \e özellikle buradakı işiy le seçkimin yine baş köşesini İKa Ka- bakm'a \eriyorum. Yokmuş gibi var olan Kabakov Aya İrinı'nın ıç mekânında korkusuz- ca yer alan tek sanatçı Kabakov"dur. Çün- kü o burada yokmuş gibi var oluyor. Çün- kü o burada hain kurtla dans ediyor. Bu mekânda bulunan yer mozayıgininaçıga çıkanlmış parçasını kaba korkuluklarla korumaya alıyor ve y ine küçücük bir kur- maca öyküsüyle. sıradan bir banka me- murunun ışe başlamadan önce. işi rast- gıtiin dıye çizmeyi alışkanlık haline ge- tirdığıdeseniyle. birgezısonucunda Aya lrini'deki yermozayiğının aynı desen ol- duğunu gördüğündeduyduğuşaşkınlığı. hattaarkeologlann \e bılimadamlannın da hâlâ şaşkınlıktan çözemedikleri gızi anlatıyor Bu oyunbaz tavır. bu sevimli çocuksuluk ve içinde barındırdığı koca- man bir ıronikaramizah benim için, bü- tün o görkemlı teknolojık yardımlı; çe- lik, metal, motor, monitör hatta Kaba- kov'la benzer tavnn içinde olan naif, il- kel bütün işleri bir karikatür balonuna çevınyor. Kabakov 'un bu fiskesinde öylesine bir meydan okuyuş sezinliyorum ki. aynı za- manda bu görkemü. olaganüstü güzel ya- pıya saygısını, sanat degılmış gibi sanat yapan doğal, basit tarzını. yaşadığımız eski-yeni. geçmiş-şimdi, sanat-sanat de- ğil arasındaki paradoksu gerçek-gerçek- dışı ilişkisi içinde verişını, onemsızmiş gibi göriinen ama çok önemli bir şey ya- pan sanatsal sunusunu bütün bienal ya- pıtlarına yeğliyorum. Aya İrini, Kaba- kov'un bu işıni doğallıkİa benimsemiş- tir. Öyle kı gerçekleştirılebilse iyi bir iş olacağına emın olduğum Kounellis'in hâlâ gerçekleştirilemeyen yapıtını Aya İnni kubbesi birtürlü kabul etmiyor ne- dense. Çünkü karabıber taşıyan 100 adet metal kefe. kubbeye gerılen çelık telle- nn tam ortasından aşagı sarkıtılırken, kubbe sadece bır tane yeter deyip diğer 99 adedinin düşmesıne neden oluyor. Acaba statik hesabı mı yanlış yapılmış? Mekân teknolojiyi yeniyor, küçücük bir kâğıt parçasıyla anlam kazanıyor. Aya İrini"dcn yaptığım özel seçkım. Kounel- lis'in ışi bir dahakı sefere yerine asılırsa eğer. sanınm onu da alacak içine. Bie nal hâlâ sürüvor. MEMET BAYDUR Bergen'in Kocası! Renkli gazetelerimizden birinin pazar sayısında, arka sayfalarda bir haber. "Candıce Bergen kocası- nı yitirdi." Renkli bir fotoğraf da var. Altında. TV dizi- si Murphy Brown ın güzel yıldızı Candice Bergen'in yönetmen eşinden bır kızı var yazıyor. Fotoğrafta "güzel yıldız" yanında ufak tefek, gözlüklü bır adam- la görünüyor. Bir TV dızisinde oyunculuk yapan bir hatun kişinin kocasını yitirmesi neden haber oluyor diye düşünürken anlaşıldı mesele. Ölen adam Louis Malle'mış. Hani şu Yeni Dalga akımının büyük usta- larından. Hani canım en az bir düzıne başesere ım- zasını atan, kısalı uzunlu yirmi dokuz fılm yapmış bü- yük yönetmen Louıs Malle'mış Candıce Bergen'in kocası olarak haber malzemesi olan kışi. Fransa'nın Belçika sınırı yakınlarında tatsız bir en- düstri şehri vardır. Thumeries. Orada doğmuş Mal- le. Şehrin tek manfeti şeker üretmek. Dev bir şeker fabrikası var orada. her yan şeker pancarı yığmlarıy- la süslü. Bir bankası var şehrin. bır de o bankanın ya- nında lokantası: Şeker Kâsesi. Fabrıkanın sahibi şir- ket, eski bir burjuva ailesi olan Beghin'lerin. Louis Malle'ın annesi bu aileden, babası da şeker fabrıka- sının müdürü. Dört erkek, üç kızkardeş o kişilıksız kentte doğup büyümüşler. Şeker endüstrisınin yanı sıra Thumeries'i haritada var eden tek şey Louis Mal- le'ın doğum yeri olması. Bu gerçek kırıntısından ötü- rü biliniyor bu gün bu kent. 1940 yılında Nazi işgalı başlayınca Paris'e taşın- mış aile, Louis Malle sonraları Sorbonne'da sosyal bilimler okumuş, ardından Pans'in ünlü sinema oku- lu IDHEC'de sinema. Daha bırıncı sınıf öğrencisıyken Kaptan Cousteau'ya kameraman yazılıyor ve üç yıl Kalipso adlı gemıde dünyayı dolaşarak Sessiz Dün- ya'yı çekiyor. Paris'e dönüşünde bırkaç gün Jacqu- es Tati ile birkaç hafta Robert Bresson ile çalışıyor. Sonra kollan sıvayıp ılk fılmıni yönetiyor. Bizde Idam Sehpası olarak bilinen Cehenneme Asansör adlı baş- yapıt. 1959 ile 1963 yılları arasında, Yeni Dalga'nın mo- da olduğu yıllarda Fransa'da yüz yetmiş (170) yönet- men ılk filmlerinı çekmışler! Yalnızca bır avuç kadarı devam etmiş işine, doğal olarak. Truf- faut, Resnais, Go- dard, Varda, Sa- utet, Demy, Enrico bu azınlığın arasın- da. Louis Malle da bu grubun içinde yer alıyor. Cehen- neme Asansör'den sonra ikınci başya- çıtını yönetiyor. Âşıklar. Sonra üçüncü başyapıt geliyor: Raymond Queneau'nun ro- manından uyarladı- ğı Zazie Metroda adlı filmi. 1971 yılın- da sinema tarihinin en güzel, düşündü- rücü komedilerin- den birini çekiyor: Yürek Çarpıntısı. Çocukluk anıların- dan süzülmüş bu filmde Katolisızm, savaş, komünızm, caz, Albert Ca- mus, anarşizm ve seks, giderek en- sest (fücur) birbınne Louis Malle karışıp enfes bir ko- medıye dönüşüyor. Sonra bır şaheser daha geliyor Lacombe Lucien. Insan neden. nasıl faşist olur so- rusuna çetin cevız bir yanıt veriyor Malle bu filmin- de. 1981 yılında Andre ile Yemeğim adlı, söz sıne- masının başeserlerinden birini çektikten sonra yak-' laşık on yıldır uzak kaldığı Fransa'ya dönüyor, bu se- fer lirik sinemanın iki başyapıtına imza atıyor. Bırin- cisi otobiyografik öğeler taşıyan yaralayıcı bir fılm: Hoşçakalın Çocuklar. Çocukluk, durmadan döndü- ğü bir ülke Louis Malle'ın. 1989 yılında yıne Fransa'da Mayıs'ta Mılou adlı usta işi fıimi çekiyor. Son yapıtı ise bu yıl gördüğüm Kırkikinci Sokağın Vanya'sı. Can alıcı bir eser, tiyatrodan söz eden sinema nasıl yapı- lır sorusuna dingin, lırik ama keskın bır yanıt veriyor Malle. Arada bu yazıda sözünü etmediğim birçok önemli filmi var. Işte dünya için. sinema sanatı için gerçek bir ustaydı geçen pazar kimi gazetelerde Mur- phy Brovvn'ın kocası öldü diye haber konusu olan ki- şi. Elimde imzaladığı kitabı var şimdi. Bütün filmleri üstüne konuştuğu 1993 basımı bir kitap. Son sayfa- larında bakın neler anlatıyor Louis Malle. "Bana hep sorariar, bütün bu birbirine benzemez filmleri, apay- rı bilinmezlere yelken açan işlen yapıyorsun. Nedir ortak noktası senın fılmlerinin? Bu soruya yanıtım 'ben' oluyor hep. Filmlerimin ortak noktası benim." Haa bir de şunu ekliyor son cümle olarak bu bü- yük sanatçı: "Yaşadıkça fikirlere daha az güvenir ol- dum, onun yerine duygulara güveniyorum daha çok." Sinemanın olumsuz anlamda marjinalleştıği bir za- man dilimine giriyoruz. Televizyon bir yandan. gör- sel basının bombardımanı öte yandan, kullanılıp atı- lacak yapıtlarla bir çöplük kültürünün egemenliği ku- ruluyor neredeyse. Bir film, nasıl dıyorlar "olay" ha- line gelebilir, çok para yapabilir, bütün ödülleri alabi- lir, ama birkaç yıl içinde unutulmaya mahkûmdur. Pulp Fiction, Forrest Gump vesaire gibi filmleri sa- nat yapıtı zannedenler için geçerli bu görüş. Öte yan- dan içimde bir ses Lacombe Lucien'ın ya da Yürek Çarpıntısı'nm yüzyıl sonra da anımsanacağını söylü- yor. Enayilik benimkisi ama ne yapalım ki böyle! Karikatür yanşması sonuçları açıklandı Kültür Ser\isi- Çarşı Mağazalan'nın düzenlediği 1. Karikatür Bienali kapsamında yer alan "Türkiye'de ve Dünyada Tüketıcı Sorunlan' konulu karikatür yanşması 30 kasım günü The Marmara Oteli Balo Salonu'nda düzenlenen bir törenle açıklandı. Yarışmada birincilıği, Trabzon'dan katılan Hakan Sümer "Reklam" konulu karikatürü ile kazandı. lstanbul'dan tsmet Lokman ve Ankara'dan Cemalettin Güzeloğlu ve Bursa'dan Mümin Bayram'ın "başan ödülü' kazandığı yarışmada Samsun'dan Yılmaz Muslu. Antalya'dan Cihan Işbaşı \e İstanbul'dan Samı Caner jüri özel odulüne değer görüldüler. Sergılenmeye degergörülen 35 yapıt ise 10 aralıga dek The Marmara Oteli Orient Express Salonu'nda görülebilır.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog