Bugünden 1930'a 5,458,831 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 3 ARALIK 1995 PAZAR 12 HABERLER Yıllann spikeri Jülide Gülizar, manken sunuculann haber okuyuş biçiminden rahatsız "Dil bir ülkenin namusudur'• Dil kirlemnesiyle ilgili olarak 23 ekimde düzenlenen"Ver ar yu goink Türkçe" başlıklı panelde Gözde Tan'ın kendisine 2 milyarlık tazminat davası açmasına neden olan sözlerini açıkhyor Jülide Gülizar. "Ben, Türkiye'nin savaşını veriyorum. Mankenler spikerlik yapmasın demiyorum. Kim neresini isterse açsın. Ama haberler böyle okunmasın. Yapacak olanlar öğrensin diyorum" diye konuşuyor. ECE T E M E L K l RAN ANKARA - Radyo ve televizyonun ılk spıker \e röportajcılanndan olan Jü- lide Gülizar, NumberOne TV'nin ha- ber spiken Cözde Tan ıçin söylediği sözlerle gündeme geldi. "Manken düş- manı" ilanedılmekten rahatsız olan Gü- lizar. derdinin güzel kadınlar değil. Türk- çe oldugunu anlatıyor. Onunki miyadı dolmavacak bır "kalp çırpıntısı". düz- gün bır cümlenin ağızda bıraktığı tat, bır de 24 yıllık bir savaş. Jülide Gülizar. "Dil bir ülkenin na- musudur" diye ba^lıyor söze. 23 ekim- de "Yeraryu goink Türkçe" başlığıy- la düzenlenen dıl kırlenmesı konulu pa- nelde söylediği ve Gözde Tan"ın kendi- sine 2 milyarlık tazminat açmasına ne- den olan sözlerini açıkhyor: "Ben Türkiye'nin savaşını veriyo- rum. Mankenİer spikerlik yapmasın demiyorum. Kim neresini isterse aç- sın. Ama haberler bö> le okunmasın." Gülizar. neden bu kadar öfkeli? Çün- kü o, ne zaman bir sözcüğü yanlıs. söy- lese dilinde an sokması gıbı bir sızı du- yuyor. Mesleğinin ve yaşamının sorum- luğu demek olan bu sızıyı duymayan kimsenın. bozuk sözcüklerle dıli kırlet- mesını ıstemiyor. Gülızar'ın sözcükler- le ılişkisi bebekle oynama çağında baş- lıyor. Sözcükleri se> redecek kadar sevı- yor dilı. onlan evırip cevirip eğleniyor. Sonralan kardeşleriyle birlikte yemek- le'den sonra yaptıklan dil tartışmalany- Ia masayı. babalannın deyımiyle "Ata- türk'ün sofrasına"çev inyorlar. Güney- dogu'da geçen çocukluk, Ankara'daki li- se yıllarında dıliyle alay edilmesine ne- den oluyor. Yerel sözcükleri kullandığı zaman çocuklann gülüşmesi çok içine oturmuş olacak ki ıntikamı acı oluyor. Radyoda ilk anonsu yaparken hepsı gö- zünün önünden geçıyor: "Benimle ala> edersiniz ha? Böyle i spiker olunur işte!" ı Spıkerliğebaşladıktan sonra4yıl bo- yunca 6 kez kurs görüyor Gülizar. Öğ- retmenler. Dev let Tiyatrolan sanatçılan, gazeteciler ve edebıyatçılar. Ama esaslı öğretmen Refik Ahmet Sevengil Ko- nuşmalann, kayıtlar dinlenerek kontrol edildıgı toplantılarda Sevengil. bıryan- Spikerlik vaptığı dönemde kadın spikerlerin ekrana çıkması için savaşım veren Gülizar, şimdi manken su- nuculann haber okurken dikkati kendi üzerlerine çekmelerinden yakınıyor. lış duydugu zaman gözlüğünü burnuna düşürüp kızıyor: "Dilinizi eşekarısı soksun." Gülizar. meslek sorumluluğunu özet- leyiveriyor: "Bizim dönemden olanlar, ne za- man bir hata yapsak dilimizin ucun- da bir sızı duyarız. Bütün yaşamımız boyunca bunu duyduk." 'Şarkılar bitti, türküler' Gülizar. radyoya 1956'da adıın atıyor. Bına yıkıldı y ıkılacak. iki lafın başı mık- rofon bozuluyor. Programcı yok. Hatta ulusal bayramlarda askerler gelip prog- ram yapıyor. Bunlar Çetin Altan'ın "Dostlanm" diye başlayan radyo ko- nuşmalannı vaptığı günler. "Radyocu- luk anlaşılmamıştı" dıyor Gülizar ve o günlerde spikerlerin yaptığı işi gülerek özetliyor: "Şarkılar çalardı. Biz de "Şarkılar bittı, türküler. Türküler bitti. haberler' derdik." Gülizar bukısırdöngüyedayanamayıp ayrılıyor. Daha iyi bir iş buluncaya ka- dar radyoya kadrosuz olarak devam edı- yor. 27 Mayısdevrımıolduğundakadro- lu olarak yeniden radyo spikerı oluyor. 27 Mayısçılardan ölenlerin Anıtkabir"e gömülmeleri sırasında vapılacak naklen yayın içınGülızar'aöneridebulunuyor- İar. Radyoda en deneyimlı spiker Güli- zar. Çünkü dahd önce kadın spıkerlere, ne naklen yayın yaptmlıyor, ne de rö- portaj. Gülizar. naklen yayına ikı gece saba- ha kadar oturup hazırlanıyor. Hazırladı- ğı metın 30 sayfa. 8 ayn yerden vapıla- cak yayın başlıvor. Camideki spıkerler. sözüCebeci'debirapartmanınbalkonun- da bulunan Gülizar'a bırakınca. Gülizar başlıyor konuşmaya. Coştukça coşuyor. O sırada bır telefon. Korumayla görev li asker telefona bakıp, Güiızar'ın kıılağı- naeğiliyor: " '"- v " "Müdür, toparlasın, kortej istasyo- nu geçti, Anıtkabir'e varacak, dedi!" Gülizar toparlayıp bıtırıyor. ama kapı- ya makineli tüfekli iki asker dıkılmış. Gülizar. "Bu kadar mı çok konuştum" diye düşünürken askerler aldıkları emri aktarıyorlar: "Sizi Amtkabir'e intikal ettirece- ğiz. Orada da siz konuşacakmışsınız." Gülizar. babasının mıras bıraktığı sö- zü. okurların affına sığınarak aktarıyor *'Eşek gibi çalışın ki insan gibi he- sap sorma hakkı sizdc olsun." Gülizar. daha sonra röportajlar ve nak- len yayınlarda. "yıldızını parlatıyor." Daha sonra "Ocakbaşı". "Bir Yıldız Kaydı" \e diğer kultür ve sohbet prog- ramlan. 'Haberlerden seçmeler' 1964'te TRT kurulduğunda Gülizar yeniden haberokumaya bas.lıyor. Haber- leri Anadolu Ajansı yapıyor. Ajans ha- berlen bisikletle radyoya geliyor. Kemal Deniz haberleri seçıyor. Onun seçmedı- ği haberlen okumak yasak. Ama birak- vam. Denız ortada yok. Haber saati ge- lıyor. Yapılacak bir şey yok. Gülizar sa- bahtan beri gelen haberleri toplayıp oku- yor. "Bir yandan da düşünüyorum. Sonunda ne diveceğim? "Haber bülte- ninı dinledinız' desem sahtekârlık ola- H A B I T A T T ü r k i y e r a p o r u t a s l a ğ ı h a z ı r l a n d ı 'Ozelleştirme sonucaulaşmadı'ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - lstanbul'da gelecek yıl yapılacak Birleşmiş Mılletler(BM) İnsan Yerleşimleri Merkezi, Habıtat II Kent Zirvesi'nde sunulacak Türkiye Ulusal Raporu ve Eylem Planı taslağı hazırladı. Toplu Konut Idaresi Başkanı Yiğit Gülöksüz. Habıtat 11 Ulusal Komitesı"nın. geçen yıl ve bu yıl vaptığı toplam 4 toplantıya sunulan tebliğ ve raporlar doğrultusunda, danışma kurulu tarafından oluşturulan rapor taslağının. 15 aralıkta yapılacak ulusal komitenin 5 toplantısında tartışılarak kesinleştirileceğinı söyledi. Rapor taslağında yer alan bilgilere göre taslağın oluşumunda. ulusal komıte toplantılanna çağrılan 139 kamu ve özel kurum ve kuruluşun temsılcilerinin sunduğu teblığler dikkate alındı. Rapor taslağının "Sunuş" bölümünde, hazırlık süreci sırasında geliştinlen ve kabul edilen Ulusa! Eylem Planı'nın yaşama geçirılebilmesi ıçin ulusal komitenin aktıf bır izleme içine girmesi gerektiği belirtildı. Türkiye Ulusal Raporu ve Eylem Planı taslağının "Oncelikler ve Durum Değerlendirilmesi'* bölümünde. Türkiye'de inşaat sektöründe. genellikle küçük ve orta ölçekli girişımcılerin konut yapımı, daha büyük ölçekli gırişimcilerin ise R.apor taslağında, Türkiye'nin, BM raporuna göre 1960- 1992 yıllan arasındaki insan gelişme göstergesini en hızlı arttıran 10 ülke arasında olduğu belirtildı. Çok partili dönemde. "Demokrasi içinde siyasal yarışmanın. himayecilik ilişkilerinin güçlü olduğu siyasal partiler eliyle yürütüldüğü" belirtilen raporda, şöyle denildi: "Askeri müdahale dönemleri de dahil. siyasi kararlarda popülist bir çizgi egemen olmuştur. Partiler içinde himayecilik ilişkilerinin varlığında ve popülist politikaların sürdürülmesinde, hızlı kentleşmenin doğurduğu yüksek rantlann dağıtılması, önemli bir işlev yüklenmiştir." altyapı hizmetlenyle uğraştığı anlatıldı. Raporda, inşaat malzemelerı sektöründeki 500 kadar kuruluşun. 350 çeşit inşaat malzemesinı. dünyaya satılabilir standartta üretir hale geldiği belirtildi. İnsan gelişme göstergesi Taslakta. BM insan Gelişme Göstergesi 1995 yılı raporuna göre Türkiye'nin, 0.792 puan ıle 174 ülke içinde 66. sırada ve 1960-1992 yıllan arasındaki însan Gelişme Göstergesi 'ni en hızlı arttıran 10 ülke arasında gösterildiğı belirtildı. Taslağa göre Türkiye. aynı raporun erkek ve kadın arasında gelişme farklılığını ölçen Cinsiyet Gelişme Göstergesf nde 0 744 puan ile 45. sırada. 1970-1992 yılları arasında Cinsiyet Gelişme Göstergesini artırma bakıınından da 5. sırada yer aldı. Buna karşın. kadınların kapasitelerını yaşamda ne ölçüde kullanabildıklennı gösteren Cinsiyet Yetkı Göstergesi sıralamasında Türkiye. 0.234 puan ile 98 olabildi. Yüksek tekelleşme oranları Tasiakta. 1980den sonra önemli ölçüde azalmış olsa da tarım kesiminde uygulanan koruyucu popülist fiyatlandırma politikalannın. kırsal kesımde küçük üretıcilığin önemli ölçüde sürmesıni sağladığı ve bunun kırdan kopuşun hızlanmasını engellediği belirtildi. Rapor taslağında. büyük ölçekli kuruluşlar olmamasına karşın, sanayi üretiminde yüksek tekelleşme oranlan oluştuğu bildirildi. Taslakta. 1980'den sonra özel kesimin dışa açılarak yabancı sermayeyle işbırliğıne girmesıne karşın. Türkiye'nin itici güçleri arasında çok önemli yerı olan devlet sanayilerini özelleştirme yolunda atılan adımlann sonuca ulaşmadığı. bu kuruluşlann teknoloji yenilemelerine de olanak verilmediği kaydedildi Popülist politikalar Çok partili dönemde. "demokrasi içinde siyasal yarışmanın, himayecilik ilişkilerinin güçlü olduğu siyasal partiler eliyle yürütüldüğü" belirtilen raporda. şö>le denildi: "Bu 50 yıllık dönemde, askeri müdahale dönemleri de dahil olmak üzere, siyasi kararlarda popülist bir çizgi egemen olmuştur. Partiler içinde himayecilik ilişkilerinin varlığında ve popülist politikaların sürdürülmesinde, hızlı kentleşmenin doğurduğu yüksek rantlann dağıtılması, önemli bir işlev yüklenmiştir." Rapor taslağında. yerel yönetimlerin güçlendirilmesi konusunda yeterlı gelişme olmadığı da kaydedildi. •"Bizim zamanımızda spiker ekranda kendini değil, haberi sunuyordu. Yıllarca ekranda nasıl göründüğümüzü öğrenemedik. Isterdik, göstermezlerdi. Makyaj yapacak kimse yoktu. Böyle olmamalı elbette. Dikkati haberden başka yere çekmeyecek şeyler giyilse yeter" diyen Gülizar, "Bizim dönemden olanlar, ne zaman bir hata yapsak dilimizin ucunda bir sızı duyarız. Bütün yaşamımız boyunca bunu duydu" diye ekliyor. cak. Ben de söyley iverdim: Günün ha- berlerinden seçmeler dinlediniz.'Ertesi gün soruşturma sarı zarfla geldi. Ya- nıtımı unutamıyorum: 'Ben bülteni ve namusumu kurtardığıma ınanıyorum.' O zaman herkes bu işi ciddiye alıyor- du." Derken televizyon vayına başlıyor. Yi- ne kadın spıkerler bir kenara atılmış. ha- berleri erkek spikerler sunuyor. Gülizar. "Bu iş erkek işi midir" dıyerek bir sa- vaş başlatıyor. Zaferonun. kadın spiker- ler ekranda. Fakat yönetim sıkı. Güllü dallı gıyınenler ev lerine gönderiliyor "Saçlar bir gün yandan, bir gün öbür yandan değil. Spiker ekranda kendini değil. haberi sunuyordu. Yıl- larca ekranda nasıl göründüğümüzü öğrenemedik. İsterdik, göstermezler- di. Makvaj yapacak kimse yoktu. Böyle olmamalı elbette. Dikkati ha- berden başka yere çekmeyecek şey ler giyilse yeter." Ya şımdinın manken-sunuculan? "Mankenler bu işi yapamaz demi- yorum. Yapacak olanlar öğrensin, di- yorum." 4 Biz seni tanıvoz' Gülizar. 1978de "Bir Konu Bir Ko- nuk'"programını hazırlamaya başlıyor. Yönetimlearası yine kötü. 3 aydabirça- ğınp programın haftada bırden 15'de bı- re düşürülmesıni önen> orlar. Ama prog- ram çok tutuluyor. Bir gün yolda gider- ken çocuklann oynadığı teneke gelip ayağının önünde durunca. tenekeye vu- ruvenyor. Çocuklar yanına gelip sıntıyorlar: "Biz seni tanıyoz." Kisa konuşma sonunda Gülizar. prog- ramdan neöğrendiklerini soruyor. Yanıt. programın verini bulduğunu gösteriyor: "Hayat hakkında bir şey ler." Ama, Milliyetçi Cephe (MC) hükümetı sınırlan daraltınca işin keyfi kaçıyor. TRT'de kalmak Gülizar'a göre "içi boşaltılmış bir inada" dönüşüyor. Emekliliğinı hep kâbuslarında görürken kendini emeklı buluyor. "Şimdi." diyor Gülizar. "Radyoda ne zaman koro şar- kılar çalsa kalbimde çırpıntı oluyor. O kadar. Galiba her şeyin nedeni olan bir çırpıntı." Kadmm seçme seçüme hakkmm 61. yddönünıü ANKARA (AA) - Türk kadınının seç- me ve seçilme hakkını elde etmesinin 61 'inci ve Kastamonu'da gerçekleştirilen 'ilk Türk kadın mitingi" nin 76'ncı yıl- dönümleri 10 aralıkta törenlerle kutlana- cak. Kutlamalar çerçevesinde 10 aralık pazar günü kutlama komitesince Anıtka- bır'e çelenk konulacak. Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ile Kasta- monu Vaiıliği'nce, aynı gün Ankara'da "ilk Türk kadın mitinginin 76. ve Türk kadınlarının seçme ve seçilme hakları- nı elde edişlerinin 61. vıldönümleri" konulu birsempozyum gerçekleştinlecek. Sempozyumun açılışına Cumhurbaş- kanı Süleyman Demirei ve Başbakan Tansu Çiller 'in de katılarak birer konuş- ma yapacakları belirtildi. Türk Dil Kuru- mu Konferans Salonu'ndakı sempozyu- mun Prof. Dr. Emel Doğramacı'nın baş- kanlığında yapılacak birincı oturuma. Prof. Dr. Ülker Gürkan , Prof. Dr. Ber- rin Yurdadoğ , Prof. Dr. Gülnihal Boz- kurt. ıkincı oturumuna ise Prof. Dr. Emel Doğramacı. Prof. Dr. İbrahim Agâh Çu- bukçu . Yrd. Doç Dr. Leyla Kaplan ıle Yrd. Doç. Dr. Şcfika Kurnaz konuşma- cı olarak katılacaklar. Türk Kadınlar Bir- liği de Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının verilmesinin 61. yılı dolayısıy- la 5 aralık salı günü Bursa'da toplanacak. Toplantıya Türk Kadınlar Birliği Genel Başkanı ile 37 il başkanı katılacak. İlk Türk kadın mitingi 10 Aralık 19I9'da Kastamonu'da gerçekleştirilmişti. Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı ise 5 Aralık 1934 tarihınde kabul edilmişti. ÇAIJŞANLAREN SORULARI / SORUNLARI \TOLAZ ŞÎPAL 1996'ya girerken neler değişti? 5ORU: 1) 1996 yıhna girerken neler değişti ve bu değişiklikler hangi Resmi Resmi Gazete'de yavımlandı? 2) Bu değişiklikle, Emekli Sandığı ve Sosyal Sigortalar Kurumu'nun en az-en çok emekli aylıkları. 3) Kıdem tazminatı ta\anı. 4) SSK'nin prime esas kazanç tabanı - tavanı ne idi ne oldu? E.E. YANIT: 1) 8 Kasım 1995 günü "mükerrer" Resmi Gazete'de yayımlanan 95'7492 sayılı Bakanlar Kuruiu karan ile aylık katsayı- sı (1.225)'ten (1.695)"e. taban aylık katsayısı (4.490)'dan (10.175)'e. 15 Kasım 1995'ten geçerli olarak yükseltildi. 1 Kasım 1995 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 957444 sayılı Bakanlar Kurulu karan ile, SSK gösterge tablolanndaki hergöster- geye (3.478) puan ekJendi. Böylece en küçük gösterge (1.136)'dan (4.6l4)"e. en büyük gösterge de (6.650)'den (10.128)'e. 15 kasım 1995'ten geçerli olarak yükseltildi. Sosyal yardım zammı arttınl- madı ve 4 milyon 690 bin lirada kaldı. Yıne, 1 Kasım 1995 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 95 7447 sayılı Bakanlar Kurulu karan ıle. 15 Kasım 1995'ten geçerli ola- rak, Bag-Kur basamakları yeniden düzenlendi. Bu düzenleme ile en küçük gösterge (1.860)'tan (2.100)'e ve en büyük gösterge de (14.800)'den (16T410)'a çıkarıldı. Bağ-Kur"un ödediği "sosyar yar- dım zammı da 100 bin liradan. bir milyon liraya yükseldi. Bu bil- gilere göre: EMEKLİ SANDIĞI Deılet Memurları 14 kasım 1995 15 Kasım 1995 1 Ocak 1996 Genel Katsayı Taban Katsayı Taban Gösterge En Az Aylık " En Çok Aylık M00 1.225 4.490 1.000 7 012.200 33.240 750 1.695 10.174 1.000 12.S72.44O 49.956 650 1695 10.175 1.000 12.872.440 61.872.500 SSK En Küçük Gösterge En Büyük Gösterge Genel Katsayı Sosyal Yardım Zammı EnÂz Aylık EnÇok \y\k<'& KIDEM TAZMİNATI Genel Katsayı Tazmmat Tavanı SSK(TABAN-TA\A\) Tavan Gösterge Taban Gösterge Genel Katsayı SSK Tabanı SSK Tavanı 14 Kasım 1995 1.136 6.650 1.225 4.690.000 5.664.120 11.614.313 14 Kasım 1995 1225 19.765.750 14 Kasım 1995 6.650 1.136 1225 1.391.610 8.146.260 15 Kasım 1995 4.614 10.128 1.695 4.690.000 10.164.511 19.281.916 15 Kasım 1995 1.695 31311.650 15 Kasım 1995 10.128 4.614 1695 7.820.730 P. 166.960 1 Ocak 1996 4.614 10.128 1.695 4.690 000 10.164.511 19.281 916 1 Ocak 1996 1.695 35.176.250 1 Ocak 19% 10.128 4.614 1.695 7.820.730 17.166.960 ANKARA NOTLARI MUSTAFA EKMEKÇİ Serteller'in Demokrasi Savaşımı... 1980 öncesi, Cumhuriyet'e başlayalı birkaç yıl olmuş; Meclis'e gidip kulislerde ne olup bittiğinı öğrenmek ıste- dim. AP kulisinde. eskı Millı Savunma Bakanlarından Ah- met Topaloğlu, birkaç arkadaşıyla soyleşıyor. AP grubun- da da Süleyman Bey konuşuyor. Biraz oturduktan sonra Topaloğlu'na: - Süleyman Bey, ne söyledi gibisınden sordum. Adının MustafaCesurolduğunu. sonradan öğrendiğim ufak tefek, tombalak bırı: - Sana ne Süleyman Bey'ın ne söylediğınden? Hem be- nim genel başkanımdan nasıl Süleyman Bey diye bahse- debilirsin? Kendıne gel! Soyun mılletvekillığine, gel bura- ya kozumuzu paylaşalım. Öyle gazetecilikler sökmez! Daha ben ağzımı açrnamıştım. Elinı beline attı; birkaçı onu tutarken Ahmet Topaloğlu, beni oradan uzaklaştırma- ya çalışıyor: - Kardeşim, sen bu kulıslere gırme. Adam sinirti, gönnü- yor musun? Sen bizim kusurumuza bakma diyordu. Mustafa Cesur'u susturdular. Bır daha AP kulisine uğ- ramadım desem yerı. O "cesur" mılletvekıli Isparta'dan- dı. Çok geçmedi, yürek durmasından öldü. Acıdım! Olayı bugüne değin yazmadım... Cumhunyet'ten önce Yeniortam'daydım. 1974-75 yıl- lan olmalı. Gerıci bır gazetede. Yılmaz Yalçıner imzalı bir yazı çıktı. Yazar, adımı yazmıyordu, ama yazımdan bır par- ça alıyor, bunu yazandan "Nataşa'nın oğlu" diye soz edi- yordu. Aynı yazıda. arkadaşım llhami Soysal ı ovuyor, "O da solcu ama, milliyetçi" diyordu. Savunman Emin De- ğer'e açtım konuyu: - Mahkemeye verelim, cezalandmr, tazminat almzldeö'ı. - Yok, dedım. mahkemeye gitmem. Benım anamın adı Fatma! Nataşa da bır Rus kadını, O da bir ana. Ona da saygım var.. Dava açmadım. Aradan bir süre geçti, Cumhurıyet'te çalışmaya başlamışttm sanıyorum. Süleyman Bey'le bır gezıye katılıyordum. Esenboğa'da, uçağa bınmek üzere beklerken gazetecılerden bırıne, Yılmaz Yalçıner'ın ora- da olup olmadığını sordum. Arkadaşım: - Su karşıda, köşede ayakta duran sakallı yanıtını verdı. - İyi, dedım. geçtım. Herkes uçağa bıniyordu. Ağır ağır yuriıyüp, bınmeye hazırtanıyorum. En sona mı kalmıştım ne? Arkamda bir ayaksesı: "Haydı, ona dayol vereyim de geçsin" öıye dü- şundüm. Ardıma bakmadan- - Buyunjn, dedım, geçin! O: - Rıca edenm abi, siz buyurun deyınce, yuzune baktım. O, Yılmaz Yalçıner; sozcüğe bastırarak: - Teşekkür edenm kardeşim deyıp yurüdüm. Yüzü kıp- kırmızıydı! Yılmaz, daha sonra Iran'a bir uçak kaçırrna olayına gı- riştığı gerekçesıyle tutuklandı, hapis yattı. Üzüldüm, pa- ram olsa yolîayacaktım! Bu da ilk kez yazdıklarımdan... Geçen hafta, Ali Kırca'nın "Siyaset Meydanı"nda Acz- mendiler fılan vardı; bu arada, onlerınde öfkeli bırı bağıra bağıra konuşuyordu. Adını duyunca, uzandığım yerden kalkıp baktım, Yılmaz Yalçıner, saçlannın dökülmesi dışın- da hiç değışmemişti! • • • Yarın Istanbul'da, Gazeteciler Cemiyeti Burhan Fetek Toplantı Salonu'nda, saat 17.00de önemli bir toplantı ya- pılıyor. 4 Aralık 1945 günu, Cağaloğlu'nda -sozde- ünıver- sıte gençlığince, Tan Gazetesi ile basımevı yerle bir edil- mişti. Gunlerdır, buna ılışkın belgeleri, anıları karıştırıyo- rum. Olaylara karışan, CHP'de mılletvekılliğı, bakanlıkyap- mış birinın bana anlattığına göre yürüyuşe geçen, olayla- rı yaratanlann sayısı 60 bınmiş. Bu yuzkarası olaydan son- ra o hâlâ kendini savunuyor, yıkıp dökmeye karışmadığı- nı soylüyordu. Bırçok adları bihyorum, ancak anmayaca- ğım. Çunku bunlar, Turkıye'de hâlâ yaşamakta, benzeri olayları düzenlemekte bır sakınca görmemektedirler. O zamanın "Kahrolsun komünistler" sloganını bugün, "Kahrolsun bö/ücü/er"almıştır; şiddet aynı şiddet, kafa aynı kafadır! 60 bin kişiden kaçı ülkeyi yonetrruştir? Yarınki toplantıda. Yıldız Sertel, Ali Sirmen, Orhan Koloğlu, Sami Karaören, ilhan Selçuk konuşacaklar. Toplantıyı Nail Güreli yonetecek. İlhan Selçuk'a "demok- rasi ödülu" bu toplantıda venlecek. Okurların, bu toplan- tıyı kaçırmamalarını dilerım... 4 Aralık 1945 sabahı, geceden hazırlıklarını yapan, ço- ğu bilınçsiz, ancak kararlı -sözde- üniversıte oğrencisi gruplar, üniversıte bahçesinde toplanmaya başlarlar. El- lerinde bayraklarla kalabalık, kısa surede büyür, on bınle- ribulur. Bunlar, Cağaloğlu'ndakı, Serteller'in 'Tan"gaze- tesıne gıderlerken 'Kahrolsun komünizm, kahrolsun Ser- teller, yaşasın Turkıye Cumhuriyetı" diye bağırmaktalar. Bır yandan da gençler. akın akın taşlaria, demirlerle pence- relerı, kapıları aşağı indınrler. Tan Basımevı, o zaman Ha- lil Lûtfü Dördüncü ıle Zekeriya Sertel'ın ortak malıdır. Burada o zamanın hemen hemen en buyük rotatıfı vardır. Demır parçalan ıle rotatife saldırılır, tuzla buz edılir. O za- man universıtede takma adı "Zaloğlu Rüstem" olan ırı kı- yım bırı, kâğıt bobınlerını Sırkecı'ye değın yuvarlar. Basımevinın sahıplerinden Halıl Lütfu Dördüncü, "Tan"gazetesinın karşısındaki "Hofer" llancıhkŞırketi'nin penceresınden gazetenın, bu arada sahibı olduğu bina- nın nasıl yerle bır edildiğinı içı sızlayarak seyreder. Tanin gazetesinın Yazıişleri Müduru Murat Sertoğlu da duru- mu. Tanin'in başyazan Hüseyin Cahit Yalçın'a bıldırmek- tedir. Halil Lütfü dayanamaz; Sertoğlu'na: - Hüseyin Cahıt'e söyle, 31 Mart ırticaında kendı başı- na neler gelmişse, benım başıma da onlar gelıyor der. Murat Sertoğlu, bu sozleri Yalçın'a aktarır. Hüseyin Ca- hıt Yalçın. bır gün öncekı 3 Aralık 1945 gunlü gazetesın- de, "Kalkın ey ehli vatan" başlıklı bir yazı ıle gençleri ko- münizme karşı göreve çağırmıştı... Sabiha Sertel, "Tan Olayı "ile demokrasi savaşımlarını "Roman Gibi" adlı yapıtında uzun uzun anlatır. Serteller'in demokrasi savaşımı unutulmamalı. okurlar karşılaştıklan tüm yoneticilere; politikacılara, yaşlan yet- mişi aşanlara: - 1945'ın 4 Aralık Salı günu neredeydınız'7 Yoksa siz de mi Cağaloğlu'nda, Beyoğlu'nda yıkımlara kanştınız diye sormalıdır. Yuzleri kızanyorsa, anlarsınız... Turan Dursun'lan, Uğur Mumcu'ları, Çetin Emeç'lerı öldürenler de 4 Aralık yüzkarasının kafasındandır bilesıniz... B U L M A C A SEDAT YiŞAYl\ SOLDANSAĞA: 1/ Eskiden Kara- göz oynatılan kahvelere venlen ad... Rusya parla- mentosunun adı. 2/ Nâzım Hik- met'ın bır oyu- nu... Sanayi. 3/ts- tavrıt balığının küçüğü... Bır çal- gı. 4/ Yok etme. gıderme... Küçük erkek kardeş. 5/ "'Fahışe" anla- mında kullanılan argo sözcük. 6/ 1 2 3 4 5 6 7 8 Göstenş. caka... Bır işi iyi ya- pan kimse. 7/ Asker... Eskı çağlardan kalma yapıt. 8/ Kütahya'nın bır ılçesi... As- ya'da bır göl. 9/ Aşk... Çok kokulu bir tür kahve. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Okyanusya halklannın er- kekhk ve bereket tannsı... Osmanlılar'da gece bekçisi. II Ekin bıçıldikten sonra top- rakta kalan köklü sap... Tüt- süyle kurutulmuş balık ya da et. 3/ lyileştiıme, sağaltım... Konut. 4/ Bılgiçlık taslayan kimse... Gelecek. 5/ Kafkas- ya'nın kuzeydoğusunda yaşayan bır halk. 6/Tann'ya yaka- nş... Canlı bir varlıgın içinde bulunduğu dogal ya da mad- dı koşullann tümü. II Tümör... Çeşitlı yükleri yukarı çek- mek içın halattan yapılmış sapan. 8/ Akaju da denılen bir ağaç... Akarsu yatağı. 9/ Yapısına gırdığı sözcüğe "*karşıt" anlamı katan yabancı önek... Bez parçalanndan dokunan a- di kılim.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog