Bugünden 1930'a 5,432,496 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

14 ARALIK 1995 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA KULTUR 15 UYCARLIKLARIN İZİNDE. OKTAYEKÎNCt Son 15 yılın en yaygın SİT kararlan 1995 tarihini taşıyor Türkiye'yekanatgerenkararlar• Sonuna geldığımız 1995 yılı, tanh ve doğa mırasının esenlığı için yakın donemlenn en yaygın SlT kararlannın alınmasına neden olan bır kulturel dırenış ve ulke>ı savunma yılı olarak gende kalacak llerleyen yıllar ise bu kararlann yaşama geçınlmesınde, yıne ülkeye ve insanlığa karşı gıderek yükselen sorumluluk yıllan olacaklar Sı\ ası tanhımıze demokrası> ı gözetmek adına "erken seçiıtı yılı" olarak geçmeye hazırlanan 1995 >ılı, acaba "u>garlık ta- rihımize" nasıl geçecek' Bu sorunun yanıtını verebılmek ıçın vı- ne 1995 yılıboyuncabukez"uygarlıkde- ğerlerimizi gözetmek" adına ne gıbı ya- salann çıkanldığına ve ne tur kararlann alınıp. nasıl uygulandıklarına bakmak ge- rekıyor Yenı yasalaraçısından bakıldığında bu topraklardakı kultur, tanh \e doga bınkı- mmı >e\ gıyle kucaklayan bır 1995'ten söz etmek. ne >azık kı mumkun değıl Tam tersıne bu sozum ona "hoşgorü" yılında vıne bu ulkentn yaşam kaynakla- nna karşı belkı de en "acımasız tuzak- lar". uzennde 1995 tanhını taşıyan vasa- larla gundeme geldı Orneğın 2 Ma\ı-> 1995'te son şeklı ven- len Özelleştirme Yasası'ndakı temel ama- cın sadece "devletinişletemediği KİT'le- rin becerikli ellere devredilmesi" oldu- ğuna ınanan kımı çevreler bıle İstinye Ko- >u'ndakı eskı tersane arazısının aynı ya- sayla pazarlanmaya kalkışıldığını görünce once buna çok şaşırdılar Ama. hemen ardından hem StT özellığı ,taşıyan ve hem de Bogazıçı Koruma Pla- nı'nda halka açık rekreasyon alanı olarak belırlenen bu "kı> ı parkının". ustelık rant yapılaşması beklentısıyle satışa çıkanldı- ğını oğrenınce ozelleştırmenın bızde ne anlama geldıgını de bu tur omeklerle kav- rama olanağını buldular Benzer şekılde. ıkı yıl TBMM günde- mınde "ortamını" beİdedıkten sonra, 30 Ekım 1995gunubırdenbıreMeclıs'tenge- çıveren yasa\a da kımı mıllenekillen on- ce gerçekten " orman kovlulerinin kal- kınmalannı desteklemek" ıçın oy verdı- ler \ma, ay nı yasa 4 Kasım 1995 'te Res- mı Gazete'de yayımlandıktan sonra mad- delennı duyarlı bır gözle okuyanlann gös- terdıklen haklı tepkılere kulak astıklann- da, ogece "alelacele" çıkan \e onaylanan bu > asanın da aslında kö> lü ıçın değıl, "or- man yağmacılarına tapu dağıtmak" ve "orman işgallerine imar hakkı arma- ğan efmek" 1 ıçın de\ reye sokulduğunu geç de olsa oğrenmış oldular Bu tûr yasa operasyonlannm yanı sıra. örneğın Hazme arazılenndekı kaçak yapı- larla ışgal edılen toprakların devlet elıyle satılması ya da lstanbul'un uçe bölunerek ımar yetkılennın de Başbakanlıga ve valı- lığe bağlanmasi vb gıbı, "yasalaşma fır- satı bulamayan" dığerbazı tehlıkelı öne- nler de >ıne bu yılın gundemınde hep yo- ğun olarak yer aldılar Anadolu'nun bınlerce yıllık uygarlık bı- nkımınden elde kalan son kultür ve doğa degerlen, 1995'ın yenı yasama surecınde ışte boy lesıne ağır darbelerle karşı karşıy a kalırken aynı değerlenmızı yıne bu acı- masız tuzaklarla bırlıkte gıderek yay gınla- şan talan yapılaşmasına karşı koruyabıl- mek ıçın de yıne "elde kalan son vasal davanak" olan 2863 sayılı KülturveTa- biat \arlıklarını Koruma Yasası. 1995"ın dort elle sanlınan "kurtarıcı , mevzuatı" oldu V ururlüğe gırdığınden bu yana belkı de hıçbır yıl bu denlı anımsayan Koruma Ya- sası, ulkenın zengınlıklen üzenndekı her turlü yıkıcı tehdıdı etkısız kılacak kararlar uretmekle görev lı olan Koruma Kurulla- n'nı »ankı yurt düzey ınde harekete aeçır- dı Boy lece bıryandan ulke parlamentosun- da ve kımı "verel meclislerde" Turkı- ye'ye ve kentlenmıze eşsız kımlık kazan- dıran mırasımızı rant beklentılenne teslım eden kararlar uretılırken. obür yandan bu kararlann tersı olan bır çızgıde, ülkeye ve topluma karşı sorumluluğun ürünu olan çok savıda SlT kararları da Koruma Kurul- lan'nın 1995 yılı gundemlennı belırledı Kısaca denılebılır kı. 1995 yılı sıyaset ta- nhımıze oncelıkle bunalımları ve baskın seçımıy le geçerken. uygarlık tanhımıze de ulkenın yagmaya karşı korunmaM yonün- de "en vaygın SİT kararlannın alındığı \\V olarak geçıvor Işte Turkıye nın değışık yorelennde Kültür BakanlığVna bağlı olarak gorev yapan Kültür veTabiat Varlıklarını Ko- ruma Kurullan'nın, 1995 yılı ıçerısınde aldıklan bazı koruma v e SlT kararlanndan ornekler Ankara Koruma Kurulu'ndan: * Bolu ılmın Akçakoca ılçe merkezın- dekı korunması gereklı kultur ve doga var- lıklannı 12 6 1995 gun ve 4023 sayılı ka- ranyla tescıl eden Ankara Koruma Ku- rulu, aynı karannda yıne Akçakoca'nın ozgun verleşme dokusunu barındıran "Aşağı Mahalle ve çevresinde" kentsel SlT potansıyelının bulunduğunu belırleye- rek, bölgey ı ımar mevzuatının tanhe ve do- ğay a karşı duyarsizlıgından kurtardı * Ankara'ya bağlı Avaş. Bala, Bevpa- zarı,Çubuk. Elmadağ. Gölbaşı, Güdul. Havmana, Kazan, Kalecik, Polatlı, Sin- can ve Şereflikoçhisar ılçelen ıle bu ılçe- lere bağlı belde ve koylerde saptanan "hö- yük, tümulüs. düz iskân verleşimi" gıbı yerler "arkeolojık SİT" statusunde kabul edılerek Kıırul un 26 6 1995 gün ve 4045 sayılı kararıy la korumaya alındı Antalya Koruma Kurulu'ndan • Isparfa'ya bağlı Eğirdir ılçe merke- zındekı lçkale ıle Dundarbe> Medresesi araMnda kalan bölge, Kurul un 24 4 1995 gun \e 2507 sayılı karanyla "arkeolojik StT" alanı olarak ılan edıldı • Avnı gün ve 2511 savılı kararla, Bur- Calata grubunca İZEV\P projesiyle başlatılan İzmit Kapanca sokaktaki restorasvon çalışmaları, Koruma Ku- rulu'nun kentsel SİT kararıvla kalıcı bir hukuk guvencesine kavuştu. dur'un Bucak ılçesıne bağlı L'ğurlu Ko- vü'ndekı arkeolojık StT sınırlan kesınleş- tınldı 2513 sayılı kararla da Alanva'dakı tarihi-doğal ve arkeolojik SİT alanı ko- ruma statülen belırlendı Bursa Koruma Kurulu'ndan • Balıkesir'e bağlı Havran ılçemerke- zındekı geleneksel kent dokusu ve tarıhı bı- nalann bır butün olarak korunması ıçın Ku- rul'un 10 7 1995 gün ve 4518 sayılı kara- nyla Havran "kentsel SİT"alanı olarak saptandı Koruma Imar Planı yapılıncava kadar da aynı kararla yenı ınşaat yasaklan- dı Diyarbakır Koruma Kurulu'ndan • Şanlıurfa ılıne bağlı Birecik ılçesın- de ımar planı kapsamına gıren korunmaM gereklı yeşıl ve orman potansıyelıne sahıp alanlar Diyarbakır Koruma Kurulıf nun 3 7 1995 gun ve 1644 sayılı kararıyla "I. derece doğal SİT" olarak tescıl ve ılan edıldı Edirne Koruma Kurulu'ndan • Boğaz Koprusıı projesı tehdıdı altın- da da bulunan Çanakkale-Çimenlik Ka- lesi çevresındekı Sarıçav bolgesı ıle yıne buna komşu kent merkezındekı eskı verleş- me dokusu Edirne Kurulu'nun 26 ^ 1995 gun ve 2416 savılı kararıyla "doğal \e kentsel StT alanları" olarak belırlendı "ÇE^ 4 P " proıesı kapsamında koruma planı çalişması da aynı karatla başlatıldı Istanbul I Numaralı Kurul'dan • İstanbul'un 2600 vıllık kont tarıhını barındııan ve uç ımparatorluğa ba^kentlık yapan "Suriçi" bolgesı Fatih ve Fminö- nü ılçelerımn tjmamını n,erccek şekılde 1 Numaralı Koruma Kıırulu tarafmdan 7 6 1995 tanh ve 674^ sayılı kararla SlT alanı ılan edıldı Ardından 2 8 1995 jıunlu kararla da genel olarak "Tarihi Varıma- da" olarak anılan bu arkcoloıık ve kentsel SlT bütunu ıçın koruma planı oncesı geçı- cı ımar koşullan belırlendı Istanbul II Numaralı Kurul'dan • İzmit merkezınde Kapanca Sokak'ta başlatılan İZEYAP projesı çalışmalan kapsamında kentın ozgun dokusunu, ya- maçları ve tanhsel yerleşme bölgesını ıçe- ren butüneül koruma onenlennı değerlen- dıren Istanbul II Numaralı Koruma Kuru- lu. 10 6 1995 gün ve i785 sav ılı kararla Jç- kale ve çevresını "kentsel arkeolojik SİT", Içkale'nın guneyınde Istanbul ve Rasathane caddelen ıle sınırlanan bolgeyı ise "kentsel SİT" alanı olarak ılan ettı İstanbul III Numaralı Kurul'dan • 20 Ekım 1995 günu Istanbul Buyuk- şehır Beledıve Meclısf nde uygun gorulen l'50 bın olçeklı nazım planda metropolı- ten alanın korunması gereken yeşıl alan bolgelerı olarak belırlenen Karadenız kıyı kuşağı ormanlık alanlar kırsal yprleşme bölgelen ve su havzalan. Sanyer ve Bey- koz ılçe sınırlan butunu ıçensınde istanbul III Numaralı Koruma Kurulu'nun 15 11 1995 gün ve 7755 sayılı karanyla "doğal SİT" statüsüne alındı • Oncekı yıllarda SlT olarak belırlenen ancak koruma ılkelen kesınleşmeyen Bu- vuk ve Küçük Çamlıca tepeleri ve çev- resi, aynı kurulun 23 11 1995 gün ve 77^8 savılı karanyla "I-, II., III. derece doğal SİT" ve Kısıklı bolgesı de "kentsel SİT" olarak tanımlandı ve buna uygun koruma planlaması başlatıldı izmir I Numaralı Kurul'dan • Son yıllarda 2 konut yapılaşması ve plansız tunzm baskısı altında hızla tahnp olan Çeşme. Alaçati, l rla, Selçuk ve Se- ferihisar bolgesı, yanmadayla bırlıkte tum kıyı kesımlennı ıçerecek şekılde Izmır I Numaralı Koruma Kurulu tarafından 18 Aöustos 1995 günlü toplantıda butünuyle Sft kapsamına alındı Doğal çevrenın ya- nı sıra kulturel değerlenn de ımar kargaşa- sından kurtarılmasını hedefleyen bu karar, aynı bolgelerde daha önce saptanmış olan darkapsamlı SİT alanlarını da ıçerecek bü- tuncül bır "koruma amaçlı bölge planla- ması" anlayışını da gündeme getırmış ol- du Konya Koruma Kurulu'ndan Karaman ılı Ermenek ılçe merkezın- dekı tanhsel ve kulturel mırasın yoğun ol- dugu yerleşme alanı ve kent dokusu. Kon- ya Kurulu'nun 4 5 1995 gün ve 2260 sa> ı- h karanyla "kentsel StT" ve "arkeolojik SİT" statülen ıçensınde korumaya alındı Kültur ve doga varlıklan tescıl edıldı Nevşehir Koruma Kurulu'ndan Kapadokva bölgesıne bakan Nevşehır Koruma Kurulu. 15 7 1995günve22no'lu toplannsında. yoredekı Derinkuyu ılçesı Til Kövü'ndekı höyük alanı ıle Yazıhöyük beldesındekı benzer eskı yerleşme alanını "I. >e III. derece arkeolojik SİT" olarak belırledı Evet 1995 yılı, ranta dayalı ımarpolıtı- kalarına ve yağma yasalarına karsı Anadolu uygarlıklannın SlT kararlanyla savunmaya geçtıklen bır "direniş yılı" olarak tanhe anlamlı bır ız bırakıvor Imarkültürü korumayla yoğrulmalı Turkıye gibı bır tanh, doğa \e kultur ulkesınde, ımar mevzuatı sadece toprak rantına hızmet ettığı surece, beledıyelenn ımar yetkılennı korumadan yana kullanmalannı beklemek, (bırkaç çok ozel olumlu orneğe rastlansa bıle) boşuna bır ozlem olarak kalacaktır. Beledıyeler. 1985'teyürurlüge gıren 3194 sayılı Imar Yasasfvld "\erel demokrasinin güçlendi- rilmesi" adına merkezı yonetı- mınden devraldıklan ımar yetkı- lennın. şımdı SlT alanı ılanlany- la bırlıkte bellı kurallara bağlana- rak kısıtlanmaMnı yıne "demok- rasive karşı darbe" şeklınde eleştınyor ve buna ısvan edıyor- lar Ne var kı gerıde kalan şu 10 yıl ıçensınde aynı beledıyelerde- kı ımaryetkılennın gerçekten de- mokrasinin temel hedefı olan "insana ve toplumsal haklara saygı" ıçensınde mı voksa yıne demokrasinin de duşmanı olan kentsel v e kulturel çev re değerle- nnın yağmalanması yonunde mı kullanıldığını tartışmaya ise pek yanaşmıyorlar Aslınabakılırsa. (çalışmalann- da ve kararlannda "ozerk" bıle olsalar) uvelen atamavla belırle- nen Koruma Kurullan ıle başkan- lan ve meclıs uyelen seçımle olu- şanbeledıyevönetımlerının ımar yetkılen konusunda bövlesırı. karşı karşıya gelerek "çatışan ta- raflar" konumuna duşmelen "demokrasinin yerelleşmesini" ılke olarak benımseyen bır ülke ve toplum ıçın elbette kı sağiıklı bır gelışme sayılamaz Bır kentın ya da vorenın kültü- rel ve doğal değerlennı oncelıkle "yöresel duyarlılığın" koruya- bıleceğı, bugun artık hemen tum uluslararası çev re ve koruma soz- leîmelennde öncelıklı kural ola- rak kabul edılıyor Ancak. bunun ıçın de temel ko- şul olan 'Şöresel duyarlılığın orgütlenmesi" yonunde gereklı ılerleme olmadığı zaman ve yıne yerel ımar kararlannın "duyarlı- lığın demokratik katılımıvla" değıl genellıkle hep yağma ve rant beklentılerının örgutlenmii} katılımıyla alınması söz konusu olduğunda demokrab,ının yerel- leşmesınden umulan toplumsal kazanımlar da elde edılemıyor Bu nedenle ytne »on 10 yıldır artarak süren doğal ve kulturel de- gerleresaygısızyapılasmayı "de- mokrasinin gereği" saymak ve kabullenmek ne kadar yanlışsa, bu yanlışı durdurmaya çalışan ve temelde demokrasının evrensel beklentılerını de gozetmeye yo- nelık olan Koruma Kurullan'nın SİT kararlannı da "ozgürlukle- rin kısıtlanması" olarak vorum- lamak o kadar yanlış ve tehlıkeh olsa gerek Öyle gorunüyor kı. temel sorun beledıvelenn ımaryetkıiennı kul- lanmalanndakı "bilimsel >e de- mokratik denetim hoşluğun- dan" kaynaklanıvor Koruma Kurullan nın ise ışte bu boşlugu bılımsel duyarlılık ıçensinde doldurma çabaları da aslında yıne kente ve (.evreye za- rar vencı bır çatışma ortamı yara- tıyor Kurulu karanna yonelık olarak yoredekı bazı beledıjeler "İmar haklarımız gaspedildi" dıyerek tepkı gö^terdıler İzmit tekı kentın elde kalan son tanhsel dokusunu banndıran ya- maçlara SlT kararı getırerek, hıç değılse bu kcMinlenn daha fazla betonlaşmamasını öngören kurul bellı bölgelen SlT kapsamma alıp ımar koşullarında kısıtlama ve proje denetımı getırseler bıle bu alanlardakı her türlu yapılaşma- nın avnı SİT kurallarına uygun gerçekleşmesını saglamak görevı de yasalara gore aslında yıne be- ledıyelerde bulunuyor Bu nedenle sonuçta eğer bele- eden "ayrıcalıklı vapılaşmava hızmet ettığını ve Ankara onaylı plan ve projelerle yagmaya donuk yatırımlann çokça gerçekleştıgı- nı gözden ırak tutmamak gerek Bu nedenle geçen 10 yıldan sonra alınması gereken yenı on- lemler, artık beledıyelenn ımar yetkılerını sadece kendı sıyasal ılışkılen ya da bu ılışkılere etkı eden rant çevrelennın beklentıle- nne baglı olarak değıl, şehırcılık ve koruma bılımının öngordügü ılkeler ve buna saygılı. duyarlı ke- sımlenn katılımıyla kullanmalan- nı saglamak yönünde olmalıdır Ne yapmalı... Ülkenin geleceği açısından korunması gerekli alanlara giren orman arazilerindeki tahri- batı durdurabilmek için bu alanların da doğal SİT kapsamına girmesi kararları alındı. Çünku böylesı bır genlımlı or- tam ıçınde beledıyeler korumada "karşı taraf" kımlıgıne burunu- yorlar ve yoresel değerlenn asıl sahıplen olmaları gerekırken. bu değerlere yabancılaşarak. sadece "imar cephesinde"' yer alıyor- lar Örneğın. lstanbul'un 3 ımpara- torluğa ba^kentlık etmı^ Sunçı bolgesinın -aslında 40 yıllık bır gecıkmeden sonra- nıhayet StT statusu ıçen--ıne alınmasına karşı beledıyenın yaptıği ıtıraz ağırlık- lı olarak "Artık bu bolgede hiç- bir imar faaliveti olamavacak" ^eklındekı abanıcı serzenışlere dayanıyordu Benzer şeklınde Izmır'ın Çeş- me ılçesı ıle Kuşadası arasında kalan kıyı kuşağında genış bır ala- nı SİT kapsamına alan Koruma karannı da bu kez Saray bahçe Be- ledıyesı "Bu bolgede veni >apı- laşmavar. SİTolamaz"dı>erek mahkeme \oluyla ıptal ettırmek ıstıvor \ ıne istanbul dakı aslında tüm kente ve mılyonlarca kışıye aıt ve toplumun yaşam kaynağı olan ku- zeydekı doğal alanların artık SİT statusü ıçerısınde korunması ka- rarına karşı da Beykoz ve Sarıyer beledıve voneiıınlerı "Yöre hal- kınazulumyapılıyor" şeklınde- kı kışkırtıcı söylemlerle sıyası muhalefet orgutluyorlar Bııtun bu orneklerde ay nı bele- dıvelerın ortak tepkılen ise "Bu bolgeler korunacaksa, ancak biz koruruz. demokratik erk bizım elimİ7dedir" şeklınde dı- legetınlıyor Gerçekten koıuma Kurulları dıye y onetımı ıçtenlıkle ısterse ve yasal yukumlüluklennı yenne ge- tırırse SlT alanları da korunabılı- yor Ama eğer yasal denetim görev - lennı yapmazlarsa, tıpkı Boğazı- çı orneğınde olduğu gıbı en azm- dan kaçak ınşaatlara tanınan hoş- görü ortamı ıçerısınde o bolge SlT bıle olsa yağma ve tahnbat yıne surebılıvor Yaşanagelen olumsuzluklara bır tepkı olarak ımar yetkılennın yenıden merkezı hukumete ya da hükumetın yerel burokrasısme bağlanması da son derece yanlış olacaktır Çünku yıne ozelhkle ımar ko- nusunda bılımsel ve demokratik katılım ve denetımın soz konusu olmadığı merkezı kararlann da kentsel v e çevre değerlennı tahnp Evet. Turkıye gıbı bırtanh, do- ğa ve kültür ulkesınde ımar mev- zuatı sadece yagmaya hızmet et- tıgı surece ozelhkle rantın yüksek oldugu yörelerdekı beledıyelenn ımar yetkılennı korumadan yana kullanmalannı beklemenın boşu- na oldugu, şu geçen 10 yıllık sü- reçte açıkça ortaya çıktı Pekı şım- dı artık ne yapmalı' Aslında bu sorunun yanıtı y ıne son 10 yıldır süren ve ulkenın en degerlı çevre zengınlıklerıyle bır- lıkte, var olan kentsel değerlennın de büyuk oranda tahrıbıne yol açan deneyımın ışığında kolayca venlebıhyor İmar ve koruma mevzuatını "bir bütfin olarak" yenıden ele almak ve doğrudan yapılaşmayla ılgılı bu ıkı hukuk alanını bır an önce "düşman kardeşler" ko- numundan kurtarmak gerekıyor Orneğın. \vrupa'dakı bırçok kentın ımar yonetmelıklennde. "Bu kentin daha da guzelleş- mesine katkıda bulunacak imar faaliyetlerinin dışındaki yapılaşma onerilerine izin ve- rilmeveceği" şeklınde kesın ku- rallarvar Dahası, Turkıye'nmde ımzası bulunan bırçok uluslara- rası koruma sozleşmesınde. "ulusal imar mevzuatlarının tarihi ve doğal kimliği ve bu kimliği belgeleyen kultur ve çevre zenginliklerini koruma- ya oncelik tanıyacak şekilde duzenlenmesini" öngören çok sayıda madde var . Turkıye'nın ımar ve koruma mevzuatı arasındakı kopukluk ve hatta "amaç farklılığından" kaynaklanan çelışkıltr ısedunya- dakı bu uygarca tutumun hep ge- rısınde kalmamıza yasal ortam hazırlıyor Bu nedenle oncelıkle yıne bu ülkeyı "uygarlıkların beşiği" yapan tum değerlennı koruyan bır ımar sürecının hedeflendığı, sa- dece yenı yapılanmayla ılgılı de- ğıl, tanhın, külturun ve doğanın yaşatılmasını da aynı ımar kavra- mı ıçensınde ele alan yenı bır ya- sal çerçeveye ıvedı gereksınme- mız var Aksı halde kımı beledıyeler "demokratik haklannı" uygu- larken sergıledıklen şu 10 yıllık "vasal tutumlannı" yınesürdu- recekler ve boy lece ışın ganbı, bu ulke yıne "yerel deraokrasi" adına sahıp oldugu tum evrensel degerlennı yıtırmış olacak ODAK NOKTASI AHMETCEMAL Tarihleri Nasıl Okuyoruz? Tarıhe bakış açısının kalıplaşması, her zaman ya- şanılan zamana da kalıplaşmış duşuncelerle bakıl- dığının gostergesı olagelmıştır Geçmışe doğru duşuncu duzlemınde bır yolculuk yaparsak eğer, tarıhe "farklı" bakış açılarının yaşan- dığı donemlerın, her zaman uygarlıkların yukselme donemlerıyleortuştuğu, karşımızatarıh bağlamında en çarpıcı olgulardan bır nıtelığıyle çıkar Ozelhkle ingılızce konuşulan çevrelerde yuzyılımı- zın en buyuktarıhçılennden bın olarak nıtelendırılen Prof Dr Michael Grant, 1970 yılında Londra'daya- yımlanan "Antık Çağ Tanhçılen" {"The Ancıent Hıs- torıans") başlıklı eserının gırış bolumunde, yukanda sozunu ettığımız olguya, tarıhçılığın babası sayılan Herodot'tan da once, en eskı uygarlıklarda bıle rast- landığını belırtır Bu arada, ozelhkle son yetmış yıl- dan bu yana eskı Hıtıt başkentı Boğazkoy de bulu- nan on beş bını aşkın yazılı tabletten yola çıkan Prof Grant, Hıtıtlerın uygarlıklannın doruğuna vardıkları donemde tanhe bakışlarının da geçmışı yalnızca an- latmanın sınırlan dışına çıkıp, geçmışte olup bıten- lerı neden-sonuç ılışkılen doğrultusunda, ustelık ço- ğu kez tanhsel olaylarda kışısel nedenlerın payını da unutmaksızın bır yorungeye oturtma hedefıne yonel- dığınden soz eder Gerek Herodot'un, gerekse Thukydides'ın yaşa- dıkları çağı Yunan tragedyasının en buyuklerıyle, bır Aiskhilos'la, bır Sofokles'le ve bır Eunpides'le pay- laşmaları da hıç kuşkusuz salt rastlantı değıldır çun- ku anılan çağ, yanı I O 5 yuzyıl, aynı zamanda Yu- nan felsefesının doruklarına vardığı donemdır ve boylesıne zengın bırduşunsel gelışme hıç kuşkusuz tarıhçılığe bakış açısını da derınden etkılemıştır Yı- ne anılan donemde tanh yazarlığının edebıyatın en seçkın turlerınden bın sayılması ise salt 'usiup" bağlamında değerlendırılmemesı gereken bır olgu- dur, antık çağda tarıhçılık ıle edebıyat arasında bu denlı yoğun bır ıhşkının kurulması, tanh yazarlığın- da kurmacanın da rolunu benımsemekle eşanlam- lıdır Aynı goruş, aradan 2500 yıl geçtıkten sonra, yuzyılımızda, en onemlı kultur tarıhçılerınden bırı sa- yılan Egon Friedell tarafından savunulacaktır Bu arada Fnedell'ın, Orta Avrupa'nın kozmopoht kultu- runun doruk noktası olan 1870-1933 arasındakı do- nemın bır urunu olması da elbet bır rastlantı değıl- dır! Butün bu anlatılanlardan çıkan sonuç, tarıhe ba- kışın, ınsanoğlunun gelışmesıne koşut olarak surek- lı değışen bır bakış olması gerektığıdır Hıç kuşku- suz burada, geçmıştekı olaylaraynı kalırken, bunla- rın yorumlarının sureklı değışmesının gerçekhkle ne olçude ılıntılı olabıleceğı sorulabılır Kanımca bu nok- tada tarihi yorumlamakla, sanat eserlerının yorumu arasında bır koşutluk ılışkısı kurabılmek olasıdır Bır kez yaratılmış sanat eserlerının konularının aynı kal- masına karşın sureklı yenı yorumlara gebe olmanın sanat eserlennın ozunde yatan bır nıtelık olarak be- nımsenmesınde bır çelışkının bulunmaması gıbı, ay- nı tanhsel olayların sonranın deneyımlerının bakış açısından değışık yorumlanması da bır çelışkı ıçe- remez insanoğlunun ımgelemını tanh soz konusu olduğunda devreden çıkarmak, tarihi geçmıştekı olayların sıkıcı bır dokumu yenne koymaktan başka bır şey değıldır Sanattakı gorme bıçımlerının zaman içerısınde değışıme uğramasıyla, tanhsel olaylara değgın duşunme bıçımlerının yıne zamânın akışı ıçe- nsınde değışmesı arasında bır ayrım yoktur Batı'nın ılerlemış toplumlarında artık hıçbır alanın tarıhının salt o alanla sınırh olarak ele alınmaması, orneğın sanat tarıhının -ıncelenen hangı donem olur- saolsun-ancak ılgılı donemlerın butun toplumsal ta- nhı zemınınde duşunulebılmesı, zaman ıçerısınde gelışen duşuncenın neden-sonuç ılışkılerını gıderek genışleyen bır değerlendırmenın zorunluluğuna ınanmasının sonucudur Bu açılardan bakıldığında tarıh, geçmışte kalan olayları konu almasına karşın, değerlendırmelerın- de durağanlığa ve kalıplaşmaya asla yer vermeme- sı gereken bır alan nıtelığını kazanmaktadır Bu nı- telıkten yoksun bır tarıhın bırıncıl ozellığı ise gele- ceğe yonelık oğretıcılıkten yoksun olmasıdır Du- şunce akışı geçmış - bugun - gelecek eksenınde ge- lışmek yenne ağırlıkh olarak bugunle sınırlı ortam- ların tanhe bakışlarının da kısır olması ise kaçınılmaz bır sonuçtur Bugun Turk toplumunun gıderek tarıhsız kılındığı- na ılışkın olarak bazı çevrelerde dıle getırılen çok haklı eleştırnın temehnde de bu duşunceler yatmak- tadır Henuz geçmışıne "Dun, artık dundur" anlayı- şıyla bakarak bugunu ve geleceği butun gereklı bo- yutlarıyla yaşayabıleceğıne ınancak kadar duşunce ozurlu bır toplumda tarıhın kalıpların dışında değer- lendınlmesı ve hep yenı tanhsel yorumların gereksı- nılmesı, elbet beklenemez Kendı yakın tarıhımızı, duşunce tarıhımızı sanat ve kultur tanhımızı bugune kadar kaç kez yazmış ol- duğumuz sormayı akıl ettığımız takdırde bulacağı- mız yanıtlar, tarıhe bakışın neresınde olduğumuzu kolayca gostermeye yetecektır Habib Gerez'den 80. sergi • Kültür Servisi - Ressam Habıb Gerez 80 kışısel sergısını yarın Dam Galen'de açıyor Sanatı kendısıne bır yaşam tarzı olarak seçmış 4^ vıldan berı sanatla yoğrulmuş çok yonlu sanatçı Gerez. bugune dek on şıır kıtabı, kendı şıırlennden oluşan uç antolojı yayımladı, değışık gazete ve dergılerde yazılar yazdı 26'sı yurtdışında olmak uzere 79 kışısel sergı açan Gerez ın yapıtlan yurtıçı ve yurtdışında pek çok koleksıvonlarda ve müzelerde yerafıyor Son olarak 1993 \e 1994 yıllannda Avrupa Konseyı'ne bağlı Avrııpa Akademısrnın duzenledığı uluslararası resım yanşmalannda ulke çapındakı odullerden Germanıa' ve İtalıa" buyuk odullerının sahıbı olan Gerez'ın sergısı 28 aralığa dek açık kalacak Kısa filmciler örgütleniyor • Kultur Servisi - Kısa Filmciler Derneğı'nı kurma çabalannı 4 aydır surduren eskı ve yenı Turkıyelı sınemacılar ılk eenel toplantılannı yann saat 16 30"da TÜRSAK VakfrSalonu'nda (Gazet'ecı Erol Dernek Sokak HanıfHan 11 2 Beyoğlu)gerçekleştırecekler Ülkemızde son yıllarda ıvme kazanan kısa fılnı yapma potansıyelının beraberınde orgutlu olmayı da getırdığını duşunen kısa filmciler. 4 aylık sureç ıçensınde her hafta 15-20 kışılık bır grup olarak bır araya gelıyor ve orgutlenme hazıriıklarını surdüruyorlardı Zeytinbunnu Belediyesinden tiyatro • Kultur Servisi - Zeytınburnu Beledıye Tıvatrosu Deneme Sahnesı Haldun Taner'ın 'Gozlenmı Kaparım, Vazıfenıı Yapanm' adlı oyununu sahneve koyuyor Rejısını Vahdet Çakar'ın ustlendığı ve gonullu olarak çalışan 16 genç ve amator oyuncunun oynadığı oyunun ılk gecesıne DSP mılletvekılı Namı Çağan. Küçukçekmece Beledıve Başkanı Nurettın Şen sınema sanatçısı Kenan Pars. tıyatrocu Erhan Yazıcıoğlu. tiyatro yazarı Tuncer Cucenoğlu DSP mılletvekılı adayı Erdoğan Toprak da katıldı
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog