Bugünden 1930'a 5,418,512 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

12ARALIK1995SALI CUMHURİYET SAYFA KULTUR 15 Seramik sanatçısı Alev Ebuzziya Siesbye'nin sergisi, 10 ocağa kadar Ankara Galeri Nev'de görülebilir Uçuyor gibi görünen mavi çanaklar ECE TEMELKÜRAN •\NKARA - Seramik sanatçısı Alev Ebuzziya Siesb>e. yapıtlannı anlatırken, ızm'Ierden ağır entelektuel sozlerden değıl de. sozlenn kenannda kıyısında do- lanan sessızlıklerden ve gulumsemeler- den yararlanıyor Çunku, uçuyor gıbı go- runen mavı çanakları vaparken, aklın- dan hıç de entelektuel dedığımız sozcuk- ler geçmıvor O herkesın boşlukta dur- duğunu sandığı mavı çanaklan ellerı. yureğınden ellenne yuruyen sessız tut- kuvla yapıvor Yaptıklannı anlatırken "Bir insanı neden ozlediğinı bilebilir mi- sin?"dıvor •'İşteöyle." Uzun yıllar Danımarka'da yaşadıktan sonra. şımdı çalışmalannı Pans'te surdu- ren Alev Ebuzziya Sıesbye 1 aralıktats- \eç Kralı Cari Gustav dan "Prens Eu- genTodülunualarak vılın enbaşanlı sa- natçısı seçıldı Turkıye'deılkkez I993'te Ankara Devlet Guzel Sanatlar Muze- sı nde sergı açan Sıesbye, ulkesındekı 2 sergısını Ankara Galen Nev 'de 8 aralık- ta açtı Sıesbye teknığı ve kullandıgı formlarla. dun>adakı en onemlı seramik sanatçılan arasında sayılıyor Avrupalı eleştırmenlenn genellıkle Danımarka mınımalızmınden etkılendı- ğını soyledıklen Sıesbye, oncelıkle mı- nımalızmın Danımarka ya ozgu olma- dıgını anlatarak başhvor soze Sonra bı- raz Danımarka'nın kendısı uzenndekı etkısındensozedıyor ~Danimarka.tek- nik \e madde bakımından çok etkili ol- du. Vladdeyle divalog kurmamda. mad- de)e bakmam ve onu anlamamda Dani- marka'nın çok onemli bır yeri var." Duygu anlamında Danımarka nın çok etkılı olmadığını soyleyen Sıesbye, "Çok fazladuzenlibirülke. ParisdahadelLda- ha Latın bır yer. Bana daha uy gun"dıyor Sıesb>e çalı^maya başladıöı gunden ben çanağımsı formlar uzennde duımuş "Zaman kavramı yok kafamda. Belki de insan sevgisine inandığım için. Çünkü ınsan bitmezse, zaman da bitmez. Giacometti gibi ben de, bir yangında, birinin eserini değil, bir kediyi ya da köpeği kurtanrdım. Zaten yaptığım ışlerin nedeni de bu; insanlarla bir sevgiyi, bir coşkuyu, bir duyarlılığı bölüşmek." tçten gelen bır guduv le çanaklara yone- len Sıesbye nın dunya sanat eleştırmen- len arasında çok tartışılan renk seçımı de.aynı kendılığındenlığı taşıyor Sıesb- ye, seçtıgı uçucu renklenn nedenını an- latıyor "Yapılan seramiklere baktığım- da hep oturakL ağır renklenn kullanıl- dığını gordum; kahverengı, koyu >eşil gı- bı. \ma ben, hep ma\ı\e gıttım. Bıraz ruh durumumla ılgilı galıba. Çokyorgun otduğum zamanlarda başladı maviyle ilişkim. beyaz da oy le. Bir de bu renkler, çanaklann gun boyunca farkh renkleri kucaklamasına neden oluyor. Sanki içle- ri bır çeşit elekrrikle doluyor gıınışığıvla karşılaşüklannda." Sıesbye nınçanakformlanyladaılgı- lı mavının ve dığer dıngın renklenn kul- lanımı Çünku formlarda da aynı buyü- lu bıçım goze çarpıyor Ama mavının ne- denını bıraz daha sorgulayınca Sıesbye. daha uzun soluklu (.umlelere ula^ıvor u Ben denizk'ri sevıvorum. Sona erme- yen, kesintisız sııriip gıden, zamanla ılış- kısı olmav an şev ler, benı çeki\or Bence bu çanaklar da, zaman kavramınıtaşırtmor. Bugun de yapılabılırdı bunJar. yann da, dun de." Zaman' -Zaman ka\ ramı yok kafamda. Belkı de ınsan sevgisine inandığım ıçin. Çunku insan bitmezse, zaman da bitmez. G laco- mettı gibi ben de, bir yangında. hınnın esennı değıl, bir kedivi \ a da kopeğı kur- tanrdım. Zaten yaptığım işlerın nedeni de bu; insanlarla bir sev giy i, bir coşkuv u. bır duvarülığı bölüşmek." Bir kadın gibi Yoğun bır kadınsılık. yanı uçuculuk ve kınlganlık tasıvan bu çanaklan. bır kadına benzetsek bu kım olurdu"' "\nna Magnani!*1 (Yanı çılgın kırılmış, nugarsaçlı bır İtalyan kadını) Toprağı zor bır malzeme olarak tanım- la\an Sıesbye teknığın sadece çalışarak vedeneverekkusursuzlasiıgınısoyluyor Toprak ona gore kıpırdayan yaşavan bır malzeme Bu vuzden süreklı dene- tımlı olmalı Bunun yanı sıra Sıesbye'nın kullandı- ğısırteknığıde bırsır Amakollananbır tck kaygı \ar o da toprağın. o sır altın- da vaşavabılmesı kendını gosterebılme- sı Toprağın nefes almasını onleyecek kapatıcı malzemelenn yapılan ışı doğal- lığından uzaklaştırdıgını soylüvor O'na gore sır "den" gıbı olmalı toprağın bır parçası organı gıbı Yıne de Sıesbye çanağın vapılış surecını goruntusünde ta^ıması gerektığını sov luyor Çunku ona gore "Toprağm tutup çıkaramayacağı- nız bir belleği \ar." Toprak çemberlen ustuste dolavarak vaptığı çanaklann ne kadar duzeltılse de pışıraıe ışlemınden sonra dıkkatlı bakıldığında oncekı ış- lemlen anlatan bır goruntusu olduğıınu soyleyen Sıesbye seramığın sanatçıya sınırlı bır alan sunduğunıı belırtıyor "Büyukanlatımlara gtrmeye ızın \ermı- yor" dıyerek seramığın dogal ozelhgını nıteleven Sıesbye. ınanılmaz bır denge varattığı formlannoluşumunuanlatıvor "Formla karşılıklı konuşnıava gınşiyor- sunuz. Sankı ıkı kışı karşılıklı konuşuyor gibi. Formun kuçuk bir noktadan du/le- me değemesi bıraz da benim çalışma sı- rasındaki gerginliğimı taşıyor. O voğun çalışma ve çabalar. hatta butun bir gun yaşananlar, forma yansıyor." Yalınlık-karmaşıklık Siesbye'nin yapıtlan uzennde tartışı lan en onemlı konu da valınlık Kendısı de yapıtlannı yalın bulmasına karsın Sı- esbve. "O anJıgın içinde yoğun bir kar- maşıklık var" dıvor Kaldı kı, seramik sanatının kendısı, kokten değışımlere ızın \erebılecek bır malzeme degıl Yuz- yıllaroncekı formlan kusursuzlaştırmak kendı anlatımını katabılmek, seramıkte becen olarak tanımlanıyor Bu yuzden Sıesbve. "Büyuk anlatımlara girmenın övleçokolanağıvok'"dı\or Ancaksanat- çının yapmak ıstedığı de bu az az anlat- mak sezdırmek. bır duşu çağn>tırmak Çok ıddıalı oimadan kısaamaakılda ka- lan bır şıırvaratmak Sanatçının çanaklan ıçın sovledığı en onemlı şeylerden bın de büvu Sıesbve -Bıraz bu\ usu v-arsa, insanlara bir duşu çağnştınyor, bır duş kurdurtuvorsa ne guzeP dıye anlatıyor Uçan mavı çanaklann heykel tadında ızlemek ıçın, Siesbye'nin Galen Nev de- kı sergısını gormek gerekıyor Sergı. 10 ocağa kadar açık Oteki Tiyatro, kendi kencünin tuzağına düşmemeliESENÇ\iMLRDVS 5 Lluslararası Istanbul Tı- yatro Festıvalı nın 1993 Ma- yısı nda çıkardığı katalogda yapıldı once Otekı Tıvat- ro nun genel tanımı "Öteki Tnatro. odeneklı odeneksız, kunımlaşmış her turlu tıvat- ronun dışında veralan tıyatro- dur.' Ardından vıne avnı vazı- da. çağın değışen gerçeklen- ne uyabılme ve bunlan yetkın bırtıyatro dılıv le sey ırcıye ak- tarma çabasından soz edıldı Ötekı Tıv atro tı> atro gerçek- Iıgı ıçınde kendı bıçımını ara- malı kendı bıçımını yarata- cak olan ozun peşınde koşma- lıydı Aynı bağlamda daha zen- gın bırovun dılı oluşturulma- lıydı \e ele alınan konular tı vatro sanatının çok boyutlufu- ğu ıçınde ışlenmelıvdı Otekı Tıv atro da dekor da sınırlan- nı a>mış sevırcıvı de ıçıne alan uzama donuşmuştur ar- tık Bu durumda -doğal ola- rak- se\ ırcının konumu da de- ğışıklıge uğramış. seyırcı. tı- yatroda varlığını süreklı ola- rak hısseden ve hissettıren et- kın bırogeolmustur Onemlı noktalardan bın de ele alınan konu yenıden bı- çımlendınlırken va da oluş- turulurken, sahnenın plastık olanaklannı bıreranlatım ara- cı olarak jenıden değerlendı- rebılmektı Yazı, 5 Uluslara- rası Istanbul Tıv atro Festıva- lı nde "Öteki fiyatro" bölû- mune gırmış olan oyunlann bırçoğunun tartışma götürür olmasından soz edıvor ve ^ö\le bıtıyordu "Bugünun Otekı Tivatro'su budur. \an- nınkının. daha etkın bır sevir- cı kıtlesının \ onlendırmesıv le, çok daha ılen adımlar ataca- ğının unıudu ve bekJentısi için- devızr Aradan geçen sure ıçınde ozellıkle Istanbul'da tum • Her şeyden once, "Otekı Tiyatro" adlandırmasıyla bırlıkte araştırmalannı kuramlaştırma ve bağlantılı olarak topluluklannı kurumlaştırma eğılımı gözlenıyor çoğunlukta. maddı ve manevı engellere karşın büyük bır dev ınım ya- şandı tı>atro dünyasında O tanhe dek say ıları uçü geçme- ven ve tıyatronun sınırlarını zorlamayı hedefleven toplu- luklarayenıleneklendı degı- şık metın veoyunculuk arama çabalan sürerken apartman katları barlar gece kulüplen dıskoteklerbırerovun alanına dönüştüler Büyük bır heve- can ve coşku>la ışe koyulan ve hıçbır maddı beklentılerı olmavan soz konusu toplu- luklar çalışma yöntemlerın- den ve sanatsal kaygılarından vola çıkarak kendılennı "Ote- ki Tiyatro" olarak adlandırdı- lar Ne kı madalvonun bır de ötekı vuzu var Nıcelık oiarak bu denlı ge- lı^en tLpluluklar ataba nıte- lıksel açıdan da avnı çızgı>ı ızlıyorlarmı' Bunakararver- nıek ıçın henuz erken ama > ı- ne de bırtakım göstergelerı degerlendırmekte \arar \ar Her :>evden once "*Otekı Tiyatro" adtandırmasıylJ bır- lıkte ara>iırnidl<ınm kuram laijtırma ve bağlantılı olaıak topluluklarını kurumlaştırma egılımı gozlenıvor çoğunluk- ta Çdlı^nıalannın çozumle- nıp yorumlanmasını \e za- man ıçmde gerekırse jdlan- dırılmasını başkalanna (ku ramcılar ele^tınmenler ) bı- rakmaktansa kendılerı jap- mavıyeğle\entopluluklar sa- natçının ışlevının "yapmak". kuramcının \eva elestınne- nınkmın de "incelemek"."çö- zumlemek" oldugunu unut- ınu^a benzıyorlar Ote yan- dan ddlandırmayla bırlıkte n,ıne duijulecek bır başka tu- zak da Otekı Tiyatro kavra- mının amacına kesınlıkle kar- ijitolan kendinisinirlama.be- lırlı bır kategorı>e sokmadır Dıkkalı çeken bır başka noktada yenı bıçem ve uzam dravı^ının gereğınden fazla ağırlık kazanması nerede>se teınel ölçute dönu^mesıdır Buna bır de protesvonel ovunculuk gerektıren metın- sız anlam uretme çabaları ek- lenınce başka bır devısle. ya- zann boşlugunu uzam \e ovunculuk gucuyle doldur- mavjkalkınca sondereceva- pa> \e zorlama bır urün çıkı- vorortaya.asılonemlısıde tı- v atro kendı kendının amacına dönuşüyor Oysabenzen>ak- laşımla vola çıkan bır tıvatro. ancak başanlı bırprofesvonel oyunculukla. o da çok ender olarak, ılgınç hatta buyulevı- cı bırtakım durumlar \arata- bılır Ama bu durumlar ne denlı çekıcı olurlarsa olsun- lar > ıne de bır ^eyın yoklugu duyulur sahnede tıvatronun özu de o "şey"de yatıyor ga- lıba Asal bır soru da. Ötekı Ti- yatro nun kendı seyırcısını bulup bulamadıgıdır Sahne ıle seyırcı arasında gerçek bır etkıleşım karşılıklı \onlen- dırme >a da ortak bır dıl ku- rulabılmış mıdır' Yoksa sah- nede ızlenen bu farkh olma çabası yüzeysel mı kalmı>- tır> Kanımca adı ıster Otekı Tiyatro olsun ıster başka bır şey konuyadahagenışbovut- ta bakmak gerekır Vakla^ım g tıvatro soyle >a da boyle olmalıdır dıyerek on- yargılarla yola çıkmak degıl tiyatro sanatının çokse;>hlıgi ıçınde. herkesın kendı arav ısı- nı surdürmesı kendı yolunu bulması olmalıdır Çeho\ "Cıderek sonınun \eni biçını- lerde olduğuna ınanmıyo- nım"der "Onemh oJan, ınsa- nın hıçbır bıcımı duşunmeden >azmasıdır. İnsan \azar, çun- ku ruhundan ovle gelmekte- dir" Otekı Tiyatro nun gûnü muzde dusundurduklerı ana çızgılenvlebunlar Ancak se- rusen >enı başlamaktadır \e sorun tanıvı ıvı kovabılmek köklü bır ozeleştırı vaparak durumu sağhklı degerlendı- rebılmektır Şunu da unutma- mak gerekır "İşkarşıtinıara- mak değil, onun otesının peşı- ne duşmektır." Kendı kendının tuzağına du^mezse Otekı Tıvatro epev vol alacağa benzıvor Dizelerini boyayan şair Engin Turgut TANER GEZER 'L'folmak çok şey demek- tir'dnen adam Bu adam başka nedesın bıl- me\ en adam Dun\ a kusse kıtabında 'küs' \ azma\an adam Yalmz adam ç ok adam şa- ır adam 'Adam sen de' deme\ en rta- dır adam çok adam Haydar Ergulen "Kışkırtıcı Erguvan" \e "Kus" adlı şıır kıtaplanndan tanıdığımız $aır Engin Tur- gut'un uçuncu resim sergisi açıldı Galen Art tntercultu- rada açılan sergı Engin Tur- gut'un pastel bova çahşmala- nndanolusuvor Dünvaya ha- yata ve insanlara şıır gozuyle bakarken resme de bakmayı ıh- mal etmemış Engin Turgut "Ve ben oldum küçük şeyler yuzünden" dıven şaır, resım- lennde de gozden duşmuş saf- lık masumluk acı yalnızlıkve aşk gıbı degerlen yenıden gün- deme getınvor Nasıl kı "Kal- bin de sebepleri vardır. Bovar- san resım olur. Bakarsan kalp" Engin Turgut un "İnsani olan her şeye gözu gibi bakabil- mek"te bırleşen resmı ve şıın de gorunenden çok gorunme- yene bakıvor Gozlenvle de- ğıl "gızli gozleriyle'*, kalbıyle, ellenv le, sesıy le ve sessızlığıy - le bakıyor Engin Turgut $ıır- lennı nasıl kadınlar ıçın, a^k ıçın >azıyorsa, resımlerınde de kadınlara bakıyor, kadınlara "yakuıdan"bakıyor "Okadar vakından ki, arava kendisini bı- lesokmuvor." Eflatun vücutlar goruvor -gorüyor ve öluyor." Kadınlar dev ınce aklına bevdı- ğı vazarTezerOziugelıvor En- gin Turgut un "Ivüığını afii- kamenekşelerinden, guzelliğı- nı ise açehalardan alan" Tezer Ozlu "Çığuğı koyu denız ma- vısi TezerOzlü''>ü çok ozluyor Turgut "Ruhvegövdeninaşka gıdişi"nı gordüğü "Bayan \şk"ı unutamıyor Bu uçuncü sergısı. ama kendısmı bır res- sam değıl bır şaır olarak tanım- lıvor Engin Turgut Resme boş zaman uğraşı gıbı bakmak sav - gısızlık olur ona gore ınsanın butun zamanını avırmasi gere- kır uğraşına O ıse "butun om- rünce şiiri yaşıvor." Resme uzaktan bakmak gerekır dıye duşunuvor şııre ıse yakından Onun vaptığı "resimden şiire, şiirden resme giden \okuluk- ta. içınde duvduğu sKaklıkla, sevgisinı başkasmdan esırge- meven. kendısı gıbı olan, duy- gulannda comert ve sahıci in- sanlara şapka çıkartmak.'' Ru- hunu sokaklarda gezdıren in- sanlara şapka çıkartmaktan vo- rulmuvor Engin Turgut Belkı de "şürlerinde resmı ögreniyor va da resmin dilıne vokuluklar vaparken şurde dinlenıvor." Resımlennde zekaya fazla bel bağlamadan ımgenın şarkısını so>lemeye çalışıyor aşktakı hayatın kendısıne sunduğu renklen opüp alnında taşıvor O da, -Nasıl aşktan başka ina- nacak bir şey yoksa, yalandan daha iyi hakikat de yok. >arsa da ben bulamadım" dıven sev- dığı şaır Lına Salamandre gıbı duşunuvor Ruhundakı ıştah neyı arıyor, nereye bakıyorsa sankı oradan donuyor Tur- gut un uçuncü şıır kıtabı hazır, hayatla buluşmayı beklıvor Douglas, ABDBaşkatu oluyor Kultur Servısi - Aktor Michael Douglas Ame- nka Bırleşık Devletlerı Başkanı oluyor' Tabıı rol ıcabı 1977 yapımı 'San Francısco Sokak- lan" adlı polısıye dızıde Karl Malden ın çome- zı olarak tanıdığımız son vılların önemh tıcarı başarılar kazanan fılmlerınde Teınel içgu- dü'de, öldüren Cazıbe'de Tacızde gormevı kanıksadığımız unlu aktör son filmı '4meri- can President'ta, herhangı bır tanhsel kımlıge bağlı kalmadan ideal ABD Ba^kanı nı canlan- dırmaya hazırlanıvor \ onetmenlığını Rob Re- iner'ın üstlendığı film Capravari esıntıler ta- şısa da, gözden kaçınlmayacak ıkı 'masum" valan uzenne kurulmus Bunlardan ılkı bır devlet başkanınm gönul eğlendırmek ıçın ve- tennce zamanının olduğu dığen de bır dev let başkanının (hele o kışı ABD nın devlet baş- kanıysa) aşk ılışkısının halk tarafından son de- rece anlavışla karşılanacağı Michael Doug- las son donem Hollvvvood aktorlen arasında vakışıklı soğukkanlı ve de >ehırlı görünumu- nun yanı sıra çalışkan bır vonetmen ve oyuncu olmasıvla da goze çarpıvor Tabıı. ünlû aktor Kırk Douglas'ın oğlu olması, gozleıın Michael Douglas a çevnlmesınde onemlı bır etken Ba- bası kadar tutkulu ate^lı hatta nevrotık olmasa da onun ızınden yurudugu kesın Aralarında bır baba-oğul ılışkısınden çok rekabet oldugu sö>lenıyor Babasının dunya çapında unlü bır aktor oluşu. Mıchael'ın oyunculukla ılgılı hır- sını kamçılamışa benzı>or BabaM kadar ıvı bır oyuncu olmadığı sov lense de Michael Do- uglas iyi yönetmenlık yolunda hızla yüru- vor Aktörün yonetmen olarak ımzasinı attıgı filmler arasında 'Çm Sendromu', 'Starman'. 'FlarHners", 'Romancıng the Stone and Jevvel of the Nıle', 'Black Rain' ve "Radıo Fher' bu- lunuvor 'American President'ta sıradan ın- sanların yaşamına ımrenen mutsuz bır dev let başkanı olarak ınandırıcı bır oyunculuk örne- ğı sergılıyor Yuzunden eksık etmedığı 'Clin- tonvan' gulumsemesıyle halkından sankı 'ne- den beni seçtinız' dercesıne hesap soruvor Do- uglas la bırlıkte başrolu paylaşan Annette Be- ning de "American President'ın dıkkat çekıcı yıldızlanndan Hollyvvood'un Bevaz Sara> ıle olan ılışkılenne gelınce Bu konuda Hollv- vvood oldukça zengın bır filmograft sunuyor Iktıdar, sınema endustnsının vazgeçemedıgı konular arasında ver alıyor ne de olsa 1932 ta- nhlı 'The Phantom Presidcnf. Frank Cap- ra'nın 1939 yapımı 'Mr. SmıthGoes toVVas- hington' (Bay Smıth VVashıngton a Gıdıvor) John Ford'un 'Young Mr. Lıneoln' (Genç Lın- coln) Robert Alrman'm Nıxon'u konu aldısı "Secret Honour' (1992) ve 'Millhouse' (197Î) bunlardan yalnızca bırkaçı ALINTILAR TAHSİN \X CEL İmge Pazarı "Profesor tumcelennı bıtıren bındır Polıtıkacıysa, kendısıyle konuşulurken tumcesıne bır son tasar- lamakta gozle gonılur bıçımde guçluk çeker ya soy- leyecek soz bulamazsa7 Tum polıtıkası yara alabı- lırbundan1 " Roland Barthes'ın gozlemı oldukça açıktır pro- fesor belırlı bır duşunceyı ya da bılgıyı karşısındakı- lere aktarmak amacıyla konuşur, bu nedenle soz- lerının bır başı ve bır sonu bulunması doğaldır Bu- na karşılık polıtıkacının polıtıkacı kımlığı her şeyden once soze dayalıdır kır gıdınce sadrazamın bıtme- sı gıbı, soz bıtınce de ortada polıtıkacı kalmaz Ken- dısı de kesınlıkle bılıncındedır durumun Bu yuzden, sjsmayısevmez herzaman heryerdekonuşurdu- rur, varlığını bır turlu sonu gelmeyen tumcelerle ke- sınler. Doğrusunu soylemek gerekırse, kafamızdakı po- lıtıkacı ımgesı de polıtıkacılara ılışkın bılgı ve dene- yımlenmız de bu gozlemı doğrular gıbı gorunur Or- negın şu sık sık karşılaştığımız goruntu dumnama- casına yınelenen uyarılara karşın, soylemını nokta- layıp kursuden ınmeye yanaşmayan polıtıkacı go- runtusu Barthes'ın gozlemının doğruluğunu değıl de neyı kanıtlar'? Gene de, durup duşundukçe, bu goz- lem artık gerçeğı dıle getırmekten çıkmış gıbı gelı- yor bana, hatta, Le Plaısır du texte 'te, yanı 1973 yı- lında yayımlanmış bır yapıtta dıle getınlmış olduğu- na gore, gerçekle hıçbır zaman ortuşmemış olması daolanaklı Neden dersenız ben kendı payıma pro- fesorun oyle her zaman "tumcelennı bıtıren bın" ol- madığını deneyımlenmle bılırım Olgular da bıze po- lıtıkadatutunmanın veyukselmenın susmaktan geç- tığını, en azından polıtıkacılann buyuk çoğunluğunun susan kışılerden oluştuğunu gostermekte Şu basın toplantılannıduşunun onder hemen herzaman,sa- ğına, soluna arkasına, kımı zaman da karşısına sak- sı gıbı sıra sıra dızılmış suskun 'kurmaylar" eşlığın- de venr demecını Ote yandan, yınelemeler atılınca, şanlı onderlenmızın tum soyledıklerının yılda altmış yetmış tumceyı zor bulması bır yana, Bay Yılmaz'la Bayan Çiller'ın bunca yıldır onder nıtelıklennı sur- durebılmelerı bıle polıtıkacı kımlığının temelını soy- lemın oluştunmadıgını gostermeye yeter Neden'' Polıtıka kıtlelerle ıletışım kurularak surdu- rulen bır etkınlık olmaktan çıktı da ondan mı? Hayir, gene kıtlelerle ıletışım kurularak surduruluyor Ama sıyasal ıletışımın tek ve en etkılı bıçımı soylem değıl artık, belkı hıçbır zaman da olmadı Ne olursa olsun, polıtıkacılardan tumcelerının başı sonu bellı olan, belırtı bır mantık doğrultusunda, belırlı bır duşunce eksenınde gelışen soylemler beklememeye çoktan alıştık Bayan Çiller'ın baş dondurucu yukselışı de goilemlerımızde kesınlıkle doğruladı bızı Şımdı çok iyi bılıyoruz kı, tumcelen bıtmıyorsa, gerçekten ar- kasını getıremedığı ıçın bıtmıyor, dun soyledığı bu- gun soyledığını, Kars'ta soyledığı Edırne de soyle- dığını tutmuyorsa, açıklıklabelııienmış bır dunya go- ruşu olmadığı ıçın değıl açıklıkla belırlenmış bır dun- ya goruşune dayalı, tutarlı ve kesintisız bır soylem oluşturma gereksınımını duymadığı ıçın tutmuyor Şu yaşadığımız ortamda gerçekten de gereksınımı yok buna Oyle ya, sızden benden once destekleyı- cılen soyluyorlar onun ımgesı var guzel sanşın ve zengın, sonra, gerek duydukça, temel oğeye yenı oğeler eklıyor ana, bacı, yenge ya da Jeanne D'Arc oluyor Yalnız Bayan Çıller mı boyle 1 ? Hayır, Erbakan'dan Ecevit'e, hemen her polıtıkacı iyi kotu bır ımge oluş- turmuştur kendıne bu ımgenın arkasında devınır, çoğu kez de bu ımgeyı bır adla çakıştınr Hoca, Ba- ba, Başbuğ, Karaoğlan Bu da yetmez, kışısel ımge çoğu kez çevre ve çevredekılerle butunlenır kımı, bayraklar arasında ozel kılıklara burunmuş guçlu dehkanlılarla, kımı sanklı adamlar ve bayraklara sa- rılıp gosterı nesnesıne donuşturulmuş çocuklarla butunler ımgesını Sonra ıletışımın belkemığı olarak nıteleyebıleceğımız oğeler gelır başka herhangı bır şeyden çok kışının kendısmı gostermek uzere yu- kanya doğru kaldırılmış başparmak, bılınmedık bır "ılen "yı (ya da geleceğı) gosteren ışaretparmağı, elın ıkı ucunda bırer aykın kulak gıbı dıkılen ışaretparma- ğı - serçeparmak ıkılısı ya da havaya doğru uzanmış yumruklar Butun bunlar da bırer ıletışım olgusu gerçekte, bt- rer gosterge, dolayısıyla bırer soylem alanlardan, sa- lonlardan televızyonlardan, radyolardan, gazeteler- den bırer soylem olarak süreklı bıze yonelıyorlar An- cak kuçuk bır aynm var arada budanmış soylemler bunlar, ımgeye, sımgeye, bılemedınız, savsoze ındır- genmış soylemler yanı soylemın ve anlamın en alt basamağında soyleşım olanağının sıfıra ındığı du- zeyde yer alıyorlar Gene Roland Barthes bırçok ya- zısında, çağcıl toplumlarda, kımı sınıflann ya da bı- reylerın kendılerıne sunuluyormuş gıbı yapılan, ama gerçekte sunulmayan kımı urunlere ulaşamayınca, onun ımgesını tukettıklerını, yanı oturamadıkları evın ya da bınemedıklerı arabanın ımgesıyle doygunlu- ğa ulaştıklannı soyler Boyle bır durumda, ımge pa- zariamacılarının çoğalmasından doğal bır şey ola- maz, pazarlamacılık ışlevını de gunluk ve haftalık renklı basınlatelevızyon yuklenır Son yıllarda, bu ku- rumlarla kurulan uğursuz ılışkıler sonucu, polıtıkacı- lık da bır ımge satıcılığına donuşuyor. Imge satıcılığıysa, soylemeye gerek var mı, bıl- mem, gerçek soylemın bıttığı yerde başlıyor S A L I T O P L A N T I L A R I MUREKKEBI KURUMADAN FİLİZ HİÇ ÜZÜLMESİN ATILLA BIRKIYE KONUŞMACI FIÜZ AUI 12 ARALIK 1995 SAAT 18 30 YA.PI KRF.Dİ K l 1. T V R M H R K E Z 1 Ytpı Kredl S€mwt Çlfltr KMlphancsl tokl* Caddea 285 Beyoglu 80O5T sta büTeefon (0212) 252 47 00/440-245 20 41 Sslı Tcplant lar * e*en he xe* L rets z caran zteyety f r YAPI KREDi
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog