Bugünden 1930'a 5,502,732 adet makale



Katalog


«
»

8 OCAK 1995 PAZAR • • • • CUMHURİYET SAYFA HABERLEREV DEVAMI 19 Çfller sonılan yanıtLamadı ANKARA (Cumhuriyet Büro- su) - Başbakan Tansu Çilkr. Y'enı- köy 'dekı yalısına komşu olan Tur- ban arazisinın satışına neden izin vermedıgi sorusunu yanıtsız bırak- tı. Başbakan, sahıbı bulunduğu Marsan Marmara Holdıng Ano- nim Şırketf nin vergı kaçırdığına ilişkin ıhbarlann neden sonuçlan- dırılmadığı ve ABD'dekı malvar- lıgını. söz venldiği halde, neden satmadıgı sorulan karşısındaki sessızligini dün de bozmadı. Baş- bakan Çiller. kişisel vergı kayıtla- rı konusundakı sorulara. dün dü- zenledığı basın toplantısında da yanıt vermedı. Cumhuriyet'ın, Bakanlar Kuru- lu salonundakı basın toplantısında Çiller'e "iki kez" yazılı olarak yö- neltmesine karşın yanıt alamadığı sorular şunlar: - ÖzeUeştirmeden gelir elde edi- lememesinLenflasyon hedefindeki sapmaıun birgerekçesi olaraksun- dunuz. Özelleştirmeden ilk sapma ise,Turban'a ait Carlton OteB ara- zisinin sabşından vazgeçilmesi ile oldu. Neden? - Yüksek gelir gruplanndan 70 tnlyon liralık ek vergi toplama he- define ulaşıldıgını vurguluyorsu- nuz. Sahıbı bulundugunuzMarsan Holding, son 7 yılda 29 milyon 609 bin lıra vergı ödedigıne göre. alt gelır grubunda mı? - Marsan Holding"in vergi ka- çırdığına ilişkin haberler ve Mali- je Bakanlığı'na vapdan vazılı ih- bariar neden sonuçlandınlmadı? - Vergı ka> ıtlannızın incelenme- sınden çekınıyor musunuz? -ABD'deki marvarhğınız,söz ve- rildiği halde. bugûne kadar neden saniamadı? Eğer bir fivat anlaş- mazlığı soz konusuvsa, Karabük formülünü diişünür müsünüz? 1 Türk Lirası karşüığında satış yap- ma> u kendi servetiniz için de düşü- nür müsiinüz? Çiller'in tutmayan hedefleri ANKARA (Cumhuriyet Büro- su) - Başbakan Tansu Çiller'ın. önemlı ölçüde tutturuldugunu öne sürdüğü 5 Nısan paketının hedef- len, temel parametreler açısından açığa düştü. 5 Nısan"da -1.9 olarak öngörülen ekonomık küçülme - 3.8. 7.6 olarak öngörülen bütçe açıgının Gayri Safı Milli Hasıla'ya oranı da yüzde 10.7 düzeyinde gerçekleştı. 5 Nısan"da yüzde 110 düzeyinde tahmın edılen yıl sonu enflasyonu yüzde 149.6'ya fırlar- ken. bütçe harcamalarını kısma hedefı de tutturulamadı. 5 Nisan'- da 109 tnlyon lıra olarak duyuru- lan açık hedefı 160 tnlyon İıraya tirmandı. 814 tnlyon lıradüzevin- de hesaplanan toplam harcamalar da, ancak 990 tnlyon lirada tutu- labildi. Çıller'ın. önemlı ölçüde tuttu- ruldugunu öne sürdügü hedefler ile bazı önemlı kalemlerdekı ger- çekleşmeler şöyle: Büyüme: -1.9 - 3.8. Bütçe açı- gının GSMH'ye oranı 7.6 - 10.7. Yılsonu enflasyonu 110.0 -149.6. Bütçe açığı 109 tnlyon lıra 160 tnlyon. Bütçe harcamalan 814 tnl- yon lira 999 trilyon. Hükümet ay- nca, Hazine'nin Merkez Banka- sı'ndan kullandıgı kısa vadeli avans tutarlannın düşürülecegini açıklamasına karşın, bu kaynak, Bütçe Yasası'nda öngörülen yüz- de 15'lık sının da aşarak kullanıl- dı.Yasalsmınn 121 trilyon lıra ol- masına ragmen, hükümet 24 Ara- lık 1994 tarıhi itıbarıyla toplam 126 tnlyon hralık kısa vadeli avans kullandı. Kamu harcamalannı kısma sö- zü de veren koalısyon hükümetı, 5 nısan kararlarının ardından 100 tnlyon hralık ek bütçe ıçin yasa çı- kardı. Böylece 814 trilyon lıra dü- zeyinde öngörülen toplam bütçe gıderlen, ek vergi gelırlerinden de saglanan ka>Tiakla 990 tnlyon lira- ya tırmandı. Basın toplantısında, yılın ikıncı 6 ayında. yüzde 20 do- İayında tahmın edılen fıyat artışla- rının yüzde 34.6 düzeyinde ger- çekleştığinı anlatan Çiller, 6 aylık ortalamalan dikkate aldı. Devlet tstatıstık Enstitüsü rakamlanna göre, fiyat artışlan, 6 aylık döne- min başına göre yılsonunda yüzde 40 dolayında gerçekleştı. Basın toplantısından notlar Koalisyomın Türkiyesi nerede?.'*« ANKARA (Cumhuriyet Büro- su) - Başbakan Tansu Çiller. Ba- kanlar Kurulu salonundakı ışıklan- dırılmış Atatürk portresınm he- men önündekı masaya bitişık ıs- kemlede yerını almış... Sağında. Devlet Bakanı BekirSamiDaçeıle kamu varlıklannın satılması ıçın DYP'lılerden önce kollan sıvayan SHP'lı Sanayı ve Tıcaret Bakanı Mehmet Dönen \ar. Solunda. SHP liden Murat Karavalçın, her şeye karşın hoşnut. Devlet Bakanı Ay- kon Doğan sakın. Arka sırada, bir zamanlarÇıller'ı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e jurnallayan Başbakanlık Ekonomi Başdanış- manı Emre Gönensay, Başba- kan'ın oturması ıçın ıskemleyi ha- zırlamaya yelteniyor. Arka sırada Gönensay kadar ra- hat olmadıklan gözlenen. ancak kimseyi kımseye jurnallamamış bürokratlar da var. Başbakanlık, MalıyeveDPTmüsteşarlan... Ma- sanın ardından anlatılan Türkıye. pespembe. Bütün ekonomık hedef- ler tutturulmuş. Halk. hükümetın arkasındaymış. Kısa vadeli ıstıkrar paketlen. farklı ıdeolojilere göre aynm göstermezmış. Öyle mı acaba? Uluslararası Para Fonu'nun (1MF) telkinlerı doğrultusunda, ücret artışlan enflasyonun gerisın- de bırakılmış. Yüzde 150 düzeyin- deki enflasyonun altında ezılen ka- mu çalışanlanna. son dilımi yıl so- nunda olmak kaydıyla. yüzde 54 oranında maaş artışı verilmış. Kamu çalışanlanna sendıka hakkı venlmemesı ıç\n bın dere- den su getınlmış. Ekonormdeki küçülme. yüzde - 1.9 olarak hesaplanmasına karşın - 3.8'e kadar tırmanmış. Cumhur- başkanı'nın deyişiyle 'ekonomi büzülmüş.' 1994 yılı enflasyonu, toptan eş- ya fıyatlan endeksıne göre yüzde 149.6 olmuş. Devlet, cumhunyettanhinde ilk kez. altına ımza koydugu toplusöz- leşmelerın gereğını yenne getır- meyerek ışçilenn ücret artışîannı makaslamış. Zapt edılemeyen dövizi frenle- mek için Hazıne faızleri, yıllık bı- leşık düzeyde yüzde 400'ler düze- yine, gecelik faızler yüzde binlere kadar tırmanmış. Işsızhk artmış. Bankalar batmış; bütçe katnlyonu aşmış, Hazine'nin parası kalmadı- gı için, ücretlilere KDV iadesı ye- nne Mıllı Pıyango biletı vermek bile gündeme gelmış. Kamu arsalan, Çıller'ın deyışıy- le "bütçe açıgı hedefinin sigortası" olarak haraç mezat satışa çıkmış. Ülkenın Başbakanı, "Cumhuri- yet tarihinde ilk kez 1 liraya fabri- ka satttk" dıye övünür olmuş. Başta Güneydogu Anadolu Pro- jesi olmak üzere, büyük yatınmlar yanm bırakılmış. Bütün dış kredi kapılan kapatılmış. lşçi, işveren. memuryılmış. Ko- alısyonun mimarlan Cumhurbaş- kanı ile TBMM Başkanı'na kadar gözler erken seçime dikılmiş... Türkiye'ye ilişkin satır başlan bunlar. Pekı, üzenne basa basa "Başardıyız" dıyen koalısyonun lı- derlen Çıller ile Karayalçın'ın an- lattıkları Türkıye nerede? Ya da kendılennı destekleven halk? ATYARISLARIFtKRET \ DAĞLIOĞLÜİ 1. KOŞl: F: Umudum (11), P Muradım 3 (6), PP: Samtay (2), S: Baykan 1 (5). 2. KOŞU: F: Kartalbey (3), P: Yavuzhan (6). PP: Dinçerbey (1), S:Sarar(4). 3. KOŞU: F: Kurtcebe (7), P Cerenimo (3), PP: Vidarhan (2), S: Non Stop Dan.(8). 4. KOŞU: F: Karambol 1(10), P: Müjdem (7), PP: Babaor- han (4), S: Ege (9). 5. KOŞU: F: Nort. Singer (3), P. Ümran (5). PP: Moon Light (2). 6. KOŞU: F: Babasüleyman (8). P: Gong (14). PP: Cellini (1), S: Joss Collins (6), SS: Dancing Lady (10). 7. KOŞU: F: Başaran (5), P: Beybaba (4), PP: Karaca 5 (3), S: Onurhan(ll). Günün İkilisi: 4. Koşu: 7' 10 Tabela Bafcjs: 8 14. 1.6. 10 OTORİTELERİN GORUŞLERI Burhan Dalgıç M. Krmacı TuğrüSaka ErtanÖzsu 6-3-1-4 6-3-1-4 6-3-1-4 3-6-1 7 7-8-3-2 7-3-2 7-9-8-2 10-9-4-7 9-10-7-8 9-4-7-10 9-8-10-7 3 3 3 5 8-14-6-1 8-14-1 14-8-6-1 8-14-1 3-5 5 5 5-14 G U N D E M MUSTAFA BALBAY • Baştarafı 1. Sayfada önündeki ağaçlar geniş yapraklı ol- duğu için yoldan görünmüyormuş. Gövdesi çok açık, yeşille beyaz arasında. Tek bir yaprağı kalmamış. Ama incecik dallar öylesine pürüz- süz gökyüzüne uzanıyofdu ki daki- kalarca seyrettim. Bir dostum daha oldu. Bu yüzden yazı hafif 'sulu' şimdiden özür. Önceki akşam, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in yilbaşı kok- teyllerinden ikincisi vardı. Ben de davetliler arasındaydım. Yok he- men, "Oooo" demeyin. Demirel, üç gün art arda verdiği davetlerin her birine iki bin kişi çağırıyor. Süley- man Bey'le Nazmiye Hanım, rutın davetlilerin yanı sıra boş davetiye alıp korsan konuk çağırmışlar. Köşk kapısından içeri girip kok- teyl salonuna vanş 20 dakika sür- dü. Trafik sıkışıktı. Demirel'in mega projelerinden bazılannı Köşk'ün içi- ne yapmak gerekiyor. Görebildiğim kadarıyla bir tünel, iki viyadük, bir- iki hatlı demiryolu, bir de otoyol şart. Demirel ailesi davetlilerin tek tek elini sıktı. Cam avizelerle süslü pembe salon ağzına kadar doluy- du. Demirel, böylece belki de mi- ting özlemlerini gideriyor. Bir ara bir kürsü kurdurup seslenebileceğini düşündüm: "Çankaya büyük bir köşkün adı- dır, bahçesi yetkilerimin on katı- dır.." Özer Çiller benimle karşılaşınca Çankaya Mitingleri.. ne dedi? Eczacıbaşı siyaseti nasıl görüyor? Başbakan'ın darbe ile ilgili görüşleri, az sonra. Şimdi reklamlar, sakın aynlmaytn. Birinin ensesinin, bir diğerinin boynunun üzerinden elimi uzatıp Bayram Meral'le tokalaştık, "Mer- haba, gazetecilerin yakışıklısı" dedi. Reklam bitti, devam edelim. Medyadaki gelişmeleri yakından izleyen bir gazeteci ağabeyle soh- bet ettik. Cumhuriyet'i, Yeni Yüzyıl'ı konuştuk. Bülent Eczacıbaşı, Cem Boy- ner'in ne yapıp ne yapamayacağını şimdiden kestiremiyor, ama şöyle diyor: "Bir insanın işini gücünü bı- rakıp siyasete soyunmasını, görûş- lerine katılıp katılmamak ayn, say- gıyla karşıiamak gerekli. Daha An- kara'ya gönderdik sayılmaz." Siyasetin geleceği konusunda ise "Türkiye'de tahmin yürütmek mümkün değil. Ben siyasette tah- min yapmayı bırakalı yıllar oldu" dedi Eczacıbaşı. Salonun en dibinde Özer Çiller'le karşılaştık. Ama önce reklam. Özer Bey yeni yılımı kutlayıp devam etti: "Yazılarınız iyi gidiyor. Bizi çok güzel eleştiriyorsunuz." Ardından bir süre Başbakan'la sohbet ettik. Sohbet bölümünde Fatih Çekirge, Ahmet Tan ve Fehmi Koru da vardı. Başbakan'ın darbe söylentileri konusundakı de- ğerlendirmesi şöyle: "Bırakın bun- lan. Bunlann konuşulması bile yan- lış. Bunlar aşıldı artık. Geçmişi bıra- kın, geleceğe bakın. Türkıye çok büyük bir değişim içinde." Biz 'erken seçim' derken sözü ağzımızdan aldı, devam etti: - Seçim 1996. Seçim yılının adı, 1996'dır. Sohbeti devam ettirmek mümkün olmadı. Sürekli Tansu Hanım'ın elinı tutmak, sıkmak istiyorlar. En son sarışın, siyah tuvaletti bir bayan, Tansu Hanım'ın omuzundan tutup "Hadi canıııım, kendine iyi bak" derken ayrıldık. Iş Bankası Genel Müdürü Ünal Korukçu'ya bir-iki soru sormaya hazırlanırken o benden erken dav- randı: "Yaaa, 28 ocakta ne olur?" 'Bir fotoğrafçı butsak' Orhan Gencebay, el sıkma ko- nusunda Çiller'le başa baştı. "Orhan Bey, ben Ereğli'den... Cumhurbaşkanı sakatlaha ilgili ça- lışmalanmı takdir ettiği için beni de çağırmış. Sizi gördüğüme çok se- vindim. Bir fotoğrafçı bulsak da re- sim çektirsek." Gencebay, çevreye bakınırken elini bir bayanın elinde buldu, "Or- han Beeey, elinizi sıkmış olayııım." Kokteylden sonra eve geldim. Te- lesekretere bir not düşerken içeri girdim, "Dışişleri Konutu'ndan arı- yoruz, Sayın Karayaiçın göriışe..." 'Alo alo', telefonu kaptım. Karayalçın'ın keyfi yerinde. Bol kahkahalı bir sohbetten sonra, sol- da birliğe geldik. Ama önce reklam arast. Benden iyi diplomat olurmuş. Murat Bey öyle söylüyor. Karayaiçın, birlik üzerine çok cid- di ve yoğun çalışmalar yapıyor. Ama solda birlik değil, gümrük birli- ği- 7 martta Türkiye'yi en iyi biçimde temsil etmenin zeminini hazırlıyor. Solda birlik konusunda ise "Olacak olacak, iyi şeyler olacak" diyor. Bir- iki gün içinde Baykalla bir araya gelecekler. Sözün kısası ortakların keyfi ye- rinde. Dün sabah da ortak basın toplantıları vardı. Eğer 5 Nisan Ka- rarian alınmasaymış, enflasyon yüz- de bini bulurmuş. O zaman sor- mazlar mı, 5 Nisan ortamını kim ha- zırladı. Sanki, kendileri bir nisanda yönetime geldiler ve devraldıkları bir enkazı kaldırmak üzere 5 Nisan Kararlan'nı aldılar. Halkımız bu ge- rekçeye inanır, Çiller'i desteklemeyi sürdürürse, ne denir? Devam Tansu, sakın aynlma Mu- rat'tan, Merak etme, kimse seni ındire- mez 'faraf'tan, Yolun sarp, beter, ama Sırat'tan, Halk anlamaz, kurtarırsın, kıyafet- ten, surattan. Aslında, halkımıza dair konuşur- ken dikkatli olmalı. Neme lazım. Türk milleti narindir, ağır sözü kal- dırmaz, 'aptal' diyene kızar, soyana aldırmaz... kışkırtır mı kışkırbnaz mı? ORALÇALIŞLAR Birleşik Sosyalist Parti'nin (BSP) ls- tanbul'da Gazeteciler Cemiyeti salonun- da dûzenlediği toplantıya çok sayıda ay- dm ve sanatçı kattlmıştı. BSP Genel Baş- kanı Profesör Sadun Aren'in açış konuş- masını yaptığı toplantıda, sanatçılar ve aydınlar Aziz Nesin'i desteklemek ama- cıyla bir araya gelmişlerdi. Nesin'in suçu, Sıvas'ta 37 insanımızı cayır cayır yakmaktan çekinmeyen gözü dönmüş kaîabalığı suç işlemeye kışkırt- maktı. Aziz Nesin, DGM karanna göre Sıvas katliamının önemli sommlulanndan bi- riydi. Nesin, Sı\aslı bazt "masunT vatan- daşlan bir konuşma yaparak kızdırmış. sinirlendirmiş, kışkırtmış; onlar da ken- dilerine hâkim olamayarak, Allahü Ekber sesleri arasında 37 kişiyi yakmak zorun- da kalmışlardı. Şimdikı tartışma ve yargılama, Azız Nesin'in ne kadar kışkırtıp kışkırtmadı- ğı üzerine yapılacaktı. Çünkü son dönem- de siyasi Islamcılar sürekli kışkırtıldıkla- nndan yakınmaya başlamışlardı. Kışkır- tıldıkça da oraya buraya saldınp cinayet- ler işlemeye başladılar. Örneğin, Rama- zan'da oruç tutmayan bir öğrenci, bazı ls- lamcılara göre kışkırtıcı sayılabiliyor ve canından olabiliyordu. lçkili lokantaiar. yılbaşı eğlenceleri, hatta hindi dolması bile bazı insanlan suç işlemeye kışkırta- biliyordu. Bu grup için, ülkemizin en önemli kış- kırtıcılanndan birisi de Aziz Nesin'di. Aziz Nesin nereye gitse siyasi Islamcı topluluklan kışkırtiyor ve olaylara neden oluyordu. Sıvas katliamı davasını kararabağlayan DGM yargıçlan da. siyasi Islamcı kesim- Birieşik Sosvalist Parti'nin çağnsı üzerine bir araya gelen çok sa> ıda aydın ve sanatçı, vazar Aziz Nesin hakkında yapılan Sıvas davası ile ilgili suç duyurusuna tepkilerini dile getirdiler. (Fotoğraf: KAAN SAĞANAK) lerin bu duyarlığını anlamış ve Nesin'ın kışkırtıcılığını saptayarak, cezalandınl- masını istemış ve bu amaçla suç duyuru- sunda bulunmuştu. Sosyalist Birlik Partisi'nin çağnsı üze- rine bir araya gelen çok sayıda aydın ve sanatçı. Nesin hakkında yapılan bu suç duyurusuna tepkilerini dile getirdiler. Katlıamda yakınlannı yitırenler. saldır- gan Islamcı topluluklann yaptıklannın yanıtla kâr kalmaması gerektiğine ina- nanlar Ankara DGM karanyla büyük bir hayal kınklığına uğramışlardı. En büyük hayal kınklığı ise bu gözü dönmüş kala- balığın Aziz Nesin tarafından kışkırtıldı- ğı iddiasıyla suçlannm hafıfletilmesiydi. Neredeyse Sıvas'ın asıl suçlusu Azız Ne- sin ilan edilmişti. Dünkü toplantıda konuşmacılar Ne- sin'in ne kadar kışkırtıcı olup olmadığı- na dikkat çektiler. BSP Genel Başkanı Sadun Aren, Nesin'in yazı ve konuşma- lan nedeniyle bir kesim için sürekli kış- kırtıcı bir özellik taşıdığinı esprili bir dil- le anlattı. Aren'e göre Nesın'in varlığı bile şeriatçı kesım ıçin kışkırtıcı olmaya yetiyordu. Toplantıyı yöneten Prof. Gencay Gür- soy, şeriatçı Taraf dergisinden bir örnek vererek, laikligı savunmanın bile bu ke- simlerde kışkırtıcı etkiler yaptığına dik- kat çekti. Yazar Orhan Pamuk ise, toplantıda yaptığı konuşmada kışkırtma konusuna farklı bir yaklaşımda bulundu. Pamuk. yazar kışkırtmalı mı kışkırtmamalı mı di- ye bir tartışma açtı. Pamuk, Nesin'in kitaplannı 8 yaşında okumaya başlamış ve onun şımdiye dek toplam 78 kitabını okumuştu. Pamuk, Nesin'in bir kışkırtıcı olduğunu ve ken- disini yazarlığa kışkırttığını bu toplantı- da itiraf etti ve dedi kr. "Biz burada paradoksal bir şekilde Aziz Nesin'in kışkırtıcı olmadığını kanıt- lamaya çalışıvoruz. Halbuki yazar kışkır- tıcıdır, kışkırtıcı olmalıdır." Pamuk, yazarlann okuyuculannı dü- zene. haksızlığa kışkırtması gerektiğine de dikkat çektı. Aziz Nesin. Pamuk'un tanımlamasın- dan çok hoşlandığını belli etti ve bu tanı- mı destekledığıni söyledı. Ama Nesin. kendısinin yasalara aykın kışkırtma yap- madığını. kışkırtmasının yasal çerçeveyi aşmadığını vurguladı. llhan Selçuk ise. şerıatın gıttikçe artan tehdidi üzerinde durdu. bütün olumsuz- luklara karş\n iy ımser olmak gerektiğine dikkat çektı. Şeriatın karanlıgına karşı. bilımin aydınlığının üstün geleceğine olan ınancını belırttı. Yüzlerce sanatçı ve aydın. demokrası- nin ve aydınlığın büyük kışkırtıcısı Azız Nesın'le birlikte olduklannı dile getirdi- ler. Ama Türkıye. Dr Tank Ziya Ekin- ci'nin toplantıda dile getirdığı gibı belkı de tanhının en karanlık dönemlerinden birisini yaşıyordu. Şeriatın ve aşırı milliyetçiliğın yük- selen dalgası nerede durdurulacaktı sorun buvdu Sıkıntı buvdu. Sıvas karanna tepki THY, DYP'nin elinde B Baştarafı 1. Sayfada nelik saldınlann son bulması is- tendi. Birleşik Sosyalist Parti Istan- bul ll Örgütü tarafından Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Burhan Fe- lek Konferans Salonu'nda dü- zenlenen toplantıya Aziz Nesin, Atffla Coşkun, Cezmi Ersöz, De- mirtaş Ce\ hun, Erdal Atabek, \\- han Selçuk,Oral Çalışlar, Orhan Pamuk,Sadun Aren,Şükran So- ner, Tank Ziya Ekinci, Halil Er- gün. Tank Akan, tpek Çalışlar, Şanar Yurdatapan, Lale Niansur, Sungur SavTan, Murathan Mun- gan, Bedri Bavkam gibı bırçok sanatçı, aydın, yazar ve gazeteci katıldı. Toplantıda açılış konuşmala- nnı yazar Aziz Nesin, Birleşik Sosyalist Parti Genel Başkanı Sadun Aren, yazar Tank Ziya Ekinci, gazetemiz yazarlanndan llhan Selçuk, yazar Orhan Pa- muk ve avukat Hasan Girit yap- tı. Insanlann şeriatçı olmasını engellemek gerektiğini söyleyen Sadun Aren, "Şeriata yakalan- mak AlDS'e yakalanmak gibi tehlikelidir. Bunun için insanlar bağnazlığa karşı eğitilmelidir" diye konuştu. Aziz Nesin'in laiklik, düşün- ce özgürlüğü ve çağdaş devlet anlayışının bir simgesi haline geldiğine dikkat çeken Tank Zi- ya Ekinci ise Türkiye'nin 12 Ey- İül döneminden daha kötü birre- jimle yönetildiğini söyledı. Sı- vas davası karanyla yargının ic- ranın denetiminde olduğunun bir kez daha ortayaçıktığını belirten Ekinci, düşüncelerin özgürce sa- vunulabildiği birdüzenin kurul- ması için çalışılması gerektiğini söyledi. Sıvas davası avukatlanndan Hasan Girit de bu dava sonucun- da alınan karann hukuki mantı- ğa sıgmadığına dikkat çekti. Tür- kiye'dekı terörün kaynağmın devlet olduğunu savunan Girit şöyle konuştu: "Srvas davasmda Aziz Nesin'in kışturOcı olduğu soylenmtştir. Ya- saya göre bu kışkırtKilık öyle bir b<r« uttadır ki bilinç ortadan kal- kar ve o anda kişi ortaya çıkar. Ortada böyle bir durum yok. Bu karann gerekçesi resmi bir söy- lem biçimini ifade etmektir. Dü- şünce özgürlüğüne saldın nîtelt- ği taşımaktadır. tlkeniizde halk- lann mücadelesi ne zaman yük- selmişse devlet buna müdahale etmiştir. Devlet bunu bizleri ay nı düşüncede birieştirmek için \apı- vor." Miüiyetçflik Yazar Orhan Pamuk, şeriat ve milliyetçilik dalgasının Türki- ye'de hızla yükseldiğini belirtti. Olaylarkarşısındadoğrulan söy- lemek kadar bunlan birilerine dinletıp, ikna etmenin de önem- li olduğunu savunan Pamuk, u Sı- vas davası karannda Aziz Ne- sin'in kışkırtıcı olduğu söyleni- yor. Evet bir yazar kışkırticı ol- malıdır. Yazann görevi de budur. Burada Aziz Nesin'e söylenecek en güzel söz onun kitaplannı oku- duğumuzu söylemektir. Ben bir yazar olarak Aziz Nesin'in kHap- İannı okudum ve etkilendim. Be- ni kışkırttığı için teşekkür ede- rimTl dedi. Türkiye'nin karanlığa sürük- lendiğıni vurgulayan gazetemiz yazarlanndan İlhan Selçuk, da- ha fazla yürekli olunması gerek- tiğini söyledi. Bu mücadelede iyimser ya da karamsar olmak için farklı gerekçeler olduğunu belirten Selçuk şöyle konuştu: "İyimser olabiliriz, çünkü Aziz Nesin gibi korkusuz, hiçbir enge- li tanımayan bir öncümüz var. Kötümser olabiliriz. gençleri şe- riatçdaryetiştiriyor. Dünyahiçbir zaman tam aydınlık ya da tam karanlık olmamıştır zaten. Tür- kiye'de şeriat ve bağnazhk var. Bu siyasete alet ediliyor. Dünya- nın birçok yerinde aynı durum yaşanıyor. Bu kavganın sertleş- mesi bizi uyanvor. Şeriaün ka- ranuğıyla savaşmalıyiz. Aziz Ne- sin'i savunmak da bizim için bir işlev. Şeriatla çağdaş yaşam ara- sındaki ka\ga sürecektir. Bundan kaçılması insanlığımızdan kaçn nılmasıyla eşanlamlıdır." Son olarak söz alan Sıvas Kat- lıamı'nın canlı tanığı yazar Aziz Nesin ise karan eleştirerek Cum- hurbaşkanı, Başbakan ve yargıç- lann yalan söylediğini belirtti. Dava süresince kimsenin kendi- sine ya da Aydınlık gazetesı yö- neticilerine "Şejtan Ayetleri Id- tabtndan çeviriyaptınız mı?" so- rusunu sormadığını vurgulayan Nesin, "Ben çevirsem çevirdim derdim. Adının başında 'devlet' sözcüğü olan bir mahkeme nere- den biliyor benim çevirdiğimi? Ben yargtçlara yalan söyledikle- rini söylüyorum, onlar bana ya- salara göre dev letin yalan söyle- yemeyeceğimi belirtiyoriar. Ko- nuşmalarımın kışkırtıcı olduğu- na karar verildi. Keşke o kadar gücüm olsaydı da parlamentoyu Mktırabilseydim" dedi. 'Hükümetier suçludur' Tüm hükümetleri, parlamen- tolan yalancı ve sahtekâr olmak- la suçlayan Nesin, şöyle devam etti: "Ben bundan önceki hükü- metlerden: cumhurbaşkanı,baş- bakanlardan şikâyetçiyim. Şeri- atçıiann böyle davranmalannı sağlayan yasalan onlar yaptı. İs- met Paşa gibi değerii bir devlet adamı da içinde olmak üzere Mustafa Kemal'in ölümünden sonraki hükümetler suçludur. Ben uluslararası platformda an- ti-laik fanatik gidişe karşı birtop- lantı yapılması gerektiğini düşü- nüvorum. Bu toplantının yeri de İstanbul olmalı. Bu konu bizim ölüm kalım savaşımız. Türki- ye'nin durumu uluslararası plat- forma getirilmeli. Toplantının ya- pılması için hepinizden destek beklivorum." • Baştarafı 1. Sayfada ye'nin geniş veuzun coğrafi > apı- sı içinde en ideal görev yapma ya- pısına sahiprir. THY. bugüne ka- dar aiıp samğı uçak adedi ile uçak pazarlama ştrketi görünümün- dedir. Sattığı her uçağın arkasın- dan da ağlamıştır." Pilotlar Demeği'nin savlanna karşıhk THY. DC-9'lann ekono- mik ömürlennin tamamlandığı- nı. kötü hava koşullan ve sisli or- tamlarda uçuş limit menzillerinin sınırlı olduğunu savundu. THY'nin açıklamasında şöyle dendı: "Avrupa sefenerimiz için uçuş menzilleri sınırlı olan bu uçaklar, çokgürültülü motorlan olduğu n- dan Avnıpa havaalanlanna inme- lerine limitli izin verilmektedir ve vakında hiçbir şekilde inmelerine müsaadeedilmevecektir. Nolcula- nmız bu uçaklan artık beğenme- mekteve uçmak istememektedir- ler. Şu anda dünvada satışa sunul- muş v aklaşık 160 adet DC-9 müş- teribeklemektedir. Bunlardan40 tanesi park yerine çekilmiş, uç- madan durmaktadır. THY'nin sattığı DC-9'laryaşlanma progra- mına alınmış uçaklardır." Eskı THY Genel Müdürü ve ANAP istanbul Milletvekili Cem Kozlu da. Yönetim ICurulu Baş- kanı Yerdelen'in. kazaya ilişkin yorumunu Cumhuriyet'e değer- îendınrken. "Bu sözler, kazalar- dan ders alınmayacağı anlamına geliyvr. Bu zihniyetle modem yö- netim biliminin bağdaşması mümkün değil" dcdı "3vübo- yunca kurumdaki geu'şmeler ko- nusunda suskun olduğuma piş- manım" diyen Kozlu. şunlan söyledı: "Bu çok ağır ve acı kayıplar- dan bir dersalınmalı. Bunun için, THY'nin tüm Yönetim Kuru- lu'ndan bütün temel \ önetim üst- lerine kadar bir göz atmak. eksik- likleri saptamak ve plan vapmak gerekir. Bu planı. THY'nin özel- leştirme projesiyle u\ umlu yürüt- mek gerekir. Gerekirse TBMMnin de katkısı söz konu- su olabilir. Çünkü THY hem en büyük kaynağa sahip KİT'lerden biri, hem de stratejik önemi var. Öncelikle, Doğu'daki alanlann teçhizat ve eksiklikleri giderilme- li. O bölgelere uçuşlar konusunda pilotlar üzerinde açık ve örtülü hiçbir baskı olmamalıdır." Kutlar'ın durumu kötü tstanbul Haber Senisi - The Marmara Oteli'nin gırişindeki Opera Pastanesi'ne yerleştirilen bombanın patlamasıyla ağır ya- ralanan ve kaldınldığı Amerikan Bristol Hastanesi'nde tedavi- sine dokuz gündür devam edilen gazemiz yazan Onat Kuüar'ın sağhk durumu ciddiyetini koruyor. Yoğun bakım ünitesinde kont- rol altında tutulan Kutlar'ın, dün akşam saatlerinde sağlık duru- munun bir gün öncesine göre ağırlaştığı belirtildi. Geçen çarşamba günü ıkinci kez yapılan ameliyattan sonra. "Önümüzdeki iki gün çok kritik" değerlendirmesini yapan yo- ğun bakım ünitesi yetkilileri, bu iki günlük sürenin geçmesine rağmen Kutlar'ın durumunda bir iyileşme görölmediğini, ame- liyat sonrasında girdiği şokun etkısini sürdürdüğünü söylediler. Yaşam savaşımı veren Onat Kutlar'ın girdiği şoktan ne zaman kurtulacağına ilişkin bir süre veremeyen yetkililer. "Durumun- da anlık değjşmeter olabiliyor. Fakat bütünüyk kontrolümüz al- tında. Gerekli müdahale anında yapıhyor" açıklamasında bulun- dular. Omurilik zedelenmesı sonucu belden aşağisı felç olan ve kann kesimınden büyük darbe alan gazeteci yazar Onat Kutlar, ilk ameliyattan sonrada anastezinin etkısi ile şoka girmiş. yaşam savaşımından başanlı çıkmıştı. OLAYLARIN ARDBVDAKİ GERÇEK • Baştarafı 1. Sayfada degin düşünmeyen bir dün- yada, geleceği keşfetmek kolay bir iş olmasa gerekir. Buna karşın bir toplumda neler olup bitebilecegini, ko- ku alma duyuları keskin ki- şilerin daha önceden seze- bilmeleri de olanak dışı de- ğildir. Türkiye'de son kırk yıl- dır üç kez yinelenen askeri müdahaleler "ben geliyo- rum" diye gündeme girmedi mi? Eğer bu yaklaşım doğ- ruysa, ülkemizin yine bir dö- nüm noktasına hızla yaklaş- tığını söyleyebiliriz. Bu savın güçlü bir gerek- çesi vardır: İçinde yaşadığı- mız düzenin, rejimin, siyasal ortamın tıkandığını herkes söylüyor, toplumda ağırlıklı olan kesimlerin "bu iş böyle gitmez" tümcesınde birleş- tikleri görülüyor. Öyleyse ' 1995'te bir şey- ler olacak" diyenlerin uyarı- larına kulak vermek gerekir. Ancak bu uyarılar ılle de bir askeri müdahaleyi vurgula- maz. Gün geçtikçe yoğunla- şan tıkanıklığın açılması ve çözülmesi için, toplumun nasıl bir çıkış yolu bulacağını zaman gösterecektır. Son yıllarda dünya askeri müdahaleleri geride bırak- mıştır; Türkiye'de ise böyle girişımlerin hiçbir sorunumu- zu çözmediğı, tersıne, aç- mazlarımızı derinleştırdiğini 12 Eylül deneyimiyle kamu-1 oyu anlamış bulunuyor. Ancak siyasal yaşamın kördüğümleştığini, ekono- mik yaşamın da siyasal ya- şamdan beter olduğunu gö- renlerin ortak bir paydada birleştiği de gerçektir. Türki- ye, 1995'i bu koşullarda çı- karamaz. Eğer 1995'i bugün içinde yaşadığımız koşullarla ge- çiştırebilirsek, dünya tarihine yent bir rekor yazmış oluruz. • • • Şeker-Iş: Fabrikalar özelleşsin COŞKUN YAMA.N BALIKEStR - Şeker-tş Sendi- kası Susurluk Şube Başkanı Er- doğan Pehüvanoğlu. şeker fabri- kalarının ozelleştirme karannı destekledıklennı söyledı. Şeker fabrikalannın özelleşti- rilmesınde en çok korkulanın ış- sızlik olduğunu belirten Erdoğan Pehlivanoğlu. ".\ncak şeker fab- rikalannda işten çıkanlacak işçi de kalmanııştır" dedi. Sanayı ve Ticaret Bakanı Mehmet GÖnen tarafından gündeme getinlen şe- ker fabrikalannın özelleştirilme- sinın bugüne kadar gerçekleşme- mesini de yanlış olarak değerlen- dıren Pehlivanoğlu. şunlan söy- ledi:. "Üç vildır uygulanan vöntem- le, emckliliği dolan arkadaşlan- mız istese de istemese de resen emekh' edildiler. Şimdi ise son ge- len bir genelgeyle resen emeklilik de durduruldu. Emekliliği gelen- lerin çalışması istcniyor. çünkü yeni personel ahnamıyor. Bu da. özelleştirmede işine son verilecek işçi kalmadı demektir." Avukatın başı hâlâ bulunamadı ANKARA (Cumhuriyet Bü- rosu) - Yılbaşı akşamı kaybol- duktan sonra dün cesedi parça-" lanmış olarak bulunan Ankara Barosu avukatlanndan Talat Atar'ın kesik başı hâlâ buluna- madı. Alınan bilgıye göre Talat Atar'ın oturduğu apartmanın hava boşluğunda bulunan cese- dı. bugün otopsiye alındı. Atar'ın satır ya da balta ile vah- şice doğrandığını belinen yet- kililer. genç avukatın kafasının hâlâ bulunamadığını söylediler. Yetkililer. cesedın avukat Atar'a ait olduğunun teşhis edil- diğını debelirtiler. Olaydan son- ra gözaltına alınarajc emnıyete götürülen avukat Atar'ın nışan- lısı FatmaAydın' ın sorgulanma- sınabaşlandı. Emniyetyetkilile- ri. avukatın bir üst katında otu- ran Aydın'ın evinde kan izleri- nın bulunduğuna dikkat çeke- rek. "Ancak bunlar kan mı de- ğil mi belli dcğiL çünkü uzeri ka- patılmış" dedi ler. GİZ KOKAN SUSKUNLUK Mehmet Başaran 10.000 (KDV içinde) Ödemeli gönderilmez
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog