Bugünden 1930'a 5,502,404 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 4 OCAK 1995 ÇARŞAMBA - 2 OLAYLAR VE GORUŞLER Din-politika-laiklik Devlet yonetımını şenat kurallanna dayatmak ısteyenler, demokrasıyı savunur görunmeye çalışmalanna karşın, tüm öbür totahter re)imler gıbı ıktıdara geldıkten sonra, onu boğazlamayı, ınançlannın da gereğı sayarlar Suudı Arabıstan, îran, Cezayır orneklennde olduğu gıbı AHMETYILDIZ 0 nsanlık tanhının çok önemlı ve I tartışmalı sorunlanndan olan dın-polıtıka ılışkılen ve her tur- lu gelışmecı yenılığe karşı alışıl- mışhğın rahatlığını >ıtııme ve çıkar ka\ gılanndan kajnaklanan tutuculuk-gericilik-iiencıliktartışmala- n, sı> asal gundemımızde yoğun bıçım- de suregelmektedır Insanlann Tann'ya ınanış ve bağlı- lıklan ıle varlıklan kutsal. kutsal dışı dı- ye ayırarak, olumden sonrakı mutlulu- ğu ongoren dınle, bunlan olumden on- cekı evrede amaçlayan polıtıka, oz nı- telıklen, amaçlan, yaptınmlan ve ödul- len apayn olan ve kanşımlan da çok yönlu çekıncelere (kayd-ı ıhtırazılere) yol açan ıkı alandır Bu ıkı alanın kanşımlan tartışmala- ra konu edılmekte ve buyuk sakıncalar yaratmaktadır Bunu onlemenın yolu, ayınmı kesınyapanvekanşımlannon- lenmesını saglavan laıklıktır Laıklığın çok uzun bır geçmışı vardır Ilk kez Tevrat ın Yunancaya çevın- sınde, kendılennı Tann'ya adamış ve Tannsal kalıt (mıras) sahıbı sayanlara Kleros-Klencı vebunlanndışındakıle- re de Laos sonralan, Latıncenın Klen- cı ve Laıcı sozcuklenyle belırlenen te- nmler, Batı'nın çağ değışme surecınde (15 yy başlannda) açıklık kazanmış ve 1789 Fransız Devnmınden sonra da ye- nı anlayışlara u> gun sıyasal u> gulama- lara geçıldıği görülmuştür Bızım laıklık ıse, 1789 Fransız Dev - nmı'nın \ıcdan üzerındekı dinvedcv- let denetımını kaldırarak, skolastık du- şunce yenne, usa ınançve duşunce oz- gurlufüne getırdığı guvencelen Tur- kıye de de vaşama geçırmeyı ongorur Bunu gerçekleştırmek ıçın de şen- atın İtikat ve Ibadet bolumlenne dev- letın kanşmamasına karşılık. Muante- lat(Devletle kışıler \e kışılenn kendı aralanndakı ılışkıler) ve Ukubat (Yap- tınm) bolümlennın (zamanladeğı^me- len de Fıkıh ve Mecelle hukmu olan) bolumlennı doğrudan \e zamanın da gereklenne göre, devletçe yururulmesı- nı temel alır Bu ılke aslında dın gorevlılennın devlet ışlenne kanşmamasını oğütle- yen tmam-ı Azam'ın, İslam dun>asını çok etkıleyen Eflatun veAristo'nun go- ruşlenne de uygun, bılgıye ve gerçeğe duşunce yoluyla ulaşmayı savunarak bılgıye ve usa çok buyük yer veren un- lu Tslam bılgınlen Farabi, İbn-i Sina, Ibn-i Arabi, Mevlana'nın goruşlenne de uygundur Bu anlavış, laık bır top- lumsal ıklımın oluşmasını hazırlayıcı nıtelıkte algılanmalıdır Dınsel ve dunyasal ışlemlenn ayın- mını devletın ınançlar karşısında yan tutmazlığını ve kesın ınanç özgurluğü- nugerektırmesı >anı s>ıra bırvaşam bı- çımıdeolarak usu bılımı, deneyımı te- mel alan bır anla>ı^ın sıyasal uygula- ması olan laıklık, tslam dınının geçer- lı olduğu ulkelerde obur ulkelerden da- ha onemlıdır Çunku, İslam'dan başka dınlen ınsanlığa sunanlar dın ışlenne vonelık goruşlen bıldırerek, bunlara gore davranışlann duzenlenmesını et- kılemeye çalışırken dunya ışlennı go- ren ve bunlara ılışkın yaptınmlan da uvgulayan, dınsel kımlığı olmayan sı- yasal yetkelervardı İslam da ıse bu ıkı alan ıç ıçe ve bır başça yurutulüyordu Hz. Muhammed dınsel resulluklebır- lıkte devletın, hukumetın ordunun >argının kısacası dunyasal veahıretsel ışlemlenn tumunde en üst >etke ıdı Dınle doğrudan ılışkısı olmayan ışlen de gormekte. hatta başka dınden ve tan- nsızlann da bulunduğu bır ulkeyı yo- netme durumunda ıdı Bu nedenle Be- devı çağında uyguladığı ve geleceğın gelışmış toplumlan ıçın yetersız kala- cağı gerçeğını yenndelıkJe belırleye- rek kuraliann zamanladeğışımını fıkh kuralı olarak bıldırmıştır Bu sureklı de- ğışımın de tez antıtez \e sentezle sağ- lanacağı dıyalektık bır surecı ongor- muşrur Geçmışıne gelışımıne onemıne ve uvgulamalanna değındığım laıklığın asıl savunuculan da ıçtenlıklı Muslu- manlar ve gerçek demokratlar olmalı- dır' Çunku 1- Tanımına ve nelenn onunia bağ- daşamayacağına ılışkın akademık tar- tışmalara gırmeden belırtmek ıstenz kı çağdaş demokrasının "olmazsa olmaz" 3 temel ılkesı olan çoğulculuk çağdaş anlamda hukukun ustunlugu ve ınsan haklan. şenatın muamelat kuralları ıle gerçek bır uyum halınde değıldır Ger- çekten, İslam tekılcı-tevhıd dını (tek Tann, tek kıtap, tek peygamber), de- mokratık polıtıka ıse çoğulcudur Bu ıkı alan aynlmasa >a dının tekılcılığı ağır basarak demokrasıyı yaşatmaz ya da demokrasının çoğulculuğu ağır ba- sarak dın Pe>gambenn sakıncalannı vurguladığı. tefnkayauğrar Demokra- sının obur2 olmazsaolmazı olan huku- kun ustünlüğü ve ınsan haklan da şen- atın muamelat bolumündekı hukumler- leuyuşmaz Nıtekım.senatıuygulayan Suudı Arabıstan, bu nedenle, İnsan Haklan Evrensel Bıldırgesı'nı kabul et- medı Sonuç olarak laıklık olmayınca top- lum "ya İslam >ademokrasi"dedırten bır ıkızlılık karşısında kalır Boylece demokrasıden onu vok etmek ıçın ya- rarlanmaya karşı, onun da kendını sa- vunma zorunluluğu. demokrası yanlı- lan dınsel çevrelerle gereksız bır çatış- ma>a ıtılır Devlet yonetımını şenat kurallanna dayatmak ısteyenler demokrasıyı sa- v unur görunmeye çalışmalanna karşın, tum obur totahter rejımler gıbı ıktıdara geldıkten sonra, onu boğazlamayı, ınançlannın da gereğı sayarlar Suudı Arabıstan Iran. Cezayır örneklennde olduğu gıbı 2- Tanh boyunca gorulmuşturkı, her zaman polıtıka dını kullanmış. dın po- lıtıkayıkullanmamıştır Budaıkıkuru- mun doğalannın gereğı bır sonuçtur Gerçekten, polıtıka her makamı ve her turlu yarar ve çıkan bu dunyada sağlar- ken, dın obur dunya mutluluğunu sağ- layacak Polıtıkanınkı bu dunyada peşın, dı- nınkı ıse obur dunyada veresıye nıtelı- ğındedır Oburdunyadakı veresıyeyı bu dunyadakı peşıne yeğleyecek ınsan sa- yısıçokolmavacağı gıbı "oncebudün- ya>ı sağlayavım, sonra ahiret ışı kolav- laşır" dıyecek yararcılık soz konusu- dur 3- Sureklı devnmsel değışımlenn ya- şandığı uzay-bılgı çağının tüm bılgıle- nmızın sorgulanmasını zorunlu kılma- sı ve her an yenı çözümlenn üretılme- sını sağlayacak devınımcı bır yaratıcı- lığın gereklen Muamelat şenatını de- ğişmezlığe donüştürerek uygulatan 1000 yılı aşkın durağan donmuşlugunu temel alan anlayışın toplumsal ıklımın- de, karşılanması düşunulemez Sonuç olarak, dının tefhkaya uğra- masını, çıkarcı sıyasal eğılımlere alet edılmesını, demokrasının yaşayamaya- cağı bırortamın gelışmesını onleyerek, çağın sureklı değışımcı nıtelıklenne ya- raşan devınımcı bır yaratıcılık ortamı- nın oluşup yaşatılmasını sağlamaya be- lırleyıcı katkılan olan, dınsei ve ulke- sel sınırlan aşan algılanışı da evrensel- lık kazanmış bır kavram olan laıklığı, her gerçek dındann ve demokratın bı- lınçle savunması gerekır Bu arada şenat kurallanna dayalı devlet yonetımıne karşı olanlann tum Islamı ıçerdığınden "şeriata karşıyım, kahrolsun şeriat-" söylemlennın dın duşmanlığı olarak gostenlmesının sa- kıncalannı, koktendıncılık ve şenatçı- lık suçlamalan da yanlılannın propa- gandasma yaramakta olacağını düşun melennı onemle vurgulamak ıstenm Gelecek yazıda şenatadayalı devlet yonetımının bugun ıçın, dın yonunden de olamazlığını, şımdıye değın sozu edıldığıne tanık olmadığım gerekçeler- le belırtme>e çalışacağım ARADA BIR ALl DÜNDAR Ben Müslüman Değilim!Rahmetlı Nadir Nadi, gerekçesını belırterek de olsa ıçı yana yana "Ben Ataturkçu değılım" demıştı Bu yazımı ona adıyorum' Yuce Ataturk'un 9 Eylul'de yayılmacı duşmanı denıze doktuğu gun "Duşmandan kurtulduk Bakalım Mustafa Kemal Paşa 'dan nasıl kurtulacağız'" dıye sızlanan sakal- lı Muslumansa, ben Musluman değılım Aynı gun, elınde- kı kehnbar tespıhını evırıp çevırerek duşmanın denıze do- kulmesıne hayıflanan ve "Aha şımdı kulluhum cuvva!" dı- ye dovunen Vahdettin Muslumansa, ben kesınlıkle Mus- luman değılım Ulusal bağımsızlık savaşı boyunca kaçak yaşayıp şehıt tarialarına, şehıt mallarına el koyan savaş varsılı haınler çıftlık sahıbı kışı ve kışıler Muslumansa, ben Musluman değılım Bağımsızlık savaşı sonlannda, devletın yoksunluklann- dan yararlanarak, bırtakım ıhaleler, alavereler ve de dala- vereler yoluyla devlet kasasından han-hamam sahıbı olanlar Muslumansa, ben Musluman değılım 'bırkaç ku- ruşun murtekıbını cay-ı kurek' sayıp 'mılyarla çalanlan ız- zette ser-efnaz' dıye kucaklayanlar Musluman ıse, ben Musluman değılım "Onlar kı lafıle dünyaya nızamat ve- rup hanelennde bın turlu teseyyup bulunduranlar" Mus- luman ıse, ben Musluman değılım "Fıtrelennızı, kurban denlennızı ve de adaklarınızı zınhar Turk Hava Kummu 'na vermeyın" dıyen ımam Muslumansa, ben Musluman de- ğılım Şu gunde ve bu çağda, bın beş yuz-ıkı bın yıl on- celerının bırtakım dın belgelennı ornek gostenp "Bu bel- gelerhakem tayın edılmedıkçe huzurelde edılemez" dı- yen kışı MusJuman ıse, ben Musluman değılım. Bılımı, bı- lımselı ve ınsanı, ınsan usunu yok sayarak ve de yuce Ata- turk'un "Hayatta en gerçek yol gostencı bılımdır, fendır Bılım ve fennın dtşında yol gostencı aramak sarsaklıktır, sapkınlıktır'" bıçımındekı uyansını gormezden gelenler Musluman ıseler, ben kesınlıkle değılım Ulke-devlet yet- mış sente muhtaç ıken hac yolunu açanlar, devlet para- sıyla, devletten aldıkları aylık ve yolluklarla hacca gıdıp ha- cı olanlar, ışçıye, memura, emeklıye veremedıklen para- ları Mekke yollarında har vurup harman savuranlar, ulke- de ınsanlar okulsuzluk, hastanesızlık yuzunden bınbır sı- kıntı ıçındeyken devlet kasasından ıftar sofraları, bayram ve el opturme torenlen duzenleyenler Musluman ıseler, ben Musluman değılım Namaz kılmayana selam verme- yen, oruç tutmayanı hor goren ve de Turkıye Cumhunye- tı yurttaşlarını dınlı-dınsız, laık-antılaık, ınanan-ınanma- yan dıye aynmlayan zıhnıyet Muslumansa, ben değılım Sakalı-bıyığı, cuppeyı-sarığı, peçeyı-çarşafı, turbanı-eh- ramı ınsanlık ve adamlık sımgesı olarak algılayan zıhnıyet Musluman ıse, ben Musluman değılım Ataturk'u, onun getırdığı aydınlık dunyayı, çağıncıl ya- şamı gormezden gelerek, yok sayarak, bın beş yuz-ıkı bın yıl oncesının dın-erkıl toplum ozlemıyle yanıp tutuşan, Osmanlı hanedan duzenını, usdışı-çağdışı olmuş şenatı gen getırebılmek ıçın Iran mollalarının, Suudı prenslennın ve de petrodolar babalarının ışbırlıkçılığını yapan zıhnıyet Musluman ıse, ben kesınlıkle Musluman değılım Sıyasal erkı elde edebılmek ıçın her turlu yalanı dolanı kıvıran, ken- dılen marklann, dolarların ustune çoreklenıp ınsanlara "Allah'ın ıp'ne sanlın" afyonunu sunan, hem devlete so- vup hem devlet Hazınesı'nı soyup soğana çevırerek eşı- nı dostunu, oğlunu kızını dunya malına gark eden, yok- sullar, kımsesızler ve yetımler ıçın toplanan yardım para- larıyla sıyasal erkı elıne geçırme dolaplan donduren kışı- ler, kuruluş ya da aıleler Muslumansa, ben Musluman de- ğılım Ekonomik bağımsızlık ŞEVKETSAYILGAN Marmam L'nı tletışım Fahiltesı Arnştırma Görevlısı Y aşadığımızçağ geçmışdo- nemlerden farklı olarak bır- çok kavramın bırbın ıçıne geçtığı, sonucunda da ıçen- ğının boşaldığı bır donem olarak karşımıza çıkmakta- dır En çok sozu edılen globalleşme (butun- leşme), entegrasyon (bırleşme), yukselen değerlergibı kavTamlargeçmışte toplumla- nn topyekûn mucadelesını verdıklen bır- çok kavramın günluk hayattakı ışlevınden uzaklaşmasına neden olmaktadır Ancak bı- ze boylesıne yenı etıketler ıçınde sunulan kavramlar gerçekten ınsanlık tanhı kadar eskı olan ve mucadelesı her zaman yapılmış olan ınançlan artık değersızleştırdığı sonu- cuna varmak doğru olur mu? Toplumlann oluşumlan ve sıyasal yapılannm ortaya çık- ması genel olarak hıç de kolay olmamıştır. olmamaktadır Butun bu katlanılan zorluklann temelın- de sıyasal ve ekonomik anlamda bağımsız- lık amacı yatar Çunku bılınır kı bağımsız- lık, korunması ve ozen gostenlmesı gere- ken, bır toplumun en onemlı hazınesıdır Boylesıne bır değer başka toplumlar tarafin- dan kullanılmak ıstenecektır tşte burada karşımıza ekonomik ve sıyasal savaşımlar çıkmaktadır ^ncakyukandabelırttığımgı- bı artık kavramlar. gunumuzde ıçenk de- ğıştırmesı ıle bırlıkte uluslararası çekışme- lenn de nıtelık değıştırdığını göruyoruz Dıkkat edılecek olursa etnık v e bolgesel sa- vaşlar dışında mucadeleler artık ekonomik alanda 'ekonomı savaşlan" şeklınde sur- mektedır Aynca şoyle bır saptamada bulunmak da yanlış olmasa gerek Gelışmışlıkolçusuola- rak artık toplumlann ekonomı savaşı mı yoksa klasık asken savaşlar mı yaptığı bır değışken olarak ele alınabılır Bugun artık zaferler savaş meydanlannda değıl pıyasa- larda pazarlardakazanılmaktadır Boylesı- ne bır değışme sonucunda ekonomılen guç- lu toplumlar gunumuz dunyasında kendısı- ne )er bulabılecek obur kategondekı top- lumlar ıse fıguran olmaktan oteye gıdeme- yeceklerdır tşte boylesıne onem kazanan ekonomik başanlar gunumuzun moda deyışı> le 'eko- nomik bağımsızlık >erıne karşılıklı çıkar 1 anlayışıyla açıklanması mumkun değıldır Çunku gunumuzde rekabetortamının balta gırmemış orman orneğı egemen olduğu bır ortamda karşılıklı çıkar kav ramı her zaman bır tarafın ekonomik çıkan doğrultusunda gelışmesı kaçınılmazdır Aslında bu kavra- mı savunmak çok ınce dengeler ûzennde yurumeye benzemektedır Nedenı de, bu kav ramı savunmak asla ekonomik ılışkıle- nn gelışmesıne, ekonomik bırlıklenn oluş- masına karşı çıkmak demek değıldır Sade- ce toplumsal çıkarlann gerçekleşmesı uzun dönemde sonuç verse de ekonomik bağım- sızlıkla mumkün olacağına manmaktır Bı- Itnmehdır kı ekonomik bağımsızlığı tehh- keye duşen bır toplumun sıyasal bağımsız- lığı kâğıt ustunde kalmaya mahkûmdur Bu- gun ulkeler denetlemek ıstedıklen toplum- lan eskıden bılınen yontemlerle (asken mu- dahale. sıyası kaoslarla) egemenlıklen altı- na almamaktadırlar Boylesı bır çabanın hem nsklı hem de uzun omurlu olmadığı gorülmuştur tşte bu nedenlerden dolayı bu- gun egemenlık anlay ışı sıyasal egemenlık tanımlamalannda karşılığını bulamamak- tadır Yennı ekonomik egemenlık anlayışı almıştır Bılgı çağı olarak da adlandınlan ve sana- yı sonrası toplum olarak tanımlanan bugün- ku platform ıletışımın hegemonyasının sur- duğu ve anlaşılan daha da sureceğı bır do- nem olarak karşımıza çıkmaktadır Bu do- nemın en önemlı ozellıklen tum yerleşık kavramlann altust olduğu (egemenlık, emek, sayısal ustunlukler, sıyası otonte gı- bı), bunun sonucunda da yenı ıçenk çozum- lemelenne gereksınım olduğudur lşte boy- lesıne kavTamlan yerle bır eden ıletışım ol- gusunun etkınlığı ulusal duzeyden ulusla- rarası duzeye artmaktadır Ancak bu etkın- lığın mıktan toplumlann ekonomik bağım- sızlığı ıle çok yakından ılgılıdır Iletışım kavramı etkılen de goz onune alındığı tak- dırde, sahıplen ve kullanıcılan ıtıbanyle guçluden zayıfa doğru hareket eder Bu ha- reketı ıle bırlıkte vermek ıstedığı mesajlar ve etkılen karşı tarafın bunyesının guçlu olup olmamasıvla çok yakından ılışkılidır Guçlu bunyeler, bu akımı ters yone çevıre- bılme ımkânına da sahıptırler Zaten bunu başarmalan da onlann gelışmış ve bağım- sız ekonomı olmalan ıle mumkundur Bu- rada belırtılmesı gereken bır başka özellık de, aslında bugun butun ekonomıler bırbı- nnden, hatta kendılen ıle ılgısı olmadığı du- şunulen olaylardan eıkılenmektedırler, bu etkılenme son donem gelışmelenn sonucu- dur Ancak etkılenme, berabennde karşılıklı duyarlılaşmaya açık olmakla bırlıkte boyle ekonomılerbağımsızlıklannıkaybetmedık- lennı ve bunalım donemlennı kendı ola- naklan ıle aşabıldıklennı gostermıştır Za- ten bu özellık de, bu ekonomılen gelışmış ekonomıler sınıfına sokar Venlrpekıstenen mesaj ne kadar karşılıklı çıkara dayandınl- malı ılkesınden hareket edılse bıle, hıç unu- tulmamalıdır kı bağımsızlığını kaybetmış bır ekonomı karşılıklı çıkara dayalı olduğu soylenen bır ılışkıde somurulmeye mah- kûmdur Bu sureç başladığı zaman berabe- nnde tum toplumsal ıletışım kanallan artık toplumun çıkarlan doğrultusunda hızmet eden, kamuovunu aydınlatan ve bılgılendı- ren fonksıyonlannın ışlemedığı gorulur ye- nnı, bellı çıkarlan gozeten, bunu yaparken de ışlevlennı dışanya gorev olarak yansıtan bır anlayışın egemenlığı soz konusudur Ekonomik bağımsızlık tehlıkeye düştuğu zaman bu konuda mucadele etmesı gere- kenlenn başında, ıletışım kanallannda bu- lunanlann da olması gerekır Bu mucadele zaten onlann kamuoyu ıle olan ılışkılenn- dekı temel fonksıyonun bır ıfadesı olacak- tır Bu ıfadenın yenne ulaşması da ekono- mik bağımsızlığa ve onun gereğıne ınan- mak ıle mumkundur Bılınmelıdır kı ekono- mık bağımsızlığı olan bır toplumda ıletışım kanallannın da bağımsızlığı berabennde sağlanacaktır Bınsının bağımsızlığinın teh- lıkeye düşmesının, öburunun de bağımsız- lığını, etkınhğını ortadan kaldınması kaçınılmazdır Parlez-Vous Francais: Fransızca konusur musunuz? FRANSIZCA DİL KURŞLARI Kurs başlangıç tarîhi: 5Ocak1995 Kayıtlar ve Test: 2-3-4Ocak 1995 (Gün boyunca) Saat: 9.00 - 18.00 Arası ÎFKM IEFIISTANBUL FRANSIZ KULTUR MERKEZt INSmVT D ETUDES FRANÇAJSES D ISTANBUL Istiklal Cad. No:8 Taksim Tel: 252 02 62 AVTA'nm YENI YIL INDIRIMI HEMEN AUN, 10MİLYON KAZANIN Avukatlar, yargıçlar, savcılar ve butun hukukçular ıçın bır cennet yaratıldı Yem>eşıl çevresı, deresı, mandalına bahçelen, uçsuz bucaksız kurnsalı, denızı, goletlen, havuzu, spor merkezlen ve her eve ulaşan ıletışım ağıvla AVTA sızlen beklıyor Ustelık 20 Ocak akşamına kadar Aralık fıatlan uygularuyor Ve ek olarak, 10 Mıl>on lıra ındınm yapılıyor Çabuk karar venp aramıza katılın Bahar ve luş aylannda da koyumuz bır başka guzeldır Gelın tatıl yapın Unutmayın, AVTA ya gırınce. uç ayrı donemınız olur 40 gun yararlanırsınız Merkez IsüHai Cd Beyoglu Iş Meriıea B Bk* Ka 1 No 122 80070 ISTAN8UI Te( ( 0 212,252 54 65 252 56 79 Fax 2525^75 TaSKSyû Kadtfciea BOORUM AVTA TATIL KOYU TURIZM TICARET A Ş T«I (0 252)382 450iFax (0 252)382 44 99 SATIŞ TEMSILCIUKLERI B l k r t i y (0 212)570 70 66 Ankjn (0312)441 4434 b m r (0232)4254986 TERCAN KADASTRO MAHKEMESİ Esas 1989 120 Parsel No Tercan Elmalı Koyu. Akpınar mevkımdekı 2750 m2 lık 700 parsel sayılı çayır Davacj Orman ldaresı tarafindan Paşa Şışman mırasçılan, Na- cı ye, Cemal, Nurcan, Guler ve Alı Şışman aleyhlenne açılan ka- rar ıpta lı ve tescıl davasında adı geçen davalılara tebhgat yapı- lamadığından ve aramalara rağmen adreslen tespıt edılemedığın- den ılan yoluyla tebhgat yapılmasına karar venlmekle. llgılılenn 9 2 1995 tanh saat 10 00'dakı duruşmaya gelme- len ve ya kendılennı vekılle temsıl ettırmelen, gelmedıklen tak- dırde davanın yokluklannda goruleceği davetıye ve dava dılek- çesı yenne geçerlı ol mak uzere gazete ılanından 15 gun sonra tebhgat yapılmış sayılacağı ılan olunur Basıır 227 DUYURU T.C. GAZİANTEP İŞ MAHKEMESÎ'NDEN 1994/235 SSK Genel Mudurluğu tarafindan Cemal Yılmaz aleyhıne açı lan 127 793 946 - TL tazmmat davasında, Davalı Cemal Yılmaz tüm aramalara rağmen bulunamadığın- dan ılanen tebhgat yapılmasına karar venlmış olduğundan Ce- mal Yıl maz'ın 16 3 1995 gunu, saat 09 OO'da mahkememızde hazır bulun ması veya kendısını bır vekılle temsıl ettırmesı, gel- medığı takdırde duruşmaya yokluğunda devam edıleceğı ve hü- kum venleceğı davetı ye yenne kaım olmak uzere duyurulur Basın:205 PENCERE 4) Srtun Biriiğinde DevPHiiGi Cumhıriyetçifik... Solda bırlık, her şeyden once fıkırlerın saydamlaşma- sıyla gerçekleşebılecek Cumhurıyet gazetesı, Mümtaz Soysal'ın bu alandakı duşuncelerını geçen yılın 22 23 24 aralık gunlerındeya- yımladı Soysal'ın vurguladığı noktalar 1) Dunya 'kureselleşme yı yaşıyor, ancak bu sozcuk bır aldatmacayı da ıçerıyor Batı Avrupa nın ve Kuzey Amerıka'nın gelışmış ulkelerı tarafindan yeryuzunun otekı bolumlenne sankı evrensel ve tartışmasız bır doğ- ruymuş gıbı dayatılan bu duzen, geçen yuzyıldakı em- peryalızmın gunumuz koşullarına uydurulmuş son değı- şık bıçımıdır 2) Kureselleşme yandaşlarına gore dunya artık 'kuçuk bırkoy'dur, ayrı felsefeler ayrı duşunce bıçımle- rı, ayrı yaşam tarzları yoktur Herkes ve her şey 'tek fel- sefeye, tek duşunce bıcımıne, tek ekonomik modele' ayarlanacaktır Bu 'tek Batı'dakı gelışmış ulkelerın 'te/cidır Devletlerustu sermaye, kendı egemenlığının pekıştırılmesı seferıneçıkmıştır 3) Bu seferın onundekı en buyuk engel yıne Batı du- şuncesının urunu olan 'ulusal devlet'X\r insanları kure- sel somurunun robotları olmaktan kurtaracak ulusal çıkarlan yabancı çıkarlann ustunde tutacak, yerel ozel- lıklerle gerçek evrensel değerler arasındakı uyumu ya- ratacak olan odur Kureselleştırme kendı amaçlarına erışmede en buyuk duşman olarak ulusal devletı gorur 4) Sol her şeyden once bılımsellığe ağırlık vermek, somuruye ve buyuk sermayenın insanları yabancılaştı- rıcı', 'yabanlaştmcı' ve 'ınsanca değerlerden uzaklaştı- nc/'etkılerıne karşı çıkmak anlamınagelır Sol beyınle- re aşılanmak ıstenen yaygın duşunce kalıplarını, bılım- sel bır çozumlemeden geçırebılmelıdır Somuru karşı- sında evrensel dayanışma mekanızmaları kurulmadığı surece ulusal devlet kalesı lyı korunmalıdır 5) Boyle olduğu ıçın Turkıye dekı solun ulusalcı' ol- ması solun evrensel ılkelerıyle çatışmaz, gerçek evren- sel ılkelere bu yoldan ulaşılabılır Evrensellık adına kendı halkına, kendı ınsanına ıhanet etmenın adı solcu- lukolamaz 6) 1789 Devrımı, 1920'den ben Turkıye'de devrımcılı- ğın benımsedığı temel ılkelerı getırmıştır Bu devrım anlayışında 'ulus ırk ve dın gıbı etkenlerın otesınde va- tandaş eşıtlığıne ve bu eşıtlıkten oluşan butunluğe da- yalı bır kavramdır Devrımcılığın vatandaşlık kavramı ınsan haklarından ayrı olarak düşunulemez Ulusal dev- let bu butunluğun ıçınde ınsan haklarını gerçekleştırme amacı na yonelık olması gereken sıyasal orgutlenme bı- çımıdır 7) Devlet ınsanlara kımlık damgası vuran değıl kısılık tanıyanbırkuruluştur Kışılığınçerçevesıne ınanç yada ınançsızlık ozgurluğu gıbı dıl ve anlatım ozgurluğu de gırer 8) Kokenındekı duşuncelere uygun bır ulusal devlette 'Kurt sorunu dıye adlandırılır duruma gelmış bır etnık problem olamaz olmamalıydı Gerçek ulusal devletın eşıtlıkçı ve ozgurlukçu felsefesı ıçınde etnık farklılıklar gerıplana ıtılır vatandaş vedolayısıyla ınsan kavramı one çıkar Bıreylerın kendılennı ıstedıklen gıbı gormele- rıne, tanımlamalarına ve yaşamalarına engel yoktur 9) Demokratıkleşme, Kurt sorununun da vazgeçılmez ılk koşuludur Kımseye ve hıçbır etnık gruba ozel haklar tanımadan tam bır ozgurluk duzenı hıçbır bolgeye ozel statü ve ayrıcalık tanımadan tam bır katılım yaygın bır yerel sıstem oluşturulmalıdır 10) Ters bır ıdeolojık yakiaşım kamusal olan her şeyın kotu ozel olan her şeyın ryı olduğunu ışlemektedır San- kı ınsanlık ıçın kâr tutkusu ve pıyasa mekanızmasının kor gudusunden başka hıçbır yol kalmamıştır Sol, buna karşı çıkmalıdır Özelleştırmenın en tehlıkelı yanı ulke- nın ekonomısıne yon vermek ve sağlıklı bır yapının ge- rektırdığı onlemlerı almak ıçın butun araçların elden çıkarılmasıyla oluşabılır • Soysal ın one surdüğu goruşler ve yaklaşımların sa- tırbaşları daha arttırılabılır Ikı kutuplu dunyada yetışmış olan ınsanlarımızın, Sovyetler yıkıldıktan sonra oluşan yenı dunyaya ayak uyduramadıklarını ve duşunce boşluklarının derınleştı- ğını soyleyen Mumtaz Soysal ın goruşlen solda bırlığın oluşması ıçın bır omurganın eklemlerı gıbı tek tek ele alınmalı ve tartışılmalıdır Solda bu tartışmayı aydınlatabılecek guç varsa, sol yuruyebılır O fıkır gucu yoksa sol kendı ıçındekı ıtış kakışın hırgu- runde erıyıp gıdecektır Kendı yolunu goremeyen bır sol halka yol gosteremez NÂZIM HİKMET KÜLTUR VE SANAT VAKFI Değerlı dostumuz ONAT KUTLAR'ın şahsında tüm aydınlara yonelık vahşı saldınlan kınıyor, kendısıne, aılesıne ve dostlanna geçmış olsun dıyonız •• •> OLU YIGENOGLJU ŞERIATÇI ŞIDDET VE OZANLAR K E NT S I V A S 2. BASKI ÇIKTI EKİN YAYINLARI Sakarya Caddesı 36/11 Tel-Fax. (312) 4352497 Yenışehır-ANKARA
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog