Bugünden 1930'a 5,504,180 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 4 OCAK 1995 ÇARŞAMBA 12 DIZIYAZI İBRETALINACAK BİR YARDIM OYKUSU Tl ı (} 1 O Araştırma: ALP AY K AB ACALI Refah Partisi 'nce "Bosna Müslümanlanna Yardım "adı altında toplanan paralann yerine ulaşmadığı, başka amaçlarla kullamlmak üzere birtakım gizli hesaplara aktanldığı volundaki bilgiler, zihinlerde birtakım soru/arın çengellenmesine yol açıyor. Bu çerçevede Hhan Selçıtk, 1920 'lerde Hindistan 'daki Müslümanların "Halife "yi kurtarmak için yardım toplamaları olavını anımsattı. (Cumhuriyet, 23-24 Aralık 1994). Hintyardımının Anadolu 'ya ıdaştınlmasına aracılık ettiklerini öne süren iki kişi vardı: Rahip Robert Frew ve Mustafa Sagir. Çok geçmeden bunlann Ingiliz casusu oldukları, Kurtuluş Savaşı nın başarıya ıdaşmasını engellemek için, Mustafa Kemal 7 ortadan kaldırmak için çalıştıkları anlaşıldı... Olayın arkaplamndaki oluşumlar ve bu konudaki belgeler, Mustafa Kemal 'in deyişiyle, "Gelecek (bugünkü) kıışakların ders almastna ve uyanmasına varavacak nitelikte "dir. Anadolu kurtuluş çaresi ararken, işgal altındaki İstanburdabambaşkahesaplaryapılıyordu Ingilizlerinhilafet oyunu B irinci Dünya Sa- vaşı, Osmanlı Devleti ve bağla- şıklannın yenilgı- siyie sonuçlanıp da 30 Ekım 1918'de Mondros Ateşkesi im- zalanınca, Osmanlı Devleti"nin bölüşülmesi için emperyalıstler arasında yapılmış olan gizli an- laşma (Sykes-Pıco Anlaşması. Nisan 1916) yürûrlüğe konul- mak istendi .1917 Sovyet Devri- mi'nin ardından bu anlaşma. bel- geleriyle birlikte açıklanmıştı ama: gözü kara emperyalizm, engel tanımıyordu. lngiliz. Fran- sız ve Italyanlann Anadolu'yu işgallerinin ardından Yunanis- tan'ın Izmir'e asker çıkarması, Türkiye halkını "Ya bağırasızlık ya ölüm" karanna götürdü ve Kurtuluş Savaşı'nın hazırlıklan başladı. İşgal altındaki lstanbul'da bambaşka hesaplar. bambaşka hazırlıklar vardı: Düşmanla iş- birliği yapan padişah-halife ve onun hükümetleri... Işbirlikçiler, çıkarcılar... Kargaşalı ortamdan yararlanmayı uman hemen her eğilimde partiler ve demekler... "Manda"cılar. aynlıkçılar fatgHiz Muhipleri Cemjyeti Bu ortamda kurulmuş olan ör- gütlerden biri de Ingiliz Muhip- leri Cemiyeti'dir (lngiliz Seven- lerDerneği). lşgalci Ingilizlenn güdümündeki dernek, görüntü- de Osmanlı lmparatorluğu ve ha- lifeliği ile Büyük Britanya lm- paratorluğu arasındakı gelenek- sel dostluğun sürdürülmesi ama- cını gütmekteydi. Gerçekte ise lngiliz çıkarlan- nı korumakta. tngiltere'nın ege- menliğini Türkiye halkına kabul ettirme yolunda çaba harcamak- taydı. Demeğin iki yöneticisin- den biri olan Sait Molla, Anado- lu'dakı belediye başkanlarına çektiği telgraflarda lngiliz ege- menliğıni biricik kurtuluş yolu olarak gösterecek ölçüde ileri gi- diyordu. Sait Molla ve örgütün öteki yöneticisi Rahıp Robert F ı w ln- giliz ajanıydılar. Bu iki ajanın "marifetlerinj'' anlatmaya geç- meden, konunun en duyarlı nok- tasına deginmek gerekıyor: httafet tezteri O dönemde bütün Müslüman ülkelerin halklan "hflafet" kuru- muna bağlıydı. Bu kurumun ba- şında da Osmanlı Padişahı bulu- Birinci Dünya Savaşı sonunda işgal altındaki tstanbul'da herkes ayn bir çaba içindevdi: Düşmanla işbirliği yapan padişah-halife ve onun hükümetleri... İşbirlikçiler, çıkarcılar... Kargaşalı ortamdan yararlanmayı uman hemen her eğilimde partiler ve dernek- ler... "Manda~cılar. aynlıkçılar... nuyordu. Öte yandan Müslüman dün- yasının hemen hemen tümü. savaşı ka- zanmış olan Ingiltere'nin egemenliği altındaydı. ingilizler. bu geniş kitleleri sorunsuz yönetebilmek için halifelik kurumunu yaşatmak ve bu konuda so- run çıkmasını önlemek zorundaydılar Oysa Mekke Şerifi Hüseyin, büyük sa- vaşta Ingilizlenn vaatlerine ınanarak, Osmaniıîara karşı koymuş; savaşın he- men ardından da hem bağımsızlık. hem halifelik ilan etmişti. Bu iküem içinde İngilizler, padişah- halife Vahideddin'ın işgal Istanbu- lu'ndan atılmasının tepkilere yol açıp açmayacağını araştırdılar. Dışişleri Ba- kanı Lord Curzon'un hazırladığı. Ba- kanlar Kurulu'na dağıtılan muhtırada "Halife'nin İstanbul'dan atılmasının Hindistan Müslümanlannca büyük tepkiyle karşılanmayacağı, yedi yıl Hint genel valiliği yapmış olması dolavısıvla kendisinin (Curzon'un) Müslümanlan İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon'un haarladığı, Bakan- lar Kurulu'na dağıtılan muhtırada "Halife'nin İstanbul'dan atılmasının Hindistan Müslümanlannca büyük tepkivle karşı- lanmavacağı. vedi yıl Hint genel valiliği yaprnış olması dolayısıy- la kendisinin Slüsİümanlan i\i tanıdığı" öne sürülüyordu. iyi tanıdığı" öne sürülüyordu (Bilal N. Şimşir: İngiliz Gizli Belgelerinde Ata- türk.l.s. 300 vd.). tlginçtir, serüvenci bir lngiliz şairinin yıllar önce ortaya attığı, o sıralarda pek ciddiye alınmamış olan "Ruhani hali- felik" görüşü yeniden gündeme gelmiş- tl. VVirJrid Scavven Bluntadlı, Protestan- lıktan Katolikliğe geçme bu lngiliz şa- iri, atlara meraklıvdı. Bu tutkusu nede- ni\ le Abdülhamıd döneminde Arap ül- kelennde dolaşmış; halifeliğin Arap- larda olması gerektığı yolundaki göriiş- lere yakınlık duymuştu. Türklenn halifeliği Araplann elin- den alarak kendı siyasal boyundurukla- n altına soktuklanna inanmaya başla- mıştı. Bu yüzden. "Müslüman halifeli- ğinin cisimsel değiL Katoliklikteolduğu gibi ruhani bir otorite olduğunu". bu- nun İngiliz çıkarlanyla da uyuştuğunu savunmuştu. Üstelik, Islam dünyasında kendisine bir yandaş da bulmuştu. Bu. bir Islam "reformcu'*su olarak tanınan Cemaleddin Afgani'ydi. Afgani, o sıra- lar Mekke Şerifi Hüseyin'le görüşüp onu halifeliğıni ılan etmeye bile zorla- mıştı. Hüseyin. bunu kabul etrnemişti. Savaştan sonra bu görüş lngiliz siya- setçilerince de benimsenmeye başla- mıştı. Ortamı. halifeliğin Istanbul'daki sultandan alınıp Araplara verilmesine daha uygun görenlere rastlanıyordu. Hindistan'daki gelişmeter Ancak, şimdi de Hindistan"da sorun- lar başgöstermişti. Gandhi'nın ingiliz yönetimıne başkaldırma eylemi sürer- ken, Hint Müslümanlan arasında da hi- lafeti destekleme akımı yayılıyordu. Genel eğilim, Osmanlı haiifelığini tut- ma yönündeydi. Bu eğilimi dahayararlı gören tngiliz- ler de vardı: İstanbul'daki "ruhani ha- lifelik" hem Sovyet Devrimi'ne, hem ne Cumhuriyet döneminin ilk İs- tıklal Mahkemesi kurulacak ve lstanbul'da gazetecileri yargıla- yacak; mektubun suç işleme kastıyla yayımlanmadıgı gerek- çesiyle aklama karan verilecek- ti.) Britanya Kızıiay Deraeği'nin İstantouTdaki uzantıa Aynı kişıler. ateşkes dönemi- nin başında Londra'da British Red Crescent Society (Bntanya Kızıiay Derneğı) adlı örgütün kurulmasınaönayakoldular. Bu kez. Hindistan'daki Müslüman- ların Osmanlı hilafetine bağlı Müslumanlara yardım etmesinı sağlamaya çalıştıklannı öne sü- rüyorlardı. Demeğin Istanbul kolu, lngi- liz Muhipleri (ya da Muhipler) Cemiyeti - The Friends of Eng- land Âssociation adıyla, Protes- tan mısyoneri Robert Frevv tara- fından örgütlendı. Frevv. aynı za- manda lngiliz Yüksek Komiser- lığf ndeki. "Foreign Offîce un- surlannın baş gizli ajanTydı Önceleri kendisi ikincı plana çe- kılmiş, bir başka lngiliz ajanı- nın. Sait Molla'nın başkanlığa gelmesini sağlamıştı. Şûra-yı Devlet (sonra Danıştav) üyesi olan Sait Molla, aynı zamanda ı- • • r x " r> J Istanbul hükümetlerinın de 'ınncı Dunya Savaşı sonrasında -mutemer adam.yd. 1920de Müslüman dünyasının hemen hemen f* 12 a > kadarAdi.yeMüsteşar- J ı lığı yaptı; Dıvan-ı Harblerde(Sı- tumu, savaşı kazanmış olan Ingıltere nın k.yönetim Mahkemesi) sorgu egemenliği altındaydı. İngilizler, bu geniş ^fnd "bulundu kitleleri sorunsuz yönetebilmek için hgınzsever . *•£• 1-11 i ı Iktıdardakı (daha doğrusu, ık- hallfellk kurumunu yaşatmak Ve bu t.darolmayaçal.şan) Hürriyetve konuda sorun çıkmasını önlemek itiiaf F.rkas.'yia da s,k. ıiişkne- . . . T _^ . . nbulunan IngılızMuhipleriCe- ZOnindaydllar. Bunun lÇin arayiŞ miyeti. Anadolu'da itilafçılann irinHpvHiİpr "uzanabüdiği" yerlerde şubeler iVmucyuilCl. açıyordu. Üye sayısının 50 bine ulaştığı öne sürülmüştür. 'İşgal Acılan' adlı kitapta be- lırtıldığıne göre "Derneğin ku- ruluşundan önce İstanbul'da İn- gilizkre dost olarak kaç kişinin derneğe üye olacağının bilinme- si gerekiyordu. Sait Molla'ya, 'Sizyardımı bu yoldan yapacak- sınız. para için sıkıntı çekmeyi- niz. Bize (İngilızlere) dost der- nek kurulmasım arzu eden kim- selenn adres ve imzalannı taşı- yan bir tutanak sağlayınız" de- nildi. O da bu işi üzerine aldı. Alemdar gazetesi sahipleriy le el ele verdi. Bu gazete Vahideddin ve Damad Ferit'e olduğu kadar İngilizlere de sıkı sıkıya bağlıydı. Bağlı- lığını, ınilli harekete veonu yönetenlere karşı şiddetli yaalan ile gösteriyordu. İmzalanacak tutanakta şunlar yazılıy- dı: 'Aşağıda imzası bulunan bizler, ada- let ve insanlığın koruyucusu İngilizle- re dost olduğumuzu imzamızla belge- ler ve İngiliz Muhiplen Cemiyeti adıy- la bir cemiyet kurmaya karar v erdiğimi- zı açıklanz." Bir hafta sonra tutanaklar Mr. Ryan'a (İngiltere Elçiliği Baştercü- manı) sunulduğu zaman o ve yanın- daki İngiliz Gizli Servisi'nin seçkin kişisi General Deedes şaşkınlık için- de kalır. Tutanaklardaki bilinen ve bilinmeyen. >anı gerçek ve uydurma imzalann sayısı elli bını aşmıştır." Yarın: Rahip ile Molla 'nın kirli işleri |alci İngilizlerin güdümündeki lngiliz Muhipleri Cemiyeti, görüntüde Osmanlı Imparatorluğu ve halifeliği ile Büyük Britanya împaratorluğu arasındaki geleneksel dostluğun sürdürülmesi amacını gütmekteydi. Gerçekte ise İngiltere'nin egemenliğini Türkiye halkına kabul ettirme yolunda çaba harcamaktaydı. Türkiye'deki ulusçu akımlara karşı ko- yabilecek bir kurum olabilirdi. A>nca bu yolla Hint Müslümanlannın kendi ülkelerindekı Hindu ulusçuluğuna ka- tılmaları da önlenebılirdi. Bu görüş, özellikle Londra'da yaşa- yan İsmailiye mezhebı lideri Ağa Han ile Se>yid Emir Ali tarafından sa\ ımu- luyordu. Bunlar. İngiltere'nin sözü ge- çerkişıleri konumundaydılar. Ağahan- lık. "ruhani reislik" olarak tanınmıştı: Emır Ali de ingiltere Kralı'nın özel konseyinde (Privy Council) üyeydi. Birinci Dünya Savaşı başlarken Os- manh halifesinin cihat ilanına karşı Hindistan'dakampanya açanlardabun- lardı. (Ne ilginçtir ki, vine bunlar Ka- sım 1923"te Başbakan İsmet Paşa'va birortak mektupgöndererek "Hilafetve halifenin Müslüman milletlerin saygı ve gü venineyaraşır bir d üzeve eriştiriJme- sini" istevecekler; bu mektubun İstan- bul gazetelerinde yayımlanması üzeri- POLİTtKA VE OTESt MEHMED KEMAL Eyüp Sırtlamna Doğru... Onat Kutlar, yeni yıl yazısına şoyle başlıyordu: "Sevgilı Cumhuriyet okurlan; sizler bu yazıyı okurken ben, büyük bir olasılıkla Halıç'e tepeden bakan biryer- de, Eyüp sırtlarındaki PiyerLoti Kahvesi'nde, yeniyılın ilk kahvesini yudumluyor olacağım. Birkaç yıldan beri (sa- nınm on beş yılı buluyor) bir küçük kişisel gelenek oluş- turdum. Yeni yılı bu sevimli ve tenha kahvede karşılıyor- um. Aşağılarda heryıl, biraz daha değişik giysili bir kala- balıkla dolup taşan Eyüp Sultan Camii selvileri, yaşlanan uçsuz bucaksız mezarlıklar, ortasındaki atık adacığı gide- rek büyüyen karanlık Haliç suları ve daha uzaklarda her yıl biraz daha kirienen hava yüzünden daha da az seçi- len büyük köy: Istanbul." Gazeteye verilen yazı sürüyordu. Onat ise saatlerin 19.15'inde The Marmara Oteli'nde dostlanyla yarenlik ediyordu. Dostlarının biri öykücü Füruzan'dı. Onunla ko- nuşuyordu. Söz çabuk bitti. Füruzan tez aynldı. Buzdo- labının bulunduğu köşeyı dönmüştü ki, büyük bir patla- ma oldu. Onat'ın yıllardır süren bir alışkarjlığı vardı; akşamüstle- ri Opera Pastanesi ya da Çiçek Bar'a gelirdi. Bugün de öyle akşamlardan bırıydı. Gelmış, konuşmuş, hal hatır soruyordu. Dünya yeni yıla giriyordu, Onat Kutlar da... Insanlann türiü alışkanlıklan vardı, Onat'ın da... Birdenbire ortalık kar- makarışık oldu, gövdeler havada uçmaya, çığlıklar birbi- rini izlemeye başladı. Kolay degil, pastaneye yerleştırilen bir bomba ortalığı toz duman etmişti. Edebiyata öykü yazarlığıyta giren, sinema yazariığıyla sürdüren, buna sınematek yönetıciliğini ekleyen sinema yazarlığında usta olan Onat Kutlar'ın önünde patlamıştı bomba... Onat Kutlar hastaneye kaldırılırken bombanın sorum- luluğunu İBDA-C (Islami Büyük Doğu Akıncılar Cephesi) almıştı. Büyük Doğu adı Necip Fazıl Kısakürek'ten ge- liyordu. Saldırı sanatçılara yöneliktı. Sanatçıların devam ettiği kahve de bu yüzden seçilmişti. Bir ölü vardı, yara- lılar da çevreye dağılmıştı. Amerikan Hastanesı'ne yatırılan Onat Kutlar, belinden yaralandı. Beline cam kırıkları doldu. Yoğun bakıma alın- dı ve felç olduğu anlaşıldı... (Inşallah degil). Onat Kutlar, Alanya doğumludur, ama aslı Gaziantep- lidir. Dil uzmanı Ömer Asım Aksoy'un hemşerisi olmak- la övünür. Edebiyata öyküyle girmıştir; Ishak adlı öykü kitabıyla Türk Dil Kurumu (TDK) ödülünü kazanmıştır. Sonraları bir dergi, gazete de yazmıştır. Son zamanlarda Cumhuriyet gazetesinde haftada bir söyleşı yazıyordu, yazacak. • •• Suat Taşer öleli 10 yıl olmuş. Değerini ancak 10 yıl sonra bilmişler. istanbul il Halk Kütüphanesi Müdürü Ay- ten Şan Şölen, bir "yorumlama programı" düzenledi. Yıllar sonra yapılan bu değer bılme toplantısına Salim Şengil, (Bendenız), Hayati Asılyazıcı, Bedrettin Ayktn da katıldılar. Mehmet Esatoğlu'nun, "Bu Dünyadan Su- at Taşer Göçeli" oyununa "Istanbul Sahnesi Oyuncula- n"da katıldılar. Bir konuşma ustası, bir tiyatro adamı ve sanata adan- mış bir yaşam sergilenmış. Suat Taşer, benım Ankara'dan genclik yıllarımdan ar- kadaşımdır. Önce şairdi. İlk şıirleri Yunan mitolojisi üstü- neydı. Sonra kendini tüm tiyatroya verdi. Telif, çeviri bir- çokyapıtı vardır... izmır Şehir Tıyatrosu'nun hem müdür- lüğünü, hem yönetıciliğini yaptı. Izmir Dokuz Eylül Üniver- sitesi'nde tıyatro dersleri verdi. Hayati Asılyazıcı'nın yap- tığı bir yorum Suat Taşer'in en ince ayrıntısına kadar her şeyi verdi. Doğrusu böyle bir araştırmanın varlığından ha- berim yoktu. Asılyazıcı'yı kutlanm. Sanatın değeri geç biliniyor; düşmanı da var. BULMACA 1 2 3 4 5 6 7 8 SOLDAN SAGA: 1/ Taşhk, çalılık yer. II Ücret... Trajedı ile ko- medı arasıda yer alan sahneyapm 3/^Gargan- tua" ve "PantagrueT ad- lı yergıli ve komik vapıt- lanyla ünlü Fransız ya- zan. 4/ Buyük kardeş. ağabey... Sessiz, uslu. 5/ Notada durak işareti . Anadolu halklannın en eski ve en büyük ana tan- nçası. 6/1ktidar mevkiı. 7/Gece... Gözlüğü. kes- tanesi ve sineği vardır. 8/ Bilanço. 9/Memelilerde proteın me- tabolizmasının son ürünü olan ve idrarla dışan atılan madde... Büyü- memış kar puz. YLKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Arkası kabank. oturacak yen ge- niş koltuk...Tavladabırsayı. 2/Ku>- ruksokumu kemıği... Uzun tüylü ve sarkık kulakh bir köpek cinsi. 3/ Js- lam dınıne göre haram sayılan faiz... Ekinlere zararlı bir böcek. 4/ Yük- sek rakımlı ülkelerde tunzm ve dağcılık etkinlikleri arasında yer alan yürüyüş gezileri. 5/ Din işlerini devlet işlerine kanştııma- yan... Hayat arkadaşı. 6/ Her yanı suyla çevrili kara... Bir zinciri oluşturan halkalardan herbin. 7/Ölçüt... Bir organımız. 8/ Eski dilde bal... Gözleri görmeyen. 9/ Kemiklerin yuvarlak ucu... Po- kerde değişik renkten beşli diziye verilen ad. Gazeteci Yazar Nazmi Kavasoğlu Almanya'daki Türk düşmanlığını değerlendirdi: 6 Hortlayan ırkçılık, AIDS'ten tehlikeli'Haber Merkezi - Çauşmalannı 22 vıldan beri AJmanya'da sürdüren gazeteci-yazar Nazmi Ka- vasoğlu ile Almanya'daki ırkçı akımlar ve Türk düşmanlığı konulanru görüştük: - Almanya'daki Türklere karşı olan hareketle- rin kökeni nedir sizce? KAVASOĞLL - Nedenler, o kadar çok ki. An- cak temel nedenleri savarak olayın bütününü kav- ramaya çalışmalıyız. İşsızliğin artması, kazanıl- mış haklara vurulan tırpanlar... Her an yenisi uy- gulamaya konulan tasarruf önlemleri, bazı Al- manlann içinde, derinliklerinde gızlenmiş olan. AfDS'tendetehlikeli ırkçılığınyeniden hortlama- sına sebep oluyor. - Alman hükümeti yeterli önlem alıyor mu ? KAVASOĞLU- Yeterli önlemlerin'almamadı- ğını, böyle giderse faşıst tehlikenin Alman de- mokrasisini yutabileceğini daha geçen gün bir Al- man gazetesinde çıkan, söyleşide tüm aynntıları ile anlattım. Nazilerden tehdit aldım. demokrat güçlerden ise büyük övgü... Ancak birgerçek var- dır ki onu asla gözardı edemeyiz. Alman demok- rasisı yerküredeki çıkarlanndan vazgeçemez. Hit- ler'in iktidara gelmesi ile. günümüz gerçeklerinı kesinlikle kanştırmamak zorundayız. 2. paylaşım Sesimizi duyurabilmemiz için önce Türkiye gerçek anlamda demokrasiyi gerçekleştirmek zorundadır. O dünya güzeli Türkiye'yi "on bin kişinin türlü ayak oyunlanyla çıkar kavgası yaptıklan" bir cehenneme çevirdiler... Türkiyemiz mutlaka, hukuk devletinin istediği, çeşitli fikirlerin birbirlerine tahammül etmeyi öğrendiği, üretenin, yaratanın, başannın alkışlandığ bir ülke haline gelmelidir. savaşına neden olan Alman faşizmıni, Alman ser- mayesi dedestekliyordu. Oysa bugün sermayenin geldiği bılinç ve konum başkadır. Fşte bundan ötü- rii, Alman hükümeti "yanan demokrasisini" sön- dürmek zorundadır Elbette bunu Türklerı ya da Türkıye'yi sevdiğı için yapacak değil. Almanya kendinden başka kimseyi sevmez. bunu Türkiye de bir öğrense. işte o zaman "yandı gülüm keten helva" olur ve Türkiye gerçek anlamda kurtulur... - Yeterinee sesimizi duyurabiliyor muyuz? KAVASOĞLL - Türkün gücü Türke yeter. Se- simizi duyurabilmemiz için önce Türkiye'nin kendisine güvenmeyi öğrenmesı gerekır. Demok- rasımizı hâlâ cüzzamlı halınden kurtaramadık... Başka düşüneninsanlanncayırcayırdevletın göz- leri önünde yakıldığı bir ülkeye kim inanır. Soru- yorum size, kim inanır? Ülketniz önce gerçek an- lamda demokrasiyi gerçekleştirmek zorundadır. O dünya güzeli Türkiye'yi "on bin kişinin türlü ayak oyunlanyla çıkar kavgası yaptıklarT bir ce- henneme çevirdiler. . Türkiyemiz mutlaka de- mokrasıyi. hukuk devletinin istediği. çeşitli fikir- lerin birbirlerine tahammül etmeyi öğrendiği. üre- tenin, yaratanın, başannın alkışlandığ bir ülke ha- line gelmelidir. İşte o zaman sesimizi duyurabili- riz... İşte o zaman saygınlık kazanabilıriz . - Peki... Almanya'daki Türklerin örgütienme ve donanım açısından olan olav lan engelleme güçle- ri yok mu? KAVASOĞLU - Buna çizmevi aşmak derler.. Almanya"dakı Türk daha ne vapsın? Dövızini göndersın... Türkiye'yi tanıtsın... Türkiye'yi Or- tak Pazar'a soksun... Lobisini kursun... Ohhh!.. Daha neler... Türkiye'nin bunu istemeye hakkı var mı? Kimden isteniyor bu? 30 yıl evvel Ana- dolu'nun ortaçağ üretim ilişkilerinden kopanl- mış. urgana bağlanmış tahta bavullanyla "Eti se- nin, kemiği benim" dıye buralara salınmış insan- lardan böyle şeyler beklemek, doğru mu? Sizin Almanya'daki Türk örgütlerı dediğınız, genellik- le kıtıpıyoz çıkarlar peşinde koşan, Almanya'da- kı Türkleri öne sürerek Almanlardan birşeyîertır- tıklayalım diye düşünen cılız derneklerdir. Yüz- de doksan dokuzu böyledir. Çoğu Bayburt'taki birdemekten bile daha az, fikirdonanımsızıdır... BunlarTürkiye'dekiağabeylerininuzantılandır... Özgün düşünce üretemezler - Vine Türkiye'ye dönelim. Şu andaki hükümet gerek içerde, gerekse yurtdışında oluşmuş olan Türklerin sorunlanyla başedebiliyor mu? KAVASOĞLU - türkiye'de bir hükümetin ol- duğundan söz etmek pek o kadar kolay degil. Şu andaki hükümet bence cumhuriyet tarihimizin gelmış geçmış en başansız hükümetıdır. Kaderin tecellisine bakın ki. Türkiye gıbı mükemmel olanaklar ile donanmış bir ülke. bu in- sanlann elınde ovuncaktır. ADRES DEĞİŞİKLİĞİ Büyükköy Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği'nin yeni adresi Zübeyde Hanım Mah. 1306 . Sok. No: 14/A GAZİOSMANPAŞA / İSTANBUL olarak değişmiştir. Duyurulur. T.Ç TOKAT 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NDEN EsasNo: 1994/179 Davacı Ayhan Çelik vekih Av. Selahattın Akgül tarafından da valılar Mustafa Tektaş ve Irşad Dönergöz aleyhine mahkememi- ze açılan menfi tespit davasının yapılan duruşmasında verilen ara karan gereğınce: Davalılardan Mustafa Tektaş adına çıkan davetiyenin bila teb- lığ iade edıldığı yaptırılan zabıta tahkikatında adresi bulunama- dığı anla şılmakla ilanen tebhğıne karar verilmiştir. Belirtılen gün ve saatte Mustafa Tektaş'm 16.2.1995 günü, sa- at 09.50'de duruşmaya katılmadığı veya kendisini bir vekille tem- sıl ettirme dığı takdırde yargılamaya yokluğunda devam edile- ceğı ve karar verı leceğı hususu dava dilekçesi ve duruşma gü- nünün tebliğı yerine kaım olmak üzere ilanen teblığ olunur. Basın: 136
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog