Bugünden 1930'a 5,502,732 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 24OCAK1995SAU HABERLER Erdogan mahkeme yolunda • İstanbul Haber Servisi - Hükümetin hazırlamakta olduğu yasa tasansıyla yetkileri kısıtlanacağı iddia edilen istanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan. böyle bir yasanın çtkanlması durumunda Anayasa Mahkemesrne başvurmanın yollannı arayacaklannı söyledi. Yasa tasansı hakkında henüz tam birbılgi sahibi olmadıklannı vurgulayan Erdoğan. "Hükümet, önce kendı üzerindeki yüklerin hakkını yerine getirsin" dedi. İnsan haklarında rekor dava • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu)-TBMM Başkanı Hüsamettin Cındoruk. Avrupa İnsan Haklan Mahkemesfnde Türkiye aleyhine açılan davalann rekor düzeye ulaştığını vurgulayarak, "Bu ayıbı telafı etmelıyız" dedı. İnsan haklanndan sorumlu Devlet Bakanı Azimct Köylüoğlu ile Başbakanlık bünyesinde eönüllü olarak çalışan îoanna Kuçuradi başkanlığındaki tnsan Haklan Yüksek Danışma Kurulu üyelerinin kendisini zıyareti sırasında KöylüoğlıTnun yetkisızlikten yakınması uzerine Cindoruk, insan haklan bakanlığı teşkilatının kurulmasına ilişkın tasannın öncelikle ele alınması konusunu TBMM Danışma Kurulu'na götüreceğinı söyledi. 6 PKK'Iİ olduruldu • DİYARBAKIR(AA)- Mardın"in Nusaybin ilçesinde sürdürülen operasyonlarda 6 PKK'li teröristin öldürüldüğü bildirildi. Olağanüstü Hal Bölge Valilği'nden yapılan açıklamaya göre. Elazığ'da 14 Aralıkl 994te Binbaşı Fuat Çık'ın silahlı saldın sonucu öldüriilmesi olayiyla ılgili olarak yürütülen çalışmalarda da. olaym faılının de aralarında olduğu belirtilen yasadışı bir sol örgüte üyc 6 kişinin yakalandığı da açıklandı. Şirinevler'de bombalı saldın • İstanbul Haber Servisi - Şınnevler Mahmutbey Yolu üzerindeki Tekpaş Elektronik'e dün akşam saat 21.15 sıralannda kimliği belirlenemeyen kışı ya da kışilerce bomba atıldı. Yapılan saldında ölen ya da yaralanan olmazken. bınada maddi hasar meydana geldi. Emniyet yetkilileri olayla ılgili soruşturmanın başlatıldığını belirtirken. saldınyı ERNK-Marmara Komitesi üstlendi. Tecavüz olayı intihar getirdi • (AA) - Emirdağ'da inşaat işçisi Alı Gücenmez'in tecavüz ettiği M.D.'nın ablası Dudu Aktan. ilçenin Sığıcık köyündeki evlerinde eşi Ercan Aktan'a ait av tüfeğiyle intihar etti. Yetkililer. Aktan'ın tecavüz olayının basın ve televızyonlarda geniş şekilde yer almasından sonra şoka girdığini ve olayın etkısinden kurtulamadığını belirterek. bu sebeple intihar etmiş olabileceğini söyledıler. Eğitim sendîkalan birleşti • İstanbul Haber Servisi - Eğitim iş kolunda iki büyük sendika olan Eğit-Sen ve Eğitim-tş sendikalan "Eğitım-Sen" adı altında birleşti. Sendıkanın kurucu yönetim kurulu üyeleri, kuruluş başvurusunu dün Ankara Valiliğı'ne yaptılar. Egitım-Sen'in ilk genel başkanı Eğit-Sen Kırşehir Şube Başkanı Yıldınm Kaya oldu. ANAP lideri Mesut Yılmaz, darbe söylentileri ve ANAYOL arayışlan konusundaki görüşlerini Cumhuriyet 'e anlattı Çîfler ve DYP'yi kurtarmaın ANAYOL dayatması, rejimi yaralar. Yılmaz, ülkenin koşullanna ilişkin açıklamalannın, 'ilkeF bir tutumla 'darbe çığırtkanlığı' olarak yofumlandığını söyledi. Yılmaz, ANAYOL telkinlerinin "ekonomik ya da başka güç kullanan kesimlerce veya medya tarafından sistematik olarak yapılmasının rejimi yaralayacağına" dikkat çekti. DOĞAN AKIN ANKARA- ANAP Genel Başkanı Me- sut Yılmaz. ülkenin ıçinde bulunduğu olumsuz koşullara ilişkin açıklamalan- nın "ilkel" bir tutumla "darbe çığırtkan- lığı'" olarak yorumlandığını söyledi. Yıl- maz. "ANAYOL" telkinlerinin. "ekono- mik ya da başka güç kullanan kesimler- ce veya mett>a tarafından sistematik ola- rak vapılmasının rejimi varalavacağına" dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirerın. endışelerini kamuoyuna açıklamak yerine. anayasal görevi uya- nnca toplayacağı Bakanlar Kurulu'nda hükümete iletmesi gerektiğini vurgula- yan Yılmaz. inisiyatifi ele alması konu- sunda Çankaya'ya iletilen önerilere, "Bunu Başbakan1a konuşun" yanıtı ve- rildigini bildirdi ANAP lıden, hükümetin ülkeyi getir- diğı noktanın tespitıni yapmadan girişi- lecek çözum arayışının. "bazı çevrelerin Başbakan Tansu Çiller ya da DYP'yi kur- tarma operasvonu" olarak değerlendiri- lebileceğını soylerken "Benim.ne Tansu Hanım'ı ne de DYP'yi kurtarmaya niye- timvar1 * dedı. Mesut Yılmaz, "muhtıra iması" olarak basınayansıtılanaçıklamaları ve DYPıle ANAP arasındaki ortak hükümet arayış- lan konusunda Cumhuriyet'in yönelttiği sorulara şu yanıtları verdı: - Başbakan'ın. endişelerinizi paylaşan Tİ Sİ VD ile ortak hareket ettiğinizi ima eden sözlerini nasıl değerlendiriyorsu- nuz? - En azından aramızda böyle bir ileti- şim yok. Aynca öyle bir paralellik aranı- yorsa. bu bızimle Türk-lş arasında da var. t İSK arasında da. Hak-lş arasında da var. Yanı, TÜSİADla bızım aramızda oldu- ğu gibı diğer meslek kuruluşlanyla ara- mızdaki ortak yargı, bu hükümetin son derece başansız olduğu ve bir an önce Türkiye'nin bu hükümetten kurtulması gerektığidir. - L Ikedeki kötüye gidis karşısında, av keri ya da diğer kesimlerden bazı telkin- ler gelebileceğini söv lediniz. Bu yönde bir telkin, şahsınıza yapıldı mı? - Süreklı yaptlıyor. Yanı şunu söylüyo- rum. Uzun süreden beri bfr ANAYOL arayışı var. Örnek olarak söylüyorum. Bu bize de yapılıyor Tahmin ediyorum. DYP"ye de yapılıyor. Şimdi bu. ekono- mik güç kullanan v eya başka bir güç kul- lanan belli odaklar tarafından veya med- ya tarafından sistematik bir şekilde yapı- lırsa o zaman rejim yara alır. Aslında de- mokratık sistemde baskı gruplan. tabii ki kendı arzulannı dile getirirler, kendi çı- karlanyla ilgili telkinlerde bulunabilir- ler. Ama bunlann baskıya dönüştüğü yer- lerde demokrasiden bahsedilemez. Ben böyle bir tehlike gördüm Türkiye için. Onu söyledım Bence burada kusurlu olan siyasilerdir. en başta da bugünkü hü- kümettir Ne çözüm üretiyor ne de çö- züm arayışı içın demokratik kanallan ça- lıştınyor. Llke tam bir çıkmaza. bir tı- kanma ıçıne girmış. Yine bu hükümetle bir yere vanlamayacağı toplumda genel Yılmaz: Biz belli bir süre iktidara ortak olma peşinde falan değiliz. Türkiye'nin bu kötü gidişini tersine çevirmeye bizim katkımız olabilir mi.. bu egzersize haanz. bir yargıya dönüşmüş. hükümete güven- sizlik had safhaya gelmiş. Buna mukabil, bu duruma çözüm getirmesı gereken si- yasiler arasında hiçbir danışma mekaniz- ması yok, bir iletişîm yok. Cumhurbaş- kanı'nın belki burada bir inısiyarif alma- sı düşünülürdü. Cumhurbaşkanı da böy- le bir ınısiyatif almak yenne, sadece ken- di hoşnutsuzluğunu yansıtan sözler veri- yor. - Cumhurbaşkanı'na, böyle bir inisiya- rif alması için Sayın Kâmran tnan aracı- uğıyladilekiletildimi? Demirel: BaşbakaıTla konuşun - Evet iletmiş Kâmran Bey, bana da söyledi. Ama Cumhurbaşkanı da demiş ki, "Bunu Başbakanla konuşun." Şimdi demek istediğim, geçmişte bir sürü se- vimsiz olay yaşamış. böyle tıkanıklıkla- n aşamamış bir ülke olarak bugünkü si- yasetçilerin bu durum karşısında farklı davranmalan gerekir. Daha uzlaşmacı, gerekirse daha özveriye hazır. ama her halükârda kendi çıkarlannı aşan bir yak- Demirel kabineyi toplasili: Bakanlar Kurulu'nu başkanlığında toplamanın Cumhurbaşkanı için anayasal bir görev olduğunu kaydeden Yılmaz, "Endişelerini kamuoyuna açıklamak yerine, doğrudan hükümete söylemeli. Inisiyatif almak yerine, sadece kendi hoşnutsuzluğunu yansıtıyor" dedi. randevuda, özel görüşmede söyleyece- ğim şeyler, kamuoyuna söylediklerim- den farklı değil kı. - Cumhurbaşkanı, sizce neden inisiya- tif almak istemedi? - Herhalde sonuç alamayacağı düşün- cesi var. Şu anda bclki siyasi koşullan uygun görmüyor. Olgunlaşmış görmü- yor. Mesela anayasada kendisine sağlan- mış bir imkândır, hatta bana göre veril- miş bir görevdir. Sayın Cumhurbaşkanı. endişelerini kamuoyuna açıklamak, basın toplantıla- nnda dile getırmek yenne, kendi başkan- lığında hükümetı toplayıp doğrudan doğ- ruya hükümete bu endişelerini dilegetir- melı. Ve çözüm konusunda önerileri var- sa, onlan da hükümete söylemeli. - İnisiyatifi TBMM Başkanı Hüsamet- tin Cindoruk afaıbilir mi sizce? - Tespit ve endişelerimizi Cindoruk'u ziyaretimizde, ona da söyledik. Ama onun böyle bir ınısiyatif ahp almayaca- ğını bilemem. "ÇUlerM kurtarmam" - ANAP'ın, elini taşın altına koyma ko- şulu nedir? - Bence Sayın Başbakan çok çelişkili bir tutum içindedir. Bir yandan hüküme- tin büyük işler başardığmı söylüyor. Ama bununla çelişkili olarak da yeni hükümet arayışlannı gündeme getirecek beyanlarda bulunuyor. Bütçe konuşma- sında da bizi ortak sorumluiuktan kaç- makla, elimizi taşın aitına sokmamakla suçladı. Bu ikisi birbiriyle bağdaşan şey- ler değil. Demek ki Başbakan itiraf etme- se de ortada başansız bir hükümet var ve bir çözüm aranıyor. Ben böyle bir çözüm arayışına. ANAP olarak bizim katkıda bulunabileceğimizı söylüyorum Bu ge- nel bir ıfadedir. Bu katkımızın ne şekil- de tezahür edeceğı, nasıl olacağı duru- mun doğru bir tespitine bağlıdır. Evvela teşhisi doğru koymamız lazım. Hüküme- tin. ülkeyi getirdiği noktanın tespitını yapmadan girişilecek çözüm arayışı. ol- sa olsa. bazı çevrelerin Tansu Hanım'ı veya DYP"yi kurtarma operasyonu ola- rak değerlendinlebilir. Ama benım. ne Tansu Hanım'ı ne de DYP'yi kurtarma- ya niyetim var. Biz belli bir süre iktidara ortak olma peşinde falan değiliz. Biz içinde veya dışında. Türkiye'nin bu kö- tü gidişini tersine çevirmeye bizim kat- kımız olabilir mi.. bu egzersize hazınz. - Ülkeyi secime götürecek hükümet he- saplannın tümünde DYP var mı? - DYP'nın kurduğu hükümet ne kadar uyumsuzsa DYP'yi dışlayacak hükümet de aynı şekilde uyumsuz olur. - Asgari müştereklerde anlaşarak ku- rulması olası bir hükümette Savın Çiller ile biriikte görev alır mısınız? - O şu anda görüşülecek konu değil. Şahıslardan yola çıkıp bir yere varama- yız. Ewela şablonu doğru koymamız la- zımdır. Bu hükümet niye başansız ol- muştur, bu hükümetin başarısını engel- leyen unsurlar nelerdir? Bunlan doğru tahlil etmemiz lazımdır. Bunlann teker- rürüne meydan vermememiz lazım. laşımla konuya eğılmeleri gerekir. Ma- alesef hükümet kanalından bu yönde ce- saret venci hiçbir işaret alamadım. - Bu uyanlannızdan sonra bir girişim oldu mu? - Hayır, olmadı. Tersine, suçlamâlar ol- du. Sanki ben askerleri çağınyorum ve- ya darbe çığırtkanlığı yapıyorum gıbı de- ğerlendirmeler oldu. Bunlan da yadırga- madım. Çünkü. bunlan yapanlann mese- leye ne kadar ilkel baktıklarını zaten da- ha önceden de biliyorum. - Sizin inisiyatif almanız ya da sizin böy- le bir girişimde bulunmanız söz konusu olabilir mi? - Yani ben bir muhalefet lideri olarak. marjımın tümünü kullandtğım kanısın- dayım. Bu işler tek taraflı yürümez. As- lında burada inisiyatifalmak iktidara dü- şer. Ama dediğim gibi bu yönde hiçbir şey görmedim. cesaret vericı bir işaret alamadım hükümetten. - Başbakan'dan randevu istemeniz için telkinler var... - Yani niye randevu isteyeyım? Benim GUNDUZGOZUYLE MELİH CEVDET ANDAY Sıraya Dizmek Gazetemizin dış haberler bölümünde çıkan şu haber beni düşündürdü: "İsveç 'in başkentı Stockholm yakınındakı Huudinge Ce- zaevı'nde bulunan dört mahkûm, masrafian vergimükel- leflerine ait olmak üzere bir haftalık tatile çıkacak. Expressen gazetesinde yayımlanan habere göre ceza- evi yönetimı ikısi hırsızlık, birı şiddet eylemine katılmak, öteki uyuşturucu kaçakçılığı suçundan hükümlü dört mah- kûmun Norveç sınırındakı Taenndalen'de bulunan kış sportan merkezine bir hafta süre ile gitmelerine izin ver- di." Bu demektir kı, isveç'te devlet, cezalandırdığı yurttaşı- nın insan olduğunu unutmuyor. Gerçekten de, bir suçtan hüküm giyen kişi, özgürtükle- rinin belli bir bölümünden yoksun bırakılmakla hatasını ödemiş olmaktadır; artık onu, insan kalarak yaşamanın vazgeçilmez koşullanndan uzak tutmaya kimsenin hakkı yoktur. Aynca, çok iyi bilındiği gibı, hukukun cezalandırma ilke- si, ayağı sürçmüş kişiyi yeniden topluma kazandtrmaktır. Böyle ise, kötü ve zalim davranılarak ınsanlıktan çıkanl- mış kişi nasıl kazanılır? • • • Yazımın başına aldığım haber ıster ıstemez, beni birta- kım karşılaştırmalara yönelttı. Çok değil, birkaç ay önce. cezaevlerimizden birinin tu- tuklulan, hastalandıklannda hekime çıkarılmadıklanndan yakınarak eyleme kalktılar. Bunu gene gazete haberlerın- den öğrendim. Bu durumda, ben nasıl kalkıp da mahkûmlanmıza kış sporları ızni verilmesini öne sürebılirım? Böyle bir girişimde bulunsam. aklı başında kişilerden bi- le olumsuz yanıt almaz mıyım? Bana, "Daha suçsuz yurt- taşlanmızı bile insan gibi yaşatamazken, sıra suçlulan eğ- lendirmeğe mi geldi?" demezler mı? • • • Buraya dek yazdıklanm, toptumumuzda yerleşik bulu- nan yanlış bir göruşe getirdi beni. Bu görüş, gereksemelenmızı sıraya dizmektir: önce okul, sonra tiyatro... Ya da once hastahane, sonra okul, sonra tiyatro... Ya da önce tiyatro, sonra okul, sonra... Bu tür bir sıralamaya kalkmayanlar sadece şeriatçılar- dır. Onlara göre, önce cami geliyor, sonra cami. daha son- ra gene cami. • • • Diyeceğim, uygar bir toplumda böyle bir sıralamaya kal- kışılmaz; uygar bir toplumda gereksemeler, eksiksiz ola- rak bir arada sağlanır; "Daha dur bakalım, ona sıra gel- medi" mantığı tümden geçersizdir. Mahkûm, hekime görünmek için sıralamanın süresini beklemez, beklememelidır. Bir yerde daha yol yokken tiyatro açılmalıdır. Açılmalıdır ki yol gecikmesin. Gereksemelerın başta geleni, sona bırakılanı olamaz. Daha suçsuz yurttaş kayak sporu yapmadan da, talih- siz hükümlülere kış iznı venlebilır. "önce bizim karnımız doysun, ondan sonra fakir fuka- raya sıra gelir" mantığının iler tutar bir yanı var mıdır? Konumuzdan biraz aynlmış olacağız, ama gene de an- latayım: İsveç'te oturan, İsveç yurttaşı olmuş bir dostum geçen yaz buraya gelmıştı, bana yolculuk masrafının İsveç hü- kümetınce ödendığını söyledi. Nedenıni sormam üzerine de, - Yasa var, dedi. Yabancı ülkelerden gelip İsveç yurtta- şı olanların, özlemlerinı gidermek için yılda bir kez yurtla,- nna gitmeleri halinde masraf İsveç hükümetince ödenir. Bana, "Ama İsveç zengin" denecek olursa, şunu söy- lerim: İsveç bu yüzyılın başında yoksul bir ülke idi. Kuzum, yoksulluk bizim yazgımız mıdır? Başkanlara soruşturma ZONGULDAK (Cumhuriyet) -Gösteri ve Yürüyüş Yasasına aykın hareket ettikleri gerekçesiyle Zonguldak'taki memur sendikalan şube başkanlan hakkında soruşturma başlafıldı. Geçen yıl 20 aralık günü. işveren olarak hükümetten toplu iş sözleşmesi hakkı verilmesi için Tüm-Bel Sen. Egit-Sen, Haber-Sen. Maliye-Sen. Maden-Sen. Orkem-Sefi. BTS, Tüm Sosyal-Sen. Sosyal Hizmet-Sen ve Genel Sağlık-lş Sendikası başkanlannın önce emniyet müdürlüğünde sonra nöbetçi savcılıkta yapılan sorgulanndan sonra önceki gün haklannda soruşturma açıldı PlAR- GALLUP Yönetim Kurulu Başkanı Tanla, bu sistemle seçime gidilmesi halinde RP'nin yükselişinin önlenemeyeceğini söyledi Türkiye'de radikal sağ süratle iktidara gidiyor LEYLA TAVŞANOĞLU - Kamuoyu araştırma kuruluşu PİAR- GALLLP'un Başkanı Bülent Tanla, 1995'i se- çım yılı olarak gördüğünü söylüyor. Tanla. "Ama bugünkü seçim kanunuyla seçime gidil- diği takdirde Türkiye'de bir RP iktidan ya da radikal sağ iktidan görmemiz kaçınılmazdır" diyor. Bakanından mılleKekiline. işçısınden ışadamına kadar herkesin şikâyetçi oİduğuna dikkat çeken Tanla, "Ortak pavdamızı kaybe- diyoruz. Türkiye'de çok ciddi dağılma sinyalle- ri var. Türkiye artık ortalamanın altında insan- lar tarafından yönetiliyor" görüşlerinin altını kalın çizgilerle çıziyor. Tanla'yla görüşmemı- zin bugünkü bölümü, sorulu-yanıtlı şöyle ge- lişti: Siyasetçilerin sizce bu du- rumda nasıl kararlar alabilme- leri gerekiyor? TSIIİS - Burada alınabıle- cek bir karar, siyasetçilerin kendı aleyhlerine olacak bir- takım davranışlann erdemini gösterebilmeleridir. Ben, 1995 yılını bir genel seçim yılı ola- rak görüyorum Seçim olması gerekir, halk bunu böyle isti- yor. diyorum. Olacak. diye bir falcılık yapma durumunda de- ğilim. Fakat buradakı en önemlı aynntı bugünkü siyasi kompozisyonla seçime gidil- diği takdirde. bugünkü seçim kanunuyla seçime gidıldiği takdirde Türki- ye"de bir RP iktidan ya da radikal bir sağ ikti- dan görmemiz kaçınılmazdır. Türkiye buraya doğru süratle gitmekte. Aynca son zamanlarda Türkiye'nin genldı- ğini hissediyoruz. Yani Türk-Kürt, laık-şeriat, Alevi-Sünni saflar arasında çatışmalar arttı. Bence bunu arttırmakta siyasi yarar gören gruplar var. Seçim yöntemine bel bağlanması- na rağmen bu dönemde siyasi gerginliğin artı- şı bazı partılerin işıne geliyor. Bugün halkın. parlamentonun yenilenmesini istemekle bir- iikte birbinne yakın partilerin birleşerek ve se- çim kanununda belirli değişikliklerin yapı İma- sı şartıyla bu yıl seçim yapılması arzusunda ol- duğunu ifade etmek istenm. - Sizce seçim kanununda ne gibi değişiklik- ler yapılmalı? Tanb - Yasal düzenlemeden önce, solda ve sağda birbirine benzeyen partıleıin mutlaka sandıkta ya da yapıda birleşmeleri kaçınılmaz- dır. Yani Türkiye, merkez sağ ve merkez sol- da tek partiyle seçime girmek zorundadır. Bu- nun dışındaki bütün arayışlar yapaydır. Türki- ye, siyasi bakımdan istikrarlı. dört-beş yıllık bir hükümete muhtaçtır. - Sizce halk bu konuda ne düşünüyor? • Türk ınsanı istıkrarsız ve güvensiz bir ülkede yaşadığı duygusuyla her gün yata- ğından kalkıyor. Artık Türk insanının ütopyası kalmadı. Türk insanının bireysel he- defi kalmadı. Her gün. "Bu- gün ne olacak acaba" kaygı- sını duyuyor. Bu çözülmeli- dır. giderilmelidir. Toplum olarak ortak paydamızı kay- bediyoruz. Artık bunu her- kesin görmesi lazım. Bunu siyasetçinin de görmesi la- zım. Ortak paydası olmayan bir aile, bir belde. bir kasaba, bir şehir, bir köy, bir ülke ne- reye varabilır? Türkiye'de çok ciddi dağılma yaşanıyor. Bunu. siyasette, etnik, teolo- jık, bir de toplumun ciddi bi- çimde yer değiştirmesinden kaynaklanan göç olaylannda görüyoruz. Bu dağılmayı demokratik biçimde toplayabilecek davranışlara girilmesinde, parlamentonun ve siyasetçilerin bu basireti göstermesi lazım. Yoksa, bu kişisel davranışlara ya da kişisel çı- karlara dayalı siyasi davranışlara ya da toplu- mun hiçbir kesimının kabul etmediği türde çö- zümlere dayalı kilıtlenmiş olan siyasetin açıl- masını beklememek, bu yollara da başvurma- mak gerekir -Sizce kamuoyu ve pariamentonun gündem- leri çakışıyor mu? • Kamuoyunun ve parlamentonun gündemleri arasında fark var. Birincisi gün- dem farklılığı. Ikincisi, siyasetçi Türkhalkının gerisıne düştü ya da Türk toplumunu temsil et- miyor. Üçüncüsü de bugün Türkiye'dekı siya- si kompozisyon Meclis'te temsil edilmiyor. Kamuoyu çatışma çıkmasın, başına daha bü- yük problemler açılmasın diye tepki de göster- miyor. Herkes kendi çözümünü kendi buluyor. Demokrasinin en temel unsuru siyasi yansıma- lann yönetime sürekli aktarılabilmesınden geçmektedir. Yoksa sertlikler doğar. - Pek çok yayın organında yaşanan bu kririn askerin ayak seslerini yeniden duyurmaya baş- Iadığı mesajını veren yazılar yayımlanıyor... Tflülfl •Tabıı ben ınsanlann kulaklanyla ne- yı duyduğunu, gözleriyle neyi gördüğünü bil- miyorum. Kim. nasıl duymuş, onu dabilmiyo- rum. Hatta bu, televizyonlarda da tartışılıyor. Ama ben bir araştırmacı olarak kamuoyu araş- tırmalannda hiç böyle bir unsura rastlamıyo- rum. Halkın. "Askergelsinvebiziaskeryönet- sin'"beklentisı yok. Araştırmalarımda sordu- ğum, "Türkiye bu krizi nasıl arJatır" sorusunun cevap alternatiflennden bırisı de askerdir. Ama aldığım cevaplarda özellikle böyle bir şey söz konusu değil. Yüzde beş-altı gibi bir oran var. Ama bu oran yıllardan beri aynı. Biz değerle- rin zaman içinde nasıl değiştiğine bakarız. Do- layısıyla ben böyle bir şey görmüyorum. - Türkiye'de yönetkileri nasıl değeıiendiri- yorsunuz? T8IIİ9 'Türkiye artık ortalamanın altındaki insanlar tarafından yönetiliyor. Bırakın vasa- tı... Vasat düştü. "Türkiye'nin sorunlanna han- gi lider çözüm bulabilir" diye soruyoruz. Ce- vap verenlerin yüzde 4O'ı "Hiçbiri bulamaz" diyor. Yüzde 7 ile 16 arasında ise diğer lider- ler sıralanıyor. Böyle bir dağılımın anlamı çok açık. Kimsenin kimseye güveni yok. Peki, kim çıkacak da bunu toparlayacak? Burada önem- li olan iktidan ele geçirenin kendi gücünden değil. çevrenin güçsüzlüğünden faydalanarak yönetime devam ettiğidir. Yani bugün iktida- nn gücü seçmen gücüne dayanmıyor; etrafın- daki siyasilerin güçsüzlüğüne dayanıyor. Tür- kiye'de çok önemli bir bürokrat demeç veriyor. Cevrcdedeönemli karar alıcılar, üstdüzeyyö- neticileronu izliyor. Soruyorlar: "Türkiye'de enflasyon yüzde kaç olur?" Diyor ki: "Yüzde 22^ da olabilir. yüzde 25 de olabilir. Ama şart- lar değişirse yüzde 125 de olabilir." Hıç kımse. "Ben Türkiye'de enflasvonu yüzde 45 vapaca- ğrnı" deyip masaya vurmuyor. Yapamasa da is- tifaermiyor. tddiasız ınsanlann ehven-i şeran- layışıyla idare-i maslahatçı birtakım kişilerin yönetimiyle gidiyor. Siyasetçilerden ve eko- nomi yöneticilerinden duyuyoruz. "Bazı eko- nomik büyüklükler tuttu" deniyor. Peki, bun- lartuttu da bu halk Afrika'da mı yaşıyor? Bun- lann faydası Pakistanlıya mı yoksa lraklıya mı? Tutturulan bu hedeflerin sonuçlan Türk halkına neden yansımıyor? Türk insanı buna layık değil. Türkiye'de herkes şikâyetçi. tkti- dann bakanlan. milletvekilleri televizyona çı- kıyor. şikâyet ediyor. Halk neredeyse bir900'lü telefon arayıp "Aman sayın bakanım, sakın üzülmeyin" diyerek şi- kâyetçi bakanı rahatla- tacak. - Bu hükümetin bu yıl da ikridarda kalması du- rumunda sizce ne olur? - Işçi. işadamı. memur. yönetici, halk ve dev let mutsuz. "Hü- kümet Türkiye'ye sahip olamıyor. Türkiye'nin hakkına sahip çıkamı- yor, sorunlanna yetemi- yor, Türkiye'yi kavraya- mıyor" görüşü çok yay- gın. Çok ciddi sorunla- rımızı erteliyoruz. Ama bu, uluslararası plat- formda ertelenmiyor. Onlar, meselelen ciddi biçimde planladıklan gibi götürüyorlar. Bize bunlan erteliyormuşuz gibi geliyor; ama yanı- lıyoruz. Bu tabii ileride daha büyük sorunlar doğuracak. Gelecek sorunlan kestirmeyi bıra- kın, şu andaki sorunlarla bile doyum noktası- na gelmiş durumdayız. Bir başka gerçek Tür- kiye'nin çok ciddi biçimde radikal sağa kaydı- ğının gözle görülmesidir. Bugün yaptığımız araştırmalar radikal sağ. yani RP ve MHP'nin ana parti DYP'yi geçtiğini gösteriyor. Türki- ye'nin radikal sağa kayışına karşı önlcmlcri söylemek bana düşmez. Ama sorun; halkın is- tekleri, sağda ve solda bütünleşmek, seçim ka- nunu ve diğer seçme ve seçilme sistemi üze- rinde değışiklik yaparak seçime gidilmesidir. - PİAR. 20. kuruluş yıldönümünü ağustos 1994te kutladı. Pİ \R bû 20 yıl içinde neler ba- şardL neler başaramadı? Tailla - PİAR. NezUı NeyzTnin başladığı yol- dan dev am ederek Türkiye'de piyasa araştırma- lan konusunda karar mekanizmasında sağlık- lı venlerin kullanılması için gereken çalışma- lan ve bu prensipleri fırma bazında yerleştir- me başarısı gösteren kuruluşlardan bir tanesi- dir. Kamuoyu araştırmalarında da 1983'lebaş- layan önemli bir başan elde ermesi ve bunun da o dönemin iktidarlan tarafından desteklen- mesıyle Türkiye'de kamuoyu araştırmalannı gündeme getirmekte önemli katkılan olan bir kuruluştur. Bunun yanı sıra Türki- ye'de bu mesleğin yayılmasına ve birçok gencimizin bu meslekte ça- lışmak için eğitimlerini yapmalan- na, bu sektörde iş bulmalanna. on- lann çalışmalannın özendirilmesi- ne katkıda bulunan kuruluşlardan bir tanesidir. PİAR. Türkiye'de önemli biryabancı ilişki gerçekleş- tirmıştir. GALLUP gibi bir kurulu- şun Türkiye'ye gelmesine, Türki- ye'dekı araştırma sektörünün dışa- rıya açılmasına ve uluslararası plat- formlarda temsil edilmesine neden olan kuruluşlardan birisidir. PİAR-GALLUP bu yirmi yılda milyonlarca insanla görüşmüşrür, binlerce rapor yazmıştır. Bunlan yaptıklarımız olarak sayabiliriz. PİAR- GALLUP'un Türk pıyasalan ve Türk kamu- oyunda edindiğimiz ve elde ettiğimiz itibar ve başansını uluslararası platforma taşımak ister- dim Uluslararası çapta. uluslararası düzeyde bir araştırma yapmak isterdim. Böylece Türk araştırmacılığının yurtdışında da başansından söz ettırmek isterdim. Sektörümüzde birçok araştırma kuruluşu çalışıyor; hepsi de basanlı işler yapıyor. Bunlann önemli kısmı PlAR kökcnli araştırmacılardır. Bu durum beni ziyadesiyle sev indiriyor ve gururlandınyor. İÎTTİ
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog