Bugünden 1930'a 5,502,732 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 24 OCAK 1995 SALI 14 KULTUR Kırkıncı sanat yılını kutlayan Hikmet Şimşek, bütün unvanlanndan anndı Âtatürk müzik devrinüerinjn bîr eriGAMZEVARIM "Bugun ıkıncıcumhuriverin tar- tışıldığı bir çağda. şunu bdırtmck gerekir: Ataturkçuluk. statik bir olgu dcgil. ıknvı gostcırn bir ışık- tır. Işığa bakhğınız \akit. onu çıka- ran Lamha\a değil. aydınlatnğı >e- re bakarsınız. Ataturk ışık sacan bir projektör gibi. Siz onun saçtığı ışığınyokettığı karanlıklaradoğru gidiniz. Laık, çağdaş. uvgarTurki- yeÇumhurnen'nin hedefinı ışteo ışıgın doğrulrusunda bulacağız."1 Yaşamı bovunca 'o ışığın doğ- nıhusundan' hıç ayrılmayan Hik- met Şimşek'ın kırkıncı sanat yılı nedenıyle Hacettep>e Unıversıtesı Devlet Konservatuvarı Buyuk Senfonı Orkestrası, geçen hafta Cemal Reşıt Rey Konser Salo- nu'nda bır konser verdı Hıkmct Şimşek yonetımındekı orkestranın VTvaldi. Bruch. Beethoven \c Mu- ammerSun'un yapıtlannı seslen- dırdığı konsere solıst olarak Prof AliDoğankatıldı Konsenn ıkıncı bolumunde sah- neye gelen TRT Istanbul Gençlık Korosu ve Istanbul Devlet Senfo- nı Orkestrası Çocuk Korosu. Mu- ammer Sun'un 'Ozveri, Direniş', 'Karadeniz' ve "İzmir'in Dağlann- da'adlıvapıtlannıseslendırdı 'lz- mir'in Dağlannda" uzun sure ayaktaalkışlandı Şimşek. konser- den sonra "Mustafa KemaJ"in.ya- pıtlannın en bıiv ükierindcn bir ta- nesını işte burada gonıyorsunuz. Çağdaş muzik, opera, bale sanah- mızın ana kaynağını oluşturan konstnatuvanmızın genç sanatçı- laruellerindengelenıvaptılar. Eğer ufak tefek kusuıian oldu>sa onun gunahını lutfen bana >ukieyin"dı- yordu Halen Hacettepe Ünıversıtesı Devlet Konservatu\an'ndakı ho- calıgının yanı sıra Kulrûr Bakanlı- ğı Danışmanlığı gorevını de surdü- ren Hikmet Şimşek, kırkıncı sanat yılında bütun unvanlanndan ann- dı O artık valnızca 'Ataturk mü- zik de>rimlennınbir eri' 'Kendısinı sıfirdan vetiştiren. iki kez Avnıpa'ya gonderen, en iyi im- kânlan veren' ulkesıne bofçlannı ödeyemedığını duşünuyor Bu yuzden. televızyon programlanna, en çok da çocuklar ıçm yaptığı. cu- martesı sabahlan yayımlanan 'Bir- BkteSöyieyelim' programına onem • Bız seslendıncıler ulusal olamayız Adımız ulusal, yaptığımız iş evrensel, daha doğrusu anonimdir. Saygun'un bır senfonısını bır Fransız orkestrası daha iyi çalabılır, bır Amerıkalı şef daha iyı yönetebılır Bır konçertosunu. bır Rus keı.ıancı daha iyı ıcra edebılır. Ama Saygun'un esennı yalnız Saygun yaratır. Bu toprakta büyüyen, adeta bu topraktan aldığı özsuyu gövdesınde çoğaltarak yapraklanna venp çıçek açtıran veya meyve veren bır varlık gıbıdır be'stecı. venyor Turk halkının müzık eğı- tımındcn yoksun olduğunu goz onundebulundurarak mılyonlarca çocuğa muzık scvgısını aşılamak ısteyen Şimşek. "Ohızyılevvelbu- nu radyoda yapardım. Bırlıklc Soyleyelım" programı. Türki- ye'nin alternatif muzik dersi ol- muştur. En kutsal program, bu programdır. Dhnvanınen büyuk orkestrasını idarc ctscm, bu kı- vancı duyamam" dıyor sonra devlet benı ıkı kez Avru- pa'yagondcrdı llkkarıycrımc Al- mjnya'da başladım Sonra yurda döndum Kon;>crvatuvardahocalı- ğım başladı Derkcn C umhurbaş- kanlığı Senfonı Orkestrası'nda şeflığegeçtım - Butun unvanlannı/dan anndı- ğınızı sovluyorsunuz... Nıçin? De\letm bana layık gorduğü Devlet Sanatçılığı. unıvcrsılcnın bana layık görduğu profesorlük - Korolann sizin sanat yaşamı- nı/da »nemli bir yeri var. Bazı ko- mlan kurdunuz, ba/ılannın kuru- luşuna katkıda bulunduz. Zaman zaman da koroçalıştirdımz. Koro- lara bu ilgi neden? Tum muzık varlıklan ıçınde en ctkılı olanı, ınsan scsıdır. Hclc ko- ro halıne geldığı vakıt, bu etkı çok daha gorkcmlı halc gclıyor - Mu/ik yaşamınızın 30. yılını kutladığını/ sıralarda. sizinle yapı- bır uzantısı Zaman zaman buna halk muzığımız ve folklorumuzda katılmış Bızım geleneksel muzık- lcnmız, nc yazık kı çokseslılığe enşemedı Doğada bır kanun var- dır Gelışemeyen hcr varlık evve- la duraksamaya gırer. sonra yok olur Türk muzığı duraksama ve yozlaşma devrıne gırdı Arabesk- ten evvel. bır dolmuş muzığı var- dı Yozlaşma 19 yuzyıldan ıtıba- ren gazıno kultürünun meydana SANAT YAŞAMININ NİRENGİ NOKTALARI Hikmet Şimşek "Asıl alanım, orkestra ve koro şefliği. Kompozısyön da tahsil etmıştim ama vaptiğım kompozısyonİara pek değer \ermivorum" dıyor Valnız son zamanlarda bazı gereksinım ışlen. ömeğın Almanya'da Türklerın yakılması uzenne 'Almanya'vaÇağn'yı yazdı Bır vıdeo kasetını de Alman Cumhurbdşkanı'na gönderdı 'Ç. Senfoni'mn temasıvla 'Yumıs Emre İlahisi'nı bırleştırerek bır kompozısyon yaptı Alman televızyonlan da vayınlayacaktı Sıvas'ta 37 kışı yanınca, Munıh'tekı bırdostundan "Sizkendi ûlkenizde 37 kişiyi vakarken. burada yakılan 2-1 kişinin hesabını nasıl sorarsınız?" dıye bır yanıt aldı Güneydoğu ıçm tarihi kardeşliğimizi. kader birliğimizi bikJiren' bır kompozısyon. ayrıca Bosna çocukları ıçın bır kompozısyon >aptı Doğa ve çocuk muzıklen yazdı Kuruculuk. Hikmet Şımşek'ın bır başka yonu Ankara Radyosu Korosu ve Ankara Radyosu Oda Orkestrası'nı kurdu. Çukurova Orkestrası, Izmır Devlet Senfonı Orkestrasrnın kuruluşunda onderlık ettı ve bu ıkı orkestrada ıkıser yıl da sanat sorumluluğu gorevını yuruttu Bugün Turk orkestralannda çalan seslendmcılenmızın çok büyuk bırkısmı onun sınıflannda yetıştı Onlarla kıvanç duyuyor Turk beitecılenn yapıtları Hikmet Şımşek'ın yaşamında büyuk yer tutuyor Bugune dek otuz beş ulkede gerçekleştırdığı ıkı yuze yakın konsenn çoğunda ve yaptığı yırmı CD, plak ve kasette Turk beMecılenn yapıtlannı seslendırdı - <\skeri okulda okurken, ay nlıp Ankara Devlet Konservatuvan'na yazıldınız. Son derece radikal bir değişiklik olmalı bu_. Muzıge çocukluktan ben ılgı duyuyordum amahep Anadolu'da geçtı yaşantım Çevrem yoktu, ne ıstedığımıbılemedım Sonra aske- nlısedebandoyagirdım Sonsmıf- ta bıçaklandım Muzık yaşantımı bu bıçak darbesıne borçluyum Uzun muddet hastanede >attım Orada kendı kendıme keman oğ- rendım Sabahtan akşama kadar radyo dınlıyordum Ankara Rad- yosu o zaman çok guzel yayınlar vapardı Sonra Harp Okulu'ndan aynldım, Ankara Devlet Konser- vatuvan'na gırdım Bıtırdıkten -(Fotoğrafiar DEVRİM BARAN unvanlanndan aynlırken elbettekı onlan kuçumseyıp reddetmıyo- rum Adeta yenı bır kurtuluşsava- şına, bır kulturel kurtuluş savaşı- mına başlıyoruz Çağdaş, evrensel, uygar sanat varlıklannın ınkâredıldığıne şahıt oluyoruz Bır partı, butun seçım toblantılannda şu sloganı kullandı Bız ıktıdara gelırsek gâvur muzı- ğını yok edecegiz Bu durum kar- şısında galıba yenı baştan başlaya- cak her şey Bu mucadeleyı yapa- cak ınsanlann er olmalan lazım Erler otsun kı ondan sonra mare- şaller.generallergelsın Ben de bü- tun unvanlanmdan annarak bır er gıbı bu «avaşagırmeye hazıroldu- ğumu belırtmek ıstedım lanbırsovk-ŞKkaraboskmu/ığının nirengi noktasının yazgıcılık oldu- ğunu, toplumumuza asla lavık ol- mayan bu kotumserlik knzinden çokvakında kurtulacağımızı belir- terek "Istıkbal çağdaş anla\ışla yaratılan muzıktedır" dıvorsunuz. Arabesk. bugiın on yıl once olduğu olçude vav gın değil, verinı popa bı- raktı. Genel olarak bugunku mu- zik ortamımızı nasıl değerlendiri- yvrsunuz? O zaman şunu soyledım Ara- besk, sozlen ıtıbanyla b\zım bu- gunkü toplumsal problemlenmız- lebeslenenbırmuzıkvarlıgı Ama muzıkal yapısı ıtıbarıyla bızım es- kı geleneksel muzıklenmızın. kla- sık Turk muzığı dedığımız turun çıkmasıyla başiadj Ikıncı Dunya Savaşfnda dol- muş muzığı, daha sonra da arabesk çıktı Şımdı ıse pop-arabesk veya arabesk-pop dıye bırtur, bu yozlaş- mayı daha ılen goturdu Nıtejcım, vaktıyle "Arabeskidcaravacagız" demıştım Çünku arabesk dolmuş muzığını arattı Bırgun arabesk- pop'u da arayacağız Daha da voz- laşacak ve yok olacak Ama pop muzığe karşı değılım Ben eger gerçek sanat kımlığı varsa. hangı ulkeden, hangı çağdan hangı tur- den olursa olsun. sovlu sanata va- nrrı ve 'e\>et' dıyorum - Çoksesli evTensel muziğin ül- kemizde bir turiu vaygınlaşama- masını neve bağlıyorsunuz? Muzık alışkanlığı, en zordeğış- tırılen alışkanlıktır Ikıncısı, her şey eğıtıme bağlı Ilkokullarımız- da muzık oğretmenı yoktur Turk halkı en baştan ıtıbaren eğıtımden yoksun Ortaöğretımde kadrolann yan- sından fazlasi açık Turk halkı ne yazık kı buyuk olçude muzık egı- tımınden yoksundur Yalnız klasık muzık eğıtımı değıl, klasık Turk muzığı gerçek halk muzığı eğıtı- mınden de yoksun -Konservatuvarlanmızdaki mu- zık eğitiminin yeteriiliği \e niteliği konusunda ne duşunuyorsunuz? Konservatuvarlarımız bugün ıçın dunyanın iyı konservatuvarla- narasında Lzulereksoylüyorum, çok iyı konservatuvarlar arasına koyamayacağım Genel çızgıde çok iyı değıller, ama ıçlennden çok buyuk cevherler çıkıyor - Genç besteci yetişiyor mu? Yetışıyor Yeterlı sayıda değıl, ama yok dıyemeyız Ataturk çağı- nın o ılk attlımı yok O ılk 'Beş- ler'ın yokluk ıçındeyken verdığı yapıt sayısında yapıt alamıyoruz Ama bu dönemseldır Çünkü bes- teci yetıştınlmez besteci doğar Zorlamayla ınsanı kemancı, pıya- nıstyapabılırsmız. ama besteci ya- pamazsınız - Sizin sanatçı kimliginiz, sık sık dile getirdiğiniz politik tavnnızla butunluk içinde_ Insanoglu yaşadıgı surece ken- dını çevrenın genel polıtıkasından soyutlama olanağı yoktur Sanat polıtıkasına gelınce, Ataturk bıze çağ değıştırttı Turkıye, ortaçağ- dan yenıçağa geldı Çoksesli çag- daş muzık bence ıhtılalle geldı Ronesans yaşadık Benım ne bır partıyle ne de bır polıtıkacıyla ozel ılgım oldu Asıl uğraşım sanat po- lıtıkası Bu da ulusal ve evrensel polıtı- kanın ıçınde olmak ve onu ışle- mek Benım sanat polıtıkam. ulu- sal yapıtların evrensel hğeulaşma- sıdır Aslındaevrensellıgeuiaştığı olçude ulusaldır Yoksa yereldır. Turkıye'ye oz- gudur Halk muzığı. klasık Turk muzığı teknık olarak verel karak- terlı olduğu ıçın kulturumuzu dış ülkelerde yayamaz Ancak evren- sel ortak paydalarda bırleşen tek- nıklerle venlen vapıtlar dunyaya mal edılebılır Spike Lee'nin fîlmine Ingiltere'den yasak Kültür Servisi - Spike Lee'nın son fîlmı 'Crooklyn NV", Ingıltere'de göstenlme- yecek Geçen yaz Amenka'da gostenme gıren ve eleştırmen- lenn beğenısını kazanan fılm, 15 mılyon dolarlık hasılat elde etmesıne karşın. Lee'nın fılm- lennın Ingıltere'de ış yapma- dığı gerekçesıyle bu ulkede gostenme gırmeyecek Oysa zencı yonetmenın 'Do the Right Thing', 'She's Gotta Ha- ve It1 ve 'Jungle Fe\er'gıbı fılmlen, daha once Ingıltere'de başan kazanmıştı. Ingılız sınema seyırcısı, bır başka Amenkalı zenc\ yonet- men John Singleton'ın son fıl- mını gormek ıçın de daha uzun sure beklemek zorunda kala- cak Boyz'N' The Hood' adlı fılmıyle 1992 yılında büyuk başarı kazanan Singleton'ın. başrolunu JanetJackson'ın oy- nadığı 'Poetic Justice' adlı fıl- mı, 1993 yazında Amenka'da gostenme gırdığınde olumlu eleştınler almıştı Amenkalı zencı yonetmen- lenn fılmlennın gostenme gır- memesı, Ingıltere'de ırkçılık konusunda endişelere yol açı- yor Columbıa şırketı. bunun ırkçılıkla bır ılgısı olmadığını açıklarken, 'bu filmlerin Ame- rika'daki zencilere ilişkin bir öyküvle ilgisi olabilecek İngiliz seyircivle bir sorun varatabile- ceğini' ıtıraf ettı 'Poetic Justice', genç bır ku- vafbnın ılışkılennı konu edı- yor Janet Jackson'ın filmde seslendırdığı '\gain' adlı par- ça, Oscar'a aday gostenlmıştı Asyakokenlı tngılızroman- cı ve senaryo yazan Hanif Ku- reishi. Lee'nın \e Sıngleton'ın fılmlennın gostenlmemesı ka- rannı kınıyor Kureıshı, "Spi- ke Lee, ırk aynmını aşmış ve hertür Ldevicinin ilgisini çeke- bilecek filmler çekmiş bir >ö- netmendir" dıyor Sıngleton ı ıse 'özelliklegençiertarafuıdan çok beğenilen büvüleyici bir film yönetmeni' olarak nıtelı- yor Lee'nın filmınfn vıdeo ka- setı, Ingıltere'de hazıran ayın- da pıyasaya çıkacak Çolum- bıayetkılılen, Singleton'ın fıl- mı 'PoeticJustke'ın gostenmı- nın ılkbaharda gerçekleşebıle- cegını behrtıyorlar Sıngle- ton'ın, ırk aynmı nedenıyle ge- nlımın giderek arttığı bır oğ- rencı kampusunda geçen olay- lan konu eden son fılmı 'Hig- her Leaming' ıse gelecek ay Amenka'da gostenme gmyor Her objeyi farklı boyutta görebilmek ASU MARO Taksım Sanat Galensı'de alı- şılmadık şaşırtıcıbırsergı Ala- cakaranlıkta yan yana dızılmış sımıtler, emzıkler, onılmüş saç- lar, nıjlar, sütyenler, yanı başın- da traş fırçalan, kravatlar, enjek- torler ve kafese konmuş kıtap- lar Her gün kullandığınız bu malzemelenn arasmda dolaşır- ken. hepsıne bır başka gozle bak- mayabaşlayabılırsınız ZatenSi- nem Banna Eyüboglu'nun yap- mak ıstedığı de bu 'Nesneye nesne olarak saygı duyan' sanatçı, ınsanlann kul- landıklan malzemenın bılıncıne varmadıklan duşuncesınde "Örneğin kaşığı kullanıyorlar ve kaşığa birden fazla anlam yukle- dediğin zaman bir sıira insan do- nup kalıvor. Çunku kaşık sadece bir şey içmek için kullanılan bir obje, o kadar. Ama ne onun este- tiğini goruvoı+ar, ne kaşığın fark- b boy utlarda kullanılabilse neler vapabileceğini gorüvorlar. Ben her objeyi farklı bir boyutta da görebilmek istiyorum'". Kısıtlüığın kısır karaniığı Sınem Banna Eyüboğlu 27 ya- şında Neşe dolu ama karamsar olduğunu savunuyor "Benim için yaşamda ters olan, olumsuz olan ne varsa. her zaman işleri- min kav raıuında bunu ele aldım. Kotumser yaklaşıyorum ben ha- yata. İşlerimde de galiba o kö- tümseıiik, o meiankoli var". Taksım Sanat Galensı'ndekı sergının ılk once adı ılgısını çe- kıyorınsanın "Bugün 'bakahm ne yapacak?" diye renklerden bi- rini kafesten çıkardım". Sanatçı, bu sergısınde bıraz umut oldu- ğunu ıtıraf edıyor "Bu sergide kısıtlılığın kısır karanlığını anlat- tım. Ama gene istedim ki bir yer- den bir umut olsun. Bu tamamıv- la belki serginin adıvla gelen bir umuf. Insanlann kendı kendılenne kafesler örduklennı duşunen Eyüboğlu, bunun sonucunda kurduğumuz karanlık dunyadan kurtulmak ıçın renklerden bmnı kafesten çıkarmayı önenyor "Renklerden birini kafesten çı- kardığımız an, karanlık çozulme- ye başlıyor. Ama hâlâ orada bir sivahlık kaiacak. Bu kuçük bır kapı aralaması aslında. Ben on- lardan bir tanesini kafesten çı- kardım". Benim de kafeslerim var Sergide açılan deftere bınsı "Keşke pembeyi çıkarsaydın" dı- ye yazmış "Banasoruyorlar,'şu objede ne demek istedin?" Tek tek objeterle ne demek istedigim değıl, tum kavram benim için önemli. Benim de kafeslerim var kırmava çalışsam da. Belki beni biraz faklı kılan, kendı kafeslen- Sinem Banna Eyüboglu'nun "Bugün 'bakahm ne yapacak?' diye renklerden birini kafesten çjkardım" başhklı sergisi Taksim SanatGakrisi'nde. (Fotoğraf DEVRİM BARAN) PORTREISİNEM BANNA EYÜBOĞLU Sanatçı yaşamını San Fransısco'da surduruyor MSU Guzel Sanatlar Fakultesı Seramık Bolumu'nu bıtırdıkten sonra Nıce'te Vılla Arson Akademısf nde heykel bolumunde okumuş Fakat asıl ıstedığı hep kıtaplarda okuduğu, slaytlarda gorduğu sanatın beşığı Pans'e gıtmekmış "Paris'e aşık oldum. Sanab kaldınmlarda soluduğumu hissettim. Otobüs duraklannda ayaklanmı yerlere sürerdim, inanamazdım Paris'te olduğuma". Eyüboğlu, 1990 yılında Amenka'ya gıderek San Fransısco'da yabancı oğrencı bursuyla heykel 'master'ı yapmış Şımdı bır yandan evının altındakı garajdan bozma atölyesınde çalışmalannı surduruyor bır yandan da bır okulda oğretmeye başlayacağı seramık ve yaratıcılık derslenne hazırlanıyor memin bilincindevim. Birçok in- san bunun da bilincınde değil. Orava baktıklarında kendi ka- feslerini gormelen onemlı olan. O y uzden benim çıkardığım ren- gin de hangi renk olduğu onemli değil. Onlann hangi rengi çıkar- dığı önemli.orada adamın v azdı- ğı 0bi. Demek ki o ilk pembeyi kurtaracaktı. Benim için belki ilk kurtarılacak renk mavi ya da mor olurdu". Sanatçının objelere olan ılgısı çocukluk yıilanna dayanıyor Daha ılkokuldayken, kalemlen- nı bırer ınsan gıbı gorurmuş " Kalemlerimi saat 11.00'e kadar uyandırmazdım. Onlan alır ka- lem kutuma koyardım. orada DH rakırdım. Ancak uçuncu dersin sonunda uvandırırdım. Çunkü ben uykuyu çokseverim. Madem ben uyuyamıyonım kalemlerim uyusun diye. Ve arkadaşlarım- dan iıçüncü derse kadar ödunç alırdım. Kurşun kalemlerim er- kekti benim için nedense, kırmı- ıx kalemlerim dişiydL Kıiçük ka- lanfannı da atmazdım, çocukla- rı olurdu. Ve kağıtlan bile atar- ken annemin, ablamın kağıtla- nyla biıieştirirdim çöpte yalnız kalmasınlar diye". Sergide, kafese konmuş dort tanekıtapvar Yaklaştıgınızdane yazdığının okunamadığını görü- yorsunuz Bu dort kıtabın bır ya- nıyla dını kıtaplan sımgeledığı- nı. ama esas olanın ınsanlann kı- taplarda okuduklannı özumse- yememelen olduğunu söylüyor Eyüboğlu Tûrkiye ve şiirseUik Amenka'ya gıttığınden ben gunluk kullanım malzemelennı kullanarak enstalasyon yapan sa- natçı, Mımarsınan'dayken de sa- dece çamuru alıp şekıllendırme- mış Içıne metal eklemış, balon eklemış, bronz ve her tur metal- le çalışmış Yavaş yavaş da gun- luk kullanım malzemelennı ek- lemcyı.başlamışçamura Mczun olduktan sonra sırf çamurla ça- lışmayı düşunurken. Amenka'ya gıttıkten sonra çamurun onun ıçın kısıtlayıcı bır malzeme ol- duğunu anlamış "Önceden şe- kiDenmiş malzemeyi kullanarak daha farklı bir ifade vakaladıgv mı anladım. \e yavaş yavaş gün- lük kullanım malzemelerine don- meye başladım. Onlann bıçımle- rini. kullanımtannı degiştirerek, bovayarak. keserek, biçerek... O zamandan beri sıfirdan bir mal- zemeyi şekilendirmedim". Çok uzaklarda yaşasa da. Tur- kıye'ylegüçlubırgonul bağı var sanatçının Burada açtığı sergı- nın de apayn bıranlamı var onun ıçın "5-25 ocak arasmda bir sergi olması değil olay. Her şe>, sergiye gelen insanlar, sergi salonunun > öneticileri, Tahtakale'de alış ve- riş vaparken rastladığım fıgür- ler, duşunceler. hepsi bu serginin butünunu oluşturuvor. Amenka'da da bunu hissedi- yorum ama Turkive'deki kadar değıL Belki buradakı insanlann yüzundeki çizgiden her şeyi oku- mam daha mümkiın olduğun- dan. Çünkü ben bu külturle bu- yümüşiim. Ben orada sadece 'mıstık' bir insanım ve insanlar 'Ne kadar şırsel bır ış'diye bakı- yorlar yapnklaruna. Fakat bura- da ınsanlann farkh şey ler yaka- ladıklarını hissediyorum çunku belki Turkiye'de birçok şey şiir- sel biçimde gelişiyor. Otunıp Bo- ğaz'ın kenannda bir ça\ içmek, ince bdli bardaklardan. bana çok şürsel geüyor". Şimdilik dönmüyor TurkıyVnın sanat ortamı go- zünü korkutuyor Eyüboglu'nun Bu gelışınde onu çok yaralayan bır olay olmuş Pek çok sanatçı, beledıye ser- gı açılışında ıçkı ıkramını yasak- ladı dıye açılışı protesto etmış. gelmemışler Sanatçının sanatçı- ya destek olmamasınt çok acı bu- luyor Sınem Banna Eyüboğlu "Burada desteklenmediğini his- sediyorsun ki bir sanatçının ala- bileceği en buy uk odul bence dev tekienmek, halktan desteklen- mek, sanatçılar tarafindan des- teklenmek. Fakat en onemlisi, ben çokgenç bır sanatçı olduğum için, belki hâlâ oluşumumu ta- mamlamadığıma inandığım için hâlâ kendimi deneyimsel buldu- ğum için şu aşamada dönmeyi kesinlikle diişunmemem. Çünkü beni urkütüyor. Bu ta- mamıyla yaptığım kafesler gibi, bir nevi kafeslenmek buraya şu anda veniden donmek benim için. Ama bu sonsuza kadar Amerika'da kalacağim demek değil. Çunku her buraya gelişim- de daha çok mal/emeyle dönüy- orum. Belki kokum buraya ait oluğu için". Acının -<-» dülendirflmesiİZMİR (Çumhuriyet Ege Biirosu)- Izmır Dev let Tıy atro- su. yazarı Orhan Asena'ya Lğur Mumcu'nun önerdığı ve kavnaklannı sağladığı "Yıldız Yargüanması" adlı oyunu. şu- bat ayında sahnelemeye hazır- lanıyor Uğur Mumcu ıle oyu- nun konusu arasmda çarpıcı ko- sutluklar bulunduğunu belırten Izmır Devlet Tıyatro'su Mudu- ru Çengiz Yıunaz. "Bu koşut- luklann en önemlilerinden biri, oyunun geçtiği donemde duşu- nenlerin, aydınlann başına ge- lenlerle, sevgili Lğur Mum- cu'nun hunharca vefaıli meçhul olarak'katledılmesi gelmekte- dir" dedı Izmır Devlet Tıyatrosu'nda bu sezonun 8 oyunu olarak ha- zırladıklan" V ıldız Yargüanma- sı'* adlı oyunu. 14 Şubat 1995 tanhınde ızleyıcılere sunmayı planladiklannı bıldıren \ ılmaz, Orhan Asena'nın yazdığı. Hal- dun Marlalı'nın yonettığı oyun ıle gunu \e gundemı yakaladık- lannı. boylece tıyatronun top- sozlennı şoyle surdurdu "Bu oyunumuz. biraz da bu acının dÛlendirilmesi ve ilgilile- rin uv anlması olarak değerlen- dirilmelıdü*. İşkence ve baskıyı gundeminden çıkaramayan, düşuncenin onüne her tur en- gelin konmasuıı büyük bir v ur- dumduymazhkla sindirebilen, avdınlannın. duşünce sahiple- rinin. sanatçılannın. yazarlan- nın goz gore göre vokedilmele- rini bir-iki gunluk gazete habe- ri dışında onemsemeyen ve bu- tun bunlara karşı sağlıkh. du- yarlı \e etkin onJemler alama- van toplunılann. tarih önünde her zaman aşağüanacaklanna ve gelecek kuşaklarca lanetiene- ceklerine inanıvoruz. Karanb- gın ve voba/lığın ilkel golgesi, geleceğin onune kâbus gıbi çök- memeli diyorsak, bugun v e şim- di harekete geçmek zorundayız. Birgün butun bu olumsuztuk- lan dile getirme şansımız bile kalmayabilir. Bilimin, sanatın, hoşgöni ve insanseverligin bize verdiği sonsuz umudu. gelecek • İzmir Devlet Tiyatrosu, Uğur Mumcu'nun kaynaklannı sağladığı 'Yıldız Yargılanması' adlı oyunu şubat ayında sahnelemeye hazırlanıyor. Oyunun yazan Orhan Asena'ya, Uğur Mumcu'nun önerdiği ve kaynaklannı sağladığı oyunu Haldun Marlalı yönetiyor. lumsal sorumluluğunu yerıne getıreceklerıne ınandıklarını söyledı "Yıldız Yargılanma- sı"nın pek çok açıdan, kendıne ozgü bı r yapıya sahıp olduğunu vurgulayan V ılmaz, "Bunlann başında da Orhan Asena'ya bu ov unu yazmasını onervnin, hat- ta oyuna ilişkin kaynaklan sağ- layanın rahmetlı l'ğur Mumcu olmasıdır. LaiL, demokratik ve ilerici kimliğini, araştirmacı ga- zeteciliğinin yanında sanata da yakın durarak sergileyen L ğur Mumcu ileoyunumuzun konu- su arasmda çarpıcı koşutluklar bulunmaktadır. Bu koşutlukla- nn en önemlilerinden biri, oyu- nun geçtiği donemde duşünen- lerin. aydınlann başına gelen- lerle, sevgili Uğur Mumcu'nun hunharca \e faili meçhul olarak katiedilmesi gelmektedir" dedı Aradan bır yıl geçmesıne karşın, Uğur Mumcu'nun katıl yadakatıllennınhâlâvakalana- mamış olmasının, bu konuda hıç bır ılerleme s.ığlanamama- sının acısını bır kat daha duy- duklarını vurgulayan Vılmaz, kuşaklara karşı tarihsel bir gö- rev olarak, kahcı ve etkin e> iem- lere, uygulamalara donuştur- mek zorunda olduğumuza ina- nıyoruz." Bu duşunce ve kararlılıkla Uğûr Mumcu'nun katledılme- sının yıldonumunde. Izmır Dev let Tiyatrosu olarak ıkı gun- luk bır etkınlık programı duzen- ledıklennı kaydeden Çengiz Yılmaz. Izmır Barosu'nun da katkıda bulunacağı "Lğur Mumcu EtkinliklerTnde laık. demokratik ve çağdaş Turkıye duşuncelennı Izmırlılerle pay- laşacaklannı soyledı "Yıldız Yargılanması" adlı oyunun. bu duygu ve duşünce- lerın, sanat yoluyla ve tıyatro aracılığıyla tanfedılmesı oldu- ğunu belırten Yılmaz, "Oyunu- muz, izleyenlerde pek çok soru- nun tartışılmasına yol açacaknr. Adalet, vasa, suç, iftira, işkence, onur, insan haklan ve tarihin unutmamazlığı gibi kavramlan tartışırken, kuşkusuz günümüzedair bir değeriendir- ıw de vfHMhKaktır" dedı
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog