Bugünden 1930'a 5,503,278 adet makale



Katalog


«
»

CumhuriyetImtiyaz Sahibi: Berin Nadi Genel Yayın Yönetmenı: Orhan Erinç 0 Genel Yayın Koordınatörir Hikmet Çetinkava # Yazıışlerı Müdürlerı: Ibrahim Yıldız. Dinç Tayanç (Sorumlu) # Haber Merkezı Muduriı. Hakan Kara • Görsel Yönetmen: Fikret Eser Dış Haberler Ergua Balcı • Istıhbarat. V alçınÇakır • Ekonomi: Bülent Kızanlık • Radyo-TV. Uygar Eremektar • Kültür Handan Şenköken 0 Spor: Abdülkadir Yüeelman # Yurt Haberler Mehmet Saraç • Makaleler Sami Karaören • Çeurı Seyfettin Turhıın • Düzeltmc Abdullah Vazıcı Yayın Kurulu ilhan Selçuk (Başkan), Orhan Erinç, Oktay Kurtböke. Özgen Acar, Hikmet Çetinkava. Şükran Soner, Ergun Balcı. Dinçlayanç. İbrahim \ ıldız, Orhan Bursalı, Mustafa Balbay. Ankara Temsılcısı Mustafa Balbay # Haber Müdürü Doğan Akın Atatürk Bulvan No. 125, Kat 4. Bakanlıklar-Ankara Tel. 4195020(7 hat). Faks: 4195027 •IzmırTemsılcisı SerdarKızık. H ZıyaBlv. 1352 S 2/3 Tel 4411220, Faks- 4419117 • Adana Temsılcısı Çetin Yiğenoğlu, Inönü Cd. 119 S No 1 Kat:l, Tel: 3522550, Faks: 3522570 MüesseseMudunı ErolErkutOICoordınatör Ahm«tKortılsaıı9Muhasebe Bülent Y'ener A Idare Hüseyin Gürer t Işletme Önder Çeük • B\lgı-lşlem Naü tnal • Bılgısayar Sıstem Mürüvet Çiler # Reklam Reha Ijrtman • Halkla llışkıler Nurten Berksoy Yayimlayıa ve B*san: Yenı Gün Haber Ajansı, Basın ve Yayıncıhk A Ş Türkocagıcad 394! Cagaloğlu 34334 lst PK 246 lstanbul Tel (0212) 512 05 05 (20 hat). Faks (0/2121 513 85 95 21OCAK 1995 lmsak: 5.48 Güneş:7.17 Öğle: 12.22 Ikındil4.59 Akşam: 17.13 Yatsı: 18.37 Ağaçtandırma kampanyası • Haber Merkezi- Bahçelievler Belediye Başkanlığı, çevre kampanyası kapsamında sürdürdüğü "ağaçlandırma" çalışmalannı egitim kurumlannın desteğiyle sürdürûyor. Belediye Başkanı Saffet Bulut, ağaçlandırma çalışmalan ile ilgilı olarak, "Bahçelievler, adına yaraşır Bahçelievler olacak. Bunun için zamanla yanşıyoruz" dedi. Şie'rrtnimar duruıraı • tSTANBUL (AA) - Şile Çevre Gönülcüleri Derneği Başkanı lhsan Çayıroğlu, dün düzenledigi basın toplantısında imar aflannın, tstanbul'un akciğeri sayılan Şile'yi yaşanmaz hale getıreceğıni söyledi. Adnan Çoker, Şedat Simavi Ödüki'nü reddetti • Kiittür Servisi - Adnan Çoker, kendisine verilen 1994 yılı'Sedat Şimavi Görsel Sanatlar Ödülü'nü kahul edemeyeceğini açıkladı. Çoker, Sedat Simavi Vakfı Yönetim Kurulu Başkanlığı'na gönderdiği * açıklamada. Sedat Simavi gibi saygın bır kişiligin adını taşıyan bir ödüle değer görülmekten onur duydugunu belirterek "Ancak Simavi ödül jürilerinin seçimlerini isabetsiz bulmuş ve bu bağlamdaki düşüncelerini bey an etmış bir kişi olarak bu ödülü almakla bugüne kadar savunduğum ilkelerle çatışır duruma geleceğım açıktır Bu karanmın, ödüle. layık olduğu sayginlığı kazandırmak konusunda içtenliklı bir temenni olarak dikkate alınacağını umanm"ifadesine yer verdi. İzlediği şiddet ve vahşeti oyun gibi kabul eden çocuk, büyüyünce de onun etkisinden kurtulamıyor Çocuk, TV'deld şiddetin esîriÇeviri Servisi -TV'lenmizde gece gündüz gösterilen şiddet ve vahşet, an- ne ve babalan ne kadar korkutuyorsa, çocuklann da o kadar hoşuna gıdıyor. Çocuklar, televızyonu dünya hak- kında bır şeyler öğrenmek amacıyla değıl, kendi deneyimlerini geliştırmek amacıyla seyrediyorlar. Psikologlann uzun inceleme ve araştırmalardan son- ra yaptıklan yorum bu. Ancak ratıng derdine düsen kanallann, çocuk izle- yicıleri çekmek amacıyla önce Ame- rika'da başlattıklan, zaman gözetme- den çocuk programlan yayımlama uy- gulaması, gece yanlan çızgi film ve çocuk dızileri yayımlama düşüncesiz- lığıne kadar vannca, anne ve babanın çocuk üzerindeki denetimı tamamen yok olmuş oldu. Gecenın bır saatinde anne ve babası uyurken televizyonun başına geçen çocuk, kendisi ıçin uy- gun olsun ya da olmasın her şeyi izle- meye başlıyor. 1993 yılında yapılan bır araştırma da 3-6 yaş grubu çocuklann günde 3 saatlerini televizyon başında geçıriyor olduklannı ortaya koydu. Sosyal iliş- kilenn günden güne zayıfladığı dün- yamtzda, ailesi ve devam ettiği okulu dışında dış dünya ile hıçbir bağlantısı olmayan çocuğun dünyaya açılan tek penceresi. evındekı televizyonu. Tele- vizyon, bu anlamda olumlu bir işlev görürken, sunduğu şiddet ile de dün- •Televizyon karşısında oturan çocuk, duyduğu heyecan ve korkuyu bir süre sonra vücudunda gerçekleşen bir değişim gibi, açıkçası bir oyun gibi algılamaya başlıyor. Bir müddet sonra da beyin bunu öğreniyor ve tehlike karşısında, ancak tehlikeye maruz kalmamak kaydıyla yaşanan heyecanlar olarak hafızasına kaydediyor. yanın geleceğini avuçlan içınde yo- ğurur gibi. Sıkıcı dünyasında. düşün- ce ve duygulannı harekete geçireme- yen çocuk, ekranlardan kendine sunu- lan hareketle büyük bır heyecan yasa- maya başlıyor. Ancak düşüncelerini burada yine devreye sokamayan ço- cuk. aşın bir heyecanla seyrettiği şid- deti kendi yaşamındaedinilmişbırde- neyim gibi hafızasına kaydediyor. Ve son yıllann yayın politikalannın te- melini oluşturan şiddet, küçücük be- yinlerde üst üste kaydedilerek bir ya- şam şeklı oluşturuyor. Biyolojik olarak, heyecanın doruk noktalarda yaşanması, ınsanın gelışı- mi içın temel taşlardan bin olarak gö- rülebilır. Ancak gerçek yaşamda olu- şan heyecan ve korkular, olabılecek bir olay öncesinde refleksleri uyarma gıbı bir ışleve sahıptir. Oysa televizyon karşısında oturan çocuk, duyduğu he- yecan ve korkuyu bir süre sonra vücu- dunda gerçekleşen ve herhangi bir olaydan bağımsız bir değişim gibi, açıkçası bir oyun gibi algılamaya baş- lar. Bır müddet sonra da beyın bunu öğrenır ve tehlike karşısında. ancak tehlikeye maruz kalmamak kaydıyla yaşanan heyecanlar olarak hafızasına kaydeder. Çocuklann şiddet ve dehşet sahne- leri karşısında bir müddet sonra kah- kahalarla gülmeye başlamalannın da nedenı budur. Kabul ederler kı yaşa- nan heyecan ve korku karşılığında, on- lan tehdit eden herhangi bir durumla karşı karşıya gelmeyeceklerdir Bu nesillerin büyüdüklen, yetişkin- lik çağına eriştikleri zaman şiddet kar- şısında takındıklan tavn da çocukluk- larında edindikleri bu deneyimlerle açıklamak mümkün. Şıddetı ve vahşe- ti, hayatın doğallığı olarak hafızasına kaydeden bırey. aynı şiddetin kendisi- ni de tehdit ettiğinın farkındaolmuyor. Körfez Savaşı'nda, çoluğuyla çocu- ğuyla, genci ve yaşlısıyla bir halkın tepesıne bırkaç dakika sonra bırakaca- ğı bombalann üzenne 'VVith Love' (sevgiyle) yazabilen 20 yaşındakı as- kerin psikolojik durumunu anlamak da çok zor değil. Kamu kuruluşlanna ait kamplann özelleştirilmesine tepkiler artıyor 'Koylarııııızı peşkeş çektirmeyîz'•Didim Belediye Başkanı Mehmet Soysalan, "tnsanlar gelecek, bu yörenin insanınm koylannı satın alacak, o güzelim arazilere dilediğini yapacak; biz belediye olarak uzaktan bakacağız. Sonra sorunlar çıkacak ve bız çözeceğiz. Böyle şey nerede görülmüştür" dedi. ÜMÎTOTAN DİDİM - Turistik yörelerde bulu- nan kamu kuruluşlanna ait kampla- rın özelleştinlmesi ve yöre imac planlannın haztrlanmasında beledı- yelerin "saf dışı" bırakılmasına tep- kiler giderek büyüyor. Yaklaşım, " Hükiunetetiyle arsa spekülasyonu'" olarak nıtelendınlırken bölgesınde dörtbüyük kampın satışa çıkanlaca- ğı Didim Belediye Başkanı Mehmet Soysalan, "Arazilerimizi birilerine peşkeş çekmeye çalışıyoıiar. Biz koy- lanmızı kimseye peşkeş çektirmeye- ceğiz" dıyor Köy Hizmetleri Müdürlüğü'nün Akköy Dinlenme Tesisleri, Didim'e iyice yaklastığımızın habercisi. Yo lun sol tarafında çam ormanlannın içınde şinn villalar. Sağda alabildi- ğine uzayan kumsal. Ozelleştirile- cek kamu kamplanndan en gözdesi olarak görülen bu kampta. insanla- nn rahat edebilmesi için her şey dü- şünülmüş. Bızi daha çok ilgılendiren telörgülerle çevrili uçsuz bucaksız alan. Çünkü burasını satın alacak olanlar, mevzi imar planlannı ken- dilen hazırlayacak, Özelleştirrrje Yüksek Kurulu onaylayacak ve ilgi- li belediyeler bu gejışmelere uzak- tan bakacak. Hiçbiryaptınmı olma- yacak... Gözümüzün önüne ormanlık sa- hayayapılmış binlerce villa gelive- nyor. Kampa iştahı kabaranlann tu- nstik ışletmecilikten çok, ranta göz dikeceklerinı. yöreyi görüp de anla- mamaya olanak yok. Dıdim'in kıyılan kamu kampla- nyla çevrili neredeyse. Akköy'ün bıraz ilerisinde Devlet Su Işleri'nin, bır koy arkasında TÜGSAŞ'ın daha sonra da yıne Köy Hızmetlen Mü- dürlüğü'nün Kınkiçı Dinlenme Kampı yer alıyor. Kınkiçı Tesisleri geniş bir koydan oluşuyor. Denıze gırintı yapmış ya- nmadada tesisler, yamaçlarda da vı- lalar var. Bu villalar tek tek satılsa, özelleştirmecilenn daha çok para kazanabıleceğini düşünüyor ınsan. Dıdım Belediye Başkanı Mehmet Soysalan. belediye meclıs üyelerini toplamış, aynntılarla ilgili bilgi ve- riyor. Bız de dinliyoruz. 27 Kasım 1994 tarihli Resmi Gazete'de yayım- lanan, "Özellcştirme L ygulamalan- nın DüzenlenmesP ile ılgıli 4046 sa- yılı kanunun 19. maddesinin E mad- desiyle, 41. maddeye eklenen fıkra her şeyi açık biçimde gözler önüne senyor. Madde aynen şöyle: •*Belediye hudutlan ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özel- leştirme programına alınmış kuru- luşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili ku- ruluşlardan gerekli görüş (İSKİ, AS- Kİ, Belediye. MimarlarOdası) alına- rakçevre imar bütünlüğünü bozma- yacak mevzi imar planlannın ve bu- na uygun imar durumlannın, Baş- bakanbk Özelleştirme İdaresi Baş- kanlığı'nca hazırlanarak Özelleştir- me Yüksek Kuruhi'nca onaylanmak Ocakayımn puslu na<»ı Uile Didim koyiannın güzeüikierirüengelkyenüyor. suretiyle yûrürlüğe girer ve ilgili be- lediyeler, bu arazilerin imar fonkst- yonlaruu 5 yıl süreyle değjştiremez- ler." DYP'li Belediye Meclıs Üyesı Ekrem Aşık, "Olmaz övle şey" diye karşı çıkıyor. Yerel yönetimlerin güçlendinlmesi çahşmalannın ağır- lık kazandığı günlerde, yaklaşımı "merkeziyetçi'' olarak nıtelendıren Aşık, şunlan söylüyor. "Böyle yaklaşım olmaz. Bu mad- denin iptal edilmesi lazım. Birileri gelecek, güzelim arazileri alacak. di- lediği gibi kullanacak. Belediye ola- rak biz uzaktan bakacağız. Bu yak- laşım. rantın birilerine hediye edil- mesidir. Buna izin verilmez. İşte şu an konuşuyoruz, ne gerekliyse yapı- hr." Yağmaya hayır ANAP'lı Meclis Üyesi Mustafa Vuraler de tepkısini dile getirirken belediye olarak olaya el konulması- nı, turistik yörelerdeki dığer beledi- yelerle ışbirliği yapılmasını istıyor. Belediye Başkanı Mehmet Soysa- lan, Bayındırlık Bakanlıgı'nın, bele- diyelerin devreden çıkanlmasıyla her şeyin açık seçik ortada olduğu- nu belırtıp. "Hükümetrantarvcıiığı- na çıkmış. bunu başaramazlar" dı- yerek sürdürûyor. "De\letin kamu arazilerini koru- ma ve kullanılmasında yasal dene- tim görevi vardır. Bu uygulamayla kamu yaranna aykın oluşacak aşın yapılaşmay a zemin hazııianıy or. Or- tada yasalar var. 3194 sayılı yasada imar planlamalannın hazııianmasu onay lanması süreci açıkür. İnsanlar gelecek, bu yörenin insanuun koyla- nnı satın alacak, o güzelim arazilere dilediğini yapacak; biz belediye ola- rak uzaktan bakacağız. Sonra sorun- lar çıkacak ve biz çözeceğiz. Böyle şey dünyanın neresinde görülmüş- tür. Kanunlar çiğneniyor, yetki gas- pı yapılryor. Dava açanz \e yetkileri- mizi elimizden alnıaya kalkanlan durdururuz. Güzelim koy lanmızı bi- rilerine peşkeş çekmeyi düşünenler, bunu başaramazlar. Hiçbir turistik yöre belediye başkanı cennet köşele- rini peşkeş çektirmez." Tunstık İşletmecıler Derneği Baş- kanı Taner Küsmez, "Bu kampian biz alınz" diyor. Yöntemine de açık- lık getınyor: "Turizmi geliştirme kooperatifi kurma haarüklanmız sürüyor. Tüm yöre insanlan, turizmciler yani bu işi gerçekten bilen insanlar bu koopera- tifte toplanacak. Biz bu y oreleri sa- tın alınz \e işletiriz. Birileri gelecek, buralan alacak, biz uzaktan bakaca- ğız öyle yağma yok. Buralan satın almayı kafasına koy an insanlar ke- sinlikle turizm işletmeciliğini düşün- mezler. Buralan nasıl parsellerim ve nasıi köşoi dönerim hesabı yapar- lar." E>1em hazırhğı Dıdımlıler yorelennde zaten çar- pık yapılaşmanın büyük sıkıntı ya- rattığını belirtip. "Kamu kamplân- nın bulunduğu bölgeler, bölgenin so- luk alma alanlandır. Gerekirse ey- lem yapanz, Ankara'ya yürürüz"di- yor: Çanakkale, lzmır, Aydın, Muğla, Antalya, Mersin ve Adana yörele- rinde de aynı sıkıntı yaşanıyor. Di- dımliler, aynı sıkıntıyı yaşayanlarla güç birliği çağnsı yapıyor. MESELA DEDİK ERDALATABEK Dünyadan Timsahtan insan için yapay kan Çeviri Servisi - Timsahlann nasıl olup da hiç su yüzüne çıkmadan, dolayısıyla soluk almadan. su altında kalabildığıni araştıran Japon bılım adamı Dr. Kiyoshi Nagai ınsan için yapay kan üretimınin yolunu açtı. Bu çok önemli buluşun başlangıcını timsahm gizinin çözülmesı oluşturdu. Söz konusu giz, timsahın kanındaki hemoglobinin içerdiğı bir amino asitin kanda aşın oksijen salgısı yaratarak hemoglobinin pıhtılaşmasını önlemesiydi. Bu özellığin ınsan kanına kazandınlması halinde insanın bir denızaltı yaratığı halıne gelmesı dışında çok önemli sonuçlara vanlabileceği anlaşıldı ve denemelere başlandı bıle Nature dergisınde çıkan yazıya göre Amerika'da Cambridge ve Japonya'da Noburu Komıyana Araştırma Enstitüsü'nde araştırmalannı sürdüren Dr. Nagaı'nin Scuba adını verdiği buluş sayesinde hemen her ülkede sık sık sıkıntısı çekilen hasta ve yaralılar ıçin kan bulma konusunda büyük bir rahatlık sağlanacağı gibi bu yepyeni yapay kandan. başka önemli gelişmeler de bekleniyor. Düşük tansiyona farklı tedaviler Çeviri Servisi - 30 yaşında, tngiltere'de yaşayan bir kadın İcendisinı bitkin ve güçsüz hisseder ve hekime başvurur. Hekim, hastayı denetımden geçirir ve sonunda tansiyonunun biraz düşük olduğu kanısına vanr. Hekimin tanısında hastayı kaygılandıracak bir şey yok gibıdır; hastanın kendısıni bu denli bitkin hissetmesine yol açan nedenler araştınlır. Eğer Almanya'da bir başkası aynı tür yakınmalarla hekime başvursaydı, durum çok daha farklı bir nıtelik kazanacaktı. Hekım, bu tansiyonun çok düşük olduğunu belirtecek ve hastada görülen tüm belirtilerin bundan kaynaklandığına işaret edecekti. Hastaya tuz oranı yüksek bır beslenme ile düşük dozda dıgitalis ya da orgotamine içeren bir reçete verilecektı. Avrupa Topluluğu'na üye ülkeler arasında en yaygın olan 20 hastalık ve en çok kullanılan 20 ilacın kayıtlannı tutan Sağlık Ekonomi Daıresi'nin raporlanna göre, Almanya'da hekimlerin düşük tansiyonu yükseltmeye çalışması son kerte olumlu bir biçimde değerlendiriliyor. Buna bağlı olarak, Ingilız hekımler ıse Alman hekimlenn yorgunluk ve baş dönmesinin gidenlmesi yolundaki uygulamanın yersiz olduğunu savunuyor. Şizofreni için yeni bir umut Çeviri Servisi - Şizofreni nedenleri ve daha etkili tedavi yöntemleri konusunda yeni bir adım daha atıldı. Tıp uzmanlan şizofrenili bireylenn beyınlerinin normal bır gelışme göstermedığini, bu nedenle anormalliklerin meydana geldiğını ılen sürüyorlar. Tıpkı ufak bir hasan olan bır bilgisayann genellikle normal çalışması, ancak aşın yüklenildığinde aksaklıklann görülmesi gibi, şizofreni de bireyin beyninin zaman zaman işlevinı iyi görememesine neden oluyor. Normal insanlar beyınlerinin sot°ön lobunda bir u iç konuşma" dili oluşturmakta ve sözcüklere ancak uslannda belli bir anlam vermektedir. Araştırmalar. şizofrenili hastalann bır ses duyduklannda sözcüklerin beynın aynı alanında oluşruğunu ortaya koyuyor. Araştırmacılar, yan etkilen eskılere oranla az olan yeni anti-psıkotik ilaçlann hastalar tarafından daha rahat kullanılacağını, böylece şizofreninin yol açtığı intihar ya da adam öldürme gibi olaylann azalacağını belirtiyor. eni milyonluk banknotlar da ba- sıldı, gözler aydın olsun. Memleket- te bir basma merakı başladı ki, akıl- lar durur, fikirler şaşar. Kimileri ad- lıyeyı basıp sanığı linç etmenin peşin- de. Kimileri, 'taşaylandir'dıye laha- na turşusu basıyor. Önemli zevat da mühüm meselelere parmak basıp du- ruyor. Biz de bu hafta "Kim, neyi ba- sıyor?'' üzerinde biraz gezinelim de- dik. Mpyomukbanknotael bastmDm? hökümatlarbasmayı pek severler. Pa- ra basarlar, zam basarlar, hava basar- lar, yumruk basarlar, pul basarlar. mühür basarlar... Vatandaşa da "Aman şimdi neyi, nereye nasacak?" diye beklemek kalır. Bızim bu konu- da pek bir tavsiyemiz olamıyor. Çün- kü hökümat basmaya karar venrse ne yapsanız kurtuluş yoktur. Yüzünüzü dönseniz yumruk basar, arkanızı çe- virsenız zam basar, tavana baksanız hava basar, yere eğilseniz mühür ba- sar. Basıla basıla yassı kadayıfa dö- nen vatandaşın çaresi, "Yahu, biz ne- den hep basılıyoruz? T 'dıye düşün- Basanbasana... mektir. ama buna da "Vatan için kar- deşim" ya da "Din, iman uğruna" di- ye yanıt \ erilip kafalar kanştınldıgın- dan ortada fazla bır şey görülmemek- tedir. Yakında on milyonluk banknot- lar da basılınca ücret atanlann üste birkaç mılyon vermesi gerekeceğini şimdiden söyleyelim. Bamteline basmak: ' iz daha basamadık, ama basan- lara hayırlı olsun. HökümatımıZj sağ olsun para basmayı pek sever. Once şöyle böyük tarafındân bir para basar, arkadan da zamlan basar ki, millet biraz uyansın. Şimdi benzine, gaza, tuza, rakıya, rütüne okkalı zamlann eli kulağındadır. Bu işler ne zaman düzelir biliyor musunuz? Ne zaman kamyonlar rakıyla çalışıp kadehlere benzin konursa işte o zaman. Bizim ' u olay da Gfiner Cmit'in başı- na gelmış. Alevi vatandaşlanmızın bamteline basmıştır. "Çok laf yalan- sız, çok mal dolansız olmaz" dedikle- n gibi, ünlü şovmen de pek beğenı- len zevzeklıklennden birini yaparken gerzeklik tuzağına düşüp "bamteü'ne 'bam' diye basmıştır. "Sen misin bu- nu yapan?" diye, bu kez de incinen kalabalıklar televizyon binasını bas- mışlardır Bu olay da göstermiştir ki, vatan- daşın bamteline basmak yanlış ol- maktadır. "Hangj tete basüır?" diye Güner Ümit de bunu bır öğrendi, ama piröğrendi. Yaş tahtaya basmak: becerdilüeri için -biri dışında- fıre ve- rilmemiştir. Neyse ki 'civan' da elbet- te kuru bir tahta bularak oyuna kaldı- ğı yerden devam edecektir. "Kuru tahtaya basaıun ruzu kuru ohır" sö- zünün doğruluğu da böylece sabit olacaktır Parmak basmak: merak edenlere, özel kurslara gidip ek eğitim almalan önerilir. Çünküm insanoğlu bilinmedik yerlerde inci- nir, bamteli yerine 'incetel'e basarsa- nız bir şeycikler olmaz. Bakın hökü- matlar 'zamteli'ne bol bol basarlar da bir şey olmaz. Gene de buna güvenip bir şey ol- muyordiye 'camteli'ne basmayın, kı- nlır Bu bamteli meselesi çok önem- lidir. Ünlübır Alevi özdeyişiyle "Eli- ne, beline,dilinc mukayyet obkcaksuT. ildiğiniz gibi 'yaş tahtaya bas- mak 1 olmadık bır işe bulaşıp başını derde sokmaktır. Onun için tahtaya basacaksanız kurusunu bulup bas- manız gerekir. Bu "Yaş mı da kuru mu?" meselesi, kültürümüz bakımın- dan çok önemlidir. Bu konudaki en- gin kültürümüz, sorunun yanıtını 'ku- ru' diye vermiştir. Eğer yanlışlıkla yaş tahtaya basar- sanız tahta bel verip eğrileceği için düşeceğiniz yerin yumuşak olmasına dikkatetmeniz gerekir. Son civanlar- dan olan Engin Civan, işte bu nokta- ya gereği gıbı dikkat etmemiş olup yaş tahtaya basmış, ayağı kayıp ma- pus damında ikâmete başlamıştır. Birlikte aş pişirdiği ortaklan ise "Yaş mı da kuru mu?" oyununda kendi- lerini tahtanın kuru tarafına atmayı nemli işlerde büyüklerimiz ta- rafından icra edılen pek tesirii bir bas- ma işidır. Yalnız hangi işlerde, hangi parmağın baslacağını iyi bilmek. ge- rekir ki, büyük adam olmak da bunu bilmeye bağlıdır. Bir büyük adam, "Ehemmiyetle parmak basanm kL." diye söze başlarsa evvela kendinizi güvenli bir yere çekmeniz gerekir. Çünkü henüz hangi parmağın nereye basılacağı pek belli değildir. Dış me- selelere başparmak basılır. fçerideki asayiş meselelerine işaret parmağı basılır. Önce havaya kalkan işaret par- mağı "İşte bunlar" diye kimleri gös- terirse onlara basılmış olur. Orta par- mak pek bir şeye basılmaz, dengeyi sağlamaya yarar. Pek nadir olarak or- tada kalan işlere basılır. Yüzük par- mağı, kadın-erkek meselesine bası- lır. Aile sorunlan falan gibi işlerde ahkâm kesilecekse yüzük parmağı basılır. Küçük parmak da adı üstûn- de küçük işlere basıhr. Çocuk hakla- n gibi, "Bu sokakta kalan çocuklar ne otocak?"gibi işlere küçük parmak ba- sılır Peki, "Parmaklar, bu işlerin ne- resine basıhr?'' diye mtrak ederseniz, onu biz de bilmiyoruz deriz. Bir ye- rine basılıyordur herhalde. Neresine basıldığını bilenler büyük adamlar ol- duğuna göre, onlara sorar öğreniriz, size de anlatınz.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog