Bugünden 1930'a 5,502,228 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET OLAYLAR VE GÖRÜŞLER 21 OCAK 1995 CUMARTESİ Her yazı bir mektuptur NURERUGURLU M ektup yazmayı, okumayı sevenm, )ollamak kadar, al- maktan da hoşjanı- nm Bır sıcaklık, yakınlık ve ıçtenlık duyanm bu tûr yazılarda Mektup. Arapça kitâbet sözunden tu- retılmışbıraddır Bu sozcuk daha son- ra mektup, mektubebıçımıne gırmıştır Yazılı, yazılmış anlamına gelmektedır Mektubun Turkcekarşılığı beti'dır Mektup. bır başka yerde bulunan bır kışıyle haberleşmeyı sağlayan yazılı kâ- ğıt olarak bılınır Ama mektup. bır kı- şıye, bır topluluğa ya da kuruma haber vermek, bır şey sormak ya da ıstemek ıçın yazılan ve göndenlen yazılı kâğıt olarak tanımlanır Mektup. daha çok, ınsanın sevdıkle- nne, yakınlanna. onlardan ayn duştuğu. onlara ıçını dokmek açılmak ıstedığı zamanlarda duy gu v e duşuncelennı ya- zılı olarak aktarması bılınır Her mek- tup. gönderen ıle alıcı arasında anlaşma sağlayarak toplumsal bır gereksınıme de karşılık venr Mektubun en önemlı amacı yazı ara- cılığıyla ıkı kışıyı ılışkılı kılmaktır Bu çeşıt mektuplann özel. oznel ve ıçten- lıklı bır yanı \ardır Konusu butun bır yaşamdır Buoylebıryaşamdırkı.gon- derenın ya da alanın durumuna. hava- sına ve k'onumuna göre her an, her s>a- nıye değışır. yenılıkier, çeşıtlılıkler ıçe- nr Mektupta gönderenın ıç ya da dış dünyasından seçılmış haberler, ınsan- larla ılgılı bılgıler, gozlemler ve değer- lendırmeler. aılenın. ortamın, çevrenın, toplumun ve donemın dar >a da genış gorunumu. durumu ve gelışımı buluna- bıltr Bu açıklamalar arasında bazı süsle- meler, abartmalar, yakıştırmalar. ığne- lemeler, eleştınler yer alabılır. çeşıtlı kışı, durum ve ola> larla ılgılı kışısel dü- şünceler goruşler ve değerlendırmeler sergılenebılır Boylece bır ınsanın ıç dunyasında olup bıtenler, bır başka ınsanın ıç dun- yasına yazılı olarak aktanlır Mektubu yazan yaşamı çevreyı.kışılenveolav- lan anlatırken, bır başka açıdan da kcn- dını anlatmış olur Mektuplarda dönemlenn, çevrelenn, ortamlann, toplumlann ve olaylann go- runumlennı, yaşayışlannı, gelenek \e göreneklennı, akışını. duygu ve duşü- nüş bıçımlennı bulmak ve yakalamak olasıdır Onun ıçın bu mektuplar tarih- çüeraçısından da onemlı ve değerlı bel- geler arasında yer alırlar Her mektup bır oznel anlatımdır Bu anlatım ınsanı. hem mektubu yazan ve olayları yaşayan. hem de buna öznel açıdan tanıklık eden kışıye goturur Onun ıçın her mektup, bır anlamda.ozel ennç kavnağı sayılır Geçmış gunlenn anı defteri olarak da bılınır Böylece mektup ınsanın kendını. ıs- teklennı anlamasına \e anlatmasına aracı olur Bundan olsa gerek her mek- tup, bır çeşıt kendı kendını anlatım bı- çımıdır Insanı saklı duyguIanndan kur- taran rahatlatan ve esenlığe çıkaran mektup, çok zaman. beyaz bır aydınlık olarak değerlendınlır Mektup her konuya değınen bır yazı turudur Sığ, yuzeyde kalan, ancak ye- n ve sırası geldıkçe dennleşen ama her zaman devıngen ve kıvrak. kesın bağ- lantıya gerek gormeden bır konudan ötekıne atlayan. sağa sola sapan, ılen gı- dıp gerı donen çıçekten çıçeğe konan. daldan dala atlayan yıne de ılerleyen. yol alan. yazılı btr soyleşıdır Okuruma Mekruplar'ın bır ycnnde Ataç, "Her yazı mektuptur" der "Şiir, hikave obun, deneme, eleştirme olsun; hepsi birer mektuptur." Bu konudakı duşüncesını Ataç, daha da ılerı goture- rek şunlan soyler "Her >aa bir mek- tup olduğu gibi her resim, her ezgi, her >apı da bırer mektuptur." Mektup bır zamanlar bızde Farsça nâme olarak adlandınlırdı Ama nâme sozu bızım dılımızde daha çok, sevgi ve se\güi mektubu anlamındakullanılmıs.- tır NâbTnın dedıgı gıbı E> nâme sen ol mehlikadan mı gelir- sin ' E\ hüdhud-i ummid sabadan mı ge- Hrsin Nâme, yazılı, yazılmış. küçuk kıtap anlamında da kullanılırdı Eskıden mektup taşıv, an mektup go- türup getıren kımseye nâme-âver va da nâme-ber denırdı Osmanlı dev letınde yabancı dev letle- re mektup göturmekle göre\lı elçılere nimeres, bu tur mektuplan goturup ge- tırmeklegörevlı tatarlara nâmeresanadı venlırdı Mektup ulaştırma liji de nâ- me-resanîolarak bılınırdı Nâme-i hicran, aynlık mektubu nâ- me-i siyah-likâ, kara yuzlu mektup (kö- tu haber bıldıren mektup) olarak anılır- dı Osmanlı padışahlarının ötekı devlet başkanlanna. kendılenne bağlı bey ve hanlara yazdıklan mektuplar da nâme- i humavun olarak bılınırdı Nâme-î humavun, suslu ozel kâğıtla- ra yazılır, altına altın yaldızlı tuğra çe- kılır ve nâme-kesesi ıle bırlıkte bır ku- tuya (kozak) konulurdu Kozaklar, altın, gumus gıbı değerlı madenlerden ya da tıldışı kemıkten ya- pılırdı Nâme,durulerek kordonla bağ- lanır kutunun ıçınc konulurdu kordo- nun ıkı ucunada kırmızı balmumundan muhur basılır. ımza atılırdı Kozaklar, sırkatıplen tarafından hazırlatılır, padı- şahın kuyumcubaşısına yaptınlırdı Insanlann bırbırlerıne yazdıklan mektuplara özel mektup dentr Bu çeşit mektuplar. bırbırlenyle yakınlığı.ılışkı- sı olan akraba dost. tanıdık arkadaş, meslektaş gıbı kışılerın bırbırlerıne gonderdıklerı ve gelışıguzel kaleme al- dıklan mektuplardır Bu çeşıt mektup- lar. genellıkle, konuşur gıbı yazılır Iç- ten bır seslenı>le başlar selam edılıp hatır sorulduktan sonra konuya geçılır Ozel mektubun konusu sınırsız de- nccek kadar <,ok ve çc^ıtlıdır Yaşamın gunluk olaylannı yansıtan bu mektup- larda daha <,ok. duygular. düşünceler. gozlemler, haberler dedıkodular yer alır Ozel mektuplann en belırgın nıtelığı, her türlu yapmacıktan uzak, özentısız, ıçten geldığı gıbı yazılmış olmalandır Onun ıçın bu çeşıt mektuplar ıçten ya- zılır sessızce okunur Bunlarkalabalık ıçınde okunsa bıle. sessızlığını ve ıç- tenlığını yıtırmezler Cunku bu mek- tuplar, duyan ve düşunen bır ınsandan. duyan ve düşünen bır başka ınsana yol- lanan yazılı sıcak bır selam sayılır Er^eskı haberleşme araçlanndan bın olan mektup yazınınbulunmasıylabaş- lamıştır Tanhın bılınen en eskı ozel mektubu Hattuşaş(Boğazkoy) kazıla- nyla ortaya çıkmıştır Bu Anadolu ya- zıtında Asurlu LamasaL Kantş'te oturan tuccarkocası Pusuken'e şu mektubu ya- zar "...bilivor musun insanlık ne kadar kotuleşti. Kardeş kardeşı vıvecek. Her- keskomşusunu vutmayaçahşıyor. Bura- >a (Asur'a) gelme onurunu bize bağış- İa. ış sorununu kes. Küçuk ktzı, Tann Asur'un kucağına ver. Ah, kentte (Asur'da) vun çok pahalı. Parayı bana ayıracağın zaman l mina gumuşu yiı- nün içine verleştir. Vergı ıcjn bana yolla- dıgın I mına gumüşu vergi gorevlilen istediler. Ben senin için korkuyorum, ama ben onu daha vermedim. Onlara şo\k dedim: 'Cörevliler benim evime gelsin, gerekırse ev ı gotursun.' Kız kar- deşın hı/metçı kı/lardan hınn- satışa çı- kardı. Onu ben 14 şekelc aldım. Ku kar- deşin Sallimahum sen gıttığınden beri iki ev vaptırdı. Acaba bız ne zaman ya- pacagı/? Hıç ıni." Assur-Malik'in sana daha once getirdiği kumaşlara gelınce, parasını bana niye yollamıyorsun?" Mektubun tanhı M O İl bm Ama duygular ne kadar sıcak, ıstekler ne ka- dar tazedeğıl mı9 Sevgılı Onat, mektubumu bıtınrken bır gun buluşmak ve goruşmek umu- duvla gozlerınden openm ARADABÎR ORHANBARLAS Acı'dan, AğıTtan Sonra... Teror vuruyon yara soğuyana kadar bır yandan ağlaşıp dız doverken bır yandan "bu ışe bır çare t»u/may/"tartışı- yoruz ilhan Selçuk'un anlatımıyla "Uçuncu Bombaya Kadar" bu boyle suruyor, sonra kısır dongunun başlangıç çızgısıne gerı gelıyoruz Neden boyle oluyor^ 1 Yine İlhan Selçuk'un açıklaması ıle" duygulu ınsanlarolduğumuz- dan mı? Acımız da, sevıncımız de bırden pariadığı ıçın mP Surekhlığın eytışımtnde duygulanmızı kantara vuramadı- ğımızdan mP" Yapımızın gereğı mı' Toreler, gelenekler mı? Yoksa bu sorun, altından kalkamayacagımız kadar ağır mı? Istemımız dışında bızı buralara surukleyen çok guçlu akımlar var da bız ayırdına varmıyor muyuz? Sorunu açmak amacı ıle bır ıkı soru ıle başlayahm Teror yalnız Turkıye'de mı var, yoksa başka ulkelerde de var mı' Teror on beş yırmı yıldan bu yana azalıyor mu, ar- tıypr m u ' Başka ulkelerde gorulen teror ıle bızımkıler ara- sında çakışan ve aynşan yönler var m ı ' Sorular çogaltılş- bılır. ama şımdılık buncası yeter Sağaltımın (tedavının) etkılı olması ıçın tanı'nın doğru, gerçekçı olması gerekırmiş, eskılenn dılıyle "müessır te- davı, ısabetlı teşhısten başlar"mtş. Boyle başladık, boy- le surdurelım Terör başlıbaşına bır "hastalık" mı, yoksa bır başka has- talığın belırtılerınden bın mı' Frenkçe tenmlen ıle apayn bır "sehdrom" mu, yoksa dızgesel bır bozulmanın bırçok "semptom "undan bırı mı' "Ne fark eder? "denebılır So- nuç şoylece değışık olabılır Alınan (ya da alındığı soyle- nen) onlemler hıçbır ışe yaramaz, hep yenmızde sayanz, ustune ustluk kendımızı aldatmış ya da bızlen aldatmak ısteyenlenn oyununa gelmış oluruz Ya da her vurgun yı- yışımızde, arpa boyu da olsa, yol alırız Teror başlıbaşına bır hastalık sayılırsa akla gelebılecek onlemler neler olabılır' Bugune dek olup brtenlere goz ata- lım. Çektığımız acıyı açıklıyoruz, kızgın çığlıklar atıyoruz Sovup sayryoruz, ılenıyoruz Bunlar çok haklı, çok doğal tepkıler ama salt kendı ıtme guçlen ıle bızlen bır yere go- turemezler Bızı yonetenlere (yonettıklerı varsayılanlara) başvuruyor, yerıne, sırasına gore "O"nlan eleştırıyor, kını- yor, suçluyor, bazen de "ocaklarma duşuyoruz" Bunlar da doğrudur, gereklıdır Ne var kı bugune dek hıç de "olumlu", dışe dokunur sonuç vermemıştır "Duşmanla- nmızı yerie bır edecek kadar guçlu, becenklı olduğumu- zu" haykınyoruz. Bu da gereklı. Sız bana soylersınız, ben sıze soylenm, herkes bırbırıne soyler, az çok "kararmayı" onlemış oluruz En yaygın olan, en etkılı sayılan da şudur. "Teror çok kotu bır şeydır, terorie hıçbır yere varılmaz, teror ınsanoğlunun yuz karasıdır" ıçerıklı oğutler, yol gos- termeler bırbınnı ızlıyor Sonra her olanakta yınelenen "Insan-banş-sevgı-kardeşlık" sozcuklen ağızlardan duş- muyor Bu sozler oylesıne çok soylenıyor, oylesıne çok yayılıyor kı, ıçenklennı, ozlennı, değerlennı tumu ıle yrtırı- yorlar, boş bırer kabuğa donuşuyorlar Yanlışlık buncası ıle de kalmıyor Bu sozlen "ağızlanna hıç de yakışmaya- cak olanlar da" soyleyıp yazmaya başlıyorlar Boylesıne bır yalancılık, ıkıyuzluluk, sorunu kokten yozlaştınyor Bı- raz daha açmaya çalışalım Gerçekte teror, bıze göre, çok buyuk çaplı bır çurume- nın, bozulmanın parçası, yan urunudur Konunun yeryu- varlağmdakı halını bır yana koyalım Turkıye bugun, te- pe aşağı "akıl ve ahlak dışı" bır duzene doğru yuvarlanıp grtmektedır Mümtaz Soysal "tımarhane" derken hak- lıdır, ama "akılçurumesı"r\ebırde "ahlakkırlenmesı"nı kat- mak gerekır Bırını oldurmek, akla da ahlaka da aykındır, hele savunmasız bırını oldurmenın (hıç tanımadığınız sa- vunmasız bırını oldurmenın) 'akıl ve anlakla' bağdaşır bır tek yonu bulunamaz Bu bakış açısı ıle umarsızlık ıçınde "ınsan-sevgı-barış-kardeşlık" dıye çığlık atanlann lyı nıyet- lı, sevımlı kımseler olduklan soz goturmez Ama bır yan- dan bu "çurumuş, kokuşmuş"akı\ ve ahlak dışı duzenden yararlanıp (yem kapıp) bır yandan da "sevgı, banş" oğudu verenlere gelınce ışın tadı kaçar ve bu yalancı, ıkıyuzlu yak- laşım "mıde kaldınr" Kısacası, terorie savaşım salt belır- tıler olçusunde kaldıkça dışe dokunur hıçbır sonuç ver- mez Nereden gelıyor, beslenıyor dıye ana kaynağa gıt- mek, en azından bu yolda araştırmak, çabalamak zorun- ludur Bu bağlamda bıze yol gosterecek ornekler de var Onat Kutlar'ı lyı tanırdık, Yasemın'ı tanımadık Onat'ın eşı bulunmaz, sevgılı anasını tanıyın, Yasemın'ın anası ıle babasının sozlerını okuyun, dınleyın.. Yuzunuzu can kulağı ıle onlara çevınrsenız yolunuzu umut ve guven veren ışıklann aydınlattığını goreceksınız. Dosüar Dayanışma Derneği Tuzuk DeğişikJiği 6/10/1994 gunlü olağan genel kurul toplantısında. dernek tüzüğunun 25 maddesı aşağıdakı şekılde degıştmlmış ve Istanbul İl Hukuk Muşavırlığı'nce de uygun gorulerek gazete ıle ılanına karar venlmıştır Eskı şekıl Madde-25 Dernek uyelennın öde>eceklen aıdat mık tan ayhk 500 -TL ve vıllık 6 000 -TL "dır Yenı şekıl Madde-25 Dernek aıdatı her yıl genel kurulda günun koşullarına gore yenıden tespıt edılır Yonetim Kurulu Göç sorununun çözümü köylerdedir... Köyler, çalışma ve yaşam alanı olarak ışlevsel kalmalıdır kı beslenme gereksınımının karşılanabılmesı ıçın tanm sektöru güçlü kalsın ve kentlere olan akın önlenebılsın. DOÇ. Dr. ZERRİN DEMİREL Yıldız Teknık Unıversıtesı Hızlı kentleşmenın başladığı 1950'lerden bu yana suren goç nedenıyle kentlenmız gı- derek artan, çözumlenmesı güç sorunlarla karşı karşıyadır Kentleşmeye öncelık veren polıtıkalann ızlenmesı ve planlama hedef- İennın bu doğrultuda ele alınması kırsal yerleşıme ve köylere yıllar boyu ılgısız ka- lınması, bu olumsuz gelışmelere yol açmış- tır Ulkemızde tanmsal uretımle uğraşmak. yoksullaşmak. eğıtımden, sfğlık hızmetle- nnden. kısaca insanca yaşamak ıçın en do- ğal gereksınımlerden yetennce yararlana- mamak anlamına gelmektedır Tanmsal gelırın yetersızlığı ve köylerde- kı yaşam koşullannın ılkellığı daha lyı ış. olanaklannın yanı sıra daha ıyı yaşam ko- şullan ıçın de köylulen kentlere yöneltmi!}- tır Öncelen ucuzemek ve oy gızılgucu (po- tansıyeh) nedenıyle onu alınmayan ve son- ralan da alınamayan bu goç. çarpık kentleş- meye neden olmuş, kentsel yaşamı zorla- m\ş ve kent kulturünü yozlaştırmıştır Oysa koyler, çalışma ve yaşam alanı olarak ışlev- sel kalmalıdır kı beslenme gereksınımının karşılanabılmesı ıçın tanm sektöru guçlu kalsın ve kentlere olan akın onlenebıisın Bunun ıçın de kırsal yerleşımlere kentlerle aynı biçimdedeğiL, fakat aynıdeferde yaşam koşullansaglamakkaçınıimazdır Köyler en eskı toplu yaşam bınmıdır Duzensız bır parsel dağılımı, yoğun bır yerleşımı ve koşullara uymayan btr trafik yapısı vardır Ev ve avlular çok eskı yıllar- dan kalmadır Altyapısı eksıktır Kuçuk sa- nayı ve el sanatlannda genışleme ve yenıden oluşma voktur Ama ote yandan toplumun tarihsel koku ve kültur kdvnagı knvlerdedir. Bu bakımdan ko> ler çagdaş gelışmderie bu- tünleştirilerek varlıklannı sürdıirmeli ve bu- nun için devenUenmelidir. Kulturel değerle- n koruma ve kentlere yığışmanın getırece- ğı sorunlan önleme polıtıkası ızleyen tum ulkelerde koyler, ozellıklennı ışlevlennı yı- tırmeden çağdaş toplumsal gereksınımlerı karşılayabılecek bıçımde yenılenmektedır Boylece yalnız tanm toplumu ıçın değıl. ula- şım ve ıletışım araçlannın olanaklanndan yararlanabılen tanm dışı toplum kesımı ıçın de bır yaşam alanı olabılmektedır Bu olu- şum bır yandan kentlere göçu onlerken ote yandan İcoyu. kentlıler ıçın bır yaşam alanı olarak çekıcı kılmaktadır. Köy yenıleme tanmsal ve kentsel yapı- laşmaya donuk olarak koyun yenıden plan- lanmasıdır Ama bu kesınlıkle onceden var olanlan yıkıp yok eden bır yenı yapılaşma değıldır Kentsel gelışmeyı olduğu gıbı ko- ye aktarma değıldır Boylesı bır yenıleme koydekı yaşam ve yerleşım koşullannı ıyı- leştırmeyı veorada yaşayanlann mutluluğu- nu guvencelemez Koy yenılemede köyün tanhı. gelenek gö- reneklen, yapı kultunl ve malzemesı yapı- lagelen tanmsal uretımı değerlendınlır Ya- şam ve çalışma koşullan lyıleştınlır Koy- luler çağdaş gelışmelerle butunleştınlırken koyun öz nıtelığı ıle oteden ben orada yaşa- yanlann doğduğu topraklara, geçmışlenne bağlılığı ve yurt bılıncı güçlendınlır Köy yenılemede temel hedef köyun tınsel (ma- nevı) ve ekonomık değerlennı ortaya çıkar- mak ve bunlan yararlanılabılır bıçıme dö- nuşturmektır Koyun yaratabıleceğı ış olanaklan. eko- nomıyekatkı sağlayacak gızılgucu tanmsal urunlen koyde ışleyebılme tanm dışı ek ge- lırelde etme olanaklan degerlendınlır Bır gelır kaynagı olarak köyun tunstık özellık- len ortaya çıkanlır Yaşama ve tanm ışletmesı bakımtndan gereksınımlen karşılayabılen eskı konutlar amaca yetcrlı bırbıçıme donuşturülur Geç- mışı olan korunabılır nıtelıktekı evler kül- tur evı muze vb gıbı kamusal amaçlar ıçın ışlevsel duruma getınlır Köyun yapı gele- neğını sürduren yenı konutlar yapılır Koy v e altyapi hızmetlen, ıç ve dış trafik duzen- lenır Koy ve kırsal gorunumu butünieştın- lır Bıtey ve dırey (flora ve fauna) ıçın sağ- lıklı bır yaşam alanı oluşfurulur Spor ve dınlenme alanlan yapılır Her koyun kendı- ne ozgu bır geçmışı ve gunumuze değın ta- şıdığı degerlen vardır Bunlan ortaya çıkar- mak, sergılemek ve gelecek kuşaklar ıçın korumak bır görevdır Koy yenılemede onemlı olan, planlamada ongorulen onlem- ler ıçın gereklı arazılen buyuk bır parasal kaynak gerektıren kamulaştırmaya başvur- madan ve koylülen topraklanndan uzaklaş- tınmadan edınmektır Bu nedenle ongorulen planlama onlemlerı butunleşık bır toprak duzenleme kapsamında ele alınmalıdır Bu- nun ıçın en uygun vontem arazı toplulaştır- masıdır Koy yenıleme planınm ıçenğını koylule- nn ıstek ve gelecek ıçın beklentılen belırler Köyluler kendı ıstek ve beklentılenne gore yenıledıklen koylennde, yurtlannda yaşa- mayı, bılmedıklen kentlerde. alışık olma- dıklan bıçımde yaşamaya yeğleyeceklerdır Anlatılanlar olçusunde ılk koy yenıleme uy- gulamasına ulkemızde bır pılot proje olarak köy halkının \e yönetımının guçlu desteğı ıle Bergama-Kadıkoyü'nde başlanmıştır Dılenz kı gereklı yasal ve parasal destek sağlanarak bu uygulamalar ulke genelıne yaygınlaştınlabılır Köy yenıleme, ınsanın tum varlığı ıle bağ- lı olduğu yaşam alanı ıle ılgılıdır Insana, insanca yaşama ve yaşadığı ortamda mutlu olma koşullannı sağlamaktan daha değerlı bır uğraşolabılırmı' TARTIŞMA Feylesofu olmayan ulus ls«'dan 470-490 yıl once, Atına ıle Isparta, aralanndakı savaş ve yanşmayı unutarak. bırlıkte Iran'a savaş açtılar Atına donanma, Isparta da asker vermıştı Savaştan sonra Atına, elınde kalan donanma ıle Akdenız kıyılanndakı ıskele ve sıtelen doiaşarak pazar aramaya başladı Atınalılar. bu yolla, ayn ayn ınanıştakı uluslan tanımak olanağını buldu Gıdılen bu sıteler ve kıyılarda vaşam koşullan avncalıklar göstenyordu Işte bu kanşık ınanışa sahıp, aymlen. yaşamlan ayn olan uluslar, bılgınlen bırtakım mıstık duşuncelere yonelttı Doğaya olan merak arttı Daha doğrusu uluslann taşıdığı bu sayısız ınanış, aklı erenlen kuşkuya düşurayordu Buradaılk kuşkuya düşenler tuccarlar oldu Tüccarlar çok kazanç elde etmek ıçın bütun tehlıkelen göze alarak uğramadıklan ıskele, gıdılmedık kıyı bırakmayacaklardı Yenı pazarlar bulundukça kazanç artıyor. uzaklara gıtmek ıçın daha genış olanaklar elde edılıyordu Bu sonuçla matematık bılımı deger buldu Çünkü. uzaklık yakınlık ışı herkesı ılgılendırmeve başladı Tecımsel (tıcan) araçlar ıçensınde en çok değer bulan gemıcılık, astronomı (y ıldızlar bılımı, zaman ölçumuj oldu Gemıcıler bu yoldan gideceklen yerlen kolayca bulduklan gıbı. ınsan geleceğını bıle çıkarmaya çalıştılar Yıldız falı ıle geleceğı bulan bırtakım kışılenn ortaya çıkışı ve evrenın gızemını (esrannı) çozmeye çalışmalan sonucunda mıstıkler mezhebı bıle doğdu Bu sıralamaya göre, ılk felsefe yıldız bılımcılık ıle başladı Falctlık önemlı bır yer aldı Doğanın gızemı aranmaya ve sorulmaya başlandı Doğanın sırnnı, astronomı ve matematık yoluyla çozebılmek ıçın fizıksel olaylan felsefe adı altında bırlıkte ırdeledıler Demokrit, unlu 'atom teorisinı' bu zamana rastlayan, mılattan once 460 v ılında kurdu "Gerçekte mesafe ve zerreden başka hıçbır şev yok" dıyerek maddecılığın temelını koydu lyon felsefesının onemıne donersek felsefenın tanımını yapmak gerekır Felsefe bugunun dılıyle basıt olarak şoyle tanımlanır Objektıf olan bılımın gorûnduğunden daha dennlere ınen. bılınenler volu ıle bılınmeyenlen. sonluluk yoluyla sonsuzluğu arayan olav lann otesıne, dennlığıne. ozune ınmeye çalışan bılgı koludur Sozlukte felsefe 'madde ve yaşaım, sebepleriyle amaç bakunından ınceleyen bilim' olarak ele almmaktadır Yenı zamanlar felsefesını doğuran etkenler arasında. Istanbul un fethı, topun, matbaanın ıcadı, Amenka nın keşfı, Lüter ve Kalven'ın Hınstıyanlıktakı reformu en buvuk etken olarak gorülur Zamanımızda felsefe, Bergson ve taraftarlannın matematık felsefe kavra>ışı ıle kurallı ve yöntemlı olarak bılım dalı durumundadır Buraya kadar özetledığımız bu bılım dalının ılgılendırmeyecegı hıçbır toplum duzenı yoktur Genel felsefe tanımı dışında, her ulusun kendıne ozgü bır felsefesı, bır geleneğı ıyı-kötü saydığı bırçok ınanışlan vardır Evet, her ulusun bır felsefesı vardır Ama feylesofu yoktur Nıtekım, Turk ulusunun zengın bır felsefesı olduğu halde, bugune dek hıçbır feylesofu olmamıştır Bır toplumun beynı feylesoflardır Nasıl kı, kışının ırade ve davranışlannı bevnı duzenlerse feylesofda toplum duzenıne bugun ve yannına ışık tutan, yon veren usrun yaradılışlı varlıgıdır Işte, bugunku bunalım ve huzursuzluğun yoğun nedenlennden bın de ulusal yonlu ıde çızen bır feylesof yetıştıremedığımızdendır Vahap Okay VEFAT Istanbul Havayolları Hat Bakım Müdür Yardımcısı HAYRİ ÖZKARAMAN'I kaybettik. Cenazesi Leyent Camii'nde kılınacak öğle namazını müteakip Küçükyalı aile mezarlığında toprağa verilecektir. AİLESİ PENCERE Sınavı Kazanmak Zorundayız..••• Rastlantı, elıme eskı bır okur mektubu geçtı, bırkaç ay once yazılmış, bır koşeye koymuşum, yaşlı ve başlı, aydın ve saygın okurumun mektubundan kısa bır bolumü akta- nyorum Sevgılı okurum dıyor kı "Sayın İlhan Selçuk, Abdulhamıt donemını babamdan, aydın oğretmenle- rımden dınledım Meşrutıyet'ı, Bırıncı Dunya Savaşı'nı, BağımsızlıkSavaşımızı, Ataturk donemını, bırbınnı ızleyen^ devnmlenn coşkusunu ve mutluluğunu yaşadım Ilk genç- lık çağımızda bugunlerımız ıçın ne tatlı ne guzel hayaller kurmuştuk Şımdıyse, ılerlemış yaşımda, olumsuzlukla- nn fışkırdığı, daha doğrusu fışkırtıldığı Ataturk armağanı bu ulkede, duyduğum acılan ıçıme atmaktan başka bır yol bulamıyorum Ne olur, bır yazınız ıçın alıntı yaparsanız, adımı anma- manızı dılıyorum Amacım adımı değıl, acımı duyurmak Ben de yaşıtlanmdan çoğu kışı gıbı mutsuzum ve yann- lardan umutsuzum Oysa bır zamanlar gonlumuzde ne umutlar yeşermıştı Gozlennızden opmeme ızın venr mı- sınız? " Mektubu evırdım, çevırdım duygulandım, duşundum, yanıt vermek ıstedım • Okurumun yaklaşımı doğrudur, Turkıye bugun -lamı cı- mı yok- parçalanmanın eşığınde gıbı gorunuyor şenatçı- lann karanlık tehdıtlen altında yaşıyor ıster sağda, ıster sol- da olsun hıç kımse lyımser değıl Ancak ben dıyorum kı iyımserlığı ya da kotumseriığı umudu ya da umutsuzlu- ğu bır yana bırakalım ıçınde bulunduğumuz durumda ne yapmamız gerektığını duşunelım 1923 Devrımı Anadolu'da 'Aydınlanma'd\r insanlık tarıhınde 'Reform' ve 'Ronesans' yaşandı ar- dından da 18'ıncı yuzyıl 'Aydmlanma Çağı' dıye anıldı Ama Avrupa buyuk acılan, çarpıcı gelgıtlerı tarıhıne yazdı Hıçbır devrım gulsuyuyla yapılamıyor, hıçbır hak, alınten dokulmeden ahnamıyor ozgurluklere savaşımsız sahıp çı- kılamıyor Geçmışınde Avrupa'nın kaç kez karanhğa gırıp çıktığını hıç duşunduk m u ' • 18'ıncı yuzyıl Batı'da 'Aydmlanma Çağı' ıdı, ama, kadın hakları daha yaşamın gundemıne yazılmamıştı Avrupa, ka- dın haklanna kavuşmak ıçın daha çok bekleyecektır Anadolu Aydınlanması ıse daha karmaşık Çunku antıemperyalıst kurtuluş savaşının bır Islam ul- kesınde aydınlanmaya donuşmesı tanhe ılk kez yazılan olağanustu bır olgu 193Q'lu yıllarda kadınlara seçme ve seçılme haklannı sağlayan Cumhunyet devnmı Turkıye nın 1949 da Avru- pa Konseyı'ne gırmesını kolaylaştırmıştır Pekı, 20 ncı yuz- yılın ılk yansında, Anadolu kadını haklannı bılınçle savu- nabılecek bır aydmlanma duzeyınde mıydı' Laıklık ılkesını devrımle bırlıkte anayasasına yazdı Tur- kıye O yıllarda toplumun çoğunluğu 600 yıllık padışahlık ve halıfehk duzenının koşullanmasında yaşamıyor muydu' Oğretım Bırlığı Devnmı'yledır kı genç kuşaklar cumhurıye- tın aydınlığında yetıştıler Ancak yetışırken. bır gun gelıp de laıklığı ıç ve dış duş- manlarına karşı savunmak zorunda kalacaklarını duşun- medıler, Ataturk'un onderlığınde gerçekleşen uygarlık atı- lımlarını korumak bugunku Turkıye'nın gundemınde bırın- cı sıraya yazıldı • Bır sınav karşısındayız 1923 Devrımı'nın sağladığı aydınlığı korumak ve savun- mak zorundayız Son yıllarda Ataturk'e ve Cumhurıyete karşı saldırılar yo- ğunlaşırken, umutsuzluğa ve karamsarlığa duşmek yerı- ne daha gerçekçı olmanın gereklı olduğunu duşunuyorum, Turkıye de Aydmlanma Devrımı nı demokratık koşullarda savunabılecek durulgucun oluştuğuna ınanıyorum Sınavı en çetın koşullarda kazanmak mutluluğumuzun ozunu yaratacaktır UGUR MUMCU HALKINA SESLENİYOR 24 OCAK 1995 ISTANBUL ANMA TÖRENLERI DEVLET TİYATROSU TAKSİM SAHNESİ Duzenleyen Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği SAAT 11 00-12 30 MUDOLBYKKAS KADIKOY BELEDIYESI CADDEBOSTAN KULTUR MERKEZİ Duzenleyenler Ç YD D , Cumhunyet Kıtap Kulubu, Kadıkoy Beledıyesı SAAT 18 00-20 30 Sizden de bir KARANFİL!
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog