Bugünden 1930'a 5,447,291 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 20OCAK1995CUMA HABERLER Kimyasal silahlarda denetime tabiyiz • ANKARA (ANKA)- Türkive'nın imzaladığı kimyasal silahlann geliştınlmesinin, üretiminin, stoklanmasının ve kuilanımının yasaklanmasına, bunlann imhasına ılişkin uluslararası sözteşmenin onaylanmasna dair yasa tasansı. Milli Savunma Komisyonu'nda kabul edildi. Milli Savunma Bakanı Mehmet Gölhan. bu sözleşmenin gereklerinden geri dönüşün olmadığını belirtirken sözieşmeye ABD'nin öncülük ettiğini, lngiltere ve Fransa'nın da destek verdiğını belırttı. Parti içinden Yılmaz'a uyarı • ANkARA (Cumhuriyet BürosuV ANAP il başkanlannın parti politikalanna yönelik eleştiri ve önerileri doğrulrusunda hazırlanan "Genel Değerlendirme Raporu"nda, RP'ye agır.eleştiriler yöneltilerek bu partıyle mücadelede daha etkin olunması istendi. ANAP Genel Sekreteri Mustafa Taşar tarafından Genel Başkan Mesut Yılmaz ve parti yöneticilerine sunulan raporda DYP. "Müflis Tüccar" olarak nitelendi ve "DYP'yle bırleşmeye kesin karşı olduğumuzu ortaya koymalıyız" denıldi. Eski bakandan Zaman'a dava • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) -Eski Bayındırlık ve Iskân Bakanı Onur Kumbaracıbaşı yayıınladıklan bir haberde kişilık haklanna hakaret edildıği gerekçesiyle, Zaman gazetesinden 2 milyar lira tazminat ıstemiyle dava açtı. Kumbaracıbaşı'ntn avukatı Şahin Mengü taraftndan hazırlanan dava dilekçesinde. Zaman gazetesinin 25 Mart 1994 tarihli nüshasında logonun hemen altından başlayarak yayımlanan. "Antalya'da karayollan personeli olmanın bedeli 60 milyon. Yolsuzlukta Onur Kumbaracıbaşı'nın da ismi geçiyor" haberine yer verilerek tümü gerçekdışı ve yalandırdenildi. Sendikacıya tören • ISTANBUL(AA)- Geçirdıgi beyin kanaması sonucu önceki gün Diyarbakır'da ölen Belediye- Iş Sendikası Genel Sekreteri Kazım Yorulmazbaş için dün İstanbul'daki sendika genel merkezı önünde bir tören düzenlendi. Belediye- İş Sendikası Genel Başkanı Fuat Alan. Yorulmazbaş'ın Türk çahşma yaşamı ve Belediye-lş Sendikası camiası için büyük bir değer ve potansiyel oiduğunu sövledi. Irkçılık veya anti semitizm konulu uluslararası seminer dün başladı: IrkçJığa karşı azıııhk hakkı• Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Daniel Tarchys, A\ rupa'da ırkçılığın yeniden hortladığınt belirterek ulusal azınlıklara İnsan Haklan Komisyonu'na başvuru hakkı tanıyan sözleşmeyi Türkiye'nin de imzalaması gerektiğini söyledı. AZE MARŞAN/ AZMİ KARAVELt Avrupa Konseyi ve Dışişleri Bakanlığı işbırliğiyle düzenle- nen ve 500. Yıl Vakfı'nca da desteklenen "Irkçılık ve Anti- SemitizırT konulu seminer dün Istanbul'da başladı. 1993 yılı Ekımayındadüzen- lenen Viyana Zirvesı'nde kabul edilen "Irkçılık, yabancı düş- manlığu Yahudi aleyhtariığı ve ayrımcılığa karşı eylem plant- nın" bir parçası olan seminere kırka yakın politikacı, akade- misyen. sosyolog, antropolog. tarihçi ve hukukçu katıtıyor. Dünya çapında tanınmış bilım adamlannın ırkçılığın ve antisi- metizmin kökenlerini ve neden- lerini tartıştığı seminer. bu ak- şam sona eriyor. Conrad Ote- li'nde gerçekleştırılen semine- rin açış konuşmasım Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcı- sı Murat Karayalçuı yaptı. Konuşmasm- da 1995 yılınin "Hoşgörü Yılı" kabul edilmesınin çok yararlı olduğunu vurgu- layan Karayalçın, "İnsan soyunun son dörtyıldır içinde bulunduğu küreselleşme ve yereUeşme sürecinin yarattığı sorunla- nn. bu yılın Hoşgörü Yılı olarak ilan edil- mesi gereksinimini doğurduğunu" söyle- di. Karayalçın'ın ardından söz alan Av- rupa Konseyi Genel Sekreteri Daniel Tarchys, Avrupa'da ırkçılığın yeniden hortladığını belirterek günümüzde özel- likle Doğu Avrupa'da ciddi etnik sorun- lar görüldüğünü kaydetti. Tarchys. özellıkle Doğu Avrupa'da bu örtülerin kalkmasıyla son yıllarda eski Dışişleri Bakanı Karayalcın'dan sonra konuşan A> rupa Konseyi Genel Sekreteri Daniel Tarchys. A\ rupa'da ırkçılığın yeniden hort- ladığını belirterekgünümüzdeözellikle Doğu Avnıpa'da ciddi etnik sorunlar görüldüğünii kaydetti. (Fotoğraf: HATİCE TUNCER) tığını belirtti. Avrupa Konseyi"nin ırkçılıkla müca- delede kararlı olduğunu ifade eden Genel Sekreter Tarchys. konseyin azınlıklar ko- nusundaki çalışmalannı da yoğunlaştırdı- ğını anlattı. Tarchys, Ulusal Haklar başhği altında yeni kabul edilen bir sözleşme bulundu- ğunu ve yakında imzaya açılacak olan bu lıkolduğunu. külturel haklannınverılme- dı. Ankara ve İstanbul'da katıldığı top- si gerektiğini belirtti. Avrupa'dakı işçi lantılardan son derece memnun kaldığı- haklan ve azınlıklar konusunda ülkelerin nı kaydeden Tarschy s. muhalefetle de gö- farklı bakış açılannın olduğunu kayde- den Tarschys, en iyi yolun hakların ve öz- gürlüklerin verilmesı olduğuna dıkkat çekti. Daniel Tarschys, "Ancak bu yolla ül- kelerinden avnlmak istevenlerin hareket- rüştüğünü, bunun da Türkiye nin genel profilinı görme olanağı sağladını belirt- ti. Güneydogu sorununu Türk hüküme- tıyie görüşmelerde de dile getirdiğını ifa- de eden Tarschvs. sıyası çözümün neyi ifade ettiğini şöyle açıkladr. "Gruplarağunu ve yakında imzaya açılacak olan bu kelerindenaynlmakisteyenlerinhareket ifade ettiğini şöyle açıkladr. Gruplara sözleşmeyeek bir protokolile ulusal azın- lerinin öniine geçilebilir. İnsanlar kültür- diilerini konuşmaolanağı verilmesL, eğitim kl d i kl K i l i l L i l i i b flıklara da insan Hakları Komisyonu'na başvunı hakkı tanındığını açıkladı. Söz- leşmenin Türkiye tarafından kabul edil- mesini de umduğunu sözlerine ekledi. Toplantının bitiminde gazetecilerin so- rulannı yanıtlayan Avrupa Konseyi Genel düşmanlıklann yeniden gün ışığına çık- SekTeteri Daniel Tarschys. Kürtlerin azın- krini. dillerinL eğitimlerini sürdürebilir- lerse. hasın özgüriüğü verilirse sosyal ba- nş sağlanabilir" dedi. Başbakan Tansu Çiller'le yaptığı gö- rüşmeye değınen Daniel Tarschys, görüş- mede bölgescl >orunlann ve insan hakla- n konulannın gündeme geldiğini söyle- reformunun gerçekleşririlmesi gerekiyor. Burada av nmcılıktan söz etmiv orum. De- mokratik sistem içinde reformlara gidil- mesi gerekiyor. Bu sonınlaıia yalnı/ Tür- kiye değil, birçok ülke karşı karşıya ve biz uluslararası alanda bir arada çalışmak zorundmiz." 'Alo İnsan Hakları' hattına polislerden mesaj var Anıirlerinıizden dayak yiyoruzERGUN AKSOY ANKARA-lnsan haklanndan sorumlu De\let Bakanlığı bün- yesinde oluşturulan "Alo İnsan Haklan" hattinı arayan bazı po- lıs memurlun. amirîerinden da- yak yediklerini belirterek kötü muameleye hedef olduklannı bildırdiler. Bakanlıkbelgelerine de yansıyan kayıtlara göre Anka- ra Çevik Kuv%et Şube Müdürlü- ğü'nde çalıştıklannı belirten po- lis memurlan, "Amirlerimizden, komiserlerimizden ve komiser yarduncılanmızdan sürekli ha- karet işhiyoruz. Bu hakaretler yetmezmiş gibi, dayak yedigimiz günler bile oluyor" mesajını bı- rakarak yardım istediler. Polis memurlannın ~kötü muamele" ihbannı incelemeye alan insan haklanndan sorumlu Devlet Ba- kanlığı'nın, tçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nden bilgi isteyeceği kaydedildi. fnsan haklarından sorumlu Devlet Bakanlığı bünyesinde bir • İnsan haklanndan sorumlu Devlet Bakanlığı bünyesinde oluşturulan 'Alo İnsan Haklan' hattını arayan bir grup polis memuru, Ankara Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü'nde çalıştıklannı belirterek "Amir. komiser ve komiser yardımcılanndan sürekli sözlü hakarete uğruyoruz ve dayak yiyoruz" diye yakındılar. süre önce oluşturulan u Alo İnsan görevde Büyük umutlarla polis lık olarak bu insan haklan ihla- Haklan" adlı telefon hattına, Türkiye'nin çeşitlı yerlerinden her gün onlarca başvuru yapıldı- ğı bıldırildı. Alo tnsan Haklan hattında görevli lOkişinın, dönü- şümlü olarak 24 saat görev yap- tıkları. bırakılan mesajlan yazılı metin haline getirdikten sonra. insan haklanndan sorumlu Dev- let Bakanı Azitnet Köylüoğlu'na ilettikleri bıldırildı. Mesajlardan seçmeler Ocak ayı başlannda hizmete giren Alo İnsan Haklan hattına bügüne kadar yapılan başvuru- lardan bazıları şöyle: Ankara Çevik Kuvvet Müdürlüğü'nden bir grup polis memuru: Bizler Çevik Kuvvet Şube Müdürlü- ğü'nde göre\ yapmaktayız. Bü- yük bolümümüz, 1-2 yıldır bu olduk. Ancak. görev yaptığımız kurumda. amirlerimiz. komiser- lerimiz ve komiser yardımcılan- mız tarafından sürekli hakaret işitiyoruz. Amirlerimiz ağır kü- fürler ediyor. Bu hakaretler yet- mezmiş gıbi. bazı günler, tekme- tokat dayak bile atıyorlar. Amir- lerimizin bu da\ranışı çalışma tempomuzudaetkiliyor. Her gün büyük bir stres içinde görev ya- pıyoruz. İnsan Haklan Bakanlı- ğı'nın konuya eğilmesini ıstiyo- ruz. Amirlerimiz hakkında so- ruijtunna başlatılsın. Mahnıut Düzgün (Istanbul Pendik Belediyesi): RP'li Pendik Belediyesi'nce işten atılan 215 kişiden birisiyım. Bakanlık ola- rak tavır konulması gerektiğı inancındayım. Aksi takdirde. in- san haklanndan sorumlu bakan- line göz yumulmuş olunacak. Muzaffer Doğan (Malatya): Arabamla trafık kazası geçirdim. Daha sonra, ifade vermek için karakola götürüldüm. Görevli polislere olayı anlattım, ancak verdiğim ifade. tutanaklara ge- çinlmedi. ltiraz ettim ve bunun üzerine dayak yedim. Bana da- yak atan polisler hakkında soruş- turma başlatılmasını ıstıyorum. Şenol Çınar (lstanbul-işçi): Bir gece kulübünde çalışmakta- yım. Gece yaşamı olduğu için, sabahlan eve gidiyorum. Bildiği- niz gıbi. İstanbul'daki gece ku- lüplennde her türlü tehlike ya- şanmaktadır. Ancak, ışyerimde sigortasız olarak çalıştınlmakta- yım. Yasal hakkım olan sigorta- mın yaptınlmasını istiyorum. Yurdagül Görgülü (Şerefli- koçhisar-hemşire): Devlet hasta- nesinde çalışmaktayım. Nöbet sorunum var. 24 saat nöbet tut- tuktan sonra, ardından da 8 saat çalışmaktayım. 32 saat evime gitmediğim günler oluyor. An- cak. 8 saatin ücreti ödeniyor. Izin hakkım verilmiyor. 32 saat çalış- tınlmanın yasal bir durum olup olmadığını öğrenmek istiyorum. Şerif Doğan (Mardin- Mid- yat): Midyat'tan Mardin'e gelir- ken. güvenlik nedeniyle araçla- nmız güzergâh boyunca sürekli durdurulur. Arama ve kımlik kontrolünden geçıriliriz. Bu ış- lemler yapılırken, kötü muame- leye maruz kalıyoruz. lşkence görüyoruz. tnsan Haklan Bakan- lığı olarak konuya ılgi gösterme- nizi bekliyoruz. Mehmet Küçüktiryaki: Bir va- tandaş olarak arıyorum. Millet açlıktan ölürken. milletvekilleri- mizin sınırsız maaş almalannı kınıyorum. Sayın Köylüoğ- lu'nun bu konudaki tutumu ne olacak? Uğur Mumcu'nun katilleri yakalansın ÂONUK YAZAR BIRBAKIMA SERVER TANtLLİ Bir Dayamşma Mesajı Türkiye'de çok şey olmak mümkün, ama demokrat ol- mak güç. Nasıl kolay olabilir ki? Ta Aydınlanma çağından kalkıp gelen bir fikir mirasına konacaksınız; onu, içinize sindirdiğinız gibi, düşüncenin ve demokrasinin düşmanı karanlık güçlere karşı da savuna- caksınız. Bu karanlık güçler ise, devletin içinde ve dışında sağlam mevziler edinmişlerdir. Böylece, yürekli bir aydın da olmalısınız! Ancak yürekli de olsanız, postu deldirmeniz işten degil. Kendinizi anlatamamış olmayı da ekleyiniz bunlara! Özetle, Fuzulî'nin bir şiirinde anlattığı gibi her şey: Dost biperva, felek birahm. devran bisükûn Dert çok, hemdert yok, düşmen kavi, tali zebun. Hayır, çekinmeyiniz, demokratlığın bir de onuru vardır ki, hepsini bastınr... Iki hafta önce, 7 ocakta İstanbul'da, Aziz Nesin'i des- teklemek amacıyla, "S/vas yangını ve Aziz Nesin" konulu birtoplantı düzenlenmiş ve benden de bir mesaj istenmiş- ti. Orada, kimi kaygılanmı dile getirdim. Olduğu gibi sunuyorum okuyucularıma: "Sevgili arkadaşlarım, 'Sıvas Yangını ve Aziz Nesin' konulu panel-forumda, bu- gün aranızda bulunamadığım için üzgünüm. Ancak, be- . lirtmek isterim ki yerinde bir toplantıdır bu. Onu düzenle- " yen Birieşik Sosyalist Parti Istanbul II Örgütü yöneticileh- ; ni, isabetli kararlanndan dolayı kutlanm. Sizlere uzun uzadıya anlatmaya gerek yok: 'Sıvas Yan- gını', artık açık ve seçik olarak iktidara yürüyen şeriatçı ha- reketin, toplumumuzdaki ilericı, demokrat ve akılcı güçle- re karşı giriştiğiacı bir hatırlatmadır; düşünülöp taşınılmış bir eylemdir; ilerde neler olacağının, olabileceğinin de bir öntasansıdır. özetle, her bakımdan anlamlaria yüklüdür. Ne var ki, Türkiye'de iktidar, verilen mesajı anlamamış- tır; daha doğrusu, anlamak ıstememiştir. Yangının fiili sa- hipleriyle perde arkasında bulunanlan, bir bütün olarak ele '. almak için güzel bir vesileydi bu. Değerlendirilmemiştir. Olayda doğrudan doğruya rol alanlara bile, kanunlar ge- ', rektiği gibi uygulanmamış ve konu -gerçek anlamıyla- 'ge- çişîirilmiş'f/r. Bunu, şeriatçı harekete karşı vehlmiş bir ödün olarak gö- rüyorvm. Ancak biz, laik ve devrimci Cumhuriyet mirasına sahıp çıkanlar, olan-biteni, bütün boyutlanyla ve açıklığıyla ser- gilemeliyiz; ve onu, yalnız kendi kamuoyumuza değil dün- ya kamuoyuna da maletmeliyiz. Bunu yapmazsak vebal alttnda kalınz. Çünkü, bu yangını başka yangınlar izleyecektir; gericili- ğin vahşeti öyle 37 kişiyle doymaz! Bir şeyi daha yapalım: Şeriatçı harekete karşı sadece bu vesileyle ödün vehlmiş değıldir. Bu ödün, yıllar önce baş- lamış, başta eğitim olmak üzere, toplumumuzda en ya- şamsal alanlart sarmıştır. Ve bugün, işler öyle bir noktaya gelmiştir ki, hemen her iktidar, ödün venpe konusunda kendisinden öncekilerle yanş halindedir. Ûstelik, halk kit- leleri, gitgide sefalete mahkûm edilerek şeriatçı demago- jiye kapılar ardına değin açılmıştır. Bunu da sergilemek gerekir. Gönül arzu eder ki, sadece bugünkü toplantı ile de ye- tinilmesin: Onu başkalan izlesin; bütün bir halkın, bu ara- da bütün birgençliğin dikkati, olan-bitenler üzerine çekil- sin! Hiçbir sorun da göz ardı edilmesin! Daha da açık söylemek gerekirse, bugün her türlü so- runun dışında yaşayan, çoğunluğu şehatçı hareketin de- ğirmenine su taşımaktan başka bir şey yapmayan parla- mentonun karşısında, gerçek bir sosyal muhalefeti -çağ- daş bir düşünce düzeyiyle de donatarak- örgütlemenin za- manı gelmiştir; hatta geçmektedir de. Daha da vakit yitirmeden harekete geçmeliyiz! Dilerim, bugünkü toplantı, geleceğin çok boyutlu ve köktü eylemlerinin başmı çeksin! Aziz Nesin'e gelince... O, ülkemizde laik ve devrimci Cumhuriyet mirasının simgesi olmuş bir kişidir. Kendisi- nin, 'Sıvas yangını' vesilesıyle olsun onun dışında olsun, yok edilmeye çalışılması, bu kişiliği dolayısıyladır. Böyle- ce aydınlık güçlerin, onunla dayamşma içinde bulunma- sından daha doğal başka bir şey olamaz. Ona, gerçekten kol-kanat germek görevimizdir. Sözlerimi bitirirken, 'Sıvas yangını'n/n aramızdan aldığı 3 7aydınımızın anılan önünde yeniden derin saygılarla eği- Iiyor; Aziz Nesin'e ve sizlere selam ve sevgilerimi yol- luyorum." Lğur Mumcu'nun katıllennın yakalanmaM için düzenlediğımiz kampanya 800 bin imzayı aşmış bu- lunuyor llkgündenbuyanaisımisım yayımladığımız katılımcı imzalar artık gazetemiz sütunlanna sıgmaz durutna gcldı. Bu nedenle, kampa- nvaya katılanlan sa>ı olarak, geldık- leri kunım, kunıluş, yerleşim merkezi adı ve bağlı olduğu kent bilgıleriyle yayımlamayı sürdüreceğiz. Manisa Turgultu: 6; Akhisar. 60 / Antnlya: 650, Finike: 20; Gdzıpaşa: 60: Kalekapı. 7 Izmit: 103; Derin- ce- 28. K'irle: 20; Karamürsel: 40, Ça)iro\a 140 Adapazarı 257 ,' Kırklareli Lüleburga:: 6!; Pehlivan- kör 20X; Babaeski. 10. Malatya 82 , Nevşehir: 40 / Hatay Iskendenın: 40 Bolıı: yS; Gerede: 20; Akçakoca. 11 Erzincan 53; Tercan: 20 ' Muğla \1ilas 100. Onaca. 23 Zongufdak 428; Eregli: 4: Karabük: 87 ' Manisa SalMr IZ.Saruhanlı: 14 'Uşak:241; Banar. 8 , İstanbul Kadıköv: 282; Maçka. 2. Be\oğlu: 79; Bağcilar. 40: Taksim.12. Beşiktaş: 96. Kızütoprak. 31: Sirkeci: 59; Fatih: 13; Levenr. 79; Çengelköv. 1: Üsküdar: 119: Yeşilköy • \l:Şijh'.214;Merter. %l\Acıbadem. 35: Küçûjnalı: 34; Suadive: 73: Ba- kırknr W: Harbive: 20: Avcılar 125; Beylerbeyi: II; Yalova: 38; Kartal. 125; Giingören: 360. Erenköy: 25; Gazıosmanpaşa: 62; Sefaköv: 122; Karakö\: 208: Bebek: 21; Ûaitepe: 133: Pendik 20; Kapahçarşı: 19: Me- cidiyeköv. 144; Bayrampaşa: 57; Çe- hktepe: 13: Topkapr. 20; Bostancr. 60. L'ms:'2O. Eyüp: 9; Fenköy: 70: Zın- cirliku\v: 60, Küçükçekmece. 47; Bü- yükçekmece 99; Aksaray. 117: Ali- beyköv 20: Tu:la: 20; Kasımpaşa: 20; Gavretıepe: 20: YıUtr. 20: Gültepe: 80; Unkapanr. 20; Göztepe: 85: Sıliv- ri: 29: Mahmulhey: 17; Rumelihisarr. 26; Zeuinburnu: 20, Boğaziçı Oniv.: 8: Güzelyalr. 20; YakıfGuraba Aksa- ra\: 51 ' Gümüşhane Bavburt 2 ı Ankara: 4620; Çankaya: 105; Demir- lıbahçe. 40; Enmesgur. 34; Mamak. 71; Kızıla\. 634; Gölbafi: 20; Ulus: 266; Yenİmcıhalle: 204; Emek. 144; Etlik. 20. Bankent 82: Dikmen: 129; Toprakhk: 20; Keçiören: 233; Sıhhı- \<e 8; Bahçelievler 81; Oran: 20; Be- ştnler: \0,Altındag: \74;Pozantı:20; Polallı: 40, Samanpazarı. 20; Aşağı- avranct: 25: Cmitköv: 62, Yenifehir 165; Bakanhklar. 4">. Hacettepe: 40; Avdınlıkevler 67; Bevtepe 20: Akde- re: 28: Incirtı 20; Kavaklıdere: 1 P , Cebeci 49; GOP.: 20 ' Ardahan Çıldır. 76 - Çorum: 663; Kargı: 20; Iskılıp. 60: Mılönü: 140 Yozgat 28 . Mersin Tarsus 60; Mut: 120 Ça- nakkale. 168. Mersin Çamhvayla- 1 Istanbul: 7313: Finansbank 16 ' Mersin Pumukbank: 56 İstanbul i hra A Ş.. 24 Izmir /. Soierı. 14 / İstanbul Team Tekslil: 33. Serap Ka- ğıtçılık. 40 Denizli Enerji Mühendis- leri- 15 tstanbul A VDO' 20; Poraf A.Ş 20; Simko A T. 441 / Konya SHP Ilçc Başkanhğr. 29; Seydiseh'ır: 20 İstanbul Tütiinbank. 19 ' ızmir Pimel Elekınk. 20: M.E.C. Impeks: \\,Arıtaş:b Niğde. 166 İstanbul Amuı, Ya\m -Tanıtım: 5; Midland Bank: 9 Ankara Belko Levazım: 40 İstanbul IRA Rektam: 20 ' Mersin Fikpaş Tic . 20 Istanbul Erenıaş A Ş: 4. Ormköy. 20. Alarko Sistem Sanavi 18; Sistem Uak. Saat San.. 20; Siode; 8 Uşak Çağda$ Kırtasi- ı<?- 220 ' Istanbul Kaxa Dış Tic A.Ş- 20 Mersin: 354 Manisa: 223 /Si- vas 360: Cumhuriyet L'mversıtesi: 20 İstanbul Pasabahçe: 100: Kemer- burgaz: 20 Ankara 05/ Genel Mü- durlüiü: 160 Divarbakır. 8 Te- kirdağ: 82: Suruy. 1. Murutlı: 15"> Kastamonu Cide. 219; Mentöziî: 20 Izmir : 2942; Torbalı: Ib6; Buca: 112, Kemalpaşa: 184; Bergama: 25; Altındağ: 20: Kurşıvaka: 43\: Konak 111; Bayındır. 15: AIsancak: 63: Bas- mane: 132: Gültepe: 60; Alıağa: 14. Bostanh 142; TRT: 20; Menemen : %\.Karahağlar20:Şırın\er.l9;Fo- ça: 20, Ankara Kuçüke\at: 217; Mal- tepe: 250; Eryaman: 40: Bala: 1; OD- TÜ Öğrencıiert 110; Bilkent C'nh er- sıtesi: 51; Bilkent. 20; AÖF Derneğı: 102 GerzeGerze Li^esı. 255 'İzmir Pasaporr 113; Çiğlı: 25: Çamdibi: 19; Çeşme: 21; Basmane. 60: Pınar- basr. 38; Konak 21: KonakBeledne- sr. 40; Ûdemiş: 127: Surlıdere: 224. Seferihisar: 4, Karaluş' 18, Balçova 37; Borno\a. 223. Güzelbahçe: 15. Güzehalı: 20: L'rla: 32: Ege Univer- sitesi: 40; Yukankızılca: 9: Çigli: 20 Bilecik Söğür 60 Bursa: 1000; Mu- danva: 40: Gençosman. ~?4; Gürsu: \l;Çekirge:9:Kınık 10 Antalya: 258, A'uj: 216. Korkuteli: 21. Aksu: 26: Alanva: 54; Taşuaı. 5 ' Muğla Vla- 118: Yatağarr 27 Burdur. 86. Şeker Fabrıka.sr 91 Hata) hkende- nın: 166 - tstanbul NETAS<DMS) 152; Cmranne: 429 Samsun: 357. Çarşambu: 14. Ha\za: 21. Terme: 20. Cn\v: 45: Bafra 20 SÜRECEK Aziz Nesin'i kışkırtıcılıkla suçlamak çağın yüz karası Prof. Dr. CEVAT GERAY Sıvas'takı toplu kıyım davasj sonuç- landı. .\ziz Nesın'e de suça tahrik ettıgi gerekçesiyle, suç duyurusu yapılmasına karar venldı. Oysa daha önce takıpsızlik karan verilmışti. Gerçekten mahkeme, suç duyurusunda bulunmaktan öte kesın bir karar \ermişçesıne suçlulann cezala- rını ındirme yoluna gıtmıştir. Nesin'in suçu kesinleşmışçesme. her suçlu için 5"er yıl ındinm yapan mahke- me böylece Nesin'i de 130 yıla yakın bir indırime neden göstererek. kendısini ce- zalandınnıştır. Aziz Kesin, uluslararası kişiliğıyle tüm insanlığa rnalolmuş bir dünya aydını. ev- renselüğikanıtlanmış bir yazar olarak in- sanlığa \e topluma karjı göre\ıni yap- maktan ve özgürlüklerini kullanmaktan öte bir eylemde bulunmamıştır. Tabular üzerindeki görüş ve eleştırelırini dile ge- tıren bir aşdına bövlesı çağın yüzkarası diye nitelendırilebilecek suçlamalarda bulunmak. temel özgürlüklere yeni kısıt- lamalar getırmek, ınsanları susturmak. toplumu ortaçağa götünnek, laik cumhu- nyeti yıkmak, şeriatı getırmek isteyen. bu amaçla cinayetler işleyen karanhk güçle- re arka çıkmaktan öte bir şey değıldir. Bir ınsanın. olay la doğrudan ilgisi olmasa bi- le suç kışkırtıcısı sayılması. karşıt görüş- lülere onu öldürme hakkı ve bahanesi ver- mez. DGM'nin karan zemin haztrüyor Bu pek çok aydına karşı da yeşil ışık yakmak demektir. DGM'nın karan kök- tendıncı odaklarcaverılen "idamferman- lan"nın uygulanmasına >asal ortam ya- ratmak. zemin hazırlamak anlamına gel- mektedır. Bu ne tüzeyle. ne insan hakla- nyla ne de demokrasiyle bağdaşır. Laik \edemokratıkcumhurıyetıkorumakyar- gının. hele adının başında "devlet" ve "güvenlik" sözcüklerinin bulunduğu bir mahkemenin ana görev i değil mi? Bu ka- rarla DGM'lerin \arlık neclenı üzennde yeniden durulması gerekir. Bugün bu mahkemelenn sıyasal bir yargılama ku- rumuna dönüştüğü ızlenımı ağır basmak- tadır. Bu nedenle 12 Eylül öncesinde DGM'ye karşı gırişilen savaşımlann ne denli yerinde olduğu bir kez daha anlaşıl- mıştır. Soruijturma derinleştirilmeksizin alın- mış bir karar karşısındayız. "Gizlilik ka- ran uygulamasının" yargılamaya gölge düşürebıleceğıne ılişkin endişemı duruş- ma sırasında belırtmiştım. Bu gızlıliğin, sanıkların ve savunmalannın yargılama- daki saldırganhklarını gHİemenin ötesın- de ne yaran olmuştur? Mahkernede çı- kan olaylar. Madımak Oteh'nın ıçınden izlediğimız ilkel \e \ahşi görünümden hiç de farksız değildı. Bunları tahrik eden de mi Aziz Nesin'di yoksa? Bunlara hıç bir ışlem yapılmamış. asker \e polis gö- rev lilenn "nazik korumalannda" salon- dan çıkanlmalanyla vetinilmıştir. Aynı saldırganlığın yüzde birıni soldan birılerı yapsaydı elbette onların gazabına uğTatıhrlardı. Cmnhuriyet'e başkaldın Hele kımi sanıklann suçlu değil yar- dımcı suçlu sayılarak cezalannın mdiril- mesi deşaşırtıcı olmuştur. Özelhkle tugay komutanının. belediye başkanı ile kimi meelis üyelerinin. itfaıye miidürlerinin ve milli ıstihbarat görev hsınin olayla ilgilı sorumlukları ortaya çıkarılmamıştır. Mahkeme. olayı "katliam"' değil, izinsiz bir gösteri yürüyüşü olarak ıncelemiştır. Oysa Sıvas katlıamı. laik ve demokratik cumhuriyete karşı bir başkaldındır. Her şev bunu kanıtlıyor. Yargıçlar böyİesı bir kararı şu ya da bu baskı altında mı bırakılarak aldılar? Bu nedenle. çoğunu yakınmacı. müdahıl ola- rak mahkemedekı anlatımımda da yer verdiğim gözlemlerımı özetleverek ka- muoyuna sunmayı bir görev bılıyorum. Devlet, Sıvas'ta yurttaşlarının özgürlük- lerini veyaşamahaklarını koruvamamış- tır. Toplanma özgürlüğünü sağlayama- mış. \asalara uvgun etkınliklerı zorbalık- la engelleyenlerin saldınlarını önleme- mıştir. Böylecedevletenılkel "polisdev- let" ı>lev inı bile yerine getırmemiştir. Gü- \enlik güçleri yalnızca seyırci kalmıştır. Ooteldekilerinboşaltılmasısağlanma- mı>. çıkabılecek bir yangına karşı önlem alınmamıştır. O yangında yalnızca emni- yet ve otel görevlilen dışan çağnlarak, kurtanlmış, gerivekalanlarölümebırakıl- mıştır. O sayıca yetersız \e etkısız kalan güvenlik güçleri. saldırganlara hoşgörüy- ledavrandı. Hattaomuz sıvazlandı. Anın- da "müdahale" etmedi. O bir iki saatte ulaşabilecek takvıye. nedensel yangın söndükten sonra ulaşabilmiştir. Elinde yaklaşık 6.000 askerin bulunduğu tugay komutanı bu gücü kullanmak istemedi. Olayın başlangıcında valinin istemi yeri- ne getirilseydi kalabalık dağıtılabılirdi. Acemi oldukları söylenen 6.000 er, silah kullanmaksızın etten kemıkten bir duvar örseydi bile saldırganlar insan yakmanın keyfini çıkaramazlardı. Ankara"daki sıyasi iktidarda da "Va- tandaşlarta güvenlik güçlerini karşı kar- şıyagetirmeyelinı" görüşü egemen olmuş- tur. Başbakan "Herhangibirçattşmaçık- mamış, ölen \e varalananlar otelde çıkan yangın vüzünden ölmüş ya da yaralan- mışlardır. Otelin etrafında toplanan hal- kınîıza bir zarar gelmemiştir" demiştir. Çatışma olmadığı gerçektır. Ama yangı- nı sanki oteldekıler çıkarmışlar, intihar etmekistemişler!.. Otelin çevresındekiler de otelde kendı- lerini yakmak için yangın çıkaranlann ölüm çığlıklarını seyre gelen. tek av ıbı al- kış tutmak ve tekbır getirmek olan "ma- sum" vurttaşlar. yani sayın Başbakan'ın "halk" dedığı... ' Çevrede toplananlar Sıva>. halkı değil- di Onlar, kentte 7 saatten fazla süredir ey- lemleriyle terör estiren "Şeriatyanlısu sa- dist saldirganlar güruhu" idi. Atatürk heykelini ve büstünü kıran, Kongre mü- zesini taşa tutanlar da bunlardı. Sıyasal iktidannbaşı busözleriyle ger- çeklerı saptırmıştır. Görevini yerine getır- meyen Içişlen Bakanı'nı hemen görevden alması gerekırken, üç dört bürokratı suç- layarak görevden alma yolunu tutmuştur. Bir öğretim üyesi olmak nedeniyle ken- disinin taşıdığı aynı unvanı taşıyan biri olarak Başbakan ın gerekçeleri bu denli çarpıtmasından utanç duydum. Görevdan alınanlar kusurluysa, tugay komutanı için hiçbir işlem yapılmamış olması bir çifte standarttır. Zamanın ge- nelkurmay başkanının hemen olay ene- sinde komutanın hiçbir kusuru olmadığı- nı açıklaması talihsizliktir. Komutan yar- gıç önüne çıkanlmalıdır. Sıvas katliamı, Kubilay olayından bu yana ülkede laik cumhuriyete karşı yapılan en büyük baş- kaldın olayıdır. Daha önce yaşanan olay- lar mezhep çatışmasına büründürülmüş. örtbas edilmiş. suçhılar yakalanmamış. cezalandınlmamışlardı. Sıvas katliamı. gerçekte laik ve demokratik cumhuriye- te karşı bir ayaklanma nitelığinde örgüt- lübırharekettir. Iktidarlann tümü sorumlu Şöyle ki; olay planlanmış, örgütlenmış dinselgıysılıkişilerinönderlığindeişlen- mış bir katliamdır. Bu prova Aziz Nesin bahane edilerek Sıvas'ta yapılmıştır. 1994 yılı ıçensinde bu yöndeki saldınlar kar- şısında da polıs ve savcılıklar görevienni yapmamışlardır. Buradahemenbelırtme- lıyım ki Sıvas olaylarının oluşumunda yalnızca bugünkü iktidann değil, son kırk beş - ellı yıllık hükümetlerin gelmiş geç- miş siyası ıktidariann tümünün büyük so- rumluluğu vardır. Köktendinci akımların palazlanmasına, bu akımlara militan ye- tıştİTilmesine gözyuman, laik eğitim dız- gesinın yenne dinsel eğitimi ikame eden sıyasal iktıdarlardır. Bunun asıl suçluları ve bunda 12 Eylül generallerinın payı çok büyüktür. O dönemlerden bugüne uzanan eğitim alanındaki gerici gelişmeler sayısızdır. Önemlı olan laik ve demokratik cumhu- nyetin ne denli büyük bir tehlike karşısın- da olduğunu v urgulamaktır. Yargı güven- liğinin ön koşulu olan açıklık ilkesini bir yana ıtmeyıgerektirecek bir koşulyoktur. Tüm kamuoyu önünde Sıvas'ta katlıam vapılmıştır. Böylesi bir mahkemeye çıkıp çıkmamakta çok ikirciklendım. Ama mahkemenin adıl bir karar vermesıne bel- ki yardımcı olabilirim amacıyla mahke- me önüne çıktım. Aziz Nesin'in tek suçlu olarak günde- me getirilmesi karşısında onun savunma- sını yapmak değil, ama onun kadar ken- dimi de aynı derecede sorumlu sayarak, bu olayda Aziz Nesin'in işin bahanesi ol- duğunu vurgulamak isterim. Dın ve v icdan özgürlüğü yalnızca her- hangi bir dine inanmayı değil, aynı za- manda inanmamayı da kapsayan bir kav- ramdır. Herhangı bir dinsel inancı (kanımcabı) da bir inançtır) olmadığını söylemesini; din kitaplanyla ilgili eleştirilerde bulun- masını bir tahrik ya da hakaret nedeni ola- rak değerlendirmek hem en büyük bağ- nazhk, hem de vicdan, söz ve basın öz- gürlüklerine tümden aykın düşen bir tu- tumdur. , Sıv as sav cılığınm takipsizlik karan bu* lunmasına karşın. bu konudabaşkaca ka* nit göstermeksizin başsavcılığın, Sıvas katliamını yapanlan öven. arka çıkanlal ra, kışkırtıcı yayın yapanlara karşı niçin harekete geçmedığini merakla izliyonım. Tahnkçi aranıyorsa şu noktalarda dik» katli inceleme yapılmalıydı: - Bir hafta önce başlav an yerel gazete- terdeki kışkırtıcı yay ınlar saptanmalıdır. - Beledıyenin yerli ve yabancı dinsel vakıflarla ilişkisi aydınlığa kavuşturul;, malıdır. - Oteli taşlamada kullanılan parke taf- larınuı o çevreve ne zaman, kimin emriy- le konduğu beİirtenmeödir. - ltfaiyenın, valinin basınçh su sıkma- emrini kimin, nıçin yerine getırmediği araştınlmalıdır. ' -Yangınsöndürmedeveoteli boşahma- da niçinisteksizvegeçdavranıklığısaptan- malıdır. , - Kalabalığı yönlendiren ve sonradaıf ortadan kaybolanlann kimler olduğu, Sı- vas'm değillerse hangı örgütler adına ne» reden geldikleri ortaya çıkanlmahdır. a - Olay öncesinde 'Müslümanlar', 'Tür-* kiyelı Müslijmanlar'adryladagıtdan,ice-' riği birbirine benzeyen bildirilerin kim-' lerce hazırtanıp, nerede çoğaltüıp basıkİH ğu emniyet fakslanndan basına ve başka yertere dağıhlıp, dağıtümadıgı araştırü- malıdır. - Valilikçe yardım istenmesine karşırt askerin niçin müdahale etmediği ortaya- çıkanlmalıdır. i - "Vatandaşla silahlı güçleri karşı kar-ı şıya getirmeyın" buyruğunun verittp: verilmediğL, verildiyse kimin tarafından- verildiği açıkbğa kavuşturuunalıdır.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog