Bugünden 1930'a 5,492,642 adet makale



Katalog


«
»

16 OCAK 1995 PAZARTESİ CUMHURİYET SAYFA EKONOMI Türkmenlerle teşvik anlaşması • ANKARA (AA) - Türkiye ile Türkmenistan arasında daha önce imzalanan "Yatınmlann karşılıklı teşviki ve korunması" anlaşması, Bakanlar Kurulu tarafından onaylandı. Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan anlaşma uyannca, her iki ülkenin karşılıklı yapacaklan yatınmlar, istikrarlı bir yatınm ortamı meydana getırmek ve ekonomık kaynaklann en etkın bıçımde kullanılmasını sağlamak üzere, adil ve hakkaniyete uvgun muameieye tabi tutulacak. lOyılmgrevye lokavt takvimi • ANKARA (AA) - 10 yılda 7 mılyon 646 bin işçiyi kapsayan 27 bın toplu iş sözleşmesı bağıtlanırken bu dönem içınde uygulanan bin 711 grevde 16 milyon 418 bin, 433 lokavt uygulamasmda da 601 bin iş günü yıtinldi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre 1984-1994 yıllan arasında 102 bin 31 işyennde toplam 7 milyon 646 bin 158 ışçi adına yürütülen 27 bın 989 toplu iş sözleşme görüşmesınde uzlaşma sağlanırken en çok toplu işsözleşmesi 1991 yılında 1 milyon 89 bin 549 işçı adına 13 bın 169 işyennde bağıtlandı. Esnaftan formalite şirket • IZMİR (AA) - tzmir'de geçen yıl 5 bin dolayında esnafın. 'hayat standardı' esasına göre vergi ödememek içın formalite gereği şirket kurduklan bıldirildı. tzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odalan Birliği Başkan Vekilı Yılmaz Önkahraman, şirket kurma ginşimini, küçük esnafın kcndısını kurtarma operasyonu olarak değerlendırdi. Hükümet, yatınm indiriminin üst sınınnı % 70'ten % 100'e çıkarmaya hazırlanıyor Vergîde Ozal dönemîne dönüşANKARA (ANKA) - 1993 sonunda yapılan ve hiikümetin "Son vıllann en büyük vergi reformu" diye sunduğu düzenlemelerden genye dönüş sü- rüyor Kurumlar \ergisi kaybına yol açtığı içın 1993 yılı sonunda aşağı çekilen yatınm ındırimi oranlan, yeniden yüzde 100'e çıkanlıyor. Vergi polıtıkalannda düşünülen bu değişiklik. " Vergide yeniden Özal polifikalanna dönüş" şek- linde yorumlanıyor Cumhur- başkanı Süleyman Demirel'in de ısranyla hükümet. 1993 sonun- da yatınm ındirimi ile ilgili ola- rak yaptığı değişiklıklerden ge- ri adım atıyor. 1993 sonunda yaptığı vergi düzenlemeleri sırasında yatınm ındirimi oranlannı aşağı çektiği için iş âleminin büyük tepkisını çeken hükümet. yatınm indiri- minin yasayla belirlenen üst sı- nınnı yüzde 70'ten yüzde 100'e çekmek üzere yasa tasansı ha- zırlıyor. Mevcut yasada yatırım indiri- mı yüzde 20 olarak belirleniyor. Ancak Bakanlar Kurulu, bu oranı yatınm rnikta- nnın yüzde 70'ıne kadar çekebilme yetkisine sa- hıp bulunuyor. Kapsam da genişleyecek Yatınm ındirimi ile ilgili olarak yapılması ön- göriilen diğerbirönemli değişikliği ise indırimin kapsamının genışletilmesı oluşturuluyor. Yatınm indinmi, şu anda sadece makıne \e teçhızat içın yapılan yatınma uygulanıyor; bina, arazı. arsa, esas proje dışındaki bazı makine ve tesisat için ya- pılan harcamalarda indinm yapılamıyor. Yenı dü- zenleme, bu tür harcamalan da kapsama alarak in- • Kurumlar vergisi kaybına yol açtığı için 1993 yılı sonunda aşağı çekilen yatınm indirimi oranlan Demirel'in ısran üzerine yeniden yükseltiliyor. Bu değişiklik, Özal politıkalanna dönüş olarak yorumlanırken, hükümetin, 1993'te yaptığı düzenlemelerden vazgeçtiği belirtiliyor. dırimin, toplam sabit yatınm üzerinden uygulana- bilmesine olanak sağlanıyor. Aynca, yatınm indirimine konu olan tutann. her yıl enflasyon oranı kadar arttınlması planla- nıyor Bu durumda da uygulanacak toplam yatı- nm ındirimi tutan, cari fiyatlarla yüzde 100'ün üzerine bıle çıkabiliyor. Yatınm indirimi. şirket- lerin ındirime tabi olan yatınm miktannı kârlann- dan düşerek vergiden istisna tut- malan şeklinde uygulanıyor. Ya- tınm indiriminden yararlanan şirket. yatınm için harcadığı pa- raya eşit kârelde edınceye kadar hiç kurumlar vergisi ödemiyor. Demirel istedi Gerek DYP gerekse de SHP 1991 seçımkampanyalanndave hükümet olduktan sonra. vergi ındırimleri, ıstısnalar ve muafi- yetlere karşı çıkarak vergi kav- bına yol açtığı gerekçesiyle bun- lann azaltılması gerektiğıni sa- vunmuşlardı. Bu nedenle de ver- ~ ~ " ~ " ~ " " " ~ gı istisna ve indinmleriyle sağ- lanan teşvikler azaltılarak daha çok pnm ve fon kaynaklı krediye ağırlık venlmişti. Yatınmlann daha çok vergisel teşvilderle desteklenmesıne ılış- kin politıkalar ise 1983 sonrası Turgut Özal dö- neminde uygulamaya girmişti. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, yatınm in- dirimi oranlannın ındirilmesine yasada değişiklik yapılırken de karşı çıkmıştı. Demirel. 1995 yılı yatınm teşvik kararnamesı- nı ımzalarken de Başbakanlığa gönderdığı bir ya- zıyla hükümetten, yatınm indırim oranlannın yük- seltilmesi ve kapsamının genişletilmesini istedi. Demirerın ısran Özal dönemini geri getiriyor. Hükümet, 217 bin kamu işçisine 6 ay önce verdiği bonolann karşılığını bugün dağıtacak Kamuda sözleşme farkları ödeııiyor ANKARA (Cumhuriyet Bürosu)- Toplusözleşme farkı alacaklan 6 ay gecikmeli olarak bugün ödenecek olan 217 bin kamu ışçisi, gözünü 'gecikme faizi uygulanması' konusunda Yargıtay'ın yann vereceğı karara çevirdi. 1993 yıhnda bağıtlanan toplusözleşmelerin ikınci döneme ilişkin farklannı 6 ay askıya alan hükümet, bugün 71 işyerinde çalışan 217 bin ışçıye 18 trilyon lira tutannda fark ödeyecek. 1993 yıhnda bağıtlanan toplusözleşmelerde öngörülen, 'enflasyon oranında ücret zammı' hükmünün, 'ekonomik kriz' gerekçesiyle uyguianmaması nedeniyle, Türk-tş'e bağlı Selüloz-lş Sendikası'nın SEKA Genel Müdürlüğü hakkında açtığı davada alınan. 'farklaraen yüksek işletme kredi faizi' uygulanmasına ilişkin mahkeme karan, yann Yargıtay'da değerlendirilecek. Maden Tetkik Arama, Sümerbank, Başbakanlık Basımevi, Türk Tarih Kurumu ve Ziraat Bankası Matbaası'nda çalışan 34 bin 487 işçiye 4.8 trilyon lıra tutannda sözleşme farkı ödeyen hükümetin. Danıştay'ın ödeme takviminın yer aldığı Başbakanlık genelgelenni iptal etmesine karşın, bugün ödeme yapacağı kuruluşlar şöyle sıralanıyor: "Çay-Kur, Turban, Yurtkur, Milli Eğitim Basımevi, TDÇİ, Gerkonsan. İstanbul Teknik Üniversitesi, Milli Eğitim Bakanlıgı, İstanbul l'niversitesi, Fırat Üniversitesi. Yakıflar. SSK, Sümer Holding, KOt, Kümaş, l ludağ Vniversitesi, Çitosan, Adnaman Çimento, Darphane, Gümriik Müsteşariığı. SEKA. Türkive Demir-Çelik İşletmeleri Genel Müdürlüğü, Deni/ Nakliyab, DİTAŞ Genel Müdürlüğü, Gemi Sanayii, MKEK, ETAĞ, Taksan, Temsan, KOSGEB, TCDD, ORÜS, TZDK, Ziraat Bankası, TİGEM. Orman Genel Müdürlüğü, Tanm Bakanlıgı, Sağlık Bakanlıgı. SEK. TMO. Tüpraş, TPAO. Botaş, TTK, TKİ, Etibank, KBİ." DÜNYA EKONOMİSİNE BAKIŞ /ERGİN YILDIZOĞLU LONDM Meksika'nın deprem dalgalan E konomik liberalizm ve siyaşi ıstikrar arasında doğrudan bir bağlantı olduğuna inananla- rın üzerinde soğuk bir duş et- kisı yapan Meksika krizinın deprem dalgalan bu hafta dünyanın he- men her yerinden hissedıldi. Hafta so- nuna gelindiğınde Meksika, Brezılya ve Arjantin'de hisse senedi fiyatlan dolar cınsinden sırasıyla yüzde 42, yüzde 27 ve yüzde 20 değer kaybetmışler; ABD Dolan yen ve mark karşısında gerilemiş ve Ispanyol, Italyan ve Isveç paralannın ani düşüşü ile Avrupa yeni bir para kn- zinin eşığine kadar gelmiştı (Wall Stre- et Joumal 11/01/95). Artık, Meksika'da yaşanmakta olan krizin ABD'deki eko- nomik büyüme hızından bir puan götü- receği (Investors Chronicle 13/01/95), ABD Merkez Bankası'nın (FED) faizleri arttırma eğilimine bir süre ara vereceğı, dolann bu yıl da güçlenmeyeceği konu- şuluyor ve Gelışmekte Olan Piyasalar'a (GOP) yönelik şiddetli birgüven krizinın ortaya çıktığı düşünülüyordu (Interna- tional Herald Tribune 13/01/95; Financial Ti- mes 15/01/95). Her çıkışın bir . inişi var NAFTA ülkelerınden Kanada ve Meksi- ka'da ve diğer Latin Amerika ülkelerin- de de, kısa vadeli sermaye hareketleri- nın yerli paranın değerinin yüksek tutul- ması isteğine bağlı olarak, faizler dolar faızlerini izledi. Bu sırada yüksek faizle- nn cazıbesi ile ABD'deki yatınmcılar ya- tınm fonlarından banka mevduatma ge- ri dönmeye başladılar. Benzer bir du- rum Avrupa'da da yaşanmaya başlan- dı. Bu yatınm fonlannın portföylerinde- ki GOP kâğıtlan ve para hesaplan bu sü- reçten olumsuz etkilendi. Baring Se- curfties hesaplarına göre GOP'a yöne- lık sermaye 1993'te 62.4 milyar dolar- dan 1994'te40 milyar dolara düştü. IFC endeksi artış hızı 1994'te yüzde 12.5'e kadar geriledi. Latin Amerika'ya yönelik portfolyo yatınmlan ise 1994 yıhnda yüz- de 12 gerilemiştı (WSJ 7/01/95). Meksika krizı tam bu ortamın üzerine oturdu. Meksika, o güne kadar, ABD ya- tırımcıları için en garantili pazardı. Özel- leştirme ve lıberal ekonomik reformlara ek olarak NAFTA'ya girmiş, NAFTA'ya Bu sütunlann okuyu- culan hatırlayacaklardır, geçen sene bu zaman- lar, ekonomik toparlan- manın ilk işaretleri ortaya çıkmaya ve aynı aylarda da GOP'lar sarsılmaya başladığında, tarihin bi- ze; merkez ülkelerdeki sermaye hareketlerinin durgunlukta çevreye doğnı, toparianmada da merkeze doğru yöneldi- ğini gosterdiğini yazmış- tım. Meksıka'nın mali kri- zinin etkilerinin neden bu kadar hızla ve geniş bir şekilde yayıldığını anla- mak için olanlan, serma- ye hareketlerindeki glo- balleşmenin yanı sıra işte bir de bu çer- çeve içinde ele almak gerekir. ABD'de ekonomik durgunluk sırasın- da yatınmcılar daralan iç pazar ve dü- şük faizlerden kaçarak devlet tahvilleri- ne ve yatınm fonlanna yönelmeye baş- ladılar. ABD deniz aşırı yatırımları Ba- ring Securities'in bir tahminine göre 1992'de 42.3 milyar dolardan 1993'te 84.8 milyar dolara çıktı. GOP'u izleyen IFC endeksi 1993'te yüzde 74 arttı. GOP'un global sermaye piyasası için- deki hacmi yüzde 5-10 olmasına karşı- lık bazı büyük yatınmcrların portföyle- rindeki payları yüzde 25-yüzde 40 dü- zeyine ve GOP'lara yatırılan para 62.4 milyar dolara ulaştı (FT 7/01 /95). Bu eği- lim 1994 Şubatı'nda ABD'de FED'in fa- iz oranlannı arttırmaya başlaması ile yön degıştırdı. Bılindiğı gıbı, heç edılmış fon- lann da spekülatif etkisıyle ABD tahvil pi- yasası çökmeye başladı. Bunu kamu maliyesi açısından durumlan iyi olma- yan Avrupa ülkelerinın devlet tahvilleri piyasalan izfedı. Paralarını ABD parasına bağlamış uyum sağlamak içın Dünya Banka- sı'ndan büyük mali destek almıştı. Pe- sonun ani çöküşü, Latin Amerika borsa- lannın şiddetli dalgalanmalan ABD'li ya- tırımcılann GOP'lara bakışını şiddetle etkiledi. Herkes gemilerini istikrarlı su- lara çekmeye, yüksek getıri değil "yük- sek kalite"den söz etmeye başladı (FT 15/01/95). ABD'nin kurtarma paketi Meksika'daki depremin dalgalarının yayılması ise, ilginçtir, ABD'nin 40 mil- yar dolaıiık kurtarma paketini açıklama- sı ile yakından ilgiliydi. ABD'nin pesoyu desteklemek için peso almaya ve Mek- sika'nın devlet borçlarını garanti etme- ye başlaması dünya piyasalanna 40 mil- yar dolar pompalanması demekti. Bu- nun yanı sıra ABD'de faiz artışının Ka- nada ve Meksıka'yı daha fazla sıkıştır- mamak için bir müddet duraklayacağı düşünülüyordu. Bu koşullarda elinde dolar bulunduranlar hızla daha güvenli paralara yönelmeye başladılar. Böylece hafta içinde hem dolar hem de Ispanya, Portekiz, italya ve Isveç gibı mali duru- mu iyi olmayan ülkelerin paralan Alman Markı, Isveç Frangı ve Japon Yeni kar- şısında değer kaybetti. Hafta sonunda ise hastalık Uzakdoğu pıyasalarına ka- dar yayılmış ve Filıpınler'de, Tayland'da, Hong Kong'da ve Çin'de Merkez Ban- kalan paralannı korumak için ektedbir- ler almak zorunda kalmışlardı. Ve inişin de bir faturası var Bu süreç, global ekonomik krizin önemli bir bileşeni olan uluslararası si- yasi istikrarsızlık ile de şiddetlendi. Rus- ya'nın Çeçenistan macerasının etkisi ile Rusya'nıri dolar endekslı tahvilleri ara- lıktan bu yana yüzde 40 değer kaybet- ti. Bu gelışme hemen tüm Doğu Avrupa ülkelerinin piyasalarında olumsuz etki yaptı. Bu resmi, Çin ekonomisinın bu sene gerileyeceği beklentisi, Honk Kong piyasalannın GOP olmasa bile GOP için sıçramatahtası olduğundan dolayı bir yıl içinde yüzde 40 gerilemiş olmasını da ekleyerek tamamlayabiliriz. Böylece or- taya çıkan manzara: GOP ve gelişmiş ülkelerin para piyasala- nnda şiddetli istikrarsız- lık ve belirsizlik. Yatırım şirketı Pan- mure Gordon'dan Ro- bin Aspinal Financial Times'e gelişmeleri şöy- le özetliyordu: "Şubat 1994 'ten beri global pi- yasalarda etkin bir şekil- de sermaye kıtlığı var. Ancak, belli başlı piya- saların gereksinimleri her halükârda karşılanır- ken çevredeki piyasalar (GOP-E.Y.) bu ser yeye ulaşmak için paraların ve şiddetli ı galanmaların yarat riski karşılayacak kadar yüksek getiri oranlan sunmak zorunda kala- caklar." Şimdi düşünü- yoruz. Bu yüksek getiri- yi bu ülkeler nasıl suna- bilecek? Öyle ya, yük- sek getiri bunu karşılayabilecek yüksek kazanç, bu ise yüksek yatırım ve üretim demektir. Bu söz konusu ülkelerin ço- ğunun, Türkiye de dahil durumu malum. Ciddi ekonomik sorunlaria boğuşuyor- lar. öyleyse... Yine Meksika'ya bakıyoruz. Meksi- ka'da enflasyon oranının bu sene tutu- cu tahminlerle 1994'e göre ikiye katlan- ması, büyüme oranının yüzde 1.5'e ge- rilemesı bekleniyor. Bütün bunlar olurken borçları öde- mek, cari açığı 30 milyar dolardan 14 milyar dolara indirmek, bütçeyi denge- lemek ve yüksek getiri sunmak için kay- nak nereden gelecek derseniz? Milli Ge- lir tahminlerine bakmanızı tavsiye ede- rim. Meksika'nın 1994'te kişi başına 4321 dolar olan milli geliri, 1995'te3102 dolara düşecek; yani Meksika halkı yüz- de 30 kadar fakirieşecek. Ne yapalım yabancı yatırımcıların isteği olan yüksek getiriyi bir yerierden alıp vermek lazım. Yoksa büyük sermayenin birikim süre- ci, pardon dilim sürçtü, aslında ulusal ekonomi demem gerekirdi, nasıl istik- rara kavuşabilir. Tüketiciler için fedakârlık isteği TÎSK'in gözii yine işçi ücrederinde • TİSK. tüketici korunmasında ucuz ye kaliteli mal yaklaşımının işçi-işveren birlikteliğini gerektirdiğini, bu nedenle üretim maliyetini düşürmek gayretlerinin işçi sendikalan tarafından da desteklenmesi gerektiğinı belirtti. ANKARA (ANKA) - Türkiye tşveren Sendikalan Konfederas- yonu (TİSK). yayımladığı "tü- ketici raponTnda da ışçı ücret- lerine göz dıkti TİSK, tüketici korunmasında kalıte yaklaşımı- nın işçi- ışveren birlikteliğini ge- rektirdiğini, bu nedenle kaliteli; ama ucuz mal için üretim mali- yetini duşürme çabalannın işçi sendikalan tarafından da destek- lenmesi gerektiğinı bildırdi. TİSK raporunda, tüketicinin korunması ve tüketicinin tatmi- nine ilişkin polıtıkalann belke- mjğini. venmlılık ve kalite kav- ramlannın oluşturduğu kayde- dıldi Günün rekabet koşullannda ışletmelenn yaşayabilmesı ve gelişebilmesi için tüketicinin tat- min edilmesinin bir zorunluluk olduğu ıfade edilen raporda, bu amaca yönelik cıddi adımlann atıldığı da belirtildı. Raporda, kalıte kontrolü kavramının artık geçmişte kaldığı. sıfırhata, stok- suz çalışma. fason üretim. tam RefikBavdur zamanında üretim yaklaşımlan- nın geçerli hale geldiği ıfade edı- lerek. "Belli standartlara u\ma hedefi aşılarak en az malhetle, müşteri isteklerine tam uynmu ifade eden ve üretim, pazariama sattş süreclerini bir arada kavra- > an 'toplam kalite' anlayış geçer- li olmuşrur" denildı. Raporda, "toplam kalıte' yak- laşımının işçi-işveren ışbirliğını gerektırdığıne dıkkat çekıldi. ANKARA PAZARI YAKUP KEPENEK Tek Ayaklı Ekonomi Politikası Ekonomi, faız oranlarıyla 'oynayarak' yönetiliyor. As- lında benzer gelışmişlik düzeyindeki ülkelerin hemen ta- mamından daha yüksek olan faiz oranlan, geçen gün- lerde yeniden serbest bırakıldı. Bu yöntemle, özellikle dö- viz kurunun kararlı tutulması, buradan da ekonominin tü- münün kararlı ya da istikrarlı olması bekleniyor. Bilindıği gibı faiz, sermayenin fiyatıdır ve ekonomik ya- şam sermayeye dayalı olduğu ölçüde faızden etkılenir. Serbest piyasa koşulları, sermaye yetersızlıği nedeniyle para musluğu gevşetilmedikçe, faızı yukarıya çeker. Oy- sa yüksek faiz, bir dizı olumsuzluk virüsü taşır. Ekonominin var olan koşullarında yüksek faiz, önce- likle hükümetin iç borç maliyetini arttırıyor. Örneğin 1995 bütçesi için öngörülen ve toplam ödeneklerin yaklaşık yüzde 30'unu yutan 388 trilyon TL'lik faiz ödemeleri, bu uygulama sonucu, bu tutann çok üzerine çıkabilecektir. Sonuçta kamu açığı artacak ve bütçenın büyük bölümü, kesin sayıları bilinmeyen, ancak bırkaç yüz bın oldukla- rı kestirilen varlıklı kesime aktarılacaktır. Bu olgu, gelirda- ğılımının daha da eşitsiz duruma gelmesi anlamındadır. Yüksek faizin çok olumsuz bir yönü de sermaye kul- lanımıyla ilgılidir. Sermayenin anapara ve getirisinın na- sıl değeriendirildiğı, ekonominin geleceğini çizer. Yüksek faiz özellikle para, sermayenin ticaretını körükler. Para ku- rumları yani bankalar, para ticaretine, özellikle de devle- te borç işlerine öncelik verirler. Yüksek faizli borç senet- lerinın getinsi, hükümetin en önemli kazanç kaynağı olun- ca da başta tanm ve sanayi olmak üzere üretken yatı- rımlara, dışsatım, inşaat ve esnaf kesımlerine banka kay- nağı ya da sermaye aynlmıyor. Sonuçta 'sermaye üre- timden kaçıyor'. Özel para sermayenin 'üretimden kaçışı', kamu kesi- mindeki işlemlerle tamamlanıyor. Yıllardır 'yatınmsız ve programsız' bırakılarak 'ölürpe terk edilen' KİT de üre- tim dışına itılmış bulunuyor. Özelleştirme, kamunun üre- timsizlik sürecıni hızlandıracak gibi görünüyor. Bu nok- tada bir yanlış kanıyı vurgulayalım, hükümet, 1994 enf- lasyonunun 'asıl suçlusu' olarak özelleştirmede gecik- meyi görüyor. Bu görüşün yanlışlığını, öbür ülkelerin deneyleri kanıt- lıyor, anlaşılan Türkiye de bunu kendı 'acı deneyi'yle öğ- renecektir. Özetle sermaye, özel ve kamu, üretim dışjna ıtiliyor. Üretimden kaçıyor. Bunun sonucu, üretimsızlikya da 'arz' yetersizliğıdır. Daha çok işsizlik ve daha yüksek enflasyon demektir. Büyük olumsuzluklarına ve yıkımına karşılık yüksek fa- ızin 'olumlu' özelliği, kısa sürelı yabancı sermayeyi ülke- ye çekmesidir. Yabancı spekülatif sermaye ya da 'sıcak para' doğası gereği, yüksek faize koşar. Son yıllarda dö- vız sıkıntısı çekilmemesınin ana nedeni budur. Ancak bu yarar 'suni teneffüs 'e benzer. Uzun sürmez ve hasta bu- na alıştırıldığı ölçüde 'normale' dönemez. Çünkü sıcak para çekebilmek içın faız ateşinın sürekli yüksek tutul- ması gerekir ki bu da üretimsizlik demektir... Sermayenin fiyatı olan faizi 'yukan doğru' serbest bı- rakan hükümet, öbür ana üretim etmeni olan emeğin fı- yatını, yani ücret ve maaşları da 'aşağı doğru' baskı al- tına alıyor, azaltıyor. Yine de ne üretim artıy'or ne de enf- lasyona çözüm bulunuyor. Geçen günlerde hükümet '7. Plan'm (1996-2000) baş- lıca projelerini kamuoyuna açıkladı. Açıklamadan, son on beş yıl boyunca uygulanan ve başarısız olduğu kanıtla- nan ekonomi politikasının, daha da yoğun bir biçimde sürdürüleceği anlaşılıyor. Oysa 'projeler'\n başında 'sermayenin üretime nasıl yönlendirileceği' yer almalıydı. Plan, ekonomik ıstikrar için 'üretim dışı' sermaye kazançlarını, özellikle de faiz ve rant gelirlerini vergilendirmeyi, öncelikli tutmalıydı. Pa- ra sermayenin fıyatını serbest bırakacak ve ticaretini kö- rükleyecek yerde, üretim dışı getiri kanalları daraltılma- lıydı. Projelerde böyle bir anlayışın 'ız'\ bulunmuyor. An- laşılan ekonominin faız ayağıyla yani tek ayaklı yönetimi sürecektır. Öte yönden öngörülen projelerde, vergi oranlannın azaltılacağı -kı bunun sermaye gelirierinden vergi alınma- yacağı anlamına geldığini toplum yaşayarak öğrendi, bi- liyor- vurgulandıktan sonra 'gülmece' sayılabılecek birtu- tumla "Amacımız sosyal devlettır" denilmektedır. Sermayenin fıyatını, faizi serbest bırakarak ve vergi dı- şı tutarak sosyal devlete ulaşmayı sağlayan bir ekono- mi politikası henüz bulunamadı; bu nedenle planı değil- se de faizi yakından izlemek gerekiyor. • • • Onat Kutlar'/n ışığının' bir kez daha kanıtladığı gibi toplum, 'beynine kurşun sıkılması' sürecinı yaşıyor. Us- telik yaklaşık çeyrek yüzyıldır bu çılgınlık sona erdirilmi- yor. Bu durumda "Onat'ın karanfilleri karanlığı aydınlatsın, sevenleri sağolsun" demek yetmiyor. 'Hükümet eden- ler'in; yürütme, yasama veyargı görevlilerinin asıl sorum- luluklannı üstlenerek 'işleyeni bilinmeyen hiçbir cinayet bırakmamalannın' sağlanması gerekir. Toplumun tüm kesımleri bunu istemeyi birincil görev saymalıdır. Ancak o zaman Onat ve onlarcasının sönmeyecek olan ışığı, toplumun özgürlük yolunu aydınlatır. TURKIYE'DE İLK DEFA 3 KATLISTRETCH FILM! YİNE KOROZO'DAN! DOGAL ŞARTIARA DAYANIKLI YÜZEY i Tam otomcrtilc sarma mokinelerinde KOROZO AMBALAI SANAYİ VE TİCARET A.Ş. Fabrika:Tel 212- 598 97 00 15 Hat) Fax-212 - 579 63 99 9 Dünyanın en Iditelı, octanbazıı Dwlex malmdan uretılmektedır
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog