Bugünden 1930'a 5,502,732 adet makale



Katalog


«
»

13 OCAK 1995 CUMA CUMHURİYET SAYFA KULTUR Ünlü yönetmenin renk üçlemesinin ikinci filmi Alkazar'da gösteriliyor EMnle-seyret Kieslowskf den... 15 Çok yakın bir dostun, hatta dosttan da öte nerdeyse 'ba- bam ve ustam' diyebileceğitn bir büyük yazarın bizi acıya, üzüntüye garkeden ölümüyle günlerdir daldığımız boğuntu ve kasvetin karanlığından yırt- mak için bir kez daha gidip seyrettiğim "Üç Renk: Be- yaz", sevgili Onat Kutlar'ın sınemaseverlere tanıtıp sevdir- dıği, Polonyalı 'ermiş' yönet- menin, günümüzün en önemli ve kendine özgü sinema yara- tıcılanndan, görüntü ve anla- tım büyücüsü, Krysztof Kies- loHski'nın (şimdilik) son ya- pıtı niteliğindeki, ünlü ma\ı. beyaz, kırmızıdan oluşan renk üçlemesinin ikinci opusu. Üç ay kadar önce seyrettıği- miz üçlemenin, özgürlük üs- tüne medıtasyona girişen ilk filmı "Mavi"yle kısa bir süre sonra seyirciye sunulacak son filmi, kardeşlık teması çevre- sinde dönenen "Kırmızı"yı da birbırine baglayan ara durak konumundaki "Beyaz", dün gece Kanal D'de de ekrana gel- dı meraklısı ıçın. 54 yaşındaki Kieslovvski Kutsal On Emır'i yorumla- dığı on filmlik "Dekalog" se- risinden sonra, seri film çek- meyı lyice alışkanlık halıne getıren ve son ıki yılını verdı- ğı, Fransız devriminden dün- yaya yayılarak yaşamın vazge- çilmez evrensel değerlerıne dönüşmüş üç temel kavrama ılişkın, serbest vezınle ve aia- bıldığine kişisel yaratılmış bu renk üçlemesıyle yaygınlaşan ününü pekıştirmış ancak bu üçlemeden sonra artık bir da- ha fılm çevirmeyeceğıni, bun- dan böyle kendını huzur için- de okumaya vereceğıni de açıklayarak hayranlarını üz- müştü bu yakınlarda. 54 yaşın- daki Kieslovvskı usta. 25 yıllık meslek yaşamında, şımdiye dek söze, dile pek sı- ğınmayan konulann ve ahlakı tercıhlerın ağır bastıgı. hem gizemli, hem de berrak olabi- len öykülerin sınırlarını geniş- leten, kamerasını bireyin de- rınliklerine salan, keskin ve SUNGU ÇAPAN KieskavskTnin gözünden, Paris'i mesken hrtmuş, gariban Polonyalıyla Fransız kızının evlilik töreninden manzara. düşündürücü fılmlerıyle za- man zaman seyırcisinin solu- ğunu kesen Kieslowski'nin adeta öncü bir romancının im- geleminden dogma, son dene- mesi "Trois Couleurs" üçle- mesi, vazgeçılmez bazı kav- ramların ışığında, farklı me- kânlarda (ülkelerde) çekilmiş birtakım farklı öyküleri, fark- lı kahramanlan \e ilişkilerini ele alıp işlıyor 'Mizahi bir kara film' Kocasını. çocuğunu yitırmı^ bir kadının toplumdan soyut- lanmasını, yabançılaşmasını estetıze eden, benzersiz JuH- ette Binoche'lu, melankolik "Mavi" başyapıtının ardından, Avrupa'nın en büyük sinema- cısı olduğuna'iman «ttiğımız Kieslovvski'nın gedikli sena- risti Krysztof Piesiewicz'le bır- likte yazdığı senaryoya \e "Dekalog"ları hatırlatan bir entrikaya dayanan "Üç Renk: Beyaz", huzünle dengelenmiş. acı bir humoru barındıran, in- ce ince psikolojik ögelerle ge- lışerek aşk ve intikam bulama- cı, biröyküyü göruntülere dö- ken. 'mizahi bir kara film' de- nemesi. Yönetmenin ayrıntı kaçır- mayan gözlem ustalıgıyla. keskin humoruyla bezeli, zevkli ve kendine özgü kişisel üslubunun bir kez daha belir- ginleştiği "Bevaz", Fransız ka- nsının (Julie Delpy) yataktaki başansızlıgı nedeniyle boşadı- ğı, duygusal ve kınlgan bir Po- lonyalı kuaför Karol Karofun (ülkesının ufak teFek ama seç- kin aktörlerınden Zbignievv ÜÇ Renlü Beyaz (Trois Couleurs: Blanc) Yönetmen: Krzysztof Kieslovvski / Senaryo: Krysztof Piesievvicz, K.Kieslovvski / Kamera: Edvvard Klosinski / Müzik: Zbigniew Preisner / Montaj: U. Lesiak / Oyuncular: Z. Zamachovvski, Julie Delpy, Janusz Gajos, Jerzy Stuhr, Gregorz Warchol, A. Bardini, Jerzy Novvak / 1993 Polonya - Fransa yapımı (IFA) Beyoğlu Alkazar sinemasf nda. de, zor durumda bıraktıgı eskı karısının ilgisıni kazanacaktır iyımser havalı finalde... Sembolik bir fable'dan hü- zünlü bir farce'a dogru kolon vuran, sanki ölümsüz Şar- lo'dan üstüne bir şeyler sin- miş, onurlu, aşk kırgını, umar- sız ama sonuna dek kararlı. Makyavelist, berber-işadamı kahramanımızm öyküsünü, Doğu-Batı (Polonya-Fransa) karşıtlığını ve kadın-erkek ça- tışmasım vurgulayarak. ironik bir tonda anlatan Kieslowskı, müzik ve renk öğesini "Ma- vi"deki kadar yogun bir şekil- de öne çıkarkıyor bu kez. "Mavi"nin öznelliği yanında. daha nesnel bir bakışın ürünü niteliğindeki "Beyaz", demır- perdenın kalkmasından sonra değışim rüzgârlarının estiğı. yasadışılıgın, üçkâğıtçılığm ve dolandıncılığın dümen su- yuna girmiş, vahşi kapitaliz- min saltanat sürmeye koyuldu- ğu. ekonomik darboğazdaki. etkıleyicı bir çağdaş Polonya panoraması çıziyor. 'Neşeli kara film'Zamacrumski. usta ışı bir oyun çıkarıyorgerçekten) acıklı öy- küsünü nakledıyor Varını yoğunu yitirip soka- ğa. kapı önüne konulan. met- roda (Anadolu'da da yaygın) tarakla agızdan mızıka çalarak mendıl açan gariban Polonya- lı Karol, tesadüfen metroda rastladığı, uyanık bir vatanda- şı (Janusz Gajos) sayesinde. kocamanbirbavul ıçindeülke- sine dönmenin yolunu buluyor allahtan. 'Ölû' kahramanımız Üst üste gelen birtakım bahtsızlıklar karşısında. çok sevdigı kansı Dominıque'ten ister ıstemez avnlmayı ve kö- tü kaderıni kabullenmış halde, bavulu havaalanından çalan hırsıziardar; yedıgi kötekle kendını Varşova çöplügünde buluveren kahramanımız (Ka- rol), bundan sonra bütün ener- jisinı kısayoldan, köşeyi dön- meye vererek zengin bir ışa- damı olmay ı başarıyor, amacı- na varmak için heryola başko- yarak. Amacı da, servetıni kullana- rak yanıp tutuştuğu, varlıklı Fransız kızı kansını yenıden elde ederek Dominique'ın gü- zel burnunu sürtmek, onunla eşıt (hatta son tahlılde üstün) olduğunu kanıtlayıp öcünü al- mak! Tezgâhladığı entrıka so- nucunda Domınıque"ı Varşo- va'ya getırmenin üstesinden gelerek kendı cenaze törenini bıle organize edıp dışardan da seyreden'ölü' kahramanımız, ınce ınce hazırladıgı dümeni- nın ters tepkısine karşın yine Kieslovvskı'nın paletindekı beyaz renginin. örnegın or- gazm anında boydan boya be- yaz perdeyi kaplaması ya da ıroninin doruguna çıktıgı bazı sahneleri gibisinden, yıgınla hoşluklar ıçeren, hüznün kara mizahla harmanlandıgı, derin- lerdeki intikam ateşıyle besle- nen bu 'neseli kara film' dcnc- mesi, en trajik anlarda gülünç de olabilen, sarsıcı bir Kies- lovvski yapıtı. "Dekalog" varı, 'Sana ya- pılmasını istemediğini, sen de başkasına vapmayacaksın!' gı- bisınden ahlakı bir dersı de yansıtan "Üç Renk: Beyaz" bizce kesınlikle haftanın en esaslı filmi nitelemesini hak ediyor Bir kız, iki erkek, üç olasılık...Eddy: Efendıden, temiz, çalışkan. bil- gili, kültürlü, zevkli, ancak kızoğlan kız bir genç. Stuart: Kafayı sekse takmış, pizza tutkunu. atletik, kaba saba, hayvan- sı, Eddy'nin tam karşı kutbundan, deli- dolu bir delikanlı. Atex: Sanata düşkün, güzel, hırçın, arayış içindekı bir tiyatro ögrencisi. Alexandra'nın kısaltılmışını • erkek zanneden bilgısayann hatası sonu- cunda, okulun karma yatakhanesinde ay- nı odayı paylaşmak zorunda kalan bu üç gencın aykın ılışkılerını konu edınen 'Threesome-Lçü Bir Arada', cınselligin agır bastıgı. sevimlı olmaya çabalayan, beylik bir gençlik komedisi. Daha önce de, bir kız, iki erkekten (ya da tersi) olu- şan aşk üçgenlennin gönül oyunlanna su- rekli ilgi göstermiş Amenkan sınemasın- dan taze taze (yakın dönemın 'Three Of Hearts', 'Reaütv Bites', vb. gıbi filmleri hemen akla geliyor bu konuda) çıka ge- len bu yeni *üçlü aşk ilişkisi" çeşitlemesi, sıradan bir kampus romance'ının boyut- lannı asarak arkadaşlıktan öteye bir ya- kınlaşmanın ortaya çıkaracağı olasılıkla- n ırdelıyor, mizahla karışık. pembe tara- fından. 'Ateşli sandöviçsel durumlar' Kızlarla bır-iki deneyimınde başansız- lıga ugramış, zeki ve üçlünün entelekrü- eli olan, eşcinselliğe eğılimli Eddy'nin ('Ölü Ozanlar Derneği'nden hatırlanacak Josh Chartes), ödevlennı yaptıgı oda ar- kadaşı Stuart'a (ünlü Alec, VVilliam. Da- niel Bakh*in kardeşlenn en küçügü Step- ben BaldmnK büyük, edebı sözlerle or- gazm oluveren, çillı esmer çıtı pıtı Alex'in ('tkiz Tepeler'le TV ekranından tanıştıgımız Lara Flynn Boyle) kürüpha- nede resmen saldırdığı 'tazeet' Eddy'ye ve dünyaya penısınin tepesınden bakan, seks delisi Stuart'ın da ona hiç yüz ver- meyen Alex'e fena halde tutuldugu film- de, bütün olasılıklar kaçınılmaz biçimde üçlünün yatağa gıdişı üstüne yogunlaşı- yor giderek. Yerleşik ahlakm sapıklıkla nıteleyece- gi türden, üç cinsin farklı cinsel arayışla- nnı karşımıza getiren bazı ateşli sandö- viçsel durumlar gibısmden ilgi çekeçek bir hareket noktasmdan yola çıkan 'Üçü Bir Arada' filmi, gırgırla kanşık. günü- müzün seks özgürlügünü yankılayan ay- kın özüyle dıkkatı çekiyor; son dönemin genç seyirciye yönelik tezgâhlanmış. seks agırlıklı, duygusal Amerikan komedileri arasında. KJip ve rek- lam filmlennden yetişen, yeniler- den Andrew Fleming'ın yazıp yö- nettiği filmi, üniversite yillanna dönerek. üç silahşörler gibi takıl- dığı oda arkadaşlannı. kendileri- ni keşfetme ve karmaşık cinsel kımlik arayışlannı ve farklı gönül ilişkilen deneyiminı anımsayan Eddy'nin ağzından ızliyoruz. Frend'a, Salinger'e, Truffaut'nun unutulmaz 'JulesveJim' başyapı- tına selam sarkıtan, çıçeği bumun- da, genç yazar-yönetmen Andrevv Fleming'in. Pandora'nın kutusun- dan çıkanp salladığı, kadın için 'lezbiyenlik normaJ Uişkiden çok daha doyunıcudur' ya da erkek ıçjn 'penisin bütün hayatuu yön- YENİ Lara Frynn Boyle, Josh Chartes, aşk üçgeninin dişi ve yumuşak köşelerini oiuş- turuyor "Üçü Bir Arada"da Üçgenin öteki erkeği de Stephen BaJdnin. ÜÇÜ Hr Aradi (Thressome) Yönetmen ve senaryo / Andrevv Fleming / Kamera: Aleksandr Grusyunsksi ' Müzik: Thomas Nevman / Oyuncular: Lara Flynn Boyle, Josh Charles, Stephan Baldvvin, Alexis Arquette, Marta Gehman/1994 ABD (WB) Beyoğlu Fitaş, Maslak Mövenpick, Şişli Kent, Kadıköy Ocak, Altunizade Capitol, Fenerbahçe Pyramid, B. Avşar. Ataköy Prestij, Etiler Parliament, Âksaray Yıldız sinemalannda. lendirmesine izin vernıe!' gibisinden sap- tamalannı da içeren akıllıca diyaloglan. güldürüye elverişli, temız anlatımı. Tears ft)r Fears'dan Uİ'ya, Duran Duran'dan Brian Ferry'ye kadar genış bir yelpaze- den derlenmiş müziklen (Apache Indi- an'ın u Boom Shack-A-Lak" şarkısı par- ti sahnesine cuk oturmuştu örnegin), ka- rakterlennden daha yaşlı görünseler de. sacayagını oluşturan başroldeki üçlünün performansı ve "Kim kimi becere- cek?"merakıyla öyküye kapılmış seyirci- nın yüzüne çoğu zaman gülücükler kon- duran mizahi özelliklenyle genelde şey- redılebilir düzeyde bir eğlenceiik "Üçü BirArada."Cinsel kışılikleri ve kımlikle- ri yenı yeni oturan, oda arkadaşı uç genç ögrencinin arasında gelişen karmaşık duygulan, karman çorman durumlan ve "farklı bir yaşantı deneyimi" sürecıni hi- GÖSTERİMDEKİ FİLMLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ • • •• •• • ••• • Bebek Firarda/Baby's Day Out/Patrick R. Johnson Erkek Severse AA'hen a Man Loves a VVoman/L.Mandoki Forrest Gump /Robert Zemeckis Gecenin Rengi /Color of Night/Rıchad Rush Katıl Doğanlar /Natural Born Killers/Oliver Stone Maske /The Mask/Charles Russell Masum Melek /La Corsadell'innocente Carlo Cariei Ruhlann Evi /House of the Spınts/Bılle August Ufaklık Uunıor Ivan Reitman Uzman/The Specialist/Luis Llosa Üçu Bırarada / Threesome / Andrevv Fleming kâye eden bu taze gençlik guidurusu, ıçer- diği modern bakış açısıyla, bazı önyargı- lı görüşlen degiştirmese de, cinsellıgın karmaşık mahremiyetine dogru sığ ama sevımligeziyeçıkanyorseyırcisini.Okul ve yurt dekorundakı yaşamlan, aşk, tut- ku, arkadşlık. kıskançlık vb. ögelerle farklı birbiçıme bürünen Eddy, Stuart ve Alex'in üçlü ilişkisini, alışılmışm dışına yer yer tasıp o malum cinsel özgürlü so- suyla sıcak sıcak servis yapa- rak ele alan ve uyanıkça kota- nlmış, gıcır gıcır. Amerikan yapımı bu matrak gençlik ko- medisi, bir çırpıda tüketiliveri- yor sonuçta. Bildik aşk üçgeni motifine belirgin bır tazelık getirmekten öteye fazla bır anlamı ve öne- mi bulunmayan, ılk gençliğin unutulmaz aşk ve cınsellik de- neyımlerine ilışkın, alışılmış üçlü ilişkiyı bu kez hem de ay- nı yataga sokarak ilgi derleyen bu neşelı ve "zorlu aşk denkle- mi" varyasyonunu seyretmek, kuşkusuz kas yıgını koca Ar- nie'ye çocuk dogurtturulan (!) o abuk-sabuk gise filmine yol- lanmaktan yegdır sanınz. Költür Servisi- Yaklaşık ellı yıldır popülerlığınden hıçbır şey yıtirmeyen sempatık. doğru şey - İer yapmaya çabalayan, kötüler- le savaşan çocuk çızgı roman kahramanı RkhieRİch. şımdı de canlı karakterlerle beyazperde- de. Donald Perrie'nın yönettiğı, başrolünde ünlü çocuk yıldız Macaulav Culkin. John Larro- quette ve Ed»ard Herrmann'ın rol aldığı "Ricnie Rkh" bugün göstenme gınyor Dünyanın en zengin çocuğu olan Rıchıe. müthış lüks bır or- tamda yaşarken babasının fab- nkalannda çalışan Lawrence Vkn Dough, Rich aılesıni orta- dan kaldırarak servetlenni ele geçırmeyı planlar. Ancak planı gen teper. Richie'nın babası Richard v e annesı Regine bır de- nız yolculuğunda geçıcı bır sü- re ıçın kaybolurlarsa da Rıchıe. uşağı Cadbury ve Profesör Ke- enbean'ın yardımlanyla kötü adama engel olur. Çızgi roman olarak Süperman ve Batman'dan daha çok satış yapan Richıe Rich. yıllardır ço- cuklann düşlennı süsleyen bır kahraman. Rıchie"yi beyazper- deye aktarmak ıse Jobn Sapiro \ e Joe Bilefla'nın fıkn. Yapımcı John Davis, önen kendine geldı- ğınde hemen kabul etmış. "Ço- cukluğumdan beri çok sevdiğim Richie bana hep müthiş birserii- venci olarak görünmüştür. Doğ- ru şeyler yapmaya çalışan bir kahraman. İstelik. öylesine müthiş oyuncaklan vardı ki, ki- mi serüvenlerinde adeta küçük bir James Bond oluyordu". Da- vıs projeyı Joel Silver'a açtığm- da o da hararetle sanlır ve hiç düşünmeden Richıe'yı Maca- ulay Culkın'ın canlandıımasına karar verirler. "Başka türlü dü- şünmemize zaten olanak yok- tu~." der Sılver. "Çizgi romamn kapağını açıp oradaki Richie'ye bakın. Macaulav'i göretekaniz. Hem tipiyie, hem kişisel özeDik- leriyle.'- "Taş Devri"nın başanlı sena- nstleri Tom S. Parker ve Jim Jenneewein senaryoyu yazmak üzere kollan sıvarken, yöntmen olarak da Donald Petrie ıle anla- şılmış. Oyunculann seçımmde ıse çızgı romandakı karaktens- tık abartıya uygun olarak çok uzun boylu kişıler seçılmış. "Çok büyük bir dünyada ufacık bir çocuk düşüncesini güçlü olarak aktarabilmemLa sagladı bu"dıyor fılmin yönetmeni Pet- rie. Çızgi roman olarak Rıc- hıe'nın en büyük özellıklennden bin, gerçeğin çok üstünde abar- tılı olmasıdır. Fılm yapımına katkıda bulunan herkes bunu gerçekleştırmeye özen gösterir. Oyuncu seçimınden, mekânlara. dekora kadar her şeyde... Fılm- de ufacık olan tek şey Macaulay Culkin'dır. YEDIRENK UGUR KOKDEN Deneme Yapı ve Kredi Bankası'nın, Galatasaray'da, Türk yazını çerçevesinde sürdürdüğü kültür etkinliklerinden sonun- cusu, yanı "deneme"toplantısı, bu hafta başında gerçek- leştirildi. Daha önce sırayla, şiir, roman, öykü türleri işlen- miş; yeni yılın ilk "salı toplantısı" da denemeye aynlmıştı. Böylece, yazınsal bir tür kimliğiyle denernenin bir bakıma resmen tanınmış olduğunu söyleyemez miyiz? Deneme -ıster yazınsal bır tür, ısterse bır söylem biçimi olarak kabul edilsin- genelde, kültürün patlama dönemle- rinde variığını belli ediyor. Rönesans, Aydınlanma Çağı ve bir uygarlık bunalımı yaşadığımız zamanımızda. O halde, yırmi binncı yüzyılın bır "denemeyüzyılı" olacağını söyle- yenler abartmış sayılabilir mi? Bu türün klasık bir anlam ve içerık kazanan geçmişin- de, Montaigne ve Bacon var. İkinci, birincinin mırasçısı. Montaigne'nin XVI. yüzyılda kaleme aldığı ve ture adını ve- ren Deneme/erln büyük coğrafya keşiflerinden az sonra ve yeni buluşlardan hemen önce ortaya çıkışı, yalın bir ras- lantı sayılamaz. "Şimdı, Montaigne'den çok uzaktayız. Aradanyüzyıllar geçtı" demek, günümüz için bıle geçerli bir görüş değil. Çünkü tüm bu zamansal aralığa karşın Denemeler, ülke- mizde, yine de en çok satılan kıtaplardan biri. Korsan bas- kılar bır yana, şu anda 23. baskı rakamına ulaşmış durum- da (Cem Yayınları). Bunda, elbet Deneme/er'in, yine usta bir denemeci tarafından çevrılmış olmasının da payı var: Mavi ve Kara'nın yazarı S. Eyuboğlu. Denebılir ki, Montaigne, yalnız bu kitabı yazmak için sankı yaşadı. Ben-merkezlı, ucarı, içtenlık vedefslerleyük- lü denemeler. Zengin, evrensel bir hümanızma ıçeren bi- rinci deneme dalgasının sözcüsü, temsılcisi bir kitap. Za- manının btr çeşıt bılgesı sayılabilecek Montaigne, her ne kadar Fransız yurttaşıysa da, Denemeler'i okuyan insan sayısınca dost, "hemşeri", yurttaş edindi. Montaigne'i, Ingiliz meslektaşı Bacon izledi. Böylece Bacon'ın yardımıyla, Ingiltere, bir yazınsal tür olarak de- nemeye iki-üç yüzyıl için sahıp çıktı. Artık deneme, Aydın- lıklar Yüzyılı'nın temelinde bir yastık betonu gibı yer alıyor- du. Dolayısıyla, Aydınlanma Çağı'yla bıriıkte her düşün adamı denemeci. herfelsefecı "edebıyatçı-denemeci" ni- telıği kazandı. Deneme de, roman gibi, ülkemize Batı'dan ve belirii bir gecıkmeyle girdı. Bir bakıma, romanla eş zamanlı. Düz- yazının ufku açıldıkça, önündeki engeller ve sınırtar kalk- tıkça, denemenın gelişmesı/yaygınlaşması sağlanmış olu- yordu. Montaigne nasıl kırk yaşlannda deneme yazmaya başladıysa, Türk düzyazısı da ancak kırkına bastığında gerçek anlamda denemeye geçtı. Öte yandan bu yazın türü, yaşamsal bir oksijen niteli- ğinde olmak koşuluyla, özgür, korkularından/tabularından arınmış. üretken bır düşünce ortamına gerek duymakta. Çünkü, sağhklı düşünmeye ancak bu yolla ulaşılacak. Folk- lorun şiıre düşman oluşu gibi, her çeşit darbe de -yani.'de- mokrası karşıtı ortam- denemeye düşman. Gerçı denemenin oylumu stnırlı, dili kendine özgü; ama, kapsamı son derece genış. Bütün bir yaşamı, bütünüyle insanı kucaklıyor. Bu bakımdan, doğrudan insanın serü- veni, denemı! Yaşam ve düşün serüveni; küçük adımlan, duraksaması, kararsızlığı, yanlışlan; ürettiği düşünceler, ortaya koyduğu değerler; başansı, yenilgisi, beklentisi, inançları ve umudu. O bakımdan yaşanılan zaman yok denemede, günlük yaşamdan kopmuş zaman var; sonsuz küçük "an"lann, ayrıntılann öyküsü deneme. Sonunda çekilen toptam çiz- gisi. Bu arada yapısal esnekliğı, sınırlarına da kesinlik getiril- mesinı önlüyor. Önlüyor ve iyi de ediyor. Anı, günlük, söy- leşi, yazınsal eleştiri, öykü, konuşma, portre, özyaşamöy- küsü, araştırma, mektup vb... gibı alanlara yaklaşır ya da uzaklaşır deneme. Aslında, ne biri ne de öbürüdür. Ger- çekte tüm bu tekniklerin içsel etkıleşimi, birbınne geçişi ola- rak da tanımlanabilir bu genç yazınsal tür. Hayalin ya da düşüncenin gerçeklik kazandığı noktada, bir iç konuşmanın fısıltılı sesıyle birden denemenın doğu- verdiğıne tanık oluruz. Yapısını ve biçimıni de, ele aldığı/iş- ledığı gerçekliğin niteliği belırler. Benzer olarak, dilıni de. O dil ki, içinde "jandarma"ya yer vermez. Bu yüzden denemeci, bır kelebek avcısını andırır: Elin- de filesi, yeni duyariıklar, beklenmedik çağnşımlar, zengin ımgeler, izi sürülen bir ya da birkaç düşünce ve nıce belir- sizlikler ardında koşan bır avcı... Oktay Akbal, boşuna söylemıyor: "Bana bıraksalar, li- selerımizın yazın derslerınde Montaigne, Bacon, Gide, Valery, Ataç, Eyuboğlu, Salâh Bırsel, Vedat Günyol, Me- lih Cevdet Anday, Memet Fuat gibi deneme yazarianmı- zın insanla/yaşamla/sanatla/yazınla ilgili yazdıklannı oku- turdum" diye. Doğaf olarak bu isimlere Akbal'ı da, Onat Kutlar'ı da ek- lemek koşuluyla... Bedri Baykam'ın "Rasar' adlı sergfsi Ankara'da açıMı • Kültür Servisi -Ressam Bedn Baykam'ın 1989-1994 arasında yaptığı çalışmalardan oluşan "Rasat" adlı sergisı. bugün Ankara Galeri Nev'de, başkentlı sanatseverlerle buluşuyor. ""Rasat", bu beş yıllık dönem içinde sanatçının açtıgı "Erotik ve Kavramsal Dizi", "555K", "Gerçek Sahteler", "Peepshovv". "Kuuvay-ı Milliye" ve "Livart" gibi sergılerde yer alan yapıtlan da içeriyor. Sanatçının 61. kişisel sergisi olan "Rasat" 7 şubata kadar gezilebilir. Cemal Süpeya'nm anısma, 'Şapkam Dokı Çiçekle' • Kültür Servisi- Cemal Süreya. Kadıköy Belediyesı Kültür ve Sanat Merkezı'nde yann düzenlenecek olan "Şapkam Dolu Çiçekle" başlıklı bir programla anılacak. Yann saat 15.OO'te gerçekleştirilecek programa Akgün Akova. Sunay Akın ve Turgay Fışekçi katılacak. Yavuz Ekşi'nin gitanyla katılacagı toplantıda, sanatçı Cemal Süreya'nın besteledigi şiirlerini sunacak. (360 90 95) Antropoloji Derneği Konferans dizisi • Kültür Servisi-Antropoloji Dernegi yeni yıldaki ılk etkınligini yann saat 14.00'dee Istanbul Teknik Üniversitesi Maçka Kampusu, Sosyal Tesisler Konferans Salonu'nda gerçekleştirecek. "Kültür, Medya llışkileri"nin konu edilecegi konferansta; ilk konuşmacı Prof. Dr. Ünsal Oskay, "Bugün lletışım Mümkün mü?" konusu üzenne, diger konuşmacı antropolog Süheyla Kırca ise "Medya Araştırmalan ve Etnografya" kapsamında konuşacak. Heller Factoring A.Ş. 1995 yılı takvimi • Kültür Servisi- Heller Factonng A.Ş. 1995 yılı takvimını Muzaffer Akyol'un resim ve şiırlenni kullanarak hazırladı. 1946"da Trabzon'da doğan ve 34 kişisel sergisinden 5'ini yurtdışında açan Muzaffer Akyol. çağdaş Türk resminin en önemli ısimlennden biri. Heller Factoring A.Ş.'nin 1995 takvimınde, sanatçının 'Zümrüt-ü Anka Kuşunun Dünyası' gınşınden sonra Gölköy, Mavi, Tarla Kuşu, Çekirgeler, Kelebek Kanatlan, Sümela Manastın, Zaman ve Ekili Dan Tarlası, Dostum Cemal Süreya'nın Portresı, Yeşil Zeytin ve Şarap Seven Sevgılı, Sevda gibi şıirleriyle sanlıp sarmalanmış zengin çagnşımlarla yüklü 12 tablosu, 12 ayı temsıl ediyor.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog