Bugünden 1930'a 5,492,642 adet makale



Katalog


«
»

11 OCAK 1995 ÇARŞAMBA • • • • CUMHURİYET SAYFA HABERLERIN DEVAMI 19 Gazeteci Bayraım'nda 212 sayıh yasa tarbşddı G U N D E M MUSTAFA BALBAY Haber Merkezi - Türkiye Ga- zetecilerSendikası(TGS)Genel Başkanı Orhan Erinç, bugiin ba- sın çalışanlannın içinde bulun- duğu koşullann, 1952 yılının da gerisinde kaldığını vurgulayarak "Basm çaJışanlarının büviik ço- ğunlugunun geleceği, iki işvere- nin ikidudağı arasındadır~dedı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başka'nı Nail Güreli de I995'e birtakım sorunlarla ve kan kay- bıyla giren basının. geçmişte ol- duğu gibi üzerine düşen görevi yapmaya devam edeceğini söy- ledi. Başbakan Tansu Çiller de ya- yımladığı mesajda, Türk bası- nının gelişmesi ile demokrasinin gelişmesinin hep iç içe olduğu- na dikkat çekerek "212 sayılı ya- sanın misyonunu tamamladığı \e ihtiyaca cevap veremediğinin gö- rütdüğünü** belirttı. Çiller, ba- sın kuruluşlannı. 212 sayılı ya- sayı güncelleştirecek çabalann içine girmeye çağırdi ve "Bu gö- rev. basın çalışanlannın yanı sıra, basın kuruluşlannın da sırtında- dır"dedi. Tekelleşme tehdit ediyor TGS Genel Başkanı Orhan Er- inç, gazetecilerin çalışma koşul- lannı düzenleyen 212 sayıh ya- sanın yürürlüğe girişinin 34. yıl- dönümü nedeniyle bir açıklama yaptı. Gazetecilerin çalışma koşul- lannın iik kez 1952 yılında dü- zenlendiğini. 10 Ocak 1961de yürürlüğe giren 212 sayılı yasay- la yeni sosyal ekonomik haklar tanındığını anımsatan TGS Ge- nel Başkanı Erinç. "Aneak bu- gün basın çalışanlannın içinde bulunduğu koşullar, 1952 yılın- dan da geriye düşmüştür. Basın çalışanlannın büyükçoğunlugu- nun geleceği. iki işverenin iki du- dağı arasındadır" dedi. Her ge- çen gün biraz daha tırmanan te- kelleşme olgusunun, hem basın çalışanlannın haklannı hem de basın özgürlüğünü tehdit eder duruma geldiğini anlatan Orhan Erinç. şöyle devam etti: "Sendi- kal örgütlenmenin karşısında olan işverenler, halkın habertere ulaşma hakkını da dolaylı olarak kısmaktadırlar. Gazetecilerin sendikal haklannı savunamadık- ları bir ülkede özgiir basından söz etmenin de olanağı yoktur. Bu karmaşa içindelotarya. gaze- telerin ana amaçlan arasına gir- miş. teknolojiye \e lotaryaya kav dırilan yatınmlar.çalışanlann ve okurlann parlamento ve siyasal partilerin de basının içinde bu- lunduğu somnlara gereken ilgi- yi göstermediğini ortaya koymuş- tur." Basın Yasası'nda göreceli bir iyileştirme öngören basın kanu- nu değişiklik tasarısının TBMM'de ikinci yılını doldur- duğuna dikkat çeken Erinç, şu görüşlere yer verdi: ILO sözleşmeleri "Fikir suçu kavranu, hem ana- yasadan hem de yasalardan ÇH kanlmamışnr. Fikirlerini açıkla- dıklan için cezaevine kapatılan- lann sayısı her gün biraz daha artmaktadır. ILO sözleşmeleri- nin bir bölümii onaylanmıştır. Ancakyaprınmlanyasalaria be- ürienmediği için uygulanama- makta. işverenlerin çahşanlara baskı yapma, ke>fi olarak işten çıkarma girişimleri artarak sür- mektedir. Basın organlannın bü- yiik çogunluğu, özlemi duyulan çokseslilik yerine; a>nı görüşleri değişik kalıplarla yaymak, acı- ması/ bir liberalizm uygulamast- nı şirin göstermek. laik ve ulusal sınırlar içinde bölünmez bir yö- netim biçimi olan Türkiye Cum- huriyeti'ni küçümsemek gibi bir yola girnıişlerdir'''. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nail Güreli de "Türki- ye Gazetecilik Başan Ödüueri" töreninde yaptığı konı^mada, basının sorunlanna değinerek basının 1995 vılına birtakım so- runlarla ve kan kaybıyla girdiği- ni söyledi. Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Genel Başkanı Mustafa Ekmekçi de yaptıgı açıklamada. basın özgürlügünün ve çalışan- ların haklannın büyük ölçüde kaybedildiğini belirterek 10 Ocak Basın Bayramı nedeniyle "212 sayılı yasaya saygı" imza kampanyasını başlattı. Sıvas için faks zinciıi • Baştarafi 1. Sayfada gili DGM karannın kaygıyla kar- şılandığı belirtilerek şöyle deni- liyor: "DGM karan, davayı mağdur- ların suçlandığı bir görünüme büründürmüş, devlet kuruluşla- nnın da desteği ile düzenlenen bir kültür şenliğini katliama dönüş- türenterin tahrik edilnıiş kişiler olduğunu ileri sürmüştür. Bu, as- la kabul edilemeyecek bir değer- lendirmedir. Kişilerin belli dü- şüncelerini savunarak \ aşamlan boyunca oluşturduklan kimliğin, kendiliğinden bir tahrik unsum olarak ele alınması korku verici- dir. Bu tutumun gelecekte tahrik edildiklerini iddia edecek kişi ve gruplann benzer saldınlarda bu- hınjnajanm teşvjk edici nitelikte olduğu açıktır. Bu nedenle DGM'nin, cumhuriyeti yok et- mek istevenlerin görüşlerini hu- kuk düzeyine taşımak anlamına gelen bu karannın ülkemizin ge- leceği bakımından büyükbir teh- like oluşturduğuna inanıyoruz. DGM'nin karannın, ülkenin hu- kuk \e adalet düze\ine giivenüı v itirilmesine yol açacak öncmde bir dönüm noktası olabileceği kuşkusunu taşıyor, yurttaşlar olarakcumhurhetimizin demok- ratik ve laik geleceğineolan inan- cımızı korumak istivoruz." ATYAIH5LARI 1. KOŞU: F: Batuhan 2 (4), P: Barakbeyi (3), PP: Canan 4 (5). 2. KOŞL1 : F: Top-AI (6). P: Canselçuk (4). PP: Egedenizi (1). S:Cemhan(5). 3. KOŞU: F: Thyp. Rising (3), P: Manifesto (4), PP: Hipok- rat(2), S: Vegas Gırl (I). 4. KOŞU: F: Berkhan 2 (5), P: Nizipli (7), PP: llker 1 (1), S: Bozca Ada (4). 5. KOŞU: F: Kutlu Melek (11). P: Bereket 1 (7). PP: Canoş (8), S: Golden Hawk (2). 6. KOŞU: F: Kılıçali (10), P: Baba 1 (15), PP: Özgürhan (3), S: Sabur(4), SS: Berdan (5). 7. KOŞU: F: Tolgaer (12). P: Heybetli 4 (6), PP: Baturalp (II). S:Ogulcan(IO). Günûn İkilisi: 4. Koşu: TabelaBahis: 10. 15.3. ALTILI GANYAN 6 3 4 1 5 ' 5,7 4.5. 5 11 7 10 15 3-4 5-8 12 6 OTORİTELERIN GORUŞLERI Hilmı Soysal M Ozkavaz Faruk Acar Gûney Akıncı 6-1-4-5 6-4-1-5 6-4-1 6-4-1-5 3 3 3 3 5-7 5 7-5-1-4 7-5-1 11-7-8 11-2-7-8 11 11-7-8-2 10-15-3-4 34-10-8 1C-13-8-5 15-10-3 12-6-10 2-6-12-10 6-12-13 12-10-6 1. AYAK: Sürprize müsait bir koşu. L'zun mesafeyi seven Top-AI. sorunlan giderilen Canselçuk \e idmanlannda derece- li işler sergileyen Egedenizi, öncelikle düşünülmeli. Süratli sti- li ile Cemhan, sürpriz yapabilir. 2. AYAK: Cumartesi sabahı sergilediği 1000/1.03.7- 400'25.5 işi beğenilen Th>p. Rising, kazanacak güçte. Kötü koşması halınde Manifesto devreye girebilir. 3. AYAK: Son yanşını ölçü almadığımız Berkhan 2. bu kez farklı koşacaktır. Giderek düzelen Nizipli ile iyi bir form tutan tlker 1. daha sonraki ihtimaller. 4. AYAK: Son yanşına eksik idmanla giren Kutlu Melek. ilk şansa sahip. Pistin kuru olması halinde Bereket I 'in de kazan- ma şansı vardır. Istikrarlı yarışlar çıkaran Canoş'u sürprizde önerinz. 5. AYAK: Kanşık bir koşu. Favoriyi bulmak zor. Son yan- şında güçlü rakipler yanında başanlı olan Kılıçali, önlerde ra- hat bırakılırsa Baba I, öncelikle değerlendirilmeli. Yaptıgı kısa işleri dikkat çeken Özgürhan. uzun mesafeye yatkın olan Sa- bur ile Berdan, tabela şansı olan isimler. 6. AYAK: Ciddi hazırlıklan olan Tolgaer ve uzun mesafeli tempo yanşlannın etkili ismi Heybetli 4, kilo avantajı ile Batu- ralp, koşuya ağırlıklannı koyabilecek isimler. Turgal 3, koşmaz 4. Koşuda 8 numaralı Turgal 3. sahip degıştirdiğinden bu- günkü koşudan çıkanıldı. B Baştarafi 1. Sayfada Öyle anlaşılıyor ki anayasada var olduğu iddia edilen memura sendi- ka yasağı da, memurlar önemli öl- çüde başardıkları sendikal haklannı söke söke tamamlayınca hükümet yasağı kaldıracak ve yasayı TBMM'den geçirecek. Son olarak DYP, ANAP ve SHP'nin üzerinde anlaştığı anayasa değişikliği hazırlıklarına geçmeden önce, 1982 Anayasasfnın özellikle- rini aktaralım: - 1982 Anayasası 5 generalden oluşan MGK'nin sorumluluğunda hazırlandı. Siviller sadece danışman olarak kullanıldı. - Anayasanın yapımında bürokra- tik işlev üstienen Danışma Mecli- si'nin 160 üyesinden 40'ı doğrudan MGK'ce, 120'si de her ilden valilerin seçtiği üç kat aday arasından belir- lendi. Yani danışılan kişiler de MGK'nin tam güvenini almış olan- lardı. - Halk/n yüzde 91.37 oyuyla kabul edilen anayasanın reddedilmesi ha- linde nasıl bir yöntem izleneceği be- lirtilmemiş, karar MGK'ye bırakıl- mıştı. Yani anayasa ya kabul edile- cek ya kabul edilecekti. 1982 Anayasası'nın metin yazarlı- ğını yapan Prof. Orhan Aldıkaçtr da artık anayasayı savunamıyor. Prof. Aidıkaçtı, anayasanın o günün koşullarında Türkiye'nin gereksi- nimlerine göre hazırlandığını, aynı koşul doğsa yine hazırlayabileceğini Anayasa Kangreni... vurguladıktan sonra ekliyor: "Ancak, o dönemdeki koşullar gereği çok sınırlandırdık. Dernekler, siyasi partiler, sendikalar konusun- da mutlaka değişiklik yapmak gere- kiyordu. Çünkü fazla sınırlandırma vardı." Bugün. TBMM'nin içinde ve dı- şında 1982 Anayasası 'nı savunan tek parti yok. Yakın geçmişte de ol- mamıştı. Ne var ki iş değişikliğe ge- lince bir türlü ortak nokta yakalana- mıyor. Bu kez başlatılan girişimin sonuç- landırılmasını diliyoruz. Gerçi anlaş- maya varılan değişiklikler çok eksik ama yine de bir başlangıç olması açısından önemli. Eğer bunu başa- rabilirlerse. belki mılletvekillerinin de kendilerine güveni gelir, "Vay be, biz işe yarıyormuşuz. Sadece ma- aşımız artarken ortak hareket etmi- yormuşuz" derler. Kaldı ki biraz da- ha geç kalırlarsa. toplumsal değişi- min tümüyle gerisinde kalmış ola- caklar. Üzerinde anlaşmaya varılan mad- delerin birçoğu, tıpkı Radyo-Tele- vizyon Yasası gibi toplumca delin- miş durumda. Derneklerin siyasi fa- aliyetini yasaklayan 33. madde, sendikaların siyasi partılerle ilişkisinı engelleyen 52. madde artık aşıldı. Siyasetle ilgilenmesi yasak olan TÜ- SİAD, hükümete ömür biçiyor, poli- tikaları eleştiriyor, seçim öncesi her birini istanbul'a çağırıp sınavdan geçiriyor. Siyasi partilerle ilgilenmesi yasak olan Tü'rk-iş'in üst yönetıminin yan- ya yakını geçen seçimlerde millet- vekili adayı oldu. Demirel'in istediği TBMM'yi seçi- me götürme yetkisini ise hemen hiçbir parti desteklemiyor. Başba- kanlık'tan Cumhurbaşkanlığı'na çı- kan herkes yeni koltuğa alışmakta zorlanıyor. Çankaya Köşkü'nün bahçesi ge- niş, forsu yüksek, ama yetkisi az. Rahmetli Ozal'ın da canı sıkılmış, başkanlık, yarı başkanlık gibi dene- yimlere girmiş, başaramayınca işi Tommiks, Teksas romanlanna, bilgi- sayar oyunlarına dökmüştü. Oysa seçim yetkisini 1924 Meclisi Ata- türk'e bile vermemişti. Uzun tartış- malardan sonra bu madde anayasa metninden çıkarılmıştı. ANAP, DYP ve SHP'li üyelerden oluşan bir komisyon, dün öğleden sonra yeniden bir araya geldi. Ba- şan dileklerimizi yineleyip anayasa ile ilgili satır başları aktaralım: - Anayasa sözcüğüne ilk kez Aristo'nun devleti monarşiler, aris- tokrasiler, oligarşiler, diktatörlükler ve demokrasiler olarak sınıfladığı 'Politika' kitabında rastlıyoruz. - Bugünkü anlamda anayasa ta- nımı ise 18. yüzyılda, Jean Jacqu- es Rousseau ile ortaya çıktı. - Yeryüzündeki ilk yazılı anayasa 1787'de kaleme alınıp 1789'da yü- rürlüğe giren ABD anayasası. Fran- sa'da devrim, anayasa ürününü ABD'den iki yıl sonra 1791 'de verdi. Bunu Hollanda, Ispanya, Isviçre, Belçika izledi. - Osmanlı'da ise 19. yüzyıl or- talannda başlayan anayasa tartış- maları 1876'da 'Kanuni Esasi' ile sonuçlandı. Cumhuriyet döneminde 4 kez anayasa değişikliği yaşadık. 1961'deki 'bol' geldi, 1971'de 'daraltalım' derken kolunu, yakasını kesip biçimsiz hale getirdiler. 1982'de ise özgürlüklerden çok yasakların yer aldığı bir anayasa ol- du. 1982 Anayasası'nın bu niteliğini anlamak için 177 maddesini uzun uzun okumanın gereği yok. Sadece Temel Haklar ve Ödevler başlığını taşıyan ikinci bölümdeki madde başlıklarını aktarmak yeterli: "Temel hak ve hürriyetlerin niteliği, temel hak ve hürriyetlerin sınıriandınlması, temel hak ve hür- hyetlerin kötüye kullanılmaması ve durdurulması..." Yani anayasa uzun uzun hakların nasıl sınırlanacağını anlatıyor. Bakalım, TBMM rüştünü ispat- layıp. anayasaya yeni bir biçim ver- meyi başarabilecek mi? Anayasa değişikliği Hiikümette 24. madde sıloııtrsı Partiler 24. madde üzerinde uzlaşmadı. Bu maddenin yeniden yazımı için Cindoruk'a yetki verildi ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Anayasanın 20 maddesinin değiştirilmesi için ANAP. DYP ve SHP gö- rüş birliğine varmasına karşın. RP'nin -din ve vicdan özgürlüğünü" düzenleyen 24. madde koşulunu getirme- si, hükümet ortaklan arasında sıkıntı yarattı. Siyasi par- tiler arasında. sorununun çözülebilmesi için TBMM Başkanı Hüsameftin Cindorukun 24. maddeyi yeni- den yazarak. tartışmaya açması görüşii benimsendi.vRP. kabinenin büyük kanadı DYP ile ANAP'daki muhafa- zakâr millervekillerinin karşı oylanyla birinci paketi en- gelleme tebdidinde bulundu. DYP. ANAP ve RP ile birlikte SHPyi devre dışı bı- rakarak. 14 ve 24. maddeler için yeni bir paket hazır- lanması konusunda uzlaşmaya vanrken. SHP Grup Baş- kanvekili Adnan Ekmen, "Bu tavrı hoş karşılamayız. Dunımumuzu yeniden gözden geciririz" dedi. DYP Grup Başkanvekili Turhan Tayan ise değişikliğin "en genhjuzlaşma'' ile yapılmasından yana oîduklannı be- lirterek. "Henüz partiler arasında görüş alışverişi siirü- yxtr; kimsevi dışlama ni>etimiz yok" diyerek havayı yu- muşattı. TBMM Başkanı Cindoruk başkanlıgında yapılan top- lantıda, RP'nin 24. madde koşulu nedeniyle sonuç alı- namaması üzerine, görüşmelerin si_\asi partiler arasın- da sürdürülmesi kararlaştınldı. Buçerçevede, D\'Pgrup yöneticileri, SHP ve RP grup yöneticileriyle kulislerde ve Mecllis Genel Kurul Salonu'nda "Anayasa değişik- liği kulisi" yaptılar. Konuya ilişkin Cumhurijet'in sorulannı yanıtlayan Turhan Tavan. henüz görüşmelerin sürdüğünü, DYP, ANAP ve SHP"nin 20 maddetik paket üzerinde uzlaş- maya vardığınadikkat çekerek. "Ancakamacımızdeği- şikliği en geniş mutabakatla vapmak. Çünkü anavasa de- ğişikliği gizli o> la vapılıvor RP v i de ikna etmek için ça- lışrtoruz, bu konuda bir ara formül geliştirmeye çalışı- yoruz" dedi. Tayan. 24. madde konusunda SHP"nin "devredı$r bırakılıp bırakılmayacağının sorulması üze- rine de "Bizortağımızla ters düşmeyiz. Henüz göriişme- lersürüvor. Kimsevidışiamak söz konusu değil" diye ko- nuştu. ^Grubumuzubiliriz^ ANAP lideri Mesut Yılmazda. anayasa değişiklikle- rinin mümkün olduğunca geniş bir uzlaşı içinde çıkma- sını hedeflediklerini ve arabuluculuk yapmavı sürdüre- eeWerir»i bildirdi. SHP ve RP'nin uzlaşmasının en iyi çözüm olacağını ancak bu sağlanamazsa. ilk aşamada 20 maddenin. daha sonra da 14 ve 24. maddelerin de- ğiştirilebileceğinı söyleyen Yılmaz. RP'nın katı tutumu- nu sürdürmesi durumunda bu parti olmadan da 20 mad- deyi değiştirebileceklerini söyledi. ANAP ve DYP içindeki muhafazakâriann RP'yle bir- likte hareket edebileceklerinin anımsatılması üzerine. "Biz kendi grubumuzun egilimini Refahçılardan daha hi büiriz" dedi. 20 maddenin değiştirilmesi için RP'nin oyu gerekme- diğini söyleyen Yılmaz, "RPolmasa da bu 20 madde gecer. RP'nin oyu gerekmiyor. Ancak biz 22,23 madde- yi tüm partilerin uzlaşması> la birlikte çıkarmayı istiyo- nız"dedı. SHP ve RP'nin uzlaşmasınıbekledikleri. an- cak bu sağlanamazsa RP nezdinde son birgirişımde bu- lunacağını bildiren Yılmaz, RP'ye "Koşulunuzu kaldı- nn. 24. maddede uzlaşma zemini vardır. Zaten RP ve DYP ile pekfarkımı/vok; SHP'nin deonavınıalmakiçin girişimdc bulunuruz. Ama sonuç alamazsak RP'siz ya- pan/" dıveceğini sövledi. Yılmaz. bir paketin RP'siz. diğerpaketin SHP'sizolmasını istemediklenni vesonuç alıncaya kadar uzlaştırma çabalarını sürdüreceklerini bildirdi. RP Grup Başkanvekıli Oğuzhan Asittürk ise. "ikinci ittifak"önerisininpratikteuygu]anamayacağını savuna- rak kendileri gibi düşünen çok sayıda ANAP ve DYP'lı milletvekilı bulunduğunu, bu nedenle gizli oylamadan 24. maddenin olmadıgı değişiklik önerilerinin Mecfis Genel Kurulu'ndan geçirilemeyeceğini söyledi. SHP Grup Başkanvekıli Ercan Karakaş da 24. mad- denin bütününde yapılacak bir değişikliğe karşı olma- dıklannı. ancak "devlet düzeninin dine dayandınlama- >acağı" vönündeki tek cümlelik bir hükmün bulunma- sını istediklerini söyledi. Karakaş. "Uzlaşma,ancaktar- tışmayla olur. RP, biz bu metni şöyle görmezsek değiş- tirtmeviz diyor. Benim istediğim olmazsa, katıldığım diğerlerine de onav vermem diyorsa, böyle uzlaşma ol- maz" dedi. Ö z Ü r l İ İ İ e r e İ n d İ H l l l Özel Bağcılar Hastanesi. bu s«ne başlattığı ye- U i l U İ U l f l f II1U111II1 ni bir uygulamavlaKöriere.Mutluluk Derneği üyeleriyle ailelerine indirimli göz muayenesine başladı. Hastane V önetim Kurulu Başkanı Dr. Be>za- deÖzkahraman, uvgulama için dün düzenienen protokol imza töreninde, "Özürlü insanlara devİetin olduğu kadar, özel kuruluşların da yardun elini uzatması gerekir" di\e konuştu. Dr. fkvzade Özkah- raman, Körlere Mutluluk Derneği'yle imzalanan protokolle, 1995 yılı sonuna kadar 20Ö'e yakın iiye- si bulunan dernek iiyelerij Ie ailelerinin göz muayene ve tedavilerindey üzde50, göz dışmdakidiğer has- taüklann tedav isinde ise yüzde 20 indirim uvgulanacağını bildirildi. Dernek Genel Sekreteri Mümin Özeken de Özürlüler Yasa Tasansı'nın da yaşanıa geçirilmesini istedi. (Fotoğraf: KEREM ILGAZ) İnsan Haklan DGM'de D İ P İ e t r o gelıyor • Baştarafı 1. Sayfada cak. TÜSİAD Başkanı HalisKo- mili. ünlü Milano Savcısı Anto- nio Di Pietro'yu Türkiye'ye da- vet etmeleriyle ilgili olarak yap- tıgı yazılı açıklamada. ttalya'da- ki "Temiz Eller Operasyo- nu"ndan tüm dünyanın ders al- ması gerektiğini belirterek Di Pi- etro'yu davet etme gerekçelerini şöyle dile getirdi: "Bu derslere Türkiye'nin de ihtiyacı olduğu- nu. 1994'te fazlasıvla gördük. Son yıllarda Türkiye'de orta>^ çıkan yolsuzluklar, toplumun tüm bi- reylerinin, tüm kuruluşlannın. konuya olan duyarlılığının art- nıasını gerektirecek boyutlara ulaşfı. Derneğimiz de bu gerçek- ten hareketle TÜSİAD üyeleri- nin uyduğu *(ş Ahlakı İlkeleri' başlıklı bir metni kaleme aldı. Bu metin, Tl'SİAD'ın 25. Olağan Genel Kurulu'nda onaylandık- tan sonra tüzüğümüzde yer ala- cak. Bu metnin kabul edildiği toplantıva, cesaretin, dürüstlü- ğıin simgesi olmuş Di Dietro gibi bir ismin konuşmacı olarak katıl- masının. temiz toplumun Türki- ye'nin geleceği açısından önemi- ne kamuoy unun dikkarini bir kez daha çekeceğini düşündük." ANKARA (CumhuriyetBüro- su) - Yayımladıklan kitaplar ne- deniyle haklannda Terörle Mü- cadele Yasası'nın (TMY) 8. maddesi uyannca Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde 2 ay- n davaaçılan Türkiye İnsan Hak- lan Vakfı (TlHV) yöneticileri ile Insan Haklan Derneği (İHD) Genel Başkanı Akın Birdal'ın yargılanmalanna bugün devam edilecek. Duruşmalan Avru- pa'dan gelecek olan bazı demok- ratik kitle örgütü yöneticilerinin de izleyecekleri bildirildi. TlHV tarafından yayımlanan "fşkence Dosyası 1980-1994" ad- lı kitapçık nedeniyle TlHV Ge- nel Başkanı YavuzÖnen ile yö- netim kurulu üyelerinden ¥e\~n Argun hakkında açılan davaya bugün Ankara DGM'de devam edilecek. Ankara DGM'deki duruşma- da. Önen ve Argun ile avukatla- nnın son savunmalan yapacakla- n bildirilirken, dava konusu olan kitapçıkta, 12 Eylül I980askeri darbesinden sonra 12 Eylül 1994 tarihine kadar geçen süre içinde insan haklan ihlalleri ele alınmış ve 14 yıl içinde işkence sonucu 420 kişinin yaşamını yitirdiği be- lirtilmişti. 12 Eylül 1994 tarihınde va- yımlanan kitapçık. ekim ayında toplatılmış ve vakıf yöneticileri hakkında soruşturma açılmıştı. tHD tarafından 1994 yılında yayımlanan ve kısa bir süre için- de toplatılan "Yakılan Köylerden Bir Kesif adlı kitap nedeniyle dernek yöneticileri hakkında açı- lan davanın duruşmasına da bu- gün. Ankara DGM'de başlana- cağı bildirildi. TMY'nin 8. maddesi uyannca açılan davada, İHD Genel Baş- kanı Birdal, İHD Genel Sekrete- ri Hüsnü Öndül. eski İHD Ge- nel Başkan Yardımcısı Sedat As- lantaş ve İHD Merkez Yüriitme Kurulu üyesi Erol Anaryargıla- nıyorlar. TİHV ve İHD yöneticilerinin duruşmalarının. başta Uluslara- rası Af Örgütü olmak üzere bazı uluslararası insan haklan kuru- luşlannın temsilcileri ile Anka- ra'daki bazı yabancı diplomatlar tarafından izleneceği bildinldı. Bu arada. TlHV Genel Sekre- teri Mahmut Tali Öngören. dün yaptıgı açıklamada. ınsan hakla- rı savunuculan hakkında açılan davalann uluslararası sözleşme- lerle uyum sağlamadığını savun- du. « • Olümün sanayileştiği kaıııp • Baştarafi 1. Sayfada ce insanın Naziler tarafından gaz odalanna gönderildigi Ausch- vvitz'in tüyler ürpertici öyküsûnü kapak konusu yapfı. Dergi. bu korkunç kampta kitlesel katliamlar için zamanın teknoloji- sinin tüm olajıakiannın kullanıldığın) belirterek "Ausdmte'de öliim sanayileştirildi"' diyor. 1945'te kampı ele geçiren Kızıl Ordu komutanlanndan bu- gün tek hayatta kalanı olan General Vasily Petrenko,kampta gör- düklerinın şokundan hâlâ kurtuiamamış: Newsweek'e şöyle anlatıyor izlenimlerini: "Dört yıl savaştım. Çok sayıda insanın ölmesine tanık oidum. Asıtmış insanlar, yakılmış insanlar, bom- balarta parçalanmış insanlar gördüm. Ama itirafedeyün Ausch- witz'de gördüiderim için hazıriıkk değüdim." Çocuklar GeneraJ en çok çocuklardan etkilenmiş. Naziler kampı ace- le boşaltırken bazı çocuklar geride bırakılmış. Bunlann büyük bölümü kamp doktoru "ölûın meteği" Josef Mengefe'nin "tıb- bi deneylerinden" kurtulabilmiş çocuklar. General Petrenko şöyle diyor: "Ansızın karşıma çocuklar çıkn. Bu korkunç sa- vaşta çocuklann ne işi vardı? Önce anlayamamış ve çok şaşır- mıştını. Sonra çocuklann kampa öklürülmek için getirfldikk- rini öğrendim." Auschvvitz'den 1.5 milyon insan geçti. Bunlann büyük ço- ğunluğundan geriye sadece saçlan ve yakılmış cesetlerinin ko- kusu kaldı. Kızıl Ordu, Ocak 1945'te kampı kurtardığında, kampta 65 bin kişi ölümü bekliyordu. Kamptan kurtulanlann çoğu, geçirdikleri korkunç şokun etkisinden hiçbir zaman kur- tulamadılar. Örneğin kamptan kurtulanlar arasında bulunan İtalyan yazar Pasimo Levi, 1987'de intihar etti. Avusturyalı Ya- hudi filozof Jean Amery, kamptan kurtanlaniar arasındaydı. Amery, kampa ilişkin yazdığı kitapta "İşkencegörmüşolan bir insan yaşamboyu bundan kurtulamaz" diyor. Amery de 1978 yılında intihar etti. Nevvsvveek, Auschvvitz olayı için şöyle di- yor: "Auscfmitz, ilk kez korkunç bir sorunu gündeme getirdi: Modem teknoloji, insan tabiatını değiştiriyor, böinçakındaki iç- güdüleri tüm vahşeti ile ortaya çıkanyordu." Auschvvitz'den kurtulan Rita Yamberger, 17 yaşında iken gö- türüldüğü kampa ilişkin izlenimlerini şöyle anlatıyor: "Bizita- şıyan tren kampa geldiğinde hcpimizi indirerek sıraya soktular. Sonra 5er kişilik gruplar halinde Dr. Mengele'nin önünden geç- tik. Mengele, siyah Nazi üniformast ve pınl pınl çizmeteriy le bir heykel kadar güzeldi. Mengele'nin işaretiyie yaşülar, çocuklar ve anneleri sağda, çalısabilecek durumda olanlar solda toplan- dL Sağ tarafta toplananlar derhal gaz odalanna götürüldfl. Be- ni çalısabilecek gnıba soktuklanndan gazlanmaktan kurtul- dum." Sadece Macanstan'dan Auschwitz'e 2 ay içinde 438 bin Ya- hudi gönderildi. Bunlar Fransa, Hollanda. Slovakya, Yunanis- tan 'dan gelmişlerdi. Tabii bu grupta Macar Yahudileri de bulu- nuyordu.Toplama kamplannda polis görevini ise yine Yahudi- lerden oluşan "Sonderkommando" adlı birlikler yapıyordu. Bunlar daha sonra kendilerinin de öldürüleceğini biliyordu. Nitekim. Naziler bir süre sonra bunlan öldürüyor, yerlerine ye- ni Sonderkommandolargeliyordu. Nazilerin ilginç yöntemle- rinden biri de kurbanlan gaz odalanna klasik müzikle gönder- meleriydi. Kampta çoğu zaman klasik müzik çalardı. Kurban- lara duş alacaklan söylenir, bazı kurbanlar klasik müzik eşli- ğinde gaz odalanna umutla giderlerdi. Ancak bir kez büyük odalara girip, artlanndan demir kapılar kapandığında durumu kavrarlardı. Evet, Auschvvitz, insanlık tarihinin utanç belgesi olarak hiçbir zaman unutulmayacak. ünutulmamalı da... OLAYLARIN ARDCVDAKİ GERÇEK I Baştarafi 1. Sayfada dikleri haklı tepki anlayışla karşılanmalıdır. 2) Alevilerin protesto ey- lemleri, kimsenin burnu ka- namadan ve kimseye bir fis- ke vurmadan başlayıp bitiyor. Yıllann birikimiyle içleri dol- muş yurttaşların interstar'a gösterdekleri tepkiyi kimse yadırgamıyor. Kuşaktan ku- şağa baskı gören, mezhep değiştirmelerı için zorlanan, en çirkin iftiralarla karalan- mak istenen Aleviler, son yıl- larda haklannı ve kişiliklerini savunmak yolunda epey yol almışlardır. 3) Alevilerin kitlesel eylem- leri bitip noktalandıktan son- ra interstar binasını kuşatıp taşlayan kalabalığın ise ba- ğışlanacak yanı yoktur. Bu çirkin saldırı bir yayın kuru- muna yapıldığı için ayrıca kı- nanmalıdır; çünkü yayın öz- gürlüğüne karşı da bir nitelik taşımaktadır. Yayının içeriği ne olursa olsun, yayına karşı şiddet kullanmak çağdışı bir davranıştır. 4) Devlet güçlerinin ve gü- venlik kuvvetlerinin, saldırıyı durdurmak için. hızla olay yerine ulaşmaları gerekirdi. Bu konuda eksiklik daha bü- yük faciaların çıkmasına yol açabilir. Sıvas olaylarında, bu yetersizliğin, ihmalin ya da kastın acı sonucu derlendi. Istanbul'da bir televizyon ku- rumu taşlanırken, ortalıkta güvenlik kuvvetlerinin görül- memesi. üzerinde ciddiyetle durulacak bir noktadır. 5) İnterstar televızyonu, in- sanların onurlannı ve kurum- ların saygınlığını çiğnemeye çalışan ve bu alanda sayısız örnekler sergileyen bir yayın organıdır. İçinde çeşitli ban- kalann da bulunduğu bir hol- dinge bağlı olan Interstar'ın sık sık yasa ve ahlak ölçüleri- ni çiğnemesi, kendisine yö- nelik saldırıyı bağışlatmaz; Interstar'ın özel çıkarları uğ- runa çeşitli yalanlarla kitleleri aldatmaya çalışması binası- nın taşlanmasını mazur gös- teremez. 6) Birbirine benzemeyen iki olaydır; ama, Sıvas'ta otel kuşatıp insan yakan kara ka- labalığı şiddetin avukatlığını yapan bağnazlar savunmuş- lardır. Istanbul'da Alevileri in- citen ve öfkelendiren bir ya- yına tepki olsun diye İnters- tar televizyon binasını taşla- yan gözüdönmüş kalabalığı, aklı başında hiç kimse, ne gerekçeyle olursa olsun sa- vunamaz. Türkiye kaynayan bir kaza- na dönmüştür; bir kibrit çak- san parlayacak kadar öfkeli yığınların ülkemizin ötesinde berisinde hazır kuvvet gibi fırsat bekledikleri görülüyor. Toplumda bir hoşgörü rüzgâ- rının estirilmesi, dinin kesin- likle siyasetten arındırılması gerekiyor. Bu yolda gecikmenin fatu- ralan çok ağır bir biçimde ödenebilir; o zaman iş işten geçmiş olur. • • • Türkiye yine Avrupa gündeminde Dış Haberler Servisi - Avrupa Konsevı Parlamenterler Meclisi Siyasi Komisyonu. dün sabah Pa- ris'teki OECD binasında toplandı. TBMM'den DYPIİ Sait Kemal Mimaroğiu. ANAP'lı Engin Gü- ner\e SHP Onursal Genel Başka- nı Erdal İnönü'nün katıldığı top- lantının gündem maddeleri arasın- da. 'İnsan haklan ihlallerine iliş- kin olarak Türkiye'deki durum" konusu da yer aldı. Daha önce Türkiye'de incele- melerde bulunan Hollandalı sos- yalıst parlamenter Manfred Schla- manın verdiği sözlü raporun ar- dından. konunun ayrıntılı olarak görüşüleceği bildirildi. Toplantının ardından Kürt mil- letvekillerinin ağır cezalara çarp- tırılmasını kınayan bir basın bildi- risınin kaleme alınmasının güçlü bir olasılık olduğu da kaydedıldi. ANAP'lı Engin Güner. I6ocak- ta yine Parıs'te Avrupa Konseyi Hukuk İşleri Komısyonu'nun top- lanacağını. dünkü toplantınm ar- dından 16 ocakta yapılacak ikinci toplantı sonucunda alınacak karar- lara göre ay sonunda gerçekleşe- cek Avrupa Konseyi Parlamenter- ler Meclisi Genel Kurulu'nda Tür- kiye'nin temsili konusunun şekil- leneceğini ifade etti. Türk parla- menterler, 30ocağa kadar geçecek bu süre içinde kurulacak temas- ların. Türkiye'nın konseyde tem- sılının askıya alınması anlamına gelecek böylesi bir karar veril- mesinde belirleyici olacağını vur- gularken Avrupa Konseyi Genel Sekreterf nın deönümüzdeki gün- lerde Türkiye'ye gelebıleceği haber verildi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog