Bugünden 1930'a 5,492,510 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHUBİYET 11 OCAK 1995 ÇARŞAMBA 12 DIZIYAZI Şeker Şirketi'nin el koymasıyla rezaletleri ortaya çıkan Gümüş Motor'un hizmet anlayışı: Tamiriçin al,başkasına sat a Z amanı ve yeri gel- diğinde Erba- kan'ın övündüğü "Gümüş Motor Obyı"nın, aslında bir"skandal", bir "rezalet" olduğunu daha iyi an- latabilmek için bir parantez aç- mıştık. Amacımız, rezaletin ya- ratıcısı ve kahramanı Necmettin Erbakan'ı daha yakından tanıta- bilmek için kişilik özellikleri hakkında, kendi ağzından bilgi- ler vermekti. Şimdi parantezı ka- patıyor ve Gümüş Motor Reza- leti'ne kaldıgımız yerden devam ediyoruz. En son özetie, "Necmettin Er- bakan'ın genei müdürlüğünden istifa ettirildigi Gümüş Motor muhasebe ve kayıtlannın bakkal hesaplanndan farkstz olduğu gö- rüldü. Gözden geçirilen yazışma- larda komediden öte, bir trajedi sergUeniyordu"demiştik. Evet. Karşılaşılanlar rezaletin ta ken- disiydi... Kayıp motor oteyı Örneğin... Bir yurttaş genel müdürlüğe mektup gönderip, "Sizden aldı- ğım motor arızalandu gönder- sem tamir eder misiniz" diye so- ruyor. Erbakan şu cevabi mektu- bu yazıyor:"BismilIahirrahma- Dİrrahim... Hayırlı, uğurlu. bereketli mahsuller diler, göndereceği- niz motoru bila-bedel tamir edeceğimizi bildiririz. Allaha emanet olunuz." Iki ay sonra aynı yurttaştan bir mektup daha geliyor Erbakan'a: "Allah rızası için motorumu gönderin. Mahsulüm yanıyor." Bir ay sonra üçüncü ve son mek- tup geliyor: "Ben tamir edümesinden fa- lan vazgeçtim, motorumu mutia- ka gönderin." Şeker şirketi yetkilisi, mektup- larda söz konusu edilen motorla ilgili bir araştırma yaptinyor. Bü- tün çabalara karşın motor bulu- namıyor. En sonunda, biraz sı- kıştınlan ambar görevüsi, kayıp motor olayının üzerindeki esrar perdesini kaldıran şu itirafta bu- lunuyor: "Efendim, biliyorsunuz mali sıkıntı içindeydik. Motoru tamir ettik. Necmettin Bey'in talima- hyla, motoru bir güzel boyayıp, başkasına sattık." O anda söylenebilecek ve ya- pılabilecek herhangi bir şey ola- mazdı. Ertesi günü Şeker Şirke- ti yetkilisi ile Necmettin Erba- kan arasında, biı kişiliğe projek- tör tutan şu ibret verici konuşma geçiyor: - Necmettin Bey, memleketi- mizde her meslekte bir asgari ah- lak teşekkül etmiş midir? -ÖyledirtabiL - Bir kundura tamircisi düşü- nelim. Kundura tamircisi, basit bir sanat erbabıdır. Bu ayakkabı tamir- cisinin. çoluk çocuğu hastalansa ve ilaç parası da olmasa. Bir avakkabı, tamir için kendisine verilmiş olsa, acaba ayak- kabı tamircisi bunu satar ve parası ile ilaç alarak çoluk çocuğuna götürebilir mi? Götürmeli mi? - Hayır efendim. Elbette götüremez, - Fakat Sayın Necmettin Bey. sizin yö- nettiğiniz bu anonim şirket, bu fabrika, kundura tamircisindeki asgari ahlaka bik sahip değil. Siz, size emanet edilmiş, tamir için verilen motoru bir başkasına sattınız." Tiize büe yapartf ama... Toplanan kurban derilen ve Bos- na'ya yardım paralan ile ilgili giderek gerçeğe dönüşen ıddıalar, bu olayın ışı- ğında değerlendirilmek gerekir. Erba- kan"ın "Gümüş Motor RezaletTnden ümüş Motor'un kayıtlannı denetleyen Şeker Şirketi uzmanlan şaşkına dönmüşlerdi. Çünkü, tutulması zorunlu hiçbir defter ortada yoktu. Şirket kurulduğu günden beri maliyeye tek kuruş vergi ödememiş, SSK'ye de işçilerden kestiği primleri yatırmamıştı. O zamanın parası ile 9 milyon lirayı bulan elektrik faturalan da ödenmemişti. Gümüş Motor'un başındayken vatandaşlara besmeley le başlayan mektuplar yazan Erbakan, si- yasal yaşamında da aynı yolu izleyecek ve dini hep bir araç olarak kullanacaktır. ır yurttaş mektupla, "Sizden aldığım motor anzalandı, göndersem tamir eder misiniz" diye soruyor. Erbakan besmeleyle başlayan mektubunda şöyle diyor: "Motoru bila- bedel tamir edeceğimizi bildiririz. Allaha emanet olunuz." A. ki ay sonra aynı yurttaştan bir mektup daha geliyor Erbakan'a: "Allah nzası için motorumu gönderin. Mahsulüm yanıyor." Bir ay sonra üçüncü ve son mektup: "Ben tamirden falan vazgeçtim, motorumu mutlaka gönderin." c y eker Şirketi'nin bir yetkilisi, kayıp motorla ilgili bir araştırma yaptınyor. Sonunda, ambar görevlisi olayı açıklıyor: "Efendim, biliyorsunuz mali sıkıntı içindeydik. Motoru tamir ettik. Necmettin Bey'in talimatıyla, bir güzel boyayıp, başkasına sattık." bir örnek daha sunuyoruz: Konyalı tsmail Kaymak, sütten kre- ma çıkarma makinesi yapmayı kafası- nakoymuştu. Kaymak, teknoloji gerek- tirmeyen bu basıt makinenin, Türki- ye'de yapılabileceğine inanıyordu. Ar- kadaşlanndan bıri, "Bu makineyi. yap- sa yapsa uzaya gönderilecek tüzeyi bile yapabileceği iddia edilen Gümüş Mo- tor Fabrikası yapar." demışti. tsmail Kaymak bir araştırma yapıp hem Gü- müş Motor'un sütten krema makinesi yapabileceğini, hem de Gümüş Mo- tor'un mali güçlükler ıçinde bulundu- ğunubelirlemişti. tsmail Kaymak. lacıvert elbiselerinı giyip yağlı müşteri pozunda Erbakan'ı makamında ziyaret etti. Ziyaretinin hikmet-i sebebini izah etti ve olumlu cevap alınıp sözleşme imzalanınca, he- sabı olan bankaya telefon açtı. Karşısı- na çıkan banka müdürü. "Aman tsma- il Bey, Gümüş Motor'un durumu hiç iyi değü. Paranız batabilir." dedi. Kaymak ısrar edip. "Efendim, siz Gümüş Mo- tor'un hesabına benim hesabundan 250 bin lira aktann" tahmatını \erdı. Süt kabmdan çöp kovası Aradan bir süre geçtikten sonra. ts- mail Kaymak'ı Gümüş Motor'dan iki görevli ziyaret etti. Ikınıp sıkılarak gö- revliler, elde olmayan nedenlerden do- layı sütten krema çıkarma makinesini üretemeyeceklerini söylediler. Kay- mak, çay-kahve ikram edip Gümüş Motor görevlilerini yolcu edince. doğ- ru avukatına gitti. Avukatının önüne. altında Genel Müdür Necmettin Erba- kan'ın imzası bulunan Gümüş Motor ile imzalanan sözleşmeyi koyup, şöyle dedi: "Sözleşmede, siparişin zamanında teslim edilmemesinden sonra geçecek her gün için iki bin lira tazminat ödene- ceği hükmü var. Zamanın geçmesini beklerken, davayı kazanabilmek için ge- rekli vasal işlem ve belgeleri ikmal ede- üm." Oysa Erbakan'ın yönetimindeki Gü- müş Motor, kurulduğundan bu yana 70 kadar motor üretmesine karşın, basit sütten krema çıkarma makinesini ra- hatlıkla yapabilirdi. Nitekim, bu maki- ne için süt kaplan üretilmiş, fakat sipa- rişin iptalinden sonra bunlar fabnka içinde çöp kovası olarak kullanılır ol- muştu. Alman siparişler konusunda Erba- kan'ın daha başka günahlan da vardı. Onlarca sipariş fiyaskosundan biri de. Istanbullu sanayici tsmail Engin'den alınan dikiş makinelerinin demir-dö- küm aksamı siparişiydi... Alınan sipa- riş yenne getirilip parçalar tstanbul'a gönderildi. Fakat. bir süre sonra gönde- rilen parçalar geri geldi. Çünkü, parçalar üzerinde açılması gere- ken milimetrik delikler yanlış açılmıştı. tsmail Engin de, Gü- müş Motor'u mahkemeye verdi ve yüklü bir tazminat aldı. Şeker Şirketi'nin, Gümüş Mo- torun kayıt ve hesaplannı denet- lemekle yetkili uzmanlan, karşı- laştıklan karşısında şaşkına dön- müşlerdi. Çünkü, anonim şirket için tutulması zorunlu hiçbir defter ortada yoktu. Bu nedenle sorular. Erbakan'a yöneltiliyor- du. Erbakan da, ceketinin sağ iç cebinden itinayla çıkardığı kara kaplı ajandayı sağ eline alıp, sol elinin işaret parmağını diliyle yaladıktan sonra sayfalan çevi- nyor ve cevap veriyordu. Uz- manlann, Erbakan'a Gümüş Motor'da her şeyin yasalara a>- kın olduğunu, bu nedenle hak- kında dava açıldığında mahkûm olabileceğini söylemeleri, karşı- lıklı konuşmaya yol açtı. Üzeri kapalı olarak "iktidara, gerekirse kanla da gelebilecekle- rini" söyleyen, daha sonra da bu sözünü yalayan Erbakan'ın, yu- muşak ve masum görünüşünün altındaki gerçek yüzünü, hırs ve acımasızlığını ortaya koyan bu konuşma şöyleydi: - Necmettin Bey, sizin o kadar çok hukuka aykın ve kanunsuz kraatınız var ki... Açüacak da- valardan, yürüriükteki yasalara göre mahkûm olmaktan kurtul- manız mümkün degil. - Beyler, benim bu işe başını koyntuş iki yüz fedaim var. - Necmettin Bey, iki yüz feda- ini/in bu anonim şirketteki hisse- leri toplamı acaba nedir? - Her birinin, adam başına bi- ner liralık hissesi var. - Demek ki, fedailerini/in bü- tün hisselerinin toplamı 200. Öy- le mi? O halde Necmettin Bey. söz bizim. Yani, Gümüş Motor AŞ'nin hisselerinin yüzde elli bi- rinesahip Şeker Şirketi'nin. Ma- lumunuz veçhile, şirketleri feda- iler degil hisseler yönetir. Parmak hesabıyla karar Hak ve hukukla pek ilgisi ol- madığından ve şeriat esaslan içinde de böyle bir hüküm bu- lunmadığından Erbakan, Ticaret Yasası'nın anonim şirketlerle il- gili hükümlerini (mümkün değil amma)bilmiyorvarsayalım. Ha- di o bilmiyordu da, öteki şirket yöneticileri ile hissedarlann da mı hiçbiri bilmiyordu? Erbakan da dahil herkes bal gibı biliyor- du. Fakat, işlerine öyle geliyor- du. Çünkü... Şeker şirketi tarafından Gü- müş Motor AŞ'ye el konulana kadar Necmettin Erbakan riya- setinde toplanan şirket genel İcu- rullannda kararlar. dernek genel kurullanndaki gibi, katılanların oylan birer eşit oy hesabıyla alı- nıyordu. Herhangi bir konu oylanınca, "olumlu" ve "olumsuz" oylar sayılıyor ve çoğunluktakı oylar doğrultusunda karar alınıyordu. Oysa, Ticaret Yasa- sı'na göre, anonim şirket genel kurul- lannda kararlann hissedarlann temsil ettiklen hisseler sayısının belirlediği çoğunluk oylar doğrultusunda alınma- sı gerekiyordu. Bu hukuk kuralını Erbakan, Şeker Şirketi'nin el koymasından sonra yapı- lan Gümüş Motor AŞ'nin ilk genel ku- rulunda, kendisinin hazırladığı çalışma rapor ve hesaplan, genel kurula katılan- lann tüm "kabul" oylanna karşı yüzde elli bir hisseye sahip Şeker Şirketi'ni temsil eden görevlinin havaya kalkan tek parmağı ile "ibra"edilmeyince öğ- renmiştir. Yarın: Erbakan''ın ikinci Gümüş Motoru 150 yaşında bir genç: KooperatifçilikSÖNMEZTARGA> Bu yıl 150. yılını dolduran kooperatifçilik, bi- ze göre gençliğinı yaşayan bir kesim. 150 yıl gi- bi bir zaman diliminde nice şey yaşlanıp giderken kooperatifçiliğin gençliğini yaşadığını gösteren önemli veriler var. Birincisi, kamu ve özel kesim arasında üçüncü bir kesim olarak hem de etkin bir biçımde varhğını sürdürüyor olmasıdır. Bugün, salt Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) çatısı altında 90 ülkeden 700 milyona ya- km insan, değişik kooperatif dallannda örgütlen- miş bulunuyor. Türkiye'de de kentsel alanda yak- laşık 60 bin kooperatifte 4 milyon, kırsal alanda ise 8 bin kooperatifte 4.5 milyon olmak üzere. toplam 68 bin kooperatifte yaklaşık 8.5 milyon in- sanın kooperatif ortaklığı bulunmaktadır. Bu sa- yı. sendikalar dahil, Türkiye'deki oda ve meslek kunıluşlan ile tüm sivil toplum örgütlerinin üye- lerinin toplammdan daha büyüktür. Ikincisi, hangi sıyasal düzende olursa olsun, kamu ve özel kesim arasında yürütülen egemen- lîkyanşının yanı sıra kooperatifçiliğin de vazge- çilmez bir kesim olarak varhğını daha güçlu bir biçimde sürdürüyor olmasıdır. Sayısal ve işlevsel olarak böylesine güçlü bir yapıya sahip olan kooperatifçilik. tüm dünyada üçüncü bir kesim olarak tanınır ve ekonominin önemli bir ayağı olarak kabul edilir. Çünkü top- lumsal örgütlenme örneklerinden biri olarak ko- operatifçilik, siyasal bir yeğleme olarak değil. li- beral ekonomilerin zorlamasının bir sonucu ola- ra< ortaya çıkmıştır. 19. yüzyılda Avrupa'da baş- la>an sanayi devrimi, kapitalizmin gelişmesinde •Çöken ekonominin faturasınm KÎT'lere çıkanldığı ve biricik kurtuluş yolunun özelleştirmede yattığı yaygarası ve aldatmacası en acımasız bir biçimde sürerken, yüzde 150'lere varan enflasyon kıskacmda milyonlar inim inim inlerken, başta siyasi erk olmak üzere kimi odaklann, kooperatifçiliği de içine alan yıpratma kampanyasını oldukça anlamlı bulmaktayız. önemli roller oynamasının yanı sıra, geniş ışçi ve emekçi kitleleri de açlık, yoksulluk ve sefaletin girdabına itmişti. Kooperatifçilik de işte böylesi bir tarihsel süreçte, emeği ile geçinen geniş kitle- lerin yaşamsal ekonomik gereksirmelerini öz kaynaklanyla karşılamayı amaçlayan bir örgütlen- me ömeği olarak doğmuştur. Ingiliz tarihçilerinin "Açhk Yülan" olarak be- timlediği bu evrede, 21 Aralık 1844'te, Rochda- le'nin "İyi Kalpli Öncüleri" adıyla anılan 28 do- kuma işçisi, 28 Ingiliz Lirası sermayeyle, Char- les Howarth'ın başkanlığında ilk tüketim koope- ratifini kurdular. 21 aralık, bu nedenle "Dünya Kooperatifçilik Günü" olarak kutlanır oldu. Mithat Paşa'nın gjrişimi Türkiye'de de kooperatifçilik devinmesinin ilk kıpırtıları Osmanlı tmparatorluğu'nun çöküş yıl- lannda duyulur. Mithat Paşa'nın Niş Valiliği'ne atanması ve bu bölgede son derece kötü koşullar altında yaşayan köylülerin ekonomik sorunlanna çözümler getirmek istemesi, 1863'te kendi ön- derliğınde "Memleket Sandığı''nın kurulmasını getirir. Cumhuriyet döneminin ilk kooperatifi ise Ata- türk'ün direktifiyle gerçekleşti. Türk kooperatif- çilığinin önderlerinden Nusret Lzgören, 1934'te Ankara'da "Bahçelievler Yapı Kooperatifl" adıy- la ilk yapı kooperatifini kurdu. 1950'ye varana de- ğin de çeşitli dallarda sayısız kooperatif kurula- rak ekonominindişlileri arasına gırd\. Bugün. ge- rek sayısal, gerekse işlevsel olarak etkin ve ciddi bir kesim oluşturmasına karşın kooperatifçilik, eleştirilerin boy hedefi olmaktan kurtulmuş değil- dir. Özelleştirme çabalannın yoğunlaştınldığı ve bu tutumun haklılığı konusunda, başta medya ol- mak üzere her türlü araçla ideolojik bombardi- manlann yağdınldığı bir ortamda, belirli kesim- lerden, kooperarifçiliğe de saldınlar gelmesinı an- lamaktapek güçlük çekmemekteyiz. Ama koope- ratifçiliği ortaya çıkaran tarihı ve sosyal neden- ler, fazla irdelenmeden. soldaönemli bır kesim ile kimi aydınlann da kooperatifçiliği açık ya da ör- tülüeleştirmelerini açıklamakta güçlük çektığimı- zi beiirtmek isteriz. Özellikle kooperatifçiliği eleştiren ikinci kesimin: Kooperatifçilik bireysel mülkiyeti özendiriyor, dolayısıyla işçi ve emek- çilerin küçük burjuva sapmalanna olanak hazır- lıyor, biçimindeki eleştirileri üzerinde durmak is- tiyoruz. Önce beiirtmek gerekirse, insanlığın sö- mürüden kurtuluşunun son ereği olan sosyalizme ulaşmak, tarihi ve bilimsel bir sonuçtur. Bu sonu- ca ulaşmak için insanlığın daha da acı çekmesi de- ğil, bilınçlenmesi ve örgütlenmesidir temel olan. Dolayısıyla. insanlann nesnel yaşam koşullannın göreceli olarak iyi ya da kötü olması, böylesi bir sonucu ne geciktirir ne çabuklaştınr. Kaldı ki kooperatifler ortaklanna belirli bir mülkiyet olanağı sunuyorsa. buradaki mülkiyetin nıteliği -yapı kooperatiflerinde konut sahibi olma- lan örneğindeki gibi- üretim araçlannın özel mül- kiyetini kazanma biçiminde gerçekleşmiyor. Ama bunlara karşın geçmişte sendikalar ve ben- zeri örgütler için sık sık yapılan, bugün koopera- tifleri de kapsamı içine alan bır başka eleştirinin altını çizmek gerekiyor. Bu eleştiriler de özetie: "Kooperatiflerde de giderek ortak tabanından ko- pan ve sistemin kaymağını yiyerek palazlanan bir yöneticiler katmanı oluşmakta ve biı katmanın ör- güt üzerindeki egemenliğini kırmako denli zorlaş- maktadır" biçiminde yapılmaktadır. Evet, bu tür eleştirilerde kısmen doğruluk payı bulunsa bile, bir bütün olarak ve özellikle özel kesimi rahatsız eden kooperatifçiliği yadsımayı gerektirir mi?... Ama bugün, çöken ekonominin faturasınm KÎT'lere çıkanldığı ve biricik kurtuluş yolunun özelleştirrnede yattığı yaygarası ve aldatmacası en acımasız bir biçimde sürerken yüzde 150'lere va- ran enflasyon mengenesinin kıskacında milyon- lar inim inim inlerken başta siyasi erk olmak üze- re kimi odaklann, kooperatifçiliği de içine alan yıpratma kampanyasını oldukça anlamlı bulmak- tayız. Ve özelleştirmede olduğu gibi. bu çabayı da tekelci güçlerin bir taktiği olarak yorumlamakta- yız. Ancak bu taktiği boşa çıkarmanın en açık ve demokratik yolunun da kooperatifterin her türlü tartışmaya kendilerini hazır tutmalanndan geçti- ğine inanmaktayız. POLITIKA VE OTESI MEHMED KEMAL Biraz Turistik mi? Şu gökdelenler çağında sade sokaklar, caddeler, semt- ler değişmiyor. Bakıyorsunuz, 3-5 evlik bir site, olmuş ko- caman bir mahalle... Eskiden adresini vereceğiniz zaman "LeventLisesi", hadibirAkatlardeyintamam... Aynntıis- terseniz buna bir de Zeytinoğlu'nu eklerdiniz. Zeytinoğlu ne? Sormayın, "DP (Demokrat Partij döneminde bireski bakan" dediniz mi her şeyi söylemiş olurdunuz. Yaygın bir arsaydı burası, park olacaktı; bir belediye başkanı geldi, vurdu kazmayı, oldu size Akmerkez... Akmerkez üç kocaman yapıdan oluşan plaza... Çarşı- sı, pazarı, her türlü alışverişi var. Bana sormaytn, bilenle- re sorun, onlar bilirler. Güzergâh da değişti. Koç Köprüsü'nün altından geçer, Akatlar'dan sola sapardık... Şimdi öyle değil. Koç Köprü- sü'nün üstünden geçip dolanıyoruz. Biryolumuz Şişli-Te- rakki... Birkaç site daha var yanımızda, yöremizde. Kendinizi sıkı tutun: Yaş 75. Böyle diyor şair Salâh Birsel. Öyleyse işe başından başlamalı, şiiri buraya, olduğu gi- bi almalı, ne bir dize eksik ne bir dize fazla... Yaş 75 Sokağın denizini saydım bitti Havalanırken binlerce kuzu kentten Bir güvercin tutuyorum bir elle , . , , Çıplak ve külufak Var telefon var . . Tükense de umutlann şavkı Var telefon var Dınle karanfil ağacı Canıma tempo tutma ! Çığlıklarla kör tırtıllarla Savrulup yolumu kesme Salâh'ı yakalamışken bırakmak ıstemedim. Yazdığı anı- ları pek severim, tadını çıkarıncaya değin okurum. Salâh, Beyoğlu günlerıni anlatıyor. "Ben Lambo 'ya pek gitmezdim. Bizim arkadaşlar da- ha çok Orman'da, Nektar'da ıçerdı. Ya da Balıkpaza- n'ndaki Cumhuriyet'te. Bir kez Orhan Veli'y/e düşmüş- tüm oraya. Orhan'a Kabakuşluk'ta Galatasaray'ın önün- de rastladığımda yanımda Cahit Sıtkı da vardı. Orhan bi- zi birer şarap dikmeye çağırdı. Biz hemen çağnya uyarak Labmo'ya gittık. Lambo, mendil kadar bir yerdi. Topu to- pu 15 metrekare ya vardırya yoktur. Üçte birini de vitrin- le tezgâh kaplar. Müşteriler de çokluk ayakta demlenir. Lambo gerçekte Balıkpazan dükkânlarından başka bir yer değildir. Kapıyı açtınız mı kendinizi meyhanenin gö- beğinde, müşterilehn kucağında bulursunuz. Cemiyet'ten altıya doğru çıktık. Oktay'/a Muammer Ataköy'ün yolunu tuttu. Sami Karaören, Recep Bilginer, Ahmet Oktay, Mücap Ofluoğlu ve ben, Sirkeci'ye dümen kırdık. Ne dolmuş ne araba vardı. Sadece özeller çalışıyordu. (...) Sami, 01.10 Bostancı vapunınu yakalamak için önden yû- rüdü. Kadıköy'e uçarakgeldim. Bereket, Cağaloğlu'nda- ki s/s burada yoktu. Tıpı de dinmişti." Beyoğlu'nu mu okuyacaksınız, ustası Mücap Ofluoğ- lu'dur; hem okursunuz hem öğrenirsiniz. Tünel'den baş- lar, Taksim'e kadar çıkarsıntz. Uç kitabı var: Biri "BirAvuç Alkış", ötekiler "Ağlamakla Gülmek Arasında", "Aynada Anı". Epeyce oluyor, Asmalı Mescit'e gitmemiştim. Ressam Muzaffer (Akyol) telefon etti, bir güzel takvim yapmışlar (Rengin Hanım'la biriikte). Hem onu görelim hem de bir iki kadeh... Refik'te buluştuk. Refik, "öğlerakısınıiçmiş", ikindi uykusuna vermiş kendini.. Asmalı Mescit de görmeyeli biraz turistik mi olmuş, ba- na mı öyle geldi? Dedim ya her şey değişiyor, bir başka renge bürünüyor. BULMACA 1 2 3 4SOLDAN SAĞA: 1/ Üçgen biçiminde gövdesi ve on dört per- de bağlı bir sapı olan Türk halk müziği çalgı- sı... Özgü. 2/Ekonomik alanda kendi kendine yeterli olmaya yönelen bir ülkenin rejimi... Uzaklık işareti. 3/Mey- ve kurusu... Kısır olan kadın ya da dişi hayvan. 4/ Bir ılimiz... Bez par- çalanndan dokunan adi kılim. 5/ Otlak... Yüz metre kare tutarında alan ölçüsü bırimi. 6/ Boru sesi... Kaygusuz Abdal'ın bazı şiirlerinde kullandı- ğı mahlas. 7/ Algılanan nesnelerin temel niteliğı... Dolma yapmak için hazırlanan kanşım. 8/ Okya- nuslann çok derin kesimlenne ve- rilen ad... Şahip. 9/ Küçük tuzlu bisküvi... Şöhret. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/Anadolu'nun birçok yöresinde "toplantı" anlamında kullanılan sözcük. 2/ Kâğıtlan bir arada tutmaya yarar madeni çengel... Eski dilde yanak. 3/ Sayılan göstermek için kullanılan işaret- lerden her biri... Yünden dövülerek yapılan kalın ve kaba ku- maş. 4/Türkiye'nin plaka işareti... Başakla kanşık iri saman. 5/ Üstün bir yetkinin gücünü simgeleyen değnek... Radyumun simgesi... Tavlada bir sayı. 6/ tzmaritgillerden bir balık. 7/Bir nota... Zaviye. 8/ 1942'de Çanakkale Boğazı açıklannda batan ve 39 kişilik mürettebatının tümü ölen Türk denizaltısı... As- ker. 9/ Şeker hastalığı ve zayıflama rejimlerinde tatlandıncı olarak kullanılan organik bileşik. Hukuksuz Demokrasi ÇMUŞYtVMM Hukuk insanlar içindir; hukuk adamı da çağdaş insanlık için savaşımda onurlanan kişidir. Halit Çelenk'in yazıları, hem dünün hukuk anlayışını eleştirmekte, hem yannın Türkiyesi'nde benimsenecek hukuk anlayışına ışık tutmaktadır. İLHAN SELÇUK Fiyatı: 100.000 Lira Cumhuriyet Kitap Kulübü Çağ Pazarlama A.Ş. Türkocağı Cad. 39/41 Cağaloğlu-İstanbul MAVİVEKARA Sabahattin Eyüboğlu 130 000(KDV ıçinde) Çağdaş Yayınları Türkocağı Cad 39-41 Cağaloğlu-İstanbul Ödemeli gönderibnez
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog