Bugünden 1930'a 5,503,278 adet makale



Katalog


«
»

10OCAK1995SALI CUMHURİYET SAYFA KULTUR 15 Anne Rice'ın romanından sinemaya aktanlan 'Vampirle Görüşme' yakında gösterimde (^sterişli çağdaş vampir öyküsükiiltür Servisi - AnneRke'ın aynı adı taşıyan romanından si- nemaya uyarlanan. başlıca rolle- rini Tom Cruise, Brad Pitt, An- tonio Banderas, Stephen Rea, Christian Slater ve Kirsten Dun- st'ın üstlendıgı 'Interviev» Wrth The Vampire-Vampirle Görüş- me' adlı fılm yakında gösterime giriyor. Yönetmenliğini, 1992 yılında tamamladığı TheCrvbıgGame' fılmiyle en ıyi özgün senaryo da- lında Oscar kazanan NeU Jor- dan'ın üstlendiği 'Vampirle Gö- rüşme'nın yapımcılanndan Da- vid Geffen Daniel Day Lenis'i bu filmde rol almaya ıkna etmek birkaç ay ugraşmış. Çabalannın başansızlıkla sonuçlanması üze- rine bir sonraki tercihi Tom Cnı- ise'a yönelmek zorunda kalmış. Anne Rice'ın sadomazoşist vampirlerle dolu romanını oku- manın, filmi izlemekten çok da- ha zevkli olduğu söyleniyor. Asıl eglence, Rice, filmin yapımcıla- nnı, anti-kahraman vampir Les- tat rolünde Tom Cruise ve Louıs rolünde de Brad Pitt'i oynattık- lan içın azarlayınca başladı. Rı- ce'a göre bunun "Tom Sawyer ve Huck Finn'i oynatmaktaıT hiçbir farkı yoktu, ama daha son- ra döneklik edip "Filmi çok sev- dim. Gerçekten çok se>dim». Ço- cuklar harikasınız" demekten de geri kalmadı. Bu tavır değişikliğınde Rice'a verilen paranın da rolü olduğu öne sürülüyor. Bununla birlıkte, Rice ilk kez haklıydı: Filmin en kasvetli sahneleri. Cruise ve Pitt'in birlikte oynadıklan sah- neler. Şaşırtıcı olan da. erkek seks sembolleriyle dolu bir fil- min, yalnızca genç Kirsten Dunst'un kötü çocuk Claudıa olarak göründüğü sahnelerde canlılık kazanması. Filmin çok fazla şiddet içermesinden duyduklan endişe, yapımcı Geffen ve yönetmen Jordan'ı bir sahneyi atarak, Anne Rice'ın kitabına daha sadık kala- rak finali yeniden çekmeye zorladı. Antonıo Banderas ve Christian Sla- ter gibi Geffen taraftndan ikna edilen Brad Pitt, filmin beş buçuk ay süren çe- 'Vampirle Görüşme'den bir sahne: Louis (Brad Pitt), korkan kötü çocuk Claudia'vı (Kirsten Dunst) yabşbrmaya ve korumaya çahşıyor. kimleri sırasında adeta bunalıma girdı. Pitt, sonunda ortaya çıkan filmi izle- mekten hoştandığını, ancak beş buçuk ay süren çekimler sırasında korkunç bir moral çöküntüsü yaşadığını anlatıyor. Ölümcül rekabet Filmin çekimi sırasında Tom Cru- ise'la Brad Pitt arasında ölümcül bir re- kabet yaşandığı yolunda söylentiler ba- zı sorulara yol açtı. Örneğin, Cruise bo- yunun Pitt kadar uzun görünmesi içın ısrar etti mı? tki aktör birbiriyle yanşı- yor muydu? Pitt, Cruise'la birbirlerin- den nefret ettikleri yolundaki söylenti konusunda ne düsünüyordu? Kısacası, ilişkileri nasıldı? Rice'ın kıtabı şehvet düşkünlüğü üzerinde odaklanıyor. Fılm, New Orle- ans'da toprak sahibı Louıs Poınte du Lac'ın, yalnızlıktan bıkmış ve yaşamak için bir yer arayan vampir Lestat tara- fından vampire dönüştürülmesini konu yı kendıne yakıştıramayan ve bu neden- ediyor. Öykü 18. yüzyılda geçıyor, ama le, fare yiyerek sağlıksız bir biçimde olaylar vampir Louis'in (Pitt) öyküsü- nü günümüzde yaşayan bir gazeteciye (Slater) anlatmasıyla gösterişli bir çağ- daşlık kazanıyor. Louis New Orleans'lı kalbi kınk bir adamdır, kansını ve ço- cuğunu kaybetmiştir ve en kötüsü, bir vampir tarafindan ısınldığı için artık so- luk benizli bir ölümsüzdür. Yine de, Lestat insanlan boyunlanndan ısırma- beslenen vicdanlı ve titiz bir vampirdir. Lestat, Louis'in korkaklığı ve yüreksiz- liği konusunda umutsuzdur. Aralann- daki ilişki baştan sona varlığı hissedilen gizli kapaklı bir eşcinselliktir. Gerçek- te TbeExorcist'in Regan'ını anımsatan yok etme arzusuna karşın, Shirley Temple gibi görünen. altın bukleli ve melek yüzlü Claudia aralanna gırer. Striptiz fotoğraflanyla ünlenen Bettina Rheims, bu kez de hayvan fotoğraflan çekiyor 'Fotoğrafta çocuksu bir yan var...' Kiiltür Servisi- Manken, sporcu ve Modern Sanatlar Ga- lensi yöneticisı olan Bettina Rheims, 1978 yılında, 26 yaşın- dayken fotoğraf çekmeye başla- mış. Ünlü striptiz fotoğrafçısı, şimdi de çektiği hayvan fotoğ- raflan ve bu çalışmalannı topla- dığı kıtabıyla ilgi çekiyor "Sap- lantılı bir şekilde fotoğrafçekme- ye başladun. Ve bu işi olağanüs- tü huldum, çok çekici bir şey fo- toğraf çekmek" diyor sanatçı. İlk olarak yalnızca kendisi için gösteri yapan striptizcilen gö- rüntülemiş. Bu başanlı çalışma- sıyladikkatı çekmiş ve I981 yı- lında iki kişisel sergisini ger- çekleştirmiş. Sygma ile an- laşma yapma- dan önce Rhe- ims'in kafasın- da, gerçekleştir- meyi çok istedi- ği bir düşünce varmış: Hayvan fotoğraflan çek- mek... "Bac Caddesi'nde karşıdan karşı- ya geçerken ba- na bakan bir inek gördüm. Böylece sorunu- mu nasıl çözebileceğime de ka- rar vermiş oldum" diyor. Ara- dan 12 yıl geçtikten sonra Rhe- ims, kutsal ineği bir yana bırakıp kafasında geliştirip durduğu pro- jeyi yaşama geçirmeyi başarmış ve ortaya bir sergi ve bir de ki- tap çıkinış- - Hayvan fotoğraflan çekmeye nasıl karar verdiniz? Fikır çok basıtti. Onlann ba- kışlannı yakalamam gerekiyor- du. Gerçekbirportre çekmek is- tiyordum. vesikalık fotoğraf gi- bi... Fotoğrafinı çektiğim en kü- çük hayvan 5 santim uzunluğun- daki bir civcivdi, en rahatsız edi- ci olansa üç metre uzunluğunda olduğunu tahmin ettigim bir kaplandı. Onunla birlikte uzun ve uykusuz geceler geçirdim. Özellikle, hayvanlann ölmüş ol- duğu yanıIsamasını uyandıracak fotoğraflar çekmeye çalışıyor- dum. Kitaptaki fotoğraflar kü- çük hayvanlarla başlıyor ve yaş strasıyla en yaşlı hayvan fotoğ- rafına dek sürüyor. Kitabın en arka sayfasında yaşlı ve yorgun bir orangutan fotografi yer alı- yor. İlk yayımlandığı günlerde insanlar buna çok güldüler. On- lar için bu fotoğraflar yalnızca bir şakaydı. Tabii ben asla böy- le bir şey düşünmedim. - Striptiz yapan kadıniardan sonra hay\an fotoğraflan çek- mek biraz ilginc değil mi? Bunu neden yaptığımı ben de çok iyi bilmiyorum. Yaşamım boyunca, cinsel bir sorunum ol- madı.Bu yalnız- ca sanatsal bir saplantı.Benher zaman bazı şey- leri görmeyi çok merak etmişim- dir. Bu oldukça çocuksu, sersen bir merak... Hayvan fotoğ- raflannı da strip- tiz yapan kadın fotoğrafiannı da çekmek kolay olmadı. Ama ben, her zaman direncimi koru- dum. Bence fotoğrafta çocuksu bir yan var. Oyun oynamak gi- bi... - Sizi porno yapmakla suçla- yanlar oldu mu? Ben tutucu ve ahlaki değerle- re çok bağlı bir insanım, namu- suma da oldukça düşkünüm. Belki de dünyanın en normal in- sanıyım. Feministler beni sev- mez, erkeklerse kadınlara bakı- şımın çok erkekçe olduğu görü- şünde birleşirler. Ancak Japon- ya'da kadınlar, çektiğim fotoğ- raflar içın bana teşekkür ettiler. - Geleceğe dönük planlannız neler? Sanınm iki kişinin ilışkisine burnumu sokacağım, böylece daha çok hikâye anlatacağım ve bana yakın olan insanlarla calı- şacağım. Önceleri böyle bir ça- lışma yapmamıştım. Mii/ik yazarlarına göre 1994 Kültür Servisi- Fransa'da ya- yımlanan aylık Rock et Folk dergısinın editörü Philippe Ma- noeuvre'e göre, 1994'ün en önemli olayı KurtCobain'inölü- mü. Manoeuvre, Cobain'in rock'n'roll'un ruhunu kurtardı- ğını, birdenbire gruplann değiş- meye başladığını söylüyor ve ek- liyor- -PearlJam, biletJere >üksek fi- yat biçen organizatörieri bo\ kot etti, Fransa'da da çok çalışan kü- çük gnıplann oluşturduğu sağ- hklı bir görünüm var." Slovakya'da çıkan haftalık der- gı Mladina'nın rock eleştirmeni Marko MUosavljeviç'e göre ge- çen yılın en önemli özelliği. ar- tık lngıltere ve Amerikadışından müzisyenlerin de evrensel pazar- da seslerini duyurabilmeleri. REM'in başansını 1994'ün en yüreklendirici gelişmesi olarak gören haftalık Globus dergisinin Hırvat rock eleştirmeni Darko Gta\*an, REM'in bütünlüğünü ve yaratıcılığım bozmadan parlak tican başanlar kazanmasını çok olumlu bir gelişme olarak nite- lendiriyor ve Hırvatistan'da da savaş sonrası rock sahnesinin yeniden canlandığını söylüyor "Heroina adında yeni bir rock dergisi çıkanyoruz. Yerli pop mü- ziği güçjendirecek yeni bir geliş- me de Porin yıllık müzik ödülle- rinin verilmesi olacaktır" Barcelona'da çıkan aylık Rock de Lux dergisi editörü Santi Ca- rillo, tekno müziğin süregelen yükselişinin geçen yılın en önemli olayı olduğunu belirtiyor ve ekliyor: "Ne yank ki bu mü- zik türii tspanya'da pek popüler değiL Hâlâ, rock tarihi saplann- mız var ve bu da dünyanın beş yıl gerisinde kaunamıza yol açıyor. En başarüı yerli rock gnıplan Bask böigesinden çıkıyor." Hıp- hop ve reggae'nin aşın hızlı ri- timlı bir kanşımı olanjungle mü- ziğin ortaya çıkışını 1994'ün en ilginç gelişmesi olarak değerlen- diren Alman rock dergisi Spes'ın editörü Christoph Gurk, bu mü- ziğin değişik kültürlerden gelen insanlar için bir buluşma nokta- sı oluşturduğunu savunuyor. 18. yüzyıhn Michael Jackson'ı: FarineDi Kültür Servisi - Belçikalı yönetmen Gerard Corbiau'nun 'FarineJB' adlı filmi, günümüzün kendini seks, uyuşturucu ve rock'n'roll'a kaptırmış popüler şarkıcılannın yaşamlannı çağnştınyor. Avrupa'nın görkemli başkentlerinı dolaşan Farinelli, çılgın hayranlanna konserler veriyor, elbiselerini parçalamaya kalkan hayran gruplannın saldınsına uğruyor. Üstüne üstlük bir de afyon bağımlısı. Italyan oyuncu Stefano Dktnisi'nın canlandırdıği Farinelli. sahnede korkunç kostümler giyip yüzünü kat kat makyajın ardına gizliyor. Bütün bunlar Prince ya da Michael Jackson'ı getinyor akla. 'Farinelli', 18. yüzyılda geçiyor. Film, ses tellerinin tiz kalması için 7-8 yaşlanndayken hadım edilen Caıio Broschi'nin gerçek öyküsünü de getiriyor beyazperdeye. Broschi de Farinelli gibi 18. yüzyıhn hadım edilmiş en büyük şarkıcılanndan biriydi. Fransa'da kısa bir süre önce gösterime giren bu fılm, eleştirmenleri büyülerken müziklerini içeren CD de çok satılanlar listesinde yerini aldı. Çok tiz sesler çıkarabilen şarkıcılar üretmek üzere hadım etme yönteminin kullanılması, 16. yüzyıl ortalannda ltalya'da ortaya çıktı. O dönemde dınsel korolarda kadın şarkıcılann görev alması yasaklanmıştı. Farinelli, Cafarelli, Senesino gibi hadım edilmiş şarkıcılar, konserleri için çok yüksek ücretler alan uluslararası yıldızlar oldular. Farinelli, bir keresinde Fransa Kralı 14. Louis için verdiği özel bir konserden, çok yüksek bir ücret almıştı. O dönemde pek çok yoksul aile, küçük oğullannın hadım edilmesini yoksulluktan kurtulma yolu olarak görüyordu. Bu garip modanın yayılmasıyla yalnızca ltalya'da her yıl sayılan beş bıne varan erkek çocuğun hadım edildiği sanılıyor. Hadım etme işlemi, erkek çocuğu tam anlamıyla iktidarsızlastırmıyori sınırlı da olsa aktif bir cinsel yaşam sürdürmesine olanak sağlıyordu. Cobiau, Farinelli'nin tuhaf cinsel deneyimlerine de filmde yer vermiş. Yönetmen, filmde sürekli yolculuk eden, Napoli'den Londra'ya, Madrid'den Dresden'e koşan Farinelli'nin gerçek yaşamına sadık kalmaya çalışmış. ALINTILAR TAHStN YÜCEL Dil mi Kirleniyor? Dil kirleniyor mu? Dilımizın kirlenmesi nelerden kaynak- lanıyor? Dilimizdeki korkunç kirienme nasıl önlenir? Son zamanlarda ikide bir bu tür sorularla karşılaşıyorum. So- ranların sesinde titreyen içten kaygı gerçekten duygulan- dınyor beni. Ama yanrtım değişmiyor. "Dilimiz neden kir- lensin ki?" Yanıtıma şaşıyorlar, şakaya gelmeyecek bir ko- nuda şaka yaptığımı sanıyorlar, "Siz de böyle konuşursa- nız!" diyoriar. Bu duyarlığı anlıyorum. Öyle şeyler var ki, çoklarımız gi- bi beni de rahatsız ediyor. Diyelim ki, Halaskâr Gazi Cad- desi'nde yürüyorum, boş bulunup mağaza adlannı oku- maya giriştim mi yabancı bir kentte dolaşıyormuşum gibi duyguyta sarsılıyorum; hele bir de aynı mağazaların önü- ne yığılmış işporta mallannı gördüm mü sanki birileri bi- zimkileri kapı dışan etmiş de yerierine başkalan yerleşmiş gibi ürperiyorum. Diyelim ki, birgazeteci kulübesinin önün- deyim, karşımdaki renk renk dergiler arasında Türkçe ad- lı tek bir dergi bulamamak gene aynı ürpertiyi uyandınyor; televizyonda, radyoda, şu kimi yazarlanmızı göğün yedin- ci katına çıkaran konuşma veşarkılan dinliyorum, gene ay- nı şey: birtakım yabancılar sonradan ögrenip kendi dille- rinin ögelerıyle harmanladıklan bir bozuk Türkçeyle beni benden olduklanna ınandınyorlar. Renkli gazetelerimiz dik- tikleri dev yapılara bile Ingilizce adlar vermişler. Gözde ro- mancılan da dönüp dönüp "pencerenin kulpu "ndan söz ediyor. Bir kez daha, bir kez daha, bir kez daha ürperiyo- rum. Ama beni ürperten, anadillerinin tadına varamayacak ölçüde duyarsızlaşmış, anadillerinden böylesine uzaklaşa- cak ölçüde yabancılaşmış yurttaşlarımın durumu, Türkçe- nin durumu değil, Türkçe daha bizi ürpertecek noktaya gel- medi. Kolay kolay da gelmez. Türkçe Osmanlı'ya bile dayanmış. Dile kolay, tam altı yüz yıl boyunca, Osmanh'nın tüm yıkıcı çabalan karşısında varlığını koruyarak sözlükbilimsel zenginliğini de, yapısı- nın sağlamlığını da yeterince kanıtlamış. Sonra, biliyoruz, dil biryandan kendisini konuşan tüm bireylerin anlıklann- daysa, bir yandan da kendisini sonuna dek üstlenerek ya- ratıcı olabilmiş ozanlann, yazarlann, düşünürlerin, bilim adamlannın yapıtlanndadır. Yunus Emre'nin Karacaoğ- lan'ın, Pir Sultan Abdal'ın, Dağlarca nın, Külebi'nin ve daha nicelerinin şiiıierinde; Ataç'ın, Sait Faik'in, Orhan Kemal'in ve daha nicelerinin düzyazılannda pınl pınl bu- labilirsiniz onu. Bu sağlam korunaklarda bozulmalan ya da kirlenmeleri söz konusu bile olamaz; buna karşılık, yeni ge- lişmelere kaynaklıkedebilir. Ediyor da. Kimilerimizin kirterv- mesinden, bozulmasından ya da yoksullaşmasından ya- kındığı bu dil bugün Levi-Strauss, Barthes, Foucautt, Gretmas gibi yazarlann yapıtlarının rahatlıkla çevrilebildi- ği bir dil. Yaratıcı ozanlarımızın, yaratıcı yazar ve bilim adamlanmızın çabalanyla daha da gelişmekte. Ama burada güvenimizı sarsacak bir soru belirmiyor mu? Dil gelıştirilebılen bir yapıysa, aynı zamanda çökerti- lebilen bir yapı da olması gerekmez mi? Gerekırmiş gibi görünür. Ama dilin olanaklarını kullanmayanlann ya da dü- şünsel etkinliklerini yabancı diller aracılığıyla sürdürmeye yönelenlerin onu eriştiği gelişmişlik çızgisinden gerıye gö- türmeyecekteri de kesin. Düşüncelerini gelıştirmeyenler dillenni de geliştiremezler kuşkusuz, ama Türkçenin gel- diği çizgiden geriye doğru gitmesi kimi yazarlann Türkçe- yi yanlış kullanmasından, kimi resimli dergilerin yabancı sözcüklerle doldurulmastndan çok daha karmaşık etken- ler gerektirir. Bunlar izlenecek örnekler de değil. Hiç kuşkusuz, bunlan izleyenler, bunlan en iyi diye bi- lenler de var. Ama bunlan izleyenler sizin ya da benım di- limi kolay bozamazlar, çünkü dil değişik katmanlarda ek- lemlenir. Yunus Emre'nin dilini horgörerek yapay bir dil kul- lanmaya çalışanlarla ızleyıcilen, Yunus Emre'nin dilini boz- muyorlardı gerçekte, kendilenni Yunus Emre'nin dilinden yoksun bırakıyor ve gittikçe daha kırlı bir dil kullanıyoriar- dı. Bugün de benzer bir olgu karşısındayız. Güçlü iletişim araçlarından yansıyınca, çok daha yaygın, dolayısıyla çok daha güçlü gibi görünüyor. Ama değil, yaygın da olsa, ka- lıcı değil. Dilin yapısına, genel yönelimine ters düşen söz yazılı da olsa uçup gider. Uzun sözün kısası, kirlenen dili- miz değil; en azından, öncelikle dilimiz değil. llhan Sel- çuk, bir yazısında, "Kirkanlanıyor, kan kirieniyor"ü\yordu. Belki gerçek açıkiama bu imgenin arkasında: değerlerin altüst edildiği bir karmaşık dönemden geçiyoruz, değer- ler altüst olunca da kafa kirleniyor, yürek kirleniyor, el kir- leniyor, kirli kafanın, kirli yüreğin, kirli elin dışavurumu olan söz de kirli oluyor ister istemez. Hiç kuşkusuz, bıreysel kö- kenli kirli sözün zamanla dile ışlemesi de beklenebilir. Ama, işın gerçeğine bakarsanız, dil hepımizden daha güçlü. Üstelik, bireylerin ve toplumlann vazgeçemeyece- ği değerleri yerli yerine koymak; kafalan, yureklerı, elleri ve sözleri kirden antmak için başvurabileceğimiz en güvenilir kaynak da gene o. Cemal ve Zeynep Nacaroğlu kardeşlepin ilk kişisel resim sergisi • Kültür Servisi - Nacaroğlu kardeşlenn ilk kişisel resım sergisi 13 Ocak 1994'te Gaziantep Güzel Sanatlar Galensf nde açılıyor. Sürekli resim sanatıyla dolu bir çocukluk geçiren 16 yaşındaki Cemal ve 12 yaşındaki Zeynep, ulusal resim yanşmalannda birçok ödül kazandılar. 21 Ocağa kadar açık kalacak olan sergide, iki kardeşin pastel. suluboya, karakalem ve kanşık tekniklerle yaptıklan 50 tablo görülebıhr. Kardeşler, resim çalışmalannı özel bir kursta sürdüreceklerini ve gelecekte de sergi açmaya devam edeceklerinı söylüyorlar. The Smg've The Lion Kmg'fV 94'iln en çok saölan albümleni • NASHVILLE (AFP) - Isveçli rock grubu 'Ace of Base'in 'The Sign", 'Disney'nin 'The Lion King' adlı albümlerinin 1994'te en çok satılan albümler listesinde ilk sırayı paylaşhğı bildırildi. Her iki albüm de yedi milyon satıldı. 'Boyz II Men'in 'II', Counting Crovvs'un 'August and Everything After' ve Pearl Jam'in 'Vs.' adlı albümleri beş milyon satılırken Snoop Doggy Dogg'un 'Doggystyle' adlı albümünün tirajının dört milyon olduğu belirrildi. Michael Jackson'ın 1983 yılında çıkardığı, Amerika'da 24 milyon, dünyada ise çok daha fazla satılan 'Thriller' albümü, 1994 yılının albüm satışlannı gölgeledi. • Kültür Servisi - TRT ve Kültür Bakanlığı 'Pariste Yaşayan Türk Sanatçılan' adlı bir belgesel dızi gerçekleştirdi. Dizi, on Türk sanatçının Paris'e gidiş nedenlenni, atölye ortamlannı, çalışmalannı aktaracak. Yapımcıhğını Ayla Erdemli ile Yılmaz Yıldınm'm, yönetmenliğini Ayla Erdemli'nin, metin yazarhğını ise Sezer Tansuğ'un üstlendiği belgesel dizinin çekimleri bir ay gibi kısa bir sürede tamamlandı. Paris'te kendi kanatianyla uçmayı başaran sanatçılanmızın. dünyanın önemli sanat merkezlerinden biri olan bu kentteki deneyimlerini belgeleyen dizinin hazırlık çalışmalan arasında Abidin Dino, çekimleri sırasında ise Selim Turan yaşama veda etti. Doğa ve İnsan' koraılu fotoğraf yanşması • Kültür Servisi - Tempo Tur 15. kuruluş yılı nedenıyle 'Doğa ve İnsan' konulu bir fotoğraf yanşması düzenliyor. Renkli ve saydam olmak üzere iki dalda düzenlenecek yanşmaya fotoğrafseverler en fazla beş yapıtla katılabilecekler. Yanşmaya gönderilecek baskılann kısa kenan 18 cm.'den az. uzun kenan ise 40 cm.'den fazla olmayacak. Saydam yapıtlar ise 24X36 mm. boyutunda olacak. Fotoğraflar 31 Mart 1995 tarihıne dek Tunalı Hilmi Caddesi. Bınnaz Sokak. I 4. 067(M) Kavaklıdcre/Ankara adresıne göiHİcrilebılccck.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog