Bugünden 1930'a 5.353.758 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

1NİSAN1994CUMA CUMHURİYET2 SAYFA KULTUR ertasviri Atıf Yılmaz'ın son fılmi, sevgiye muhtaç, uçta ve aykın kahramanlan karşımıza getiriyor SUNGU ÇAPAN Gecenin karanlığında yankı- lanan ekip sirenlerinin canhıraş çiğlıklara kanştığı. ince topuk- lanyla bağnş çağnş içinde kaçı- şan. ancak sille tokat girişen po- lisin teker teker yakalayıp ite kaka arabaya tıktığı, takmış ta- kıştırmış, sürmüş sürüştürmüş birtakım travestilerin apar t o par toplandığı, malum Cihan- gir manzaralanndan bir bö- lümle açılıyor Atıf Yılmaz'ın son fılmi "Gece, Melek »e Bizim Çocuklar." Sokaktan gözünün tuttuğu. arabalı müşteri seçerek ya da Beyoğlu'nun arka sokak- lanndaki salaş payvonlarla Sı- raselviler'in birtakım "underg- round sanat gösterilerine" sahne olan diskomsu gece klüplerinde iş tutan. genç ve güzel fahişe Se- rap (Derya Arbaş), son anda yırtıyor polisin eline düşmek- ten. Anaç kaldırım yosması... Zaten ekip otosunun tüm ga- zabı ve şiddeti de sadece traves- lilere. transseksüellere yönelik bir temizlik harekatı. Polisten nasılsa yakasını sıyırmış, yersiz yırtsuz eşcinsel Ârifi (öykü- nün gelişiminde gitgide Arif- likten Fulya'hğa transfer oluşu- nu izleyeğimiz bu karakteri, yö- netmenin keşfı Deniz Atamtürk oynuyor) sokaktan kurtanyor Serap. Altın kalpli. anaç tavırlı bir yosma o zaten koynunda kedi besleyen. Acıyıp evini açtığı AriFse dö- vize endeksli bir tasarruf tara tutturmuş Serap'ın. bedeniyle kazandığı paracıklannı (mark- lannı) anında yürütüyor. Taşrada tutunamayıp postu İstanbul'a seren taşralı eşcinsel gençlerin temsilcisi Arif-Fulya'- yla bitirim kaldınm fahişesi Se- rap, aynı evi ve kaderi paylaşan bir muhabetti koyultuyorlar gi- derek. Marjinal yaşamlannda- ki güvensizliğe, suyu akmaz, izbe evierinin dışındaki, acıma- sız ve amansız dünyanın saldın ve baskılanna karşı birbirlerine sırt veriv.orlar. Artiz gibi çocuk valla... Boş gczenin boş kalfası cin- sinden, sorunlu, tedirgin, sü- rekli kavga çıkarmaya can atan. "artiz gibi çocuk" Hakan da (bu rolde donukluğunu. tu- tukluğunu üstünden attıkça •açılan, giderek iyice ısınan Lzay Hepan kuşkusuz sinema- mızın ihtiyaç duyduğu yeni yüzlerden biri ve geleceğin usta aktörü olabilir) bir gece rastla- dığı Serap'a sevdalanmışür fe- na halde. Beyoğlu'nun gelecekteki it- kopuk takımının belahlanndan biri olma>a aday, suskun Ha- kan'ın aşkını karşılıksız bırak- mıyor Serap. Devamlı peşindeki kaba- saba. delişmen delikanlıyla ro- mantik bir "Aşk Hikayesi" fıl- mi çevirmekten de gen durmu- yor. İçeriden yeni çıkmış. yaşlı, al- kolik ve artık yolun sonuna gel- miş bir fahişe emeklisini. bıçak- ladığı eski dostu. pavyon sahibi Osmanı (Cengiz Sezid) sürekli rahatsız eden perişan Melek Derya Arbaş'ın umulmayacak kadar başanlı oynadığı filmcie, genç' acemi oyuncu* L za> Hepan da hayli umut vernor. ece, Melek ve Bizim Çocuklar Yönetmen: AtıfYıimaz /Senaryo: Yıldınm Türker / Kamera: İzzet Akay / Oyuncular: Derya Arbaş, Deniz Türkali, Uzay Hepan, Deniz Atamtürk, Cengiz Sezici, Kaan Girgin, Mehmet Teoman, Ceylan Fırat, Nurettin Şen /1994 Yeşilçam F. (Ozen)/ Şişli Site, Beyoğlu Sinepop, Bakırköy İncirli, Çemberütaş Şafak sinemalannda. Abla'yı (Deniz Türkali bu rolde bir güzel döktürüyor) sokaktan alıp eve getiriyor Ârif derken. Cihangir usulii komün... Aykın bir komün hayatının sürdürüldüğü Serap'ın evi. ku- rak çorak ve alabildiğine zorlu yaşamlannı sevgiyle dayanıklı kılmaya çabalayan bu birtakım marjinallerin var olma ve ayak- ta kalabilme mücadelesine yu- va oluyor. Beş-alü karakterin iç içe ge- çen öykücüklerini aktaran kimi uzun sekanslardan bütünlenen bir yapıda kurulmuş, adıyla mütenasip film, günümüz İs- tanbul cangılındaki hayat mü- cadelesinin, aşkı, en ufak sevgi kınntısını zamanla nasıl öğütüp eriterek yok ettiğini gösteriyor, toplumsal-ahlaki çürümenin faturası çıkanlmak istenerek vur abalıya yüklenilen ve hep ezilen aykın bir kesimin yaşayi- şından kesitler sunuyor, her an okkanm altına gidebilecek tür- den, tedirgin ve bıçak sırtında solunan birtakım aşın uçtaki yaşamöykülerini cıvıklıga düş- meden hikaye ediyor. Gücünü, görüntüleri kadar, sağlam öy_- küsüylc eşcinsellik kültürünün uzantısı, argonun da kanştığı. gerçekçi diyaloglanndan alan "Gece, Melek ve Bizim Çocuk- lar"ın kahramanlan, genelde ahşılrruş iyi-kötü tiplemisinin dışına taşan. sevgi, ilgi arayışın- daki marjinaller. Hepsi o kadar duyarlı, o kadar iyi ki. bunca in- saniyetten mütehassis de olabi- lirsiniz kimi zaman. Eşcinsellikten kesitler... Hakan-Serap aşkıvla roman- tizm rüzganrun savnılduğu bu dostluk, aşk, para. yanlış anla- malar ve kıskançlıklarla çevrili aykın alem panoraması, zengin gözlemlerle özenle işlenmiş ka- rakterlerle ve birbirini bütünle- yen ilişkilerle sürüyor. Derya Arbaş'Ja Lzay Hepan arasındaki aşk sahneleri de,geneüiklesinemamızdaki standartiann üstüne çıkıyor. Ensest soslu, yavan gerilim...Festival arifesinde, yeni film- siz geçen bu hafta Donald Sut- herland'ın varlığıyla bir ölçüde çekici kıhnmış. uyduruk bir ge- rilim serüveni seyrettik: "Şüp- he." Yeni bir yönetmenin, Jo- natiıan Heap'in imzasını taşı- yan "Şüphe". beylik klişeler üs- tüne kurulu özellikle son hafta- larda peş peşe izlemek bahtına erdiğimiz Günlerden Kalan. Sosyeteden İnsan Manzaralan, Arizona Rüyası vb. gibi fılmler- den sonra pek çekilmeyen ba- yat ve yavan bir gerilim dene- mesi. Meslekte 30 yılını doldu- ran Kanadalı Donald Suther- land. "baba", kansını öldürdü- ğü gerekçesiyle yargılanıp ha- pishaneye düşmüş ve 22 yıl yattıktan sonra salıverilmiş Frank Brasvvell rolünde her za- manki ustalığını sergiliyor. Küçük üvey kızının Karen'in (Amy Iring) tanıkhğıyla mah- kum edilmiş Frank, yıîlar sonra içeriden çıkınca "Ailemi yeni- den bir araya getireceğim" diye kızının çevresinde dolanıyor. bir görünüp bir kaybolarak. Suda taş sektırmeyi, başka- lannın görüşlerine aldırmayıp kendi isteklerini yerine getırme- sini öğrettiğı, duvarlannda eski Kızılderili çizimlerinin bulun- duğu Arizona"daki son derece egzotik kayalık ve mağaralan gezdirdiği torununu elde ede- rek kaleyi içeriden fethediyor. Bir topless barda garsonluk yaparak çocuğunu büyüten Karen, babasırun dönüp çıka- ^-ŞÜptie (The Benefıt of the Doubt) Yönetmen: Jonathan Heap / Öykü: Michael Liehaber / Kamera: Johnny E. Jensen / Müzik: Hummie Mann / Oyuncular: Donald Sutherland, Amy Ir\'ing, Graham Greene, Christopher McDonald, Theodor Bikel, Rider Strong (1993 ABD). Beyoğlu Fitaş, Kadıköy Süreyya, Bakırköy Afşar, Maslak Mövenpick sinemalannda. gelişinden rahatsızdır, ama Frank ikna yeteneğiyle kansı- nın (yani Karen'in annesinin), üstelik sarhoş haliyle ayağı ta- kılıp merdivenden yuvarlana- rak kaza sonucu öldüğüne inandınyor Karen'i ve aile yıl- lar sonra yeniden bir araya geli- yor böylece! Aile babası-dede rolünü çok benimseyerek oyna- yan (oysa aslında hikayenin kötü kişisi olan) Frankımızın kötü emelleri fark edilince, aile masalınm rengi değişiyor çok geçmeden. Karen'le evlenmek üzere olan sevgilisi (Christopher McDonald), kızını bir başka se- ven (!) Frank babanın gazabını çekerek esrarengiz bir kazaya kurban gidiyor çahştığı fabri- kada. Olayı soruştururken Frank'tan iyice huylanan Kızıl- derili şerif de (Graham Greene) "kızına acaip rutkun, yaptıklan- nın yanlış olduğundan da haber- siz, semparik. ama son derece tehlikeli. hatta sapık babanın öf- kestnden nasibine düşeni alı\or, dövülüp-ezilip öldürülerek" ka- yahklarda. Sona doğru yıllar öncesinde küçücük (üvey) kızına sularur- ken kansının basüğı Frank'ın son derece soğukkanlı bir katil olduğunu yansıtan beylik bir geriye dönüş sahnesinden sonra fınalde baba-dede Frank'ın kı- zıyla-torunun, Karen'le oğlu- nun peşine düştüğü, bildik he- yecan kalıplannı yineleyen ko- valamaca fınaline bağlanıyor "Şüphe". Birtakım limonlu.'ha- raretli sevişmelerden. kanlı ve şiddet gösterilerine kolan vura- rak sözümona gerilim ve heye- can sosuyla servis edilmiş bu aile içi "cape fear" çeşitlemesi, asap bozmaktan başka şeye ya- ramayan. hayli kof ve sıradan bir film sonuçta. Maviş maviş bakarak ne zaman seveceği, ne zaman sokacağı belirsiz kobra yılanı kadar tehlikeli bir sapık katili oynayan Donald Suther- land'ın da kurtaramadığı bu kötü fılmde Spielberg'in eski kansı olan, ne var ki "Schind- ler'in ListesT'yle nihayet Os- car muradına eren üstadın şimdiki kansı Kate Caps- haw'u çok andıran yeni fızi- ğiyle tanımakta zorlandığımız Amy Irving'le "Kurtlarla Dans" ın Kızılderililennden Graham Greene de var. En- sest ilişkiden ailenin yabancı- laşmasına ve bayat gerilim kahplanna kadar tam birçor- ba ve türün başansız bir ör- neği niteliğindeki "Şüphe" he- yecan vermek, ilgi çekmek şöyle dursun, yer yer karika- tür gibi kaçan, abuksabuk bir gerilim denemesi özetle. Ke- sinlikle rahatsız olmaya değ- mez! Hakan'ın, Serap'ın pczolu- ğunu beceremeyince para uğra- na yeniden beraber olduğu, varlıkh ve entelcktücl eşcinsel arkadaşı Mehmet (Mehmet Te- oman, kırk yıllık aktör rahat- lığıyla oynuyor), Melek Abla'- nın ilk göz ağnsı pavyoncu Os- man (figüranhktan nihayet kur- tulabilen Cengiz Sezici de hayli göz dolduruyor) Divan Oteli'- ndeki sürpriz doğumgünü parti- sine Serap'ı da götüren sarhoş burjuva genç (TV reklamıyla şöhren olan Kaan Girgin) gibi yan rollerdekilerin de sivrildiği bu "Atıf Yıimaz rümi". "Düş GezgHikri"nin ardından, sinc- mamızın hala jorulmayan emektar ustasının yeniden ba- şanya merhaba dediği ve belki de son dönemdeki en dişe do- kunur çalışması sayılabilir. Haydi popolar fora! Marjinallik cilasıyla parlaül- mış, beceriyle hikaye edilmiş, tıkınnda anlatımı, rollerine oturmuş oyunculan, 15 yıldan bu yana Almanya'yi mesken tutmuş usta kameraman İzzet Akay'ın görüntüleri ve konu gereği, kitsch zevklerden kurtu- lamayan sanat yönetimiyle seç- kinleşen, yer yer sert ve bayağı marjinal nitelikteki "Gece, Me- lek ve Bizim Çocuklar". pek öy- le muhallebi çocuğu fılmi, cici- bici bir yapıt hiç değil sonuçta. Makul bir fınalle noktalanan, oturaklı, sürükleyici ve insani bir deneme. Melek Abla rolün- deki Deniz Türkali'nin de Atıf Ydmaz'ın fılmografısindeki tu- valetçi kadınlara kanştığı, so- nunda da kendini "Rocco ve Kardeşleri"ndeki RenatoSalva- tori'nın Annie Girardot'yu bı- çak laması gibi. eski dostu Os- man'a zorla öldürttüğü, araba- daki "popolar fora!" sahnesinin de Tinto Brass uzmanı muhte- rem bir ağabeyimizin belirttiği gibi. Tinto Brass'dan esinlenil- diği "Gece, Melek ve Bizim Ço- cuklar" seyirciye aykın bir gece yolculuğu yaptıran. izlenmeye değer bir film. Antrakt'tâ^ ışıklar sönecek mi? Türkıye'de her nedense sinema dergisi yaşamaz diye yıllardır iyi- ce kemikleşmiş bir görüş yaygındır. Sinema sektörü za- man zaman seyircisini bir yitirip bir yeniden kazanarak dar- boğazlardan geçse de. bir türlü sürekli yayınlanabilen bir sinema dergjsine sahip çıkamaz öteden beri. Sinemaya tutkun genç ku- şaklar da.sinema kültürünü yay- ma işlevini üsttenen dergileri 5- lO.bilemediniz 15 sayıdan öteye yaşatamazlar. Bugünlerde 31. sayısı çıkacak olan (hazırlanmış yeni sayının baskıya verilip veril- meyeceği tartışılıyor) Anrrakt dergisi uzun süredir bu >argıyı kırmış görünüyordu. İlk sayısı 1 Kasım 1991'de ya- yınlanan Antrakt.ülkemizde ke- sintisiz her ay yayınlanarak bu alandaki rekorlan kırmak üze- reydi. yaklaşık üç yıldan bu yana. Yine yaklaşık 5 yıldır haftalık Si- nema Gazetesi'ni de çıkaran Saim Yavuz'la Turgut Yasalar'ın bir süredir iyice bellerinı büken Antrakt, içeriği beğenilsin- beğenilmesin, hedef kıtlesini tam anlamıyla belirlesin-belirlemesin. son dönemin düzenli yayınlanan biricik sinema dergisiydi. Ant- rakt ekolü denebilecek yığınla genç sinema yazannın ve çevirmeninin yetiştiği dergi, sinema yazarlanyla akademis- yenlerin, meslekten isimlerle araştırmacı-incelemecilerin top- landığı ve Sinema Yazarlan Derneği'nin yeniden canlandığı bir merkez, herkesin başvurduğu bir kaynak o!du. Yıllıklar ve araştırma kitaplanvla ya>incılığa da atılip paneller düzenleyen. ilk fılmini çeken genç yönetmenlere mekan olan Antrakt'ın en büyük yakınması, reklam gelirinin az- lığı-yokluğu. Derginin çıkmazı üstüne arpacı kumrusu gibi dü- şünen Yavuz ve Yasalar, son çare olarak, Antrakt'ın hakkını ver- meyen. marka bağımlısı med- yaya, ilan.vermeyen reklamcılara ve kültür-sanaıtan para esirge- mez kimi aydın zenginlere baş- vurmayı deneyecekler. Reklam kaynağı ( ya da ka>-naklan) bu- lunması halinde yayını sürdüre- bilecek olan aylık Antrakt sine- ma dergısine sahip çıkmak gerek! I I Sinema Yazarlan Derneği (SİYAD) Olağan Kongresiyapıhh Sinema Yazarlan Derneği (SİYAD) Olağan Kongresi pazartesi günü yapıldı. Yoklama sonucunda çoğunluk sağlanarak divan oluşturuldu. Başkan seçilen Sevin Okyay, kongreyi vönetir- ken yazman üyeliklerini Murat özer ve Sungu Çapan üstlendiler. Sinema dün- yasının son dönemde yitirdiklerine say- gı duruşunda bulunulduktan sonra go- çici yönetim kurulu başkanı Atilla Dor- say çalışma raporunu açıkladı. Geçici yönetim kurulu üyesi Saim Yavuz, geliri ve gideri 42 milyon olarak eşitlenen der- nek bütçesini oylamaya sundu ve oybir- liğiyle bütçe kabul edildi. Yapılan se- çimde SİYAD Yönetim Kurulu, Atilla Dorsay (başkan). Tunca Arslan, Sungu Çapan, Uğur Vardan, Saim Yavuz ola- rak belirlendi. Yedek üyeler de Turan Aksoy, Sadi Çilingir, Sevin Okyay, Mu- rat Özer ve Necati Sönmez olarak sap- tandı. Kapalı oyla yapılan seçimde bu liste- ler oybirliğiyle kabul edildi. Denetim Kurulu için Hayri Caner, Burçak Evren ve Ali Hakan, yedek üyelikler için de Tamer Baran, Güienay Börekçi ve Tur- gut Yasalar açık oylamayla ve oybirli- ğiyle seçildiler. SİYAD, derneğe kayıtlı şu sinema yazarlanndan oluşuyor: (Kayıt sırasıyla) Kami Suveren, Atilla Dorsay, Agah Özgüç. Turgut Yasalar, Saim Yavuz, Necati Sönmez, Vecdi Sa- yar, Sungu Çapan, Murat Özer, Burçak Evren, Tunca Arslan, Sevin Okyay, Sadi Çilingir, Uğur Vardan. Mehniet Açar, Tamer Baran, Hülva Arslanbay, Rekin Teksoy, Hayri Caner. Turhan Aksoy, Turhan Gürkan, Coşkun Çokyiğit, Ali Hakan, Gülenay Börekçi, Ali Llvi Uyanık, Uygar Şirin, Tarık Dursun Kakınç, tbrahim Karamehmet, Engin Ayça. Kavram 'danyeni kitaplar KültürSenisi- Kavram Yayınlan beşyeni kitap yayımladı. Bunlardan Can Eryümlü'nün "Gri Kıyılannda". Gürhan Uçkan'ın "Geceyansı Güneşi", ve Zcrrin Koç'un "Bcn Sizi Çok Aradım" adlı öykü kitaplanyla Ayten Mutlu'nun "Denize Doğru" adlı şiir kitabı ilk baskılannı yaparken, Mehmet Semih Gemalmaz'ın "Latin Amerikan'da İnsan Haklan" adlı kitabı üçüncü baskıya ulaştı. İstanbul Üniversiiesinde öğretim üyesi olan Gemalmazçalışmalannı "ulusalüstü insan haklan hukuku" konusundayoğunlaştırmış. Halen Birleşik Krallık'ta konuk akadcmisyen olarak çalışmalar yapan ve bu alanda dersler vercn Gemalmaz insan haklan konusunda ulusal ve uluslararası sempozyumlara katılmış ve bildiriler sunmuş. Gemalmaz'ın bu kitabı. insan haklanna saygılı birdüzen mücadelesinin hukuksal yöntem ve araçlan bilgisini sunuyor ve mevcut yapıyı ve pratiğicleştirelbirçözümlcmeyleelealıyor. 'Açık Aile' Ankara 'da ANKARA(ANKA)-BursaDevletTiyatrosu,Ankara turnesi kapsamında Dario Fo'nun yazdığı "Açık Aile" adlı oyunu. yann Altındağ Sahnesi'nde sergilemeye başlıyor. Yönetmeliğini Serap Eyüboğlu'nun yaptığı oyunda başrollcri Zcyncp Erkckli vc Nusrct Şcnay paylaşıyor. Oyunda, cvli veçocuklu birailede, kocanın başka kadınlara yönelmesi veeşınden de bu yönde davranmasını istemesiylebirliktegelişenolaylaranlatılıyor. J. Dünya Çocuklar Tiyatro FestivaU bugün başlıyor ANKARA (AA) - 3. Dünv a Çocuklar Tiyatro Festivali'nde, Türkiye'yi Oluşum Tiyatrosu tcmsil edecck. Bugün başlayacak festival. 9 nisan tarihinde sona erecek. Almanya'nın Lingen kentinde yapılacak festivalde. Oluşum Tiyatrosu. "Çocuklar Yönctimde" adlı oyunu sergileyecck. Oluşum Tiyatrosu'nun yönetici drama ve doğaçlama yöntemiylehazırladığı oyunu, NaciAslan sahneye koyuyor. Çocuklar Yönetimde adlı oyunda, 10-15 yaş grubu toplam onbeş ov uncu rol alıyor. Festivale. 21 ülkeden 300'ü aşkın çocuğun katılması bekleniyor. Kırgız,yeniden İDOB MüdürlüğiVne getirildi fZMtR (AA) - tzmir Devlet Opera ve Balesi (İDOB) M üdürlüğü ve Genel Sanat Yönetmenliği'ne tenor Doç. Pekin Kırgız yeniden getirildi. 1989-92 yıllan arasmda İDOB M üdürlüğü >apan Pekin Kırgız. görevinden alınmış, yerine soprano Selmin Günöz vekaleten atanmıştı. İdan mahkemede açtığı davanın sonuçlanması üzenne yeniden görcve dönen Kırgız."Kaldığımız yerden devam edeceğiz. İzmir seyircisine opera \ e balenin en güzel örneklerini sunacağız" dedi. Saim AkçılOda Orkestrası ÇRR'de Kültür Servisi - Saim Akçıl Oda Orkestrası bugün saat 19.00'da Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda müzikseverlerin karşısında olacak. Saim Akçıl yönetimindcki orkestra Tartini. Bach. Mendelssohrı^ve . ,Bartoktan ydpıtlar seslendirecek. Orkestra Bach'ın "Si minör Süit'inde solist Bülent Evcil'e. Mendelssohnun "Keman Piyano Konçertosu"nda da Özcan Ulucan ile Birsen LJlucan'a eşlikedecek. Avrupa'da ünlühocalarlaihtisas>apan Prof. Saim Akçıl Avrupa. As>aveABD'dekonserler\erdi. 1984'ten buyana genç sanatçılarla oluşturduğu Oda Orkestrası ile çeşitli kentlerde çok sayıda konser gerçekleştirerek gençlere solistlik olanaklan sağladı. 'Aton Artemis' ÖdülüNijat Özön'e verilecek İZMİR (AA)- Uluslararası İzmir Film Festivali'nin tek ödülü olan ve her y ıl Türk sınemasına. çalışmalan. araştırmalan. yazılan ve sanatsal birikimiyle katkıda bulunan sanat adamlanna verilen "Altm Artemis" Ödülü'nün, bu yıl sinema > azan Nijat Özön'e \ enlmesi kararlaştırıldı. Ödül, İzmir'de 19 nisanda yapılacak bir törenle Nijat Özön'e \erilecek. Sinema yazan. tarihçisi ve eleştirmeni olarak tanınan Özön'ün yapıtlan arasında. "Sinema Sanatı". "Türk Sineması Kronolojisi"." 100 Soruda Sinema Sanatı". "Sinema ve TV Filmlen Sözlüğü" ve çeviri eserler yer alıyor. 'Çıkmaz Sokak' A Imanya 'da sahnelenecek Kültür Servisi - Tuncer Cücenoğlu'nun ünlü oyunu Çıkmaz Sokak. Almanya'da 7 Nisan 1994 gecesi v apılacak ilkgösterimlesergilenmeyebaşlanıv/or. Hamburg Küçük Sahne (Hamburgs Kleine Bühne) tarafından sahnelenmeye başlanacak olan Çıkmaz Sokak'ın (Die Sackgasse)çevirisi Yücel Erten'eait. Çıkmaz Sokak'ı. (Die Sackgasse) Andreas Kallanch yönetiyor. Tuncer Cücenoğlu da oyunun ilk gösterimindc bulunmak üzere Almanya'ya gidiyor. Bilindiği üzere Çıkmaz Sokak. Tuncer Cüceoğlu'nun Abdi Ipekçi v e Avni Dilligil Yazar Ödülleri'ni kazandığı en ünlü ov unlanndan binsi... Oyun daha önce yurtdışında Avustralya'da da sahnelenmişti. YapıKredi Yayınları'ndan Salinger'in kısa öyküleri Kültür Servisi - Ülkemizde"Gönülçelen" ve "Franny Zooey" adlı kitaplan yayımlanan Salinger'in kısa övküleri "DokuzÖykü"adı>la Yapı Kredi Yavınlan'ndan çıktı. Yirminci yüzjılın ironik ve mistik Batılısı Salingcr I963'icn beri yeni biryapıt yayımlamıyor: zaten vaktiyle yayımladıklan da fazla değil. Buna rağmen. "az ama öz"e en iyi örneklerden biri: Gönülçelen adlı romanı dünvanın çeşitli liselerinde okutuldu, Amerika ve Türkive dahil olmak üzere değişik yer ve zamanlarda \ asaklandı: Glans ailesini anlattığı Franny ve Zooey. Yükseltin Tavanlan. Ustalar ve Seymour: Bir Başlangıç adlı kitaplan genış bir okuyucu kıtlesinin büyük beğenisiyle karşılandı. Dokuz Öykü, Salinger'in aslında uzun bir zaman diliminde yazdığı, ama arka arkaya ve bu kitaptaki sırayla okunduğunda ilginç bir bütünlük. bir döngü oluşturan kısa öyküleri kapsıyor. Yazann Zen-Budizm öğretisine duyduğuyakınlık.'Muz Balığı İçin Mükemmel BirGün' adlı sarsıcı. mükemmel öyküden başlayarak. Teddy'ye dek, örtük ya da açık olarak etkisini belh ediyor. 'Kız Kulesi'nin Düş Getiren Pay SenetlerV Kültür Servisi-MimarlarOdasfnın Bcyoğlu'ndaki Küçükparmakkapı Sokak'ta bulunan Kent-Yaşam Salonu'nda bugün saat 18.30'da "Kız Kulesi'nin Düş Getiren Pay Senetleri" adlı söyleşi yapılacak. Kız Kulesi Derneği tarafından düzenlenen etkinliğe Doç. Ülkü Altınoluk veSunay Akın katılacaklar. Kız Kulesi için yazılmışşiirlerin okunacağı söyleşide. birdedia gösterisi sunulacak.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog