Bugünden 1930'a 5.353.610 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

2OMART1994PAZAR CUMHURİYET SAYFA HABERLER 17 OrmanHaftası etkinlikleri • Haber Merkezi- Ormancılılc Günü ve Haftasj yann İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi'nin katkılanyla Gayrettepe Bahar Sitesi'nde başlayacak. Burada. İstanbul Üniversitesi öğrencileriyle tasannu yapılan park ve refüjleri bıtkilendırme çaüşrnalan yapılacak. Aynı gün İÜ Orman Fakültesi Fırat binasında saat 13.30'da 'Dünyada ve Türkiye'de Ormancılığın Güncel Sorunlan", 22 martta 09.30"da da "Dünyada ve Türkiye'de Ormancılık öğretirni" konulu pandler düzenlenecek. 'Türkçe, gönüllü sömürge' • ANKARA (Cmnburiyet Börosu)-TürkDıl Kurumu'nun (TDK.) düzenlediği veTürkçe'de kirlenmenin ideolojik ve toplumsal nedenlerinin tartışıldığı "Günümüzdeki Dil Yozlaşması" konulu açıkoturumda, Türkçe'nin kan kaybederek "gönüllü sömürge" durumuna düştüğü belirtildi. Türk Dil Kurumu'nda düzenlenen açıkoturumlann sonuncusu dünyapıldı. Dostlar Korosu eleman alacak • İstanbul Haber Servisi Ruhi Su Dostlar Korosu'nun sınavla eleman alacağı bildirildi. Ruhi Su Dostlar Korosu'ndan yapılan açıklamada. koronun kadrosunun genişletilerek repertuvann yenilenmesinin amaçlandığı belirtildi. Bu şekildedaha büyük kitlelere ulaşmayı hedefleyen Ruhi Dostlar Korosu kadrosunda yer almak isteyenlerin 20 mart tarihinde yapılacak seçmelere katılması gerekiyor. Seçmeler, TMMOB MimarlarOdası İstanbul Şubesi'nin İstiklal Cad. Büyükparmakkapı Sok. No 116'dakı konferans salonunda yapılacak. Hakim vesava atamalan • AJNKARA (AA) - Hakim ve cumhuriyet savcılan hakkmda uygulanacak atama ve nakil yönetmeliğini düzenleyen listeye yeni kurulan ilçelerdealındı. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanhğı'nın Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmeliğine göre hakim, savcı atama ve nakillerine Burdur'a bağü Altınyayla. Kastamonu'ya bağlı Doğanyurt, Manisa'ya bağlı Köprübaşı ilceieri de dahiledildi. GAPveturizm •GAZİANTEP(AA)- GAP'ın tamamlanmasıyla bölgede iç, iş, kongre, kültür, transit ve görgü arturma turizrnlerinin gelişeceği bildirildi. Turizm Bakanlığı YatınmlarGenel Müdürlüğü uzmanlanndan ŞevkiÇivi.yaptığı açıklamada GAFın, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin, fıziki ve ekonomik açıdan en büyük projesi olduğunu hatırlatarak "Alanitibanyla Belçika, Hollanda ve Lüksemburggibi 3 kuzeybaü Avrupa ülkesi büyüklüğündeki bu proje devreye girdiğinde, üretim ve gelır. bu bölge için 17-20 kat artacak"dedı. GRAMOFON JAZZ GÜNLERI PAZARTESt • SAU NEŞET RUACAN NlLÜFER RUACAN CEMAKSEL MAHMUTYALAY ÇARŞAMBA • PERŞEMBE NÜKHET RUACAN EMIN FINDIKOGLU SELÇUK SUN CUMA • CUMARTESİ ÖNDER FOCAN SENOVA ÜLKER NEZİH YEŞİLNİL CANKUT ÖZGÜL VE AYŞEGÜL YEŞİLNİL TÜNEL MEYDANI NO:3 BEYOĞLU-İSTANBUL TEl: (0212) 293 07 86 IstanlmTdahavakiıli ıııi değilıııi?• Boğaz'da her zaman İstanbul'u tehdit eden muhtemel kazalar için ciddi bir önlem alamayan yetkililer. bu kez de > anan tankerin ha\ ayı kirletip kirletmediği konusunda anlaşamadılar. Çevre Bakanlığı tankerin havayı kirletmediğini savunurken, Sağlık Bakanlığı Hıfzıssıhha Merkezi, İstanbul"daki hava kirliliğinin normalin üzerine çıktığını bildirdi. İstanbul Haber Servisi- Çevre Bakanlığı yetkilileri. Boğaz'da meydana gelen kazada yanan tankerin İstanbul da ha\ a kirliliği yaratmadığınıönesürerken Sağlık Bakanlığı Hıfzıssıhha Merkezi. İstanbul'daki hava kirliliğinin normalin üzerine çıktığını bildirdi. İstanbul Boğazı'ndaShip Brokeradlı kuru yük gemisiyleçarpıştıktan sonra yanan ve Karaburun açıklannda iki römorkörün yedeğinde tutulan tankerin çekileceği yer konusunda araştırmalann sürdüğü açıklandı. Çevre Bakanlığı. bugün de tanker faciasının yol açtığı çevre kirlenmesine karşı üzerindeki atıklann temizlenme alınacak önlemlerle ilgili bır toplantı çalışmalannın başladığını söyledi. düzenleyecek. Çe\ re Bakanı Rıza Akçalı'nın Denizdeki kirlilik noktalannın sabit başkanlıgında yapılacak toplantıya olmadığını, akıntı ve rüzgann etkisiyle yer üniversite ile bakanlık uzmanlannın yanı sıra değiştirdiğini söyleyen Yılmaz, halen Greenpeace, BM Akdeniz ve Karadeniz Büyükdere Limanı, Beykoz, Beylerbeyi. faaliyet merkezleri, Fransız Su Kirliliği PoyrazkÖy veTarabya'da kirliliğin yoğun Araştırma Kuruiuşu (CEDRE) temsilciieri olduğunu kavdetti. Tankerin taşıdığı 98 bin de katılacak. AA'nın sorulannı yanıtlayan ton yakıttan 18 bin 90 tonunun yandığını Çevre Bakanlığı Çevre Kirüliğini Önleme ve belirten Yılmaz, bu nedenle Boğaz'ın yüzdc Kontrol Genel Müdürü Ali Rıza Yılmaz, 60'ında milimetre seviyesinde ince yağ "süpürge" denilen deniz aracıyla. deniz tabakası oluştuğunu açıkladı. Bu arada Sağlık Bakanlığı Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi. yaptığı hava kirliliği ölçüm sonuçlannı açıkladı. Rapora göre Ankara ve İzmir hava kirliliği sınır değerlerinin ahında kalırken, İstanbul'da ise sınır değerlerinin aşıldığı görüldü. Üç büyük ilin kirlilik oranlan şöyle: "Ankara, kükürt miktarı metreküpte 102 mikrogram, duman miktarı66mikrogram. İstanbul'da kükürt miktarı 266 mikrogram, duman miktarı 113 mikrogram. İzmir'de, kükürt miktarı 88 miligram, duman miktarı 67 miligram." 'Boğaz'dan geçen ölüm gemilerini durdurun' demeye geldiler, facianın ortasına düştüler Greenpeace, Boğaz'dahüznüyaşadı • Greenpeace aslında İstanbul'da 'bir taşla iki kuş birden vurduf Çünkü Greenpeace'ölüm gemilerini durdurun' sloganıyla, Boğaziçi Köprüsü'nde bir protesto eylemi gerçekleştirmek için Turkiye'ye gelmişti. Eylemden bir gün sonra. Boğazdaki facia yaşandı! MUHARREM AYDIN Yer. Ortaköy İskele Mey- danı. Bankta oturan genç, sev- gilisine dönüp önlerinde demır- leyen gemiyi gösteriyor: "Şura- ya bakar mısın lürfen? Güva, Hamburg'dan geliyormuş. Eğer bu küçük tekne Hamburg'dan İstanbui'a kadar gelmişse, ben de dinozorum!" Tanık olduğu- muz konuşmadan sonra. söz konusu gemiye bakıyoruz. Üzerinde. "Moby Dkk-Ham- burg" yazıyor. Tepesinde ise Greenpeace bayrağı var. Gre- enpeace 197I'de kurulmuş. Merkezi Londra'da bulunu\or. Başkanı ise David Mc Taggart. Bağımsızlığını korumak için. hiçbir özel ya da devlet kurum ve kuruluşundan maddi yardım kabul etmiyor. Greenpeacc'ın, 2 bin personeli. 10 bin gönüllü üyesi bulunuyor. Dünya çapı- nda 5 milyon kişi ise aynca Greenpeace üyesi. Greenpeace aslında İstan- bui'da 'bir taşla iki kuş birden vurdu." Çünkü Greenpeace 'ölüm gemilerini durdurun* slo- ganıyla. Boğaziçi Köprüsü'nde bir protesto eylemi gerçekleştir- mek için Türkıye'ye gelmişti. Eylemden bir gün sonra ise Bo- ğaz'daki facia yaşandı! Biz de Greenpeace örgütünün peşine takıldık! Moby Dick'in kaptanı *seyir defteri'ne neleryazdı bilmiyoruz, ancak birkaç gazeteciyle birlikte, Moby Dick'te ge- çirdiğimiz saatler boyunca tuttuğumuz gün- lük şöyle: 17 mart perşembe: Gün ağanyor. Green- peace'den bir ekip, uçakla keşif turuna çıkı- yor. Biz ise. izin çıkması durumunda, şişme botlarla yapıiacak yolculuk anını bekliyoruz. Resmi açıklamalar her şeyinyolundagittiğini ve kontrol altmda olduğunu söy lüyor. Ancak Greenpeace, yurtdışındaki diğer örneklerin- de olduğu gibi resmi açıklamalan yeterli ve inandıncı bulmuyor. "Nasia tankerinin son durumunu kendi gözümüzle görsek tyi olacak" görüşüne sahipler. Saat 09.00: Ekip döndü: izlenimlenni şöyle aktanvorlar. "Gittiğimizde Nasia tankeri Terkos Gölü'- nün 1-2 km açığındaydı. Denizin üsründe kalın bir petrol tabakasına rastladık. Yay ıldığı saha. gemiyle birleşiyor. Nasia tankerinin ön bölü- münde büyük yangın sürüyordu. Soğutma çalı- NE DfYELİM BİR DAHA OLMAS1N!- "Dünyayı kurtarmak için savaşmak gerektiğini bili- \oru/ >e sa>aşıyoruz..." Greenpeace, bu slogania yola çıktı ancak. anlaşılan İstanbul Boğazı'nda İstanbulluları dehşete düşüren tanker kazası için onların da yapabileceği fazla bir şe\ yoktu. şmalannı gördük, ancak söndürme çalışması yoktu. Petrol toplamak için çalışma yapıldığını görmedik. Petrolün çoğu, Karade- niz açıklarına sürükleniyor. Denizde 8 yunus gördük, petrol tabakasından zarar görebilir. Martıların tüyleri ise petrole bulaşıyordu. Pet- rol tabakası, Boğa/ kıyılarındaki koylarda bi- rikiyor. İdeal ha>a koşullarında bile bu petro- lün ancak yüzde 15'i toplanabilir." Greenpeacecilere soruvoruz: "Böylesi bir kaza örneğin, Akdeniz'e kıy ısı olan bir diğer ülkede olsaydı, neler olurdu? Türk yetkilileri- nin eksiklikleri söz konusu mu?" Yanu şövle: "Akdeniz'de hiçbir ülke tam anlamıyla kazalara karşı hazırlıklı değil. ABD İ979'da, Fransa ise 1978'de geçirdiği büyük deniz facialarından sonra önlemlerini çoğalrtı. Hollanda'nın bu konuda önemli çalı- şmaları meıcut. Bizi en çok şaşırtan şey ise gerek İndependenta, gerekse benzeri büyük deniz kazalarını y aşamasına karşın Türkiye'- nin bunlardan yeterince ders çıkarıp gerekli önlemleri almaması oldu. Aslında büyük deniz kazaları > alnızca mcvdana geldiği ülkcnin so- runu değil, uluslararası bir sorun. Türkiye'nin bu konuda çabası olduğu gönilüyor. ancak mal/emesi/lik. plansızlık \e koordinasvonsuz- luk ciddi biçimde göze çarpıyor. İstanbul'da kurulan 'kriz Masası" amatörce çalışıyor. Kriz merkezi, küçük bir kaynıakamlık binası olmamalıvdı. Birkaç saat içinde geniş donanımlı, çağdaş bir kriz masası kurulmalı, uzanlar burada top- lanmalıydı. Tüm bu eleştirilerimizi 'Kri/ Ma- sası'nda bulunan az sa> ıdaki personelin öz>eri- li çalışmalarını da yadsıyamaz" Bu sohbe- tin ardından Greenpeace ekibiyle birlikte San>er Kaymakamlığfndaki 'Kriz Masası'- na gidivoruz. Buradaki çalışma ortamı. gö- revlilenn yüzeysel ve olumsuz yaklaşımı. Greenpeace ekibini dehşete düşürüyor. Moby Dick'e gen dönüyoruz. Akşam olmak üzere. Beklenen geçiş izninden henüz haber yok. Bu sırada gazetelerimizle kurduğumuz mobil telefon bağlantısıyla. 6 yunusun öldü- ğünü öğrenıvoru? ve bunu Greenpeace eki- bine aktanşoruz. Hepsinin yüzünde "Biz daha önce söylemenuş mivdik" sorusunu hıs- settiren bır ifade değil. üzüntü okunuyor. Bu 'acı haber'' üzerine gemideki durgun- luk. yerini hareketliliğe bırakıyor. Önce şiş- me botlarla keşif ckibi önden çıkıyor. Moby Dick Ortaköy'den, çay bahçelerinde oturan İstanbullulann şaşkın bakışlan eşliğinde Sanyer'deki Bü>ükdere Lımanı'nınaçıklan- na doğru yola çıkıyor. Hemen sonra ise ölen yunuslan bulmak için tulumlanmızı giyerek şişmc botlarla Poyrazköy açıklarına geliyoruz. Karanlığın içinde hızla giden motorlu botlar dalgalan yararken rüzgar, insanın yüzünü adeta bıçak gibi kesiyor; Poyrazköylüler ayrıca bize ala>cı bır tavırla şu 'sitemde' bulunuyor: "Bu saatte buralara kadar yunuslar öldü diye mi geldiniz? İnsan ölse gelmezsiniz. Yunuslara iyi bakın. Onların gözü çok yaşlıdır!" Ya- şadığami/- 'trajedi* üzerine Poyrazköylülere "Ne yapalım karaya vurduk!" diyoruz! İzin- siz daha ileriye açılamayacağımız için 'çare- siz' biçimde Sanyer açıklannda demirleşen Moby Dick'e dönüyoruz. Bu sırada. Green- peaceindaha öncegerçekleştirdiği eylemle- rin göriintülerini videodan izliyoruz. En çok istediğimiz şey ise bu görüntüleri "Eğer bu gemi Hamburg'dan İstanbui'a gelmişse, ben de dinozorum!" diyen Ortaköy'deki gencin de izlemesi! Yorumu size bırakıp izlenimlerimizi Gre- enpeace'in. Boğaz'da yaşanan deniz kaza- sından sonra daha da anlam kazanan şu slo- ganıyla noktalıyoruz: "Dünyayı kurtarmak için savaşmak gerek- tiğini biliyoruz ve sa»aşıyoruz..." Iki yabancı 6 denizkurdu' Boğaz'ı ateşe verdi Av. GÜNDÜZ AYBAY Genç İngiliz kaptan R. Owen, Panama bandıralı yüz bin ton ham petrol \üklü mo- dern tankerin köprü üstündc. bastırmaya çalıştığı hey ecan ve daha önce üç kez kılavuz kaptan alarak geçtiğı İstanbul Boğazı'ndan bu kez kılavuz almadan geçmenin gururu ıle çevresini gözlüyor \e Filipinli serdümenin. yeni verilen rotada baş tutmasını bekliyor- du. Baltalimanı Feneri'nı seçcmedi, ama ta- sa etmedi: böyle şehir ışıklan içinde fenerle- rin ayırdına v anlamayacağını biliyordu: "viya" kumandasını verdi ve 3. zabiti bıraz yana iterek radara bir göz attı. Koca gemi ona tam itaat ediyor \e tasarlayıp buyurdu- ğu hızla ve rotalarla Boğaziçi'nden akıpgidi- yordu. Ku\"vetlice esen karayel rüzgan, onun gemisi için hiçti: akıntının arkadan gcl- mesi dolayısıyla dikkat etmesi gerekiyordu. Kanlıca Feneri'ni bordaya yakın görmüştü: saat 23.00'ü çaldı: "Ağır ağır iskeleye dönme kumandasını vermek zamamdır" dı>e düşün- dü. "Yeni rota 180 derece olacak, ağu- ağır is- kele" dedi çok yükseltmemeye çalıştığı bir sesle; gene sesinin belli belirsiz titrediğini dü- şündü ve kendine kızdı. İskele baş tarafında "gelen" bir geminın borda fenerlcrini \e Fa- tih Köprüsü'nün bir kolyeyi andıran ışıkla- nnı gördü. Filipinli serdümenden nöbeti al- maya gelen gemiciye, "Bekle!" dedikten son- ra, biraz kızgın "Ne biçim dümen tutuyorsun? Karşıla" diye serdümene çıkışarak buy urdu. Serdümen. kınk İngilizcesiyle "Dümen san- cak alabandada, pruva iskeleye kaçıyor efen- dim" di\e durumu rapor etti. Kaptan O\\en bütün v ücudunun bir anda tere battığını du- yumsadı ve "Makineye telefon edin, devri 40 toma arttırsınlar" diye kekeledi... W Kaptan Hans. kumandasındaki yaşlı. ama bakımlı Hamburg isimli. Malta bayraklı kuru vük gemisiyle (şileple) Bremen'den yük- lediği 40.000 ton kanşık yükü Odesa'ya götü- rüyordu. Kaptan Hans tam bır "deniz kurdu"- ydu: 30 yılhk deney birikiminin sağladığı sez- giyle tehlikeleri önceden görür ve genış bilgı- siyle önlemleri alırdı. Bu güzel şubat gününde Boğaziçi'nde seyir. onun için keyifti; baştan gelen akıntıyı hesaba katarak tornayı 12 mıl saate göre ayarlamıştı. Şehrin hava kirliliği ku\"vetlı karayele karşın dağılmıyor ve görme- yi bozuyordu. Boğaziçi Köprüsü'nden sonra şimdi Fatih Köprüsü'nü geçıyordu. Saat 23'. 00'ü \urunca. nöbet değiştirme\e gelen yeni Filipinli serdümen. anlaşılmaz bir sözcükle kaptanı selamladı. Tıpkı İngiliz meslektaşı gibi, Kaptan Hans da bu kritik yerde dümenci değjştirmesini sakıncalı bulduğu için. ona bek- lemesini söyledi. Ama Hans'ın "bekle" ku- mandasını serdümen. "iskele" anladığı için dümene iskeleye bastı: Kaptan Hans önce ge- minin baş tarafının hızla Kandılli Fcncri'nden uzaklaşmasına bir anlam \eremedi ve "Acaba akıntı, bir azizlik mi ediyor?" diye.diişiinerek ve karşı \önden geldığini \e sil\on fenerlerinden büyük bir gemi olduğunu anladığı gemiyi şaşı- rtmaktan korkarak "Kaçma iskeleye" diye haykırdı. ••• Gerek Kaptan Hans'ın gerek Owen'ın daha sonra neler düşünüp neler yaptıklannı, ne kumandalar verdiklerini öğrenmek mümkün olmadı; çünkü Hans'ın kumandasındakı kuru yük gemisiyle, Ovven'ın kumandasındaki tanker. Kanlıca ı!e Fatıh Sultan Mehmet Köprüsü arasında çatıştılar. Saat 23.05"te kuru yük gemisinın baş tarafı. tankerin iskele tarafının orta kısmına çarptı \e o anda büyük bir patlama ıle her iki gemide yangın çıktı: yanan ham petrol 3. 4 \e 5 numaralı iskele tanklanndan denıze akmaya başladı. Patlamadan sonra hızla yayılan yangın ve duman çoğu Filipinli olan her iki geminin gemi adamlannın derin bir korkuya kapı- lmalanna ve bu da kargaşaya yol açtı. De- niz \e gemiler birkaç dakika içinde alev ve duman içinde kalmıştı. Her iki gemi birbi- rine yapışmış durumda Fatih Köprüsü'nün Rumeli yakasındaki ayağına doğru sürük- lcnmese başladılar. ••• Bır "rumateşi" durumundaki gemiierin Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün Rumeli ayağına gelıp takılmalan yüzünden hem sahildeki hem de köprüden geçmekte olan insanlar neye uğradıklannı şaşırmı- şlardı (Oysa son yıllarda olup bıtenler. yazılıp söylenenler, bu kadar şaşırma hakkı \ermiyordu onlara). ••• 72 saatlik bir çetin savaşımdan sonra. yangın söndürülebilmiş ve gemiler yedekle- nerek köprü ayağındaki yerlerinden Mar- mara'ya, Si\ nada yakınına çekilmişlerdi. Üç gündür Boğaz. gemiierin gecişine ka- patılmıştı. Şımdiden Karadeniz'de ve Mar- mara'da. geçış için izin bekleyen 300 gemi birikmiştı: Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'- nde incclcme yapılıyor. altından gemi geç- mesine izin verilip verilemeyeceği konusun- da uzmanlann görüş bildirmesi bckleniyor- du. Eldeki bütün olanaklar kullanılarak ara- ba vapuru scferleri konmuştu. ama İstan- bul'un vakalararası karayolu trafıği tam bir "kördüğüm"dü... Hazine \e belediye. uğranılan büyük za- rarların gidenlmesi olanaklannı araştırmak üzere uzman hukukçulardan görüş istemiş- ti; yoğun bir çalışma yapılıyordu. "Gemiie- rin tekne sigortaları, kulüp sigortaları var mıydı?". "Donatanların başka gemileri var mıydır', "Tam bir giderim (zararuı tamamen tazmin ettirilmesi) olası mıydır'' Bu gemiierin birinın Malta. ötekinin Pa- nama bayrağı taşımakta olmasına karşın. donatanlannın İngiliz ve Alman olduğu ıs- rarla söyleniyordu! Bu gerçek miydi? Yoksa müzevirlerin uydurması mıydı? Kulüp sigorta temsilciieri. biryandan "gi- deririm" vaadinde bulunuyor. öte yandan -zaman zaman- donatanın sorumluluğunun sınırlı olduğuna işaret cdiy orlardı. Aynca şc- hirde yaşanan -ve ilerkı yıllarda yaşanacak- kargaşanın hesabı yoktu ortada. Geçiş için bekleyen gemiierin sayısı çoğal- dıkça. ilgili devletler "Teknik yardım yapa- lun", "Acele ödünç verelim" diye önerilerde bulunuy orlardı. Komşu devletlerden birkaçının büyükel- çisi. konuyla ilgili görüşmelerden sonra. Türk Dışişleri Bakanı'na. "Keşke şu Boğaz- lar Bölgesinde Seyir Güvenliği Tüzüğü'nü çok zaman önce yürürlüğe koymuş olsaydınız; bu felalet si/in de bizim de başımıza gelmezdi; ülkemiz mal akışının durması yüzünden bü- yük ka>ıplara uğruyor" diye yakındılar. ••• TDİ'nin "Refah Plajı" isimli römorkörü- nün kaptanı Dursun dertliydi. Liman İşlet- me Müdürü'nün telefondaki talimatına uya- rak olay gecesi Rumelihisan'na gitmiş, bir süre ne yapacağını bilmeden alevleri sey- rederek oralarda eylenmiş: sonra tanıdığı başkılavuzun da içinde bulunduğu tekneye yanaşarak ıtfai\e müdürü olduğu söylenen İcişiden talimat almıştı. "YHF cihazı yok mu" diye sormuşlardı: "Var, ama bozuk" di- ye yanıtlamıştı Dursun Kaptan: "Çok söyle- dim, ama tamir ettirmediler..." Bu kadarı bile muhataplarıncanınısıkmıştı:birde"ÖzeIleş- ririlecekmiş, ondanmış" diye ekleme\e ce- saret cdcmcdı. Ama derdinın asıl kaynağı başkaydı; alev- lerin azaldığı 2. günde bir halat kaptırmak görevi RP romorkörüne verilmişü ve bu gö- re\ yerinegetirilirken baş tarafta yangınçık- mış ve bir gemicisı yaşamını yitirmişti. Şimdi müfettiş soruyordu: "Olay yerine gitme em- rini Liman İşİetmesi Müdürü'nden aidın; pe- kiyi ama, halat verme işi için emri kimden aldın." Dursun Kaptan. "Başkılavuz, liman baş- kanı, itfaiye müdürü filan hep beraberdiier, bana söyfediler, ben de daldım dumana... L'şaklar tehlike mehlike demediler" diye açı- klamalar yapmıştı, ama müfcttişin tutu- munu hiç beğenmemişti. "İster misin" diye söyleniyordu kendi kendine. "baş taraftaki yangın hasarını bana ödetsinler, bıldır Hasan Kaptan'a yaptıkları gibi." Ama bundan çok onu kaygılandıran, şehit gemicisi Temel'in çoluk-çocuğuna tazminat verilmemesi olasılı- ğıydı. Aklı eren dostlan ile görüştükçe yüreği daralıvor. "Yok, gitmeyecektin, yazılı emir isteyecektin, sen mi kurtarıceksin vatanını, Ahmet Kaptan'a da böyle ounamış mıydı?" di\e düşünce vürütüp akıl satanlara kulak verdikçe dertten derde sürükleniyordu. Müfettiş de raporu nasıl yazacağını bilmi- yordu. TDİ'nin statüsüne bakıyor, kitapları kanştıny or bir türlü "RP" römorkörüne ve- rilen görevi bir yere oturtamıyordu. Yakıt gideri, kira parası sorun değildi. ama "RP"- deki yangın hasan ıle rahmetli gemıcinin desteğinden yoksun kalanlann tazminat is- temlerine hukuksal bir çözüm bulamıyordu. Hukuk müşavirliğindeki dostu da ona hiç cesaret vericı şey ler söylememişti: "RP'ye görev. yetkililerce vcrilmemışti; öyleyse Dur- sun Kaptan görev dışında iş yaparken rö- morkorü yakmıştı ve gemici Temel. "görevi sırasında" ölmemişti.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog