Bugünden 1930'a 5,439,331 adet makale



Katalog


«
»

7 EYLÜL 1991 DIŞ HABERLER CUMHURİYET/9 Türkler didik didik aranıyor • BRÜKSEL (AA) — Belçika'nın Zaventem Havalimanı gümrüğünde Türkiye'den gelen yolculann valizleri didik didik aranırken öteki yolculann her zaman olduğu gibi valizleri bile açılmıyor. Türkiye'den deri ceket benzeri şahsi eşya getirdiği tespit edilen yolculardan gelişigüzel vergi alınıyor. Belcika'da oturan ve Türkiye'ye tatile giden Türk vatandaşlan, gümrükte karşılaştıklan bu dunımdan şikâyet ediyorlar. Kongo'da tren kazası • BRAZZAVILLE (AA)— Kongo'nun başkenti Brazzaville'yi güneydeki Pointe Noire'a bağlayan demiryolu hattında, dün sabah bir yolcu treni ile bir yük treni çarpıştı. llk belirlemelere göre kazada 50 kişi hayatını kaybetti. Yardım calışmalanna katılmaları için kaza yerine askeri birlikler sevk edildiğini bildiren radyo, halkı kan bağışına çağırdı. Bağlantısızlar toplantısı • AKKRA (AA) — Bağlantısızlar hareketinin 1992 yılında duzenlenecek 10. arvesinin Endonezya'da gerçekleştirileceği bildirildi. 103 üyeli Bağlantısızlar hareketinin Gana'nın başkenti Akkra'da bakanlar düzeyinde gerçekleştirilen toplantısında, Nikaragua ve Venezüela'nın evsahipliği yapma isteklerini çekmeleri üzerine, 10. Bağlantısızlar zirvesinin Endonezya'da yapılması kararlaştınldı. BağMantısızlık hareketi, 30 yıl önce Doğu ile Batı arasındaki soğuk savaşı frenlemek amacıyla oluşturulmuştu. ABD-Kuveyt işbirligi • WASHINGTON (AA) — ABD ile Kuveyt arasında savunma alanında işbirliğine yönelik bir anlaşmamn imzalanacağı, ABD Savunma Bakanhğı tarafından doğrulandı. Anlaşma, ABD'nin Kuveyt'te askeri mühimmat depolamasını, Kuveyt limanlannı kullanmasını ve Kuveyt birliklerine eğitim vermesini içeriyor. Ancak sözcü Williams, bu anlaşmanın ABD'nin bölgede kalıcı askeri üsler kurmayı amaçladığı anlamına gelmediğini söyledi. Giray Moskova yolcusu • ANKARA (Cumburiyet Bttrosu) — Dışişleri Bakanı Safa Giray bugün Moskova'ya eidiyor. Avrupa Güvenlik ve Işbirliği Konferansı (AGİK) lnsani Boyut Toplantısı'nın açılış bölümüne katüacak olan Giray'ın, Sovyet yetkililerle henüz kesinleştirilmiş bir ikili görüşmesi yok. AGİK insani boyut toplantısımn Moskova'da yapılması aylar önce planlanmıştı. SSCB'de iki hafta önce yaşanan darbe girişiminin bir süre için tehlikeye düşürdüğü toplantı, Moskova'da eski yönetimin işbaşına dönmemesi ve iç kanşıklıkların 'çözüm' yoluna girmesi sonrasında Sovyet tarafının isteğiyle gerçekleşiyor. Açılış bölümü dışişleri bakanlannın katıhmıyla, daha sonraki oturumları ise teknik düzeyde sürdürülecek olan lnsani Boyut Toplantısı, Moskova'da ohnası nedeniyle büyük önem kazandı. Aoun uslu durmuyor • PARİS (AA) — Lübnan hükümeti tarafından "siyaset yapmaması" koşuluyla affedilerek 5 yıl süreyle sürgüne gönderilen Hıristiyan General Michel Aoun, kendisine siyasi sığınma hakkı tanıyan Fransa'ya gelir gelmez konuşmaya başladı. General Aoun, Paris Match dergisinde yayımlanan demecinde, "Lübnan halkı bir yıla kalmaz ayaklanacak ve Suriye birlikleri de dahil olmak üzere tüm yabancı birlikleri kovduktan sonra serbest seçimler yapacak"' dedi. Beyrut'taki Fransız Büyükelçiliği'nde geçirdiği 10 ayın "inançlarını güçlendirdiğini" belirten Aoun, "eskisinden çok daha kararhyım" dedi ve hakkında bazı fonları zimmetine geçirdiği yoiundaki suçiamaları da reddetti. Devlet Konseyi dün ilk kararını alarak Baltık cumhuriyetlerini tanıdıgını açıkladı ..Me Moskova Baltık'ıtanıdıLitvanya Devlet Başkanı Vitautas Landsbergis, Baltık cumhuriyetlerini tanıma karannı son derece isabetli ve olumlu bir karar olarak niteledi. Kazakistan Devlet Başkanı Nazarbayev'in, karara en fazla destek verenlerden biri olduğu bildirildi. Dıs Haberier Servisi— Moskova, 51 yıl sonra üç Baltık cumhuriyeti, Estonya, Leton- ya ve Litvanya'mn bağımsızhklannı tanıdı. Tarihi karar, önceki gün Halk Temsilcileri Kongresi'nin kabul ettiği yapısal değişiklik çerçevesinde oluşan Devlet Konseyi tarafın- dan alındı. Baltık cumhuriyetlerinin bağım- sızhğımn tanmması Devlet Konseyinin ilk ka- rannı oluşturuyor. Ülkedeki en üst düzeyde- ki yürütme organı olan "Devlet Konseyi", Sovyetler Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov'la cumhuriyetlerin devlet başkanlanndan olu- şuyor. TASS , Devlet Konseyi'nin dün sabah ilk karannı alarak uç Baltık cumhuriyetinin ba- ğımsızlığını tanıdıgını bildirdi. Estonya, Letonya ve Litvanya, 1918'de ba- ğımsızlıklanna kavuşmuşlar, 1940'ta ise Molotov-Ribbentrop gizli anlaşması sonucu Sovyetler Birliği tarafından ilhak edilmişler- di. SSCB Dışişleri Bakanı Boris Pankin, ül- kenin yeni iktidar organı Devlet Konseyi'nin, "Litvanya, Letonya ve Eslonya'nın SSCB'yle özdeşleşmeleri öncesinde varolan tarihsel ve siyasi koşullan dikkate alarak, bu cumhuri- yetleri diplomaük olarak tanımaya oybirligiy- le karar verdigini" bildirdi. Sovyet Dışişleri Bakanı, böylece bu üç cumhuriyetin BM'yle Avrupa Güvenlik ve Iş- birligi Konferansı'ton (AGİK) eşit haklara sa- hip üyeleri ve "uluslararası hukukun nesneleri" olabilmeleri için hiçbir engel kal- madığını söyledi. Boris Pankin, üç Baltık cumhuriyetinin BM üyeliği sorununun, örgütün 46'ncı genel kurul toplantısında, AGİK üyeliği konusu- nun da gelecek hafta Moskova'da toplana- cak "AGtK lnsani Boyut Konferansı"nda çözümleneceğini belirtti. Memnunlar Sovyetler Birliği'nin dün sabah üç Baltık cumhuriyetini tanıdıgını açıklamasından son- ra Litvanya ve Estonya, karardan memnuni- yetlerini bildirdiler. Litvanya Deviet Başkanı ViUutas Lands- bergis, SSCB'nin Baltıklar'ı tanıma karannı "son derece isabetli" olarak niteledi. Landsbergis, parlamentoda gazetecilere yaptığı açıklamada, "Yalnız Utvanya ve di- ger Baltık iilkeleri için degil, uluslararası ka- muovu için tüm yönleriyle son derece isabetli ve olumlu bir karar" dedi. Estonya Başbakanı Edgar Savisaar da Es- tonya, Litvanya ve Letonya'nın bağımsızlık- lannın SSCB Devlet Konseyi tarafından ta- nınmasından sonra yaptığı açıklamada, "Bu karar dünya kamuoyunun Balnk ülkelerinin bagımsızlığını tanıyarak yanügıya düşmedi- gini gösteriyor" dedi. Savisaar, bağımsız Baltfax Ajansı'na ver- diği demeçte, Devlet Konseyi'nin bu kararla üç Baltık ülkesinin birlikten aynlma koşul- ABC televizyonunda konuşan Gorbaçov ve Yeltsin, Sovyet modelini değerlendirdi: Komünizm başarısız olduGorbaçov ve Yeltsin, Kremlin'den uydu aracılığıyla katıldıklan programda, bundan sonra işbirliği içinde çalışacaklarına ilişkin dünya kamuoyuna söz verdiler. Dış Haberier Servisi — SSCB Başkanı Mihail Gorbaçov ve Rusya Federasyonu Devlet Baş- kanı Boris Yeltsin, Sovyetler Bir- liği'nde komünizmin başansız- lığa uğradığı konusunda görüş birliği içinde olduklannı açıkla- düar. Amerikan ABC televizyo- nundan dün sabah canü olarak yayımlanan programda izleyici- lerin sorulannı yanıtlayan iki li- der, dünya kamuoyuna, bundan böyle rekabet içinde değil işbir- liği içinde birlikte çalışacaklan- na ilişkin güvence verdiler. Bu arada Gorbaçov, Batıh ülkelerin artık tartışmaktan vazgeçip Sov- yetler BirliğTne yardım etmele- rini istedi. Gorbaçov ve Yeltsin, dün sa- bah TSİ 07.00'de canlı olarak yayımlanan programa uydu ara- cılığıyla konuk oldular. Krem- lin'in St. George salonundan Amerikan televizyon izleyicileri- nin sorulannı yanıtlayan iki li- der, aralanndaki kişisel ilişkile- re ilişkin sorulara temkinli kar- şılıklar verdiler. Başkan Gorbaçov bu konu- daki sonılan yanıtlarken olduk- ça "yuvarlak" konuşarak "Söz konusu olan sadece aramızdaki kişisel ilişldler degil, iki lider arasındaki ilişkikrdir. Aylardır işbiriiği yapıyoruz ve son olay- lar, bu işbiruğini isükrariı ve gii- venilir bir dayanısmaya döniiş- türmüştür" şeklinde konuştu. Yeltsin aynı sonıyu yanıtlar- Gorbaçov ve Yeltsin, Amerikan televizyon izleyicilerinin karşısına çıkmadan önce,titiz bir hazırlık yaptılar. (Fotograf: REUTER) ken aralarındaki ilişkilerin "dra- matik olarak tanımlanabilecek bir noktadan normal ve ciddi ilişkilere dognı yol alan" bir çiz- gi izlediğini belirtirken "Gorba- çov'un beni siyasi ceset olarak gördügü zamanlar oldu. Benira de Gorbaçov'un SSCB Başkanı olamayacağını duşündugün an- lar oldu" dedi. İki lider, Sovyetler Birliği'nde komünizmin başansıziığa uğra- dığı konusunda da görüş birliği içinde olduklannı gösterdiler. Yeltsin, "Ülkemizde uygulanan model balkınuz için trajedi ol- du. Belki daha kuçuk bir ülke- de uygulansaydı başanlı olabi- lirdi. Ancak şunu açıkca söyle- mek gerekir ki komünizm güzel olmakla birlikte ütopik bir dii- şüncedir. Yaşadıgımız deney de güzel bir idealin trajik sonudur" diye konuştu. Gorbaçov ise "Uyguladığımız model başan- sızlıga uğradı. Bu başansızlıgın yalnızca bizim için degil, herkes için ders olduğu inancmdayım" dedi. Her iki lider de SSCB'nin Kü- ba'yla ilişkilerinin gözden geçi- rileceğini belirtirken Gorbaçov, SSCB'deki nukleer silahlann ABD'de olduğundan çok daha sıkı bir kontrol mekanizmasının denetimi altında bulunduğunu vurgulayarak ABD kamuoyuna güvence vermeye çahştı. Yeltsin ise gelecekte ülkenin tüm nük- leer silahlannın, Ukrayna ve Ka- zakistan'dakilerin de geri çekil- mesiyle Rusya topraklannda toplanacağını ve nükleer silah- lann denetiminde "asd sorumlu- lugu" üstleneceğini" büdirdi. Yardım Başkan Gorbaçov, Batıh ülke- lerden, kendilerine yardım edip etmeme tartışmasını artık bıra- karak ülkesine destek sağlama- lannı istedi. Gorbaçov, Batı'nın böylece "reformlann sürdurül- mesi için kendilerine oksijen saglamış olacagım" bildirdi. Halk TemsilcileriKongresi'nin kararları Sovyetler Birliği'ni tarihegömdü SSCB'nin îsmi var, cismi yokDış Haberier Servisi — Sovyetler Bır- liği Halk Temsilcileri Kongresi'nin önce- ki sabah onayladığı tarihi kararlar, 1920 aralığmda imzalanan Birlik Anlaşması ile kurulan SSCB'yi fiilen tarihe gömdü. Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov'un birliğe bağlı 10 cumhuriyetin liderleriy- le birlikte hazırladığı ve Kongre tarafın- dan onaylanan plana göre geçiş süreci- nin sonunda her cumhuriyetin katılım biçimini kendisinin belirleyeceği gevşek konfederasyonun kurulması ve yeni ana- yasanın kabul edilmesiyle, SSCB'nin ta- rihe gömülme işlemi resmen tamamlan- mış olacak. Egemen devletlerin gönüllü birliğinden oluşan yeni bir konfederatif devlet de tarih sahnesindeki yerini ala- cak. SSCB fiilen tarihe gömülmuş ol- makla birlikte, yeni konfederasyonun resmen ilanına dek bu adla anılmaya de- vam edecek. Kongre"de onaylanan yeni yönetim or- ganlan. yeni anayasa kabul edilene ve ye- ni birlik kurulana dek, ülkede yürütme ve yasama görevlerini üstlenecekler. Cumhuriyetlerin gücünü arttıran ve mer- kezin yetkilerini kısıtlayan bu organlar, Kongre'nin önceki gün onayladığı karar metninde özetle şöyle ifade edildi: 1. Geçiş sürecinde en yüksek yasama or- ganı, iki meclisli SSCB Yüksek Sovye- ti'dir. Yüksek Sovyet, Cumhuriyetler Meclisi ile Birlik Meclisi'nden oluşur. Her cumhuriyet Cumhuriyetler Mec- lisi'ne Halk Temsilcileri Kongresi ve Cumhuriyet Meclisi üyeleri arasından se- çeceği 20'şer temsilci gönderir. Rusya Fe- derasyonu, federal yapısı nedeniyle, Cumhuriyetler Meclisi'nde 52 üyeyle temsil edilecektir. Sınırları içinde özerk cumhuriyet ve özerk bölge bulunan fe- deral cumhuriyetler, bu cumhuriyet ve bölgelerin her biri için Cumhuriyetler Meclisi'ne aynca bir temsilci gönderecek- ler. Oylama sırasında cumhuriyetler ara- sında eşitliğin sağlanabilmesi için her fe- deral cumhuriyete bir oy hakkı tanınmış- tır. Birlik Meclisi, federal cumhuriyetlerin mevcut kotalara göre Halk Temsilcileri Kongresi ile Cumhuriyet Meclisi üyeleri arasından seçeceği temsilcilerden oluşur. 2. Yüksek Sovyet, Cumhuriyetler Mec- lisi ile Birlik Meclisi'nin birleşik karanyla anayasayı değiştirir, devletleri yeni bir- liğe kabul eder, en önemli iç ve dış ko- nularda devlet başkamnın raporlannı dinler, bütçeyi onaylar, savaşa ve barışa karar verir. Cumhuriyetler Meclisi, birlik organ- larının örgütlenmesine ve faaliyetlerine karar verir. Birliğin uluslararası anlaşma- lannı onaylar ve fesheder. Birlik Meclisi'nin kararları, ancak Cumhuriyetler Meclisi'nce onaylandık- tan sonra yürürlüğe girer. Devlet KaiMeyl 3. Cumhuriyetlerin ortak çıkarlannı il- gilendiren iç ve dış politika konuların- da cumhuriyetlerin mutabakatı temelin- de karar ahnak için SSCB Devlet Baş- kanı ve SSCB Anayasası'nda belirtilen federal cumhuriyetlerin liderlerinden oluşan bir Devlet Konseyi kurulmuştur. Savunma, güvenlik ve dış politika Kon- sey tarafından yürütülecektir. 4. Başkan yardımcıhğı kaldırümıştır. SSCB Başkanı, sağhk dahil herhangi bir nedenle görevini yürütemeyecek durum- da olursa, Devlet Konseyi'nin kendi üye- leri arasından seçeceği Devlet Konseyi Başkanı, devlet başkamnın görevlerini üstlenecektir. CanhHrlyetler Arası H i a n o i i k KiMÜte 5. Ulusal ekonomiyi ve ekonomik re- formlann uygulanmasını koordine et- mek amacıyla, cumhuriyetlerin eşit ola- rak temsil edileceği Cumhuriyetler Ara- sı Ekonomik Komite kurulmuştur. Ko- mitenin başkanı, Devlet Konseyi'nin onayıyla SSCB Başkanı tarafından ata- nacaktır. Komite, faaliyetlerinden devlet başkanına, Devlet Konseyi'ne ve Yüksek Sovyet'e karşı sorumludur. lanm belirleyen yasa kapsamına girmediğini de kabul etmiş olduğunu ve SSCB'nin ayn- ca bu üç ülkenin BM'ye üye olmasını da des- teklediğini belirtti. Savisaar, önceki gün kurulan Devlet Kon- seyi'nin dünkü ilk toplantısında 3 Baltık ül- kesinin bağunsızhğmın tanmmasıyla ilgili ka- rar görüşülürken başta Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev olmak uzere Ukrayna, Beyaz Rusya ve Kırgızistan yöne- ticilerinin büyük destek verdiklerini bildirdi. Lukyanov suçlandı öte yandan darbeye kanştığı gerekçesi ile tutuklanan Sovyet Parlamentosu (Yüksek Sovyet) eski başkanı Anatoli Lukyanov Sov- yet savcısı tarafından dün "vatana ihanetle" suçlandı. Lukyanov suçlu bulunursa ölüm ce- zasına çarptınlabilecek. GUNLUGU Kelle isteme zamanıSovyetler'deki darbe başanlı olsaydı binlerce kişinin kurşuna dizileceği öne sürüldü. Şimdi ise darbecilerle ilgili listelerden söz ediliyor. HAKAN AKSAY MOSKOVA — Sovyetler'de- ki darbe, eğer başarılı olsaydı kaç kişi kurşuna dizilecekti? Kaç kişi hapse atılacaktı, sür- güne gönderilecekti? Darbecilerin, Moskova'da ve öteki kentlerde "etkisiz hak getirilmesr gereken yedi bin ki- şilik bir liste hazırladıklan söy- lendi. Soruşturmalar sürdükçe kimbilir daha neler çıkacak or- taya... Şimdi başka listelerden söz ediliyor. Bu kez listelerde, ön- ceki listeleri hazırlayanların isimleri var. Kimbilir kimler, hangi cezalara çarptınlacak? En önemli soru: Darbeciler kurşuna dizilecek mi? Demok- ratik düzeni yıkmaya kalkan ve politik-ahlaksal olarak çoktan "vatan haini' damgasını yiyen darbeci liderler, hukuksal ola- rak da aynı yargıyla duvann önüne dikilecekler mi? Kanla- n dökülecek mi? -— Döküllsün! diye haykıran- ların sayısı hiç de az değil. Söylentiye göre, Rusya'nın 'Beyaz Saray'ının, yani parla- mento binasının askeri savun- masına komutanhk eden Gene- ral Kobets, 19 ağustos sabahı Yeltsin'e şöyle demiş: Sayunmayı üstlenirim. Ama bir şartla: Maresal Yazov'un kurşuna dizilmesini garanti edeceksin. Yeltsin kabul etmiş. Kobeks, şimdi Rusya Savunma Bakanı. Komünist Parti'nin ve KGB'nin arşivlerinin deşifre edibnesiyle ortaya çıkacak ger- çeklerin ışığında, kellesi istene- ceklerin sayısı akıl almayacak kadar artabilir. Kin ve intikam dönemi, top- lumun birkaç yıllık geleceğine damgasını basabilir. Bunun fi- ziki, politik ve ahlaksal sonuç- lan ise on yıllar boyunca ka- panmayacak yaralar açabilir. 1917 Bolşevik Devrimi'nden sonra, iktidar, "Burjuva ve karşı-devrimci" avı başlatmış- tı. Nice bilim adamı, politika- cı, yazar ve özel girişimci, ya- şamını veya özgurlüğünü kay- betmiş, pek çoğu ülkeyi terk et- mek zorunda kalmıştı. Reformcuların içindeki en aldı başında, soğukkanlı lider- lerden biri olan Leningrad/ Pe- tersburg Belediye Başkanı Ana- toliy Sobçak, 1917 sonrasında- ki bu kıyım hareketinin, toplu- mun 'genetik temellerine' bile ağu" darbe vurduğunu, akılh ve üstün yetenekli kuşakların ye- tişmesinin yavaşladığım vurgu- luyor. Sobçak, kimsenin yalnızca Komünist Partisi üyesi oldu- ğundan dolayı kovuşturulama- yacağını, yurttaşlann ve millet- vekillerinin hukuk kurumlan- nın işlevini üstlenmeye kalkış- maması gerektiğini belirtiyor. Toplumsal gerginligin hat saf- hada olması nedeniyle, gizli ar- şivlerin açıhnasının bir-iki yıl ertelenmesini istiyor. Bu arada bir grup milletve- kilinin girişimi-yaşanan bunca önemli olayın arasında- gazetelerin arka sayfalannda küçük bir haber olarak kaldı: — Öiüm cezası kaldırümalı" diyor bu milletvekilleri. Üstelik bunlar, darbecilere yakm çevrelerden değil. Tersine, diktatörlüğe karşı aktif müca- dele etmiş reformculardan. 1974 Rum darbesinin lideri Nikos Sampson serbest bırakıldı LEFKOŞA (AA) — Kıb- rıs'ta 1974'teki Rum darbesi- nin lideri Nikos Sampson, Kıb- rıs Rum kesimi Yüksek Mah- _ _„ . kemesi'nin dün sabah aldığı karar uyannca ser- best bırakıldı. Sampson, Lefkoşa'nın Rum kesimindeki cezaevinden ayn- lırken karşıt görüşlü Rumlar gösteri yaptılar. Bunların bazı- lan Sampson'u alkışlarken, di- ğerleri darbenin mimarını ha- inlikle suçlayan sloganlar attı- lar. Sampson ise gazetecilere, "Adalet yerini buldu" dedi. Yunanistan tarafından kış- kırtılan kısa ömürlü darbenin lideri, 1976 yıhnda 20 sene ha- pis cezasına çarptınlmış, daha sonra bu ceza 18 yüa indirümiş- ti. Üç yıl cezaevinde kaldıktan sonra Sampson'un 1979'da te- davi görmesi için ülke dışına çıkmasına izin verümişti. İİ yıl Fransa'da sürgünde kalan Sampson, gecen yıl haziran ayında Kıbns Rum kesimine dönmüş ve yeniden tutuk- lanmıştı. KKTC Cumhurbaşkam Ra- uf Denktaş, Nikos Sampson- un dün Kıbns Rum kesiminde mahkeme karanyla serbest bı- rakdmasına sert tepki gösterdi. Isveçli ünlü iktisatçı vepolitikacı Prof. Linder, 15 eylüldeyapılacak Isveç seçimleriniyorumladı: Sol kaybedecek, ancak sağ kazanmayacak"Refah devletinde aşırıya giderseniz, sonunda ekonomik büyüme duruyor; büyümenin durması da refahm azalması sonucunu getiriyor. Artık insanlar doğru iktisadi politikaları uyguluyor muyuz, diye soruyorlar. Sosyal demokrasinin büyük oy kaybına uğramasının nedenleri buradayatıyor." ŞAHİN ALPAY Isveç halkı, 15 eylülde aynı gün yapılan ge- nel ve yerel seçimler için sandığa gidiyor. Bu seçimlerin özelhği, 1932'de iktidara geldik- ten sonra 1976-82 arasındaki dönem dışın- da hep iktidarda kalmış olan Sosyal Demok- rat Parti'nin iktidardan düşeceğine kesin gö- züyle bakılması. Yaz başında yapılan kamu- oyu yoklamalanna göre oy oranı yüzde 28'e kadar düşen sosyal demokratlar, ağustos so- nundaki yoklamalara göre bu oranı yeniden yüzde 36'ya kadar arttırmış bulunuyor. Fa- kat Muhafazakârlar, Liberaller, Merkez Par- tisi ve y üzde 4'lük barajı aşıp parlamentoya ilk kez girmesi beklenen Hıristiyan Demok- ratlardan oluşan sağa partiler blokunun, 349 kişilik parlamentoda en az 178 sandalye ile açık bir çoğunluk saglayacağı tahmin edili- yor. Isveç'te sosyal demokratlar en az üç yıl için iktidara veda ediyor. Bunun nedenleri- ni yaz başında Istanbul'u ziyaret eden, Mu- hafazakâr Parti'nin eski başkan yardımcısı velsveç'indünyaca saygın Stockholm Iktisat Okulu'nun rektörü Staffan Burenstam Lin- der'le tartıştık. Konuşmamızın bir özeti şöy- le: —Profesör Linder, Sosyal Demokratlar Is- vec'i dünyanın en gelişmiş, en zengin ülke- lerinden biri haline getirdUer. tsveç aynı za- manda sosyal adaletin en yaygın olduğu bir refah devleti. Siz yine de Sosyal Demokrat- lan hayli sert bir şekilde eleştiriyorsunuz. Ne- den? LİNDER—Isveç, 19. yüzyılın sonundan itibaren Avrupa'nın en hızlı büyüyen ülkesi oldu. Bu fantastik büyüme, ekonominin çok geniş çapta liberalleştirilmesiyle gerçekleşti. Sosyal demokratlar 1930'larda iktidara ge- lince, bu politikalan devam ettirdiler. Hiç- bir zaman îsveç ekonomisinin sosyalleştiril- mesi yoluna gitmediler. Bildiğiniz gibi lsveç sanayisindeki toplam istihdamda devletin pa- yı hiçbir zaman yüzde 5'i geçmedi. 1960'lann sonlannda Sosyal Demokratlarda bir radi- kalleşme oldu. Sanayide kamu mülkiyetinin arttınlmasma yönelik çeşitli öneriler ortaya atıldı. Fakat bu öneriler seçmenler nezdin- de destek bulmadı. Karşılaşılan güçlü muha- lefet karşısında öneriler geri çekildi. Yine de sosyal demokratlar Isveç'teki politika ve eko- nomiyi radikalleştirdiler. —tsveç, kurdugu refah devletini bu vergile- re borçlu degil mi? LİNDER—Evet, refah devleti vergilerle kuruldu. Ama 1960'lann sonlanndan itiba- ren birçoklan için bu refah olmaktan çıktı. Bütün sağhk sistemi, bütün çocuk yuvalan, bütün yaşhlann bakımı istemi, bütün eğitim süreci devlet tarafından işletilir hale gelince bu, bir bakıma, s.'nayinin değil, ama hane- lerin, ailelerin, bireylerin kamulaşunlması sonucunu verdi. İnsanlar alınan ağır vergi- lerle, tümüyle kamu hizmetlerine bağımlı ha- le geldi. Elbette ki devletin güçlük içindeki yurttaşlara yardım etmek yükümlülüğü var- dır. Ama refah devletinin tanımı konusun- da çok dikkatli olmak gerekir. Insanlarda da- ha çok çalışmak ve kazanmak için hiçbir is- tek bırakmayacak kadar ağır vergiler koyar- sanız; insanlarda kendi refahlanm kendileri düzenlemek için olanak bırakmazsanız, iste- nilenin tersi sonuçlara ulaşıyorsunuz. —Sosyal demokratlar 1970'lerden bu yana hiçbir seçimde yüzde 43'ün altında oy alma- dılar. Bu seçimde yüzde 40'ı tuttururlarsa, mucize olacaga benziyor. Sizce, bunun ver- giler ve kamu hizmetleriyle ilgili hoşnutsuz- luk dışındaki nedenleri nedir? LİNDER—Devletin artan müdahaleleri, ekonomik büyümeyi durdurdu. Son yinni yılda lsveç, OECD içinde en yavaş büyüyen ülke haline geldi. Insanlara hasta oldukları gün çalıştıklan gün kadar çok ücret ödeyen bir sistemin refah devleti olduğunu sanmı- yorum. Çünkü o zaman insanlar, çalışmak yerine hasta yazılmayı tercih ediyorlar. Re- fah devletinde aşırıya giderseniz, sonunda ekonomik büyüme duruyor; büyümenin dur- ması da refahın azalması sonucunu getiriyor. Artık insanlar, doğru iktisadi politikalan uy- guluyor muyuz, diye soruyorlar. Sosyal de- mokrasinin büyük oy kaybına uğramasının nedenleri burada yatıyor. —Isveç'te çok uzun bir siiredir gecerii olan 'beş partili sistem' sona erdi. Geçen seçim- lerde Yeşiller, altma parti olarak parlamen- toya girdi. Bu seçimlerde Yeşiller parlamen- toya veda edeceğe benziyor, ama Hıristiyan Demokratlar ve bir olasüıkla, protesto par- tisi denflen Yeni Demokrasi parlamentoya gi- recek. Parlamentoda üç yerine beş sağ parti görebOecegiz. Bunu nasıl yorumluyorsunuz? LİNDER—Seçmenler üç sağ partinin ken- di aralanndaki anlaşmazlıklar ve mücadele- lerden bıkmışlardı. Fakat şimdi çok tuhaf bir durumla karşı karşıyayız. Çünkü bu bıkkın- lık beş sağ partinin ortaya çıkması gjbi çe- lişkili bir dunıma yol açtı. —1976-82 arasında altı yıl boyunca kurulan sag koalisyon hükümetleri. aralanndaki an- laşmazlıklar nedeniyle iyi bir yönetim gös- teremediler. Bu defa daha başanlı olabilir- ler mi? LİNDER—Durumun pek parlak görün- mediği konusunda hakhsınız. Fakat 1976-82 döneminin olağanüstü güç bir dönem oldu- ğunu dikkate almak gerekiyor. Uluslararası bir ekonomik kriz yaşanıyordu. Isveç'in so- runlan başka ulkelerden de fazlaydı, çünkü sosyal demokratlann seçimleri kaybedecek- lerini hissettikleri zaman aldıklan önlemler lsveç'te maliyetleri yüzde 30 oranında arttu"- mış lsveç sanayisi rekabet edemez hale gel- mişti.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog