Bugünden 1930'a 5,440,085 adet makale



Katalog


«
»

^ 3 H CUMHURİYET/4 HABERLER 23 EYLÜL 1991 SEQM '91 | «SHP TV'yi ' beceremez" \ • ANKARA (ANKA) — ANAP Genel Başkan Yarduncısı Ahmet Karaevli, SHP'nin televizyon yayuıını "beceremeyeceğjni" öne sttıdü. Ahinet Karaevli, televizyon yayıncıhğının . "parti işi olmadığını", , SHP'nin teknik imkânlannın olmadığını belirtti. Partilerin televizyon , yayıncılığına ' girişemeyeceğini bildiren Karaevli, Starl televizyonunun ANAP • televizyonu olmadığını ' kaydetti. Karaevli, "Star ; ANAP televizyonu olsa ;• bangır bangır meydanlarda ı bağıran DYP Genel • Başkanı Süleyman ! Deinirere haberlerinde yer i verir mi? Ben basın j toplantısı yapıyorum, tek j kelime Star'ın haberlerinde I yer almıyor. Buna karşın Ecevit'i, Demiren her gün gösteriyor. ANAP televizyonu olsa benim j konuşmamı verir. Bu, I Star'ın tarafsız habercilik I yaptığını gösterir" dedi., ANAP, SHP, DYP ve DSP'nin ilk mitinglerinden bugüne iDYPVleıı suç duyurusıı j • ANKARA (AA) — DYP ; Genel Başkan Yardımcısı j Hasan Ekinci, Ankara iCumhuriyet Başsavcılığı'na isuç duyurusunda bulundu. ! Hasan Ekinci imzası ile | Ankara Cumhuriyet | Başsavcılığı'na verilen j dilekcede, dünku Hurriyet J gazetesinde Emin Çölaşan ı imzasıyla yayımlanan ı "Seçim öncesi Bürokrasi Rezaleti" başhklı yazıda adı geçen TMO eski Genel -Müdürü Ahmet Özgüneş, eski Karayollan Genel Müdürü Atalay .Coşkunoğlu, eski PTT Genel Müdürü Emin Başer ile ilgili iddialar hakkında soruştunna açılması istendi. Dilekçeye iddialara ilişkin köşe yazısının fotokopisi de eklendi. Dilekçede, aynca PTT Sağhk Dairesi Başkanı Şener Çeltik, PTT Ankara Bölge Başmüdürü Ali Zor ve Emin Başer'in "sekreterinin de adlan "kaydedildi. Zenger-Yılmaz feörüşmesi • ANKARA (ANKA) — Seçim mitinglerinde ses ^düzeni ve organizasyon «orunu yaşayan ANAP, eski leknik danışman Erkal "Zenger ile yeniden anlaşma yollan anyor. Başbakan Mesut Yılmaz'ın kardeşi Turgut Yılmaz, görüşmelere aracıhk ediyor. Başbakan Mesut Yılmaz'ın Rize •mitinginde kalabalığın fazla olmasına rağmen yeni hazırlanan seçim otobüsünden sesin alandakiler tarafından yeterince duyulamaması sıkıntı yarattı. Bundan sonra yoğunlaşacak seçim mitinglerinde benzer sorunların yaşanmaması için Başbakan Mesut Yılmaz'ın kardeşi Turgut Yılmaz devıeye girerek ANAP'ın eski teknik danışmam Erkal Zenger ile görüştü. Turgut Yılmaz, Zenger'e, "Seni Başbakan ile banştıralım. Mitinglerin ve seçim otobüslerinin ses düzenini sen yap" dediği öğrenildi. • • • OzaPın rekor tazminatı • İSTANBUL (ANKA) — Cumhurbaşkanı Ttorgut özal'ın Sabah gazetesinde yayımlanan "şükran mektubu" haberiyle ilgili olarak açtığı 5 milyar liralık tazminat davası, gazetecilere karşı açtığı tazminat davalannda kendi rekorunu kırdı. özal, daha önce gazetecilere açtığı 11 tazminat davasında toplam 960 milyon üra tazminat tstemişti. ANKA'mn arsştırmasına göre 1987 yıhndan itibaren gazetecilere yazdıkları yazılar nedeniyle tazminat davalan açmaya başlayan Turgut özal, bugüne kadar 11 tazminat davasında gazetecilerden toplam 960 milyon lira tazminat istedi. £HP'den yalanlama • İç Politika Servisi— SHP Bakırköy ilçe örgütü dün yazüı bir acıklama yaparak basında yer alan "SHP'den 105 üye DYP'ye geçti" haberlerinin asüsız olduğunu bildirdi. tlçe Başkanı Lütfü GUndoğdu, son bir ay içinde ilçe örgütüne sadece 1 partilinin istifa dilekçesi verdiğini belirterek "Bu savlar asılSLzdır. Seçim döneminde uygulanan ve siyasi ahlaka sığmayan bir yöntem uygulânmaktadır" dedi. Paris'in 'elma'sı kiıııiıı olacakCELAL BAŞLANGIÇ Ortada altın bir elma var. Üzerinde "En güzeline" yazılı. Üç tannça yanşıyor. Eünayı bi- ri kazanacak. Ama tannçalar arasında seçimi kim yapacak? Bu zor görevi Zeus, "ötünlü" Paris'e verir. Idah çobanın ha- yatmı altüst eder bu seçim. Tan- nçalar, "En güzeline" yazılı el- maya sahip olabilmek için Pa- ris'e rüşvet önerirler. Hera "kudret" vereceğini söyler; At- faena "yigitlik", Aphrodite de "vaşayan en gttzel kadııun aş- kTnı... 20 Ekim seçimleri için parti- ler ortaya çıkükça, siyaset alan- lannda işte bu mitolojik öykü- deki gibi "Paris'in seçimi görüntiUeri" oluşuyor. Kamuoyu araştırmalannın verdiği sonuçlara göre siyasetle uzaktan yakından ilgili herkes "dörtlii ganyan" oynayıp, "favori" ile "plase"yi bulmaya calışıyor: — Seçimden sonra kesin SHP -DYP koalisyonu olur... — Aman sakın DSP-ANAP koaüsyonunu yabana atma! Koalisyona ideolojik bakan sağcüar, bir anda sağın geniş ke- simlerini birleştirmek için "Sag- criarla solcular obnaz, seçimden sonra çıksa çıksa ANAP-DYP koalisyonu çıkar" diyor. Bazı "solcular" için de tam tersi ge- çerli oluyor: — Bir SHP-DSP koalisyonu olsa da şu sosyal demokratlar bir birleşse... Bütün bu tahminlerin ya da "umut"lann geçerli göstergesi var: "20 Ekim seçimlerinde dört parti başa güreşiyor." SHP'nin önceki gün Adana- da yaptığı görkemli mitingle, işte bu "başa güreşen" partilerden dördü de alanlara çıkmış oldu. Seçim kampanyasının "start" ını ANAP 2 eylulde Edirne*den verdi. DSP'nın 7 eylüldekı Kar- tal mitingi Ecevit'in 20 Ekim maratonuna başladığı yerdi. De- mirei, start vermek için 10 eylül- de kalesi Bafra'yı seçmişti. Alanlara en geç çıkanı da SHP'ydi. önseçim "badiresTni atlatıp, merkez yoklaması ve kontenjan "felaketi"ne az bir süre kala, önceki gün Adana'da ortalığa çıkabilme fırsatını bu- labüdi SHP. Olası bir iktidar ya da iktidar ortağı olarak görülen bu dört partinin alanlara ilk çıkışlann- daki performanslan nasıldı? Bugüne kadar çizdikleri grafik- leri basarılı mıydı? Temel seçim stratejilerinde neleri öngönnüş- lerdi? Alanlara çdaş suasıyla irdele- yettm: Yılmaz'ın durgunluğu Eylül ayınm 2'si. ANAP Edir- ne'de seçim alanlanna ilk kez çı- kacak. Trakya çıkartmasını ANAP, hükümet olarak yapı- yor. Otuzu aşkın bakan, cift kat- h otobüslere binmiş, Istanbul 1 dan Edirne'ye Çorlu, Lülebur- gaz, Babaeski üzerinden gidi- yorlar. Bakanlar yollara düş- müş, ama tek bir ilgi gösteren ALANLAR ŞENLENOt — Seçim karanndan sonra pardler eyiiil ayının başından itibaren alanlara çıkmaya bafladuar. Seçim kaınpanyasını ilk oMn. Demirel de Yılmaz'ın ardından ikinci sırayı aldı. Kampanyayı en son başlatan parti ise İnönii'nün SHP'si. yok. Dönüp bakmıyor kimse. Mustafa Taşar'm "Cumhuriyet tarihinde iik kez Bakanlar Ku- rulu Trakya'da toplanıyor" du- yurulan bile yurttaslann ilgisi- ni kıpırdatmıyor. Yılmaz, Edirne'ye helikopterle geliyor. Karşılayanlann çoğu devlet görevlisi. Yılmaz'ın Edir- ne'ye giren konvoyunun coğun- luğunu da resmi plakalı araçlar oluşturuyor. Edirne'nin Selimi- ye alanında zayıf bir kalabahk, gücsüz bir coşku kınntısı var. ANAP'lılar görüntüden hoşnut değil. "Yılmaz çıkıp bir konuş- sa, kalabalığı coştursa belki du- nımu kurtanru" diye duşünu- yorlar. Ancak beklentileri gerçekleş- miyor. Çünkü otobüsün üzerin- de "durgnn" bir Mesut Yılmaz vardır. Taksit taksit konuşmala- nmn arasına değil kısa bir rek- lam, dizi fllm bile sokulabilir. Tam yetmiş beş dakika konuşu- yor Yılmaz. Konuşmasının orta- sına geldiğinde alanda birkaç bin "evliya sabn" olan yurttaş topluluğu kalıyor. Yılmaz'ın iyi bir alan hatibi olmadığı bir kez daha kesinleşi- yor. Çünkü mimikleri hiç yok. Konuşurken yaptığı jestler söy- ledikleriyle uyumlu değil. Ken- ZONGULDAKİZLENİMLERİ disine "Yılmaz, Ydmaz" diye sevgi gösterileri yapıhrken o, "Acaba kimi alkışlıyor bunlar" gibisinden bir yüz anlatımıyla çevresine bakımyor. Ama Yılmaz'ın söyledikleri içerik olarak önemli. Çünkü ANAP'ın 20 Ekim için belirle- diği temel stratejinin ilk göster- gelerini ortaya çıkartıyor. Yıl- maz'ın Edirne'deki konuşması bittiğinde kesinkes söylenebile- cek bir saptama vardı: — ANAP'ın ve Mesut YU- maz'ın bedefi Demirel.» önümüzdeki seçimde dört parti "basa güreşiyor" gibi gö- rünse de Yılmaz konuşmasının başmdan sonuna Demirere yük- lenmeyi yeğlemişti. SHP'ye şöy- le bir dokunmuş, Ecevit'i de "yok saymıstı." Sonradan anla- şıldı Yümaz'm neden SHP'ye pek catmadığı. Çünkü Yılmaz, SHP'yi "Ecevil'e havale" etmişti. Edirne'de başlayan "basan- sız" seçim kampanyasını Yıl- maz, "kendi sahası" Trabzon ve Rize'de canlandırmayı amaçla- dı. Trabzon'da ohnasa bile Ri- ze'de bu amaana ulaştı Yılmaz. Ama kürsüdeki konuşma biçimi yine değişmemişti. Karadenizli- lerin coşkusu ateşli konuşmadan çok "bizim oğlan" sempatisin- den kaynaklanıyordu. Bu mi- tinglerden sonra SegueJah seçim kampanyası geldi. Kampanya fdminde de hedef 12 Eylül ön- cesiyle birlikte elbette Demirel- di. Seçim sloganı da "Daha ya- pacak çok is var." Ecevıt, 20 Ekim için yola, "Gözün aydm Türkiye" diye çık- mıştı. Canlı bir muzik, sıcak bir kampanyayla sağcısından solcu- suna kadar herkesten emanet oy istiyordu Ecevit. Kampanyanın bir özelhğini de "Kimseye çat- mayacagız. Gereldrse kendimizi korunız" diye acıklamıştı. Kartallaşan güvercin "Gözün aydm Türkiye"h' ilk mitingini, işçilerin yoğun oldu- ğu Kartal'da yaptı. Kürsüdeki Ecevit'in güvercini de mitingin yapıldığı semtin etkisiyle olsa gerek Kartal olmuştu. Özal'a, Yılmaz'a, ANAP'a çattığından çok SHP'ye yüklendi DSP lide- ri. HEP'le seçim işbirligini kul- lanıp "bölüciilük" temasım is- ledi. Hatta "sağ partilerin taba- nında kalmış gjzli sosyal demok- ratlar"a mesajlar verdi. Ama SHP'nin tabanındaki 'giıli kalmamış' sosyal demokratlan da kızdırdı. Kartal mitingindeki milliyet- çiliğin ağır basnğj çizgisi ve söy- lemiyle Ecevit'in karşısına en büyük rakip olarak SHP'yi al- dığı kesindi. Demirel'i bile "ba- ün kalmasuı, ona da dokundo- rayun" dercesine eleştiriyordu. İlk mitinginde, "beUenes bü- yük patlama" gerçekleşmemiş- ti, ama Ecevit Kartal'dan yola çı- karken "Ben de varun" diyordu. Ecevit, bu iddiasını "kendi evi sayılan" Zonguldak'ta da sür- dürdü önceki gün. Baba'nın mitingleri Eylül'ün lO^u. Demirel'in "21 Ekim sabahı yepyeni bir Türki- ye"si Bafra'dan yola çıkıyor. Bafra, Demirel'in yasakhyken ilk konuşmasım yaptığı ilçe. ön- ce Demokrat Parti'nin, sonra Adalet Partisi'nin, şimdi de DYP'nin kalesi. Miting alam tıklım tıklım. Ancak o kalaba- lığa karşın alanda "ük" yok. Demirel'in armağan edilen "kentin altın anahtanm" salla- ya sallaya "anahtar bende" yır- tınması da fayda vermiyor. DYP liderinin mitinglerinde alanlara yansıyan bu durgunluk daha sonra Çorlu, Fethiye, Geb- ze, Lüleburgaz, Akhisar, Ban- dırma, Edremit mitinglerine de yansıyor. Büyük kalabalıklar topluyor Demirel. Ama miting- lerinin birkaçı dışında, alanlar- da estirdiği eski coşkuyu yaka- layamıyor. Bunun birkaç nede- ni olabilir. Ama görünen en te- mel etken DYP'nin seçim kam- panyasını yürütenlerin "kimse- ye çatmayan", "kavga etmeyen", "siyaseti kisiselleştirmeyen" bir Demirel imajı çizmek istemele- ri olmalı. Ama Demirel de kar- şısına bir kişiyi alıp kızarak "kavga" etmeyince, iki üç esp- riyle iyice "küçültme"vince, mi- tinglerin tadı gelmiyor, coşkusu olmuyor. Yılmaz'la yaptığı Rize kapış- masında da bu iyiden iyiye or- taya cıktı. Demirel, Yümaz'dan bir gün önce miting yapmıştı "rakibinin evi Rize"de. Deplas- mandcydı yani. Demirel'in top- ladığa kalabahk, bir gun sonra Yılmaz'ın "baba evTnde topla- dığı kalabalık kadardı. Ama arada ciddi bir coşku farkı var- dı. Onun için de kimse iki mi- tingi, "Hangjsi daha kalabalık" diye oranlamadı, "Haagisi da- ha coşkulu" diye baktı olaya ve Yılmaz'ın mitingi coşku açısın- dan üce dörde katlıyordu Demi- rel'i. SHP'nin patlamas 20 Ekim secimlerinin iddiah dört partisinden SHP ancak ön- ceki gün çıkabildi alanlara. Kı- sa bir hazırlık süresine karşın, tum örgütlerine adaylanna mo- ral verebilecek bir patlama yap- tı SHP Adana'da. "ŞMdıkta gflller acacak" slo- ganînı seçip, amblem olarak "gül"ü yeğleyen SHP, secim oto- büsunün Üzerinde de güller aç- tırmayı amaçlamışü. ANAPi tan, DSP'den, DYP'den farklı olarak iyi de bir vitrin sunuyor- du SHP seçmene. örneğin Ada- na mitinginde tnönü, Baykal ve Gürkan'la el ele halkı selamlı- yor, Fikri Saglar, sinema sanat- çüan HaUl Ergün'le ve Nnr Sö- rer'le el ele alkış topluyor, EUk- met Çetin, Ertııgrul Güaay, Ab- dülkadir Ateş gibi poliükanın deneyimli ve parlak adlanyla seçmene güven venneyi amaçh- yordu. Alandakilerin coşkusun- dan, alkışlanndan da bu vitrinin tuttuğu kesin bir gerçekti. ANAP, Demirere yükleniyor, DSP, SHP'yi hedefliyor, Demi- rel "önce de sonra da ANAP'a >unıp" diğer partilere pek do- kunmuyordu. SHP'nin de iki hedefi vardı. Birincisi bugünkü iktidar ANAP, diğeri de "eski- meyen rakibi" DSP. Ancak dünkü Adana mitin- ginde tnönü, bugüne kadar SHP tabanında alttan alta söy- lenen saptamayı yüksek sesle di- le getirdi ve Ecevit için "esld sos- yal demokrat" tammlamasım yaptı. "Haşa güreşen partBer"den 20 Ekim topunun fîtilini en son ateşleyen SHP olmuştu. Partile- rin alanlara ilk çıktıklan yerler farklı olsa da genelde aldıklan tepkiler açısından oranlandığm- da SHP'nin yanşa geç ama en umutlu başladığı söylenebilir. SHP lideri önceki günkü mitin- ginde konuşmasının içeriği ola- rak daha derli toplu, biçim ola- rak da vurgulaması daha özenli bir görünüm çizmişti. Artık 20 Ekim'in iddiah par- tileri ortaya çıktı. Seçmenler de o mitingden öbürune, o televiz- yon konuşmasından kahve top- lantısına koşacak ve "Acaba hangMni seçeyim" diyecek. Or- taya konan "En güzeline" yazı- h ehnayı "Paris'in secimi"nde- ki gibi kapmaya uğraşacak par- tiler de tannçalar gibi bol bol vaatte bulunacaklar. Bir ölumlü olarak Paris, tan- nçalar arasında seçim yapaıken Hera'mn "kudret", Athena'nm "yigiüik'' önerilerini reddetmiş- ti. Paris'in gözü Aphrodite'nin önerdiği "yaşayan en güzel ka- dının askı"ndaydı... Ve altın el- mayı Aphrodite^ye verdi. Sonra ne mi yaptı Paris? Dünyamn en güzel kadınının aş- kı için Sparta Kralı 'Mendaos^ un kansı Hdena'yı baştan çıkar- tarak Troya savaşma neden ol- du. Bu elbette "ölümlü Paris'in secimi"ydi. Bakalım M darbe"li ve "kararsız" Türkiye seçmeni- nin seçimi nelere yol acacak? Madenci tartışıyor Ecevitmi, Denizermi?MEHMET TEZKAN ZONGULDAK — 13 Eylül 1986. Ecevit yasaklı liderlerden. DSP, Gaziantep'te ara secim için miting düzenler. Konuşma- cı, yasaklı lider Ecevit'tir. Ece- vit'in 9 yıl sonra ilk kez gittiği Gaziantep Istasyon Meydanı'- nda bir pankart açıhr: "Konuş dudaklann varken daha!" 22 Eylul 1991. Ecevit Zongul- dak'ta. Artık yasaklı lider değil. DSP'nin başında, 1987'den sonraki ikinci seçim mücadele- sinde. Kendine 1965'ten beri oy ve- ren insanlardaki coşkuyu, heye- canı gören Ecevit oldukça heye- canlı. Seçim otobüsü miting ala- nına ses yetiştiremeyince Ecevit keyifle haykınyor: "Konuşmasam da olur. Siz ne yapacağınızı bfliyorsanuz." Zonguldakhmn, 28 bin ma- den işçisinin gündeminde tek bir konu var: Bülent Ecevit mi Şemsi Denizer mi? önceki gunkü DSP mitingin- den sonra biz de bu sonıya ya- nıt aramaya çalıştık. Denizer mi, Ecevit mi? DSP seçim otobüsü miting meydanıhı "Gözün aydm Türki- ye" şarküan ile terk ederken ke- narda Ecevit'i seyreden iki kişi- nin yanına yaklaştık: — Ne is yapıyorsunuz? — Madenciyiz. — Ecevit mi, Denizer mi? — Ecevit. Biz hep ona oy ve- ririz. — Denizer de başkanınız... — Denizer'e daha ihtıyacımız vardı. Bize sormadan politika- ya atıldı. Madende hep bu ko- nuşuluyor. Bu değil, bir daha- ki seçime girseydi full verirdik. Anlatılanlara göre yerüstu TTK işçisinin bir bölümü Deni- zer'i desteklerken yeraltı maden işçisi,'Ecevit'diyor başka bir şey demiyormuş. "Yerin dibine adını yazan in- sanlann Ecevit'i terk etmesi beklenemez" diyorlar. Yerüstü TTK işçisinin bir bölümü Denizer'i desteklerken, yeraltı maden işçisi 'Ecevit' diyor başka bir şey demiyormuş. "Yerin dibine adını yazan insanlann Ecevit'i terk etmesi beklenemez" diyorlar. Otobüsle Zonguldak'tan ay- rüırken SBP il başkanımn kar- deşi ile yanyana düşuyoruz. Zonguldak'ta marketi varmış. "Bize çok maden işçisi gelir" diye söze başhyor: "Ydlardır konusnruz. Derderini anlaüriar. Bu insanlan kessen Ecevit'ten vazgeçmez" diyor. — Denizer de guçlü bir lider değil mi? Etkileme gücü çok fazla. "Madencileri bümezsiniz " diyor, "Anşkanlıklanndan ko- lay kolay vazgeçmez." Ecevit döneminde elbise ile sabun dağıtılmış maden işçisine. "Ne bitmez sabun, ne eskimez elbiseymis" diye konuşuluyor. Sabun ve elbise esprisi bir ya- na maden işçisi bütün elde etti- ği hakları Ecevit'in sağladığı inancında. Ecevit-Denizer çekişmesinin dışında DSP-SHP örgütlerinde de aday sıralamasında büyük sı- kıntı yaşanıyor. DSP örgütü Ecevit'ten sonra sıraya Zonguldaklı işçi aday is- tiyor. SHP'de ise Denizer, Mu- zaffer Saraç ve Onay Alpago'- nun listede kaçıncı sırada yer alacağı tartışıhyor. Görüştüğü- müz SHP'lüer "Keşke önseçim yapdsaydı. Denizer kontenjana otnnır, listeyi sürüklerdi" di- yorlar. . Zonguldak'ta bunlar tartışı- hrken bir haber herkesi olduk- ça etkiliyor, şaşırtıyor: Ecevit listede yer verir mi bi- linmiyor, ama Genel Maden-tş Sendikası Başkanı Denizer'in danışmam, toplusözleşme gö- ruşmelerinin maden grevinin taktisyeni Önder AkerDSP'den adaylık için başvurmuş. Zonguldak'ta baraj 67-70 bin arasmda. Ya Ecevit çıkacak ya Denizer. Ikisinin birden mech- se gitmesi için sosyal demokrat oylann yüzde 50'yi aşması ge- rekiyor. Çok zor. Çünkü Zon- guldak birinci bölgede ANAP kalmasa da DYP oldukça güç- lü. Madencinin de düşu: Ecevit- li, Denizerli Zonguldak. DSP lideri Ecevit'in Zonguldak mitingine büyük ilgi vardı. (Fotoğraf: CUMHURİYET) \ Ecevit, Zonguldak mitingi sonnası gazetecilerlesohbet toplantısı yaptı Ufukta koalisyon var'EVREN DEĞER K.HAMAM/AKYARMA — DSP Genel Başkanı Bülent Ece- vit, SHP-HEP anlaşmasını onaylamadığım belirterek, "Ben HEP'in tutumunu tasvip etmi- yonun. Tehlikeli buluyorum. Ama demokrasiye de inamyo- rum. Bence seçime girmelidir. SHP, HEP'in seçime girmesi için mücadele etmeliydi" dedi. Ecevit, 20 ekim seçimlerinden sonra "nfukta koalisybn göründüğünü" belirterek, "Bir süre koalisyon egitiminden ge- çilmesinde yarar göriiyomm. Çünkü bazı sonınlarunız bir partinin tek başına çözmekte giiclük çekecefj kadar ağırlastı" dedi. DSP lideri, ANAP'ın DSP'yi kayırdığı yolunda öne sürülen iddiaları ise "tsteyen sü- rebilir. Ben bunu suçlama ola- rak bile kabui edemiyorum. Biz inandıgımız şeyleri söylüyornz. tsteyen onbuı onaybur, istemeyen onaylamaz" şeklinde yamtladı. DSP Genel Başkanı Ecevit, önceki gün kendi seçim bölgesi olan Zonguldak'a yaptığı gezi sonrasında Kızılcahamam'ın Akyarma mevkiindeki Çam Lo- kantası'nda gazetecilerle söyleş- ti. Genelde sakin ve yumuşak bir üslup kullanan Ecevit'in, özellikle STAR1 televizyonunun haber bültenlerinde kendisine fazla yer ayırdığı yolundaki so- nı üzerine ise biraz sinirlendiği gözlendi. Yemekü söyleşide Ece- vit'e yöneltilen bazı sorular ve yanıtlan şöyle: "— Bir gazetemizde sizin HEP konnsunda 'belden aşağı- ya vurduğunuz' belirtiliyor. Cumhuriyet gazetesi yazarfauin- dan Ali Sirmen, bugunkü (dün- kü) yazısında boyle diyor. Bu konuda oe diyorsunuz? ECEVTT — Belden aşağı ile ne kastettiğini bilmiyorum... — Boksta faullu vurmak var- dır, o denilmek isteniyor berhal- de... ECEVİT — Ben evvelden be- ri SHP'nin yapısınm ve tutumu- nun çok tutarsız olduğunu vur- guluyorum. Bu ona bir örnek. Aslında SHP'nin, HEP'in seçi- me girebilmesi için mücadele vermesi gerekirdi ve ben de ona katılırdım. Gerçek demokrat ta- vır, HEP'in ve bütün partilerin seçimlere girebihnesi için müca- dele vermeyi gerektirirdi. Onu yapmadılar. Bir büyük partiye girince böy- le bir parti, o büyük partinin politikasını etkileyecektir ister istemez. Ben bunu Türkiye açı- sından sakıncalı bulurum. HEPMn tutumunu tasvip etmi- yonım, tehlikeli buluyorum. Ama demokrasiye de inanıyo- rum. Bence seçime girmelidir. Ama seçime girince bir küçük parti olarak ne alacaksa alacak- tır. Halbuki şimdi bir büyük partinin politikasını etkileyebi- Ur durumda olacaktır. HEP'in niyetleri nedir, nereye kadardır? Onu bilemem, ama arkasmda- ki destek ortada. Yani PKK açıktan destekliyor. Bunun da benim düşüncemde bir kişide rahatsızhk uyandırması doğal- dır. — HEP konasunda Uginç bir deferlendirme vaptmız. Ozelnk- le HEP'in PKK tarafından des- teklendigi konusunda. ECEVTT — O benim kendi kişisel düşüncem değil. Açıkça beyanlar var. — Sözkriniz sanld savcuığa bir uyan gibi». ECEVİT — Hayır, HEP, TKK'yı desteklryonım' derae, o soruşturma konusu olur. Ama birisi çıkıp, 'Ben seni destekliyornm' diyor. Bundan dolayı soruştunna acüamaz.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog