Bugünden 1930'a 5,492,510 adet makale



Katalog


«
»

21 EYLÜL 1991 HABERLER CUMHURİYET/3 PKK'nın Mardin'deki roketatarlı saldınsında can kaybı yok Vali koııağma salclırıİDiyarbakır yohı üzerindeki bir tepede bulunan Mardin Siirt'in Şırvan ilçesine bağh Ormanlı ile Gözlüce köyleri | Vali konağına önceki akşam 20.30'da bir grup PKK militanı arasında sefer yapan bir mihibüs de PKK militaniarımn yol : roketatarlı saldırı düzenledi. Iki roketatar mermisinin isabet üzerine döşediği mayına çarptı. Minibüs'teki Fatma Zeyrek, jettiği binada hasar meydana geldi. Vali Bolat Bolatoğlu ve Seyfettin Akkuş, Ahmet Akyağız ile Osman Akboğa I ailesinin sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi. yaralanda. Cizre'deki çatışmada da 6 kişi yaralandı. ; ADANA (Cuınhuriyet Güney llleri Bürosu) — ; PKK militaniarımn Mardin Vali Konağı'na dü- ! zenlediği roketatarlı saldın hasara yol açarken, ! Vali Bolat Bolatoglu ile ailesinin sağbk dururn- ; lannın iyi olduğu bildirildi. ; Siirt'in Şirvan ilçesi yakınlarında köy yoluna ;döşenen mayının patlaması sonucu minibflste ' bulunan 4 kişi yaralandı. ! Diyarbakır yolu üzerindeki bir tepe üzerinde 'bulunan Mardin Vali Konağı'na önceki gece 120.30 sıralannda bir gnıp PKK militanı tarafın- 1 dan roketatarlı saldın'düzenlendi. Iki roketatar '< mermisinin isabet ettiği binada hasar meydana | gelirken olay esnasında Mardin Valisi Bolat Bo- latoğlu eşi ve iki çocuğunun yara almadan kur- tuldukları bildirildi. Roketatarlı saldırıdan son- ra Vali Konağı çevresindeki çevik kuvvet, Mar- din Emniyet Müdürluğu ve Bölge Trafık Müdür- lüğü binalarında bulunan guvenlik güçleri terö- ristlerle silahlı çatışmaya girdi. Çatışma yarım saat sürerken sağlık lojmanlarının arkasından ateş açan teröristler kaçmayı başardılar. Terö- ristlerin yakalanabilmesi için aydınlatma fişek- leri de kullanılırken çevre köylerde yoğunlaştı- rılan operasyonlarda çok sayıda kişinin gözaltı- na alındığı öğrenildi. Siirt'in Şirvan ilçesine bağlı Ormanlı ile Göz- lüce köyleri arasında sefer yapan bir minibüs de PKK militaniarımn yol üzerine döşediği mayı- na çarptı. Diın sabah 07.30 sıralannda meyda- na gelen olayda yaralanan Fatma Zeyrek, Sey- fettin Akkuş, Ahmet Akyagız ile Osman Akbo- ğa Siirt Devlet Hastanesi'ne kaldınlarak tedavi altına alındılar. PKK militanlannın önceki gece Cizre ilçe mer- kezine düzenkdiği baskın arasında meydana ge- len çatışmada da biri polis, 6 kişinin yaralandı- ğı öğrenildi.Polis memurlannın kaldıklan Kerem Oteli'ni hedef alan militanlarla guvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada yaralanan Mehmet Güçlü, Ebubekir Beyan, Heybet Bozan, Yusuf Koç adlı yurttaşlann tedavi altına alındığı bildi- rilirken yaralı polis memurumm adı öğrenileme- di. Ote yandan Bingöl yakınlarında PKK militan- lannın kaçırdığı üç ABD'Ji, bir lngiliz ve bir Avustralyalı turistten dün de haber alınamadı. Korucu köyltileri taradı Kars Valiliği'nden yapılan açıklamada önce- ki gece saat 23.00 sıralannda köy korucusu Or- han Adsız eski bir husumet nedeniyle köy hal- kından Şahin Kızılaslan. Talip ve Reis Kuçlu ile tartıştı. Orhan Adsız adlı korucu tartışma sıra- sında G-3 tüfeğiyle köylüleri taradı. Talip Kuç- lu olay yerinde yaşamını yitirirken diğer iki kişi de ağır yaralandı. Ankara Belediye Başkanı Karayalçın Istanbul'u anlattv İktidar 'kent'tengeçerİSîlineeekler 199O'lı yıllarda bence siyasi partilerin Doğayı tahrip edenler Zenginler ve fakirler bu iki [etkinlikleri, kentsel sorunlara getirecekleri çözümlerle grup doğayı tahrip ediyorlar. Fakirler gecekondu, jortaya konulacak. Bu sorunları çözebilen partiler zenginler de Boğaz'da kaçak villa yapıyor. İki grup da Türkiye'nin yönetimine gelecek, çözemeyen silinecek. yasa dışına çıkıyor, orman bile yakıyor. TAYFUN GÖNÜLLÜ Ankara Anakent Belediye Başkanı Murat Karayalçın ile kaJdığı oteün Bogaz'a nazır oda- sında başta uzman olduğu ko- nut sorunu olmak üzere htan- Vbul'u, Küçük Armutlu'yu ko- *nuştuk. k Karayalçın, bu söyleşide ozel- tlikle "Kentsel Toprak Refonnu" J üzerinde durarak kentsel prob- j»fcmleri çözebilecek siyasi parti- »lerin Türkiye'nin yönetimine ge- îlip kalabileceğini vurguladı. ÎBunlann yanı sıra doğayı iki farklı gelir grubundan olan zen- ginler ile fakirlerin bozduğunu, sonra DPT'nin çevreyi kirleten veya hiç önemsemeyen bir tek- nikle planlama yaptığını, aynca konut sorununun ilginç, ama ta- lep yetersizliğinden kaynaklan- dığını dile getirdi. '»•TOfkiye'nin kentlerine 90*lı yülarda 25 milyon insan yerle- şecek ve yine aynı yıllarda bu bölgelerde 2.5 milyar metrekare yeni kentsel toprağa gereksinim var. Istanbul'a her yıl bir Eski- sehir, Ankara'ya da 2.5 Rize ek- leniyor. Bûyük kentlerin çeper- lerine insanlann sığınması de- vam ediyor. Karayalçın, verdiği bu rakamlann ışığında Türkiyei nin 9O'lı yıllarda her şeyin aynı kalması dunımunda sorunlan asmasınm mümkün olamayaca- ğını belirtiyor. Yeni toplumsal örgütienmeler kunılamayacağı- nı, Erzurumlular, Çorumlular veya Lazlarm mahallesinde 3., 4. kuşaklann doğup yine kendi ya- şamlanm buradan seçeceklerini belirtiyor. "19901ı yıllarda bence, siyasi partilerin bir anlamda etkinlik- leri, kentsel sorunlara getirecek- leri çözümlerle ortaya koanla- cak. Bu sonınlan çözebilen si- yasi partiler Türkiye'nin yöneti- mine geiecek. Problemleri çöze- meyen partiler sffinecekler ya da çok etkisiz kalacaklar." Sorunlann çözumüne Kara- yalçın, "kentsel toprak refor- mu"nu oturtuyor. toprak re- formlarına yaklaşımdaki çifte standartları ise şöyle anlatıyor: "Toprak refonnu şimdiye ka- dar hep kırsal aJan için düşüniil- dü. Ama kırsal alan ile kentsel alan arasında ilginç bir geçiş var bence. Geçmişte toprak refonnu yapılmıs olsaydı şehiıierin yükü bu kadar ağır olamazdı. Ama çok ilgioç bir se> oidu: Toprak refonnu önerüeri komünizmin bir aracı olarak degeriendirildi. Sonra insanlar kendere geldiler. Hazine, belediye, batta yer yer özel arazilere girerek füli toprak refonnu uyguladılar. Gecekon- dn olayını böyle yorumlamak gerektigini düsiiniiyornm. tsin ilginç tarafı kırsal toprak refor- muna ideolojik olarak karşı çı- kanlar, kentierdeki füli toprak refonnunu imar affıyla legalize ettiler. Nedense kırsal alanla il- gili degeriendinnelerini kentier- de sürdünnediler." Kesin bir dille Türkiye'nin "şimdi'' kentlerde toprak refor- muna gereksinimi olduğunu söylüyor başkan. Ancak mevcut BtR ÇOK KÜÇÜK ARMUTLU'YA DOGRU— Islanbul'a her yıl bir Eskişehir, Ankara'ya da 2,5 Rize eklendigini soyleyen Murat Karayalçın, kentlerde konut sorunu çözümlenmeyip kentsel toprak reformian yvpılmadıgında tstanbul'un birçok yerinde Küçük Armutlu'nun dogacağına işaret ediyor. Küçük Armutlu'nun başka guçler tarafından yonetildigini belirtiyor. Ancak Türkiye'nin konut sonınunu çözecek kaynaklara sahip olduğunu belirtiyor. kamulastırma yasasıyla "Kent- sel Toprak Reformu"nu bağdas- tırmarun da olanaksız olduğunu söylüyor. Yasada değişiklik ya- pılması gerektigini belirterek Türkiye'deki toprak değerinin "çok İlginç" biçimde oluştuğu- nu kaydediyor. "Serbest piyasada aynı malın 4 ayn fiyatı olabilir mi?" Karayalçın, kendisine bu so- ruyu sorduktan sonra yanıtını şöyle veriyor: "Türkiye'de çogu mal ve hiz- met kalemleri için belki tek fi- yat var, ama arsa için yok. Bu olanuz! Birincisi serbest alım- satun fiyatı. tkincisi bu sıralar- da çok popüler oldu: Vergiye esas fiyatı var. Yani beyanname üzerinden gösterdiğiniz fiyat. Üçüncüsn arsa kamulaşttnlırken oluşturulan takdir komisyoou- nun verdigi fiyat var. Dördüncü- sii ise kamulastırmaya itiraz eden yurttaslannuzın konuyu mahkemeye götiırüp bedel art- tıntnı davası açıp belirlettikleri bir fiyat var. Bu dört fiyat da birbirinden farklıdır. Onun için de kamulastırma ymsası degişti- rilmeUdir." Türkiye'de kentleşmenin ya- nında "kıyılaşma"nın da oldu- ğunu soyleyen Karayalçın, ön- lemlerin alınmaması durumun- da ise ne olacağını, "Bogaz'ın sırtlarına bakıldıgında göriiliiyor'' şekünde açıklıyor. Konu Bogaz'ın sırtlanndan açılmışken kötü ve kaçak yapı- laşmanın kaynağına değiniyor başkan. Karayalçm'a göre doğayı iki grup tahrip ediyor. Bunlar en ilst gelir grubuyla en alt gelir grubu. Yani zenginlerle fakirler,- "En alt gelir grubu gecekondu yapıyor. En üst gelir grubu da Bof az'da görüldügü gibi kaçak yapılaşma. Neden? Çünkü Törldye yerel yönetimiyle, mer- kezi yönetimiyle bu iki gelir gru- bu için arsa hazırlamıyor. Bu iki grup da genelükle yasadışına çı- karâk illegal yöntemlerle orman yakıyor, binayı yeşile boyuyor ve diger yolları buluyor." 1990'iı yıllar için önemli ko- nulardan birinüı de planlama teknikleri olacağına dikkat çeki- yor başkentin belediye başkanı. Karayalçın, kullanılan planlama tekniklerinin Türkiye'yi tıkadı- ğını ileri sürüyor. Halen kulla- nılan teknikte, bir fabrikanın ne- reye yapılacağının hiç önem ta- şımadığını şöyle belirtiyor: "Planlama 'sizin şu kadar çi- mento üretmeniz lazım' der. Siz bu çimento fabrikasınj isterseniz Bogaziçi'ne, isterseniz Bitlis'e kurabilirsiniz. Mekân seçimi mevcut planlama sistemi içinde hiç mi hiç önemli degil. Öyle ol- duğu için de tanm için çok önem tasıyan ya da başka açı- dan önem tasıyan topraklar sa- nayi için kullanılabiliyor. Bursa Ovası'nın sanavi fesisleriyle dol- masını başka şekilde açıklaya- mazsınız." Seçim öncesi vaatler tarihine "iki anahtar" olarak yazılacak Çiller'in programuıdan Karayal- çın birini, konutun anahtarını alıyor. "Neden konut sorunu yasanı- yor?" Karayalçm'a göre konuta ta- lep yok! "Konuta çok büyük ih- tiyaç var, ama ihtiyaç efektif ta- lebe dönıişmü>or. İnsan cebine parasuu koyup piyasadan konut alamıyor. Konut kredileri çok düşük. Bu sistemde insanlann konut sahibi olmaları mumkün degil. İnsanlar bir şekilde konut ihtiyacını çözüyorlar diye gece- kondulaşmaya da ses çıkarûlmı- yor. Konut için de pek kaynak ayırmaya gerek kalmıyor. Bu düsünuş çok büyük yanlışlarm dogmasına yol açacaktır." Kentlere göç olayında, "çok ilginç bir sey yaşandığını" söy- lüyor Karayalçın: "Bir kişi kırsal alanda yaşı- yorsa onun sorumlusu bükü- met lsi, suyu, yolu kanalizasyo- nu yoksa sorumlu bükiimet. Ama o kişi kente yerieştiginde sorumlusu biz. Bu akıl almaz bir şey! Türkiye'de sornmluluklann transferi an meselesi. Yani Tay- fun Gönüllu, Erzurum'un bir köyündeyse kente yeıieşme ka- rarım hemen alabilir. Cuma gü- nü sorunlannızın sorumlulukla- n nükümette, cumartesi guoü geldiginiz tstanbul'da sorumlu- luklanmz belediyede. Hüküme- tin kırsal alanda kişi başına yap- tıgı yatınmı orada bırakıyorso- nuz ve kente geliyorsunuz. Bu- nu partimizin seçim platfor- munda çok yuksek sesle dile ge- tinnesini diliyorum. Bütun bun- lann çerçevesinde Türkiye'nin uzun dönemli bir sosyal demok- rat iktidara ihtiyacı olduğu gö- nişündeyim. tnönü'niın, 'Ben denenmemiş liderün' değerlen- dirmesi doğnı. Bizi bir denesin- ler bakalım. Büyuk bir birikimi- miz var. Yanlışlarımız var kuş- kusuz. Ama eski sosyal demok- ratiar yok karşüarında. Biz eli- ni çamura sokmuş insanlanz." Pekiyi başkentin Belediye Başkanı, Istanbul'u nasıl değer- lendiriyor? "tstanbul'da 1980 öncesi 1 Mayıs Mahallesi vardı, girile- mezdi. Şimdi Küçük Annutiu var. Gecekondu mafyası, Hazi- ne'nin arsaluınt pazariayıp sa- tıyor. Aynca o grup da çok tek- nikleşmis durumda. Bir imar planlan var. Çekme mesafeleri belirleniyor. Öyle herkes istedi- ği yere gecekondu yapamıyor. Bir özkaynak yatınyorsunuz, belli taksitleriniz oluyor. Konut yandaki komsuyu rahatsız etroe- yecek bir uzaklıga yapılıyor. Teknik hizmetier, zabıta güçle- ri ne karşı savunma hizmetleri veriliyor. Eğer kentsel toprak re- fonnu yapılmazsa böyle mahal- leler başka yerlerde de çıkacak." Karayalçın, Küçük Armutlu 1 dan çıkıp Ankara'dan Istanbul'u nasıl gördüğünü "biraz çarpıcı olsun" diyerek şu örnekle anlat- mayı sürdürüyor: "Isunbul'a her yü bir Eskişe- bir ekleniyor. Ankara'ya da 2.5 Rize. tstanbul Belediyesi'nİB bn- nu çözmesi mümkün degil. Za- ten sorun da onun degil. Tek ba- şıma Ankara'mn sonınunu ben de çozemera. tstanbul'u ikiye bölmek gibi projeler var. Dün- yada nüfusu 20 milyona yakla- şan kentler var, ama parcalama- yı hiç düşunmüyorlar. Burada kamu yönetimi havlu atmıştır. Bu kentlerde hangi sorunu ele alırsanız alın birkaç milyar do- lardan bahsetmeniz gerekiyor. Paradan geçtik, teminatı bul- mak çok daha güç. Ankara Be- lediye Başkanı olarak bunu söy- lerken üzülüyorum. ama Istan- bul'a özel yaklaşımlarda bulu- nulması gerek. Bu bizden bazı kaynaklann aktanlması anlanu- na gelebilir, ama Istanbul hepi- mizin gözbebegi." 8 ayda 44 gazeteci saldırıya uğradıBasın Konseyi'nden yapılan açıklamaya göre 1989 yılında 24 olayda 48, 1990 yılında 27 olayda 54 gazeteciye saldırıda bulunuldu. ISTANBUL (AA) — Türki- ye'de bu yılın ilk 8 ayında mey- dana gelen 21 olayda 44 gaze- tecinin saldınya uğradığı açık- landı. Basın Konseyi'nden yapılan açıklamada, 1989 yılında 24 olayda 48 gazeteciye, 1990 yılın- da 27 olayda 54 gazeteciye sal- dırılırken bu yılın ilk 8 ayında- ki 21 olayda 44 gazeteciye sal- dırıda bulunulduğu belirtildi. Açıklamada şöyle denildi: "Kamu görevlUeri ve özeilikie polis ya da Güneydoğu'daki özel tim, asli işlevleri haline ge- len gazeteciye saldın görevini savsaklamazlarsa aynı azim ve şevk temposuyla gazeteciye aman vermeme cabalannı sür- dünirlerse (ki olasılık dışı değil) 1991 yılının, emsalsiz ve gazete- ciye saldın rekoruyla şampiyon- luk ipini gögüslemesi kaçmıl- maz gözüküyor. Gazeteciye saldırmayı bir ho- bi haline getirenlerin başında kamu görevlUeri geliyor. Dogal ki polis ve özel tim bu görevi ye- rine getirmekteki önculüklerini hiç kimseye kaptırmıyorlar, ama gazeteciye saldıranlar ara- sında kaymakam, savcı, seçim kurulu gorevlileri, adliye görev- lileri ve batta yargıclar da ara sı- ra boy gösteriyor." Kamu gorevlileri dışında ga- zeteciye saldıranların başında "ne idüğü belirsiz. kabadayı kmnpanyalan, dinci gruplar çek-senet mafyalan"mn geldi- ği ve "siyasi parti mensuplan- nın da zaman zanran aynı yolun yolcnsu" olduklan beliitilen açıklamada, olaylann Içişleri Bakanlığı'mn çeşitli genelgeleri- ne rağmen önlenemediği kayde- dildi. Açıklamada Basın Konseyi'- nin etkin birönlem olarak "ge- nelgeye aykın da\ranan polis memnrlannın ve âmiıierinin vurdnmduymazlığına karşı sicil yaptınmı uygulamasını" öner- diği ifade edildi. Ancak bu ko- nuda henüz olumlu bir gelişme- ye tanık olunmadığı vurgulan- dı. Açıklamada 1989 yılında 24 saldın olayının 21 'i, 1990'da 27 olayın 20'si, 1991'in ilk 8 ayın- daki 21 saldınnın 17'sinin kamu görevlilerince gerçekleştirildiği kaydedildi. DUNYADA BUGUN ALİSİRMEN Belden Aşağı Vurmak Çağımızın en yabanıl sporu boks. Bu kıyasıya yumruklaş- manın yasaklanmasını isteyenlerin sayısı hayli fazla. Gerçekten çok kanlı olan boksta bile uyulması gereken ku- rallar var. Örneğın, belden aşağı vurmak yasak. Bu sporun kaynağı olan Ingılterede, bu yasak artık deyim olmuş. Bel- den aşağı vurmak, oyunu kuralına göre oynamak, centilmen- likten uzaklaşmak anlamına geliyor. Bülent Bey son seçim kampanyasında bu yolu tutmuş gö- rünüyor ve süreklı belden aşağı vuruyor. Arnacımız Bülent Bey'ın sosyal demokrat oylan bölmeyi he- deflediğinı vurgulamak değil. Bu zaten açıkça görünen bir gerçek. Mesut Bey bile SHP'yi DSP'ye havale ettiklerini soy- ledi. Bülent Bey bu rolü gönül rahatlığıyia üstlenmişse, kimse- nin bir diyeceği olamaz. 21 ekim sabahı gerçek gün gibi or- taya çıkacak, ondan sonra nafile tartışmalar başlayacaktır Bülent Bey bu oyununu oynarken sosyal demokrat oylan bölmediğini söylüyor ve kendilerinin başka yerden oy aidık- farını ileri sürüyor. Peki madem ki Bülent Bey SHP tabanından oy almıyor, ne- den herkesi bir yana bırakıp da durmadan SHP'ye ytikleni- yor? Ecevit'ın SHP ile kavgası o boyutlara vardı ki sonunda ken- di örgütü içinde bile huzursuzluk yarattı ve tepkilerin dile ge- tirilmesine neden oldu. Ama bu tepkilerin tek adam partisinden etkjlı olacağını ve Bülent Bey'in tutumunu değiştireceğini sanmak hata olur. Bü- lent Bey'in SHP'ye çatmaktan başka dağarcığında fazla bir şey yok ki... Biz Bülent Bey, belden aşağı vuruyor derken SHP'ye sal- dırılarında, yanlış ve hatta bugünkü yasalar göz önünde bu- lundurulduğunda "ihbar" sayılacak suçlamalarda bulunma- sını kastedıyoruz. Bülent Bey, SHP-HEP işbirliğinı kastederek İnönü'nün bö- lücülerle işbirliği yaptığını söylüyor. Eğer SHP bölücülerie işbirliği yapıyor ve bölücülüğü sa- vunuyorsa, bugünkü yasalar çerçevesinde suç ışledığı ileri sürülerek, bu örgut hakkında yasal kovuşturma yapılabilir ve hatta parti kapatılabılır Böyle bir ortamdaBulent Bey'in SHP'ye yönelık suçlamaları, puslu havayı sevenler İçin bu- lunmaz bir olanak oluyor. Ama acaba, Bülent Bey'in şavları gerçeği yansıtıyor mu? SHP Genel Başkanı Erdal İnönü konuşmalarında bu nok- taya değiniyor ve partisinin Güneydoğu Raporu'nun geçerli olduğunu söylüyor. İnönu Mısak-ı Mıflı sınırlan konusunda du- yarlılığını da vurguladıktan sonra, Kürt sorununun demok- rasi ve ekonomik refah çerçevesı içinde çözüleceğini açıklı- yor. Erdal Bey, HEP'ten SHP'ye gelenlerin, seçimden sonra da orada kalacaklarını ileri sürüyor. Gerçekten HEP'ten gelenler orada kalırlar mı, kalmazlar mı o ayrı bir sorun. Ama HEP'ı seçim dışı bırakan oyunu bozarken SHP de- mokrasımiz açısından da, Kürt sorununun çözülmesi açısın- dan da olumlu sonuçlar verecek bir adım atmıştır. Her şeyden önce, Kürt sorununun çözümünün zorunlu ko- şulu (yeterlı koşul değil) demokrasiyi işletmektir Herhalde demokrasi, HEP'te dile getırilen kimi istekleri se- çimlerden uzak tutarak, bölge ınsanının temsilcilerirMn par- lamentoya girişlerini engelleyerek ya da onlan şeriatçıların tekeline doğru iterek yürürlüğe konmaz. SHP bu oyunu bozarak doğru bir davranışta bulunmuş- tur Ayrıca, Kürt sorununun yalnızca Kürt partıleri ile çözüle- ceğı görüşü de SHP-HEP işbırlığıyle tümuyle ortadan kaldı- rılmasa bile zayıflatılmış, konunun Türkiye'nin demokrasi so- runlan genel çerçevesinde ele alınmasırMn, bu tör Örgütle^- de savaşımın yürütülmesınin doğruluğunu savunan üniter gö- rüşçüier güçlendîrilmiştir. '' SHP'ntn delege tabanındaki demokrasiye set çeken böl- geci mezhepçı eğilımlere karşı çıkmak başka şeydir, Güney- doğu'nun temsilcilerinin parlamentoya girişlerini bozan giri- şimi desteklemek başka.. Demokrasiden yana olanlar, nasıl kı insanlann bir parti için- de Kürt ya da AJevi oldukları için ayrıcalık kazanmalarına karşı çıkmak zorundaysalar, aynı şekilde insanlann Kürt oldukları için seçim dışı bırakılmalarına da karşı çıkmak ve de o oyu- nu da bozmak zorundadırlar. Kürt sorununa üniter çözüm, bölge insanını dışlamakla sağlanmaz. Mısak-ı Milli konusunda duyariı ve karartı olan SHP bu gerçeği görmüştur. Keşke Bülent Bey de Kürt sorununa, tarikatlara gösterdiği hoşgörü ve esneklikle yaklaşabilse de ikide bir belden aşa- ğı vurmasa. Avukatlık Yasası'nı ilk hcmrlayan kişiydi Saffet Nezihi Bölükbaşı Ankara'da öldü Saffet Nezihi Bölükbaşı, Türkiye'de Avukatlık Yasası'nı ilk hazırlayan kişiydi. Bölükba- şı, 1961 yılında eski Demokrat- lar Yassıada Yüksek Adalet Di- vanı'nda yargılanırken isteyen avukatlann, sanıklann davala- nna bakabilmelermi, Baro Baş- kanı olarak sağlayan kişiydi. Bölükbaşı, Hüsamettin Cin- doruk ile birlikte eski maliye bakanlarından Hasan Polat- kan'ın savunmasını üstlenmiş- ti. Saffet Nezihi Bölükbaşı, 1944 yılında Dü Tarih Coğraf- ya Fakültesi'ndeki görevlerin- den uzaklaştınlan Behice Bo- ran, Pertev Naili Boratav ve Ni- yazi Berkes'in Danıştayiık da- valarında savunmanlıklanm yaptı. Bölükbaşı, 12 Eylül'den sonra Yargıtay'da bir savunma yaparken Yargıtay'ın da hukuk dışı eylemlerine değinmiş ve mahkemeye verilmişti. Yargı- lanması sonunda Bölükbaşı, 1986 yılında 3.5 ay hapis ceza- sına çarptınlmış, ancak ceza paraya çevrilmişti. Bölükbaşı'nın cenazesi bu- gün saat 11.30*da Adhye Sara- yı önüne getirilecek. Burada ya- pılacak saygı duruşundan son- ra cenazesi, Mal tepe Camisi- nde kılınacak namazdan sonra Cebeci Asri Mezarlığı'nda top- rağa verilecek. ANKARA (Cumhuriyet Bü- rosu) — Nazun Hikmet'i "1938 Harp Okulu olaylan" davasın- da savunan Avukat Saffet Ne- zihi Bölükbaşı 84 yaşında dün Ankara'da oldu. 1907 yılında lstanbul'da do- ğan Saffet Nezihi Böiükbaşı, bir süre askeri fabrikalarda hu- kuk muşavirliği yaptıktan son- ra avukatlığa başladı. Nazım Hikmet'i 1938 Harp Okulu olaylannda askeri mahkemede savunan Bölükbaşı, sağlığında "Nazun Hikmet ile ilgili bütün belgeler polisce evim aranarak alınıp götürüldü. Elimde o günlere ilişkin en ufak belge kaunadr demişti. Saffet Nezihi Bölükbaşı, Nazım Hikmet'i 1938 Harp Okulu olaylan da- vasından sonra da savunmustu. KîSAKISA • Yurdun çeşıtli yerlerinde dun meydana gelen trafik kazalarında 3 kişi yaşamını yitirdi. Özel arabasıyla Kırıkkale'nin Delice ilçesi yakınlarında bir trafik kazası geçiren ANAP Rize İl Başkanı Kemal Er hayatını kaybetti. ANAP Rize İl Başkanlığı, Er'in yarın kılınacak cenaze namazından sonra aile mezarlığına gomüleceğini belirtti. • Etili On gun once Şirinevler'de işportacılar tarafından bıçaklanarak ağır yaralanan ve önceki gün ölen gazeteci Ali Gundıiz Etili, dün toprağa verildi. Etili'nin cenazesi dün Muratpaşa Camii'nde kılınan öğle namazından sonra Kozlu Mezarlığı'na defnedildi. Etili'nin cenaze törenine basın mensupları, ailesi ve yakınları katıldı. Etili'yi öldüren katilierin arandığı bildirildi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog