Bugünden 1930'a 5,438,586 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

18 EYLÜL 1991 DIŞ HABERLER CUMHURtYET/11 Magrip'ten Filistin'e destek • CASABLANCA (AA) — Magrip Arap Birliği (UMA) uyesi ülkeler, Filistin halkına tam destek vererek, Israıl'ın ışgal topraklarında izlediğı nufus siyasetini kınadı. Fas, Libya, Tunus, Cezayir ve Moritanya'dan oluşan birliğin onceki gunden beri surdurduğü zırvenin kapanışında yayınlanan ortak bildırıde, Filistin'in başkentı Kudus ile bir devlet olarak kurulması ve FKÖ'nun bu devletin tek ve yasal temsilcısı olması hakkına da destek verildıği ifade edildı. Gözlemciler UMA zirvesinin, ABD Dışişleri Bakanı James Baker'ın îsraıl temaslarına rastlamasına dikkat çekiyorlar. Pravda, yardım istedi • MOSKOVA (AA) — SSCB'de geçen ay yıkılan Komünist Parti rejiminin 74 yıl sureyle sozculüğünu yapmış olan Pravda gazetesı, Başkan Mihaıl Gorbaçov'a başvurarak "acil destek" istedi. Pravda'nın dunku sayısının ilk sayfasında yer alan "Yoldaş Başkan Gorbaçov'a Çağn" başlıklı bildiride, 1945 yılından beri "Partiye ve ulkeye yuz milyonlarca ruble kazandırmış olan" Pravda gazetesinin "hukuki temelden yoksun bazı kararlar sonucu" tüm mal varhğından yoksun kaldığı hatırlatıldı ve Başkan Gorbaçov'un bu soruna bir çözum getirmesi istendi. Hameney'in uyarısı • TAHRAN (AA) — lran dini liden Resim Ayetullah Ali Hameney, Cuma Imamları'nı İslam duşmanlannın kulturel saldınlarına karşı uyardı. Dini lider, İslam duşmanlannın, sinsi saldırılarının hedefinin genç nesil olduğuna da dikkati çekerek, "Gençlerı, çeşıtlı propaganda yontemleri ile etki altında bırakmak istiyorlar. Bu yolla onları Islamın kutsal değerlerine yabancı kılmak arzusundalar" dedi. Marksıst sistemın çokuşunün ardından Amerika liderliğinde bir dunya imparatorluğunun kurulma surecıne gırildiğini kaydeden Ayetullah Hameney, bu oluşuma yalnızca Islam'ın karşı çıktığını da vurguladı. Cuellar ve rehineler • NEVV YORK (AA) — BM Genel Sekreteri Perez de Cuellar, Ortadoğu'da Batılı rehineleri ellerınde bulunduran kişılerle haberleşmekte guçluk çektiğinden yakındı. Cuellar, dun BM başkanlığı toplantısına girerken gazetecilere >aptığı açıklamada, hâlâ rehinelerin yakında serbest bırakılacağı umidıni koruduğunu belirterek "Denemeye devam edeceğim ve başarıh olacağıma ınanıyorum" şeklınde konuştu. Honecker'in eşi yardım istiyor • BERLİN (AA) — Demokratik Almanya eski Devlet Başkanı Erich Honecker'in eşının, SSCB Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov'dan devrik liderin Almanya'ya iade edilmemesini istediği bildınldi. Alman Bıld gazetesinin bir Moskova kaynağına dayanarak verdıği haberde, Honecker'in eşinin Gorbaçov'a gonderdiğı bir mektupta Almanya'ya dönuş tehdidınin eski lidere intihar etmeyi ciddi biçimde düşundurduğunu ıfade ettiğinı duyurdu. Mektupta Margot Honecker Gorbaçov'dan, 79 yaşındaki eski liderin sağlık durumunun son derece kötu olduğunu belirterek, eğer SSCB'de daha fazla kalmasına ımkân yoksa kızının yanına Şili'ye gitmesine izin verilmesinı istediği kaydedıliyor. SBKFnin çöküşü, Batı Avrupa'daki komünistpartüeri güç duruma soktu Avrupa komünizmi zorda Batı Avrupa'da önde gelen beş komünist partisi arasında yalnızca Ispanyol Komünist Partisi, fazla yıpranmadan konumunu sürdürüyor. Dış Haberler Servisi — Mos- kova'daki darbe girişiminin ba- şarısızlığa uğraması ve Sovyet Komünist Partisi'nin çöküşü, Batı Avrupa'daki komünist par- tileı inin de rafa kaldınlmalan- na henüz neden olmadıysa da onlan gerçekten çok zor durum- da bıraktı. The Economist der- gisinde yer alan bir yazıda beş Av- rupa KP'sinin durumları irdelendi. • Italya'da, şimdi adı Demokratik Sol Parti olan eski Komünist Parti üyeleri, beklenildiği gibi darbeye karşı çıktılar. Hatta liderleri Achille Occhetto "Ger- çek komunizm oldu, gomüldu ve biz de bundan hoşnutuz" diye bir beyanat ver- di. Italyan komünistleri otuz yıldır za- ten Kremlin'i dınlemiyorlardı. 1976 ge- nel seçimlerindeki yüzde 34'luk oy ora- nı 1987'de %26'ya, geçen yılki yerel se- çimlerde ise yuzde 19.4'e duşen partinin uyeleri Alman Sosyal Demokratlan'na MARCHAIS AJNGUTTA OCCHETTO Katı tutuma devam En iyi durumda benzeme cabasındalar ve bunun, durum- lannı duzelteceğine ınanıyorlar. Böyle duşunmeyen muhafazakârlar ise parti- den ayrılarak Komünist Canlanış Par- tisi'ni kurdular ve Moskova'daki darbe- ye destek verdiler. • Fransa'da KP karmakanşık. 71 yaşın- daki lıder Georges Marchais darbe sıra- sında Gorbi'nin görevden alınışımn 'ka- bul edilemez' olduğunu söylemekle ye- tinmış ve Yeltsin'ı ukala ve tahammul edilmez biri olarak nitelendırmışti. Marchais, Charies Fiterman önculuğün- deki yenilik yanlılannın tum Politburo'- Darbeye karşı çıktı nun istifası talebini sert bır şekilde red- dettı. 1945-70 arası düzenli olarak yuz- de 20 dolayında oy alan Fransız KP'si 1988'de yuzde 11.3'e kadar düştü. Bu- gun bunu bile alacakları şupheli. • Portekiz'in 'antik' KP'sinin liderleri Moskova'daki darbeyi 'karşı-devrimi durdurma çabası' olarak nitelendırmış ve Yeltsin'in Sovyetler Birliği'ni tehdit ettiğini soylemişlerdı. Bu açıklama ta- banda öyle şiddetli bir tepki yarattı ki yetkililer daha sonra 'yanlış anlaşıldıklanm' açıklamak zorunda kal- dılar. Partinin genel seçimlerdeki oy ora- nı surekli düşmekte. Bu oran 1983'te yuzde 18.2'yken 1985'te 15.5, 1987'de ise 12.2'ye kadar indı. • Yunan komünistleri darbeye karşı çıkan sol koalisyon ile o!a- yı 'kamu düzenine olumlu bir döniiş' olarak tanımlayan Mos- kova yanlısı Komünist Partisi (KKE) arasında bölünmüş du- rumda. 300 kişilik parlamento- da sol koalisyonun 11, KKE'nin 8 sandelyesi bulunuyor. 80'lerde yuzde 12 olan toplam oy oran- ları ise geçen yıl yüzde 9'a düş- müştü. • Batı Avrupa'da yalnız îspan- ya'da komünistler iyi durumda görünüyor. Diğer partilerle beraber sol ittifakta yer alan partinin lideri Julia Anguita, Baş- bakan Felipe Gonzalez'in sosyalızmini fazla silik bulanlardan destek görüyor. Sol ittifak, darbenin ezilmesınden mem- nun olmuş, ama Yeltsın'i de 'Çarcı' ola- rak tanımlamıştı. İttifak oylarını arttı- nyor: 1986'da parlamentoda 7 (Vo 4,6) temsilciye sahipken 1989'dabunu 17'ye ("t 9,1) çıkarttı. Ancak Başkan Angui- ta KP'yi fesh edip sol ittifakı bir parti- ye dönüşturmeyi reddediyor ve "Komü- nist olan komünist kalır" diyor. İTİPOLİTİKADA ABD Dışişleri Bakanı Baker, Ismü'i ikna etmeye çalışıyor Filistin düğümü çözülemiyorBaker dün îsrail Başbakanı Izak Şamir ile görüştü. Baker ve Şamir görüş ayrılıklannm sürdüğünü söylediler. Görüş aynhkları, Filistinlilerin Barış Konferansı'ndaki temsili ve ABD-İsrail arasındaki kredi anlaşmazlığı konuları üzerinde odaklanıyor. Dış Haberler Servisi — Orta- doğu Barış Konferansı'nın top- lanması konusundaki temasları çerçevesinde Israil'de bulunan ABD Dışişleri Bakanı James Baker, "Bazı konularda ileıieme sağlandı. ancak hâlâ çozuleme- ven bazı probleraler var" dedi. Üzerinde anlaşma sağlanama- yan konuların, Filistinlilerin temsili ile ABD ile İsrail arasın- daki kredi anlaşmazlığı olduğu bildiriliyor. İsraü'e onceki gün vanşında çuruk domateslerle karşılanan Baker, dun israil Başbakanı tzak Şamir ve ışgal altındaki topraklarda yaşayan Filistinlile- rin temsilcileri ile göruştu. Ba- ker, Şamir'le yaptığı goruşme- den sonra gazetecilere "Şu an bir fırsat yakaladık. Bazı konu- larda ilerleme sağladık, bazıla- rında sorunlar duruyor" dedi. Şamir de 90 dakika suren gö- ruşmeyle ilgili olarak "Birçok konu üzerinde yeni görüşmele- re gerek var" diye konuştu. Şa- mir, ABD Başkanı George Bush'un, İsrail'e verilmesine kar- şı çıktığı 10 milyar dolarlık kre- di ile ilgili göruş ayrılıklannm surduğünu soyledı. Bush, Ortadoğu Barış Kon- feransı'nın toplanabilmesi için tsrail'in yeni adımlar atmasını ve işgal altındaki topraklara yeni yerleşim yerleri kurmamasını is- temişti. Baker, dün ayrıca ışgal altın- daki topraklarda yaşayan Filis- tinlı liderlerle göruştu. Baker ile bir araya gelen uç Fıhstınli lıderden Faysal Hüsej- ni, 3.5 saat suren goruşme so- nunda yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanı ile bir guvence mektubu üzernde çalıştıklannı soyledı. Huseyni, Baker'ın yardımcılarının hazırladıkları mektubun, ABD ile Filistinlıler arasında Ortadoğu Barış Konfe- ransı konusunda varılacak an- laşmanın sınırlarını belirleyece- ğini ifade etti. Huseyni, "Olumlu sonuçlar almayı ümil ediyoruz" diyerek "Şu ana kadar istediğimiz so- nınları çözebilmiş değiliz" şek- linde konuştu. Öte yandan Baker'ın progra- mında değişiklık yppıldığı, bu- gun Şam'a, yarın da Amman'a gideceği bildirıldi. Kudus'teki Amerıkan heyetin- den dun alınan bilgiye göre per- şembe gecesinı Amman'da geçı- recek olan Baker, ertesı gun Washıngton'a dönecek. AzERBAYCAN 'Karabağ'ın özerkligi kaldırılmalr BODRUM (AA) — Azerbaycan Halk Cephesi'nin ıki numaralı adamı Tevfik Kasımov, Azerbaycan'ın bağımsızlık ka- rarından korkan Enneni çetelerinin, sal- dırılannı arttırdığını bildirdi. Halk Cephesi Başkanı Ebulfeyz Ali- yev'in dış ve iç ıhşkılerden sorumlu yar- dımcısı olan ve aynı zamanda, Sovyet Parlamentosu'nda "Bağımsız Azerbaycan" adlı halk cephesi demokra- tik fraksiyonu milletvekillerinin başkanı olan Kasımov, Ermeni çetelerin, Azerbay- can'ın Dağlık Karabağ ve Geranboy böl- gelerinde Azerilere saldırılarını değerlen- dırdi. Ermenilerin, Azerbaycan'ın bağımsız olması ve kendi ordusunu oluşturmasın- dan korktuklannı belirten Kasımov, "Er- meniler, şu anda Azerbaycan'a karşı as- keri üstünlüge sahip olmalanndan yarar- lanarak Dağlık Karabağ ve diğer bazı kentlerin yeniden Ermenistan'a katılma- sına çabalıyorlar" dedi. Kasımov, Azer- baycan'ın tek çıkış yolunun, Dağlık Ka- rabağ'ın cumhuriyet statusünun lağvedil- mesi olduğunu söyledi. Kasımov, şu andaki Azerbaycan yöne- timinin Sovyet merkezi yönetimiyle bü- tün sıyasi ilişkileri kesmek istemediğini, ancak kendilerinin, Sovyet cumhuriyet- leriyle sadece iktisadi ilişkilerin kalmasına taraftar olduklannı anlattı. Kasımov, bu konuda şunlan soyledi: "Azerbaycan'ın kendi ordusunu kur- ması gerekir ve böylece, Sovyet cumhu- riyetleri arasında Azerbaycan'ın da uye olacağı NATO tipi bir guvenlik birliği oluşturulabilir. Azerbaycan vonetiminin, konfederasyon şeklinde bağımsızlık iste- gini kabul etmiyonız. Bu, tam bağımsız- lığa imkân vermeyecektir." Muhalefet lideri Çanturia, tutuklanmadan once başkent Tiflis'te dnzenlenen gösteride konuştu. (Fotoğjaf: REUTER) Gürcü lider tutuklandıDış Haberler Servisi — Sovyetler Birliği'nin Kafkasya cumhuriyetlerinden Gurcistan'da gerginlik giderek tırmanıyor. Devlet Başkanı Zviad Gamsahurdia, aleyhinde duzenlenen gösterilerin yaygınlaşması uzerine muhalefete karşı sert önlemlere başvuruyor. Muhalefetteki Ulusal Demokratik Parti'nin lideri Gia Çanturia, Gamsahurdia'nın emri uzerine onceki gece tutuklandı. 32 yaşındaki muhalefet liderinin onceki gece iki yardımcısı ile birlikte Moskova'ya gitmek uzere uçakla Tiflis'ten aynldığı, ancak uçağm 40 dakikalık bir uçuştan sonra Tiflis havaalanına geri döndüğü bildirildi. AJana ındikten sonra uçağa giren bir grup sivil polisin muhalefet lideri Çanturia'yı tutukladığı kaydedildi. Çanturia, tutuklanmadan birkaç dakika önce AFP'ye yaptığı açıklamada, Moskova'ya ABD Buyükelçisi Robert Strauss ile görüşmek üzere giuiğini belirtti. Tiflis'te Gamsahurdia aleyhine onceki gun duzenlenen gösteriye yaklaşık 20 bin kişinin katıldığı bildirildi. Gamsahurdia yanhlarının düzenlediği karşı gösteriye ise yaklaşık 8 bin kişinin katıldığı belirtildi. Iki grubun karşılıklı olarak Gamsahurdia aleyhine ve lehine sloganlar atması uzerine ortamın gerginleştiği, ancak polisin grupları ayırmak için oluşturduğu iki sırah kordonun bir çatışmayı önlediği kaydedildi. Devlet Başkanı aleyhine duzenlenen gösteride bir konuşma yapan eski Başbakan Tenguiz Sigoua, Gamsahurdia'nın üç yardımcısının Mihail Gorbaçov'a karşı gerçekleştirilen başansız darbenin gecesinde cunta hderi Genadi Yanayev ile görüşerek destek vaat ettiğini söyledi. Darbe gecesi görevinden istifa eden Sigoua'nın son günlerde atılım yaparak en önemli muhalefet liderlerinden biri haline geldiği bildiriliyor. Kafkasya'da banşın anahtan Ankara'da KEREM ÇALIŞKAN Kafkasya kaynıyor. Sovyetler Birliği- nde "imparatoriuğun" çözülmesi, cum- huriyetlerin yeni ve gevşek bir konfede- rasyonda birleşmesi sureci içinde Kafkas- ya'da bin yıllık kavgalar yeniden alevle- niyor. Son bir-iki gün içinde Azen- Ermeni çatışmasında ölenlerin sayısı 50'ye yaklaşıyor. Gürcistan iç savaş at- mosferinde bir "barikaüar ülkesi"ne dö- nuştü. Gurcu-Oset ve Abaza gerginlik- leri de zaman zaman sertleşen çatışma- larla surüp gidiyor. Doğu'daki "Berlin Duvan" yıkılınca Turkiye birden, Osmanlı Imparatorlu- ğu'nun son dönemlerinde donup kalmış, 70 yıldır unuttuğu bir Kafkas milliyet- ler mozayiğinin ateşinde ısınmaya baş- ladı. Dışişleri çevreleri de temkinli bir şe- kilde Sovyet Türkleri üzerine yeni yak- laşımlar, ilişkileri geliştirecek mekaniz- malar oluşturmaya başladı. Bunlar ge- rekli ve olumlu adımlar. Ancak Türkiye'nin bugün çok gecik- meden yapması gereken bir şey var: "Kafkasya için bir barış planı geltştirmek" ve bu projeyi ilgili tarafla- ra fikir duzeyinde iletmek. Çünku Kaf- kasya'da giderek kızışan çatışma orta- mında, yatıştıncı barış ve istikrara gö- turebilecek duşunce ve rüzgârlar estirme şansı bugün Moskova'dan çok Ankara- ya yakındır. Ve Ankara, temkinli tutu- munu terk etmeden, bu konuda (Baltık- ın tanınmasında olduğu gibi) inisiyatifi ABD ve Batılı güçlere bırakmadan, ha- rekete geçebilecek bir tarihi birikim ve role sahiptir. SSCB'den bağımsızhklannı ilan eden Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan gi- bi yeni devletlerin tanınıp, tanınmama- sının, bu konudakı zamanlama kaygıla- rının Kafkasya için "Jbanş projesi" oluş- turmakta fazla önemi yoktur. Çunkü bu yeni devlet ve cumhuriyetlerin bağımsız- lığı, bugunden yarına gerçekleşecek bir olgu değil, bir süreç meselesidir. Turki- ye bu konuda en azından Sovyet Halk Temsilcileri'nin takındığı "esnek tutum- 'u izleyip "yeni ülkelerin bağımsızlıkla- nnı ilke olarak tanıyıp" mesajını verir ve gerisini zamana bırakır. Fakat "Kafkas Banş Planı" bugunden ortaya atılması ve gelecek yıllarda yavaş yavaş işlenip, ısıtılması gereken bir pro- jedir. En azından Karadeniz Ekonomik Topluluğu ve ona giden sureci pekiştire- cek bir siyasi adım olarak ele alınmalı- dır.Türkiye,Kafkasya'da şu anda çeşitli gerginliklere taraf olan Azeri, Ermeni, Gurcu yöneticilerle, Ru«;ya Federasyonu ve (hâlâ belli bir merkezi otoriteyi tem- sil eden) Yüksek Sovyet Başkanlık Kon- seyi'ne çağnda bulunarak, Kafkasya'da barış ve istikrar için "göriışmeler" yapıl- masım önerebilir. Üstelik Türkiye, Azeri- Ermeni çatışmasının odak noktaların- dan olan Nahcıvan Özerk Bölgesi ustün- dekı tarihi "garantor" statüsü nedeniy- le, böyle bir çağrıyı diplomatik çerçeve- ye oturtabilir. Türkiye, uzun vadeli, stratejık düşun- mek zorundadır. Çatışma içindeki bir Kafkasya, Türkiye'nin Orta Asya'daki Türki cumhuriyetlere dönuk kulturel, ti- cari, politik bağlantılannı zora sokacak- tır. Barış içindeki bir Kafkasya ise Tür- kiye'nin yalnızca ticari hamlesini destek- lemekle kalmayacak, aynı zamanda 20. yüzyılın sonunda patlak veren "milliyet- ler çaüşması" konusunda, çağdaş çözum ve yaklaşımlar üretme, model yaratma olanağına kapılan açabilecektir. Moskova, Kafkasya'ya "banş ve istik- rar getirme" şansını giderek yitirmekte- dir. 70 yülık sistem, Kafkasya'ya son ola- rak yine tanklarla girmiş ve katliam iz- leri bırakmıştır. Çözulen Sovyetler'de Moskova'daki psikoloji "Bırakalım Kaf- kasya'daki barbar halklar birbirini yesin" şeklindedir. Bundan sonra kıyıma uğra- yan Ermeni, Azeri, Gurcu ya da Osetle- ri kurtarmak için Kızılordu birliklerinin fazla gönüllu olacağı sanılmamalı. Azerbaycan'da sokaktaki insan "Türkiye Ermenileri dövsün, bizi kurtar- sın" havasındadır. Ermenistan Turkiye^ den hâlâ korkmakta ve çekınmektedir, ancak bazı Ermeni yöneticileri yavaş ya- vaş kalıcı banşın Türkiye ile dostluktan geçtiğini kavramaya başlıyorlar. Bölgede çeşitli milliyetler ve dinler ara- sındaki duşmanlıklar oldukça eskidir. Bugunden yanna çözülecek gibi değildir. Uzun vadeli, insani, barışçı, ekonomik ilişkilere, özel 'kültürel' çabalara gerek- sinim vardır. SORUNLAR ERGUNBALa Sosyal Demokrasi Ekonomısinde önemli bir durgunluk, hatta gerileme görü- len İsveç'teki seçimlerde sosyal demokratların yenılgıye uğ- raması, kapitalizmin kriz dönemlerinde sosyal demokrasinin konumunu gündeme getırdi. Avrupa'da sosyal demokrasi 1914'e kadar örgütlenmiş Marksizm anlamına geliyordu. 1917 Ekim Devrimi'nden sonra ise örgütlenmiş reformizm niteliğinı kazandı. Alman, Fransız ve Avusturyalı sosyal demokratlann (Mark- sistler), 1914'te savaş kredileri için burjuva partilerle birlikte oy kullanmalan, yalnızca uluslararası proletarya dayanışması hayalinı yıkmakla kalmıyor, sosyal demokrasinin burjuva dev- letten bağımsız bir güç olarak rol oynayabileceği inancı da son buluyordu. Lenin, 1918'de 'Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin adını Komünist Partisi olarak degiştirirken 'ışbirlikçi' diye niteledi- ğj sosyal demokrat partilerle tüm köprüleri atıyor, aynı yıl 'Üçüncü Entemasyonal'i kuruyordu. Marksist kökenli olan, 1917'den ıtibaren reformızmle eşan- lamlı kabul edilen günümüzün Batılı sosyal demokrat parti- leri özellikle İskandinavya ülkelerinde, uzun süre gelenek- sel sosyalizmin yerini tutan örgütler olarak kabul edildıler. İs- kandinav sosyalizmi ya da İsveç sosyalızmi' deyışlen, kuzey ülkelerine özgü, başarılı bir modeli simgeliyordu. Sosyaliz- min refah ve toplumsal eşitlik gibi geleneksel hedeflerine, üretim araçlarının kamulaştırılması gibi geleneksel sosyalist yöntemlere başvurmava gerek kalmadan ulaşmak mümkün oluyordu. Sosyal demokrasinin refah devletı, klasık sosya- lizmin vaat ettıği şeyleri kitlelere sunabiliyordu. Kapitalizm, sosyal demokrasi aracılığı ile geleneksel sosyalizmin yöntem- lerını (üretim araçlarının toplumsal mülkiyeti) kullanmadan, sosyalist hedeflere ulaşabilıyordu. İskandınav modellerı, özellikle İsveç modeli uzun süre bu gorüşün başarılı örneklen olarak sahnede boy gösterdiler. Ancak üzerinde fazla durulmayan bir nokta vardr Sosyal demokrasi, kapitalizmin alternatıfı değıl, tamamlayıcısıdır. Sosyal demokrasinin stratejisi, kapitalist ınekten sağılan sü- tün, mümkün olduğunca adil biçimde dağrtımını sağlamak, paylaşımda hakkaniyet ilkesini göz önünde tutmaktır. Kapitalist inek sağlıklı olduğu, bol süt vermeye devam et- tiği sürece bu politika iskandınav ülkelerinde olsun, Federal Almanya'da olsun başarılı sonuçlar vermiştir. Ancak kapitalist inek hastalanıp, sütten kesildiği zaman ne olacaktı? Sosyal demokrasi, kapıtalızme alternatif bir üretim strate- jisi değıl, kapitalızme bağımlı bır dağıtım ve paylaşım strate- jisi üzerinde kurulu olduğundan, kapitalist ineğın hastalan- dığı dönemlerde çogunlukla zorlanmış, ya yerını sağ parti- lere terk etmtş ya da kendisı sağ polıtıkalar izlemek zorunda kalmıştır. Nıtekim İngiltere'de ekonomik kriz, Işçı Partisi'nin yerıne Thatcher'ın muhafazakârlarını getırmiş, Yunanistani da PASOK, Fransa'da Mitterrand'ın sosyalistleri, İspanya'da sosyalist Gonzalez hükümeti ise ıktidara geldikten sonra se- çim kampanvaları sırasında yaptıklan vaatlerın, attıkları slo- ganların çok sağına düşen polıtıkalar ızlemişlerdir. Sosyal demokrasi, kapitalizmin kriz döneminin değil, yük- selış ve refah döneminin doktrinidir. Kriz dönemlerinde, yar- dırncı olmak yerne kapitalızme ayak bağı olabilir. Çünkü ka- pitalizmin, iyileşmek için kendine özgü acı ilaçları ıçmesini ya da daha doğru bır ıfade ile kitlelere içırmesıni engellemeye, tedaviyi yumuşatmaya çalışır. Bir üretim değil, dağıtım ve pay- laşım stratejisi olduğundan, hastalığın tedavisi için alterna- tif ılaç sunmakta zorlanır. Sosyal demokrasi, kapitalist toplumdaki çelışkileri yumu- satır, (kapitalist ineğin sağlığının yerinde olması koşulu ile) ama kapitalizmin tüm reformlara karşın eşitsızliği arttıran iç dinamiğinı ortadan kaldıramaz. Söz gelişı, kuzeyle güney arasındaki ticaret hadlerinin sürekli güney aleyhinde bozui- masını, kuzeyin zenginleşirken güneyın fakirleşmesini sos- yal demokrasi engelleyememiştır. Sosyal demokrasinin yöntemi reform, kullandığı araç ise devletiir. Bu bağlamda, devletin görevlen, yetkıleri ve sorum- luluklan sürekli artmış, 'refah devleti' bu süreç içinde 'bü- rokratık refah devletine' dönüşmüştür International Herald Tribune'un Stockholm muhabiri, gazetenın 14-15 eylül tarihli sayısında çıkan haberinde, "İsveç halkı, 'Büyük Bıraderden' hoşnutsuzluk duyuyor" dıyordu. Sosyal demokrasi, yükselme dönemındeki kapitalizmin 'in- sancıl yüzüdür.' Ama bunalıma düşmüş kapitalizm için ço- ğu zaman bir lüks, fazla ağırlıktır. tRLEŞMtŞ MİHFTLER lfeni bir genel sekreter aranıyor ŞEBNEM ATİYAS NEW YORK — BM 46. Ge- nel Kurulu dun açıldı. Yeni ge- nel kurulun gündemindeki en onemi konulardan biri BM Ge- nel Sekreteri Perez de Cuellar- ın emekliye ayrılması ve yerine yeni bir genel sekreter seçilme- si. Yeni genel sekreter adayları arasında Cuellar kadar Kıbrıs'ı yakından tanıyan ve temkinli tutumuyla un yapan biri yok. Bu nedenle yeni genel sekreter seçimi Türkiye'yi yakından ilgi- lendiriyor. Genel sekreter adayları ara- sında liste başında bulunanlar- dan biri Prens Sadreddin Ağa Han. lran kökenli aristokrat Ağa Han, Batı'nın en çok des- teklediği adaylardan. Perez de Cuellar'ın BM Genel Sekreterli- ği'ne seçildiğı 1981 yıhnda Ağa Han'ın kaybetmesinın nedeni Sovyetler Birliği'nin vetosu ol- du. Afganistan'da Sovyet as- kerlerinin çekilişi sırasında BM yardım ekibinin başını çeken Sadreddin Ağa Han, Körfez sa- vaşı sırasında Irak'takı BM yar- dım operasyonunu da yönlen- dirdi. Boutros Ghali BM'de aynı şekilde güçlu olan bir başİca aday Mısır'ın es- ki Başbakan Yardımcısı Bout- ros Ghali. Ghali, İsrail-Mısır arasında yapılan Camp David Anlaşması göruşmelerinde ak- tif rol oynamasına rağmen Ağa Han gibi guçlü bir Amerikan desteğıne sahıp değil. Ancak Korfez savaşı nedeniyle Arap dunyasında BM'ye karşı oluşan rahatsızlık 68 yaşındaki Arap aday Ghali'nin şansını arttırı- yor. Guvenlik Konseyi'nin veto sahibi Batılı uyesi İngıltere'nin tercihi ise Norveç Başbakanı Harlem Brundtland. Eğer Brundtland kazanırsa BM'nin ilk kadın genel sekreteri olacak. Türkiye açısından BM ust duzeyde Türk diplo- matlan, Ağa Han ya da Ghali gibi adaylann Kıbrıs meselesi- ne yaklaşım açısından daha ter- cih edilir olduğunu vurguluyor. Kuzeyli adaylann güneyi algıla- makta zorlanabileceğini kayde- den dıplomatlar, "Cuellar'ın temkinliliği genel sekreterlik rütbesine hak kazanan adayiar- da olması gereken bir temkin- liliktir. Uluslararası diplomasi- de yelerince deneyim sahibi herkes bu konunun uzun yılla- ra mal olduğunu, son derece karmaşık ve zor olduğunu bilir" şeklinde konuşuyorlar. 46. Genel Kuml'un diğer ge- nel kurullardan en önemli far- kı, Sovyetler Birliği'nin çözül- mesi ve Körfez savaşı sırasında yerleşen ve ABD'nin başını çek- tıği uluslararası yeni dengeler ya da Amerikan Başkanı Bush'un deyimi ile yeni dunya düzeni. Yeni dünya düzeninin BM bina- sı çevresindeki en somut görün- tusu ise yeni bayraklar. Bunla- rın başında iki ayrı Kore, üç Baltık ulkesi geliyor. Dün genel kurulun ilk günunde BM yedi yeni uye sahibi oldu. Kuzey ve Guney Kore, Mikronezya, Marshall Adaları, Estonya, Lit- vanya, Latvia. Dışişleri Bakanı Safa Giray, 46. Genel Kurul için 24-27 ey- lul tarihleri arasında New York'a geliyor.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog