Bugünden 1930'a 5,438,457 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

19 TEMMUZ 1991 FESTİYAL Hicaz Faslı • Kültür Servisi 19. Uluslararası tstanbul Festivali'nde bugün Kudsi Erguner Fasıl Topluluğu bir konser verecek. Saat 1 8 . 3 0 ^ Atatürk Kültür Merkezi Büyük Salonu'ndaki konserde Neyzen Veli Dede, Abdülhalim Ağa, tbrahim Ağa, Tab'i Mustafa Efendi, Hacı Sadullah Ağa, Neyzen Yusuf Paşa, Bimen Şen, Hacı Arif Bey, Şevki Bey, H a a Faik Bey, Mısırlı tbrahim Efendi, Dede Efendi, Sadettin Kaynak ve Sultan Abdülaziz Han'ın eserleri yer alacak. Yarın ise festivalde Alman piyanist Gerhand Oppitz'in resitali var. Oppitz, yann 18.30'da AKM Büyük Salonu'ndaki resitalinde Schubert ve Schumann'ın yapıtlarını seslendirecek. Azerbaycan Halk Danslan Topluluğu'nun festivaldeki ilk gösterisi de yann 21.30'da Açıkhava Tiyatrosu'nda. KULTURSANAT SINEMA/ATILLA DORSAY Aşka lıâlâ inananlar için T a t k u Ç e a b e r f (White Palace) / Yönetmen: Luis Mandoki / Senaryo: Ted Tally ve Alvin Sargent / Görüntü: Lajos Koltai / Müzik: George Fenton / Oyuncular: Susan Sarandon, James Spader, Eileen Brennan, Jane Alexander, Spiros Focas, Steven Hill, Kathy Bates / Bir UIP (Universal) fılmi (Atlas, Kent, vs.) "Şu gök kubbemiz a l t u d a " aşk hâlâ var olabilir mi? Kuşkusuz. (Yoksa insan türünün devamı nasıl güvenceli olurdu?), Peki, " ş u gök kubbemiz 1 altında' hâlâ "aşk filmi" yapılabilir mi? lşte bunun yanıtı zor. Sinema o kadar çok aşk filmi yaptı, aşkı ve duygusaihğı öylesine kullandı ve (kimi zaman) öylesine sömürdü ki. Artık bir aşk filmi yapıp inandıncı kılmak da bir aşk fîlmi izleyip ona inanmak da kolay değil. Sinema seyircisinin bu alandaki geleneksel eğilimi, naifliği, safbğı bir daha yerine gelmemecesine bozulmuş olmalı. Peki nasıl oluyor da zaman zaman bir "aşk filmi" çıkıyor ve bizi öylesine etkiliyor, duygulandınyor, anlattığuıa inandınyor? lşte "Tutku Çemberi" bu örneklerden biri. Birlikte mutlu olmak için görünürde hiçbir şeyleri olmayan 2 insanın öyküsü. Saint Louis kentinin orta sımf Yahudi çevresinden, iyi bir işi ve geleceği, klasik zevkleri olan 27 yaşındaki Max için duygusallık, bir süredir ikinci plana atılmış bir olaydır. Marilyn Monroe'yu koruduğu için bir zamanlar... Çünkü Nora, bir Marilyn hayranıdır: Kendilerini şu kahrolası yaşamda zayıf, korumasız, "düşüş içind e " duyumsayan ve benzedikleri bir mitosa sanlmayı gereksinen sayısız kadın gibi... Ama aşk kural dinlemez. Yaş da dinlemez, sınıf da; kültür de dinlemez, ortak zevk de... öyle birden geliverir. Bir hüzün gecesinde, erkeğin değil, ama kadının girşimiyle başlayan ateşli bir seks serüvenine, oradan da tam bir tutkuya dönüşür. Doğrusu Nora'nın yaşamı ve çevresi pek parlak değildir. Ama genç adamın kural içi bir evlilik yapıp içine gireceği SaintLouis Musevi çevresini görünce, Nora'ya öylesine kapılmasına da şaşılmaz... "Tutku Çemberi", genç bir yönetmenden gelen hoş bir sürpriz, sıcak ve inandıncı bir duygusal ilişki filmi. Mandoki, özellikle kimi sahnelere antolojilere geçecek bir nitelik kazandırmış: Örnekse Nora'nın Max'a "tecavüz ettigi" sahne (bir kadının bir erkeğe tecavüzünü sinema böylesine hiç göstermemişti denebüir) veya iki kadının "oral seks" üzerine konuşmalan gibi. Gözleri uçurumlann dibinde açmış nilüfer çiçekleri gibi duran Susan Sarandon ve yüzünde sanki tannsal bir ışık dolaşan James Spader ("Seks YalanlarT'nın yakışıkhsı) süper iyiler. "Tutku Çemberi", şu yaz mevsiminin beklenmedik düzeyde iyi olan hoş bir sürprizi. Ve de "aşka hâlâ inaiçin" gerekli bir fılm. 'Tutku Çemberi'genç bir yönetmenden, Luis Mandoki'den gelen hoş birsürpriz CUMHURİYET/7 ^Camdan Karpe 2.Tik ödtilti • Kültür Servisi Bu yıl dokuzuncusu düzenlenen Bergamo Film Buluşması'nda Fehmi Yaşar'ın "Camdan Kalp" adlı fümi ikincihk ödülü aldı. ttalya'mn Bergamo kentinde gerçekleştirilen film buluşmasının yanşmah bölümü "Mostra"da yer alan 15 fılm arasında "Camdan Kalp", Gümüş Halk ödülü (Rosa Camuna En Argenta) ödülü ile değerlendirüdi. Görüntü yönetmenliğini Erdal Kahraman'ın üstlendiği filmde başhca rolleri Genco Erkal, Şerif Sezer, Deniz Gökçer, Füsun Demirel paylaşıyor. Camdan Kalp'in dağıtımını Italya'da alternatif dağıtım kurumu olan ve daha önce Yümaz Güney'in çeşitli fümlerini dagıtan "FAB 80" adh kuruluş üstlendi. Yanşmada l.'lik ödülünü Alman yönetmen Roland GraPın "Der Tangospleler" adlı fılmi, 3'lük ödülünü ise Fransız yönetmen d'Arnaud Desplechin'in "La vie des Marts" adlı fılmi aldı. 'Kültür sokakları' • ANKARA (ANKA) Kültür Bakanlığı, sanatçılarla sanatseverlerin bir araya geleceği "kültür sokaklan" kuracak. Kültür Bakanı Gökhan Maraş, tarihi yapıların bulunduğu, Türk mimarisini yansıtan sokakların belirlenerek restore edileceğini, sokaklardaki evlerin ressamlara, müzisyenlere, heykeltıraşlara ve el sanatıyla uğraşan sanatçılara verileceğini söyledi. Bakan Maraş, "Bu sokaklarda sanatçılann çalışmalanna uygun ortamlar sağlayacağız" dedi. Kurulacak "kültür sokaklannın" sanat yapıtının ve sanatçı kişiliğinin evrenselliği ilkesine uygun olarak, aynm gözetmeksizin tüm sanatçılara açık olduğunu belirten Kültür Bakanı, amaçlarını "kültürel değerlerin anonimleştirilmesi" ve "toplumsal banş" olarak tanımladı. Kültür Bakanlığı'nın diğer bir tasansı ise tarihi Galata Köprüsü'nü sanat merkezine dönüştürmek. Köprüyle birlikte Haliç'te bulunan eski gemiler de sanatsal etkinliklerde kullanılmak amacıyla restore edilecek. Meçhiıl ressam bulundu • Kültür Servisi Bostancı mendireğindeki resimleri yapan "meçhul ressam", gazetemizi ziyaret etti. 20 yaşındaki genç ressamın adı Murat Güçlüer. Bu yü Mimar Sinan Universitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü'nü kazanmış. Güçlüer, mendirekteki resmi yapmaya 4 ay önce başlamış. Resmi yaparken kimse kendisine engel olmamış. Bu duruma çok şaşırdığını söyleyen Güçlüer, "Bir süre polisin ya da belediye görevlilerinin gelip engel olmasını bekledim" diyor. Mendirekte resim yapmaya bir anda karar vermiş. "Bostancı'da resim yapmaya çıkmıştım. O çirkinliği gördüm. Her yerde atıklar vardı ve denize kanalizasyon akıyordu. Bu duruma kimsenin bir şey yaptığı yoktu. Ortadaki duyarsızlığa karşı elimden geldiğince bir şeyler yapmak istedim" diye anlatıyor bu karan nasıl aldığını. Arnacıaın bütün mendireği boyamak olduğunu söylüyor. 'Ama paramın ve gücümün buna yeteceğini sanmryorum. Diğer sanatçılardan destek bekliyorum. Aynca maddi olanak sağlaması için de belediyeye başvuracağim. Zaten şimdiye kadar bütün harcamalan cebimden yaptım' diye ekliyor. Resmi yaparken görevlilerden yana engellemeyle karşılaşmayan Güçlüer'in karşısına beklemediği bir sorun çıkmış. Mendirekte çalışmadığı zamanlarda bazı kişiler yaptığı resimlerin üstüne çeşitli yazüar yazmışlar. Bu yazüann içerik açısından pek hoş olmadığını belirten genç ressam, bir süre sonra resimlerinin üstüne yazı yazılmasmdan vazgeçildiğini belirtiyor. 20 yaşındaki ressam Murat Güçlüer'in vermek istediği mesaj, çevre kirliliğine bir çare bulunması ve bütün sanatçılann bunu engellemek için bir araya gelmesi. (Fotograf: Enis Onat) Cüzamla Savaş Vakfı Sanat Evi • İSTANBUL (AA) Cüzamla Savaş Vakfı'nın. gelır sağlamak ve cüzamlı hastalann yapıtlarını kamuoyuna sunmak amacıyla Merhaba Yaşamak adlı bir sanat evi açacağı bildirüdi. Vakıf Başkanı Prof. Dr. Türkân Saylan, yaptığı yazılı açıklamada, Sanat Evi'nde el sanat ürünleri, hediyelik eşya, ikinci el giysi satışlanmn gerçekleştirileceğini kaydetti. Saylan, toplumun geniş kesimlerine ulaşmayı, cüzamla ilgili ön yargılan yok etmeyi, hastalığın kesin tedavi edilebilirliğini kamtlamayı planladıklanm ifade etti. Açıklamada, Sanat Evi'nin açıhşı dolayısıyla Kabataş Erkek Lisesi Vakıf Galerisi'nde, 20 temmuz cumartesi günü çaylı toplantı düzenleneceği belirtildi. KADININ ERKEGE TECAVÜZÜ "Tutku Çemberi"nde bazı sahneler antolojilere geçecek nitelikte. Susan Sarandon ve James Spader'ın başrolleri pa>laştıkları filmde Nora'nın Max'a tecavüz ettiği sahne de bunlardan biri. Sinema, kadının erkege tecavuzünu böylesine hiç göstermemişti. Çünkü genç adam, büyük bir aşk yaşayıp evlendiği çocukluk aşkı Janey'in (resmi hep başucunda durur) bir trafık kazasında ölmesinden sonra hiçbir kadma yaklaşamamıştır. Çevresinin baş isteği ise iyi bir kız bulup kendi geleneklerince onu başgöz etmektir. Nora Baker ise bambaşka bir dunyanın kadınıdır. 44'üne basmak üzere olan, daha alt çevreden, bir hamburgercide çalışan bir kadındır Nora... Tek çocuklarırun ölümünden (intiharından) sonra zaten geçinemediği kocasından kopmuş, basit zevkleri olan, gecelerini bir barda sarhoş geçiren, yasam kırgını bir kadın... Ne yaşlan uygundur 'J birbirine, ne sosyal mevkileri, ne zevkleri... Max klasik müzik dinler ("dunyanın en güzel mürigi"), Proust okur, kadınlara saygıhdır ve cinselliği kafasından söküp atmıştır. Nora 'country' dinler, sürekli içer, cinsellikte iddialıdır ("Oralsekste üstüme yoktur"), Arthur Miller'i okumadıysa da tanır: Beyoğlu'nda yaz sineması şöleni 2. Beyoğlu ve Sinema Şöleni bugün Beyoğlu Sineması'nda başlıyor. Bir hafta boyunca "Ölümsüz" "Örümcek Kadının Öpücüğü" "Rosa Luxemburg", "Ateşli Sabır", "Resmi Tarih", "Yeşil Karıncaların Düş Gördüğü Yer" ve "Müzik Kutusu" adlı filmler gösterilecek. Kültür Servisi İki hafta önce gerçekleştirilen "Beyoğln ve Sinema Şöleni"nin ikincisi de yapılıyor. llkinin gördüğü büyük ilgi üzerine düzenlenen 2. Beyoğlu ve Sinema Şöleni bugün başlıyor. Şöleni'nde her akşam suareden önce Yeşim Ustaoglu'nun " D ü e t " ve Nur Akalın'ın "Buradan Uzaga" adlı kısa filmleri de sunulacak. Beyoğlu Sineması'nda her gün 12.00, 14.15, 16.30,19.00 ve 21.15 seanslannda bugünden başlayarak bir Her gün bir filmin gösterile fılm izlenebilecek. Şölen kapsamında gösterileceği Beyoğlu ve Sinema cek ilk film Costa Gavras'ın 1969'da En İyi Yabancı Film Oscar'ı kazanan "Ölümsüz" adlı yapıtı. Bugün görülebilecek filmde Yves Montand ve JeanLouis Trintignant oynuyorlar. rilecek olan 'Rosa Luxemburg'da Alman kadın yönetmen Margaretbe von Trotta'nın imzası var. Filmde bir dönemin Marksist hareketinin kadın önderlerinden Rosa Luxemburg'u canlandıran Barbara Sukowa, Şölende yann Arjantinli yö 1986'da Cannes'da En İyi Kanetmen Hector Babenco'nun dın Oyuncu OdUlü almıştı. "Örümcek Kadının Öpücüğü" 22 temmuz pazartesi günü Şiadlı fılmi var. Manuel Puig'in romanından uyarlanan film lili yazar ve yönetmen Antonio VVUliam Hurt'e Cannes Film Skarmeta'nın "Ateşli Sabır"ı Festivali'nde En İyi Erkek gösterilecek. Aynı adlı romanı Oyuncu ödülü'nü getirmiş, ay Türkçe'de de yayımlanan Skarnı yorumuyla Hurt 1986'da Os meta filmin hem senaristi, hem yönetmeni. car almıştı. 21 temmuz pazar günü gösteenza'nın "Resmi Tarih" adlı fırnıi izlenebilecek. 1986'da En İyi Yabancı Film Oscan'na değer görülen "Resm : Tarih", Arjantin'de Videla askeri darbesinden sonra ortadan "kaybolan" insanlann öyküsüne deği'şik bir açıdan yaklaşıyor. 24 temmuz çarşamba günü Alman yönetmen Werner Herzog'un "Yeşil Kanncalann Düş Gördüğü Yer", 25 temmuz perşembe gunü Costa Gavras'ın 'Müzik Kutusu' adlı filmleri gösterilecek. "Müzik Kutusu", 1990'da Berlin Film Festiva23 temmuz salı günü Luis Pu li'nde Altın Ayı almıştı. Beyoğlu Sineması'nda bir haftadayedi önemlifılm gösterilecek Edebiyat söyleşki • Kültür Servisi 6. Uluslararası Yalova Kültür ve Folklor Şenliği kapsamında Cumhuriyet Kitap Kulübü'nün düzenlediği imza ve söyleşi günleri sürüyor. Bugün Çmarh Park'ta saat 21.00'deki 'Edebiyat ve Türk Dili' konulu söyleşiye Aziz Nesin, Oktay Akbal, Muzaffer Buyrukçu ve Demirtaş Ceyhun katılacaklar. Yarınki söyleşinin konusu 'Gençlik ve Edebiyat! Konuşmacılar Rıfat Ilgaz, Aysel Ekşi, Yetkin Aröz ve öner Kemal Ciravoğlu. EDEBİYAT Yunus Emre şiirieri yurtdışında • Kültür Servisi Kültür Bakanlığı'nın UNESCO nezdindeki girişimleri sonucunda 1991 yılının dünyada Yunus Emre Sevgi Yılı olarak kutlanması etkinlikleri doğnıltusunda ilk defa bir Türk şairinin eserleri 30'un üzerinde ülkede aynı anda yayımlanıyor. 1991 Yunus Emre Sevgi Yılı dolayısıyla yurtdışında 35 dil ve lehçede basılacak Yunus Emre Güldestesi'nin hazırhk çalışmalan bazı ülkelerde tamamlandı. Basılacak eserleri, Kültür Bakanlığı belli oranda satın almak veya maliyetinin bir bölumünü üstlenmek suretiyle destekliyor. Bu projenin ilk üç kitabı ilgili ülkelerde yayımlanarak satışa sunuldu. Almanya'da ünlü Alman Türkolog Annemarie Schimmel'in TürkçeAlmanca hazırladığı "Ausgewahlte Gedichte von Yunus Emre" (Yunus Emre'den Seçme Şiirler) adıyla yayımlanan eserde eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek ve A. Schimmel'in önsözleri ile Yunus Emre'nin seçilmiş şiirieri yer alıyor. Polonyada "Yunus Emre Plone, 1de" adıyla yayımlanan 103 sayfalık eser de S. Latka ve Hasan Avni Yüksel'in önsözleri ve Yunus Emre'nin seçilmiş şiirlerinden oluşuyor. Makedonya Kültür Bakanlığı tarafından Makedonca bastınlan Yunus Emre adlı eserde, Yunus Emre Güldestesi'nden seçilmiş şiirler yer alıyor. Sinemacılıkta düzelmeyen hatalar Kimi salonlarda film sonundaki jenerik tümüyle, sonuna kadar gösterilmiyor. Bazı sinemalarda, eskiyen lambalar değiştirilmeyince görüntü kararıyor. Sinemaya gitmek, ne yapılıp edilse de artık eskisi kadar kitlesel bir olay değil. özellikle televizyonun, çoğalan kanallarla birlikte çok geniş bir kesimi sinema salonlanndan çekip aldığı, dunyanın her ulkesi için geçerli olan bir gerçek. Geride kalan, artık ancak "sinemasevtr" diye adlandınlabilecek bir kesimdir. Çok daha küçük, ama çok daha bilgili, bilinçİL, bilerek, seçerek sinemaya giden bir kesim. Bütün dünyada filmler, artık böyle bir kesim için yapılıyor; sinemacılık, salon işletmecih'ği denen olay da böyle dar, istekleri ve taleplen eskiye kıyasla daha beh'rginleşmiş, kesinleşmiş bir kitleye göre ayarlanıyor. Gel gör ki bizim sinemacılığımız ve işletmeciliğimiz hâlâ yerinde sayıyor. Salonlanmızda son yülarda görülen modernleşme, çağdaşlaşma, kendi kendini yenileme ve giderek de sayısal olarak çoğalma eylemi, ne yazık ki yeterince etküi olamıyor. Hâlâ yanlışlar yapılıyor, kimi eksiklikler giderilmiyor, programlama çağdaş ölçütlere oturtulamıyor, seyircinin nabzı gereğince tutulamıyor. Öncelikle salonun nasıl bir salon olacağı, hangi tür fılmlere yer vereceği, hangi seyirciye sesleneceği iyi saptanmıyor. Öysa belli bir seyirci, ayağı bir salona alıştı mı artık hep oraya gidiyor. Bizde ise bakıyorsunuz bir salon, kimi zaman yeni açılmış, pınl pınl, "iddialı" bir salon, bir hafta ciddi bir sanatsal film oynatıyor, ertesi hafta ipesapa gelmez bir serüven fılmi. Yaz sıcaklan basar gibi oldu mu gelsin hafiften erotizm, bayramlarda ve ara tatillerinde çocuk filmleri veya ilkel kaba güç, dövüş veya karate kurdelalan. Her tür filmin seyircisi var, hepsi gösterilmeb. Aynca bir salonda hep aynı filmler oynasın da demiyonız. Ama bir "salon filmi'nden bir karate fılmine, incelikli bir komediden bir vurkır filmine geçmek de seyirci oluşturmak yönünden çok yanlış bir politideğiştirilmemesi görüntüyü karartıyor, bir zamanların koşullanna dönüşü getiriyor. Kimi salonlarda (yeni açılan Kent ve As salonlan gibi) gerekli objektifler getirilip projeksiyan makinesine takılmadığından, perdede küçücük boyutlarda izliyorsunuz fılmi. "Çölde Çay"ı bu koşullarda izlemekle, o fılme biraz yazık etmediniz mi? Soruyorsunuz "objektif ısmarladık, gelecek" diyorlar. Yahu, türlüçeşitli aynntılannı düşünüp çözümlediğiniz bu yepyeni salonlarda işin esası olan projeksiyonu çözümlemeden niye açtınız, objektifı neden zamamnda getirtmediniz demek gerekiyor. Ama bir şey değişmiyor. Velhasıl işletmecilik, programlama ve teknik altyapı konularında hâlâ eksiklerimiz var. Ama kimi zaman önemsiz gözüken şeylerin bile gerçekleşmediğini görünce, ben kendi adıma şöyle düşünür oldum: Bu kuşak ve bu kafa yapısı düzelmiyor. Galiba sinemamıza, yapuncısıyla, işletmecisiyle, sinema müdürüyle yeni, yepyeni kuşaklar ve kafalar gelmedikçe, biz ne söylesek, ne yazsak, bunlan değiştirmeyi, düzeltmeyi basaramayacağız. Van Gogh soygıınu • AMSTERDAM (AA) Hollanda polisi milyonlarca dolar değerindeki 20 Van Gogh eserinin çalınmasıyla ilişkisi olduğu samlan dört kişiyi yakaladı. Soygundan birkaç saat sonra eserler terk edilmiş bir arabanın içinde bulunmuştu. 500 milyon dolar değer biçilen eserler, 14 nisanda Amsterdam'daki Van Gogh müzesinden çalınmıştı. Yetkililer, olayı tarihin en büyük sanat eseri hırsızlığı olarak yorumladılar. T.C KÜTAHYA ASLİYE 2. HUKUK MAHKEMESİ Esas: 1991/190 Davacı Fatma Çaycı vekili Av. Mebrure Uğurel tarafından davalı Ahmet Naim Çaycı aleyhine açılan şiddetli geçimsizlik nedeni ile boşanma davasırun yapılan açık yargılaması sırasında verilen ara kararı uyarınca: Kutahya merkez Maltepe mahallesi, cilt 016/01, sayfa 73, kütük 79'da nüfusa kayıtlı Ahmet Hamdı ve Safiye oğlu 1958 D.lu, Ahmet Naim Çaycı'ya bütün aramalara rağmen adresinin tespit edilip duruşma günunu bildirir meşruhath davetiyenin tebliğ edilememesi nedeni ile kendisine ilanen tebligat yapılmasına karar verilmiştir. Adı geçen şahsın duruşma gunu olan 12.9.1991 günu saat 9'da mahkememizde hazır bulunması veya kendisini bir vekille temsil ettirmesi aksi haide yokluğunda yargılamaya devam edileceği ve karar verleceği (M.ICnun mad. 134/3) hususu davetiye yerine geçerli olmak uzere ilanen teblig olunur. Basm: 48353 AZIMSANAMMACAK SEYİRCİSİ VAR Amerikan filmlerinin yanı sıra Avrupa filmlerinin de ülkemizde hiç de azımsanamayacak bir seyircisi olduğu görülüyor. Sözgelimi, "Mephisto." Avrupa filmlerinin seyircisi de yabana atılmamalı. ka değil mi? Amerikan sineması gözde, evet. Ama bu yalnızca Amerikan filmleri iş yapacak anlamına gehniyor. Ben bu mevsim, en "cici" salonlarda en yeni Amerikan fılmlerini 35 kişiyle izlediğimi de anımsıyorum, sinemanın seyirci yokluğundan "seans iptal eröğini" de. (Ad vermek istemiyorum.) Oysa bir aralar herkesin çügın gibi Amerikan fılmlerine saldırmasıyla kenarda bucakta kalan Avrupa ve Amerika dışı filmler de pekâlâ önemsenecek hasılatlara ulaşıyorlar. Nitekim mevsim sonunda BeyogJu sinemasının başlattığı, az görülen filmlerden oluşan bir Hafta, öylesine ilgi gördü ki Dünya'da yinelendi. Şimdi başka bir Hafta yapıhyor Beyoğlu sinemasında ve Ankara'da yapıhp ilgi gören "Eleştirmenlerin Seçtikleri" toplugösterisi de Istanbul'da yinelencek. Çünkü bu fılmlerin de hatırı sayılır bir seyircisi var. "Bağdat CaK"nin, "Mephisto"nun, "Ran"ın, "Benim Güzel Çamaşırhanem"in, "Güney"in ve başka fılmlerin, Amerikan fılmlerine bir aralar olan aşın açlığın belki biraz gölgelediği ilgi alanları, belki tam ulaşamadıkları seyircileri var. Denemek gerekiyor. Ve biz, örneğin Beyoglu, Dünya, FitaşCep, NovaBaran, As (en azından bir salon) gibi açıldıklarında birer "sanat sineması" işlevi göreceklerine inandığımız, aına bizi hep düş kırıklığına uğratan salonların, biraz da bu tür sinemayla ilgilenmelerini bekhyoruz. Hem farkü sinema örnekleriyle seyirciyi sinemadan bıktmp uzaklaştırmamak, hem de bu filmlerle de para kazanılabileceğini görmek için... ASLİYE BtRİNCİ HUKUK MAHKEMESİ'NDEN Esas No: 1990/201 Davacı Selma Taşkıran tarafından davalılar Sabri Yöngel ve Sami Taşkıran aleyhine mahkememizde açılan babalık davasında; Davaa dilekçesinde davalüardan Sabri Yöngel ile evli iken diğer davalı Sami T,'.ıran ile gayrimeşru olarak üişki kurduğunu ve bu ilişkiden 1983 doğumlu Ceyda isminde kızları olduğunu, ancak nüfusa tescil ettiremediğini beyanla 1983 doğumlu Ceyda'nın Çanakkale Namıkkemal mahallesi 244 haneye babası Sami, anası Selma olarak nüfusa tescilinin yapümasını talep etmiş, dava dilekçesi davahlardan Sabri Yöngel'e tebliğ edilemediği gibi yapılan zabıta marifetiyle araştırmalarda adresinin de tespit edilemediğinden ilanen tebliğine karar verilmiş olup davalı Sabri Yöngen'in duruşma günü olan 21.8.1991 günü saat 9.3O"da mahkemede hnazır bulunması, bulunmadığı takdirde yargılamanın HUMY'nin 509. maddesi gereğince yokluğunda yapıbp karar verileceği hususu ilan olunur. 30.5.1991 Basm: 48343 T.C. PERŞEMBE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NDEN Dosya No: 1991/67 Davacı, Ertan Şahın tarafından M.onu Afırlı Mahallesı'nden Mehmet Erdem'in gaipliğine karar verılmesi istenildiğinden, Perşembe M.önu Afırlı Mahallesi nufusuna kayıtlı Huseyın ile Fatma'dan olma 1315 d.lu Külahoğlu Mehmet hakkında bilgisı olanların ve görenlerin yukarıda numarası yazılı dava dosyasına başvurmalan ya da bu konudaki bilgilerini göndermeleri, Duyurulur. neğin yeni açılan Kent sinemalarında filmlerin sondaki jeneriklerinin tümüyle, sonuna dek gösterilmesini sağlayamadık. İşletmecisi Tiirker Inanogiu'na telefon edip bizzat rica bile ettik. Ounadı. Ne yapalım? TopumuzBazı filmler, belli şirketlere tüfeğimiz yok ya!.. olan bağlıhklar, angajmanlar Keza kimi salonlarda, değişyüzünden fena harcanıyor. "Cvrano de Berjerac", "Herke tirilme zamanı gelen lambalann sin Keyfi Yerinde" gibi fiimler, iş yaparken kaldınldılar, yerle LOKANTA • BAR rine konan filmler ise hiç iş yapmadı. Yazık değil mi? özellikle küçük salonlann işletmesi bizce çok yanhş biçimde yapılıyor. 100 kişilik NovaBaran'ı ele alalım. Bu salon, Tornatore'nin "Cennet Sineması" fümiyle açıldı, film (Fitaş'ta bir iki haftamn BAR&INDIANCUISINE dışında) yalnız bu salonda aylarca gösterildi. Ama bu bile ders olmadı işleticilere ve bu salonu, KOYBASI CAD NO 76 VENIKOY 8O870 İSTANBUL » BEZ. 162 45 57 162 76 72. 162 47 33 farklı, değişik, biraz sanatsal filmleri tek başına gösteren bir salon olarak kullanmak yerine, her hafta (Fitaş'la birlikte) fılm değiştiren, zaman zaman ikinci JAZZ CLUBtCAFE vizyona bile kayan bir salona dönüştürdüler. Oysa diyelim ki BOĞA2DAYAZI yine Tornatore'nin fılmi olan BAKİ DUYARLAR Piyano Terasımızda yaşayın "Herkesin Keyfi Yerinde" yalnız İLKİN DENİZ Bas bu salonda gösterilse, yine aylarJOOST VAN BERGEN Davul ca oynayacaktı. Öte yandan, salonlann başında sözüm ona müdür, idareci olarak bulunan kişilerin sinemaseverlik denen şeyden hiç nasibini almamış, bilgisiz, lumpen kişilikleri yüzünden, bu salonlarda seyirciye gösterilmesi gereken saygı gösterilmiyor. lsim vererek defalarca yazdık, ama örP.tesi JAMSESSION Bahçemız Açıktır Açıhş 17 Kapanış 01 Saat 20 a kadar ıçkılerde •: 25 ındıfim BUGÜN • Prof. Dr. llhan Başgöz'ün "Yunus Emre, Toplum ve İnsan Haklan" konulu konferansı saat 16.00'da Aşiyan Müzesi'nde yapüacak. 130 21 87 • 140 84 74 sumrutan|iı Lttn ,Vn 22 M) 01 <nı emin igıistanıu dunı serdar gönenc iumüi lesı 22 jtı " î txı restaıırant'uı ayşe tiıtiincu ı.vwrf ( /*>' Tı ]n 22 " KEDİ BAR .CRUP CABARET CİNE ıv 'v /" Û KaraHo! Karşısı ARNAVUTKÖY Tel 163 32 34 KA\T ARNAVUTKÖY DERESİ SOKAK NO: 1 ARNAVUTKÖY Rez: 163 05 78
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog