Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

17 TEMMUZ 1991 * * * * HABERLERİN DEVAMI Kasımda da Olabilir Erken Seçim. (Baştarafi 1. Sayfada) yısına kadar durum idare edilebilir mi? Yoksa en çok dört beş ayda dizginler elden kaçar mı? Kısaca denilebilir ki: Seçim ekonomisini uygulayıp piyasaya para basmak, ama enflasyon da patlamadan seçime gitmek... Başbakan Yılmaz, bunun için en iyi zamanlamanın hangisi olduğunu araştınyor şimdi. Hem kendi siyasal geleceği hem de ANAP'ın yazgısı açısından son derece kritik bir kararın eşiğindedir. Seçim ekonomisi çarkı pazartesi günü zamlı memur maaşlarıyla birlikte dönmeye başladı. Bunun için Merkez Bankası'na başvuruldu. Öyle anlaşılıyor ki Merkez Bankası'nın bugün 1516 trilyon lira olan yasal limiti tümüyle kullanılacak. Temmuz ayı dahil ekim sonuna dek Hazine her ay 10 trilyon lira ödemek durumunda. Kasım ve aralık aylarında bu ödeme miktarı aylık 13 trilyona çıkacak. Buna karşılık bu süre içinde aylık nakit gelir ancak 7.7 trilyon lirayı buluyor. Demek ki temmuzekim arasındaki nakit açığı her ay 2.3 trilyon lira; kasım ve aralıkta bu açık daha da büyüyecek. Örneğin ağustos ayında durum şöyle özetlenebilir: Hazine'nin maaş için 3.5 trilyon, iç borç için 4.5 trilyon, dış borç için 1.5 trilyon, Toprak Mahsulleri için 1 trilyon lira nakit paraya gereksinmesi var. Bu öylesine perişan bir mali tablodur ki Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarı Namık Kemal Kılıç, haklı olarak, yalnız memur maaş zammıyla 25 trilyonu geçen bütçe açığını finanse etmenin olanaksızlığına geçen günkü demecinde işaret etmiştir, (Cumhuriyet, sayfa 1, 15 temmuz). Ne olacak? Seçime giden bir hükümetin başı olarak Sayın Yılmaz, ne vergiye ne de zamma doğru dürüst başvurabilir. Dövize ve altına endeksli borçlanmaya ilişkin Kahveci formülü de öyle anlaşılıyor ki bu aşamada çekici gelmemiştir. Böylece denilebilir ki: Enflasyonu azdırmayacak sağlam kaynak bulabilmenin yolu kapalı gözüküyor. 11.5 milyar dolar dış yardım sağlanabilirse, bu da bütçe açığını bir ölçüde azaltmak için kullanılacak. Ama bu da enflasyon açısından tamamen sakıncasız sayılmaz. (Bir de dış politika bakımından sakıncaları olabilir ki bu da ayrı bir konudur). Soru: Mali durum böyleyken, erken seçim için hangi tarihte karar kılacak Sayın Yılmaz? Bu soru, gelecek kasım ayını öne çıkarıyor. Çünkü genellikle seçim ekonomisi en çok beş altı ayda enflasyonu patlatır deniyor. O yüzden 1992 yılı mayıshaziranı ANAP için daha büyük risk olarak görülüyor. Hangi tarih Sayın Yılmaz, kasım '91 mi, '92 baharı mı?.. Karar vermek kolay olmayacak. Muhalefetten Çevik Güçfe tepki ANKARA (Cumhuriyet Biirosu) Muhalefet partileri, Kuzey Irakülan korumak gerekçesiyle Silopi'ye konuşlandınlacak Çevik Güç'e karşı olduklannı, konunun TBMM'de göruşülmesi gerektiğini vurguladılar. Türkiye'nin bağımsızlığının tehlikeye düştüğünü belirten parti liderleri, hükümeti bilgi vermemekle ve ülke çıkarlarına aykın hareket etmekle suçladılar. Başbakan Mesut Yılmaz ise gazetecilerin "Çevik Güç konusuau Medis'e getirecek misiniz" sorusuna, " H a y ı r " karşılığını vermekle yetindi. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dogan Giireş, Cumhuriyet'in bu konudaki sorusuna, "Bunu siyasi makamlara s o r u n " karşılığını verdi. SHP Genel Başkanı Erdal Inönii, dün Güneydoğu gezisi öncesinde düzenlediği basın toplantısında, "Çevik Güç" konusuna değinerek özetle şu görüşleri dile getirdi: "Ülkemizde bugünlerde kimin yaptıgı belli olmayan, ne için yapıldığı anlaşılmayan birtakım olaylar yaşanıyor. Hükümetin Güneydoğu'da bir yabancı askeri gücun geçici bir süre için bulunmasına ve bizim silahlı kuvvetierimizden bir parçanın bu guç içinde yer almasına izin verdiği anlaşılıyor. Bu gücün konuşlandınlması berhangi bir mevcut ittifak anlaşmasına göre yapdmıyor. Bizi Meclis'in karar vermesine imkân bırakmadan, belirsiz bir süre için savaş olasılığı içine atan bir silahlı harekete hükümet gözü kapalı bir şekilde girmektedir. TBMM'den alınmış müpbem bir izne dayanarak anlaşmaya dayanmadan. ulkenin iç politikasındaki en önemli olaylar karanlık içine sokuluyor." Meclis'in iradesi dışında bir seyir alındığını söyleyen tnönü, şöyle devam etti: "Dış politikamızla ilgili en önemli olaylar yine benzer biçimde TBMM kararlan dışında bir karanlık içinde yüriıtülüyor. tşte durum budur. Bu müttefik gücün görevi, komutanı, amacı nedir? Nerede konuşlanacakür? Geçici kalacak deniyor. Geçici ne demek? Ne zaman görevi bitecek? Buna kim karar verecek? Bunlann cevabı yok. Cevabı olsa söylerlerdi. Hükümet eger cevaplannı bilseydi, bunlan söylerdi. Meclis'te sordum, yanm yamalak açıklama yaptılar. Demek ki bilmiyorlar. Peki o halde biz niye bu işe giriyonız? Meclis'te bu işi görüşmeden kabul etmek anayasaya aykındır. Bereket seçim var. Seçimde bu iktidar gidecek." nalımıyla birlikte yeniden canlanan Batı emperyalizminin üssü durumuna geldiğini öne sürdü. Ecevit, Batılı devletlerin Türkiye'yi hareket merkezi durumuna getirdiğini belirterek şunları söyledi: "Kuzey Irak'ta güvenlik bölgesinin Batı uydusu bir yapay devlete dönüştüriileceği ve bu yapay devletin Türkiye'ye yönelik bölücü akımiara büyük güç katacağı başından belliydi. Bunun acı belirtileri şimdiden görülüyor. Sözde insani amaçlaria Kuzey Irak'ı bir süredir işgal altına alan Batılı devletler, son günlerde o bölgeden görünürde çekilmeye başladılar. Fakat çekilirken Irak'ın bu bölgede asker, hatta polis görevlendirmesini ve bu bölgenin hava sahasına Irak uçaklannın girmesini yasaklıyorlar. Irak bu yasaklan bir ucundan çiğnemeye kalkışırsa Türkiye'de üslendirdikleri 'Hazır Çekiç' gücüyle lrak'a silahlı saldında bulunacaklannı açıkça soylüyoriar." RP Genel Sekreteri Oguzhan Asiltürk, konuyla ilgili açıklamasında, "Dün Maraş'ı, Antep'i işgal eden güçler, bugün aym nihai hedeflerini gerçekleşürmek için dış gorünüşlerini değiştirerek Güneydoğu Anadolumuzu, vatan topraklanmızın bir parçasını işgal etmeye yönelmiştir" dedi. DMP Genel Başkanı Bedrettin Dalan, Çevik Güç'ün oldu bittiye getirildiğıni belirterek şunları söyledi: "Kamuoyuna da her zaman olduğu ğibi tatmin edici hiçbir açıklama yapılmamış. Hukuki staüsü belirlenmeden yoreye asker yerleştirmeleri kanunsuzdur. Devlet onuruna yakışmayacak bir hadisedir. Hangi kanun hangi anayasaya göre yapıldığını anlamak mümkün degildir. Bir ülke kendi bağnna, kurallannı koymadan askerier yerleştiremez. Türkiye Ortadogu'nun girdabına atılmaya çalışılıyor. Türkiye'nin zedelenmiş dış politikası tamamen zarara girmiştir. Bunlar bir koy üç al mantığının sonucudur. Türkiye'nin sınırları içerisinde hareketli bir güç oluşturuyorsunuz, daha sonra bunu yabancı bir ülkenin denetimine veriyorsunuz. Bunu anlamak mümkun degildir." Sosyalist Parti Genel Başkanı Doğu Perinçek, ABD'rün Ortadoğu'daki denetimini sürdürmek istediğini belirterek Cumhuriyet'e şu açıklamayı yaptı: "Bu amaçla Irak'ı hizaya getirme operasyonlarını sürdüriiyor. Çeyik Güç bunun bir aracıdır. Özerk veya bagımsız Amerikancı Kürt devleti planı var. Türkiye ise bunun koruyucusu olacaktır. Bunun anlamı ise Türkiye'nin güneye, Ortadogu'ya itilmesidir. Olayın Sovyetler Birliği'nin bugünkü durumu ile de bağlantısı vardır. Kafkaslann paylaşılması da söz konusudur. ABD, Türkiye'yi piyon olarak kullanacak. Bu, yayılmacı bir Türkiye demektir. Bu süreç bir tür lran savaşına ve TürkArap çatışmasına dönüsebüir." Başbakan Mesut Yılmaz, dün öğleden sonra Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Gü^uvvetleri Komutanı reş, Orgeneral Muhittin Fisunoğlu, Deniz Kuvvetleri komutanı Oramiral trfan Tınaz, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Siyami Taştan ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis'i makamında kabul etti. Bir nezaket ziyareti olduğu belirtilen görüşme 45 dakika sürdü. Orgeneral Güreş'in göruşmeden sonra Başbakanlık binasından aynbrken kuvvet komutanları ile sinirli bir ifadeyle konuştuğu dikkat çekti. Orgeneral Güreş, Cumhuriyet muhabirinin, "Çevik Güç'Un Türkiye'de konuşlandırılmasının TBMM gündemine getirilmesi gerekir mi" şeklindeki sorusuna, "Bununla benim bir ilgim yok. Siyasi makamlara sorun" karşılığını verdi. CUMHURİYET/17 Basında Çevik Güç değerlendirmesi Tbprak bütüıüügüne yönelîk bîr tehlîke' Haber Merkezi ABD Başkanı George Bush'un Turkiye ziyareti öncesi gündeme gelen, Çekiç Guç'e karşı basında ortak tavır belirdi. Çeşitli gazetelerin yazarları, son günlerde yaptıkları değerlendirmelerde, Silopi'de oluşturulması planlanan Çekiç Guç'e karşı çıkarken, olayı "Türkiye'nin toprak bütünlüğüne yönelik bir tehlike" olarak nitelediler. Saddam'ın Kuzey Irak'taki Kürtlere karşı girişeceği operasyonlara müdahale gerekçesiyle oluşturulması düşünülen, Çekiç Güç'e karşı çıkan yazarlar, Türkiye'nin böyle bir güce katılmasının ve bunun Turkiye topraklarında oluşturulmasının yasal dayanağı olmadığına da dikkat çektiler. Yılmaz'ın muhalefetin görüşlerini almasını istiyor. Günver, "Aksi takdirde Türk kamuoyu, Silopi formülünün, Bush'a ziyareti sırasında kendisine bir gümüş tepsi içinde ikram edilen ve her zaman tersine tepebüecek olan tehlikeli bir armagan olduğunu düşünebilecektir" diyor. Çekiç'e dikkat Sabah gazetesi başyazarı Güngör Mengi, " Ç e k i ç ' e d i k k a t " başlıklı yazısında, Özal'ın bildiğini okuyup Çekiç'i kullanacagrnı beürterek kaygılarını dile getiriyor. ABD Kongresi Araştırma Servisi'nin hazırladığı bir raporda, "Kuzey Irak'ta özerk Kürt bölgesi oluşmasının en iyi alternatif" olarak gösterüdiğini ve bu durumun komşu ülkelerdeki Kürtlerin özerklik çalışmalannı hızlandırabileceğinin, hatta bagımsız Kürt devleti için temel oluşturacağının vurgulandığını anımsatan Mengi, "Hazır Çekiç'in lrak'a ne çakmak için kullanılacağı açık seçik ortada. Kriz hesaplarında yanılan Özal hazır çekiçle oynarken inşallah kendi elini yaralamaz" diyor. TSK'yı paralize etmek Hürriyet gazetesi başyazan Oktay Ekşi, iki ayrı yazı yazdığı "Çekiç Guç" konusunda, düzenlemeye karşı çıkarken, "hedef Saddam mı Türkiye mi?" sorusuna yanıt arıyor. "Çekiç Guç'ün Turkiye içinde Türkiye'nin birlik ve butunlügune karşı başlatılan bir silahlı ayaklanma karşısında ne yapacağını bilen var m ı " diye soran Ekşi, Türkiye'nin Sevr'i diriltmeyi amaçlayan bir tertiple karşı karşıya olduğuna dikkat çekerek şöyle diyor: "Bu kuvvet Saddam Hüseyin'e karşı değil, düpedüz, Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı. Maalesef Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetenlerin desteğiyle kurulmaktadır. İşin Saddam Hüseyin kısmı gostermeliktir. Çünkü Saddam Hüseyin'in iyi örgütlenmiş ve egitilmiş bir Kürt ayaklanmasını bastırması artık çok zordur. Ama, Türkiye Cumhuriyeti böyle bir ayaklanma ile karşılaşacak olursa, onu tek basına ve kolayca halletme gucune sahiptir. Bunlan dikkate alınca, siz Çekiç Güç'ün aslında Türk Silahlı Kuvvetleri'ni paralize etmek için kurulduğunu düşunmez misiniz?" INÖNÜ GÜNSELt ÖNAL SİİRT SHP Genel Başkanı Erdal tnönü, seçime kadar Türkiye'de birtakım olaylar sergilenip demokrasinin tehlikeye düşürülmesinden kaygı duyduğunu belirterek, "Buna karşı hepinizi uyanyonım" dedi. Inönü, dün akşam Sürt'te coşkulu bir topluluğa seslendi. Türkçe, Kürtçe, Arapça konuşan tüm \atandaşların yanlannda olduğunu söyleyen Inönu, Diyarbakır'daki olayların "karanlık birtakım tertiplerin sonucu" olduğunu belirtti. Inönü, vatandaşların seçimlere kadar bu karanlık oyunlara kanmamaları yönundeki uyarısını Sürt'te de yineledi. Kürtçe konuşmanın serbet bırakılmasına rağmen Türkiye'de hâlâ özgurluk havası olmadığını vurgulayan İnönü, HEP Diyarbakır il Başkanı Vedat Aydın'ın kimliği belirsiz kişiler tarafından evinden götürülüp öldürülmesinin "agır tabrik" olduğunu belirtti. Inönü, vatandaşların alkışlanyla karşılanan bu sözlerini şöyle sürdürdu: "Bu, vatandaşlar arasında en büyük kargaşayı yaratır. Aydınlatılması şarttır ama tam tersine cenaze töreninde hiç beklenmedik, istenmedik olaylar oldu. Hiç suçu olmayan insanlar oldü. Bunlar en büyük tahriklerdir. Tepki içindeki vatandaşlara, PKK'yı destekleyen hareketler yaptılar diye tepki gösterildi. Vatandaşlann cenaze törenindeki tepkilerini anlamak şarttır, uzerlerindeki baskıları kaldırmak şarttır. Vatandaşın üzerine baskıyla giderek huzunı sağlayamazsınız. Yapılacak şey, yeni baskılar yapmak degil, vatandaşı aydınlatmaktır. Baskıları arttırmak, yalnız buzursuzluğu arttınr. Bu olaylara karşı vatandaşın korunacağını asıl soylemesi gereken hukumettir. Biz cinayetlerin bitmesi için muhalefet olarak uyanyoruz. Ama bu arada karanlık tertiplere uymayın. kimsenin karanlık bir cinayete kurban gitmeyecegi bir ortam kuracağız." Tnönu, "Kürtlere özgurluk" diye bağırarak konuşmasını kesen vatandaşlara, " T a b i i , Türkiye'de herkese özgürlük olacak" karşılığını verdi. Olağa Demokrasi adına kaygı duyuyorum Diyarbakır'da kayıp sayısı 19 oldu Haber Merkezi HEP Diyarbakır İl Başkanı Vedat Ajdın'ın cenaze töreninde çıkan olaylardan sonra gözaltı listesinde bulunmayanların sayısı 19'a yükseldi. Mehmet Angar, diye defnedilen Nevzat Kelekçi'nin mezan başında tören yapıldı. Bu arada olaylar sonrası gözaltına alınan Yeni Ülke rauhabiri Fa>sal Daglı çıkarıldığı DGM'ce serbest bırakılırken aynı gazetenin muhabiri Baki Karadenizin halen gozaltında bulunduğu öğrenildi. Bölgedeki gelişmeleri yerinde incelemek ve kurultay öncesinde delegelerle göruşmek için Van'a giden SHP Genel Başkanı Erdal İnönü bölgede yaşayan vatandaşlara devlet tarafından yapılan baskı ve işkenceyi yürekleri parçalanarak izlediklerini belirtti. Cumhuriyet Diyarbakır Bürosu'nun haberine göre Emniyet Müdurluğu'nce acıklanan gözaltı listesinde adları bulunamayanların sayısı 19'a yükseldi. Seİim Eryolmaz, Muzaffer Yalçın, Abduflah Kumet, Cavit Bulut, Selim Düz, Mustafa Kaçan, Adil Yazıcı, Selim Bingöl, Aydın Becermen, Osman Çelik, Adnan Sav. thsan Kurt, Muharrem Başıbüyük ve Halil Mentiş'ten sonra M. Ali Begen, Bahri Deliktaş, Hüseyin Kümet, Ahmet Çakmak ve Fikret Özkılavuz'un aileleri de ÎHD ve HEP'e başvurarak çocuklarından haber alamadıklarını bildirdiler. 19 kişinin durumu belirsizliğini korurken ÎHD Diyarbakır Şube Başkanı Hatip Dicle, ko1 nuyu Uluslararası Af Örgutu ne götüreceklerini söyledi. Gözaltından sonra DGM'ye çıkarılan 187 kişiden tutuklananların sayısı 37'ye yükseldi. Halen gozaltında bulunan 178 kişinin DGM'ye çıkarılıp sorgulamalarının iki gün içinde tanıamlanacağı öğrenildi. Bu arada hastanelerde yatan yaralılann buyük bölumü taburcu edilirken halen devlet hastanesinde 41 kişinin tedavi görduğü öğrenildi. Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde polis otosunun taranması sonucu soyadları saptanamayan komiser Yaşar ile polis memuru Mustafa hafif yaralandılar. Şır VELİEFEINDİ HİPODROMIPNDAN FİKRETDAĞLIOĞLU DYP Genel Başkanı Süleyman Demirel, geçen cumartesi günü Istanbul'da yaptığı konuşmada, "Ülkemizde yabancı askerkrin konuşlandınlmasına biz daima karşıyız. Böyle bir yol açılmamalı idi. Buradaki durum nüstü hal uygulamasının kaldı nazik" değerlendirmesini yaptı. rılmasını isteyen Inönü, "OlaDSP Genel Bs ganüstü hal diye doğunun insanını yülardır baskı altında yaşat Ecevit, Haabektaş seçımlen önmak çözüm değildir. Herkes de cesinde yaptığı konuşmada, mokratik haklanna sahip çıkar Türkiye'nin bağımsızlığının tehsa, Türkiye bölünmez" dedi. likede olduğunu belirterek şunDoğu insanın sorunlarının de ları söyledi: "TBMM'nin ülkemizde yamokrasinin yerleşmemesinden ve demokrasiye inanmayan bancı asker konuşlandınlmasıANAP iktidanndan kaynaklan na veya yabancı ülkelere asker dığını savunan Inönü, tam de gönderilmesine izin vermek gimokrasiyi seçimle iktidara gel bi en yaşamsal yetkileri göriıdiklerinde kuracaklarını söyle nürde hükümette. Gerçekteyse di. Inönü, vatandaşlann seçime Cumhurbaşkam'na aktanlmışkadar dayanmalarını, kimsenin tır. Tüm yetkileri elinde toplabir oyuna, tertibe kurban gitme yan Özal, ulkeyi Millet Meclisi'nin kararlanna gore değil, kenmesini istedi. di aile meclisinin kararlanna göre yönetmektedir. Millet yarannı gözeterek değil, kendi yakın çevresinin çıkarlannı koruyarak nak'ta ise kırsal kesimde güven yönetmektedir. Türkiye, Batı lik güçleri ile teröristler arasın emperyalizminin bazı komşulada çıkan çatışmada Yusuf Şahin rımıza yönelik askeri harekât adlı korucu şehit oldu. Sürt'te üssü durumuna gelmiştir. Böyise korucuları taşıyan minibuse lece cumhuriyet bir tür saltanateröristlerin açtığı ateş sonucu ta dönüşmüş ve cumhuriyet tarihimizde ilk kez bağımsızlığısürucu Salih Güneş oldu. mız tehlikeye düşmüş olmaktaMersin'in Yenipazar Mahalle dır." si'nde bir polis otosunun taranEcevit, tstanbul Genç Işamasının ardından başlatılan damlan Derneği'nin toplantısınoperasyon sonucu PKK'ya ait da yaptığı konuşmada da Türkibir örgüt evi ortaya çıkarıldı. ye'nin Ortadoğu'da Körfez bu Tartışmaya açık Günaydın gazetesindeki yazısında Haluk Ülman, Çekiç Güç'ü Türkiye Irak ilişkileri açısından irdeliyor. Çekiç Güç'e "evet" demenin her türlü siyasi ve yasal tartışmaya açık olduğunu da belirten Ülman, "Türkiye pacasını kaptırdıgı için, şimdi yapılması gerekenin, bu gücün amaçlanna uygun kullanılmasını sağlamak olduğunu" anlatıyor. Batı'nın Truva Atı Tercuman gazetesi başyazan Taha Akyol, Çekiç Güç'ü "Batı'nın Truva Atı" olarak nitelediği yazısında, olayın Batılı devletlerin kendi menfaatlerine göre şekillenmiş politikalarımn urünü olduğunu belirtiyor. Düzenlemenin yasal bir dayanağı bulunmadığrnı, "NATO ruhu"na da aykın olduğunu anlatan Akyol, şu görüşleri dile getiriyor: "Çökuş sürecindeki Osmanlı bile Balkanlar'da 'duvel'i muazzama'nm, yani Batılılann yönetiminde bir 'kuvayı inzibatiye' kunılmasına müsade etmemiştir. Bir Ulkenin etnik sonınlanna, yani içişlerine müdahale etmek için dışandan 'yabancı askeri guç' oluşturulması gibi bukuksuz bir geieneği Cumhuriyet Türkiyesi başlatamaz." Bir başka adım mı?.. Milliyet gazetesi yazarı Mümtaz Soysal da "Örs ve Çekiç" başlıklı yazısında, dızenlemenin yasal dayanağı olmadığına dikkat çekiyor ve "komuta mekanizması ve bunun içinde Türk Subayının durumu" gibi sorulara yanıt arıyor: " . . yoksa, müttefikkrimiz bir gün 'Kürt halkının Türk halkına karşı alerjisi var. Güneydoğu'daki güvenlik işini bize bırakın ve siz halkla karşı karşıya gelmeyin, yainızca sıradan kamu gorevlileriyle uğraşın mı diyecekler? Derlerse kendi toprakları üzerindeki güvenlik görevini başkalanna devretmiş bir Türkiye, topraklarının o bölümündeki egemenlik hakkından yavaş yavaş vazgeçmiş sayılmayacak mı? Irak Kurtleri için kurulduğu söylenen kuvvet, Türkiye topraklan u/erinde yeni bir devletin kunılmasına dogru atılmış bir başka adım mı olacak?" Çağlayan şanslı TAHMİIVLER 1. KOŞU: F. Sünerbey (2), P. Altulşah (3), PP. Hatip (4), S. Selbatur (1), 2. KOŞU: F. Sarısaka (4), P. Kafkasya (2), S. Can (1), 3. KOŞU: F. Runner (5), P. Zorbey (3), PP. Challanger (4), S. Tosca (6), 4. KOŞU: F. Çağlayan (3), P. Mr. Kayahan (4), PP. Altıngelin (6), S. Sedahana (5), 5. KOŞU: F. Uğursel (2), P. tlter (7), PP. Tasvir (6), S. Kartalbatur (8), 6. KOŞU: F. Elif (3), P. Tunçpınar (4), PP. Birtaç (6), S. Handan (2), 7. KOŞU: F. Snoopy (5), P. Pamilly (6), PP. Merhaba (4), PP. Serdar (9), S. Sözlü (11), 8. KOŞU: F. Luckish (5), P. Toruntay (7), PP. Navratilova (2), S. Yavaş Ol Kaptan (8). Tercuman yazarlarından Fahir Armaoğlu, Guneydoğu'daki son gelişmelerin Bush'un ziyaretinin öncesine rastladığına dikkat çekerek, bunun rastlantı olmadığını savunuyor ve "Sevr öncesi" benzetmesi yapıyor. Tehlikeli gidişe "dur" demek için tek çare olarak erken seçim öneren Armaoğlu'na göre: "Artık açıkça belli olmuştur ki, Amerika milletlerarası hukuku hiçe sayıp. Irak'ı parçaJamaya ve bir V ' •letinin Uk Gümüş tepside ikram adımlannı »ımaya kararlı göEski Buyukelçi Semih Gunver rünmektedir. Batı Türkiye üzede Milliyet Gazetesi'ndeki yazı rinde korkunç bir oyun oynasında, "Herkesi tedirgin edecek maktadır. Türk dış politikasını yönetenlerin Amerikancı zihniböyle bir gücün topraklanmıza yetinin Batı'ya çanak tutması yerleşmesinin. uzun \adede ulu Türkiye'yi son derece tehlikeli sal çıkarlara aykın bir davranış bir gidişin içine sokmuştur..." olacağım" belirterek Başbakan ONUK YAZAR TÜRKABD İ L İ Ş K İ L E R İ T t n e ı n i*»t i i e e i i n r l f » Genelkurmay Başkanlığı'nın "şeffaflaşma politikası" ceri » a » l l l j c i U S S I U I U C ç e vesinde, Ankara yakınlanndaki Mürted 4. Ana Jet Üssü de basına açıldı. Gazetecilere bilgi veren Üs Komutanı Tuggeneral İbrahim Fırtına. son iki ayda Türk yapımı F16 uçağının düşmesi konusunda Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nda inceleme yapıldığını söyledi. F16'lann "Türk pilotlan için yapılmış olduğunu" söyleyen Tuggeneral Fırtına, "Burada önemli olan kafa ile kalp arasındaki mesafenin kısa olması. F16'larda en iyi biziz, bu da abartılmış bir laf degildir" diye konuştu. Üste, teknik egitim merkezi ve silah sergisi de gazetecilere gezdirildi. (Fotograf: Barış BU) Güçlü Ortaklık NÜZHET KANDEMtR T.C. Washington Büyükelçisi (Baftarafi 10. Sayfada) Yukanda ana hatlarıyla gelişme seyri hakkında fıkir vermeye çalıştığım TürkABD ilişkileri, bugün artık karşüıklı saygı ve yarara dayanan, eşitlerarası bir ortaklık özelliğine kavuşmuş bulunmaktadır. Her ortaklık ilişkisinde olduğu gibi iki ülke ilişkilerinde de güçlü bir danışma mekanizmasına'ihtiyaç bulunmaktadır. Körfez bunalımı ve savaşı sırasında her iki ülke, en üst düzeyde bu mekanizmayı düzenli bir biçimde işletmişler ve bölgedeki önemli gelişmeleri birlikte değerlendirmek imkânını buhnuşlardır. Halen cumhurbaşkanı düzeyinde sürmekte olan bu danışma mekanizmasının her düzeyde yaygınlaştınlıp müesseseleştirilmesinin karşılıklı çıkarlara hizmet edeceği hususunda taraflar arasında mutabakat mevcuttur. Nitekim geçen mayıs ayında Dışişleri Bakanlığımız Müsteşarının Washington'da yürüttüğü siyasi istişareler, bilahare ABD Savunma Bakanı Kıdemli Yardımcısı'nın bu ay başında siyasi/askeri konularda Ankara'da karşıtlanyla görüş alışverişinde bulunması ve önümüzdeki yakın dönemde Ortak Ekonomik İstişare Kurulu toplantısının yapılacak olması, tarafların bu konudaki anlayış birliğinin bir göstergesi niteliğindedir. İki ortak arasında mevcut özel ilişkilere yabana birtakım unsurların, bu ilişkileri şu veya bu şekilde gölgelemesine meydan vermeyecek tarzda ortadan kaldınlması, tabiatıyla büytik önem taşımaktadır. Her ne kadar ABD'nin devlet yapısının güçler ayrımına dayanan özelliği içinde Kongre bagımsız ve hayll etkin bir konuma sahip olsa da Kongre üyelerinin, büyük ölçüde iç politika saikleriyle desteklemek durumunda kaldıkları, örneğin tarihi dayanaktan yoksun sözde Ermeni soykırımı iddialarına geçerlilik kazandırmayı amaçlayan tasarılann ya da Türkiye ve Yunanistan'a sağlanan yardımlarda 7/10 gibi hiçbir mantıki temel bulunmayan suni bir oranın aslında kendi ulusal çıkarlarına da ters düştüğünü son Körfez bunalımı deneyimi ışığında daha iyi idrak etmeleri gerektiğine içtenlikle inanıyorum. Temennim bu Kongre üyelerinin gerçekçiliği iç politika hesaplarma üstün tutmalan ve yönetimin de bunu sağlayacak çabalan aralıksız ve artan ölçülerde sürdürmesidir. Sonuç olarak, 32 yıllık uzun bir aradan sonra bir ABD Başkam'nın ülkemize yapacağı resmi ziyaretin iki ülke arasında çeşitlenip guçlenen eşitlerarası ilişkiler bakırmndan önemli bir donüm noktası oluşturmasını beklemek yanlış olmayacaktır. Bürodan tatile cıkabilir misiniz ? Acer dizüsrü bilgisayannız varsa, neden olmasın? Günümüz işadamı iş için artık ofisine bağlanmıyor. Dilediği yerde ve dilediği zaman işini Acer dizüstü bilgisayar ile çözüyor. Ya siz? Acer dizüstü bilgisayann özellikleri: • 80386 SX mikro işlemci • 16 MHz hız • 1 MB RAM • 40 MB hard disk • 10 inç LCD (640 x 480) Acer dizüstü bilgisayar şimdi mükemmel taksitlerle... 2.315.000.TL x7taksit(KDVdahH) ULUSIARAKASI SEKVİS TİCAKET Vt PA2A«tAMA Tel. 174 37 51 Yukandakı fıyal Temmuz 9 / sonuna kadar geçerSdir. "3 657 ACER ANA BAYILERI UKOMTeı 22 39 66 I«İ»1;1IH ABAKÜSTel 12 500 Id.miıllHI FRKOM Tat 46 533 HrmJMJı'l ÖZELPATel 24 962 E 2 3 3 S 3 SETA Tel 12 9163 •l:H:W«lf| snupı TPI 11 67 67 B 2 J H D E O 3 VORBIM Tel 11020 ASBİM Te' 132240Ü BÜROLINK Tel 130 32 28 PLEKOM Tel 175C645 I;WIM:M RIMFI Tpl 133' 7 81 EHE1 MENTİSTel 630289 E 5 E 2 3 NORSAN Tel 131*15 WıT1JV/1:ll Rll TFK TFI OPTIMALTel 12 09 59 IWW:VM.'W LAZER Tel 12 557 AceR <•
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog