Bugünden 1930'a 5,503,932 adet makale



Katalog


«
»

6 HAZÎRAN 1991 CUMHURÎYET/17 HAVA DURUMU TURKİYE'DE BUGUN De*riet Meteorctoji işleri Genel Mû- düriüğü'nden alman bılgiye göre. yurdun kuay kesımleri parçalı, yer yer çok bukıtlu, Marmara'nın kuzBV ve doğusu. Karadeniz lie iç ve Do- ğu Anadolu'nun kuzeyı saflanak ve aökgûrültûlû sağanak yaflışlı, öte- ki yertef parçalı ve az bulutlu geçe- cek. H«/AŞICAKUĞI Deöişmeye- ok. RÜZGÂR YurduntaCBytesim- terinöe kuzey vetaaeybatı,ûteto yer- lerde batı ve gûneybatı yönlenjen hafif, ara sıra orta kuvvette esecek. Deniztercte; Akdeniz'de günbatısı ve lodos, Ege'de gûnbaüsı ve karayei- den 2-4 yer yer 5 kuvvetinde saat- te 4-16, yer yer 21 deniz mili hnia Msa •«u A 32° 17" OyMtafaf Y 25°1S°E*™ B 2S° tr> Eramım Y 20° 8»EslO5*ir A 28°2O°aresın A 23° 18° Gümuştar B 31° 11° HrtMri A 32°17°Manısj ¥ 29*14° K.Maraş Y 24* 1<P Ntarsn Y 19° G°Muflla Y 2S°12°Muş A 3ri8°Nıfld« Y WVPW esecek Dalga yükseklığı 03-0,5 yer yer 10-15 m dolayında bulunacak. Van Göû nde hava: Çok bulutlu geçecek. Rûz- gâr batı ve güneybatı yûfilerden hatif ara sıra orta kuvvette esecek. Göl kûçûk dalgak, görüş uzaMıflı 10 km dolayında bulunacak. Bokı Bursa Ç Çonım DemzB Y 23° 14» Kasttmonu Y 2P10°lö*>«i 8 25° H" KrUarai B 2«°15°Ko«*ı Y 25° 10° Kutahyj B 28° 11° Matatya Y 24°W>ta B 2*"13»Sımsun A28»M»Sırt B 2B°20°SMS Y 17° 5°Wni»g Y 2Z>WHaBn B 24° 10° Tunolı Y 23°12 o Uşak 8 24°12°van B 25° 12° Yozgat B 30Me°Zongul<Jalt B 30° W> A 3 0 ° W A 27° 20° B 28° i r B 2S°12° B 2S°12° Y 20° 13° Y 21° 14° Y 20° 13° A 30° 16° Y 21° 15° Y 21° 9° Y 22° M° Y 21° 14° B 28° 14° B 26° 14° B 22° 10° Y 20° 9° Y 21° 16° aç* buMttu sısl A-jç* B-buludu G-gtnejl K-lart S^SBİ V-yaOmrtı ) ÜSl2l nki | Lenıngrad Moskova Ankara L Tebnz • Sam Kafııte» DUNYA'DA BUGUN Amslertam Y 13° Ammarı A 30° ASna A 26° BaOdat A 37° Barcdona B 23° Lenngrad Londn Madnd Betgrad Berfn Bonn Brûksel Budapeş* Canavn Czayk CkMe Duta Framlurt Gime Hetankı Kalm Kopenhag KMn UftoH A 25° 8 17° B 14° Y 14° B 19° B 18° A 23° A 39° A 39° B 14° A 26° B 15° A 35° Y 14° B 14" A 32° Montrea) MoskOKi Mûnıh Naw Ybrtı Oslo Pans Prag o Solya Sam lel/Mv Tunus Varçoa Viy.ni Y 14° Y 15° B 28° B 17° B 21° B 10° B 12° Y 16° B 16° A 38° A23° Y 18° A 31° Y 18° B 18° B 13 Zürih BUIMACA 9 SOLDANSAĞA: 1 2 3 4 5 1/ Antoloji. 2/ Eli işe yatkın, becerik- li... Ekonomik alan- da kendi kendine ye- tcrli olmaya yönelen bir ûJkeninrejimi.3/ Bir çocuğu konıyan, işlerine bakan ve her tUrlO davranışından sorumlu kimse... Zeybek. 4/ Bir kunı- lun ya da bir toplu- luğun en önemli üyelerinden her bi- ri... Şamanizmin din adamlanna verilen ad. 5/ Ugraş... Ergenlik sivilcesi. 6/ Levrek balığının küçüŞü. 7/ Bakınn simgesi... "Yagsın nesi varsa —: ın / Lâkin bu derin sükût dinsin" (Ab- dülhak Hâmit.) 8/ Dört Halife'nin sonuncusu... Birrenk.9/ Asya'da bir Olke... En kısa zaman süresi. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Piats- so'nun adını ve konusunu Ispanya İç Savaşı sırasında Alman uçakları ta- rafından bombalanan bir kasabadan aldığı en Unlü tablosu. 2/ Eziyet... Yersiz şakalar yapan ve dav- ranışlan ile çevresini tedirgin eden kimse. 3/ Takım... Işaret. 4/ Bir nota... Vaşak denilen nayvanın ufak bir türü. 5/ Yemişlerin yenilen bölümü... Çanakkale Boğazı'nda pek çok deniz kazası- nın meydana geldiği burun. 6/ Kolaylıkla aldatılabilen... Baya- ğı. 7/ YUksek rakımb ülkelerde turizm ve dağahk etkinlikleri arasında yer alan yürüyüş gezileri. 8/ Notada durak işareti... Yakup Kadri Karaosmanoglu'nun bir romanı. 9/ Devinen bir nesnenin küçük bir zaman içinde hızmda oluşan değişmenin bu zamana oranı... Ruh. 60 YBL ONCE Cumhuriyet Galatasaray şampiyon 6 HAZtRAN 1931 Bil»y«. I- I V K * I * II K Kristal Rakısm|n «sbabı rucrıam 5S Lik maçlarının son müsabakalan dün stadyomda yapıldı ve 1930 - 1931 senesi lik müsabakalan hitam buldu. tstanbul şampiyonluğunu geçen sene Fenerbahçe kazanmıştı, bu sene de Galatasaray birinci, Fenerbahçe de 2 puvan farkla ikinci oldular. Dün Galatasaray, lstanbul sporla, Fenerbahçfe, Süleymaniye ile Beşiktaş ta Beykoz'la karşılaştılar. Ilk müsabaka Galatasaray - Istanbulspor arasında oynandı. lstanbul şampiyonu olan takım, dün sahaya eksik bir kadro ile çıkmakla beraber gayet fena, cansız ve tatsız bir oyun oynanmışür. Bizdeki futbol cerayanım bihniyen yabancı bir kimse Galatasaray'ın dünkü oyununu görmüş olsaydı, bu takımm nasıl olup ta sekiz kulüp arasından şampiyon çıktığına hayret ederdi. lstanbul spora mağlûp olsalar bile gene bir puvan farkla şampiyonluk tacını giyeceklerini bilen oyuncular canlanru sıkmadan, yorulmadan maçı bitirmek istiyorlar, her hangi surette nefes sarfetmiyorlardı. lik golü lstanbul spor takımı yaptı. Fenerbahçe'yi mağlûp eden lstanbul spor, lstanbul şampiyonunu da yenecekti, fakat Galatasaray'ulann imdadına bir penaltı yetisti. Beraberlik sayısım bu suretle temin ettiler. Oyunun ikinci devresi birinci devreye nazaran daha tatsız oldu, iki taraf ta bir şey yapmağa muvaffak olamadılar ve müsabaka 1-1 beraberlikle bitti. Diğer maçlar da Fenerbahçe-Süleymaniye 4-1, Beşiktaş-Beykoz 2-0 olarak bitmiştir. 30 YIL ONCE Cumhuriyel Demir-çelikte indirim 6 HAZtRAN 1961 Gerek maliyetin düşürülmesi sebebiyle, gerekse inşaatın teşviki maksadiyle Karabük Demir-Çelik tşletmeleri Umum Müdürlüğünün mamûllerinden ortalama yüzde yirmi nisbetinde bir indirime yapılmıştır. Iktisadi hayatımızda ve kalkınmamızda mühim rol oynıyan hâdde mamûUerinde indirim, ton başmda 320 lirayı buhnaktadır. Bugünden itibaren inşaat sahiplerinin birinci derecede aradıklan yuvarlak, dört köşe ve lema demirleri, tonu eski fıyata nazaran 320 lira eksik olarak satılmağa başlanmıştır. Karabük Demir-Çelik Işletmeleri aynı zamanda, piyasadaki emsaline nazaran üstün evsaftaki dört köşe yuvarlak ve lema demirlerinden arzu edilen miktarda derhal teslim edebilmek üzere gerekli tedbirleri almıştır. Diğer mamûllerde de muhtelif nispette indirimler vardır. Üzüm ve incir rekoltemiz Dünya 1960 kuru üzüm rekoltesinin, 6 ay önce yapılan tahminlerden de düşük olacağı anlaşıhnaktadır. Kuru üzüm istihsalinde Türkiye, Amerikadan sonra ikinci gelmektedir. Amerika Dış Ziraat Servisi şimdi, dünya kuru üzüm rekoltesini 444.800 ton olarak tahmin" etmektedir. 444.800 ton, 1950 senesinden beri elde edilen en düşük rekoltedir. Ortalama rakamlarla mukayese edildiği takdirde 1960 rekoltesi Yunanistanda fevkalâde düşük. Iran ve Avusturalyada hayli düşük, Amerikada biraz düşük, Türkiyede ise biraz yüksektir. Türkiyenin 1960 istihsalâtı, 1953-57 ortalaması olan 72.000 ve bereketh' 1959 daki muazzam 105.000 e mukabil, 75.000 ton olarak hesaplanmaktadır. GEÇEN YIL BUGU]\ Cumhuriyet AGIK toplantısı 6 HAZİRAN 1990 Kopenhag'taki Avnıpa Güvenlik ve Işbirilği Konferansı (AGİK), Insan Haklan Boyutu Toplantısı Almanya sorununun gölgesinde başladı. Toplantı gündeminde olmamasına karşıhk Almanya sorunu, konferansın ana faaliyet konusunu oluşturuyor. Sovyet Dışişleri Bakanı Eduard Şevardnadze de konuşmasının bir bölümünü Almanya sorununa ayırdı. Şevardnadze ayrıca etnik sorunlarla ilgili bir Avrupa semineri düzenlenmesini önerdi. Azınlık sorunları diğer konusmalarda da ön plana çıktı. IABTTSMA Radyoiiını Bııyüsa GUnümüzde iletişim teknolojisinin ulaş- tiğt şaşırüa duzey, zamanı bir "görsei çag"a dönüştürdü. Bunun nimetlerinden yararla- nıyoruz elbet. Ne var ki bu durumun sevin- dirici geli^nekri yanında, son derece önem- li, elverişsiz sonuçlannı da yaşıyoruz. Çün- kü görsellik, adeta bir görsel kaosa dönüş- tü.Televizyon, video, uydu yayınlardan ışıkü neonlara kadar pek çok teknik, bu kaosu gündelik yaşamlara sindirmiş bulunuyor. Görsel araçlarla her şeyin kendisine hazır verildiği günümüz insanı, neredeyse üretici hayal gücünü yitirdi. Görme duyusu, öteki dört duyunun alanlanm kendinde topladı ve bu dört duyu işlevsel gücünü giderek yi- tirme tehlikesiyle baş başa kaldı. tşte radyo tekniği, söz konusu dört du- yudan birine, işitme duyusuna yaslamyor. Kimileri bu tekniği çağinı doldurmuş, ör- neğin televizyona bırakmış gibi algüayıp sa- vunabilir. Doğnı bir değerlendirme olarak görülmemelidir bu savunu. Çünkü görsel kaos içerisinde radyo tekniği, zamanını dol- durmak bir yana, giderek daha da önem ka- zanmaktadır. Radyonun başhca üç yapı taşı bulunuyor. Dinleyicisine yönelmede radyo bu üç tuğ- layı kullamyor. İnsan sesi, müzik, efekt. Radyo dinleyicisi körden farksızdır, doğnı. Ne var kı salt dinledigi için değil, dinleme eylemiyle görme dışındaki dört duyuyu et- kin dunıma geçirerek bu yoldan bir başka planda görme eylemini gerçekleştinnekte- dir. Tlpkı körlerin dış dünya ile olan ilişki- leri gibi. Böylece işlevsel gücünü yitirme teh- likesiyle karşı karşıya bulunduğumuz öbür duyuîan gerektiği gibi calıştırma fırsacıru bir ölçüde ele geçirir radyo dinleyicisi. Burada köriük, bir üstunlüktnr. Yeniden işitme duyusuna döneüm: Al- man hekim ye fılozofu Carl Gastav Caras, "Knlak, bizim en içsd duyu organımızdır, öyie U bir mekânı dolduran görttntölerin en gizli titreşimiyte harekete geçer" der. Bu içsel duyu harekete geçtiği zaman, öteki dört duyuyu da birlikte kullanmaya yönel- tir bizi. Adeta nesneleri görür, tat ve koku- lannı alırız. Yani çok boyutlu ve gerekli bi- çimde algılama olanağına kavuşuruz (Bu dunun, en yetkin biçimde kendisini "rad- yo oyunlannda" açığa vunw). Beş duyunun çahşmaya yöneltilmesi, in- sanm üretici hayal gücünü kullanmasma olanak tamr. Giderek yitirdiğimiz, ona ge- reksinim duymadığımız o hayal gücünü. Böylece, ortak seyretmelerde, ortak inanma- lar, ortak düşünmelerle kalabalıklar içinde bir kişi oluyoruz. Oysa radyonun karşısm- da, dinleyen, yalnızdır, tekil bir kişidir ve üretici hayal gücünü kullanmaktadır. Bizi, kalabalıklar içinde erimiş biri yerine "birey" olmaya götüren de bir bakıma bu durum- dur. Radyo tekniği zamanuu doldurmuyor, tam karşıtı giderek önem kazanıyor. ÜLKÜ AYVAZ lstanbul Günümüzün Orteöğretîın Düzeyi Üzerine 1972'de u'seyi bitirip üniversite giris smav- larına hazırlandığımdan bu yana neredey- se 20 yıl geçmiş. Kendi eğitim ve genel kül- tür düzeyimi o devir için sıradan bulurdum ve esaslı olmayan bir hazırhk sonrası, üni- versite giriş sınavmı kazanmıştım. O gün- den bugüne bu tip çalışmalarla hiç ilgilen- medim. özellikle 80'li yıllardan beri, ne zaman TV izlesem veya bir Eğitim Bakanı'nın de- mecini okusam, hep ortaöğretimde de ar- tık çağ atladığımızı, okullann bilgisayarlarla donandığını ve bilgi çağına ulaşmamıza çey- rek kaldığını işitirdim. Dostlanmla giriştiğim bir bahis sonucu ve yalnızca kendimi sınamak üzere 1991 Öğ- renci Seçrae Sınavına (ÖSS) katüdım. Ge- rek hiçbir şekilde sınava hazırlanmamanun yam sıra karşundaki 700 bini aşkın adayin taze bilgilerle ve kısmen dershane destekli donannuş olmalannın yam sun hep övünü- len cağdaş ileri eğitime uygun hazırlanmış olmaları dolayısıyla; gerçekten barajı aşıp aşamayacağım konusunda dahi şüpheüy- dim. Sınava da geç yatılan bir geceden sonra ve uykusuz katüdım. Bütün bunlara ek ola- rak, 20 yıldır matematik, fen, sosyal bilgi- ler ve Türkçeye çalışmamıştım. Sınavda ya- bancı dil sorusu olmadığı için bunun da ba- na bir yaran olamazdı. Sınavımı orta dere- cede tamamladım. Gazeteden, barajı aşanlar arasında oldu- ğumu okuyunca sevindim. Ancak 18.5.1991'de ögrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi'nden gelen kesin sınav sonuç bel- gesini okuyunca önce afalladım. ardından sevindim; ancak meselenin öziinii düşünun- ce çok iizüldüm! ÖSS sonucu, "Türkiye ça- ptnda en başanlı *1* 4"e girmiştim! Afalla- dım ve sevindim; çünkü bu denli yüksek bir sonuç benim gibi ancak orta derecede ge- nel kültürlü, yıllarca ders kitabı yüzü gör- memiş orta derecede zeki birisi için son de- rece gurur verici idi. Üzüldiim, çünkü da- ha sonra işin ürkütücü yanını kavramaya başlamıştun: Demek ki bizlere medyalar aracılığı ile anlatılan o eğitimdeki çağ atla- ma, bilgi cağma ulaşma, genel düzeyin yuk- selmesi vb. ile eğitilmiş olduğu söylenen, ta- ze bilgiler ve kısmen dershane desteğiyle do- natılmış öğrencilerin <V«96'sınu ço^nnu, be- nim gibi sıradan birisi hiçbir çalışma vap- maksızın geride bırakabilmişti. Bırakm eğitimde ileri gitmeyi ya da ye- rinde saymayı; demek ki 20 yüda düzeyimiz çok daha gerilere gitmişti. Tüm koşullan gözönüne alınca başka bir sonuca ulaşamı- yorum. Ve maalesef; kendi aldıgım derece- ye sevinmekten daha çok, ülkemin orta ög- retim kurumlanndaki genel eğitim düzeyi- nin 20 yıl içinde ne kadar çok gerilemiş ol- dnğunun bu somut göstergesi karşısında, gözyaşian döknyonım! DR. ALİ RIZA SlGlRCl tstanbnl Ö ZE L EYÜBOĞLU İLKOKULU MÜDÜRLÜĞÜ'NDEN S A Y I N V E L İ L E R E 1991-1992 ÖĞRETİM VE EĞİTİM YILI İÇİN OKULUMUZUN BİRİNCİ SINIFLARINAÖĞRENCİ KAYITLARI BAŞLAM1ŞT1R. 5. S1NIFLARIMIZ1N KONTENJANLARI DOLUDUR. EĞİTİM -TAMGUNEÛİTİM - YABANCI ÖCRETMEN KOORDİNATÖRLÜĞÜNOE 3.4.5. SINFLARDAINGİLİZCE - RESİM-MÜZİK-BEDEN DERSLERİNE BRANŞ ÖĞRETMENLERI -ETÜDÇALIŞMALARI - DENEY1MLİ ÖCRETİM KADROSU -TAMGÜNGÖREVLİHEMŞİRE FİZİKSEL DURUM -KADIKÖrUN MERKEZ1YERINDE, -KAPALİ DEVRE TV VE VİDEO İLE DONATILMIŞ DÖŞEMELİ SİRA SİSTEMİ TEFTİŞ EDİLMİŞ MOOERN SINiFLAR -ÖGRENCİ KAPASİTESİNE GÖRE BAHÇE -KAPALİ SPOR SALONU -L1SAN LABORATUVARI -FENLABORATUVARI -YEMEKHANE -KÜTIJPHANE AKTİVİTELER - FOLKLOR - MODERN DANS - BALE - GİTAR SATRANÇ - ORG - KEMAN - PİYANO - SPOR FLÜT VE DİĞÇRLERİ N O T : E T Ü D V E A K T İ V İ T E L E R D E N Ü C R E T A L I N M A Z . • FÎZİKSEL YAPISI AVRUPA STANDARTLARI ÖZERİNDE OLAN ÇAMLICA ETEK.ERINDE 18.000 M2 ALAN UZERINDE ÇAÖDAŞ MİMARİDE GERÇEKLEŞTİRILEN VE 5 BLOKTAN OLUŞAN 36 DERSLİK - KONFERANS SALONU - KUTUPHANE VE MODERN LABORATUVARLARIYLA OÜMPİK ÖLÇULERDE KAPALİ VE AÇIK SPOR TESİSLER! İLE YEŞİLLIKLER İÇERİSİNDE GENİŞ BAHÇELERİ İLE. EYÜBOĞLU KOLEJİ'NE İMTİHANSIZ GİRME HAKKI • K A M P Ü S * TLF. 329 1615 (4 HAT) FAX: 33571 96 ÖZEL EYÜBOĞLU İLKOKULU EYUBOGLU EĞİTİM KURUMLARINA AİT BİR KURULUŞTUR. İ L K 0 K U L ADRES. DR. NEŞEJ ÖMER SOK. N0.9 KADIKÖY (KADIKÖYPTTARKASI) TLF. 337 09 06 337 71 25 ANKARA NOTLARI MUSTAFA EKMEKÇt Ahmed Arifi Sonsuzluğa Uğurlarken... Ahmed Arif'i Cebeci gömütlüğünde toprağa veriyorduk; gö- mütü başında son yolculuğunda ilkin Ataol Behramoğlu ko- nuştu. Özetle şöyle dedi: "Arkadaşlarım benden, burada Ahmed Arif için konuşmamı istediler. Bu, benim için hem büyük bir acı, hem de büyük bir onur. Burada sonsuzluğa gönderdiğimiz insan, Türk dili- nin, Türkçenin, Türkiye'nin, Türkiye halklannın, gelmiş geç- miş en büyük şairlerinden biridir. Tıpkı bir istiridyenin içinde bir inci tanesinin yüzlerce yılda oluşması gibi, böyle şairter yüzlerce yılda oluşur halkların bağnnda. Ahmed Arif'in bir yanı Yunus Emre'de, Karacaoğlan'dadır. Halkımızın masalla- rındadır, büyük yarattcı geleneğindedir halklarımızın; bir ya- nı da modern şiirimizde, modern kültürümüzde, Nazımlardadır. Orhan Kemallerdedir, Sait Faiklerdedir. Ah- med Arif, insan olarak da eşsiz bir kimseydi; kâdınlara karşı onun kadar güzel iltifatta bulunan, çocuklan onun kadar sef- katle seven, yaşlıları onun kadar onurlandıran ve herkese onun kadar onuriandıncı sözler soyieyen başka bir insan ta- nımadım. İnsanlann hayatında vicdan gibi kişiler vardır; Ahmed Arif benim hayatımın ve sanıyorum ki birçok arkadaşlarımızın ve onu tanıyan birçok kişinin hayatında bir vicdandır. Ben öm- rümün sonuna kadar yaptığım her davranışta Ahmed Arif'i en başta düşünecegim kişilerden biri arasında sayıyorum. Acaba, Ahmed abi, buna ne derdi? Acaba, Ahmed Arif bu davranışımı nasıl değerlendirirdi? Benim için anısı gerçek- ten bir ışık olacaktır. Ahmed Arif'in şiiri, halklann yaratıcı gücüne ve sanatın ya- ratıcı gücüne inanç demektir. Anısı önünde, sonsuz, derin bir saygı ve bağlılıkla eğiliyorum." Ataol Behramoğlu'ndan sonra ozan Metin Demirtaş konuş- tu. Ataol Behramoğlu İstanbul'dan, Metin Demirtaş Antalya1 dan kalkıp Ahmed Arif'i son yolculuğunda uğurlamaya gelmişlerdi. Metin Demirtaş şunları söyledi; "Ahmed Arif dostları!" Hepimizin başı sağolsun. Kısacık bir konuşma yapmak is- tiyorum. Burada, hem kendim hem Antalyalı, Ahmed Arif'i seven dostlar adına bulunuyorum. Ahmed Arif, şiirimizde yü- ce bir dorukiu. Şiiri, yalçınlığı ve erişilmezüğiyle her zaman genç ve taze kalacaktır. Taklidi olanaksız bir şiir. Ahmed Arif gibi şiir yazmak, uçurum kıyısında çiçek toplamak gibi bir şey. Oykünme, düşüp parçalanmayı göze almak demektir. Onun için benzersiz ve erişilmez diyorum. Onun titiz şiir işçiliğinden, şiire bictiği onur ve namus an- layışından öğreneceğimiz çok şey var. Sözcüğün tam anla- mıyla organik bir şairdil Ölüm haberini duyunca sarsıldım. Burada, yalnız kendim için değil Antalyalı okurları ve sever- leri adına da bulunuyor-um. Bütün devrimcilerin, şiiri ve Ah- med Arif'i sevenlerin başı sağolsun! Ahmed Arif'in, evime onur verip konuk olduğu zaman, otiy- le bir bölüm yazdığı şiirden küçücük bir bölüm okuyorum: Dağın pulat yüreğine işledim/ Şimşeğin masmavi ustura- sına/ Sevdanı,/ Usul-usul/ Sevdanı,/ Mısra mısra... Lo ben seni hapislerde sevmişım/ Ben seni sürgünlerde..../ Halkım benim/ Askıda çığ...' Ve bir sunu yazmış altına, sevgili Ahmed Abi; Antalya/ masmavi vatan.../ Sevgili Metin/ Sevgili Günsel/ Sevgili Umut../ Merhaba.../ Ve kimbilir, elvada...' Ahmed Abi'ye demişim: Elveda'yı çizelim, 'Yok, hayır, bu metin elveda'dır. Bir yıl önce, tam bu vakitlerde! Hepinizin başı sağolsun!" Metin Demirtaş'tan sonra, savunman eski Hakkâri millet- vekili Ali Karahan konuştu; özetle şöyle dedi; "Ahmed Arif, çocukluğundan bilmem lazımgeten bir ki$iyd». Cevval, hakikaten çevresine kendini tanıtan bir kişiydi. Ben, memleketten (Siverek'ten) 43 yıl önce ayrıldığım için Ahmed Arif'in ondan sonraki inkişafını bir hasret, bir tahassür ola- rak yaşadım. Onun 'Otuz Üç Kurşun'u, çok yapılmış haksız- lıkların melodileşmiş, nağmeleşmiş eseridir. Bu eser, köyden kente, kentten en aydın kişinin kafasında baskmın, zulmün yıktığı abidelere âdeta bir destan şeklindedir. Altı ay önce ta- nıştık, beş defa beraber bulunduk. Üç defa bana gekJİ. En son bana Abi, hâlâ hastaneye yatmadın mı?' dedi. Dedim, 'Hayır, pazartesi günü', yani geçen pazartesi günü. Ve maa- lesef ben korrtroldeyken vefatını haber alınca, onun velud bir devrede, doğurması lazımgeldiği en hassas noktada, ecelin onu bulması, memleket için talihsizlik, şiir için bir kayıp, dost- ları için büyük bir üzüntü menbaı olmuştur. Hepimizin başı sağolsun!" Ahmed Arif'in son yolculuğunda, çok kalabalıktı caminin önü de gömütlüğü de.. Tahsin Saraç'ın, Nimet Arzık'ın, Ra- fet Genç'in gömütlerinin yanıbaşındaydı gömütü. Hinthoro- zu Erdal Bey'le Hikmet Çetin, Maltepe Camisi'ne gelmişlerdi; Azime Korkmazgil Ağlasun'dan gelmişti. Canip Yıldırım, Bi- rinci Basın Sitesi kapıcısı Ziya ile kapıcı Cevat. Basın Site- si'nden arkadaşlan, mahallenin bakkalı Ali Delibaş oradaydılar. Bakkal Ali, kalabalığa çok şaşmış, "Biz Ahmed Arif'in kıymetini bilememişiz!" diyordu. Şerafettin Elçi, yanın- dan geçerken "Ekmekçi, sen de çok üzüleceksin, senin iyi arkadaşın, dostundu" dedi. Elçi şunları söyledi: "Yüreği insan sevgisiyle dolup taşan bir insandı. Hep hakkı yenen, ezilen, çile çeken insanlann ıstırabını yüreğinde ta- şıdı. Ve bu insanlann duygularının en güçlü ve usta tercü- manı oldu. Ahmed Arif, çilekeş, mazlum Kürt halkının içinde doğmuş, bu dert ve çilelerle büyüyüp benliği yoğrulmuştu. Hakkı yenen, ezilen, çile çeken, ama her şeye rağmen dire- nebilen insanlann şaiiriydi. Bu insanlann onurlu ve namus- lu bir temsilcisi olabildi. Ve öyle kaldı. Yüreği bütün insanlara yetebilecek kadar sevgiyle doluydu ve tertemizdi. Yalnızca, namussuzlara, hain işbiriikçilere, halkın aşına, ekmeğine göz dikenlere nefret duyardı. Ahmed Arif, dogup büyüdüğü top- raklardan uzak yaşadı. Ve bu hasret içinde yanıp tutuşurdu. Köküne uzak düşmüş, ama hiçbir zaman kökünden kopma- mıştı. Son arzusu, Diyarbakır toprağıyla kucaklaşmak oldu. Diyarbakır'dan getirilen bir avuç toprak, vasiyeti üzerine me- zanna konuldu. Ebediyen Diyarbakır toprağıyla baş başa ka- labilsin diye. Yeri kolay kolay doldurulamayacak bir şair ve insandı. Onu seven herkesin başı sağolsun." AŞIKNESIMI VE CURASIYLA 50YIL Nilgün AKKUŞ İzzet ALTINMEŞE Ali Ekber ÇİÇEK Güler DUMAN Ahmet GÜNOAY Arif SAĞ Karaca Ahmet Semah Ekibi ve AŞIK NESİMİ ÇİMEN Konuşmacılar: Zülfü LİVANELİ - Ortat KUTLAR Yöneten: Abdullah Nevzat ÖZTÜRK Sunan: Gülsüm ÇINAR Vfer AÇIK HAVA TİYATROSU Tarih: 7 Haziran Cuma Saat: 19.30 • (26 Mayis Pazar tarlhlndekl konser hava muhalcteti nedenlyle ertetenmlştlr)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog