Bugünden 1930'a 5,504,049 adet makale



Katalog


«
»

Cumhuriyet Sahıbı Cjmhumet Matbaa^ılık ve Gazelecıhk Turk \nonım Şır ketı adma Nttdır Nadı 0 Genel ^avın Muduru Hasan temal. Muessese Müduru EraiM Ljakllgü. Yazı Işlsrı MudurU Okaj Gonenan, 9 Haber Merkezı Müduru ValçiD Bavtr. Sa\fa Düzenı >Onetmcnı \lı A*ar 0 TemsıJcuer ANKMIA AknHTan. IZMİR Hikmet Çrnnkaya. AD\NA ÇttiB YıjcBoglu ıka Otal Basluııç. Dı; H.^crlc E ı m M o . I; Ser.ılıka $*!•• Kcrncı KuJ ur Cdal lj«r. Ej: m G n « h n Haber m \ec*t Dofaı Spor Danismanı \bdaludv lıınlaMII D.n Ya2 iar b n a Çafajkan \rasıımL n \lpv Djzelln* tbdula» YBKI A Koordm»!öc UaKI kondsu 0 M^Iı Isltr Enl Eıtal 0 Mulu«*< nl toaer 0 Buıçt P.ar arru Sofi OsmnıİKteotfa # fcklun Ane To<ma # Ek Yaıınkı Haba *kjol Ida-- Hasnın Gum 0 Isktne Ö>da Çdık 0 Büg lstem Vıü l u l 0 PnsoDcj Scvfi Bosnootla >ffv.n Knnju Bajkan Nadır Nadı O k » UbaL *Uçın B«*r H m OaMl Hlknet Çttinkaya. Ok*î G o m w Ltar Mamca, lta&n Stkuk u Sirae» Atatl T»n 34334 Ul Bumtar am/ı Cumhumet Maıbaacüık w Cazetectbk T A Ş Ttak Ocaftt Cad 3* 41 PK 246 laarbul Td 512 05 05 {20 hatl, Tetet 22246 Fal. (I) 526 «0 72 £ fcin. Zıya GOkalp BIv tnkıjap S No 19'4 Td 13' [1 41-47 Tdcx 42344, F u (4) 133 lınür H Zıya BN 1352 S 2 ), T«L 13 12 JO Teitn 52J59. Ftl (51) 19 53 «0 toonü Cad 119 S No 1 Kat 1 Td 1» 37 52 14 hu). Tdex. 62135. F u Cl) 19 25 7t TAKVtM 30 HAZİRAN 1991 Imsak 3.27 Gıineş: 5.27 Öğle: 13.12 lkındi- 17 12 Akşam: 20.47 •Vatsı: 22.38 TÜRSAB'ın turizm araşîırmasu Turcular, tanımadan Türkiye'yi lıyormzar Türkiye Seyahat Acentaları Birliği'nin Gallup'a yaptırdığı araştınna, seyahat acentalannın yüzde 61'inin Türkiye hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını ortaya çıkardı. Şirketler, Türkiye'yi tanımadan muşterilere "pazarlamada" bulunuyorlar. tSTANBUL (AA) — Turki- ye Seyahat Acenteleri Birliği'- nin (TURSAB) yurtdışındakı seyahat acentelerıyle ilgili yap- tırdığı araştırmada, yabancı seyahat acentelerının buyuk bir çoğunluğunun Türkiye'yi tanımadığı ortaya çıktı. TÜR- SAB'ın daha once yaptırdığı araştırmada, yabancı turistle- rin de Turkiye'yı tanımadıkla- rı behrlenmiştı. Turkiye'ye en çok turist gönderen ülkeler ile yeni pazar olabilecek ulkelerde araştırma kuruluşu GALLUP tarafın- dan yapılan araştırmada, seya- hat acentelerınin yuzde 61 'inin Turkıye hakkında yeterli bil- giye sahıp olmadıklan ve Türkiye'yi tanımadan muşte- rilere pazarlamada bulunduk- ları ortaya çıktı. Araştırmaya katılan acentelerin yuzde 30'u Turkiye'ye neden seyahat sat- madıklanna gerekçe olarak "talep azlığım" gosterırken yuzde 24'u "bilgi yetersizligi- nf\ yuzde 17'si ise "Körfez krizT'ni gösteriyor. TURSAB'dan yapılan açık- lamada ise aylardan beri dıle getirilen gerçeklenn, bu araş- t.rmayla bır kez daha ve pro- fesyonel turizmcilerın değer- lendirmeleri ile ortaya çıktığı belirtılerek şöyle denıldi: "Araştırmanın sonucu, ye- ni hukiımetin ilk ele alması ge- reken konunun turizm oldu- gunu gostermektedir. Şimdi yılın ilk >ansı geride kalırken sektonin içinde bulunduğu darboğazdan çıkanlması için, hiç degilse aralık-kasım ayla- n için bir seyier yapılmalı. Da- ha önemlisi hukumet, araştır- ma verilerinin ışığında 1992 ve daha sonraki yülar için onlem- ler almalıdır. Vurtdısındaki se- yahat acentelerine, Turkije hakkında duzenli ve yeterli bil- gi aktarılması halinde, Türki- ye seyahati satan acente sayı- sında onemli artışlar olacak- tır." Carmen, fırtınalar yaratmaya hazır olan kadının modasıdır Güzelliğîn büyülü sözcükleriZil, şal ve gül... Hangi modacı kapılmaz ki bu büyüye? Zaman zaman geçer moda dünyasından böyle bir rüzgâr; kat kat etekler, şallar, güller, halka küpeler. NECLA SEYHUN Nina Ricci'den Carmen havasında bir gece elbisesi. Siyah bluz altın, zumriit ve yakut rengi boncnkJaıia işli. "Zil, şal ve gul!.." Moda dunyasında buluşlara kapıyı ardına kadar açan sihirlı sozcukJer. Bır anahtar, bır tur "Açıl susam açıl!.." Modanın buyuk aşklara, buyıik ihanetlere, yakıcı guzelliklere, ozgurluklere, tehlikelere, seruvenlere açılan buyulu kapısı... "Zil, şal ve gul..." Hangı modacı kapılmaz ki bu buyüye? Zaman zaman geçer moda durnasından boyle bir ruzgâr; kat kat etekler, şallar, guller, halka kupeler... Carmen'e karşı ko>mak kola> mı? Elbette her modacı kendı açısından bakar; kendi rengini, yorumunu katar Carmen'e. Kimi saçlara iliştirir gulleri, kimi göğse takar... Kimi hem göğse hem saçlara... Eteklere guller serpıştırenı vardır, bır dalın ucunda sırta bir gul donenı de... Bluzlar ipekten olur, kadıfeden olur, satenden olur... Etekler çizgih, puanlı, emprime, ekose... Ayaklarda yuksek okçeli pabuçlar. Şallarda saçaklar, boyunda dizi dizı kupeler, kulaklarda ırı irı, yer yer dev halka kupeler... Kıyafetlerde danteller, işlemeler. Siyahla kırıruzının başı çektiği Carmen'de gökkuşağının tum tonları... Ama yorum farklı olsa da Carmen modasının temeli birdir. Sıradan bir moda değıldir Carmen modası. Bu modaya gonul veren kadın, kendine guvenen kadındır. Bu moda, başını meydan okurcasına dık tutan, kuralları umursamayan, guzelliğinden, etkısinden emın olan kadının kıyafetidir. Bakışları peşınden suruklemeye, fırtınalar yaratmaya hazır olan kadının modası... Yoksa, öyle gerçek şıklığın goze çarpmayan bir çizgıde gizlendığı fıkrını paylaşanlar ıçın değıl. Her turlu abartıya açık böyle bır kıyafetle bakışları çekmemek ne mümkun? Hemen her modacı kapılmıştır şalın ve gulun buyüsune. Bunların en unlulerınden bırıdır Yves Saint Laurent. Onun, o 1978 yıhndakı o olağanüstu koleksiyonunu anımsıyorum. O defıleden birkaç gun once ortalıkta unlu modacmın ölduğune, ama açıklanmadığına değgin söylentiler alıp yurumuştu. Defilesi bıraz da bu şuphenın uyandırdığı olağanüstu bir ilgiyle açılmıştı Girenler, girebilenler şanslıydı o defıleye. Ne gorkemdi o! Moda dunyası oylesine bır zengınliğı bır daha zor gorur. Ikı yuz elli parçanın ustundevdi Yves Saint Laurent'ın koleksıyonu. Herr;n hepsı de Carmen'ın havasını taşıyordu. Bir esinti denemezdı buna. Bır kastrgaydı sankı. Konuklann soluğunu kesti. O etekler, o renkler, o kupeler, o şallar, o çıngenelenn, o matadorların o aşk ve olum havasırun ınanılmaz çarpıcı guzellığı. O, son defıleydı. Yves Saint Laurent'ın en tepede olduğu son yıl. Defilenın sonunda, olmedığını ıspatlamak için ikı kişının kollannda podyuma yığılır gibı çıkmıştı. Salon, kelımenin tam anlamı ile alkıştan yıkılıyordu. O, sahiden de sondu. O gunden sonra Yves Saint Laurent meslek yaşantısını çok daha sakin bır çizgide surdurdu. Çok guzel, çok usta bir dıkış, çok sağlam bır teknık, satımlı modeller... Ama artık heyefansız. Onculuğu, bayrağı başkalanna vermışti bir anlamda. Carmen modasının tadını şimdi modacı LacroİA çıkanyor enıne boyuna. Onun koleksiyonlarında her zaman var şallar, guller, matadorlar... Bu yaz gonlunu bu havaya kaptıran bir modacı da Nina Ricci. Seviyor iri halka kupelerle, şallarla, gullerle oynamayı. Carmen Merimee'nin kalemınden, doğduğu gunden bu yana başdondurucu guzelliğı, aşkları \e entrikaları ile gelip gidıyor moda dunyasına. Moda dunyasında zaman zaman onun o dayanılmaz çekiciliği var: Zil \ar, şal var, gul var! Almanya'mn Türk kökenli ayduıları ŞÜKRAN KETENCt HATTINGEN — Hattingen kentinde Turklere ders veren Türkiye kokenli öğretmenler için düzenlenmiş bir seminerde- yiz. Öğretmenler, kentin bele- diye başkamnın bizim için de- mokrasi dersleri olan konuş- masının bır an önce bitmesini istiyorlar. Turkiye'den gelmış iki milletvekılı ve bır gazeteci bulmuşken bizi sonı yağmuru- na tutmak, tartışmak için sa- bırsızlanıyorlar. Alman vatan- daşlığına geçmeye hazırlanan bu insanların hâiâ Turkıye'ye yönelik böylesine yoğun ilgile- ri ınsanı şaşırtıyor. Onların, Turkiye'de yaşayan insanlarda asla görülmeyen bir duyarlılık- ta, her konuda öğrenmek iste- dikleri o kadar çok şey var kı sonunda bız onlaıın sözünu ke- sip bızim öğrenmek istediklerı- miz için zorla gundemı değiş- tirmek gereğini duyuyoruz. Almanya'da yaşayan Türki- ye kökenli aydmlar, oraya yer- leşmenın karannı vermiş olma- nın da ötesinde şu gunlerde Al- man vatandaşhğına geçiş hazır- lığı yapıyorlar. "Çok tartıştık, yol aradık. Turkiye'ye dönrae- miz artık soz konusu olamaz. Bugünku statüde çok kısıtlı da olsa bazı hakları kullanmanın bütün yollan tıkandı. En son seçim hakkı yollannın tama- men rokanması, yeni yabancılar yasasından sonra daha fazla ezilmemek, haklarırnızı korn- mak ve kimliğimizi korumanın tek yolunun Alman vatandaş- hğına geçiş olduğu sonucuna vardık" diyorlar. Alman vatandaşının sahip olduğu butun hakları kullana- rak ancak kendi haklarını bir ölçüde koruyabileceklerıne ına- nıyorlar. Siyası partililere, de- mokratik örgutlenmelere girip ağırhklannı koymalan gerekti- ğini savunuyorlar. Bugune ka- dar arayışlar içinde zaman yi- tirdiklerini ve bu kadar kötu konumda olmalannın, ağırhk- lannı koyamamak olduğunu anlatıyorlar. Goruşlerını şoyle açıkhyorlar: "Partilerin, sendikalann programlannda yer alan sonın- lanmıza ilişkin gorüşleri hep lafta kalıyor. Bizim demokra- tik bir etkinligimiz, oy olarak caydıncı bir gücıimüz olmuyor. Hele seçim yolları tıkandıktan sonra politikacılar bize, sorun- lanmıza Ugilerini busbutun kaybettiler. tki Almanya'nın birleşmesi, Doğu Bloku geliş- meleri on plana çıkınca biz ta- mamen bir kenara atıldık. Do- ğudan dil bilmeden gelenler Al- man vatandaşı haklarını elde ettikleri için biıtun kapılar on- lara açılıyor. İş, ev, okulda bu- tiin olanaklar onlara verili- yor." Ister istemez konular ağırlık- lı sosyal sorunlara, eğitime ka- yıyor. Bir oğretmen "Benim okulumda Alman vatandaşı yabancılar için çok buyuk pa- ralar ve egitim olanaklan bir çırpıda sağlandı. Bir servet har- canıyor. Sınıflan boş kalıyor. Boş sınıflara bizim çocuklan- mızı da sokmak için yaivanyo- rum. 'Bu para Alman vatan- daşları için, onlan alamayız' duvan ile karşılaşıyorum" di- ye dert yaruyor. Bir diğeri, iş bulmada zorun- lu olan meslek eğitimi kursla- nnda yaratılan ayncalıklardan, işe almadaki eşitsizliklerden birbırınden çarpıcı sayısız ör- nek veriyor. Eİerken gıderek boyutlanacağından kaygılanı- lan yabancı duşmanlığına ko- nu kayıyor. Doğuluların korukledikleri yabancı duşmanlığına karşı sa- dece hukumet değil, sosyal de- mokratlar dahil butun siyasal ve demokratik örgutlenmelerin duyarsızlığından yakınılıyor. Aynı boyutta Turkiye'nın du- yarsızlığı, ilgisizliği ağırlarına gidiyor. SHP milletvekıllerı, partinin hiçbir şey yapmaması gerekçesiyle suçlama bombar- dımanına tutuluvorlar. güneşinde kraça tadı KEREM ÇALIŞKAN Kraça tadı. Bu mevsim Şım- dı. Hazıranın ortasından devı- nıp temmuza akan gunler. Bo- ğaz'ın povrazlanan lacıvert su- larından gumuş pırıltılarla çıkar kraçalar. İstavrıtin gungorme- miş yavruları... Oyle kuçuktur kı, tutmaya da vemeye de kıyamazsınız aslında. Ama Istanbul'un havasını, su- yoınu, balığım yeterince tattıysa- nız. bu mevsim, ozlemler sizi vahşı bır lezzete çağırır. Kentin ortasından akıp gıden o buyık mavi suyun ıçindekı son balık da tukenmeden, denizden payı- nızı almak isterseniz, buyrun bır kraça zıyafetine... Istavrıt. Proleter balık. Yaz kış demeden Istanbul'un her gun biraz daha kirlenen bıraz daha yaşanılmaz hale gelen su- larında dırenir durur. Taa Bi- zans gunlerınden beri adıyla şa- nıyla gezınır Boğaz senin, Mar- mara benım... Yılda bır kez nisan-mayıs ay- larında çoğalır istavrıtler. Kra- ça denir yavrusuna yuzyıllardan ben... Hani şu kuçuk parmağınız kadardır kraçalar. Daha ışıkla golgeyı yeni yeni ayırt etmeye başlarken, denizin derinlıklerı- ne uzanan beyaz martı tuylerı- nın duşlerine kapılırlar. Gidiş o gidış... Çaparıler dolar, kıyıda kuçuk bır çocuk sevınır... Daha çok mayısta boy goste- GÜMÜŞ PIRILT1— Kraçalar guneş vurunca denizden çıkmış bir avuç gümüş gibi pırıldar.(rotograf: kerem Çalışkan) rırdı ya kraçalar, bu yıl biraz ge- ciktiler. Iki haftadır oltacılar "kraça bayramı"nda Boğaz kı- yılarında. Kovalarda, piknık tup ustundekı tavalarda bir te- laş, bir kıpırtı, bir şenlık . Da- ha bır onbeş gun surer ıstavrıt Haziranın ortasından temmuzun ilk haftalarına kadar oltalara takılır istavritin yavrusu 'kraçalar'. Boğaz'ın bu minik balığında yalnız bu mevsime özgü, ayrı bir lezzet vardır. Tavalar onunla şenlenir. Merhaba deyin denizin gülümseyen tadına. Bugün haziran yann temmuz. Bir tabak kraça biraz buz... yavrularının geçit töreni... Kraça tadı deyınce orada bir ıskandil durun! Gözünuzu ka- pa>ıp gonlunuzun derinhklerüıe bır tat oltası sarkıtın. Kraça'da butun balıklara se- lam yollayan ozgun bir lezzet vardır. Luferin ağızda eriyen uçarı hafifliği. Palamutun iz bı- rakan acımsı guzellıği Hamsinın denizı içinıze taşıyan menevişh yumuşakhğı. Kraçanın köıpe tadı, hepsınden bır nebze taşır... O denızlerın bıldırcınıdır... Bahkçılarda boşuna arama- yın kraçayı, bulamazsınız. Ya Boğaz kıyısında dizilen "hediyelik" taslarda, ya bir ol- tacı arkadaşınızın gonul sofra- sında, va da Boğaz'da tek tuk kalmış bir iki ehlikeyf balıkçı lo- kantasında rastlarsamz ne âlâ... "Merhaba" deyın denizin gu- lumseyen tadına... Bugun haziran, yann tem- muz. Bir tabak kraça, biraz buz... Subaşı, Altın PortakalFestivali'ne katılmak için şimdiye dek 19 ülkeden yanıt geldiğinisöyledi Antalya Belediyed 'Kültür A.Ş.' kuracak Antalya Belediye Başkanı Subaşı, kültür altyapısına el attıklarını ve Kültür A.Ş. oluşturmayı kararlaştırdıklarını söyledi. Eski belediye başkanlanndan Selahattin Tonguç, belediyenin şirket kurması olayına karşı çıktı. "Kültür, sanat faaliyetleri şirketle götürülemez. Belediyeler politik müesseselerdir" diyen Tonguç, kültürel faaliyetlerin de politize olacağmı öne sürdü. BÜLENT ECEVİT ANTALYA — Antalya Belediyesı tarafından kul- tur ve sanatsal faaliyetleri yurutmek ıçın "Kultur A.Ş." kurulması duşunulüyor. Bu yıl 28.'si yapılacak olan ve uluslararası nıtelığe kavuşturulan Antalya Altın Por- takal Fılm Festıvali'nin duzenlenmesını de sağlayacak olan Kultur A.Ş.'ye tepkı gosterıliyor. 19 ulkenın katılmak için olumlu yanıt verdiğı fılm festıvalınde "Altın Portakallı fılmler toplu gösterimi" yapılması tartışması yeniden gundeme geldı. Bu gos- terımde Yılmaz Guney'ın de ödul kazanmış filmleri- nin gosterilebümesı olanağı doğacak. Belediye Başkanı Hasan Subaşı, gosterim kararı alınması halinde Yıl- maz Guney'in de filmlerinin gosterılebileceğını açıkladı "Kultur A.Ş."nm kurulması duşuncesini açıklayan DYP'Iı Antalya Belediye Başkanı Hasan Subaşı, on- ceki gun Kaleiçi Sanatevı'nde katıldığı söyleşıde, 12 Eylul'den sonra Antalya'nın kultur altyapısının gerı- ledığıni, 1989 yılına kadar da işbaşuıda bulunan ANAP'lı yönetıcilerin buna el atmadıklannı s>oyleye- rek, "Antalja'nın, Turk sinemasına çok buyuk kat- kısı olan Altın Portakal Festivali'nin bu dönemde çö- kertilmeye çalışıldıgını gordıik. Ancak başaramadılar. Biz işbaşına geldikten sonra kultur altyapısına el attık ve Kültür A.Ş. kurmayı kararlaştırdık" dedi. Soyleşiye katılan, 12 Eylul öncesi CHP'den beledi- ye başkanı olan Selahattin Tonguç, Kultur A.Ş. ku- rulması olayına karşı çıktı. Tonguç, boyle bır şirketin kulturel faaliyetlerin politize olmasına neden olacağı- nı one surdu ve "Kultur sanat faaliyetleri şirketle go- türulenıez. Belediyeler politik müesseselerdir. Yone- ticiler de politik tayinle gelecektir. Zaten eskimiş be- lediye yasalanyla kulturel faaliyetlerin yerel yönetim- ler tarafından yapılabilmesi zorlukla karşılanılıyor. Be- lediye bunyesinde oluşturulacak muduıiiıkle daha sağ- lıklı olacağı kanısındayım" dıye konuştu. Başkan Hasan Subaşı, Tonguç'a yanıt olarak da ya- saların zorluklarından yakındı ve şirketin politize ol- maması için onlemler alacaklarını bildirdı. Fotoğraf sanatçısı Safai Özer ise başkanın şirket one- rısinı eleştirdi. Ozer şöyle konuştu: "Yerel yönetimin asal gorevlerinden biri kültür ve sanata katkıdır. Olaya şirketleşme şeklinde, ticari bir bakış açısıyla bakmalan durumunda sağukh sonuç alı- nacağı kanısında değilim. Üstelik bir yönetim değişi- minde, şirket yoneticileriyie belediye arasında çekiş- meler olacaktır. Sonuçta başarısu olunacaktır. Öne- rimiz, yerel yonetimlerin kültiir-sanat politikasının o kentin sanatçılannca oluşturulacak komiteler tarafın- dan yunıtülmesi, yonetimlerin de komitelere destek ol- masıdır. Boylece etkinlikler arasında kopukluk olma- yacak ve sureklilik sağlanacaktır." Belediye ve Festival Yurutme Kurulu Başkanı Ha- san Subaşı, festival bunyesinde odül kazanmış filmle- rın gosterılmesı kararmın alınması halinde ayrım ya- pılmayacağını belirterek "Önyargımız yok. Ödul al- mış filmler gosterilirse, Yılmaz Guney'in de odül ka- zanmış filmleri varsa gosterilir. Geçen >ıl böyle bir gos- terim karan alınmadığı için gosterilemedi. Kurulda da sadece Yılmaz Gunev filmleri olarak konuşulmadı" dı- ye konuştu. 1964 yılından beri yapılan ve bu yıl 28.'si yapılacak olan Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde Yılmaz Güney, oyuncu ve yönetmen olarak 8 kez ödül kazan- mıştı. 1967 yılındaki 4. festivalde "Hudutlann Kanu- nu" adlı rdinle En lyi Erkek Oyuncu ödülü kazanan Yılmaz Güney, 1970 yılında da "Bir Çirkln Adam" Fılmiyle En îyi Film ve Yönetmen ödülü almıştı. Gu- ney'in diğer ödülleri ise senaryo ve oyunculuk dalın- da verilmişti. EHinya Mimarlık Gtinü • ANKARA (ANKA) — Mimarlar Odası Genel Başkanı Yılmaz Önen, mimarlık mesleğinde politikacılann engellemelerine karşı yeni duzenlemeye gidilmesinı istedi. önen, 1 Temmuz Dunya Mimarlık Gunu nedeniyle yaptığı açıklamada Uluslararası Mimarlar Birliği'nin demokrası kavramlarım yaşama geçirmek uzere çaba harcamasını istedi. Kentlerde sağlıklı bir fıziki çevre oluşumunu yeni meslek orgutlenmelerı ve mesleki yetkileri de koruyan, denetleyen uluslararası kurumlar ve ılkelere gerek olduğunu vurgulayan Önen, Uluslararası Mimarlar Birliği'nin bu konularda bölgesel ve uluslararası toplantılar yapmasını istedi. Kaplumbağa haritaları • ANTALYA (AA) — Tarım Orman ve Köyışleri Bakanlığı'nın koordinatorluğundeki bir komısyon tarafından Turkiye'nin Akdeniz kıyılarındaki denız kaplumbağası ureme alanlarımn koordinatları behrlendi. Her türlü yapılaşma yasaklanarak koruma altında tutulan bu bölgelerın kısa süre içinde haritaları da hazırlanarak bilimsel araştırmacıların, doğa korumacılann ve ilgili kurumların kullanımına sunulacak. Türk güzeli 4. oldu • ANKARA (AA) — Senegal'in başkenti Dakar'da yapılan "Miss Europe" Avrupa Güzellik Yanşması'nda Türkiye adına yarışan Defne Samyeü dördüncü oldu. Yanşmada birinciliği 18 yaşındaki desinatörlük öğrencisi Alman Suzanne Petry kazandı. Yunanıstan güzeli Katerina Mizcholopoulou yanşmada ikinci, Ispanya güzeli Slyvia Jatonune üçüncü oldu. Pamukkale için toplantı • DENİZLİ (Cumhuriyet) — UNESCO tarafından "dunya kültur mirası" ilan edilmesiyle dunya gundemindeki yerini alan Pamukkale*nin korunması uluslararası platformda ele alınacak. Bu amaçla UNESCO ve Kültur Bakanlığı'nca ortaklaşa duzenlenen Uluslararası Pamukkale Çalışma Grubu Toplantısı yann başlayacak. Pamukkale^de yapılacak 3 gun süreli toplantıya 70 yerli ve yabancı bilim adamıyla, Kültur ve Turizm Bakanlığı yetkililerı ve öteki ilgililer katılacak. Kelebek turizıııi • EĞIRDİR (AA) — Alman bilim adamı Prof. Hans Sıpka ile eşi Silvia, özel kelebek turlerini yakalayabılmek için sekiz yıldır Isparta'nın Eğirdir ilçesine geliyorlar. Alman bilim adamı, 8 yıldır Eğirdir'in Candır, Tota ve Gökdere yaylalarmda kelebek avladığını belirterek "Yaklaşık 30 yıldır kelebek avı ve koleksiyonu ile uğraşıyorum" dedi. Samsun fuan • SAMSUN (Cumhuriyet Burosu) — 29. Samsun Milli Fuan yann açılacak. 31 temmuza kadar açık kalacak fuarın açıhşı için saat 16.00'da toren düzenlenecek. Fuar Birlik Başkanı İsmet Bayrak, Vali Erdoğan Cebeci, Belediye Başkanı Muzaffer önder birer konuşma yapacaklar. Balıkçıhk bakanlığı • BURSA (AA) — Güney Marmara sahillerinde avlanan balıkçılar, üç tarafı denızlerle çevrilı Turkiye'de 'balıkçıhk bakanlığı' kurulmasını istiyor. Genel merkezi Bursa'da bulunan Akuakultür (su urünleri yetiştiriciliği) Derneği Başkanı ve Ege Üniversitesi Su Ürunleri Yuksek Okulu Müdür Yarduncısı Doç.Dr. Osman Tatar, okul olarak yaptıklan araştırmalar ve dernek olarak görüştükleri balıkçılann sorunlanyla ilgilenecek bir bakanlık kurulmasını istediklerini söyledi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog