Bugünden 1930'a 5,502,732 adet makale



Katalog


«
»

CUMHURİYET/10 PAZAR YAZILARI 30 HAZİRAN 1991 Münih'ten Stockhohrijden Münih çöplüklerindei düşler içinde E s m e r l £Sokaklannda tek bir izmarit parçasının, ufacık bir kibrit çöpünün bile görülmediği pınl pırıl kent sokaklan, üç ayda bir yapılan çöp atma günlerinde şenleniyor. Bir gün bu çöplüklerden bir daktilo bulmanın hayali içinde yaşıyorum ben de. EROL ÖZKAN ~ MÜNÎH — Çöplükler, kent- lerin yapısıru, kimliğini, hatta anatomisini açıklayan ve yansı- tan önemli köşelerdir. Çöplerin türüne göre kentlerin ve insan- ların yaşamlarının da farklılık- lar gösterdiği bilinmiyor değil. Hele hele Almanya gibi tüketim çılgını toplumlarda çöplükler ta- mamıyla zengin bir yaşamın, tü- ketim delisi bir toplumun, yeri- ne göre işe yarayan, yerine gö- re yaramaz sayılan ürünleriyie dopdoludur. Almanya'daki pek çok büyuk kent gibi Münih de temizliği ile gurur duyulan, pırıl pırıl kent- lerdendir. Sokaklannda tek bir izmarit parçasının, ufacık bir kibrit çöpünün bile olmadığı kent merkezleri ile merkeze ya- kın banliyölerde esas şenlikli olan görüntü, "çöp atma günlerinde" oluşan manzaralar- dır. Almanların "SperrmiiH" de- dikleri, her üç ayda bir ayın ilk hafta sonunda evlerde kullanıl- mayan, miyadı dolmuş eşyala- nn köşebaşlanna bırakıldığı çöp atma günlerini bilmem duydu- nuz mu? Atılan eşyalann eskimişligine karşın, sürekli bir devinim vardır çöplüklerde. Eski eşyalara her gün yenileri ekleriirken, martılar yiyecekierden pay kapmaya çalışırlar. Bu atılan çöpler arasında ça- lışır vaziyette modası geçmiş te- levizyonlar, çamaşır makinele- ri, elektrikli fınnlar, biraz eski- miş sayılan kayak takımları, bi- sikletler, tenis raketleri, koltuk takımlan, neden atıldığı bir tür- lü anlaşılamayan halılar, dolap- lar, okunmuş romanlar, moda dergileri, kayak ayakkabıları, guneş şemsiyeleri ve akla haya- le gelmeyen yığınla ıvır zıvır, birkaç gun boyunca bir köşede alıcısını ve sonradan da gelecek dev çop kamyonunu bekler. Afrikalı çöpçülerin, Yugoslav ya da Turklerden bazı kullanıl- mış eşya meraklılarının bu çöp atma takvimlerini çok iyı bildik- lerini söylemeye gerek yok her- halde. Kulustur arabalarıyla ge- lip bu çöplerden mal seçen ve evine götüren yığınla Amerika- lı fakir zenciyi de göz ucuyla seyretmeniz bugünlerde müm- kündür. Çünkü rahatça bir fa- kir ailenin evini dayayıp döşe- yecek zenginlikteki bu çopluk- lerden biri de bizim evin biraz ilerisindeki boş alanda oluşuyor her üç ayın ilk perşembe günle- ri... Herkesin işte olduğu saatler- de ben de bisikletime atlayıp bu çöplüklerde araştırmalanmı sur- düruyorum. Herkesin aksine, benim aradığım tek şey, çöplu- ğe terk edilmiş bir daktilo. An- cak nedense hiç kimse daktilo- suna kıyıp da kaldınp çöpe at- mıyor. Bilgisayarların bile küçük bir arızası yuzunden çöplüğü boy- ladığı gunumüz Almanyası'nda zengin çöplük manzaraları, Üçuncu Dünya insanlarının ga- ribine gidiyor her zaman. Yal- nızca modası geçtiği için çöplu- ğe gönderilen pek çok eşyayla birlikte, anılar da çöpe atıîıyor. Eski garajlarda atılmayı bek- leyen kullanılmaz durumdaki fı- nnlar, ütuler, buzdolaplan, mo- dası geçmiş portatif televizyon- lar, Türkiye'deki pek çok hur- dacı ve "çöp kralf'nın iştahını kabartacak nitelikte. "SperrmiiH" günlerinin ne denli eğlenceli olduğunu, bura- da yaşayanlar bilir. Bugünlerde işi gücü bırakır, bisiklete atladı- ğım gibi köşe başlarındaki eşya kumeleri arasında gezinip eski bir daktilo bulmayı düşlerim; bir türiü bulamayacağımı bile bile. Bazen şans eseri karşıma çıkan küçük bir televizyonu ha- vaya kaldınp pat diye yere çarp- ma keyfini bile yaşamak güzel- dir "Spernnull" günlerinde... Havalann güzeüeştiği şu gün- lerde Almanlar eski eşyaların- dan kurtulmanın keyfini çıkara- dursunlar, bazı insanlar da düş kurma sevinciyle dopdolu. Ra- hatça bir evi döşeyebilecek mik- tarda ev eşyasının, ıvır zıvınn arasında butün aradığım, çöpe atılmış bir daktilo. Bakalım ne zaman bulabileceğim? zümrüdü ankaTanrı "sarı olun!" demiş İskandinav kullarma. Onlar da uymuş bu buyruğa. Kürtler ise dikbaşlı. RAGIP DURAN STOCKHOLM — Osman- bey'le Şişli bir araya gelse Oslo eder. Buna bir de Mecidiye- Jcöy'ü eklediniz mi Stockholm oluyor işte. Norveç Yunanistan ise, Isveç de biraz Türkiye. İki komşu pek sevmiyor birbirini. Tarihi birtakım sebepler varmış. En fazla su bolluğu dikkat çe- kiyor başkentte. Bir İstanbullu olarak fuzuli akan çeşmeleri ve fiskiyeleri kapayacak oldum ne- redeyse. Görüntuler müthiş net kent içinde. Hava berrak çün- kü ve guneş uzun süre gün ko- nuğu. Adalardan söz ediyor herkes. Bizim semtlerden söz et- memiz gibi. Sokak, kahve, lo- kanta ve işyerlerinde esmerlik zümrüdü anka. Tanrı "San olun!" demiş İskandinav kulla- rına. Onlar da uymuş bu buy- ruğa. Kürtler ise dikbaşlı. Bu aralar herkesin dilinde onlar. İs- veç resmi yetkilileri bile eskiden biraz kuşkuyla baktıkları kimi Kürtlere artık daha ıhk yaklaşı- yor. Bu ilişkinin esmerlikle iliş- kisi yok tabii. Press Club'da bir akşam yemeği. Turklerin ne denli sıcakkanh, konuksever ve eli açık insanlar olduğu ko'nu- sunda çok uzun bir nutuğun et- kisinde kalan Isveçli bir akra- bam, birlikte yemek yediğimiz 5 kişinin hesabını ödemeye kal- kışınca lokantada önemlice bir sorun çıktı. Hesabı istediğinde garson kız, herkese birer fiş getirdi. — Hayır, tek fiş istiyorum. — Hepsini siz mi ödeyecek- siniz? — Evet ben ödeyeceğim! — Ama herkes aynı şeyi ye- medi ki... — Olsun, hepsini ben ödeye- cegim, liitfen. — Bir dakika o zaman müdü- rü çağırayım. Neyse müdür geldi de anlaş- tılar. Ama bizim akraba Stock- holm'de Türklük yapmaya kal- kışınca neredeyse hesabı odeme- yen müşteri muamelesine maruz kalacaktı. Kafa dengi olarak nitelenen ne kadar genç İsveçliyle tanıştıy- sam "Ben bildiğin, normal ts- veçlilerden değilim" diyordu. Yani? Normal İsveçli bir kere serin oluyor. Uzun ve sarısı bol. Cid- di gibi görünüyor alkol tüket- memişse. İsveç'te de çok paha- lı alkollu sıvılar. Sonra da her- kesin bir müştemilatı var vücu- dunun ve yüreğinin yanında: Ki- şisel Planlama Teşkilatı'nı çan- ta gibi taşıyorlar yanlannda. Ayrılmaz bir parça. "1994 ya- zında Hindistan'a gideceğiz ta- tile." lyi güzel de, bu cümlede bizim için gereğinden fazla bi- linmeyen yok mu? Bir kere 1994 ne zaman? Y'az nasıl olur? Son- ra, 1994'te Hindistan nasıl bir ulke? Hadi, hepsine bir yanıt bulundu. Peki biz ne olacağız ki 3 sene sonra? Nüfusu arttırmak için her yo- la başvuruyor krallı devlet. Me- sela çocuk doğuran kadın eski maaşını aynen alıp bir yıl anne- lik yapabiliyor. Isterse kocası alıyor bir yıllık maaşlı izini. Mykonos'tan Mayo giymenin ayıp olduğu adaEge'nin en 'toleransk' Yunan adası Mykonos, bu yıl da Avrupa gençliğinin hizmetine açıldı. Adanın dar sokaklan, geniş kumsalları, diskotek ve barları turistik Türklerle dolmuş. Nereye baksan, kulağını nereye kabartsan, her tarafta Türkler. Herkes denize çıplak giriyor, mayo giyenlere şaşkınlıkla bakılıyor. STELYO BERBERAKİS MYKONOS — Ege'nin en 'toleranslı' Yunan adası Mykonos, bu yıl da Avru- pa gençliğinin hizmetine açıldı. Mayıs ayından bu yana ve eylül ayı sonuna ka- dar. Müzik, eğlence, kum, deniz, güneş ve bol seks hizmeti veren Mykonos ada- sı, haziran ayı sonlannda, temmuz- ağustosa oranla daha boş... Yani daha zevkli. Bu yıl Kurban Bayramı'nın bu tarihlere denk düşmesi, birçok Türk gen- cini de ünlü Mykonos adasına getirdi. Adanın dar sokaklan, geniş kumsal- ları, diskotek ve barları turistTürklerie dolmuş. Nereye baksan, kulağını nere- ye 'kabartsan', her tarafta Türkler ve Türkçe. Kotralarla gelenlerin yani sıra, özel ya da grup halinde gelenler de var. Mykonos'un asıl nufusu 5 bin; ama yazın turistlerle birlikte 500 bine ulaşı- yor. Paradise, Süper Paradise, Elia, Lia, Agrari, ve Paranga gibi ada merkezine uzak olan sahiller, bu turistlerle dolu. Sahillerin geniş olnıası, denize girenle- rin ve güneş banyosu yapanların 'et yıgını' haline gelmesini engelliyor. Bu pı- rıl pırıl sahillerde, 'çivi gibi' soğuk de- nizde, mayolu insan görmek zor. Her- kes jdenize çıplak giriyor ve bu çok do- ğal karşılanıyor. Mayo giyenlere şaşkın- lıkla bakılıyor. Mykonos'ta mayo giy- mek neredeyse ayıp. Güneşin batmasına bir saat kala, ada- nın merkezine dönenlerin çoğu, deniz kı- yısındaki bar ve publarda toplanıyor. Bu bar ve publardan 'Caprice'ile 'Mont- parnesse', en çok rağbet gören yerler- den. Çünku buradan güneşin denize ba- tışı gorünuyor. 'Caprice'de modern; Montparnasse'da klasik muzik çalıyor ve rengârenk güneş, kızıl gokte, denizin içinde kayboluyor... Fiyatları 45-50 dolar arasında değişen tertemiz pansiyon ya da otellerde duş alıp giyindikten sonra Mykonos'un dar sokaklan ve grafik tavernaları ile bar- pubları şık ya da beğenisine göre giyin- miş insanlarla dolup taşıyor. Gece yarı- sından sonra tüm adanın dekoru deği- şiyor. Herkes 'kafayı bulmuş' bir halde -ama bu her zaman sarhoşlukla aynı an- lamı taşımıyor- disco-pub ve disco- bar'lara koşuşturuyor. 'Vegnera', 'Loft', 'Remezzo', 'Mykonos' gibi un- Iü disco ve pub'larda içki fiyatları 3-6 dolar arası değişiyor. Ege'nin sıcak guneşi altında kapkara olan insanlar, yine Ege'nin o unlü rüz- gârı nedeniyle, gece vakti kazak giyme gereğini duyuyorlar. Ama dans ettikçe, keyifler arttıkça insanlar ter içinde ka- lıyor. Eğlence yerleri, Mykonos'ta da 03'.00 bilemediniz 04.00'e kadar açık. Bayram tatilini birkaç gün uzatarak bir haftasını Mykonos'ta geçiren Türk- ler vapur, tekne ve uçaklarla Türkiye'- ye dönerken, temmuz ayında yazlık izin- lerini alan İskandinav, Alman, lngiliz, Fransız, Italyan gençleri ve homoseksu- elleri Mykonös'a geliyordu. Homoseksüellerin en çok rağbet gös- terdiği 'Pierro'nun önü, her zaman ol- duğu gibi tıka basa dolu. Erkek erke- ğe(!) öpüşenler, çılgın giysili kadınlar ve erkekler kendilerini tam anlamıyla 'özgür' hissediyor. Zaten amaç bu de- ğil mi? Stresten, sıkıntıdan uzak bir ta- til geçirmek isteyen, Mykonös'a geliyor. AIDS korkusu herkesin içinde var. Ama elden bir şey gelmiyor. Hayat, bi- raz 'önlem alarak' da olsa devam ediyor. Mykonos'ta 'hızlı yaşam', ekim ayın- da sona erecek. Kara giysili, baş örtülü Mykonos kadınlarıyla, iri bıyıklı iri kı- yım Mykonoslu erkekler, ceplerini bu yıl da dolduracak ve kış ayiannı, gelenek- sel geçim kaynaklan olan balıkçılıkla uğ- raşarak saküı geçirecekler. Mykonos'ta hızlı yaşam ekim ayında sona erecek. Kara giysili, baş örtülü Mykonos kadınlanyla, iri bıyıkh, iri kıyım Mykonoslu erkekler sakin yaşamlanna geri dönecekler. HABERLERIN DEVAMI Yılmazldan vaatler ABD, Ttirkiye'de nabız AN KARA (Cumhuriyel Bü- rosu) — Bakanlar Kurulu'nda dün görüşüldükten sonra bugün TBMM'de okımacak olan hü- kümet programında, başta üc- retliler olmak üzere her kesime umut dağıtıldı. Hükümet prog- ramında seçim tarihi yer alma- dı, ancak "Hükiımetiraiz ülke şartlannı değeriendirerek seçim- lerie ilgili teklifıni Meclis'in açıl- raasını muteakip Meclis grubu- rauza getirecektir" denildi. ANAP Meclis grubu, kongre sonrasında ilk kez bu sabah top- lanarak hükümet programını görüşecek. ANAP, 5 temmuz cuma günü yapılacak güvenoyu oylamasında bağlayıcı karar alıp almama konusunda sıkıntı içinde bulunuyor. ANAP Mec- lis grup içtüzüğünun 39. mad- desine göre "hükümet progra- mının kabulüne dair grup kara- n, bağlayıcı karar nileliği" ta- şıyor. Aynı yönetmeliğin 23. maddesi de bağlayıcı kararlann "gizli oylama" ile alınabileceği hükmünü içeriyor. ANAP'ta bağlayıcı karar alınacaksa, bu karann gizli oyla yapılıp yapıl- mayacağı tartışma konusu oldu. Akbulut yanlıları, "gizli oylama" yapılmasını savunur- ken, böyle bir oylamada tüm küskünlerin olumsuz oy verebi- leceğini ileri sürüyorlar. ANAP Genel Başkan Yardımcısı Ab- met Karaevli, Başbakan Yıl- maz'ın bir süre önce "bağlayı- cı karar alınacağını" söylediği- ni belirterek "Ancak daha son- ra bu konuda bir karar alınma- dı, kaldı ki bu karar sozlü ola- rmk da alınabilir" dedi. Bakanlar Kurulu'nun dünkü 5 saatlik toplantısında, Ekrem Pakdemirli başkanlığında hazır- lanan hükümet programına son şekli verildi. Program taslağı üzerinde bazı değişiklikler yapıl- dığı bildirildi. Hükümet sözcü- su tmren Aykut, programda yer alan hedeflerle ortadireğin güç- lendirilmesiniri amaçlandığını söyledi. Aykut, "Ortadireğin cebine para girecek mi" sorusu- na şu karşılığı verdi: "Birinci hederımiz elbette or- tadireğin cebine para girmesi. tsçilerimizin, memurlanmızın, esnaf ve sanatkârlarımızın, emeklilerimizin ve diğer sabit gelirlilerimizin büyük ölçüde günlük yaşamlarını rahatlata- cak, gelir düze>lerini yükselte- cek hedeflerin yer aldığı bir program hazıriandı. Şimdiye kadar ortadireği hedefleyen ça- lışmalann altyapı şeklinde yapıl- dığı, direkt cebine para girme- diği için ortadireğin ihmal edil- diği yonımlan yapıldı. Bu prog- ram onların direkt günlük ya- şamlanna tesir edecek hususla- n hedeflijor. Bu programı or- tadireğin sosyal güvencesi diye- biliriz. Ortadirek eldeki bütun imkânlar kullanılarak rahatlad- lacakür." Memur maaşlanna temmuz ayında yapılacak artışla ilgili bir sonı üzerine Aykut, "bu konu üzerinde ciddiyetle durduklan- nı ve önemli düzenlemeler yapacaklarını" belirtmekle yetindi. Seçim tarihi Aykut, bir soru üzerine de Bakanlar Kurulu toplantısında erken seçim larihinin gorüşül- mediğini ve buna ilişkin bir ifa- denin de hükümet programında yer almadığını açıkladı. Bir ga- zetenin "Bu programa secim hü- kümeti programı diyebilir miyiz" sorusu üzerine de Bakan Aykut, programın normal seçim tarihine göre hazırlandığını be- lirtti. Silahlı Kuvvetler'in güçlendi- rilmesi için reorganizasyon ye modernizasyon çalışmalannın suratlendirileceği vurgulanan programda, jandarma ve emni- yet teşkilatlan yasalanndaki dü- zenlemelere hız verileceği dile getirildi. Programda yer alan konular özetle şöyle: Dış Politika — Çok boyutlu aktif bir dış politika izlenecek- tir. Demokrasi, insan hakları, Türk dış politikasına yön veren başbca kavramlar arastnda yer almaktadır. Türkiye"yi AT'de tam üyeliğe götürecek yeni bir yakınlaşma ve işbirliği süreci başlatılacak ve entegrasyon un- surları çoğaltılacaktır. Batı Av- rupa Birliği ile ilişkilerimiz uye- lik hedefi doğrultusunda ve NA- TO ile uyum içinde geliştirile- cektir. ABD ile ilişkiler uzun va- deü bir perspektifle ele alınacak- tır. Almanya ile ilişkiler, her alanda daha iyi ileri düzeye ge- tirilecektir. Irak ile ilişkilerin normalleşmesi için başlıca gay- ret Irak'a düşmektedir. Türkiye- de BM Güvenlik Konseyi karar- ları çerçevesinde üzerine düşen katkıları yapacaktır. Ortadoğu ülkeleri arasında doğalgaz, pet- rol boru hatlan, elektrik şebeke- lerinin birleştirilmesi ve banş su- yu gibi bolgesel işbirliği proje- lerinin geliştirilmesine öncelik verilecektir. Sovyetler Birliği ile uzun vadeli bir perspektifle iliş- kiler geli'ştirilecek. Transsibirya demiryolu projesinin Batum'dan Türkiye'ye uzatılması için gerek- li çalışmalar yapılacaktır. Kıbns — Kıbrıs Türk tarafı- nın bugüne kadar sabırla izledıği tutunı desteklenecektır. Turkiye ile Yunanistan arasın- daki meselelerin ciddi muzake- relerle çözümlenebileceği duşü- nülmektedir. Belediye başkanları — Bele- diye başkanlarının ödejıekleri- nin, vali ve kaymakamlann ay- bklannı geçmeyecek şekilde sap- tanması için yasal düzenleme yapılacaktır. Trafik — Jandarmanın yu- rüttuğu trafik denetimleri, tra- fık polisine devredilecek. Sürü- cülere yüksek para cezası yeri- ne ceza puanı uygulaması daha caydıncı niteliğe kavuşturula- caktır. Ücretliler ve vergi — Ücretli- nin eğitim, sağlık, konut kredi faizi ve kültur harcamalannı vergiden düşmesi için yasal du- zenleme yapılacaktır. Vergi ka- çağı konusunda otokontrol me- kanizmalan yaygınlaştınlacak, vergi düzeni oturtulacak ve böy- lece vergi oranlan hem ücretli- ler, hem de serbest çalışanlar için düşürülebilecektir. Vergi- lendirilmemiş alanlardan vergi alınacak ve yeni vergi mükellef- leri yaratılacaktır. Ortalama kâr haddi uygulaması tedricen kal- dınlacak, hayat standardı uygu- laması ıslah edilecektir. Buyük yatırımcılara sağlanan vergi teş- vikleri küçük müteşebbislere de verilecektir. Vergi kanunları, yatırımları daha da teşvik ede- cek hale getirüecektir. Yetki ka- nunu ile çalışanla çalışmayanı, sicili iyi olanla olmayanı, kı- demli ile kıdemsizi, eğitimli ile eğitimsizi ayırt edecek düzenle- meler gerçekleştirilecektir. Kad- ro karşılığı sözleşmeli uygula- ması düzeltilecek, asker-sivil farklılığı kaldırılacaktır. Tulıin — Iç pazarda yabancı tütünlerden mamul sigaraların pazar payı, kaliteli yerli sigara üretilerek azaltılacaktır. Çay üreticisinin tek ürüne mahkûmi- yeti azaltılacaktır. Eğitim — Milli eğitime iki yıl- dır aynlan paydan daha fazla pay ayrılacaktır. YÖK Yasası yeniden değerlendirilecektir. Eğitimde laiklik ilkesini toplu- mumuzun çeşitliliğinin en bü- yük kaynaştırıcı, uzlaştırıcı ve birleştirici harcı, temeli ve temi- natı olarak görüyoruz. Öğret- men ve eğitim elemanlanmn im- kânları günün ihtiyaçlarına uy- gun seviyeye ulaştınlacaktır. Bu amaçla bakanlığın yetki ve so- rumluluklannın taşra teşkilatı- na devredilmesi ve yeni eğitim alanları kurulmasına ilişkin ya- sal düzenleme gerçekleştirilecek- tir. Zorunlu eğitimin 2000 yılı- na kadar 8 yıl, 2000 yılından sonra da 10 yıl olmasını sağla- yacak yasal düzenleme yapıla- caktır. Milli eğitim akademisi kurulacaktır. Çocuk çevre ku- lüpleri yaygınlaştırılacaktır. Yükseköğretimde okullaşma oranı yuzde 20'ye çıkanlacaktır. Çağdaşlaşmanın gereği olarak ilk defa bu dönemde "çok araçlı eğitim ortamı" hazırlanmasına ve uygulanmasına başlanacak- tır. Özel kesimin, eğitim kurum- ları açmaları özendirilecektir. Dini eğitime daha da önem ve- rilecektir. Çalışma yaşamı — Ücretlerin enflasyondan erimemesi, refah payından pay esastır. Ücretteki kavram kargaşasınm kalkması için işci-işveren arasında diyalog içinde bulunulacaktır. Sosyal si- gorta hakları arasında norm ve tandart birlığinin sağlanması için üzerinde önemle durulacak- tır. Emekli, dul ve yetimlerin ayhkları enflasyondan etkilen- meyecektir. Sigorta primlerinin vergi türü niteliğine kavuşması için yasa çıkanlacaktır. Bağ-Kur Yasası yeniden duzenlenecek ve Bağ-Kur sosyal sigorta hakkı sağlayan bir kuruluş haline ge- tirilecektir. Sağlık — Tüm vatandaşlann sağlık sigortasına kavuşturul- ması için çalışmalara devam edi- lecektir. Yaşlılar için kurulacak hastaneler konusunda kamu ve özel sektör desteklenecektir. Ka- muya ait sağlık kurumlarında ödeme güçlüğü içindeki vatan- daşlann hizmetlerden yararlan- maları sağlanacaktır. Vatandaş- lar hastanelerde rehin bırakıl- mayacaktır. Yatırımlar — Belediyelere ve- rilen nüfusa oranlı maddi yar- dım, yeni kurulan ve kalkınma- da öncelikli yörelerdeki beledi- yelere daha fazla pay verme yö- nünde düzenlenecektir. Kooperatifler — Ortaklan yoksul ve dargelirli olan konut kooperatiflerine 10 yıl vadeli ve faizsiz arsa tahsisleri yapılacak- tır. Arsa ofisi arsa üretimine hız verecek, uydu kentler ve toplu konut alanlannın imar planla- rını hazırlayacaktır. Ekonomi ve Ticaret — Mü- şavirlik ve mühendislik hizmeti sektörü teşvik edilecektir. Dış ülkelerde gerçekJeştirilecek sa- nayi yatırım projeleri özendiri- lecektir. Gerek yurtiçinde üreti- len gerek yurtdışından ithal edi- len mallann yedek parça ve ser- vis bizmetlerinin devamlılığı ve etkinliği sağlanacaktır. AT üye- liğimizin gereklerine uygun ye- ni bir patent kanununun yürilr- lüğe konulması için gerekli ça- hşmalar yapılacakür. 2000'li yıl- lara dönük bir sanayi potansi- yelinin oluşturulması için yeni teşvik araçlan geliştirilecektir. thracat üretim safhasında teşvik edilerek teşvikler istisnalar dı- şında nakdi olmaktan çıkanla- caktır. Ihracatın arttırılması amaçlandığı için Türk Lirası'- nda revalüasyona gidilmeyecek- tir. Komşu ülkelerle sımr tica- retinin daha da geliştirilmesine çalışılacaktır. (Baftarafı 1. Sayfada) mak üzere Wolfowitz'den bir gün önce Türkiye'ye geldi. "İstişari" nitelikli ziyarefler- de ele alman konular arasında, Türk-ABD ilişkilerinin oturtul- maya çahşıldığı yeni zemin, NATO bünyesinde oluşturul- masına karar verilen hızlı mu- kabele gücü ve Kuzey Iraklıla- rın güvenliğine yönelik olarak Türkiye'de konuşlandınlması hedeflenen çokuluslu "Çevik Güç" yer alıyor. ABD Savunma Bakan Yar- 'dımcısı Wolfowitz, dün sabah Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Özdem Sanberk ile bir araya geldi. Wolfowitz, Milli Savun- ma Bakanhğı Müsteşarı Korge- neral Doğan Çelikay'a bir neza- ket ziyaretinde bulunduktan sonra İstanbul'a geçerek Cum- hurbaşkanı Turgut Ozal tarafın- dan kabul edildi. Bugün Silopi'ye geçerek ço- kuluslu çevik gücün konuşlan- dınlması planlanan bölgede in- cemeler yapacak olan VVolfo- witz, daha sonra Ankara'ya ge- lerek, Dışişleri Bakanı Safa Gi- ra> ile de görüşecek ve 2 temmuz salı günü Türkiye'den aynlacak. Edinilen bilgiye göre VVolfo- witz'in Türkiye'deki temaslann- da, Körfez savaşı sonrasında Türk-ABD ilişkileri için oluştu- rulmaya çalışılan yeni "siyasi- askeri" zemın değerlendirildi. Geçen haftalarda NATO Sa- vunma Bakanlan toplantısında kurulması kararlaştınlan hızlı mukabele gücü konusunun da ele alındığı bildiriliyor. Wolfowitz'in temasları sıra- sında, Kuzey Irakhlann güven- liği için Güneydoğu Anadolu'- da konuşlandınlması planlanan çevik gücün, NATO hızh muka- bele gücünün bünyesinde yer alıp almayacağı üzerinde de du- rulduğu kaydediliyor. Wolfowitz Türkiye'ye gelişin- den önce Washington'da Türk gazetecilere, göruşmeleri sıra- sında Kürt sığınmacılan koru- mak için Silopi'de konuşlandı- rılacak çevik güç konusuna da değineceğini belirtmişti. Wolfowitz'in açıklaması ile ilgili soruya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Murat Sungar, şu ya- nıtı verdi: "Koalisyon kuvvetlerinin Ku- zey Irak'tan çekilmelerini müte- akip bir kuvvet boşluğu doğma- ması amacıyla, konunun butün veçheleri ile incelendigi daha ön- ce açıklanmışn. Bu inceleme he- nüz sonuçlanmamışlır. Bakan yardımcısının ülkemizdeki te- maslan sırasında çeşitli ikili ve çok taraflı konulann yani sıra bu konuya deginmesi ve Ame- rikan görüşlerini açıklaması do- ğaldır. Nihai karann hüküme- timizin onayına bağlı olduğu açıktır." VELİEFENDFDEN FtKRET DA ĞLIOĞL U 4.KOŞU: F. Tan-il (7), P.Mr. Kayahan (4), PP. Fidelia (8), S. Sedehan (6), S.KOŞU: F. Sun Princess (10), P. Kınmer (4), PP. Uçan (6), S. Play Boy (5), 6.KOŞU: F. Hirata-San (5), P. Tank (10), PP. Aldırmagönül (12), S. Albayım (1), 7.KOŞU: F. Cartekitt (5), P. Cat Line (6), PP. Dare Devil (1), S. Ottoman (7), 8.KOŞU: F. Tomboy (12), P. Kings lmage (4), PP. Jet'a Do- re (2), S. Sefer (6), S. Jay (9), 9.KOŞU: F. Runner (8), P. Victot Rose (9), PP. Taybatur (5), S. Koraytay (4). T l föa 163 (Ğ4İ
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog