Bugünden 1930'a 5,502,228 adet makale



Katalog


«
»

CUMHURİYET/4 _ _ HABERLER AKBULUT, ÖZAL'Ll GÜNLERÎNİANLATIYOR-1 29 HAZİRAN 1991 İHD'ye bomba kınandı • DtYARBAKIR (Cnmhnriyet) — İHD Diyarbakır Şubesi, özgür Halk ve Medya Güneşi dergi bürolannın bombalanması olayı dün demokratik kitle kuruluşlan ve siyasi parti il örgütlerinin ortaklaşa düzenledikleri bir basın toplantısıyla kınandı. Ortak açıklamada, "Halkırruz devrimci, demokrat, ilerici ve yurtseverlerini bu baskılara karşı durmaya ve kontrgerillanın halkımıza karşı yürüttüğü bombalı terörün bugünden boşa çıkanlması için aktif mücadeleye çajınyoruz" denüdi. İHD Ozgür Halk ve Medya Güneşi dergi bürolannın bulunduğu Temiz İşhanı önündeki kaldınmda basın toplantısı düzenleyen HEP tl Başkanı Vedat Aydın, SP tl Başkanı C. Kenan Arkış, çeşitli sol dergi temsilcileri, sendika yöneticileri ve İHD yönetim kurulu üyesi Nazdar . Kahramaner, anti terör yasasıyla devlet terörünün meşrulaştınüp her gün değişik şekillerde uygulamaya geçirildiğini savladılar. Memur konutları • ANKARA (AA)— Namık KemaJ Mahallesi'ndeki memur konutlarının tahsisindeki özel uygulama sistemi kaldınldı. Bu semtteki kamu konutlarının tahsLSİni, bundan böyle, ilgili kamu kunım ve kuruluşlannda oluşturulacak komisyon yapacak. 24 yıl önce, dönemin başbakanı Süleyman Demirel imzasıyla yürürlüğe konulan yönetmelikte, Namık Keraal Mahallesi memur konutları, Başbakanlık Müsteşan başkanlığında, ilgili bakanlık müsteşan ile maliye müsteşarından oluşan üçlü komisyonun ' onayıyla tahsis ediliyordu. 13 haziranda Başbakan Yıldınm Akbulut'un genelgesiyle getirilen yeni uygulamada, aradan geçen süre içinde devlet mahallesi sayısının artması nedeniyle bu konutlann tahsis yönteminde değişilik yapıldığı bildirildi. Şenlikli kongre • tç Politika Scrvisi— Sosyalist Parti'nin 2. Büyük Kongresi, 6-7 temmuz günleri Ankara'da yapılacak. SP Genel Merkezi'nden yapılan açıklamada, Selim Sun Tarcan Spor Salonu'nda toplanacak büyük kongreye, Kore Emekçiler Partisi, Küba Komünist Partisi, Fransız Komünist Partisi temsilcileri de davet edildi. Kongrenin ikinci günü ise Enternasyonal Şenlik'le sürdüriilecek. Şenliğe, Senegal Ulusal Balesi'nden Modou Seck ve arkadaşlan ile Yunanistan'dan Grup Anatoli'nin yanı sıra llhan Irem, Musa Eroğlu, Hüseyin Demirel de katılarak konserler verecekler. Akbuhıt'ıın iddialan • ANKARA (UBA)— Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) Genel Başkan Yardımcısı Şevket Bülent Yahnici, eski başbakan Yılduım Akbulut'un iddialannın Cumhurbaşkanı Özal'ı yüce divana götürecek iddialar olduğunu ileri sürdü. Yahnici, "İlgili makamlar, Akbulut'un basında yer alan açıklamalannı Cumhurbaşkanı'nın aleyhinde açık ihbar kabul ederek yüce divan yolunu açacak soruştunnaya başlamak zorundadırlar" dedi. Türkeş: \ılnıaz üyemız olmadı" • Izmir (AA) — MÇP Genel Başkan; Alpaslan Türkeş, bazı milletvekillerinin ettikleri yemine ihanet ettiklerini öne sürerek "Türk devletinin aleyhine çalışan bölücü milletvekilleri, Hazine yardımlarıyla destekleniyor" dedi. Alpaslan Türkeş, Izmir'de düzenlediği basm toplantısında, "Başbakan Mesut Yılmaz'ın bir dönemler partinize üye olduğu söyleniyor" şeklindeki bir sonıya ise şu karşüığı verdi: "Hayır, Mesut Bey partimizin üyesi olmadı. Ancak kabinede olan arkadaşlanmızın bazıları eski ttyelerimizdendir. Ancak isim vermek istemiyorum!' Madenciyi Ozal cezalandırdı AHMET TAN ANKARA — Masasında ga- zeteler var. Cumhuriyet'in "Akbulut gürledi" başhğmı gösteriyor: — Kardeşim, ne gürlemesi? Bu söytedilderim herkesin bikü- ği, konuştugu şeyler... — Ama efendim, üslup biraz bilinen ölçülerin dışında değil mi? — Üsiup sohbet üslubu.. O arkadaşlanmz bayramın son gü- nü 'Sizinle bayramlaşacağız' di- ye Konut'a geldiler. Oturduk, çay içerken konuştuk. Tutanak tutar gibi her ifadeyi, kendile- rine göre kayda almışlar. Bazı ifadeler de kâgıda yanlış geçmiş galiba... — Teybe alınmış bütün ko- nuşmamz. Yanhşlık olasılığı za- yıf. Her gazetecinin yazdığı bir- birinin aynı... — Onu bilmem, teybe aldılar mı, onu da bilmiyorum. Söyle- dikJerimde ölçü dışı bir şey yok. Sohbet havası içinde, deyiş ola- rak, lafın gelişi olarak bazı ifa- deler söz arasında geçmiş olabi- lir. Bu bir basın toplantısı değil- diki. — Yani gazetelere yansıyan sözlerinizden bazılanm düzelt- mek gerekir mi? — Yoo, gerek yok. Söyledik- lerime kimsenin itiraz etmesi miimkün değil. Her şey miliedn gözii önünde oldu. Bunlar be- nim görüşlerim. Karşı düşüncesi olan varsa söyler... — Sayın Cumhurbaşkanı'- ndan bir tepki ulaştı mı? — Nasıl? — 'Karısıyla, kızıyla, ogluy- la, doktonıyla, terzisiyle, Yıl- maz lehine çalıştı' turünden ifa- deleriniz için... — Eee, yaian mı? — Sayın özal'ın bir tepkisi oldu mu? — Hayır. Tepki mepki >ok. Hem artık ben milletvekilivim. Cumhurbaşkanltğı da dahil, her konuda görüş bildirmem ta- büdir. Eski Başbakan Akbulut'la ar- tık "emaneten" oturduğu Baş- bakanlık Konutu'nun çalışma odasında konuşuyoruz. Çevrede boş karton kutular var. özel eşyalar, kitaplar bu kutulara yerleştiriliyor. Dosya- lar, belgeler paketlenmiş, bir ke- narda bekliyor. Konut'un alışü- mış hareketliliği, alışılmamış bir sessizliğe bırakmış yerini. Ortalıkta; imza kartonu ile bekleşen yüksek bürokratiar- dan, peşinde il örgütünün kilit adamlan ile bahçede elde tesbih volta atan milletvekilleri ya da kapıda bakanlannı bekleyen ba- kanlık koruma polislerinden bir iz yok. Akbulut'u "teknik danışman" Erkal Zenger'le ko- nuşurken buluyoruz. Zenger, kendisini "çok sesli Türk de- moknısisiııin ses düzencisi" ola- rak tanıtan bir "yetkili." Yetkisinin sırurlannı daha ön- ce hiztnet ettıği Turgut Özal da- hil, bilen kimse yok. Zenger, gücünü kendi mülkiyetindeki amplifikatorlerinden alıyor. Mikrofonu kapıyor, onbin watt'hk hoparlörlerden "devlet bakanlannı" kastederek sesle- nebiliyor: "Sayın delegeler, dublöıünü değil, ayının aslını getirdik... Sevgili ANAP'hlar, ANAP'ta No No'Iarın, noooşların boru- sıı değil, halkın borusu ötecek- tir... Vs.." Zenger, "ANAP'taki haöra- lannı yazıyormuş. Çok tirajlı bir gazetemizle anlaşmış. Kita- bı ile birlikte dizi olarak yakın- da yayımlanacakmış." Akbulut'a soruyoruz: — Siz de anılannızı yazacak mısınız? Açıklamalannız tarihe ışık lutabilir. Bakın, Sayın Ev- ren de yazdı. — Yok kardeşim. Ben hatıra- matıra yazmam. — Ama bazı gerceklerin ka- muoyuna inükalinde sizin deyi- minizle, memleketin âli menfa- atleri bakımından yarar yok mudur? — Sen onu bırak şimdi. Ne soracaksan sor. Konuşalım. — Başbakanlık günlerinizi anlatsanız. Teybi açsak... — Daha erken. Kaldı ki, ba- 'Hayır' dedi, "Başka para veril- meyecek. Madenlerin zararlan- nı çekemeyiz'. Çok tartıştık. İlk defa istifa noktasına o sırada geldim. — Başka? — Başkasını ne yapacaksın? İki defa daha oldu. — Onlar hangi konuda? — Söyleyemem, söylemem... Yıldınm Bey'i Içişleri Bakan- lığı günlerinden bu yana, gezi- lerde, pani toplantılannda izle- miştik. Ondan ilk Başbakanlık demecini alan, kendisiyle çok sayıda "yazma ha"lı söyleşiler yapmış bir gazeteci olarak, üs- tüne ne kadar gidilebıleceğini bi- liyorduk. bakan Yardımcısı veya genel başkan yardımcısı olarak kabul eder miydi? — Bilemem onu. Ama, Sayın Cumhurbaşkanı kendiliğinden, Mesut Bey'in havasını almadan, öyle bir öneri getirmezdi herhalde. — 91 arkadaşınızın istifa mektuplan bu masanın cekme- cesinde mi? — İstifa mektuplan bende. Bunlar illa da kullanılmak kay- dıyla değil. — Milletvekflleri istifa mek- tuplarını kullanmanızı is- terterse? — 'KuUan' derlerse demek ki istiyorlardır. Zaten istifa AKBULUT VE YILMAZ HÜKÜMETİ — Yümaz'ın Akbulut kabinesinden 11 bakana yeni hü- kümette yer vermesine eski başbakan, "Hükümetiınin Yılmaz tarafından başanlı bulunduğunan göstergesidir" diyor. (Fotofraf: Banş BU) zı şeyler anlatılamaz. Tarihe Susup, konuyu değiştirdik: kalır. — Sayın Özal, Mesut Bey'in — Tarihe bazı şeyleri şimdi- den maletsek... Orneğin, 'Üç defa istifa noktasına geldim' de- diniz. Neydi bunlar? — Canım, geçti gitti onlar... — Daha iyi ya.. Orneğin, ma- den işçilerinin yüriiyüşii sırasın- da istifa etmeyi düşündünüz. Neden? — İşçiler sokağa dökülmüş- tü. Bu konuda hukümet olarak, 'tscüere ne kadar bir meUağ da- ha dağıtabiliriz?' diye çalışma- lar yaptık. Sonunda 300 milyar ile 500 milyar lira arasında bir ek kaynak daha verebileceğimiz anlaşıldı. Fakat Sayın Özal kabinesinde iş teklif etmiş. Bas bakan birinci yardımcılıgı gjbi... Dogru mu? — (Susuyor, ısrar ediyoruz) — Kulislerde bu açıkça konu- şuluyor. Nasıl olsa başkası ya- zacaktır. Buraya no( etmiş olalım. — Evet. Sayın Cumhurbaş- kanı'nın öyle bir teklifi oldu. Kabul etmedik. — Bir de, partinin teşkilat lan ikna edip, yönlendirme yo- başkanlığını önermiş. Yani ge- luna gitmiyorsunuz? nel başkan yardımcılıgı? — Ben de konuşurum da ba- — Evet, öyle. kın şimdi, güvenoyu meselesi — Siz Sayın Özal'a 'evet' de- öyle içtenlikle yapılacak bir iş seydiıüz, Saym Yılmaz, sizi Baş- değil. Yani partimizin insanla- ederler. — Siz giivenoyunda serbest bırakıyorsunuz onları? — Şimdi onlar bana istifa di- lekçesini vermiş. Ben nasıl kal- kar, Güvenoyu vermeyeceksiniz' derim. Böyle bir şey şantaj olur. 'Güvenoyu vermezsen istifa dilekçeni gonderirim' diyemem. Ben bu- nu yapamam. Mümkün değil. — Ama bir loplu hareket ola- rak başladınız. Şimdi neden on- Eski Başbakan'ın suçlamalarına Kurt'tan sertyanıt Akbulut, içkiüyken konuşmuşANKARA (Cumhuriyet Bü- rosu) — Eski Başbakan Yıldı- nm Akbulut'un suçlamalarına Mesut Yılmazcılar'dan sert ya- nıtlar geldi. Devlet Bakanı ve ANAP Teşkilat Başkanı Fahret- tin Kurt, Akbulut'un "ickiliyken" konuşmuş olabile- ceğini savunurken "Bn tavrın memlekete de, kendisine de par- tiye de hayn yoktur" dedi. Bu arada Yılmaz hükümetinin program taslağı üzerindeki ça- lışmaJar tamamlandı. Progra- mın siyasi mesajlar bölümü biz- zat Başbakan Mesut Yılmaz ta- rafından hazırlandı. Akbulut ve ekibinin programla ilgili ANAP grup toplantısma katılmayaca- ğı öğrenildi. Akbulut'un sert suçlamaları ve güvenoylamasma katümaya- cağı yolundaki açıklamaları, ANAP Genel Merkezi'ni huzur- suz etti. ANAP yöneticileri, hü- kümete destek vermemesi söz konusu olan milletvekillerini saptamaya çalıştılar. Genel mer- kezin belirlemelerine göre güve- noylamasma katılmayacak ya da ret oyu verecek milletvekil- lerinin sayısı 10-11 dolaymda kalacak. Bu sayı, en fazla 17-20'ye yükselebilecek. Başba- kan Mesut Yılmaz'ın kabine ya da ANAP Başkanlık Divam'n- da görev alma önerisini redde- den Hüsnü Doğan'ın güvenoy- lamasma katümama karan ver- diği ileri sürülüyor. Akbulut'un "En delikanlısı oymoş" dediği Fahrettin Kurt, Cumhuriyet'in sorulanru yarut- larken Yıldınm Akbulut'un tav- nnı doğru bulmadığını ve söy- lediklerini kendisine yakıştıra- madığını bildirdi. Kurt, şöyle konuştu: 'Bu tavnn memlekete de kendisine de partive de hayn yoktur. Düşüniilerek yapılmış bir iş de değildir. Beyanatlan, hırslara kapılarak verilmLş beya- natlar olarak değerlendiriyo- rum. Belki içkiliydi, belki si nirliydi. Bir şeyler söylemiş." Akbulut'un, "Bakanlık tek- lifi üzerine Urfa delegelerinin oylannı Yılmaz'a kaydırdığım" öne sürdüğü Devlet Bakanı Ce- nap Gttlpınar, "Polemiğe gir- mek istemiyorum" dedi. Gülpı- nar, "Kendisinin, partisi hak- kındaki gerçek niyeti ortaya çık- tıktan sonra 6 temmuzda, şahit- li, ıspatlı, zaman ve yer belirte- rek cevap vereceğim" diye ko- nuştu. Eski Içişleri Bakam Abdülka- dir Aksu, dün Diyarbakır'da yaptığı açıklamada, "Akbulut'a ihanet eden bakanlara kabine- de yer verilmemesi isteklerinin yerine getirilmediğini" kaydet- ti. Aksu, 4 temmuz perşembe günü 100 dolayında milletveki- li olarak toplanacaklanm ve gü- venoylamasında ret oyu veril- mesi konusunu görüşeceklerini söyledi. Bu arada Başbakan Yardım- cısı Ekrem Pakdemirli başkan- lığında oluşturulan komisyon Mesut Yılmaz hükümetinin program taslağı üzerindeki ça- lışmaları tamamladı. 1983'te kurulan Özal başkanlığındaki ilk ANAP hükümeti programı- nı esas alan Yılmaz hükümeti- nin programı, bugün Bakanlar Kurulu'nda lartışılacak. Prog- ram, yann toplanacak olan ANAP grubunda görüşüldük- ten ve onaylandıktan sonra TBMM Genel Kurulu'nda oku- nacak. Zeybek'ten Menderes'e parti teklifiANKARA (Cumhuriyet Bürosu) — Yıl- dınm Akbulut'un yanında yer alan ve Yıl- maz hükümetine güvenoyu vermeme eğili- minde olan eski Kültür Bakanı Namık Ke- mal Zeybek, önceki gün Adnan Menderes'- in oğlu Aydın Menderes ile göruştü. Zey- bek'in, "birlikte yeni bir siyasi oluşum" önerisi, Ayduı Menderes tarafından geri çevrildi. Zeybek, önceki gün Aydın Menderes'i arayarak kendisiyle görüşmek istediğini bil- dirdi. Ayduı Menderes'in Gaziosmanpaşa'- daki bürosunda gerçekleşen ve yaklaşık bir saat süren görüşmede Zeybek, Menderes'e 'yeni bir siyasi oluşum' önerisinde bulun- du. Zeybek'in, bunun için kamuoyu ve TBMM'de büyük potansiyel olduğunu an- lattığı ve "Eğer siz kabul ederseniz bu po- tansiyel kendiliğinden biiyiir. Parlamento içinden de destek bulur. Yeni bir siyasi ha- reketlilik için yeterli kamuoyu da var' bi- çiminde konuştuğu öğrenildi. Menderes, Zeybek'in bu önerisi karşısın- da önce şaşırdı, sonra geri çevirdi. Mende- res'in, Zevbek'e, "Ben siyasete şimdilik dönmeyi düşünmiiyorum. En azından er- ken ya da zamamnda vapılacak genel se- çim sonuçlannı görmeden aktif siyasette yer almak düşüncesinde degilim" dediği bildi- rildi. ANAP 3. olağan kongresi öncesinde Cumhurbaşkanı Turgut özal da Aydın Menderes ile görüşerek aktif politikaya atıl- masını önermiş, ancak özal'ın bu önerisi de Aydın Menderes tarafından geri çevril- nıişti. n. Gelip bu partiye çahşnuşlar. Rahathkla, 'Vermeyin onlara giivenoyu' diye söyleyemem. Bu kolay iş değil. Kolay olmayan bir işte çok kararlı olmak lazım. O da serbest irade bana göre. Emrivakiyle değil. Düşünür de 'Güvenoyu vermiyorum' derse tamam ya da 'Ben onaylıyorum' derse yine tamam. — Siz zor olanı yapbnız galiba? — Evet, ben 'Vermeyeceğim güvenoyu' diyorum. — Ama siyasel topluca hare- ket demek değil midir? — Toplu hareket ama, bak adam der ki, 'Ben istifa dilek- çesini verdim ama, istifa başka, güvenoyu vermek başka'. Son- ra istifa dilekçeleri o gün veril- miş. Yann adam diyebilir ki, 'DUekce verdim ama, o günün şartlanna göre verdim'. Sonra istifa dilekçesinin grupta kabul edilmesi lazım. Adam zaten vaz- geçmişse, benim dilekçeyi gön- dermem de bir işe yaramaz. Sa- dece onu müşkül duruma sokar. Yani seninle beraber olma arzu- sunda olan adamı sen müşkül duruma sokmuş olursun. — Peki, milletvekillerini bel- li bir fikir çevresinde toplamak yükümlülüğü duymuyor musu- nuz? Yüzde 49 oy almış bir es- ki lider olarak... — Belli bir nokta güvenoyu var işte önümüzde. Ama o da anlattığım gibi. — Bagüne kadar mektuplan- nın akıbeti konusunda, güveno- yu konnsunda temaslan olma- dı mı? — Mektuplar konusunda ol- madı. Güvenoyu kimi 'Vere- lim', kimi 'Vermeyelim' diyor. — Bunlar 91 millervekili mi sayısal olarak? — Yok, sayı söylemek istemi- yorum. Ben onlara şunu söyle- dim, 'Benden ne istiyorsunuz, ne yapmak istiyorsunuz, onu bir ortaya koyun. Ben kendi şahsım adına konuşacak degilim". Ki- misi, 'tstedigin gibi konuş', ki- misi de 'Yahu, bir karar alma- dan niye konuşuyorsun?' diyor. Eğer ben çoğunluğa tabi olacak- sam, kendi irüsiyatifimi de kul- lanınm. — 'Kongrede kaybedersem nefer gibi çalışacağım' dediniz. Şimdi de, 'Güvenoyu vermeye gitmeyeceğim' diyorsunuz. Bu, ANAP'ın dördüncü hükümeti. Azalan halk desteğine rağmen bu ANAP için bir zafer. Zafer günü bir nefer evde oturnr mu? — 'Nefer olacağım' dedim. Doğru. Ama böyle bir hüküme- te güvenoyu vermek, partiye hizmet falan değil ki. — Neden değii? — Çünkü, partinin yüzde 49'u dışlanmış durumda. Bu hükümet partiyi kapsamıyor. Haydi o da bir yana, bir başka husus daha var. — Nedir o? — Benim kabinemin üçte bi- rinden fazlası şimdi bu kabine- ye kaydınldı. Hani, Akbulut hükümeti başarısızdı? Madem başarısızdı, üçte birisinden faz- lasına niye 'Göreve devam' dendi? — Niye dendi? — Niye dendiğini millet gör- dü. Ortak sorumluluk, ahde ve- fa prensipleriyle birlikte çalıştı- ğımız bakanlardan bir ikisi dı- şında, neredeyse yansı benim aleyhime çalıştı. Şimdi de mü- kafat olarak göreve devam edi- yorlar. Kalkıp benim onlara, 'Size güvenim var' diye oy ver- raem mantığa sığar mı? Bunun istenmesi makul bir şey midir? Neferlik, bu değil ki... Akbulut'la konuşmamızı ara- da bir çalan telefon kesintiye uğratıyor. Arayanlar, gazeteci- ler ve Erzincan'dan hemşerile- ri. Yüzündeki dinlenmişlik ve rahatlık sesine de yansıyor. On- larla da sükûnet içinde ve "Gürledi" başlığını yalanlayan bir yumuşaklıkta konuşuyor. "Yumuşakiık"tan "serüiğe" yönelmenin sırası diyerek so- ruyoruz: — Sayın Cumhurbaşkanı ile aranızda sertlikler cereyan etti mi? — Çok seyrek. Bir iki tartış- mamız olmuştur. Telefonda karşılıklı seslerimizi yükselttik. — Hangi konudaydı? — Şimdi bunu boşver... — Cumhurbaşkanı'nm yetki- leri konusunda herhalde... — Bak, şunun altım çizmek lazım. Bizim anayasamıza göre Cumhurbaşkanı'run yetkisi sı- nırlı demek zor. Anayasa dü- şün ki Cumhurbaşkanı'na Ba- kanlar Kurulu'nu toplama yet- kisi veriyor. Ona başkanlık et- me yetkisi veriyor. Anlaşmala- n onaylama yetkisi veriyor. O zaman 'Cumhurbaşkanı'nın yetkisi yok' denebilir mi? — O halde, niein sıkıntüar yaşadınız? — Sıkıntı işin prensibinde, yaşamadım. Cumhurbaşkanı'- nın bazı açıklamalannın kendi- ne has üslubunun ^rattığı müş- kilatlar oldu. Ama bunlar aşıl- dı. Sıkıntı, pani işlerinde, mil- letvekilleri ile ilişkiler konusun- da oldu. Ama, bunda bazı mil- letvekili arkadaşlarımızm Cum- hurbaşkanı'na aşın uyum gös- termelerinin de çok payı var... Yann: 'özal AGtK'e niçin fiiUir POÜTİKA GÜNLÜĞÖ HİKIIETÇETİNKAYA SHP'de Pazariık ve )rapay Cephe... ŞHP'de tüm gözler İstanbul İl Kongresi'nde... istanbul'da alınacak sonuç bir bakıma kurultayın genel ha- vasını yansıtacak. Deniz Baykal ve arkadaşlan bu yüzden her türiü pazaıiığa açık. Kongreyi üretkenliğin, demokratlı- ğın ve dürüstlüğün simgesi olan Ercan Karakaş ve ekibinin kazanmaması için kurultay deiegeleri üzerinde oynamayı yeğliyorlar. Aynı durum İzmir'de de yaşandı... Kemal Karataş aday oldu. Hem il yönetim kurulu hem de kurultay delegeleri lisiesini inönücü + yenilikçi -1 - yeni sol ekibinden oluşturdu. Ama sonuç bekleneni vermedi. San- dıktan Turan Karakaş ekibi büyük oy çoğunluğuyiaçıktı. De- mek ki SHP'de pazarlıklar ve yapay cepheler 'ilkelere' ye- nik düsüyor. CHP eski milletvekili ve TBMM Grup Başkanvekili Metin Tüzün'ün SHP İstanbul İl Kongresi öncesi bir açıklamasını okuduk. Deneyimli politikacı Metin Tüzün, kendi deyimiyle 'bir politika emeklisi ve emekçisi olarak' bir uyanda bulu- nuyor sosyal demokratlara... — ANAP'a yakışan pazarlıklar ve görev baskısı ile oluşa- cak kurallarla SHP seçime gidecek parti olamaz, olmama- lıdır... Doğru söze ne denir? Tüzün, İstanbul'da kimi sosyal demokratlann bireysel çı- karlan için pazariık yaptığım ince bir dille söylemek istryor. Politika bir pazariık sanatı değil, uzlaşma sanatıdır. Uz- laşma da kişisel çıkarların ötesinde düşünülmelidir. Yoksa, gece yatağa girdiğinizde, "İnönü... İnönü..." diye sayıklar, sabah uyandığınızda "Deniz... Deniz..." diye çığlık atarsa- nız, ANAP'tan bir farkınız kalmaz. Bunun için de ne emek- çi yığınları, ne geleceğin çağdaş Türkiyesi'ni ne de eşrt ge- lir dağılımını düşünürsünüz, öyle görünseniz bile size kim- se inanmaz, oy vermez... İstanbul'da Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen, Baykal ve Ali Topuz ekibiyle birlikte hareket edip Ercan Ka- rakaş'ı politika minderinden uzaklaştırmak istiyor. Kara- kaş'ın karşısında yeni . soi + inönücü + To- İstanbul'da Büyükşehir puzcu desteği çıkara- Do/^n-, Daskanı Numttin k lğ l oeieaiye DaŞKam NUrBTUn ğ ç rak pazarlığa dayalı Ş bir il yönetim ve kurul- oOZen, Baykal VB All tay deiegeiiği oiustur- Topuz ekibiyle birlikte mak için günlerdir yo- hamket eriin Frran ğun bir çalışma yapı- n f reı < eı f aı P *!? an lıyor. Ercan Karakaş^ Karakaş I polltlka ın çizgisine karşı ya- minderinden pay bir cephenin ha- U7fi l(lfi'itırmtik ittivnr zırlığının pazar günü uZaKiaşiirmaK ISüyOT. seçimierde ne denii Karakaş ın karşısında yeni etkili olduğu elbet gö- sol + InÖnÜCÜ + 2SZSS&İ *P«»* desteği ç^ramk dara yürüdüğü savia- pazarlığa dayalı bir ıl nan SHP'de pazariık- yönetim Ve kurultay ^ n ^ S S T delegeliği oluşturmak için Ercan Karakaş ve günlerdir yoğun bir ekibi istanbul'da çağ- çalışma yapılıyor. daş sosyal demokrat ' çizginin savaşırnını verdiler bugüne dek. Belediye Başkanı Nurettin Sözen'le belki kimi konularda - orneğin belediyeci- lik - ayn çizgiye düştüler. Eğer sosyal demokrat düşüncede aralannda bir fark yoksa. Sözen'in Karakaş'a destek vermesi 'başarmın sürekliliği ilkesinden' dolayı doğaldır. Ancak işin içinde pazarlıklar varsa, bunun için Karakaş'a karşı yapay cepheler oluşturuluyorsa, bu SHP için çok tehlikelidir. ANAP'm pazariık sonucu geldiği durumu ve halkın pazar- lıklara tepkisini İstanbul, Ankara ve izmir dışına çıkıp Ana- dolu'da görebilir, halkın nabzını tutabilirsiniz. SHP eksileri ve artılanyia halâ bir umut. Ama kimileri, haJ- kın bu umudunu kırmak, çağdaş ve üretken SHP kadrolan- nı yıkmak için çaba harcıyor durmadan. Kongrelerde her üyenin aday olması demokratik haktr. An- cak bir ekip çalışmasıyia SHP'nin bugünkü liderine karşı du- rarak onu indirmek isteyenler, kendi adaylannı bulup çıkar- malıdırlar. Bunun tam tersi, kongreyi yitireceklerini anlayıp, yatay cepheler kurup, belirli hesaplar ve pazarlıklarla aynı düşüncedeki insanlan karşı karşrya getirmek ise yenilgiyi ön- ceden kabul etmektir. Bu yöntem ANAP'a başarılı sonuçlar getiriyor. Ama SHP, ANAP değildir, olmamalıdır. — Biz bu ülkeyi ANAP'tan daha iyi yönetiriz... Bu sloganla yola çıkanlar yerel yönetim olanaklanyla iş- siz delegelere iş olanağı sağlayarak belki arpa boyu yol ala- bilirler Ama sonuçta değişen bir şey olmaz. Her şey yerli yerinde kalır. Soldan 'veba' gibi korkanlarla, kendini 'solcu' sayanlara delege gereken dersi verir, geçer. Onun için, deneyimli politikacı Metin Tüzün'ün sesine ku- lak vermekte yarar var: — ANAP'a yakışan pazarlıklar ve görev baskısı ile oluşa- cak kurallarla SHP seçime gidecek parti olamaz, olmama- lıdır... Bilmem Baykal ve Topuz ekibiyle pazarlığa giren Nuret- tin Sözen ne diyor bu uyanya. Sayın Sözen de Tüzün kadar deneyimli bir poljtikacıdır... Yarın İstanbul İl Kongresi'ni izlerken göreceğiz... Umutsuzluk Çemberinı Kırmak İcin Parola: ANKARA İşareti: ÇANKAYA HİKMETÇETİNKAYA Kitapta yer alan yazıiarın tûmü artık gidici olan ANAP iktidarının ve yazgısı ANAP'ın vartığıyla bütünleşmiş Çankayalı'nın gerçek kimliğini yansıtan olayların mozaiğini oluşturuyor. YAYINCILIK Narhbahçe Sk. No: 8 K. 4-46 Cağaloölu-İST. Tel: 511 10 05 SÖYLEV (Cilt 1-2) Hıfa V. VeUdedeogln 20. bası 15.000 Lira (KDV içinde) Çağdaş Yaymlan Türkocağı Cad 39-41 Cağaloğlu-lsUmbul Ödeıadi ö l i t a
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog