Bugünden 1930'a 5,503,932 adet makale



Katalog


«
»

27 HAZİRAN 1991 KÜLTÜR-SANAT CUMHURİYET/7 Çağdaş bale gösterisi • Kültür Servisi — Jlki geçen yıl düzenlenen 'Türk Koregraflan Çağdaş Bale Gösterisi' gelenekselleşiyor. Çağdaş Bale Topluluğu'nun Sanai Yönetmeni Cem Ertekin'in organize ettiği etkinlikte deneyimli koregraflann yanı stra yapıtlannı ilk kez sergileyecek olan genç koregraflar da bulunuyor. Figen Yücel'in 'Ocaridas', Ipek Dursun Kellenberger'in 'Özlem-Onur ve Duyumsallık - Hüzün', Sibel Kasapoğlu'nun 'lkisi', Cem Ertekin'in 'Bir Pan'ın Öğleden SonrasıO ve 'Operadaki Hayalet' adb yapıtlarının da yer aldığı gösteri 30 Haziran 1991 günu saat 18.00'de Beşiktaş, Devlet Resim ve Heykel Müzesi'nde izlenebilir. MÜZİK Bilkent'te nıüzik yaz okulıı • ANKARA (AA) — Bilkent Üniversitesi Müzik Yaz Okulu'nun dördüncüsü, bu yıl değişik ülkelerden 100 kadar genç sanatçının katüımı ile 1-31 temmuz tarihleri arasında Ankara'da düzenlenecek. Bilkent Üniversitesi Müzik Fakultesi Dekanı Prof. Ersin Onay'dan edinilen bilgiye göre bu yıl Mozart'ın ölümünûn 200. yıldönumü dolayısıyla özel program hazırlanan yaz okulunda devlet sanatçılan Prof. Gurer Aykal, Prof. Suna Kan, viyolonselde Ruşen Güneş ve genç piyanist Emre Şen de görev alacaklar. Müzik eğitimi veren kuruluşlardan mezun olan genç sanatçılara yüksek duzeyde ek muzik olanaklan sunmayı amaçladıklannı belirten Ersin Onay, çalışmada şan, yaylı çalgüar ve piyano için özel master çalışmalan da yapılacağını söyledi. öğrencilerden oluşan Bilkent Uluslararası Gençlik Senfoni Orkestrası, Şef Gûrer Aykal yönetiminde Ankara, Istanbul ve tzmir'de bu yıl da çeşitli konserler verecek. Konserde Ferit Tuzün'ün "Çeşmebaşı" suiti, Lizst'in orkestra ve piyano için Macar Halk dansları ve Mozart'ın keman viyola ve orkestra için KV 364 "Konçertant Senfoni*si seslendirilecek. lirışkadan Nağmeler' • Kiütür Servisi — 1986 yılında tıp öğrenimlerini sürdüren beş öğrenci tarafından kurulan Seyir Defteri müzik topluluğunun geçen yıl gerçekleştirdiği "Uzun Yağmurlardan Sonra" başlıkh kasetinden sonra topluluk ikinci kaset çalışmalan "Tırışkadan Nağmeler"i piyasaya çıkardı. Albüme adını veren parçanın sözleri dışında söz ve müzikJeri topluluk elemanlanna ait olan "Tlnşkadan Nağmeler"de Uk kasetleri "Uzun Yagmurlardan Sonra"ya göre değişik bir yaklaşım benimsemiş topluluk. "Tlnşkadan Nağmeler"de yalnızca îstanbul anlatüıyor, kimi şarkılarda yaşayan, kimi şarkılarda ise "kaybolan Îstanbul"... Seyir Defteri, vokalde Ceren Soylu ve Ataman Oğuz, gitarda Macit Çetin ve bas gitarda Tayfun Hancılar ve bateride Tacihan Uygur'dan oluşuyor. DERGİ Varlık'ta Yunus Emre • Kttltür Servisi — Varhk'ın yeni sayısında Konur Ertop, Adnan özyalçıner, Sennur Sezer, Erdoğan Alkan, D. Halbout lanney, Yves Regnier ve Ahmet Emre'nin Yunus Emre'yi farklı açılardan ele alan yanlanna yer veriliyor. Dergide aynca 1991 Sait Faik öykü ödulü'nü "Sen de Gitme Triyandafilis" adlı kitabı ile kazanan Ayla Kutlu ile yapılan söyleşi de okunabilir. Soruşturma bölumünde 'Edebiyatta Aşka Ne Oldu?' sorusunu Necati Cumalı, Tomris Uyar, Nazlı Eray, Ahmet Altan, Ataol Behramoğlu, Atilla Birkiye yanıtlıyor. Varlık'ta Nazlı Eray, Erdal Ataberk, Sulhi Dölek, Mazhar Candan, Füsun Erbulak, Gürsel Aytaç, Barlas özankça, Sibel Türkmenoğlu, Süreyya Evren, H. Bülent Kahraman, Veysel öngören, Cahit Tanyol, Nurer Uğurlu, Safa Kaplan, Yusuf Çotuksözen, Nihat Ziyalan, Atilla Birkiye yazılan yer alan diğer yazarlar. Bu ayın konuk çizeri ise Behiç Ak. Kahramanmaraş özel sayısı • Kültür Servisi — Türkiye tş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayımlanan ve kültür, sanat değerlerimizin tanıtümasını hedefleyen Kültür ve Sanat Dergisi'nin Kahramanmaraş özel sayısı saüşa sunuldu. Uç ayda bir yayımlanan Kültür ve Sanat Dergisi'nin bu sayısında; Kahramanmaraş geleneksel kadın giysileri, Elbistan Ulu Cami, Afşin Eshab-ı Kehf Külliyesi Hanı, Destanlar Şehri Kahramanmaraş, Kahramanmaraş Altın-Gümüş Sırmalar tçinde, Anlamadım (şiir), Kahramanmaraş Ağaç Oyma Sanatı, Kahramanmaraş'ta Bakırahk, 12 Şubat Düşü (şiir), Kahramanmaraş'ta "Maraş tşi" tşlemeler, Kahramanmaraş'ta bulunan Geç Hitit ÇağVna Ait Eserler Dûnyayı Dolaşıyor, Kahramanmaraş Müzesi, Kahramanmaraş'ta Bir Türkmen Oymağı: Mahkenliler, Evrensel Yunus Emre, Fotoğraf ve Sanat -II-, Avrupa'da Türk Sanatçıları/Azade Köker ve Sanatı, Çelik Dantelden Giyim Eşyalan: Zırhlar, Ender özellikte tki Türk Hahsı adlı makaleler ile Türkiye Iş Bankası'ndan haberler yer ahyor. Derginin son bölumünde ise konulann Ingiüzce özetleri buiunuyor. SİNEMA 'Haydi Reyoğhı'na Çıkahırf • Kültür Servisi — Îstanbul Film Ajansı, Beyoğlu Sineması ve Cumhuriyet Kitap Kulübü'nün işbirliği ile düzenlenen 'Beyoğlu ve Sinema Şöleni' yarın başlıyor. Beyoğlu Sineması'nda izlenebilecek gösterüer 4 temmuz gününe dek sürecek. Hafta boyunca uluslararası alanda odüller kazanmış çağdaş filmler sunulurken fuayede sinema kitaplan sergilenecek, afış ve kartpostallar satüacak. Aynca 1991 yıh Yunus Nadi Kısa Film Odülü'nün birinciliğini paylasan Hakkı Mısırlıoğlu ve Yeşim Ustaoğlu'nun kısa fılmleri de ilk kez gösterilecek. Kitap sergisinde Atilla Dorsay'ın yeni yayınlanan 'Beyoğlu' albumünün tanıtım ve satışı yapılacak. 'Haydi Beyoğlu'na Çıkahm' sloganı ile özetlenen etkinlikler kapsamında yann F.E.Solanas'ın 'Tangolar' (yukanda), 29 haziran cumartesi günü D. Dörtte'nin 'Erkekler', 30 haziran pazar günü S.Frears'ın 'Benim Güzel Çamaşırhanem', 1 temmuz pazartesi günü F.E. Solanas'm 'Güney', 2 temmuz salı gunü Z.Fabri'nin 'Ağıt', 3 temmuz çarşamba günü P.Loungine"in 'Taxi Blues' ve 4 temmuz perşembe gunü P.Almadovar'm 'Bağla Beni' adlı filmleri gösterilecek. Mehmet Sander çalışmalannı kendi dans grubuylaABD'de sürdürüyor Tutkusu,dans ve güreşMehmet Sander'in dans grubunda dansçılann yanı sıra birer de güreşçi, halterci ve cimnastikçi var. Sander, ABD'de AIDS'in genç dansçılar arasındaki yaygınlığının bu ülkedeki dans sanatını etkilediğini belirtiyor. Kültür Servisi — Dans uğraşına lstan- bul'da Geyvan McMillen ve Dansçıları ile başlayan Mehmet Sander, şimdı ça- lışmalannı Mehmet Memo Sander Dans Topjulugıı'yla ABD'de surduruyor. Dans eğitimini Londra Çağdaş Dans Okulu'n- da ve CSULB'de 1987'de BFA progra- mıyla gerçekleştiren Sander, CSULB Dans Fakultesi'nde Gus Solomons Jr., Rachel Rosenthal, Elizabeth Streb ve Margaret Jenkins ile eğitim gördu. 1989'da American College Dans Şenlı- ği'nde Cunningham Studio ödülu ve CSULB Fine Arts Affüiates bursu alan Sander, 1990'da da Harvard Üniversite- si bursu kazandı. Sander, havatına "dans ve güreş"in yön verdiğini söyluyor. Sa- natçı, "Belki bir gun lstanbul'a gelip gü- reş milli takımıraızla dans grubumu ku- rannı. Böylece Kafakoi Dans Grubu ku- rnlmuş olur" diyor. —Dans ederken istediğinizi yaratabi- liyor musunuz? —Yeni bir eseri bitirdiğim zaman iste- diğimi yarattığıma inanıyorum. Dans, sı- nırlarımı zorlamam için kullandığım bir araçür. Hayatı önce fiziksel, sonra da duşünce ve duygularla yaşıyorum. Bu yüzden dans ve güreş hayatımda bana yön veriyor. Danslanmda, ayakta kala- bilme ve yaşama savaşı var. Her dansı- mı depreme hazırhk provası gibi görii- yorum. Dansçılanm sahnede dramatik değil, gerçek ölüm kalım savaşı veriyor ve şu ana kadar da sağ kalabildik. —KoregrafUerinizde enerjinin yanı sıra zalim bir güç gösterisi var. Neyi amaçuyorsunuz? —Bence bu saf bir güç gösterisi, za- lim bir tarafımı gönnüyorum, ama bü- tün eleştirmenler bugüne kadar "Volvo Test Arabası", "Cebennem Rüzgân", "Şeytankovan" gibi yakıştırmalarda bu- lundular. Bunun nedeni, kullandığım aşın hız ve sahnede gerçek risklerle kar- şılaşmamız. tlk amacım, bu hız ve heye- can kullammı ile seyirciyi ilgili tutmak ve analiz etme süresini sıfıra indirmek. Böylece seyirci analize girişmeden, sah- nedeki eseri merak (ve kaygıyla) izliyor; ve dansı izlerken eve gidince ne pişire- ceğini düşünmeye vakti kalmıyor. (Ara- KAFAKOL DANS GRUBU — Mehmet Sander, grubuyla Türkiye'ye gelmek de isti- >or. Sander, "Belki bir günlstaabul'da güreş milli takınumızla dans grubu kuranm" diyor. "Böylece Kafakoi Dans Grabu kurulmuş olur." (Fotoğraf: Paul Mc Millen) da öyle olur ya!..) —Türkiye'den çıkmış bir dansçı ola- rak Amerikan dansı sizi etkiliyor mu? Yoksa kendi dans dilinizin peşinde misiniz? —Dans bir yerde bilimdir (hareket bi- limi). Her koregraf, laboratuvanna gi- rip bilim adamı düzeyinde araştırmah- dır. Ben de yoğun bir çalışmayla yerçe- kimi kaygısı olmayan bir dans dili pe- şindeyim. Yalnız matematik, geometri ve kinetik fizik kurallannın yoğunlaştığı bir anlatım için çahşıyorum. Merce Cun- ningham hep çok yakından takip ettiğim bir sanatçı oldu. Cunningham'uı alan kullammı ve dansçı hareketiyle zaman ilişkisi her zaman ilgimi çekti. Kendi dans dilimi yaratırken gureş, boks ve mi- mari çok yardımcı oluyor. Sahne al?nı- nın mümkün olduğu kadar ekonomik ve kısıtlı kullanıldığı eserler üzerinde çah- şıyorum. —Mehmet Memo Sander Dans Top- luluğu'nun tarihçesinden söz eder misi- niz? Amerika'da dansçı olarak yaşamak gün gectikçe zorlaşıyor. Bir Türk olarak nasıl başanyorsunuz? —Son dort yılda çeşitli dansçılar kul- lanarak, bu dansçılara bir güreşçi, bir halterci ve cimnastikçi katıp grubu kur- dum. Sanatla ilgili bütün dallarda yaşam sürmek zor. Bir yandan tutucu, dinci sağ gruplann sansür baskılan, bir yandan para, merak ve ilgi gelmemesi, bir yan- dan artan AIDS krizleri ve okuma ora- nının duşmesi, her şeyi zorlaştınyor. Ben öğretmenlik yaparak ve yardım fonu ara- yarak ayakta kahyorum. Hayatımı, son günume kadar dansa adadım, o yüzden şartlar zor da olsa bir şey değiştirmeye- cek; yolumda ilerliyorum. —Modern dansta şu günlerde Ame- rika'da neler yapdıyor? —Amerika'da 80'li yülarda post- modernizm akımı gelişti. Bill T. Jones, Mark Morris bu akıma yenilik getirdi- ler. 1990'da hukumetin sansür kısıtlama- lan sanatçılan daha da kızdırarak cin- sellik ve şok etkisi yaratan eserler yap- maya itti. En son gördüğüm gösteri Bill T. Jones'un Tom Amca'nın Kulubesi ve 52 Çıplak Adam'dı. Bu dans ırk ayrım- cıhğının yanı sıra eşcinselhğe olan aleyhte tutumu da eleştiriyordu. Amerika'da dans durakladı. Sanatçı- lar stüdyoda terlemek ve aylarca iyi bir eser çıkartmak için çabalamak yerine, kestirme yoldan pek de iyi olmayan '•perfonnance art" eserleri yaratıyor. Fi- ziksel yorgunluğu ve maddi tatminsizli- ği yüzünden dansçılar yılıyor. Bence baş- ka bir neden de koregraflann hareket üzerine araştırma yapamayıp dünku çor- banın çorbasını yapmalan. Dansın du- raklamasımn nedenlerinden bir diğeri de pek çok önemli gencin erken yaşta AIDS'den ölmesidir. Televizyonun oku- mayı ve kültürü yendiği bir toplumda se- viyeli bir seyirci ve dans izleyicisi bulmak zor. Bu yüzden ise çeşni katıp "yeni dans"ı geliştirmek yeni koregraflann elinde. —Türkiye'ye dönmeyi düşünüyor mu- sunuz? Donerseniz ne tur calışmalar ya- pacaksınız? —Yakın gelecekte gnıbum ile Istan- bul'da bir iki gösteri yapmayı düşünü- yorum. Gelecek üç yü şimdiden dolu. Kaliforniya ve New York'da gösterilere devam edeceğiz. Ayakta kalırsak yılda bir lstanbul'a gelip kısa sureli çahşma- lar yapacağim. Bir yerde temelli yerleş- meyi düşünmüyorum. özgür ve konsant- re çahşabileceğim her yerde yaşaya- bilirim. Grubumla birlikte buraya gelmeyi çok isterim. öğretmenlik yapmayı ve yeni in- sanlarla tanışmayı her zaman seviyorum. Kimbilir, belki bir gün tstanbul'a gelip milli güreş takımımızla dans grubumu kuranm. O zaman temelli buraya yerle- şebilirim. Böylece "Kafakoi Dans Gnıbu" kuruhnuş olur. Chefin oynadığı f Denidazlan i üç sinemada binden gösteriliyor Aşk, ozgürlugü oldurur mu?Kiiltur Servisi — Aşık olmak- tan korkan iki kadın... Bir an- ne ve kın. Aşk, özgürlüğün yit- mesi anlamına mı geliyor ve eğer öyleyse buna değer mi? tki denizkızı gibi denize atladığın- da boğulmaktan korkan iki ka- dın. "Denizkızları-Mermaids", Istanbul'da Beyoğlu Emek, Çemberlitaş Şafak, Izmir'de Iz- mir sinemalannda gösterime girdi. FUm, çocukluktan bir tür- lü kurtulamayan bir anne ile ar- tık büyüdüğunün farkma varan kızı arasındaki fırtınalı ilişkile- ri konu ahyor. Ünlü şarkıcı- oyunu Cher'in canlandırdıgı bu anne, Bayan Flax, biUnen anne- lerden değil. özgür, çılgın, kav- gacı, çekici, zaman zaman da tam anlamıyla bir deli... Kendi- sinin zıt yaradıhşındaki kızı ise rahibe olma tutkusuyla yanıp tutuşan küçük bir "hanımefen- di!" Amerikalı yazar Patty Danı/- ın aynı adlı romanından June Roberts'in senaryolaştırdığı fil- min yönetmenliğini Richard Benjamin üstlenmiş. tlk filmi "My Favorite Year'M 1982'de çeken Benjamin, bu filmle Os- car'a aday gösterüdi. 1984'te "Racing With the Moon", "City Heat", Tom Hanks ile birlikte "1116 Money Pit", Sid- tÇILGIN BtR KADIN — "Maske" adh fümde de aradışı bir anneyi canlandıran Cber, "Denizkulan^ ndabilinenannelerdenfarkh/'çdgın'birkadm. BobHoskinsde "Denizluzlan"nın başroDerinde ney Poitier'li "Little Nikita", Kim Basinger'h "My Stepmot- her is an Alien-Üveyannem Bir Uzaylı" ve son olarak da "Downtown" Fılmlerine imza- sını attı. "Denizkızlan"nın zengin bir teknik kadrosu var. Filmin gö- nıntu yönetmeni, "Öldüren Ca- zibe" fihnınden anımsayacağı- nız Howard Atherton, yapım tasanmcısı "Hannah ve Kızkar- deşleri"ne imzasını atan Stuart Wnrtzel, kostüm tasarımcısr ise "Küçük Korku Dükkânı"nda- ki ilginçlikleriyle tanınan Marit Allen. Film, 1960'h ydlarda geçiyor ve yansıttığı çevre ile izleyicide bir nostalji de yaratıyor. Kos- tüm tasanmcısı Marit Allen, o yülann "dar ve üste oturan" kı- yafetlerinin Bayan Flax'e çok uygun olduğunu söylüyor ve "Flax bir kadın olarak kendin- den çok emin. Bunu kıyafetle- riyle vurgulamaktan çok hoşnut oluyor" diyor. Filmin oyuncu kadrosu, son yıllann önde gelen Amerikan oyunculanndan Cher'in yanı sı- ra Bob Hoskins, VVinona Ryder, Michael Schoeffling ve Christina Rkci'den oluşuyor. Cher, 1985 yıhnda gerçek bir yaşamöyküsunden yola çıkıla- rak çekilen "Mask-Maske" fıl- minde de "sıra dışı" bir anneyi canlandırmıştı. "fw»ni7ifiTfan"nrta canlandırdı- ğı anne için ise şunlan söyluyor: "O herfcesin Doris Day'e benzemeye calıştığı bir dönem- de kendine özgu ve kararlı bir insan olmaya çalışıyor. Çok güçlü, çok esprili ve hiçbir za- man sıkıcı olmavan bir kadın. 6O'lı yıllarda auşümışın çok ote- sinde modern, kendi kurallan- nı koyabUen biri." Yönetmen Richard Benja- min, fümdeki iki temel kişiliğin hiçbir kategoriye giremeyeceği- ni vurguluyor ve "Anne yan kız yan kadın, km yan kız - yan balık. Her ikiside aynı deniz- kızlan gibi suyun hem içinde bem dışında kendilerine bir yer arayışı içinde" diyor. Spike Lee'nin Uungle Fever1 'fîlmi de ABD'de tartışmalamyol açtı Irk, seks, sınıf ve uyuşturucuSon Cannes Şenliği'nde ilk gösterimi yapılan "Jungle Fever", ABD'de gösterilmeye başlar başlamaz pek çok yeni tartışma yarattı. ŞEBNEM ATİYAS NEW YORK — "Vazgeçtfam, degmez, seni sevmiyonun ve se- nin de beni sevmiş oldağnndan ciddi olarak şüpheliyim. Aşkın her şeyin üstesinden gelebilece- gi sadece Walt Disney fUmlerin- de geçerbdir ve ben Disney fflm- lerinden nefret ederim." Cannes Festivali'nde ilk gösterimi yapı- lan "Jnngle Fever" fılminde, Amerikan sinemasını ciddiyetle sorgulayan Spike Lee'nin ırkçı- hk ve sinemayla ilgili mesajı bu sözlerde saklıydı. Füm ABD'de geçen hafta gösterilmeye baş- landı. Spike Lee'nin diğer film- leri gibi, gösterime girmesiyle birlikte pek çok yeni tartışma getirdi, toplumu kendine açtı. Geçen yıl Yusuf Hawkins adlı bir siyahın linç edildiği Nevv York'un Howard Beach adlı Italyan mahallesinden bir ka- dınla, Harlem'den evli bir adam arasındaki "yasadışı" ilişkiyi konu aldığı "Jungle Fever" hakkında Spike Lee şunlan söy- lüyor: "Jungle Fever'i Mo Bet- ter Blues filmini yaparken du- şünmeye başladım. Tam o sıra- da ABD'nin bir numaralı soru- nu olan ırkçüığı çok yanlı isle- mek gerekrigini düşündüm. Do The Right Thing ırkçıhk hak- kındaydı. Ancak sadece ırkçıhk kakkındaydı. Bu film ırk, seks, sınıf ve uyuşturucu hakkında. Bu daha çabuk parlayabilecek bir kanşım." Filmin Hariem'deki "uynştu- rucu evlerinde" çekilen sahne- lerinin yanı sıra hem sinematog- rafı, hem de metin açısından en etkileyici sahnelerinden biri, ko- casının bir beyaz kadınla kendi- sini aldattığını öğrendikten son- ra arkadaşlanna dert yanan si- yah kadının evindeki toplantı. Lee 'Jungle Fever' filmi için 'çabuk parlayacak bir kanşım' diyor. Sahne üç gün boyunca iki ka- meranın sürekli çahşmasıyla çe- kildi. Kadmlar topiantısında si- yah erkekler ve beyaz kadmlar çekiştirilirken "Siyah erkeklerin çogunlugu ya homoseksüel, ya uyuşturucu müptelası ya da ha- piste. İyi olanlan bunun farkın- da olduğu için en az 10 kadınla birden birlikte oluyorlar, sağa sola bir yığın bebek bırakıp çe- kip gidiyorlar" şeklindeki bir saptamaya, aldatılan kadın "Gerçi benim erkegim beni bı- rakıp gitti. Ama siyahlar arasın- da halen iyileri olduğu inancın- dayım, mesela işci sınıfına ba- kalım, bir otobüs şoföriı, çöp- çü ya da onun gibi bir şey onla- nn nesi \armış, onlar gayet nor- mal insanlar" diye cevap veri- yor. Konuşma, "Hele beyaz ka- dınlar, onlara hayret ediyorum. Siyah erkekleri, ekmekten son- ra kat edüea ikinci harika ola- rak göriiyorlar. Babalannın ha- yat boyu kendilerinden sakla- dıklan o üahi şeyi alabilmek için herşeyi feda edebflirler" gibi il- ginç ifadelerle çoğunlukla emp- rovize olarak devam ediyor. Brooklyn'in Cobble Hül ke- siminde büyüyen ve en-yakın ar- kadaşı bir ttalyan olan Spike Lee'nin siyahlara yönelik eleş- tirileri Afrikalı siyahlar arasın- da büyük tepki topluyor. Bu- na karşılık beyazlar arasında Lee'ye karşı bir sempati yaratı- yor. Hollywood'da beyaz sine- macılann ırkçıhk hakkındaki filmlerinde çoğunlukla filmin ırkçılığa karşı kahramanı bir be- yaz olur, siyahlann yamnda sa- vaşır. Böylece beyaz seyirci si- nemadan, "kötü beyazlann ya- nı sıra ırkçdıf a karşı savaşan iyi beyazlar" olduğuna sevinerek çıkar. Spike Lee'nin Hollywo- od'a karşı savaşının önemi de burada. Umuda \blculuk • FRANKFURT (AA) — En iyi yabancı film dahnda Oscar ödülünu alan tsviçreli yönetmen Xavier KoUer'in 'Umuda Yolculuk' filmi, Almanya'da gösterime girdikten sonra son derece olumlu eleştiriler alıyor. İnsan tacirlerinin oyununa gelerek tsviçre'yc kaçak girmeye çalışırken oğullan donarak ölen Türk ailesinin aa öyküsünü anlatan Koller, 'Rüyalar ve gerçekler' arasındaki çelişkiyi beyazperdeye mükemmel bir biçimde yansıüşıyla ovgü topluyor. Koller, gerçekçi eseriyle övülürken Fıhnin Türk oyunculan da Alman basınında olumlu eleştiri alıyorlar. Eleştirmenler, hayalleri yıkılan, hapse duşen ve çocuğunu yitiren Turk ailesine gösterilen tek tük insancıl yaklaşımlann, bu insanlara yapılan acımasız uygulamalan telafı edemediği mesajının filmde iyi bir biçimde verildiğini söylüyorlar. Kasedere zam • ANKARA (AA) — Sinema ve Müzik Eserleri Destekleme Fonu için uretilen her kaset ve plak kopyasından alınan kayıt tescil ücretlerine yüzde 100 zam yapıldı. Resmi Gazete'nin önceki günkü sayısında yayımlanan Bakanlar Kurulu kararına göre sinema sanayii ve müzik sanatının gelişimine katkıda bulunmak amaayla kurulan fonun gelirleri arasında yer alan sinema, video eseri, plak ve kasetlerden alman paylar yükseltildi. Karara göre daha önce her yerli film kopyası için alınan bin lira 2 bin liraya, yabancı film için alınan her S bin lira da 10 bin liraya yükseltildi. Yerli video kaset kopyasından bandrol başına alınan 300 lira 600 liraya, yabancı video kasetten alınan ücret de 1200 liraya, plaklardan alınan 50 lira da 100 liraya çıkanldı. Colombat'tan Robinson Crusoe • Kültür Servisi — Daniel Defoe'nun 'Robinson Crusoe' adh romammn son • adaptasyonunu ftansız sanatçı Jacques Colombat gerçekleştirdi. Gerçekçi bir bakış açısı ve boyah dekorlarla örülü fılm, Colombat'nın ilk uzun metrajlı çizgi filmi. Üç boyutlu Colombat imialı 'Robinson Crusoe" daha önce Fransa, Danimarka, Çekoslovakya, Romanya, SSCB ve Meksika'da ekranlara gelmışti. Doğa görüntüleri • Kültür Servisi— Ferdane Tutkaç"ın resim sergisi 1 temmuz günü Uran Kultür ve Sanat Merkezi'nde açüacak. 1951 doğumlu Tutkaç çalışmalannda doğadan gerçek görüntüler ve kesitlere yer veriyor. Sanatçı resim çalışmalannı Balıkesir'deki atölyesinde yürütüyor. Şimdiye dek iki kişisel sergi açan Tütkaç, dört de karma sergiye katıldı. Tutkac'ın resimleri 31 temmuz gününe dek görttlebilir. ATÇ, Norve<fte • Kültür Servisi — Amatör Tiyatrolar Çevresi, Uluslararası Amatör Tiyatrolar Birliği'nin (IATA) daveti üzerine, Norveç'in Halden kentinde düzenlenecek olan 20. Uluslararası Amatör Tiyatrolar Kongresi'ne temsilci gönderme karan aldı. Kongreye katılacak olan Amatör Tiyatrolar Çevresi temsilcisi, ülkemizdeki amatör tiyatro hareketini tanıtan ve sorunlannı dile getiren bir rapor sunmayı planhyor. Uluslararası Amatör Tiyatrolar Birliği'nin 20. Kongresi dünyanın çeşitli ülkelerinden amatörlerin bir araya gelerek birbirlerini tanımalarını ve yeni yönetimin belirlenmesini hedefliyor. Şenlik ve wor- shop'lann da yer alacağı kongre 29 haziran-6 temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek. Yuniıs'u anlamak • Kültür Servisi — Atilla Damar ve Yuksel Yaacı'nın 'Sevgi Yıh ve Yunus'u Anlamak' konulu söyleşisi 1 temmuz pazartesi günü, Uran Kültür ve Sanat Merkezi'nde izlenebilir. Söyleşi saat 16.00'da başlayacak.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog