Bugünden 1930'a 5,502,228 adet makale



Katalog


«
»

CUMHURİYET/14 27 HAZİRAN 1991 -• m- Ozal: Bunlar oligarşinin temsilcisi BAŞKENTTENAHMETTAN (Baftarafi 1. Sayfada) Nezih Demirkent ise haberin doğruluğunu tartışmayacağıaı belirterek "Zaman kimin dog- ra söylediğİBİ elbette ortaya çı- karacakür" dedi. Demirkent, demokrasinin savunuculan ba- şında gazetecilerin yer aldığını da hatırlatarak "açıklık politi- Itaa geregi bazen sevflmeyen ka- berierin çıkmasından rahatsız ojunmaması gerektigiııi" söyle- di. "GizK kalmış Özal-Güreş gö- rüşroesini açıklıyoruz", "Ordu erken seçim istedi" başlıklı ha- ber kamuoyunda ve siyasi çev- relerde yankı uyandırdı. Bay- ram Gazetesi'nin birinci sayfa- sında yer alan haber aynen jöyle: "GeneUcunnay Başkanı Or- general Doğan Güreş, Cumhnr- başkanı Turgut Özal'a, ülke so- runlannın aşılması için Tiirk Si- latüı Kuvvetkri'nin gerekli gör- düğii çözinnün, 'Bir an önce er- ken seçime gidümesi' oldugunu söytedi. 29 Mayıs 1991 Çarşamba gn- aü Çankaya Köşkü'nde yapüan göraşmede, Orgenersl Gureş'in bn sözterini farklı biçimde yo- rmnlayan Cumhurbaşkanı Özal, 'Yani bu sözleriniz bir ne- vi muhtıra mı oluyor' diye sor- du. Gireş'in, 'Hayır' yanıb flze- rine, 'Eğer muhtıra ise söyledik- lerinizi kamuoyuna açıklanm' diyen Özal, Güreş'in, 'O zaman ben de bunlan dostça söylediği- mi açıklanm' demesiyle rahat- ladı ve şubat ayından önce bir erken seçime gitmenin söz ko- nusu olmariıgını bildirdi. GeoeJ- kunnay Başkanı Orgeneral Gtt- reş ise Ozal'ın bn sözferine, 'Ne kadar erken yaparsanız o kadar iyi olur. Bir an önce yapmanızı tavsiye ederim' karşıhgmı verdi. Cumhurbaşkanı Özal ve Ge- nelkunnay Başkanı Orgeneral Giireş, yaptıklan ikili göriişme- den sonra yakın çevreterine, ne- lerin konnşulduğunu uzun uzun anhttıl^r, Bu çevreierden topar- lanan bilgilere göre Orgeneral Güreş, son aylarda Silahh Kuv- vetler mensuplanna yönelen te- rörün sıkjntı yaratbğını iletti. Özeüüde orduda kritik görev- lerde bolunmuş ya da halen bn tör görevleri yerine getiren ge- neraDere karşı girişilen saldın- Imru huzursadugu derinleştirdi- gini anlatan Orgeneral Gttreş ile Cnmhurbaşkanı Özal arasında- ki konuşma daha sonra şoyle bu huzursuzluğu ben de şansen duyuyorum. Artık generailer bi- le öldünilüyor. Aynı akıbete al- baylar, genç subaylar, astsubay ve erler de uğruyor. Olaylar sa- dece Güneydoğu'da değil, An- kara'da, lstanbul'da, Adana'da yaşanıyor. Bu durum, ciddi sı- kıntılar yaratıyor. Benim altun- da da ciddi rahatsızlık var.' '— Haklısuuz. Devleti yıprat- mak, siyasi istikrarı bozmak is- teyenler yeniden kıpırdanmaya başladılar. Ama çıkanlan son kanunla (Antiterör Yasası) dev- letin kararlı bir şekilde bu olay- ların üzerine gideceğini gös- terdik.' '— Sadece kanunla olmuyor Sayın Cumhurbaşkanım. Poli- sin baskı altında olduğu için gö- revini yapamadığı gibi bir izle- nim doğuyor. Tek rahatsızlığın terör olmadığmı siz de biliyor- sunuz. Ekonominin durumu or- tada. Kamuoyunda da bUytik rahatsızlık var. Onu da rnüsahe- de ediyorum. Hükümetin yete- rince güçlü olmadıgı, Meclis'in çözüm bulamadığı inancı yay- gınlaşıyor. Bu ytizden, bir an önce seçim yapılmasında yarar olduğu inanandayım. Memle- ket, artık bir seçim yapıhrsa fe- rahlayacaktır.' GenelkDrmay Başkanı Orge- neral Güreş'in sozlerini o ana kadar itiraz etmeden dinleyen, hatta zaman zaman başını öne dognı sallayarak bu sozlere ka- tıldığını beiirten Özal, son söz- leri duyunca biraz irkiliyor ve sonıyor: '— Yani, bu sözleriniz bir ne- vi muhtıra mı oluyor?' '— Hayır.' '— Eğer muhtıra ise bu söy- lediklerinizi kamuoyuna açıkla- nm.' '— O zaman ben de bunlan dostça söylediğimi acıklanm. Kaldı ki muhtıra değil. Gerçek- ten dostça söylenmiş sözler. Be- nim, benim altımın ve kamuo- yunun görûşlerini yansıtıyor.' '— Biliyorsunuz, seçim konu- su Meclis'in takdirindedir. Be- nim bir müdahafcm olamaz.' '— Sayın Cumhurbaşkanım, Meclis'te ANAP çoğunluğu du- ruma hâkim ve sizin, bu millet- vekilleri üzerindeki etkinizi her- kes biliyor. Bir vesile bulup, uy- gun bir şekilde erken seçimin za- ruri hale geldiğini söylerseniz, bu sözleriniz etkili olacaktır ka- naatindeyim.' '— Şubat ayından önce seçim yapmamız söz konusu değil. Bu yıl mumkün görmüyorum.' '— Ne kadar erken yaparsa- nız o kadar iyi olur. Bir an ön- ce yapmanızı tavsiye ederim."' Külliyen yalan, asparagas Cumhurbaşkanı Turgut Özal, bayram tatüini geçirmekte oldu- ğu Marmaris Okluk koyunda Genelkurmay Başkanı Orgene- ral Güreş ile görüşmesi sırasın- da, Güreş'in erken seçim istediği yolundaki haberlerin "küUryen yalan, asparagas" olduğunu söyledi. özal, bu konuda gaze- tecilerin sorulannı yanıtlarken şöyle dedi: "Yani ben bayret etüm. Ne- zita Demirkent gibi Gazeteciler Cemiyeti Başkanı'nın gazetesjn- dc hem de isimsiz yazıyor. Dik- kat edin. Agır bir cevabunız var. Hem bir taraftan demok- rasi havarisi kesiliyor, hem de böyie muhtıra, biimem ne özk- mi içinde bulunacaklar. Oligar- şinin temsücisi bunlar. Bnnlann içerigine iüşkin nerşey tamamıy- la uydunna. Bir kere Genelkar- may Başkanı, siyasi otoriteyi kabul etmiş bir adam. Bu konu- da eskileriyk, yani daha evvel- Id hadiselerte hiç alakâsı olma- yan bir kimse. Tiırkiye'nin bu- gtinkü durumunu da biliyorsu- nuz. Bunu yazabilmek için in- sanın hakikaten bu gibi bir öz- iem içinde olması lazıın. Bunu izah edemezler." özal, bu tür konuların Tür- kiye'nin gündeminde tutulmak istendiğini, ancak bunun geçerli olmayacağım söyledi. Cumhur- başkanı, "Böyle bir endişeniz var mı? Muhtıra ya da darbe gibi" diye soran bir gazeteciye yanıt olarak, "Hayır, hayır. Hiç böyle bir şey olmaz. O devirler geçti bir kere Türkiye'de. Bu bazı insanlann hayaUerinden ge- çivor. Bunu biz bÜiyoruz ve ma- alesef de bazı gazetelerin hayal- lerinden geçiyor. Ama millet bunlan iyi tanıyor tabü" dedi. özal, Orgeneral Doğan Güreş ile yaptıgı haftahk olağan görüş- melerin çerçevesinin TSK oldu- ğunu, Güneydoğu Anadolu'da- ki bazı konular ile Türkiye'nin etrafındaki askeri durumların bu görüşmelerde ele alındığını kaydetti. özal, gunlük siyasi de- ğerlendirmelerin bu görüşmeler- de kesinlikle ele alınmadığını, Silahh Kuvvetler'in modernizas- yonunun ve diğer sorunlann ele ahndığını ve bunun dışma çıkıl- madığım kaydetti. özal, "Erken seçim konusun- da ne düşunüyorsunuz" diye so- ran bir gazeteciye, "Meclis'in karan. Meclis karar verir, erken seçim olur. Benim tahminim, önümuzdeki sene olur bir kere. Ama, bu mayıs haziran mı, ey- lül ekim mi, bttemem. Ama ber- Inönü: Seçim takvimi açıklansın (Baştarafi 1. Sayfada) Konuşmalar '— Sayın Cumhurbaşkanım, ğini vurguladı. Halkın iktidara büyük tepkisinin olduğunu, bu nedenle Yıldınm Akbulut'u ANAP'hlann genel başkanlık- tan da indirdiğine dikkati çeken Inönü, "Ancak, partinin bütün- lüguyle güttugü politikada bir degişikük yoktur. Ama, halkın beklentileri konusunda angaje obnuştnr. Bu hüküroet anayasa- yı ihlal etmemeti ve seçim konu- sunda anayasanın geregini yeri- ne geürmetidir. Bu konnda ben bir açıklık getireceklerine inanıyorum" dedi. tç ve dış politikada sorunla- nn büyüklüğüne ve ANAP'ın yetersizliğine de işaret eden Inö- nu, bir gazetecinin, DYP ile ge- çen aylarda ortak yayımladıklan deklarasyona dikkat çekerek, "Geregini yapanz" dediklerini vurgulaması üzerine de, bunun hükümetin ortaya koyacağı dav- ranışlara bağlı olduğunu söyle- di. SHP lideri, ara seçim ya da genel seçim konusuna bir açık- hk getirilmemesi halinde muha- lefet partilerinin de buna yöne- lik girişımlerde bulunacaklannı ifade etti. SHP lideri, ANAP'ın sorunu- nun "yüzde 10 barajını aşıp aşamamak" olduğunu da kay- dederken, halkın tepkisinin art- tığını ve seçime gitmedikçe oy- lanrun daha da düşeceğini be- lirtti. Inönü, Türkiye'de genel seçimlerin dört yılda bir yapıl- dığını da anımsatırken, hiçbir zaman 5 yıl bir ara verümediği- ni, askeri rejim döneminde ge- tirilen bu uygulamanın da yeni anayasayla birlikte ortadan kal- kacağını dile getirdi. Ülkede siyasal istikran sağla- yan unsurun demokrasi olduğu- nu da anlatan Inönü, özal'ın "Koalisyon olmasın" mesajlan- na karşıhk olarak da, "Halkın tepkisini anlamakta en çok zor- luk çeken de Sayın Özal. Hep kendi fikirlerini anlatıyor ve ta- rafsız davranamayacagım yine göstermeye çalışıyor. Koalisyon olacak mı olmayacak mı, ona halk karar verir. Cumhurbaşka- nı degil. Cumhurbaşkanı yanlış halde kasım degil. önümüzde- ki yıl olur. Olur da... (Güle- rek)" yanıtım verdi. özal, ara seçim olup olmayacağı sorusu- na ise "O arbk erken seçimin durumuna bagh" diye konuştu. Okluk Jcoyundan gazetecile- rin kendisini izlemek için yerleş- tiği lngiüz koyuna kadar yüze- rek gelen özal, daha sonra sır- ünda bornozu bulunduğu halde gazetecilerin sorularını yamtla- dı. Cumhurbaşkanı, Orgeneral Doğan Güreş haberiyle ilgili olarak yaptığı yazılı açıklama- yı da getirterek okudu. Cum- hurbaşkanhğı Sözcüsü Büyükel- çi Kaya Toperi'nin imzasını ta- şıyan açıklama şöyle: "26 Haziran 1991 tarihh Bay- ram Gazetesi'nde yayımlanmış olan 'Gizli kalan Özal-Güreş görüşmesini acıklıyonız', 'Ordu erken seçim istedi' başlıklı ha- ber tamamen uydurma ve ya- landır. Bütüniıyie hayal mahsn- la bu haber demokrasi havarisi geçinen bazı bilinen kişilerin gerçek yüzlerini ve şuur altlan- na yerleşmiş olan 'Muhtıra', 'Ordu müdahalesi' gibi özlem- lerini ve demokrasi ile ve bugün içinde bulundugumuz banş ve refah ortamıyia bağdaşmayacak utanılacak antidemokratik anla- yışlannı ortaya çıkarması bakı- mından ibret verickUr. Bu gibi tamamen asılsız ha- berleri uydunıp Bayram Gaze- tesi gibi yayın organlanna ya- zanlann takdirini yiıce milleti- mize bırakıyomz." özal, bu haberin Bayram Ga- zetesi'nde yayımlanmasının ha- berin tekzip edılememesi açısm- dan da önemh olduğunu kay- detti. Genelkurmay Genel Sekreter Vekıli Kurmay Albay Halil Ka- anlamalar yaratacagına halka tarafsızlığıyla yardımcı olmalı" diye konuştu. İnönü, ANAP'ın istediği zaman küçük partilere destek olduğunu, işine geldiği zaman da seçim sistemini değiş- tirdiğini, sonra da "Koalisyon olmasın" diye görüşler ortaya attığını anlatarak, "Halknmz da bunlan göriiyor" dedi. Inönü, "Siz iktidara hazır ol- duğunuzu soyieyebiliyor musu- nuz" sorusuna ise, "Söyleriz, söylüyoruz" diyerek, bunun için programlarını hazırladıklarım ve ülke sorunları hakkında çe- şitli komisyon ve ekip çahşma- larıyla ortaya koyduklan rapor- lann da bunun belirtisi olduğu- nu söyledi. laycı, şu yazılı açıklamayı yaptı: "1. 26 Haziran 1991 günii ya- yımbuıan Bayram Gazetesi'nde 'Ordu, erken seçim istedi' baş- lıklı bir yazıda, Cumhurbaşka- nı Sayın Turgut Özal ile Genel- kurmay Başkanı Orgeneral Do- ğan Güreş'in, 29 Mayıs 1991 Çarşamba gttntt yapüklan gö- rttşmede, ülke sonınlannın aşıl- ması için Ttirk Silahlı Kuvvet- leri'nin erken seçim yapılması- m istedigine ilişkin bir haber ya- yımlanmıştır. 2. Gerçekle ilgisi olmayan, si- yasi içerik taşıyan bu haberde yayımlanan konuşmalar ve Ge- nelkurmay Baskanı'na atfeduen ifadeler hayal üriinüdür. 3. Kamuoyunun aydınlatıl- ması ve dogru bilgilendirilmesi için bu açıklamanın yapılması- na gerek görülmüştür." Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nezih Demirkent ise yaptığı açıklamada şöyle dedi: "Haberin doğruluğunu tartı- şacak degilim. Bildigim kada- nyla Ankara'da çalışan sorum- lu bir gazeteci arkadaşımız ha- beri yazmış, Istanbui'da bulu- nan deneyimli arkadaşlanmız da haberi uygun bir şekilde de- gerlendirmiş bulunuyoriar. Za- man kimin dogru soyiedigini el- bette ortaya çıkartacaktır. Anlayamadıgım husus, Sayın Toperi'nin haber dolayısıyla 'muhtıra', 'ordu müdahalesi' gibi bazı kelimeleri kullanarak bu yolda bir ozlem olduğunu di- le getirmiş olmasıdır. Demokra- sinin kurallaruu korumak, mes- legimizin, asH görevidir. Dene- yimli arkadaşlanmın antide- mokratik bir anlayış içinde ol- duklannı ileri sürmek yanlışür. Ve gelecek için birtakım ciddi yanhşüklan gundeme getirecek bir davranıştır. Kaldı ki büdigim kadanyla bu haber daha önce yüksek tirajlı bir gazetede de konuşutanuş, ya- yımlanıp yayımlanmaması tar- tışılmışür. Sayın Özal ve Sayın Toperi şuna emin olmahdır: De- mokrasinin savunur-ulannın ba- şında gazeteciler yer almaktadır. Ama açıklık politikası gereği bazen de sevmedigimiz haberier çıkıyorsa bundan da rahatsız ot- mamak gerekir. Ben tekrar edi- yorura, zaman gerçekleri orta- ya çıkaracaktır." öte yandan, tartışmalara ne- den olan, "Ordu seçim istedi" haberi, geçen hafta yayımlanan Tempo dergisinin 'Fısıltı' köşe- sinde de "ad ve yer" belirtilme- den BayTam Gazetesi'ndeki ha- berin benzeri biçiminde yer almıştı. (Baftarafı 1. Sayfada) ğı koltuğu bile kazanamayanlar. Ama onlar için yine de ber şey bitmiş degil. Başbakan Yıl- maz, onlann istikbale yeniden umutla bakmalannı saglayacak bir müjde verdi: "Tttrn Babh demokratik ülke- lerde olduğu gibi ülkemizde de siyasi bakan yardımcdıklaruun ibdası için anayasa degişikngi önerisi verecegiz." Yılmaz, yine de vefalı bir li- der. Bakan olamayan bu 70 kü- sur Idşiye vaat yerine oğüt de ve- reoihrdi: "Jnsan bakan olmadan da mutlu olabilir. Osman Bö- lükbaşı hayatında hiç bakan ol- madı. Ama kendisi çok mutlu bir insandır" gibi... Başbakan Yılmaz, bnnu yap- madı. Açık bir biçimde bu 70 mutsuz insan için "Batı ülkelerindeki" gibi "bakan yardımcılığı" önerdi. Bakan olamayan bir insan için bakan yardımcısı ulmak hiç kuşkusuz gerçek bir teselli mü- kfifaüdır. Bu mukâfata kavuş- mak için ise "yalmzca küçuk bir anayasa değişikligi" gerek- mektedir. Bir de elbette, bu hükümetin 5 temmuz günü güvenoyu alması... Eski Başbakan Akbulut'un dünkü sürpriz açıklaması, 70 mutsuz insan için yeni bir umut ışıgı oldu. "Güvenoyu vermeyecegim" diyen Akbulut, yeni bir kabine kurulmasuıa or- tam hazırlayacak. Yeni bir kabine, bu 70 mutsuz insan için yeni bir şans demek. Gerçi ANAP hükümetine, ANAP eski lideri Akbulut'un güvenoyu vermemesini ANAP'- ın bölünmesi olarak görenler var. Ama bn bizce doğru bir sapüuna degil. Akbulut'un arkasındakiler- den Namık Kemal Zeybek de aynı kanıda. Zeybek, "Güveno- yu vermemek niçin seçimk so- nuçlansın? Mesut Bey, yeni bir kabine listesi daha hazuiar, onu güvenoyuna sunar" diyor. Bu, elbette yalmzca "Mesutçu" 70 mutsuz adam için değil. "Akbulutçu" 90 mutsuz adam için de yeni bir umut ışı- gı. Kurulacak ikinci Yılmaz hii- kttmeti, birinci Ydmaz hükümeti bakanlanna verdigi türden bir- iki haftalık bakanlık heyecanı saglayacak. Anayasanın verdigi olanaklar ölçüsünde yeni dengelere göre yeni hükümetler kurulabilecek. Bu konuda degişmez siyasal ka- lıplar, engeller yok. Yeni hükü- metler, yeni dengelere göre ye- niden oluşturulabilir. Tıpkı birinci Yılmaz hükümeti gibi._ Yılmaz hükümeti, kongre ve- ya parti grubu dengesine göre değil. çok degişik siyasal gerçek- lere göre oluşturuldu. Kongre dengesine göre kmrul- saydı, 40 kişilik MKYK listesia- de 39. sıraya layık görülen MBS- taf a Taşar'a parti genel sekreter- ligi herhalde verilmezdi. Aynı biçimde, milletvekiH dengesine göre kurulsaydı, "ba- kan yapılmasuı" diye 91 millet- vekUinin deklarasyon verdigi Ta- şar, fiili "Başbakan siyasi yardımcısı'' olamazdı. Yılmaz bükümetinin iki nu- marası olan Pakdemirli'ye veri- len, ekonomide "tek adam'lık statüsü de öyle... Pakdemirli, "Semra Hanım partiye genel başkan seçilirse memleketi terk ederim" diye açıklama yapmamış mıydı? Semra Özal, ANAP'a genel başkan degil, İstanbul'a il baş- kanı olarak bem Pakdemirii'yi başka ülkeye göçmekten kurtar- dı bem de onu, açıkça destekle- diği Yümaz hükümetine Başba- kan yardımcıa yapb. Siyasal dedikodular, Semra Hanım'ın Adnan Kahveci'ye ba- yılmadıgı yolundadır. Ama bu, Kahveci'nin bakanhgına engel olamıyor. Çünkü gorunmez dengeler var. Mesut Yılmaz'ın Dışişleri Ba- kanugı'ndan istifa etmesine yol acan bakanlardan birisi Kâmran tnan'dır. Ama şimdi dengeler Yıtmaz'ı tnania birlikte ynhym». ya zoriamışür. Hem de kendi kabinesinde. Bn göriinmez denge örnekle- ri, Yılmaz'ın kabinesine "ker- hen" aldığı yirmi küsur bakan için de tek tek dogrudur. Yıl- maz, bu kabineyi kendisini ilk baştan beri destekleyen en yakın arkadaşlannı (Kalemli ve Akar- calı hariç) dışanda bırakarak kurabilmiştir. Göriinmez dengeler, Akbu- lut'un dün yaptıgı "güvenoyu vermeyecegim" açıklaması ile hükümeti nereye kadar götüre- bilir? Akbulut'a dün telefonda bu soruyu sorduk. "Ben onu bikmem" dedi. "Ben oy vermeye gitmeyecegim, ötesini arkadaşlanm bilir." "Arkadaşlar"ın ise Akbulut'- un izinden gideceklerini soyle- mek zor. Çünkü işin ucunda ANAP hükümetini engelleyip seçime gitmek var. Buna ise ka- rar verecek "arkadaş" sayısı ye- terli degfl. Ama göriinmez denge hükü- metini bu "arkadaşlar" yüzün- den hayli zor günlerin bekledi- ği kesin... T Haydi Beyoğlu'na çıkalım... C u m h u r i y e t K ı t a p K u l ü b ü İ s t a n b u l F i l m A j a n s ı B e y o ğ l u S i n e m a s ı i ş b i r l i ğ i i l e Ö d ü 11 ü F ı I m I e r - K i t a p S e r g i s ı - A f ı ş v e K a r t l a r ingilizce zamanı: SUMMERSC/ÎOO/TIME Bu yaz da, çağın dili İngilizce'yi "İngiliz Kültür " öğretiyor. 30 yılı aşkın süredir, her yaz, her kış olduğu gibi... Genç, neşeli ortamda... İngilizce' nin uzmanlanyla ... "İngiliz Kültür", British Council' in Türkiye' de desteklediği tek kuruluştur. İstanbul da ve İngiltere' de her yaşa uygun özel ve genel amaçlı îngilizce için, "İngiliz Kültür "ü arayın . I>* Hrıt.-M .*ı/mli •00*00* o*o*o*o oo***oo ODtllOO o*o*o*o •oo*oo* II tstanbul Türk-tngiliz Kültür Derneği Nişantaşı Eğitim Merkezı: Süleyman Nazif Sok. No. 68 Nişantaşı Tel: 132 82 00 (5 Hat) Kalamış Eğitim Merkezi: Manolyalı Sok. No. 6 Kalamış Tel: 347 55 64 28 Haziran Cuma: 29 Haziran Cumartesi. 30 Haziran Pazar. 1 Temmuz Pazartesı: 2 Temmuz Salı: 3 Temmuz Çarşamba: 4 Temmuz Perşembe: T a n g o I a r Yön.: F.E. Solanas 1985 Venedık Jurı Ozel Ödülü E r k e k I e r Yön.: D. Dörrie 1986 Vevey Güldürü Fılmlen Büyük ödülu Benim Güzel Çamaşırhanem Yön.: S. Frears 1986 Rıo Büyuk Odulü G ü n e y Yön.: F.e. Solans 1988 Cannes En İyi Yönetmen ödülu A ğ ı t Yön.: Z. Fabri 1982 Berlin Gümüş Ayt Ödülü T a x i B I u e s Yön.: P.Loungine 1990 Cannes En lyı Yönetmen ödülü B a ğ I a B e n i Yön.: P.AImadovar 1990 Karlovy - Vary Jüri Özel Ödülü Galeri • 146 97 38 • 132 64 26 MARMARA ÜNİVERSİTESİ Ataturk Eğitim Fakultesı Resırn Bolumu öğrencılerı GENÇLER SERGİSİ 7 Haziran - 31 Temmuz D E R İ M O D K Ü L T Ü R M E R K E Z İ S a b ı t y o l u B e $ k a ^ d e $ l « ' O u r a k K a z i ç e î m e İ S T A N B U L 5 4 7 1 6 M-6 f « Osmanlı Kumaş ve Işlemeleri Sergisi ATİUA tKŞİNOZLUGİL KOUKSlfONU 19 Haziran - 25 Temmuz 1991 SANAT GALERISİ TEL 524 35 92 146 97 38 132 64 26 RÖNESANŞ SANATEVİ Öğretiriz, kazandınrız. 1990 yılı Süper eğitimle Gerçek hocalarla, 24 birincilik ikincilik ve ilk sıralar RÖNESANS SANAT EVİ Caddebosian Tel: 3680060 1991 Y u n u s N a d i Ö d i i l l e r i Kısa Film B i r i n c i l e r i D ü e t Yön.: Yeşim Ustaoğlu Onlarla Pek Sık Görüşmedik Yön.: Hakkı Mısırlıoğlu Kısa fılmler suarelerde. fılmlerden once gosterılecektır. Hatta boyunca sınema gırışınde Cumhuriyet Kitap Kulübü kıtap sergısı duzenlenecek, aynca tstanbul Uluslararası Film Festivali parelelınde Sınema Severler Derneğt tarafından duzenlenen afış yarışması bınncılerının afış kartpostalları ve posterlerının satışı yapılacakor. SAĞLIK ve GÜZELLİK REHBERİ ÇANAJANS 1510044 FAX: 1514155 FROKTOLOGIE HEMOROİD-FrSTÛL VARİSLERİN INFAROT, İĞNE İLE TEDAVİSİ Op. Dr. Hayatl F. KOCAL Bankalaria anlaşma vardır Runei Cd. Ogan Ap. No.16-2 Nişantaşı Tel: 141 35 89 132 0120 UMUT OPTIK Artüc Birden Fazla. Gözlüğe gerek yoJc VARİLUX CAM Her uzaklıktan sajlarnet ORGANİK CAM Normai camdan % 50 hafif, kınlmaz LENTİLUX CAM Nornial camdan % 80 daha ınce ANTIREFLE CAM Işığa Karşı gözü koruyan TİTAL CAM Normai camdan % 40 daha ınce Çalışma slstemlmiz bllglsayarttdtr Gözlüğûnüz PHOTOCENTRON cıhazıyla resim çekilıp, merkezJenerek yapılır. Umut Optikte güleryüzle tanışın. Cad No 228-3 (Tohrettın Konm Gökay Köşkü Karysı Zlve<boy Yolu) GöztepeTet:366 03 91 Fax: 368 03 91 Deniz Tıp Merkezi Polıkiınık, Râotgen, Laboratuar EVLERDE ROIMTGEN CEKİLİR 24 saat Acll Servis Nokta Durajı BOSTANCI-İST. . 3881534 K A D I K O Y LISKUR SURUCU KURSU T A K S İ T L E D«vrel»r: Hafta Şonu: 29 Haziran Hatta içı: 1 Temmuz Sabah - Akşam KADIKÖY (SâJOUuç«?me Camı yan) 349 18 24-349 18 25 336 02 06-336 02 79
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog