Bugünden 1930'a 5,503,278 adet makale



Katalog


«
»

CUMHURİYET/2 OLAYLAR VE GÖRÜŞLER 21 HAZİRAN 1991 Mr Coşku Gecesi MELİH CEVDET ANDAY Büyük müzısyenıııuz Ahmed Adnan Say- gun'un "Yunus Emre Oratoryosu"nu bırçok kez dınlenuşımdır, Uluslararası Istanbul Fes- tıvalı'nın ıse butun açılış törenlennde bulun- dum, fakat 14 Hazıran 1991 cuma akşamkı 19. Festıvalin açılış törenı konsennde yepye- nı ve bambaşka bır duygulanım ıçınde kaldım Sanınm genel bır coşku egemendı salona. Say- gı ıle uzun uzun alkışlandı yapıt Festıval Yö- netım Kurulu Başkam Nejat Eczacıbaşı'yı ve Genel Mudur Aydın Gun'u bu başarılı açılış törenı ıçın bütün ıçtenlığımle kutlarım UNESCO, 1991'ı butun dunyada "Yunus Emre Yüı" olarak duyurmuştu ve Yunus Em- re büyük bu- Turk ozanı ıdı, Uluslararası Fes- tival, Ahmed Adnan Saygun'un bır başyapı- tı ıle açüıyordu ve Ahmed Adnan Saygun bu- yük bır bestecımızdı Burada "ulusal" olan- la "evrensel" olanm başarılı bırhğmden do- ğan gurur -evet, gunır- mutluluk verıcı ıdı el- bet Toplumumuzun yuzyıllardır ardında ol- duğu bır kultur amacının parlak bır gerçek leşme örneğı karşısındaydık Ozanımız, bes- tecımız, orkestramız, koromuz, solıstlenmız, yabancı şef, yabancı korıstler, Turk sanat de- hasınm dunya ıçındekı özgun yenm kutluyor- duk sankı Bu ıyımserlık coşkusu ıçınde dı- yebıln"im kı Yunus'un şıırınden de Saygun'- un muzığınden de yepyem tatlar aldım Oza- nımız, ınsancı olanı bulduğu ıçın yenı kalmış- tı, bestecımız ıse ondakı bu tazelığı, uygarlı- ğın en ustaca yaklaşırru ıle çağımıza getınyor- du Nasıl sevınmeyeyım' Bu olay dolayısıyle ıkı sorunumuza, kısa- ca da olsa değınmek ıstıyorum Bızım, Yunus Emre'yı değerlendırmemız de evrensel muzık- te, uygarhk muzığınde >er almamız da kola> olmamıştır Yunus Emre, Turkçe denılen kaba dılde yazdığı ıçın eskılerce yuzyıllar boyu kuçum- senmıştır Hıçbır Dıvan şaırı onun adını an- maz Bu kuçumseme Tanzımat'tan sonra da sürer; hattâ daha kötü bıçımde Namık Ke- mal, Sahaflar'da elıne geçen bır manzume kı- tabını, "Dervış Yunus'unmuş" dıyerek \ere atar Prof Fuad Köprulu, "Türk Edebıyatın- da Ilk Mutasavvıflar" adlı yapıtmda Yunus Emre bölümunun bır vermde şöyle dıyor "tlk edebiygt tarihçılenmız demek olan şu- ara tezkıresi sahiplerinın bir kısnu -meselâ Se- hî B«y, Lâtifî, aruz vezni ile vazan şair birta- kıra şeyh ve mutasavvıflardan soz ettikleri halde, Yunus Emre'den bahsi luzumsuz say- mışlar, Âşık Çelebi ıse -Şakayık sahibine uyarak- ona yedi sekız satır ayırmakla bera- ber eserlerini şiir olmaktan çok tasav vufî ila- hîier saymaktan kendinı alamamıştır." Yunus Emre'nın okuma yazma bılmedığı- ne ılışkın söylentı, onun kuçumsenmesıne ne den mı olmuştur, yoksa kuçumsenmesı ıçın mı uydurulmuştur? Yunus Emrem oldu fakır Ecel öfkesını dokur Gönül kıtabından okur Elıne kalem almadı Işte kendısı de söylüyor elıne kalem alma- dığım Fakat unutmamalı kı eskı şaırler şıırı yazmazlardı, soylerierdi. Ayrıca okuma yaz- ma bılmedığını söylemek, o zamanlar ovun- me yenne geçerdı Bunun gıbı, bır şaırı öv- mek ıçın de onun cahıllığı ılen surülürdü, böy- lece o, tanrısal bır nıtelık kazanmış olurdu Fuad Köprulu dıyor kı " bu çok sade Turk dervışı, herhalde Mevlânâ'nın Farsça şurlenn- den zevk alacak kadar Acem edebıyatını ta- myordu " Buncası bıze yeter Benı asıl ılgılendıren Yunus Emre'nın, Turkçeye böylesıne ıncelıklı anlatım olanağı- nı nasıl getırmış olduğudur Mevlânâ'nın ışı kolaydı, ışlenmış bır şur dılını, Farsçayı kul- lanıyordu o, ama bız Yunus'tan önce dılı bu yetkınlıkte kullanan başka bır Turk ozanı bıl- mıyoruz Yazınımızın (eieştırımızın) asıl buyuk yanıl- gısı, Yunus Emre'yı bır tarıkat şeyhı olarak ele alması, fakat bır şıır yaratıcısı olarak de- ğerlendırememesıdır Acem-peresti-i Rum'un imale devrinde buna olanak yoktu. Tasavvu- fu, tankat gızlennı merak etmedığımız ıçın de bu buyuk ozanımız unutuldu gıttı Onu çağdaş bır anlayışla ılk değerlendıren Burhan Toprak oldu Bu yazarımızın 1933'te yayımladığı "Yunus Emre Dıvanı" o gune de- ğın bu konuda yapürmş çalışmalara hıç ben- zemıyordu, o yuzden de etkısı buyük oldu Yunus'u yenı tanıyorduk Burhan Toprak, yapıtında bu buyuk ozana bu- yaşamöykusu bıçıyordu Neye dayanarak1 Çunku Yunus Emre'nın yaşamına ılışkın olarak bıldıklerı- mız çok azdır, çoğu menkabedır Burhan Toprak'a gınştığı bu guç ışte, Yunus'un şur- lerı yol gosterıcılık yapıyordu Ama bu yön- tem uygulamrken yorum, buyuk görevler ust- lemyordu Yunus Emre başlangıçta ınançsız- dı, manma çabaları ona büyuk acılar çektır- dı Kısa kesehm, sonunda ınanca vardı, du- ruldu Doğru mu bu anlatılanlar? Bu soruyu başka bır soru ıle yanıtlaya- lım Doğru olması ılle gereklı mı7 Burhan Toprak, çağdaş bu- yaklaşımla ürün ve yaşam arasında bır koşutluk kuruyordu Gerçekten de yararlı oldu bu yaklaşım, bu- yuk bestecımız Ahmed Adnan Saygun'un ölumsüz yapıtı, Oratoryo doğdu Daha sonra Sabahattın Eyuboğlu'mın, Ab- dulbakı Gölpmarh'nm Yunus Emre'yı ele alan kıtaplan ortaya çıktı Artık Yunus'u şaır ola- rak görebılıyor, tanıyabılıyorduk Kısacası bız Yunus Emre'ye cumhunyet dö- nemınde kavuştuk Bu bakımdan Kemahst devrımle bırlıkte eskı külturümuzle bağlantı mızın koptuğuna ıhşkın sık sık ymelenen gö- ruş yanlıştır; tam tersme, bu bağlantı cumhu- nyet dönemınde tam olarak kurulmuştur Çunku bız ne olduğumuzun bılıncıne bu dö- nemde vardık Uluslaşma sürecı bıze yalnız kendı kımlığımızı değıl, bu kımlığın başlıca yapıcılanndan olan uygariığımızııı seçımını de gerçekleştırdı 19 Uluslararası Festıval bunun kanıtı ıdı Yukarıda bızım uygarhk muzığınde yer al- mamızın kolay olmadığını söylenuştım Evet, bu da Yunus Emre'yı bulmamız gıbı oldu Çunku uygarhk müzığı bızım muzığımızdı. Demek ıstıyorum kı Adnan Saygun'un Yunus Emre Oratoryosu'nu bestelemesı bır rastlan- tı değıldır Bunlar aydınlanmamızın ıkızıdır- ler Çokseslı muzıgı, "yabancı" yaftası yapış- tırılarak kuçumseme savaşımı bugün de sur- mektedır Bu durumda Bızans kaynakh mu- zığın nıçm "bızım" olduğu sorunu yanıtsız kalmaktadır Gerçekte o müzık eskı uygarlı- ğımızın müzığı ıdı Bütün sorun, yerh olanla evrensel olamn kaynaştırılmasındadır. Ma- kam müzığı de evrenseldı, ama dünyamn her yanında çahmr anlamında değıl, belİı bır kül- tür çevresımn ortak urunu anlammda Bız, ıs- tesek de ıstemesek de çağdaş, evrensel uygar- lığın bu- uyesıyız Bunu kanıtlayan en yetkın yapıttır "Yunus Emre Oratoryosu " ARADABIR SERATOKAY Düşünmeyen Politika Felsefenın tarıhte ılk önemlı aşamalarına bılımden önce ulaşması bır rasttantı değıldı, düşünme gereksınmesının ın- san ıçın yaşamsai ve kaçınılmaz olmasından kaynaklanmış- tı Gelecek uygariıkların duşunce sozlüğunü ıkı bın beş yuz yıl öncesınden kuramlayan antık Yunanıstan'ın, ınsanı ve ev- renı araştıran felsefe ortamını oluşturması, bu eğılımı kanıt- layan bır örnektır Uygarlıklar, tarıhte çağlara adlarını verırler, eskı Yunanıs- tan, çağının kımlığını bılgelıkle vurgulamıştı Romalılar, polı- tıkayla beslenen ımparatortuklarını 'felsefe yoksunluğu'nun geçeıiı olduğu sureçte kurdular Alman tarıhınde Bısmarck yönetımı, sıyasal guç uğruna duşunce ekınını zayıflatırken Nazızm, faşıst ıktıdarını tum felsefe ve kulturu yok etme pa- hasına guçlendırdı Oysa Almanya -antık Yunanıstan gıbı- çağını sımgeleyen felsefe ve sanat doruklarına, toplumsal enerjısını polıtık gu- ce harcamadığı dönemlerde ulaşmıştır Tarıh bıze, toplumların gızılguçlerrnı ancak yönlendırdık- len alanlarda üretkenlığe donuşturebıldıklerını göstenyor öy- leyse bır toplum, seçımını' politika, ıktıdar ve savaş ıstemı" ıle "duşunsel, külturel, sanatsal gelışım" arasında saptaya- bılecek ve bıreyler enerjılerını bu ıkı olasılıktan bırınde har- cayacaklardır Tanh kıtaplannın ortak yönu, ınsandakı 'yok edtlemez ge- lışme ıstencının' savaş ve baskıyia kararan bağnaz dönem- lerde tükettığı enerjıyı nasıl gerçek bır güce dönuşturduğü- nü öykülemesıdır Bu uzun öykunun, ınsanı, hakları ve de- ğerterı açısından çağdaş yargılara doğru ılerleten sureclen "hümanızma, rönesans aydınlanma, romantızm" gıbı aklın ve ruhun egemenlığındekı çağlara rastlar Daha başka de- yışle güç, 'düşünme' eylemının kışıyı ve toplumu yaşamı de- netleyebilmesı amacına bağladığı alanda evrenseldır Savaşan toplumların anlaşması, geleceğe yenı bır sava- şın tohumlarını bırakırken, duşunen toplumların eleştınsı, geç- mışte gelecek arasındakı bağıntıyı yapılanla yapılmamast-ge- reken üzenndekı soruyu aydınlatır Sonuçta ınsanlığın ıler- lemesını sağlayan külturel ve bılımsel bulguları güdüleyen olgunun, polıtık güç ıstemınden değıl, duşuncenın (felsefe- nın) yöntendırdığı ve denetledığı bır ortamdan kaynaklanması, bızı polrtıkanın gerçek gorevı, gereklıhğı ve ışlevı uzerıne ye- nıden sorgulamaya goturuyor Politika düşünebılır mr? Ya da başka deyışle 21 yüzyıla yak- laşırken nasıl bır toplumsal yaklaşım polıtıkayı ılkel propagan- da yapısından çıkanp ortak sorunları çözmeye yönelık dü- zen kurucu bır ışleve dönuşturebılır? Eğer politika toplumun yenne duşunme görevını üstlenı- yorsa, o toplumun gızıl enerjısını tuketecek bır "güç ısteğı"n- de odaklaşır Yaşadığımız toplumun politika ortamı, yöntem- lı felsefe eğrtımınden yararlandmlmayan bıreyierın duşunce süzgecınden geçmemış tartışmalarda duşunsel ve ruhsal sağhğını yıtırdığı yenı bır kakofonıyı duyumsatıyor, armonı- sız ve ntmını kaybetmış Oysa "duşunce' kadar sessız bır eylemı göz önune alabı- lecek ölçude sıyasetın önemsendığı bır ulkede, belırlı göruş- lerın tekdüze ve yaratıcılıktan yoksun çekışmesı yenne an- cak yaygın bır felsefe eğıtımının yenı sorularla yenı yanıtlar doğuracağı oıiam, polıtıkayı sağırlar dıyaloğu yazgısından kurtarabılır Marx, dını toplumların uyuşturucusu olarak gör- mûştü Eğer enerjık, uyanık ve süreklı bır akıtla denetlenmı- yorsa, en canlı olgulardan bırı olan politika bıle o toplumu uyuşturucu bağımlılığına surukleyen bır kara mızah örneğı- ne dönuşebılıyor Galıle'nın Pısa Katedralı'nde avızenın salınımını ınceleyen ünlü bakışını Brecht, kendı tıyatro yöntemı olan "yabancılaştırmanın" kökenı olarak ğorur Uyarıcı, üretken, soru soran ve her şeyı yenıden gundeme getıren bu bakışın dısıplinı, çağdaş polıtıkayı sağlıklı bıçımde ınsan yaşamına yerieştırebılmenın ılk koşulu olmahdır Aşınmış tum kavram- lan yenıden canlandıran dırıltıcı bır yaklaşımın egemenlığı- ne gıren politika, boş tartışmalann yığıldığı bır amaç olmak- tan çıkıp kendı ışlevıne, uygulayıcı, alıcı, kaydedıcı, edımsel konumuna döner Bıreysel ve toplumsal amaçların bırbırıne karşıt duşmeyeceğı bır geleceğın hazırlanmasında polrtıka- ya düsen gorev, "toplum adına düşunmek" değıl, her bırey- de gelışen duşunsel uyanışı eyleme yansıtmaktır Bu polıtıkanın gücü ve atılımı, o toplumun, bıreyierındekı eğrtılebılecek gızılguçle aynı ölçude ve doğrultuda olacaktır "Duşünuyorum oyieyse varım" dıyen fılozofa ınanıyorsak, var oluşumuzla özdeş bu dıngın eylemın denetımını yalnız- ca bız üstlenelım Uğruna Hizmet Yarışı!.. TEŞEKKÜR Amelıyatımı başanyla gerçekleştırerek, benı sağlığıma kavuşturan SSK Paşabahçe Hastanesı değerlı mensuplanndan Ojx Dr. İZZET TURAIVa Anestesi Uz. Dr. MUS1AFA ORAIVU ve ETHEM ÇAYIROĞLU'na amelıyathane hemşırelen REYHAN ARIKAN'a, SEMA UNAL'a, BtRSEN KLLCU'ye, NURŞİN ÇETtN'e ve Kadın Cerrahı Servısı'nın değerlı mensuplanna teşekkür ederım NEZAHAT TUVAN Hani NATO, Sovyet tehdidine karşı korunmak için kurulmuştu? Oyle olsaydı varlık nedenı de ortadan kalkmış olurdu. Ama şayet NATO kapitalist metropollerin, yani emperyalizmin bir saldırı orgutu ıse ve saldıracak başkaları bugun de mevcutsa, işte ancak o zaman gerçek varlık nedenı de anlaşılır oluyor. HALUK GERGER Evet, bu da oldu ışte' önce stratejık ış- bırlığı, arkasuıdan da NATO vurucu gücü- ne asker göndermek Ama en az bunlar ka- dar \ahım olansa, kamuoyunun tepkısızlı- ğı, suskunluğu Olay basında sıradan ha- berler mertebesınde yer alıyor \e ulkede ne- redeyse ne bır ses, ne bır nefes Savunma Bakanı, NATO'nun bu 'hızh müdahale bırhğı'ne ıkı tugayla katılınaca- ğını söylemış ve aynca bırhğın bır bölümü- nün de Türkıye'de konuşlandınlmasını ar- zuladıklarını belırtmış Bakan Bey, bunu Italya ve Yunanıstan'ın da ısteyebıleceğını söyleyerek, 'bu bır hizmet yanşıdır' demış Aslında Bakan'ın dedığı doğru, Türkıye bır 'hizmet yarışı'nın gönüllu adayı önemlı olan, bu hızmetın özellıklen; kıme, ne ıçın, nasıl hizmet önce özal'ın 'stratejık ışbırlığı' önensıy- le başlayaüm Çok kez yıneledığım şeylen özetleyeyım. Stratejik ışbırlığı sadece nıhaı hedeflerde göruş bırlığını ıfade eden genel bır kavram değıl Aynca üç temel unsuru var: Bınncısı, günlük rutınde ve dış pohtı- kanın yünitüLrnesınde, yanı tum taktık adunlarda su geçırmez bu- eşgüdüm, daha doğrusu aynıyet ıster Bu, Türk dış polıtı- kasının, doğrudan ve otomatıkman Ame- rıkan davranışlanna uyarlanması anlamı- na gelır Bunun ıçın de, tum devlet aygıtı- nın ve genel olarak sıyasanın bılınenın öte- sınde ABD tarafından yenıden fethı gere- kır Bu da yetmez, toplumsal duyarlıhkla- nn ve tepkılerın ığdış edılmesı de zorunlu- dur Artık alışılagelmış uzaktan kumanda denetım değıl, doğrudan ve yennde yöne- tım asıldır Parlamenter demokrası şundı- kı hazın halıyle bıle bu tur yaygın dış de- netımler ıçın tam uygun değıldır, 'frekans' tuttunılan bır başkan ve etrafında atanmış 'rezonans ıçı' danışmanlar ve tabıı antı- terör yasalan bu tür ıçten denetım meka- nızmalan ıçın bıçılmış kaftandırlar tkıncı olarak, stratejık ışbırlığı bunalım konjonk- türlennın yöntemıdır ve ancak ortak düş- mana karşı kıyasıya ofansıf nıtehkh mılı- ter tepkıler ıcerır Üçüncü ve buna koşut olarak da bugüne somut uyarlanışı ancak Ortadoğu'ya ıhşkın olarak anlam taşır, yanı doğrudan Ortadoğu'ya yflnelık bır saldın- nın ıfadesıdır NATO vunıcu gucıi! Gelehm NATO vurucu gücüne venlecek hızmete Artık herkes bıhyor kı, NATO'- nun doğuş nedenı ortadan kalkmıştır Ama varlık nedenı bakı kı, devam edıyor O za- man son kırk yılın bır aldatmacası da ıyıce açığa çıkıyor Hanı NATO, Sovyet tehdi- dine karşı korunmak ıçın kurulmuştu'' öyle olsaydı, varbk nedenı de ortadan kalkmış olurdu Ama şayet NATO kapıtahst met- ropollerin, yanı emperyahzmın bır saldırı örgütu ıse ve saldıracak başkalan bugün de mevcutsa, ışte ancak o zaman gerçek var- hk nedenı de anlaşıhr oluyor Şımdı de bır 'yenı' düşman var Bu, NA- TO jargonuyla telaffuz edılıyor 'Tehdıt var'' diye Nereden bu yenı tehdıt dıye so- nılduğunda da, 'Ortadoğu'dan tabıı 1 ' dı- ye haykınyor koro Demek kı Ortadoğu'- nun mazlumlan, kendı derdıne düşmüş, yoksul, güçsüz, bölük pörçük Ortadoğu ül- kelen düvel-ı muazzamayı tehdıt edıyor- muş 1 Oysa tersı doğru değıl mı? Potansı- yel olarak da, nesnel olarak da ve pratıkte de Ortadoğu'ya karşı ölümcül tehdıt oluş- turan bızzat emperyalıstlenn kendılen ve alt-emperyahzme soyunan pıyonlan değıl mı? Onlann 'tehdıt' dıye adlandırdıklan şeyse, doğal zengınlıklenne kendı halkı ıçın sahıp çıkmak ısteyen, bağımsızlığı arzula- yan, kendı halkı ıçın de refah arayan, halk- lann hakkım savunanların varhğı' Halkla- nn özlemlerı, onunı, dırena Çarpıtma, saptırma ortada Mızrak çu- vala sığmıyor O halde açıkça söylemelı Türkıye, kıme hizmet arzedıyor 7 Saldırgan emperyalızme. Bu hizmetı kıme karşı kul- lanilmak uzere sunuyor 7 Ortadoğu balkla- nna. Ne ıçın 9 Emperyalist talanın bekçili- ği için. Nasıl'' SUah zoru>la. Pekı hangı ta- nhsel, ahlakı nederüe ya da hangı ulusal çı- kar kaygısıyla9 Işte bunun yanıtı yok Ay- nca, hükümet bunu hangı yasal yetkıyle ya- pıyor7 NATO Antlaşması'nın bır uygula- ması olarak kabul edüebüır mı bu7 Bu gucün yann NATO üyelenndekı 'ıç kan- şıklıklar'da kullanılmayacağmı kım temın edebılıyor"' Şımdı Süper NATO (ltalyancası Gladıo, Türkçesı Kontrgenlla) çokuluslu kurumlaşmaya mı gıdıyor 1 ' Yoksa Doğu'- dakı 'yenı kapıtahzm'ın ısükrarsızhklanna karşı bır önlem mı bu aynı zamanda 7 Kuş- kusuz bunlann da yamtlan verılemıyor Daha da kötüsü, bu sorular yetennce so- rulamıyor bıle Bunun sonunun felaket olacagını görmek ıçmse bılgm olmaya gerek yok Ülkeyı 45 yıldır kuşatan bağımlılık zıncırlen daha da sıkılacak Başkalan adına gınlecek dış ma- ceralar ülkeyı ekonomık, pohtık, toplum- sal yönlerden zorlayacak, tabu fatura ge- nış emekçı yıgınlanna çıkanlacak Dış mı- lıter bağ ve ışlevlerle, zaten fazlasıyla bo- ğucu olan mılıtanzm ve değerlen ıyıce kök salacak Türkıye öz çıkarlanna, haklanna, dost halklara yabancüaşacak, kendıne düş- manlaşacak, gıderek çürüyecek Bu durumda, bu suskunluk, bu tepkısız- hk neden? Eskıden, çok değıl 15 yıl önce bu gelısmelenn bınde bınne karşı kıyamet- ler kopanlırdı bu ulkede Işte 12 Eykll 'ölü topragı'nın ana tahnbatı 1 tnsanlar, özelhkle kendılen atomıze, tespıh tanelerı gıbı bır- bırleruıden uzaklara savrulmuş durumday- ken, toplumun organıze güçlermden hay- kınşlanna bır tepkı gebneyeceğuıe, çabala- nnın oralarda yankı buhnayacağma ınanır- larsa, denn bır umarsızhk, guvensızlık ve hatta korku duygusu ıçıne düşerler Ve su- sarlar' Bu kahrolası suskunluk perdesını yırt- mak ve toplumun sessız çığlığuu duyurmak ıçın de bır 'hizmet yarışı' başlatılamaz mı? Emeğm ve kültürün temsılalennı, halk güç- lennı örgütlemek gıbı, dırenmek, başkaldır- mak gıbı, yurtseverlık, bağımsızlık türü ar- tık kımılerınce modası geçmış sayılan de- ğerlen yenıden savunmak gıbı, bırhkte sa- vaşımı, toplumsal dayanışmayı, demokra- tık yığmsal eylemı gerçekleştırmek gıbı Yoksa, unutmayın kı bu gıdışten hepımız sorumluyuz Ve yann artık çok geç oldu- ğunda ve karanhk ıyıce koyulaştığında, bı- lın kı, sadece sorumlu değıl, umarsız kur- banlar da olacağız PENCERE 1947-1979 18 06 1979'da aramızdan zamansız ayrılan REMZt AKSAKAL'ı olum yıldönumunde saygıyla anıyoruz AİLESİ VE DOSTLARI AT BEDtl YARAYICI- Av Murat DEMİR ve Gazetecı Denız TEZTEL'm DMG savası Nusret Demıral'ın emn ıle gözaltına alın ması, hak ve özgürlüklerın gelışmesıne darb« ındırmeyı hedefleyen Antıterör Yasası'nın devlet terörü heveslılerıne nasıl azmettıncı rol oynadığım gözler önüne sermıştır Bu uygulama demokratık bır hukuk devletınde yaşamadığımızı, ınsan haklanna aykın, uluslararası sözlesmelere aykın hatta 82 Ana yasası'na bıle aykın pohs buyruklarının bu Ulkede tek ve kesm yasa halıne getırıldığını göstermektedır Keyfi ve hukuk dışı uygulamalann sorumluları görevden almmalı gözaltında bulunan avukatlar ve gazstecı derhal serbest bırakılmalıdır AT Zernn San {Oıgttr-Der B«k ). Av Ercan Kanar (tHD İM Şb B,k | Demmcı Mficadelede Aynkatlar adına \hmet Dttzfttn YULM-1 De\ nmcı Demokral Av-ukatlar adına Several Demır, Ercan Karaka« (SHP Ut Ö B,lt | TevfiL Çavdar, Ajoe Tunurçın, StileTman Çelebi (SHP Ut Paru Meclu ttyelen) Cemal YttkMİ (HEP Ü Yön Knr l ve«ı| B«m Sen-Elmaı Yalçın, Sejhk Sen-Okay Cedık, Kam Sen-Abye Katkır. Dem Kad-Nurten Kahramanoglu Moradele Derpaı, Toplomftal Kurtalnş Derguı, Demnıcl Gençkk, Özgfir Halk, Emek Hedef Tavır. Cnıp lonım DHS Oyunculan, Grup Ekın Foaem HINIS KADASTRO MAHKEMESİ Sayı 1983/10 Davacılar Karaçoban ılçesı Duman köyünden Rıza Bülbül ve Mus tafa San'nın aynı yerden Akıf Baykal ve müştereklen aleyhıne ıkâme etüğı 770 nolu parsele ıhşkın davaya aıt dava dılekçesı davaülar Mhmet ve Seher Baykal adlanna teblığ edılemedığınden, adlanna ılanen teb- lıgat yapılmasına karar venlrnış olmakla, davaülar Mehmet Baykal ve Seher Baykal'ın duruşmanın atılı bulunduğu 19 7 1991 tarıhınde mahkememızde haar bulunmalan veya kendılerını bır vekdle temsıl ettırmelen, aksı takdırde yargılamanın gıyaplannda yürütülüp sonuç landmlacağı hususu ılanen teblığ olunur 26 10 1990 Basın 47084 VEFAT Merhum Hüseyın Kamı ve merhume Nımet Baysun'un kızlan, merhum Cemıl Sanh, merhum Cemal Baysun, Semıha TUlpar, Ramıha Kayalı'nın abla ve kardeşlen, Güzın, Göksel, Günay, Ayfer'ın halalan, özen, Esın, merhum Ender, merhum Yalçın, Gülçın, Serpü, Tünç, Jale ve Gaye'nın sevgılı teyzelen, merhum Hüsnü Oökçenı'nın sevgılı eşı Em. Oğr. Eşsiz tnsan NEZİHE GÖKÇENİ hakkın rahmetıne kavuşmuştur Cenazesı 21 6 1991 cuma (bugün) Teşvıkıye Canm'nde kılınacak öğle namazını müteakıp Zınarlıkuyu'dakı aıle mezarlı|ına defnedılecektır AtLESt VEMT Baromuzun 9233 sıcü sayısında kayıtlı Avnkat FARUK ERTEN vefat etmıştır Azız meslektaşımızın cenazesı cuma günü (bugün) Fatıh Camu'nde kılınacak öfle namazını müteakıp Zıncırbkuyu Mezaıhğı'na defnedılecekoı Merhuma Tanndan rahmet, kedcrh aılesıne ve meslektaşlanmıza başsağlıfı dılenz tSTANBUL BAROSU BAŞKANUĞI ANMA MJEHMET İNAN CERİD (1938-22 Hazıran 1990) Bır tanem Hasretın bır çığ gıbı büyumekte her geçen gun Sonsuz sevgın ılkem, prensıplerın amacım, yaşam felsefen giKüm oldu Dost ve se\enlerın 22 06 1991 günü saat 14 00'te ebedı ıstırahatgâhında her zaman olduğu gıbı bırltkte olacağız LLVI \ ( V Rtl) Sol Tükendi mi? Faks'tan bır yazı bana ulaştı "Cumhunyet Gazetesı yazan Sayın llhan Selçuk'a ıletılme- sı ncasıyla Sayın Selçuk, 'Türk solu artık tukendı' yorumuna katılıyor musunuz? So- Iun bugun ıçınde bulunduğu tıkamklığı nasıl değerlendlnyor- sunuz"> (Not Bu araştırma 'Mıllı Gazete'nın çıkartacağı X3Örûş' ısımlı haftahk dergı ıçın yapılmaktadır Zamanınızı ayırır, soru- muzu yanıtlarsanız, sevınınz Çalışmalannızda başan dıleğıy- le ) Fatıh Saraç / Abdullah Ozkan " 'Göruş' dergısıne yayın yaşamında başarılar dılıyor, soru- yu bu köşede yanıtlryorum * Her şeyden once bır gerçeğın altını çızmekte yarar var Sol sözcüğu ulkemızın sıyasal yaşamına gırdığı gunlerde, sağın dırenışı akıl almaz bır katılıktaydı Anadolu'da solu kötülemek ıçın neler soylenmıyordu' "lyılık meleklen sağda, kötulûk me- leklen soldaydı Hem Müslüman sol elle taharetlenmıyor muy- du?" Dınsel kökenlı olumsuz propaganda, politika hayatına sol-sağ kavramlarını sokarak sıyasal bılıncın aydınlanmast- na çalışan yazarların üstüne yığılmıştı Şımdı o günler gerı- de kaldı, herkes sol-sağ dıye konuşurken rahattır Solcuların "düşman" gıbı görülmesı dönemı aşıldı, ama bu kez de sol -ne yazık kı- tükenmıştı Gerçekten tukenmış mıydı'? Önce kendı kendıme sorayım Ben bu soruyu yanrtlarken yansız kalabılır mıyım'? Solu tutmak, körlemesıne yan tutmak değıldır, tersıne eteş- tırel akıla ve bılımsel yönteme dayanmak anlamına gelır Önce sol sozcuğu ne demektır? Herkesın elının altında bulunan bır ansıklopedıye, 'Büyuk Larousse"a başvuralım Ne yazıyor "Sağın tersıne, ılencı görüşler ortaya koyan sıyasal partıler ve gruplann tümü 'Sol kavramı Franssfya özgü topolojik bır kavrarndır, bu tenm ılk kez kurucu mecttsın 28 Ağustos 1789 tarıhlı oturumunda kralın vetosuna karşı çıkan başkana göre salonun sol tarafında oturan mılletvekıllennı belırtmek ıçın kuL lanıkjı O tanhten başlayarak sözkonusu tenm zamana ve yere göredeğışen külturel ve sıyasal bır ıçenk kazandı Genel ola- rak sağ bırey, hberal ıktısat sıstemı ve tutuculuk kavramlany- la tanımlanırken, sol, topluluk ıleneme ve eşıtfık kavramlany- la bır arada oldu ' Çok kısa, genel yalın, ansıklopedık bır yaklaşımla solu- muzu sağımızı belırledıkten sonra dıyebılırız kı sol, dınamık bır kavramdır zamana ve mekana göre değtştr, külturel ve sıyasal bır ıçenğı var ama her şeyden önce unutamayaca- ğımız gerçek şudur Solun 1789 Fransası'nda ortaya çıkma- sının anlamı Aydınlanma"^ dönük felsefı ıçenğını vurgular • Öyleyse şımdı sorunun yanıtını vermeye çalışabılınz, Türk solu tükendi mı' Türkıye'de ınsanlar, sınıflar topluluklar, dınler, mezhepler arasında "eşıtlık" hıç olmazsa Batı'nın ılerı kapitalist ülkele- rındekı oranda gerçekleşmışse, bızım solun hızını yrtırmesı ve yavaşlaması doğal sayılabılır Ama, "bır ucu Hındıstan'ın en yoksul, ötekı ucu Belçıka'nın en zengın topluluğu otçulennde yaşayan" 60 mılyonluk bır ül- kede sol -hem de muhalefette ıken- nasıl tükenır? Yoksullukla zengınhğın bu kadar çarpıcı acı, zehııiı ve denn çelışkıyle bır arada bulunduğu bır toplumda, "solsıyaseH demokrası- den nasıl ve kım tasfıye edecek' Hangı güç bövle bır ışın üstesınden gelebılır? Bır yanda bır avuç ınsan saltanat surecek öte yanda yn ğınlar yoksulluk çekecek Ve sol tükenecek' Akla ve mantığa ters bır yorum olur bu, dış ve ıç egemen çevrelenn medyalarında ışlenerek yaygınlaştırılmayaçalıştt- rılsa bıle nafıledır Demokrası ulusal gelır dağılımının hakça paylaşımı sermaye bırıkımının savurganlık ve luksle çaıçur edılmeden yatınmlar ıçın denetlenmesı anlamına da gelır, Tüj;> kıye'de sol tukenırse, demokrasıden umudu kesmek gerek .. * Bence sorulması gereken asıl soru şudur 12 Eylul'de as- kerı faşızmın zoruyta ve gudümlu rejımın seçımıyte ıktıdara yerleştınlen sağ tukenmedı mı' ACIKAYBIMIZ Odamız Eskı Genel Sekreterlennden, Maden Muhendısı Nadir KARAPENAR'ı (1956-19.6.1991) elım bır trafik kazası sonucunda kaybettık Aılesıne, yakınlarına, dostlarına ve Maden Muhendıslerı Topluluğu'na başsağlığı dılenz Cenazesı 21 Hazıran Cuma (bugun) öğle namazını müteakıp memleketı olan Hatay-Dörtyol'da toprağa venlecektır TMMOB MADEN MUHENDİSLERİ ODASI TMMOB MADEN MUHENDİSLERİ ODASI ZONGULDAK ŞUBESt TMMOB MADEN MUHENDÎSLERt ODASI tL ve tŞYERİ TEMStLCILİKLERl Değerll Yoldaşımız REFİK TEZEL'i 13.6.1991 günû Göçmen olarak yaşadığı Hollanda'da geçlrdlğl bir kalp krlzl sonucunda kaybettlk. Alleslne ve tûm dostlanna başsağlığı dllerlz. TÜRKIYE BİRLEŞİK KOMÛNİST PARTİSİ MERKEZ YURÜTME KURULU AaKAYBIM Değerlı varlığım, Sevgılı Annem YeşUköy 50. Yü Lisesi emekli öğretmenlerinden SEMAHAT SAYAR'ı anı bır kalp krızı sonucu yıtırdım Cenazesı 21 Hazıran Cuma gunu (bugun) öğle namazını müteakıp Levent Camu'nden kaldınlarak ZıncırLkuyu MezarhğVnda toprağa venlecektır KIZI: SEVtNÇ SAYAR ONDALIKOCLU Kızımi2 oldu Ismını "EYLUL" koyduk Dunyaya gclışınde ılgı ve sevgılennı esırgemeyen dostlarımıza teşekkür eder "EYLUL"e mutlu sağlıklı ve başarılı bır yaşam dılenz SELMA-YILDIRIM ŞİMŞEK 10.6.1991 ANKARA
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog