Bugünden 1930'a 5,503,278 adet makale



Katalog


«
»

CUMHURİYET/14 DtZÎ-RÖPOKIAJ 21 HAZİRAN 1991 Şeyh Sait ve onu izleyen isyanlarsonucu, Türkiye zenginpetrolyataklannın bulunduğu bölgeyi terk etmek zorunda kalır Ayaklanmalannfaturası: Musul Öncesi ve sonrasıyla ŞEYHSAÎT AYAKLANMASI UGUR MUMCU asturi harekâtı yeni başlamış, IYJJLISUI sorunu ikili görüşmelerle ele Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa, alınıyordu. Türk delegasyonundan Dr. ayaklanmayı bastırmakla göreyli Cafer Rıza Nur, Lord Curzon'a şu öneride Tayyar Paşa'ya emrini vermişti: bulunmuştu: 'Musul'u verin, 'Gerekirse eşkıyayı Londra'ya kadar Sovyetler'le ilişkimizi keselim. Lord takip edeceğiz'. İsmet Paşa yakm Curzon, Türkiye'ye Musul arkadaşı Kazım Karabekir'e birdenbire, petrollerinden pay vermeyi öneriyor, 'Musul boş, işgal ediversene...' diyordu. bu öneri Ismet Paşa tarafından Karabekir, Mustafa Kemal Paşa'nın reddediliyordu. Lord Curzon direniyor, Musul'u alıp imparatorluğunu ilan 'Kürtlerin Türk yönetiminden hoşnut d ğ i k d a d ı r . l d k l ' ö l ü d M, p edeceği kanısın y olmadıklarını' söylüyordu. Jlletler Meclisi Cemiyeti kararını vermişti: Musul, İngiltere mandasındaki Irak'a bırakılmıştı. Hükümet o sıralar birbiri ardına patlak veren ayaklanmalarla meşguldü. Önce Nasturi, sonra Şeyh Sait ayaklanması başlamış, bunları sırasıyla Reçkotan, Raman, Sason, 1. Ağrı ve Mutki ayaklanmaları izlemişti. Türkiye bu koşullarda îngiltere ile anlaşma imzalamak zorunda kaldı. "Arkadaşlar; ben Kürdöm; Fakat, Türkiye'ııin vuksdmesini, Tüririye'niıı şe- refıni, Turidye'ııiıı geüşmesini dfleyen KnıDerdenim. Nedeni ise oknr yazar olmaldıgun ve konuştugnm dildir. Ba dil ise ıriamın dili degildir, Türiderindir. Bu- nun için Türkkrin gelişmesini ve yükselmesiııi isterim. Arkadaşlar; benim bir imanım, bir kanaatnn w . Bugünkü dunıma Avrupa devletleri öyle tesbit et- mişlerdir ki, Türk ile Kiirt, birlikte çalışarak yaşa- madarsa ikisi için de son yoktur. (...) Arkadaslar, sosyal durumumuz bunu gösteriyor. Bu nedenle, berhangisi, herfaangisine ibanet ederse, ikisi için de son yoktur." Günlerden salıydı. 6 Man 1923 günü TBMrVTnin gizli oturumlann- da Musul sorunu görüşülüyordu. - 27 şubat saJı gunü, Dışışlerı Bakam İsmet Paşa, ayağının tozuyla TBMM gizli oturumunda Musul sorunu ile ilgili bilgi vermişti. MilletvekUleri sert konuşmalar yapıyorlardı. Konuşmalann sertleşmesi üzerine Mustafa Ke- mal Paşa kursuye gelmış ve Musul sorununun In- gilızlerle karşılıklı göruşmelerle karara bağlanaca- ğını, bunu sağlayamazlarsa savaş çıkacağını anlat- mış ve şunları söylemışti: "Musul sorununu bir günde haJ edecegiz, ordo- muzn yüriıtecegiz, bir gün alacagız desek bu miun- kiindür. Fakat Musul'u aldıktan sonra savasın he- men son bulacagına emin olamayız. Şüphesü ora- da savaş cepbesi açmış olacagız." (301) Konu, 5 man günü de gizli oturumda göruşül- müş; sövgülü tartışmalar çıkmıştı. Kürsüde Izmit Mılletvekili Sırn Bey hukümeti eleştiriyordu. Er- gani Milletvekili Emin Bey de heyecanlanıp yerin- den bağırmıştı: "Musul'u sabyorlar. Bn memleketi dalma satı- yoriar, daima gidiyor." Başbakan Hiiseyin Rauf Bey şaşırmıştı. Oturu- mu yöneten Başkan Aü Fuat Paşa'ya sesleniyordu: "Paşa, ya bana söz verirsiniz ya da görevden af- federsiniz." lld yıl sonra Bitlis Harp Divanı tarafından idam cezasına çarptırılacak olan Bitlis Milletvekili YB- suf Ziya Be>, "Ben açıklayayim" diye bağınyordu. "MUli mesele olarak saüyorlar." Antalya Milletvekili Hamdullab Suphi de (Tan- növer) Ziya Bey'e bağırmaya başlamıştı. "Bu sozu söyleyen, namusun ne oldnğunn bil- meyen aşağılık ve rezildir." Yusuf Ziya Bey de Hamdullah Suphi Bey'e ba- ğınyordu: "Aşagüık sensin, rezil sensin, namnssnz sensin, alçak." (302) Kavga nedeniyle oturum kapanmıştı. TBMM'nin 6 marttaki gizli oturumunda "Arka- daşlar" diyordu Bitlis Milletvekili Yusuf Ziya Bey: — "Dilerdim ki 'Musul Türkiye'nin bir parçasıdır' densin. Çünkü Musul, Türkiye'nin Türkkrie, Kiirtlerin yaşadıklan bir parçasıdır. Ya- rtsından fariaa Kürttttr. Mnsul'un Kürdttn tarinin- de bir önemi vardır. (...) Musul'un Knrdün tarihinoe bir sandalyesi vardır. Arkadaşlar bir insanı ikiye bölmek, yahut herhangi bir parçasuu ayırmâk mümkün degüse, Musul'u Tiırkiye'den ayırmak öy- lece mümkun degildir." (303) Mustafa Kemal, ocak ayında çıktığı yurt gezisin- de Izmit'te Musul sorununu gazetecilere şöyle an- latmıştı. "Musul sorununa gelince; biz bu ili esld sının ile ulusal sunrlannuz içine almıştık. Bu sornnda İs- met Paşa, Lord Curzon ile karşı karşıya geldi. Cur- zon diyor ki: 'Musul, Irak'ın ayrılmaz parçasıdır. Musul Irak için gereklidir. Bunu vermeyeceğiz. Is- terseniz sızi petrollere ortak edelim: Oysa Musul, bizim için petrol deffl memkket so- runudur. En son aşama bndur. Ve Musul sorununun Bo- ğazlar ve adalar sorunu göruşiilecegi zaman halle- dflecegi soyiendi. Sorun da bu noktada kakh." (304) Musul sorunu nasıl çözülecekti? Gazi Paşa, ne gibi bir çözüm düşünüyordu. önce Ingüîzlerle görüşmelerde bir çözüm yolu arayacaktı. Olmazsa? Olmazsa savaş! Musul'u alacak komutan bile kafasında hazırdı: Kâzun Karabekir. Nasturi harekâü yeni başlamış, Fevzi Paşa, ayak- lanmayı bastırmakla görcvlendirilen Cafer Tayyar Paşa'ya emrini vermişti: "Gerekirse eşkıyayı Londra'ya kadar takip edecegiz" îsmet Paşa, yakm arkadaşı Kâzım Karabekir'e birdenbire "Kâzım, Musul boş... işgal ediversene" diyordu. (305) Karabekir kuşkulanmış; Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak'a bu kuşkulannı anlatır. Karabekir şu görüştedir: "Bugün için yapdacak sey, Ingilizkrie barbin öniiniı almaktır." Kâzım Karabekir, Mustafa Kemal Paşa'nın Mu- sul'u alıp imparatorluğunu ilan edeceği kanı- sındadır! Musul için girişilecek askeri harekâtın 'felaket' ile sonuçlanacağını düşünûr. Bu kanısuıı, dafaa doğ- rusu bu kuşkusunu M. Kemal Paşa'ya da anlatır. 1924 yılında Beriin'de yaşayan Türklerin gösterisi: "Musul Tttrk kalacak". Musul konnsn 1924'ten itlbaren Milletler Cemiyeti'nde göriişnlmeye başlandı. Cenevre'deki toplantdan Turkıjt adına Dışişleri Bakam Rttşti Bey (ortada), Londra Büyukelçisi Ferit Bey (sağda) ve Paris Büyiikelçisi Fethi Bey izlemişti. Gazi Paşa, bu eski silah arkadaşına oldukça so- ğuk bir yanıt vermiştir: — "Büyük Millet Meclisini acele topladık. Söz milletindir.." Karabekir, Gazi Paşa'dan aldığı bu yanıttan son- ra yazgısını değiştiren kararını alır: Söz milletin ise ordudan aynlıp, siyasete girecek- tir. (306) Ajanlar savaşı... Paris'teki Fransa Dışişleri Bakanlığı sonımlusu, önündeki 'çok gizli' damgalı raporu okuyordu: "Ingiliz himayesinde bagunsu bir Kurdistan oluş- tunümasının doğal sonucu, Cizre'nin Irak'a kaül- ması yani tngilizlerin petrol nedeniyle bizden al- mak istedikleri Fırat ve ENde arasmdaki Yukan Me- zopotamya'nın ilhakı demektir. Bağunsız Kurdis- tan, aynı zamanda İngiltere'nin tran'ın batısında- ki kesime egemen olmasını da sağlayacaktı. Ankara Hukümeti, bu çok ustaukla hazırlanan plana karşı sert karşılık verdi. Böylece, Türkierin durumu daha da iyüeşiyor. tn- gihz poütikası dOckatsiz kışlurtmalanyla belayı da- ha da yalunlaşUrmışa benziyor." Bu satu-lar, 1925 yılında Fransız istihbaratçıla- nnca yazılmış ve rapor Dışişleri Bakanlığı'na gön- derilmişti. 1920*11 yıllarda Ortadoğu'da kum degil ajan kay- nıyordu. ıngilizler Fransızlarla, Fransızlar da In- gilizler ile bir ajan savaşına girmişlerdi. Birbirleri- ni adım adım izliyorlanü. Çünkü bölgedeki çıkar- ları birbiriyle çelişiyordu. Şeyh Sait ayaklanmasını izleyen günlerde Bağ- dat'taki Fransız Yuksek Komiserliği'nden Paris'e 40 sayfalık rapor gönderilmişti. Konu, Ortadoğu'daki çelişen tngiliz-Fransız çı- karları ve özellikle Kürt-fngüiz ilişkileriydi. Rapora yıllar sonra biz de göz gezdiriyoruz... Işte 25. sayfa... Sayfayı açıp birlikte okuyoruz: "Şeyh Sait, 1918 }iiından beri amaa Ingüiz man- dası alünda bir Kiirt devleti kurmak olan tstanbul Kiirt Komitesi'ne bağlı olarak çalışmaktadır. Şeyh Sait, 1919 yılında Kurdistan Bagımsızlığı Türk Ko- mitesi lideri Abdullah Djendel Bey (307) tarafuı- dan İngüzierin Kiirt poütikasmda temel unsur olan Binbaşı Noel ile ilişkiye geçirildi. Şeyh Sait, daha önce Suriye'ye sıgutan Sultan Ha- mid ailesinden bir prensin Kiırdistan'a girmesi için destek venniş olabUir. Ayrıca bu konuda Halep'te gizli toplantılar yapılmış olabilir. Bir hanedan prensi de 1924 yıunda Halep'i biz- zat ziyaret etmiştir. Damat Zülkadir Paşa, Sultan Abdülaziz'in da- madıdn-. Beyrnt'a sıgmmışür. Şu anda Haiep'tedir. Kısa bir sure önce tngiliz yetkililerinin çagnsı üze- rine Kudüs'e gitmek için pasaport aldı. Kendisj bü- yük bir Kürt ailesine roensuptur. (...) Van kökenli Hacı Bey'e de Süleymaniye sanca- gını yeniden toplama ve Hakkflri'de Kürt milisleri oİBştnrma görevi verilmiş olabilir. Hacı Bey'in Der- sim bölgeşindeki liderierle Uişki içinde oldufiu be- lirtiliyor. Öte yandan liderler de Halep'teki Ingiliz konsolosu Russel ile ilişkideler. (...). Snriye, kuzey sınuruKİa tngiliz egemenliginde bir Kurdistan kurnlmasından hiçbir şeldlde yarar sag- lamaz. Binbaşı Noel'in tam bu sırada bölgede bu- lunması, hiçbir şekilde açıklanamaz. (...)• Ayaklanma bölgesinde çok sayıda tngiliz ajanı saptandı. Binbaşı Tnomson'un bölgede olması, ih- timaJ dısı degil. (...). , Bedirhan ailesinin temsikOeri kısa bir süre önce tstanbnl'dan Beyrut'a gelerek Fransız Yüksek Ko- miserligi'ne, Bağunsız Kurdistan Hareketi'ni des- teklemesini önerdiler. Ancak bu öneri reddedil- di. Bedirhanoğullan ailesinden bir albay, şu anda Halep'te kalıyor. (308) Albay ve Şeyb Sait, tngiltere'nin Halep konso- losu Ue Uişki içinde. (309) (-.) Turkleriıı ayaklanmayı bastırmasındaki ba- şansı Mnsnl'daki prestijlerini arrüracakür... Suri- ye'den geçen birçok Türk subayı, tngiltere'ye karşı besledikleri Idni ve intikam arzolannı ifade ettiler." Musul sorunu Fransa ve tngiltere arasında da bir uyuşmazhk kaynağıydı. Kurtuluş Savaşı'nda An- kara hukümeti ile olumlu ilişkiler kuran Fransa, ayaklanma sırasında Türk hflkümetinin istediği Bağdat demiryolu hattmın kullamlmasına, bu tren- le asker taşınmasına da izın vermişti. (310) İsmet Paşa, Musul'da plebisit yapılmasım öner- miş, ancak bu öneri Lord Curzon tarafından red- dedilmişi. Lord Curzon şu göruşteydi: "Halkının çogunlugu cahil olan, lasmen de gö- çebe hayaü yaşayan, knvvetli ırld ve dini inançün bolunan bir ülkede plebisit yapdamaz." (311) İsmet Paşa da ikili görüşmede şöyle konuşmuştu: — Musul'u almadan Türkiye'ye dönmem! (312) Konu, ikili görüşmelerle ele ahnıyordu. Türk de- legasyonundan Dr. Rıza Nur, 5 Aralık günü Lord Curzon'a şu öneride bulunmuştu: — Mnsul'u verin, Sovyetler'le üişkinıizi keseüm. (313) Lord Curzon, Türkiye'ye petrolkrden pay verme- yi öneriyor, bu öneri de İsmet Paşa tarafından red- dediliyordu. Ingiliz delegasyonu başkanı Lord Curzon dire- niyor ve "Kürtlerin Türk yönetiminden hosmri olmadıklarını" söylüyordu (314). Ingiliz diplomasisi bir oyuna daha girişmiş ve Abdulhamid'in mirasçılanna el atmıştı. Mirascüar, Isviçre Federal Mahkemesi'ne başvu- rarak Abdulhamid'in yurtdışında bulunan mal var- lığını almak istemişlerdi. Ingiliz yüzbaşı John Godolpin Benetti Abdulha- mid'in mirasçılarıyla ilişkiye geçti. Amaç, Abdül- hamid'in Musul'daki mal varüğını ele geçirmekti. Ingilizler bu amaçla Vahdettin ile de görüştüler. (315) Lozan'da Musul görüşmeleri çıkmaza gırmış; ko- nunun bir çözüme bağlanması için Türkiye 25 Ocak 1923 günü Cemiyet-i Akvam'a başvurmuştu. Musul konusunda ilk görüşmeler, 19 Mayıs 1924 günü Istanbul'da başladı. 'Haliç Konferansı' ola- rak adlandırılan bu görüşmelerde bir sonuç alı- namadı. Türk delegasyonu başkanı Fethi Bey (Okyar) Musul konusundaki Türk tezlerini yineledi. Ikinci toplantı, Cenevre'de yapıldı. Fethi Bey, Musul konusundaki Türk tezlerini ye- niden anlattı. Ancak bu toplantıda da sonuç alınmadı. Konu, Macar, Belçikalı ve Isveçli temsilcilerden oluşan bir üçlü komisyonda görüşülecekti. 30 Ey- lül 1924 günü komisyon kuruldu. 12 Eylül günü başlayan Nasturi ayaklanması ko- misyonun kunılduğu günden iki gün önce bastı- rılmıştı. Üçlü komisyon, 13 Kasun 1924 günü göreve başladı. Komisyon ilk toplantısını Londra'da yaptı. 16 ocakta Bağdat ve Musul'da toplanan komisyon ka- rannı vermişti: "1928 yılında bitecek olan Ingiliz manda yöne- timinin 25 yd daha uzatılması ve Kürtlere özerkiik verümesi." (316) Bu karann verildiği günü izleyen şubat ayında Şeyh Sait ayaklanması başlamıştı. Komisyon raporundan sonra sorun Milletler Meclisi tarafından Milletlerarası Adalet Divam'na götüruldu. Türkiye divan toplantılanna katılmadı. Milletler Cemiyeti tarafından görevlendirüen Es- tonyalı General Laidoner de bu arada raponınu vermişti: Türkler Hıristiyanlara kötü davranıyor Bu rapordan sonra da Milletler Cemiyeti Mecli- si 16 Arahk günü karannı venyordu: Musul, İngiltere mandasındaki Irak'a bıra- kılmıştı. Türkiye bu karara karşı direndi. Ancak hükümet o günlerde, birbiri ardmdan baş- layan ayaklanmalarla meşguldü. Nasturi ayaklanmasından sonra Şeyh Sait ayak- lanması başlamıştı. Şeyh Sait ayaklanmasını Reç- kotan ve Raman ayaklanmaları izlemişti. 1925'te Sason ayaklanması patlak veriyordu. Reçkotan ayaklanmasındansonra 16 Mayıs 1926 günü 1. Ağn ayaklanması, 26 Mayıs 1927'de de Mutki ayaklanması başgöstermişti. Türkiye bu koşullarda 5 Haziran 1926 günü İn- giltere ile anlaşma imzalamak ve Musul'u terk et- mek zorunda kalıyordu. Anlaşma gereği olarak da Türkiye'ye Musul petrolleri üzerindeki hakkı kar- şıhğı olmak üzere 500.000 sterlin ödenecekti. (317) Musul'u İngiltere kazanmışu! 4 Ocak 1927 günü Ankara'daki tngiliz Büyukel- çisi Sir D Cleck, Dışişleri Bakam Austen Cham- berlain'e şu raporu göndermişti: "Tarihte yalnız tngiliz tmparatorlugu aynlıkçı göçlere kendisini uydurarak kendi yapısmı kornma hünerini gösterebilmiştir. (.») Türkiye'nin dogusun- dakilerin kültür düzeyleri o kadar düşüktür ki TürkJedn bnnlan kolayca asünife etmelerine oia- nak yoktnr. Ekselanslan, bunlan, Amerikablann Hlndulanna benzetti, sanıyonun Ekselans, Kızıl- derflileri kastediyorlardı. Kürtlerin, Türklerin fleri knlturleri Ue yanşmalanna ekonomik bakımdan güçleri yedneyenler kaybolup gidecekler." (318) Seyh Sait ayaklanması bastınlmış, ancak Musul Ingilizlerin eline geçmişti.(319) Yarm: Şeyk §aftt1a ı ıMelikftaral (30D-TBMM Gizli Celse Zabıtlan I: 200. 27.2.1338 c: 1 p s: 1318 (3O2)-TBMM GızU Ceise Zabıtlan I: 5 53 1338 c 1 111, (303>TBMM Gizli Celse ZabıUan 1: 6. 6J.1339, c: 2 K 163 (304>lnan An, Gazi Mustafa Kemal Ataturk'ün 1923 Eskışehir-lzmit Konu$maJan s: 43 (305>Mumcu Uğur, Karabekir Anlaüyor, s: 137 (306>Mumcu s: 143 "Harp felakttinin onuoe ancak BujTik MUlet MecUs'nde bir blok haUnde görunebilirsek durabilinz. Esasen cumhurivtüıı kokleşmesi ifia kabında bir parti haiicde çkmaya d» karar venniş buhınuyordnk." (307>Fransız Dışışlen Bakanlığı Gızlı Belgelen, E-Levant (1918-1929)-Küntean Caucase Serısı Vol 101 s: 25 '-Abdollab DJendeT admda bir Kürt lıcten hak- icında bılgı buiamadık. (308>-Kün liderlennın Baüü devletlerden destek aramalan geleneği Seyit Rıza ve Molla Musufa Barzanı ömeklennde de yasandı Dersım ayaJdanmasının bden S«>ıt Rıza, 30 Ternmuz 1937 günO İngiltere Dışişlen Bakanlığı'na ba}vurarak, lngılızlerden yardım istedı (Nokta, İlk Kez Açıklanan Belgeler, Ümıt ZUelı, 28 Haaran 1987) Kürdıstan Dtmokrat Partisi lideri Molla Mustafa Barzanı de ABD Devlet Başkanı Carter'a yazdjğı 9 Şubat 1977 günlü mektubunda "Vınm asrdan faz- la zamandır Id lutlkun bolun gnvenini, umodonu bua bagladı. Şimdi ben bu nmudu size dencdiyorum" dıyerek Kün sorununu ABD'ye ıhale etu (Özgür- lük Yolu, Bir thanetin Belgelen, Eylıil 1977 s. 49) Kürdıstan Demokrat Partısı, 1954 yılında Azerbaycan Sovyet Cumhuriyetı Ba$bakanı Cafer Bakjrorun önensı ile kuruldu. (Aegleton Wilham, 1946 Me- habad Kürt Cumhunyeü, Koral Yay. 1990, Ist. s: 141 vd). Molla Mustafa Barzanı, 1946 yılında kısa ömürlü Mehabad Kürt devletının GeneJkunTiay Baskanlığı'nı yaptı. Mehabad devletımn yıkümasnıdan sonra Bar- zani, 1947 yüından 1958 yılma kadar Sovyetler Birliği'nde yaşadı Barzanı, 1975 yılına kadar ABD ve Iran'ın desteğı ile ytırüttuğıi ayaklanmanın basansızlığa uğramasından sonra Amenka'ya yerleştı ve 1 Mart 1979"da Amenka'da öldü Bugün, Kurdistan Yurtseverler Biruğı lideri Celal Talabanı ile Kürdıstan De- mokrat Partısı lıden Mesut Barzanı de aynı geleneği sürdürü>orlarl (309)-Türkıye'de 1958-61 yıllan arasında büyükelçilık yapan Iraklı General Hasan Arfa tarafından yazilan ve Londra'da Oxfort Ünıversıtesı Kıtapev ı ta- rafından ba-sılan 'Knrtier Haklanda Tarihi vt Siyasi Bir Etud' adlı ıncelemede Şeyh Saıt'ın oğullanndan Şeyh Selahattın'in Harnilton adlı bir Ingılızin yardı- mıyla Bağdat Asken Akademısrne gırdığı Uen sürulüyor. (Dünya Basın ve %- yinında Kurtlerle llgilı Yayınlar, Tunzm ve TSnıtma Bakanlığı'nın 1968 yılında yaptırdığı çevın s- 38) Melık Fırat, Şeyh Selahattın'in Irak başbakanlanndan Nun Said Paşa tara- fından okutulduğunu bıldıriyor (310>Sonyel, R.Salahı, Türk Kurtuius Savaşı ve Dıs Pobtıka, 1986, TTK %y. Ank s: 69 vd. (311)-Sonyel. (312)-Sonyel, s- 309 Ingiliz özgün belgesi- F. O/7966/E 13599. TyreU'in ra- poru 28 II 1922 Kurkçuoğlu s- 286 (313)-öke s: 91-92; Sonyel 309 Dr. Rıza Nur, 27 Ocak 1923 günü Dışişleri Bakanhğı'na yazdığı yazıda şu uyanyı yapryor "MBSDI, meınieketin getişmes (ÇIB çofc gerekli olan petraUcıi Ue bizt çok gotklidir. Keza, dden çıkmaa başuniTa bir Kurdisian bdas çıkarması demektir ki, bizi bögrnmuzden vunır" (Şımşır, Lozan Konferanslan s 449) Rıza Nur, anılannda da şu değerlendırmeyı yapı>'or: "Biz Önce Musul'u Ingilizierin rctrol içu istedikleri luuuatfaıdeyiz. Petrol- lerin imtiyaau verip, MUJUI'O alaca^ıauzı zannettik" (Nur Dr. Rıza, Hayat ve Hatıralanm, 3, 1967 lst. s: 1035.) (314)-Meray Seha, Lozan Banş Konferansı: Belgeler, SBF \ay. 1978 Ank. takım 1, cüt 1, khap 1, s: 359; öke s: 93 (315)-Şensozen Vasfi, OsmanoğuUan'nın Varbklan ve 2. Abdulhamid'in Em- laki, TTK Yay. 1992 Ank s: 97; öke s: 95-102 (316>Kürkçuoğlu, s. 2%. Raporun aynntısı için Öke, s: 158-166 (317)-Kürkçuoğlu s: 318 vd (318)-Şımşır, Ingiliz Bdgelefiyle Türkıjv'de Kürt sorunu s: 98 (319)-Ayaklanmanın bastınlması sırasında hükümet kuvetlennın mal vecan kaybı konusunda resmı bir açıklama yapılmadı Sava Ahmet Süreyya Örgeevren'ın anılannda bu konuda şu bılgı verilıyor "-Sonradan jeüdli makamlardan aldıgınu* bilgiye gore Şeyh Sait isyanınıa devlet ve hukumet bunyesİDde actığı yaralar arasında valaız askeri harp mal- zemesi olarak asilerin eline geçen 4012 tufek. 2026 kasatura, 51 hafif makineli tufek, 4 agır naldneU. 11 bomba tufeti, 999^63 mohtefif d n pryaûe ı oMugu ögrenilmistir. 16 zabit, 106 oefer şehit dnşmdş, 17 zaMt ve 300 neferinriıia u?ol- dogu mahalhndeld askerimakamlana bizevenöği matanat arasmda Mİ." (Ör- geevren, Dünya, 19 Nisan 1957) Mete Tunçay, Kürt örgütü Hoybun üyelennden bu- Kürt prensinin yazdıjı Phıladdphıa'da 1929 yıfanda yayimlanan The Case of Knrdbtan Against Tırtey' adlı kıtapta ordunun kaybının 50 000 kışı olduğunun yazıldığını kaydediyor Aynca, Aybars'tan aktarma yaparak Abdurrahman Chasses Lou'nun 'Kurdis- tan and the Kurds' kıtabında Türklenn 15-20 bın olü verdiklerinin ıleri surul- düğıinu kaydediyor. Kurtuluş Savaşı boyunca, Doğu ve Batı cephelennde 980*i subay, 8187'si er ve erbaş olmak üzere 9 bın 167 kışı şehit olmuştur Yaralı er ve subay sayısı 33 bın 685^ır. (Selek Sabahatrin, Anadolu thtılalı, Burçak \ay. 1968 lst s-110-111) Sakarya Savaşı'ndakı şehit sayısı 5 bin 173; Çanakkale savaşlanndakı şehit sayısı da 55 bın I27'dir. (Artuç tbrahım, Büyük Taarnız, Kastaş Yay. s: 288) Bu savaşlardaki ölü sayısını vermemızın nedeni Kürt prensinin ileri sürdüğü Ciü sayısının gerçek olmayacağıru göstermek ıçındir. Tunça>, örgeevren'ın anılanm okurnadığı ıçın bu Kürt kaynağına voUama yapmalda vetınıyor. Amenkalı araştırmaa Olson da Mete TunçaVı kaynak gös- tererek gerçek olmayan ölü sayılannı venyor. Böylece propaganda amaa>la yazılmış kitaplardakı gerçek dışı bilgıler, yabancı araşurmacılan da yonlendı- nyor '(Tunçay s: 156; Olson s 125-126)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog