Bugünden 1930'a 5,502,732 adet makale



Katalog


«
»

Cumhuriyet Sahıbı Cumhun>w Malbaacılık ve Gaıctc^ılık Tjrk \nonırr Şırketı adına Nftdır Nwiı 0 Gcncl Yayın Muduru Hasan C<«*l. Muosese Muduru EnıiK ls«llıgıl. \as Işlerı Muduru Okaı Goaensın. 0 Haber Vinkezı Muduru Valç» Bftyer Sa>fa Duzenı Yonet-ne-ıı \\ı \c*r 0 Temsıta'er Ahmet Tı«. İZMIR Hıkmel Çnıak»». \D\SA (, ttıı. k PoİH ka CHal &•»!««* Dii Hab«rl« EffM Mci, Ekonomı Ceafü Tsrfcu, lî Smdika Şvkna feftan Kııltur Cri hıanbu Hıtxrlm l ı n l k»(«ı EJ ı m G « K » Şnlaa. Yurt Habokn S«c*l •>•*••. Spor Danısmam AMal Dzı Uzıla t o n (.ılnkıı Aras, n u Srtm AİIO. D.«lmt •.Mıftılı tagcı 0 koo-dınato- Uarı Honbaa 9 X | a l Iskr tral Lrkuf 0 Vjhascic Bafcrsl Vacr 0 Bulve Plailama *>*nı OtMaBOVfcotlu f ) KckUm *>v Toma 0 Ek >ı>ınjar H.l>. fk.nl 0 Mtn Hasnıa (.»m 0 bnmt OK>I Çttjk 0 Bılg Ijlcm Vail lul # PCTSOIKI !* Krvı» Kumiv Basian Na*r \ a * 01(1** \kkMi \Bapa Bw» Haaaa Conl Hltoeı Çtttakn». Okı> L«« Mıaan. llkaa a n >» » n m Cumharm MalbucıU vc Guaealk T A Ş Torkocafe C«d »'41 CtflAhı 34334 İH PK 2 « Isunbu] Td 512 M 05 (2D haı) Tek* 22246. Fu (I) S26 60 72 0 SuroJar Aıkın &>« Gekajp Bh l«kıtapS No \1 «. Td I » 11 41-f TtK* 42344 Fu (4)133 05 65 0 larir H Zryı Blv 1352 S. 2. 3 Td 13 12 90. Tda 523» Fu. (51) 19 53 60 OU Cad 119 S. No 1 Kal 1 Td: 19 37 32 (4 hu) 14kx 62155 Fa» (71) » 25 71 TAKVİM: 2 HAZİRAN 1991 İmsak 3 31 Güneş: 5.27 öğle: 13.07 Ikindi: 17.06 Akşam: 20 36 Yatsı. 22.23 Uzaya gitme sırası fare ve denizanasındaÇarşamba günü fırlatılması beklenen Amerikan uzay mekiği Columbia'nın yolculan bu kez 2478 denizanası, 30 beyaz fare, 4 erkek ve 3 kadın astronot. Mekiğin görevi biyo-medikal araştırmalar yapmak. EDÎP EMİL ÖYMEN LONDRA — Yolcunun adı: Seyphozoa... Işi: Denizanalı- ğı... Gideceği yer: Uzay... 1960'larda Sovyet köpeği "Laika", bir Sputnik'in ucun- da uzaya çıkmışü, 1990'larda sıra artık denizanalanna geldi. Çarşamba günü uzaya fırlatıl- ması beklenen Amerikan uzay mekiği "Columbia"run yolcu- lan bu kez 2478 denizanası, 30 beyaz fare, 4 erkek, 3 kadın astronot. Hepsi birden, Ame- rikan Uzay ve Havacüık Dai- resi NASA'nın "Spacetob" di- ye bilinen, yolcu otobüsu bu- ytikluğündeki fennı laboratu- varı ile "CoJumbia"da gide- cek. Bu kez uzay mekiğinin gö- revi, uzayı hurdalığa çeviren bozuk, aksak, sarsak uydulan toplamak ya da tamir etmek değü, casus göz yerleştirmek de değil; tamamen bıyo-medikal deney ve araştırma yapmak. NASA Doğa Bilımleri Bölu- mü Başkanı Dr. Ronald Whi- te, "Columbia"nın, bugüne kadar ki "en heyeouı verici" deneyleri yapacağını BBC'ye anlatırken denizanalannın öne- mini vurguluyordu: "Bunlar henıiz dunyaja gelmiş deniza- nalan olacak. Birkaç saatlik ya da bir iki gunluk olanlan seçe- cegiz; bir topluiğne başı kadar biıyuklukte. Denizanasının bu- yümesiııi hızlandiracağız. Biraz biyokimya ile yapacağız bunu. Denizanasının yerçekimine nyan duyargalan vardır; deni- zanası boylece başaşagı nu, yu- zükoyun mu, burnunun dikine mi durduğuau anlar. İlk birkaç giin denizanalannın jerçekim- siz bir ortamda ne yapacakla- nnı gözleyecegiz. Bu duyarga- lar yercekimsiz nasıl gelişi- yor?".. Amaç, sadece deniza- nalanna yerçekıminin onemini multimilyon bir seyahate çıka- rak anlatmak değil. "Amaç, yerçekiminin biyoloji tarafın- dan nasıl algılandığını anla- mak, yerçekimini vücudun na- sıl kullandıgına bakmak." Uzaya çıkacak deney farele- ri ne yapacak pekiyi? "Yapa- cağımız 18 deney var. Bunlar- dan sadece bir tanesi denizana- larını ilgilendiriyor. 10 deney- de insan vucudunun uzay ko- şullanna nasıl uyum gösterdi- ğine bakaca|u. Geri kalan 7 deneyde de be>az ufak farele- rin tepkisine bakacağıı. Biyo- kimyasal duzeyde farelere ne oluyor?" Farelere bakıp ınsa- na genelleme yapılacak. İnsan, üzerinde deney yapılamayacak kadar değerlı çunku. Denizanalannın serpilip boy- pos kazanması ıçın uçuş 9 gun surecek. Bu kadar kısa bir sü- rede karmaşık biyolojik sistem- ler hakkında ne öğrenilebilir? Dr. Whıte bu konuda iyım- ser. Uzaya çıkış, ani bir yerçe- kimı değışikliğı; dunya uzerin- de seyahat gibi değil. Birkaç dakikada yerçekimi kaybolu- yor. "Vücudun bir haftada ye- ni ortama alısması beklenir. Nasıl oluyor bu iş? Bugune ka- dar hep bazı varsayımlarta ha- reket ettik. Uzay mekiginio başka görevleri vardı. Bu kez sadece vucuda bakacagız. Fa- renin yaşamında bir hafla, in- san için 6 hafta sayüır. Fare hızlı yaşıyor, ama omni kısa. Metabolizması hızlı." KADEN K C L T Ü R E V İ ' N D E SÖYLEŞİ 4 Kadın cinselliği yaşayamıyor' tstanbul Haber Servisi — 'Cinsel yaşam ve sorunlan' ko- nulu söyleşide konuşan Doç. Arşaluys Kayır, evliliklerde go- rulen en önemli cinsel sorunun, cinsel ısteksızlık olduğunu ve bunun da genellıkle kadına mal edildığini söyledı. Tunel'de "Kadın Kultur Evi"nce düzenlenen söyleşiye katılan I.U. Tıp Fakultesi Psı- ktyatri Anabilim dalı öğretim uyesi Doç. Arşaluys Kayır, ev- li çiftlerin birçok cinsel sorunu olduğunu, ancak nereye ve kı- me başvuracaklarını bılmedık- lerinı belırttı. Kayır, en onem- li sorun olan cinsel isteksızliğın nedeninin aslında araştırıldı- ğında "denk olmayan evlilikler" olduğunun ortaya çıktığını vurguladı. Kadının isteğinin erkeğinkın- den az olmadığına dikkat çeken Doç. Kayır, bir sorun olarak görulen "yapay isteksizliğin" nedeninin kadınla erkeğın cin- sellığe bakışları ve beklentılerı- nın farklı oluşundan kaynak- landığını kaydettı. Erkeğin cin- selliğe bir sonuç, kadınınsa su- reç olarak baktığını anlatan Kayır. şöyle konuştu: "Biz kadınlar erkek cinsini de anlamaya, tanımaya çalışa- rak beklentiierimizi azaltmalı- yız. Ama çozum, karşılıklı bir- birini anlama ve beklentilerin birbirine yaklaşmasıdır." Kadının evlenınceye kadar olduğu gibı, evliliklenn denk olmaması nedenıyle de cınsel- Lğı yaşamadığını, menopozu ise tam bir "kurtulnş" olarak gorduğunu belirten Kayır, "Tüm bunlar, kadın için ka- yıptır, kadın cinselliği yaşava- mıyor, hep kaybediyor" dedi. Masturbasyonun "insanın kendi bedenini tanıması ve cin- sel özelliklerini keşfine" yar- dıma olduğunu bildıren Kayır, şunları söyledi: "Masturbasyon yapmış olan kadın daha ıyi orgazm oluyor; çunku bedenini tanıyor, nasıl orgazm olabıleceğını biliyor. Çift yaşama hazır oluyor. Ama Doç. Arşaluys Kayır, evliliklerde gorulen en önemli sorunun cinsel isteksizlik olduğunu söyledi. Kadının cinselliği yaşayamadığını, menapozu bir kurtuluş olarak görduğünü belirten Kayır, "Tüm bunlar kadın için kayıptır" dedi. kadında masturbasyon çok gız- lı ve sınırlı olduğu için kadın kendi vucudunu da cınselliğini de erkekten öğreniyor." Doç. Arşaluys Kayır, kendi- lerine "cinsel isteksizlik" şikâ- yetiyle başvuran çıftlere "sıralı" sevışmeyı onerdıklerini ve iyi sonuç aldıklarını belirte- rek şoyle dedi: "Buna gore çift- ler 20'şer dakıkalık surelerle, sırayla aktıf oluyorlar. Sonuç- ta cinsıllekten çok "sevme, sevgi" olayı ortaya çıkıyor ve çift birbirine yakınlaşıyor." Şık düşleriıı anahtarıYatnızca bir karton parçası; bir davetiye... Ama günü saati geldiğinde bir altın değerinde. Ama parayla satılmıyor ki. Dünyanın dört köşesinden gelen gazeteciler, ahcılar bu kartoncukların peşinde. Japonlar olağanüstü güzellikte kâğıtlar kullanıyorlar. Kâğıtları, renkleri, motifleri bir harika. Kimisi origaminin bir örneği olarak veriyor davetiyelerini. NECLÂ SEYHUN lrili ufaklı karton parçacıklan... Mat, parlak. Desenli, desensiz. Beyaz, siyah, pembe, kırmızı, san. Yalnızca bir karton parçası, bir davetiye. Ama gunü saati geldiğinde bir altın değerinde. Herbiri renkli bir dünyamn kapısını açacak. "Şık düşler"in anahtarlan!... Üzerlerinde birer isim. Ferri, Givenchy, Dior, Montana... O defıle kapılannda bunlardan birine sahip olmak için bu kartonlara altın ödeyecekler var. Ama parayla satılmıyor ki... Bu iş parayla da değil, sırayla da değil aslında. Parasız, sırasız; öyîesine... Gazetecilerden (bazılanna), müşterilerden (bazılanna), ünlülerden (bazılanna) tanmmış bir hak, bir ikram, bir hediye... Her mevsim aynı öykü, aynı koşuşturma. Dünyamn dört bir köşesinden gelen gazeteciler, alıcılar bu kartoncuklann peşinde... Birer tane edinebilmek için ne koşuşturma. Ne eş ne dost koyma araya, ne küçük şık "rüşvetçikler", annağanlar... Ama garantisi yok ki. Modacı yollar, yollar; yollamaz, yoüamaz! Asbnda yapacak pek bir jey de yok gibi... Yerler az, isteklerse dağ gibi... Para da işlemiyor burada, sıra da... Ama modaevinin itibarlı müşterisi iseniz avuçlar dolusu paralar ödüyorsaruz buluşlarına, o zaman davetiyeniz garanti. Ya da okunan bir gazeteci iseniz, ağırlığınız varsa... Ya da ünlü iseniz; defilede görünmeniz, gazetelerin sizin yüzünüzden defıleden söz etmelerine yararsa... Defîle günlerinde kapüann önü ana baba günüdür. Hepsi "girici" değildir bunların. Çoğunun davetiyesi yoktur, ama umudu vardır. Kapıda beklerken etkili bir dosta rastlamak, binde bir de olsa birinde bir fazla davetiye olması olasılığı; kapıdakileri atlatıp ya da kalbini yumuşatıp içeri girme umudu... her zaman vardır. Umutlar da olmasa geriye ne kalır ki? Davetiye konusunda modacılann durumu da kolay değil. Onlar da bu kartoncuklarla en ünlü kişilere ulaşabilmek, en çok alışveriş edecek müşterileri tutmak, en çok okunan gazetecileri unutmamak çabasındalar. Kimsenin kalbini kırmamak bu arada da... Ünlülerin klasik bir çizgisi var davetiyelerde. Onlann isimleri yeterli bir çekicilik zaten. Bir Dior, bir Balmain, bir Givenchy, bir Scherrer klasik, düz davetiyeler sunuyorlar. Hep aynı stilde. Christian LacroLc her zaman kesekâğıdı havasmda bir kartona basıyor davetiyesini; fuşya ve altm rengi ile... Castelbajae, her zaman bir ressamın kendisi için özel çizdiği tabloyu davetiye olarak veriyor. Genellikle dev boyutta bir davetiye oluyor bu. Japonlar genellikle olağanüstü güzellikte kâğıtlar kullamyorlar. Kâğıtlan, renkleri, motifleri bir harika. Kimisi "origami"nin (kâğıt katlama sanatı) bir örneği olarak veriyor davetiyelerini. Bir yıl Sonia Rykel'in davetiyeleri siyah ketenden kocaman, omuza asılacak çantalar şeklindeydi. Bu kocaman siyah çantanm üstünde iri beyaz yazılarla defılenin yeri ve saati yazıhydı. Ne reklam olmuştu ama... Yıllar yılı o davetiye çantalan sağda solda defıle kapılannda gördüm sonralan da... Chantal Thomass bir defasında plastik eşarplara basmıştı davetiyesini. Bir başka sefer de kartondan gözlükler şeklinde vermişti. Gözlüklerin üstünde de bir yazı: "Sizi içeri sokmazlarsa eğer, kardeşim olduğunuzu söyleyin..." Ünlü isimler genelde klasik davetiyeler verirler, onlann ilgi çekmeye ihtiyacı yok. Ama modaya yeni atıianlar davetlileri çekmek için alabildiğine orijinal yollar denerler. Yoksa onca defıle arasında kim vakit ayınr ki onlara? Yeni bir Uzakdoğulu modacı davetiyesini kartondan bir tabanca şeklinde yapmıştı örneğin. Adınıza gelen zarfı açtığmızda bir tabanca çıkıyordu zarfın içinden. Tabancayı çevirince madam X'in gizli randevusuna davetli olduğunuzu öğreniyordunuz. llgimi çekmişti, ne yalan söyleyeyim. Davetiyenin hatın için gittim. Birçoklan da benim gibi yalnızca davetiye yüzünden gelmişlerdi. Fikir orijinaldi, tamam. Ama ardını getirmesini bilemezseniz, defilede ilginç bir şeyler koyamazsanız ortaya, neye yarar? Bir daha kimse gelmez defileye. O şans da yiter gider. Pembeli mavili, beyazlı sarılı davetiyeler... Düşlere açılan kapüann anahtan. Bu renkli "şık düşler"e dalmak ne parayla ne sırayla!.. Gri, mavi, kahverengı, panter ve kaplan desenleri ile suslu bir takım. 91 yazı için. Jean Louis Scherrer'den. FERRE Sheraton Ankara açıldı • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) — Sheraton Ankara Oteli, Cumhurbaskanı Turgut özal tarafından dun açıldı. Sberaton Ankara Oteli, TURSER Turizm Senis ve Ticaret AŞ'nin 68 milyon dolarlık yatınmıyla uç yüda tamamlandı. Silindirik bir mimariye sahip bulunan Sheraton Ankara Oteli, 24 katlı oluşu nedeniyle kentin her tarafından görülebiliyor. 311 odası bulunan otelin kule katındaki oda sayisı 48. ITT Sheraton Doğu Avmpa ve Doğu Akdeniz Bölge Muduru Willıam Bauner, otelin haziran ve temmuz aylarında tamamen dolu olduğunu, ancak yaz dönemi için rezervasyonların yapılmadığını bildirdi. Bauner, hedef kitlelerin işadamları olduğunu kaydetti. Tip kongreleri • tZMtR (Cumhuriyet Ege Burosu) — Dokuzuncu Ulusal Kanser Kongresi ile Altıncı Pediatrik Tumörler Kongresi bugun başhyor. Kongreler, bugun saat 17.00'de Efes antik kentindeki törenle baslayacak, Ataturk Kultur Merkezi'ndekı oturumlarla gerçekleştırılecek. Kongreler Dokuz Eylul ve Ege universitelerinın tıp fakulteleri, Turk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu, Turk Kanser Araştırma ve Savaş Vakfı'nca ortaklaşa duzenlenecek. 2-7 haziran tarihlen arasında gerçekleştırilecek kongrelere yerli ve yabancı çok sayıda bilim adamı bildirileriyle katılacak. Fatura hep halka • İZMtR (Cumhuriyet Ege Bürosu) — 15-18 Ekim 1991 tarihleri arasında yapılacak 3. lzmir Iktisat Kongresı'yk ilgili hazırlıklar suruyor. Devlet Bakanı Işın Çelebi ile TOBB Başkanı Yahm Erez, dun bir basın toplantısı duzenleyerek çalışmalar konusunda bilgi verdıler. Bakan Çelebi, ekonomide devletın ağırlığının surmesi durunıunda faturanın hep halka cıktığını vurguladı. Antik tiyatroda toplantı • Haber Merkezi — 9. Ulusal Kanser Kongresi ve 6. Pediatrik Tumorler Kongresi bugun saat 17.00'de Efes Antik Tiyatro'da duzenlenecek törenle başlıyor. 2-7 Haziran 1991 tarihleri arasında Ataturk Kultur Merkezi'nde yapılacak kongrenin başkanlığını Dokuz Eylul Üniversitesi Rektöru Prof. Dr. Namık Çevik yapıyor. Tatil köyleri ve 5 yıldıdı otelleryerli turiste taksitle tatil olanağı sağlıyorlar Antalyalı tnrizmciniıı 6 boş yatak' krizi349 belgeü tesiste bulunan 69 bin 227 yatağın sadece yüzde 10-15'i dolu. Bazı oteller kapılanna satıbk levhası astılar. Pansiyon sahipleri tesislerini konuta dönüştürmeye yalışıyorlar. BÜLENT ECEVİT ANTALYA — Turizmde "pilot" kent Antalya'da 349 Delgeli tesiste bulunan 69 bin 227 yatağın sadece yuzde 10-15'i iolu. Tesis yöneticileri kendi Manaklarıyla yataklannı satma- /a çalışırken başanh olamadık- &rını ifade ediyorlar. Bazı otel- ler satıbk levhasını tesislerine as- alar. Bazılan da "Muşteri bu- ursam satanm" diyor. Oteller ve pansiyonlar, tesis- lerini konuta dönuşturmek için Jğraş veriyor. Ancak beledıye 'turizm alanı" olan yerlerde suna izın vermıyor. Tatil köy- eri ve 5 yıldızlı oteller taksitle tatil olanağı sağlayarak iç turiz- mi canlı tutmaya çalışıyorlar. Alışılagelmişin dışında bir boşluk var Antalya'da. Turizm- deki kriz, turizm kentı Antal- ya'da tum esnafı; çauşanını, ha- lıcısını, lokantacısını da buyuk bir krize sokmuş durumda. Ku- çıik tesisler, zoru aşmanın yol- larını kendi çabalarıyla gerçek- leş'tiremeyeceklermi açıklıyor- lar. Antalya'nın Lara sahili bo- yunca bulunan otel, moıel ve pansiyonlar "satılık" tabelala- rını asmışlar. Kimi tesisler "ko- nuf'a donuşturulmeye çahşılı- yor. Kımileri de elektrik, su, te- lefon ve vergiden kurtulmak ıçon sezonu kapah geçirmeye ka- rar vermış. 'Niye satmayayım?' Adımn açıklanmasını isteme- yen 2 yıldızlı bir otel sahibi borçları yuzunden konkordato ilan ettiğini bildirdı. Otel sahi- bi "EUmiz kısa kalıyor. Mman- ya'da bir acenteden 27 bin mark alacağım vardı, alamadım. Mahkemeler yetersiz kaldı. Bir de fatura kestiğim için vergisi- ni de ödemek zorunda kaldım. Dolayısıyla Turkiye'deki borç- larımı odeyemez duruma duş- tüm. Devtet güvencesi olmadı- ğı için alacağımı alamıyonım. Artık anahtan teslim etmek Ual- dı. Satılık olarak ilan etmedim, ama satanm. borçlanmı ode- rim" dıye yakınıyor. Otelini satılığa çıkaran Este- tık Otel'ın sahibi Naci Karça, uç yıl once ABD'den kesın donuş yaparak Turkıye'ye geldığıni ve Lara sahilınde bulunan arsası- na ev yapmak ıstemesine karşm ızin venlmedıği ıçın otel yap- mak zorunda kaldığını anlattı. Karça, "Turizm alanı olduğu için ancak otel yapabildim. An- cak geçen bunca yıldır enflas- yon nedenijle zarar ettim. ABD'ye geri doneceğim için oteli satılığa çıkardım. Ancak turizmde bu yıl gerçekten kötü bir donem yasanıyor. Muşteri yok, turizm sektorü buyuk za- rarda. Bana gore turizme balta vuran en bü>uk neden enflas- yon" diyor. 'Kazanç yok, vergi var' Delfim Otel sahibi Osman Yıldırım, otelini konuta çevir- mek ıçın beledıyeden izın ala- mamaktan yakınıyor. Yıldırım, "Açık olan her gun için vergi ta- hakkuk ediyor. Ama muşteri yok, kazanç yok. Eğer konuta donüşturemezsem oteli kapata- cagım. Dıinya söz biriiği etmiş- çesine Türkiye'ye gelmiyoriar. 40 odam var. Bunun 8 odası do* lu olsa, tencere kaynasa yeter. Personel bile durumdan buyuk zarar göriiyor" diye konuşuyor. Lara yolu boyunca sıralanan lokantaların öğle üzerinde bile boş olduklan gözleniyor. Lo- kantasahibi ŞevkiBitirim'e "ls- ler nasıl?" diye sorduğumuzda "Toksak hepimiz tokuz, açsak hepimiz açız" şeklinde yanıtlı- yor. "Bugun bakın tek turist yok. Kendimiz pişirip kendimiz yiyoruz. Kapatmaktan başka çare göremiyorum" dıye konu- şan Bıtirim, "Memleketin hali perişan olacak bu yıl" diyor. Akdeniz Turıstık Otelciler Bırliği (AKTOB) sözcusu Tur- gay Alp, turızmdeki bu krizin atlatılması için turizmcılerle devletin el biriiği etmesi gerek- tiğıni savunuyor. Alp, turizmu- lerin ellerinden pek fazla bir şe- yin gelmediğini, devletın bu ko- nuda uzun sure duyarsız kalma- sına anlam veremediklerim söy- leyerek "Antalya kaybediyor, Tiırkiye kaybediyor. Bunca te- sisin boş kalması gerçekten çok kotu. Yıl sonunda bunun acısı- nı tüm Turkiye çekecek. Biriik olarak bakanhğa yaptığımız öneriler dikkate alınmadı. Ör- neğin ucuz kredi dedik, sağlan- madı. Biz beda\a para istemiyo- ruz, borç para istiyoruı. A\ru- pa'da yeterli tanıtımı sağlaya- madık. Kendimizi aklayamadık. Kuzey Iraklı ağınmacılan Avm- pa reklam etti, aslını anlatama- dık. Şimdi de iş işten geçiyor. Rezervasyonlar gerçekleşmiyor. İsteğimiz, turizmcilerin sojle- diklerine kulak verilsin. Bir ote- lin, bir tesisin yuzde 30'u dol- malı ki masraflar karşılana- bilsin" dıye konuştu.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog