Bugünden 1930'a 5,503,932 adet makale



Katalog


«
»

CUMHURİYET/10 PAZAR YAZDLARI 2 HAZİRAN 1991 New York'tan Film endüstrisi geri döndü New York, film dünyası ve Hollywood için son derece çekici mekân olarak biliniyor. New York görüntülerinin başında Marilyn Monroe'nun ünlii etek sannesi geüyor. Hanycfdan Girit dağlannda anılar tazelendi ŞEBNEM ATİYAS NEW YORK — Kükreyen aslanLeo, Amerikalılar Cadde si 1350 numaradabinlerce filrn- de olduğundan çok daha gür bir sesle kukrer. Metro-Goldwyn-Mayer' in New York merkezi olan bu bınada eğlence endust- risinın başka buyuk isimleri de yer alır. Geçen hafta aynı bina- da yapılan oylama ile kasım a- yından beri duran New York film endüstrisi şehre geri döndü. Endüstrinin yüük geliri yakla- şık 500 mılyon ile 2.3 milvar dolar. Film-Crafts sendıkası üyelerinın grevi bu buyuk sana- yiyi uzun suredir işlemez hale getırmişti. Nevk York, film dunyası ve Hollywood için son derece çe- kici bir mekân olarak biliniyor. Brooklyn köprusunun altında kimsenin geçmediği daracık so- kaklarda çekılen mafya filmle- rinden ünlulerin ve Hol!ywood patronlannın hıç eksık olmadı- ğı Rus çayevme dek Nevv York- ta zengin bir malzerne dunyası mevcut. Butun dunyanın hep birlikte hiç unutmadığı New York go- rüntıilerının başında Manl>n Monroe'nun unlu etek uçuşma sahnesının çekıldıği 52. sokak ile Lexıngton Avenue'nun kesiş- tıği metro demırlerinin uzerine gelıyor. New York'un Rus çayevi ka- dar unlu ve turistik, sihema dünyasına ait bir başka yeri Al- gonquin Oteli. Alfred Hitc- bcock'un 1944 casusluk filmi 'Sabotor'u çektiği otel, o dö- nemlerin edebıyat çevresının buluşma merkezi. Yazar-çizer takımından Algonquin'e sık sık uğruyanlar arasındâ AIexander VVoUcolt, Robert Benchley, Ge- orge Kaufman, Dorolhy Par- key, Ring Lardner, Nevv Yor- ker'in edıtörlerinden Harold Ross vardı. Otele gelen yazarların çoğu bunalım yıliarında Hollywood ile ılişkilerini buradan sağla- >arak Hollywood'a atlamış lardı. Tiyatro ve basın yayın merkezlerine yakın olduğu için otelın bu geleneği halen devam ediyor. Otelin ünlü Rose Room'unu sık ziyaret I edenler arasındâ Vves Montand, Francis Coppola, Milos Forman ve pek çok uniü var. Hollyvvood'a damgasını vu- ran pek çok büyük fılmin açı- lışı ise New York City Radio Hall'de yapıhr. The Godfather, Sabotor, Singing in the Rain, Mr. Smith Goes to Washington bu filmlerden bazıları. Bırkaç yıl önce Francis Coppola, Abd Gance'm 1927 sessiz filmi Na- polyon'u yeniden düzeltip Ra- dio City'de gosterdi. Coppola- nın bu davranışı hem bir sıne- ma harıkasını arşive kazandıra- rak sınemaya katkıda bulun- mak hem de City Hall'in gele- neğmi vurgulamak olarak yo- rumlandı, buyuk övgu topladı. New York'un hemen her ye- rinde film tarihine damgasını vurmuş bir filmın izine rastla- mak mumkun. Bu mekânı her yerıyle bir füm seti olarak en fazla kullananlardan biri kus- kusuz Woody Allen. Kentin film tarihi için tarıhı yerlennden biri şu an opera bi- nası, konser ve tiyatro salonla- nnın bulunduğu Lincoln Cen- ter. 66. sokak ile Broadvvay'e rastlayan buyük kultur merke- zi ınşa edilmeden once de eğ- lence endüstrisi tarafından kul- lanılmış. Batı Yakasının Hikâ- yesi bugün Lincoln Center'm kurulduğu bloklarda çekilmiş. Kentin tam orta yerinde Central Park'ın etrafındaki bi- naJardan en unlusu Hayalet Av- cılan filmınde hayaletlenn mer- kezi halıne gelen Central Park 55 numara. Binanın ıki tarafın- dakı köpek motifleri ve haya- let tapmağıru andıran çatısı, et- rafına film nedeniyle epeyce tu- rist topluyor. STELYO BERBERAKİS HANYA (GİRtT) — 2. Dünya Savaşı'nın en buyuk indirme harekâtııun yer aldığı Girit ada- sı, Alman ışgalinın 50. yılını andı. Akdeniz'm en buyuk adası Girit, Hitler ordu- lannın "Afrika'ya geçiş anahtan" durumunday- dı ve adanın mutlaka ele geçirilmesi gerekiyor- du. Girit, 1941 mayısında, 11 gun süren çetin bir mucadeleden sonra Almanlar tarafından işgal edildi. Bu savaşta Almanlar 6.580; Yunanlı, Avustralyalı, Ingiliz ve Yeni Zelandalı askerler den olusan müttefık güçler ise 15 bin kayıp ver- mişti. Almanlar, "Merkıir" adını verdikleri bu in- dirme harekâtında 22 bin komando, 2.370 sa- vaş uçağı (Stukas ve Bombardıman) ve 70 savaş gemisi kullanmıştı. 2. Dünya Savaşı'nda Alman işgali altında bu- lunan Yunanıstan'ın tek özgür bölgesi Girit ada- sıydı. Girit adasındaki Yunan 5. Tumeni, Yu- nanistan'da Alman ordulanna karşı savaşıyor- du. Girit'in savunmasını ise 11.500 Yunanlı, 31.500 Ingilız, Avustralyalı ve Yenı Zelandalı- dan olusan müttefık guçler ustlenmişti. Bu amansız savaşta, Girit halkının gösterdiği dire- niş büyük rol oynadı. Girit savaşının 50. yıldönümü için Yunanis- tan bu yıl görkemli anı törenleri duzenledi. Tö- renlere, müttefık güçlerin askeri temsılcüikleriyle savaşta yer alan Avustralya, tngiliz ve Yeni Ze- landalı gaziler davet edildi. Yunanistan Başbakanı Konstantin Milsota- kis'in önculuğunde duzenlenen ve 10 gun süren törenler çerçevesinde Almanya Başkanı Heiraot Kohl, Girit'egeldi ve Alman Askeri MezaruğY- mn bulunduğu Maleme'de duşen askerlerin anı- sma "Almanya Onnhuriyâü" adına çelenk koy- du. Ingiltere'yi kent dükü temsil etti. Avustral- ya ve Yeni Zelanda ise Atina'daki büyükelçile- rinden başka, Girit'e merasim kıtalan gönderdi. Yaş ortalamalan 70 olan gaziler, 50 yıl önce Girit dağlannda Verilen savaşın anılannı tazele- me fırsatını buldular. Bazılan gözyaşlanna hâ- kim olamıyordu. Her birinin ceketinde 6-7 adet gumuş-altın kahramanhk madalyası asılıydı. Bu gazilerden biriyle sohbet ederken 30 yıl önceki gemisini seferber etti. YerH ve yabancı basın mensuplannın gece gundüz ağırlandığı gemile- re basın bflrolan kuruldu; telefon ve fakslar ko- nuldu. Bundan 50 yıl önce verilen Girit savaşının tra- jik anılan yeniden belleklere gelirken, Suda Li- manı'na demirleyen, Yunan, tngiliz, Avustral- ya ve Yeni Zelanda savaş gemileri, top atışlanyla bu törenlere bir canlılık veriyordu. Yunanistan, her yıl yalnız Girit adasında du- zenlenen bu törenlere, 50. yılında uluslararası bir boyut kazandırmakla, dünya kamuoyuna iki mesaj vermek istedi. 2. Dünya Savaşı'nda, 7 mil- ririt savaşının 50. yıldönümü için Yunanistan bu yıl görkemli anı törenleri duzenledi. Yaş ortalamaları 70 olan gaziler savaş anılannı tazeleme fırsatı buldular. Alman rakiplerini şimdi görseydi ne yapacağını sorduk. Yeni Zelandalı "Yorgun Asker", "EU- ni sıkıp kendisini bir asker gibi tebrik ederdim. Hem savaştığı, bem de bugune kadar >aşa>abil- diği için" yanıtını verdi.. "Kahraman Girit ballu" adını, Girit savaşında gösterdiği kahra- manbklardan alan Girıtliler oldukça gururlu bir halk.. Buradaki törenJerde yabancı konuklannı Girit müzığine özgun lira (kemençe) çalgılan ve folk danslarıyla karşıladı. Yunanistan'ın en buyük ve en vahşi güzelüğe sahip Girit adasının dört büyük kentinde duzen- lenen şölenler oldukça görkemliydi.. Yunan hü- kümeti, bu olayın duyurulması amacıyla üç yolcu yon nüfuslu Yunanistan'ın Alman işgaliyle 1 mil- yon kişiyi yitirdiğini ve özellikle "Girit savaşında" Girit halkının kendi olanaklanyla verdiği savaşımm, "kitiesd halk direnişı" oldu- ğunu gostermek istedi. Mikis Tbeodorakis'in "Girit savaşı" anısına Hanya kentinde verdiği konserler de yerli ve ya- bancı konuklan coşturdu. "Girit'in en güzel mevsimi Ukbaharda olur " derler... Geçen yıl tek damla yağmur bıle gör- meyen Girit, bu yıl "yaz mevsimine ramak kaia" hâlâ yağmurhı... Arada sırada kendini gösteren güneş Girit'in yüksek dağlarındaki bahar kokusunu sahile in- dirıyor. En çok Ahnan turistlerin rağbet göster- diği Girit adasında bu yıl "turistik bunanm" var. Avrupa Topluluğu'nun (AT) "Akdeniz ülkele- rini kalkjndırma planından yeterince yararlanan Girit, 10 yıl öncesine oranla büyük değişiklikle- re uğramış... Halkın yasam düzeyinin,, çıplak gözle bakıldığında dahi ne denli yüksek olduğu anlaşılıyor. Heraklion, Hanya, Rethimnos gibi büyük kentlerde son derece modern giysilerin ya- nı sıra "yerelciUji" ve "sol egilimciligiyk" bi- linen Giritlilerin arasındâ uzun siyah çizme, şal- var ve kamalarla, silahlarla donanrruş folk giy- silere de rastlamak mumkun. Bir milyon nüfuslu Girit adasında eski Turk evleri, cami ve çeşmeleri de hâlâ korunuyor... Birinci Dunya Savaşı'ndan sonra halk mübade- lesine dahil edılen Girit Türkleri, Girit'in yaşb- lan tarafından hâlâ anılıyor... Girit'in havasından suyundan olsa gerek; bu- radaki halkı sert, ancak mert ve misafırperver blmış. Girit Türlderiyle Yunanlılann benzer taraf- lan da çok. Turkiye'ye göç etmek zorunda kal- mış olmalanna karşın Giritlı Türkler, " hâlâ Gi- rit âşıgı" olarak bilinir. Aynı "yereJcilik" bu- rada da gözleniyor. Girit adasının "kendi özgüriüğunu istedigi" yolunda zaman zaman çıkan söylentılerin ger- çekle hiçbir ılgisi yok. Girit kilısesinin tstanbul Rum Patrikhanesi'nin yönetimi altında oluşu, bazı Gıritli fanatik din adamlarının "bafımsızlık" sözcüklerini kullanmasma neden oluyordu. Ancak Giritlilerin, şu anda Yunanis- tan'ın belki de en "yereki" ve en "vatanperver" kitlesini oluşturduklan kesin. Buinmbımıdon Timsahlarve AIDSASENA ÖZKAN BUJLMBURA — AIDS, timsahlar, aç- hk ve sefalet. Afrika'daki minik ülke Bu- nındi'yi anlatmak için bu 4 kelime yeterli. Burundi'de yasayan 5 milyon insanın ytlz- de 50'si AIDS taşıyıcısı, ancak Burundi halkına göre gerçek sorun, baskent Bujum- bura'ya gelen Ruandalı "hayat kadınlan_." Ülkenin en büyuk kenti ve aynı zaman- da başkenri Bujumbura'da ınsanlar, nufu- sun yüzde 50'sine varan AIDS taşıyıcılan- nı önemsemeyip ülkenin kuzeyindeki Ru- anda'da yaşayanlann yüzde 92'sinin hastalık saçtığını ısrarla anlatı- yorlar. Ruandalı hayat kadınları, Bujumbu- ra'nın 3 otelinde her önlemi almış vafziyette müşteri bekliyorlar. Ülkeye gelen beyazla- nn peşüıe düşüp ilk önce dolar bazında pa- zarlık yapıp ardından da bu işi parasız da ya- pacaklannı arkanızdan sokak sokak dolaşıp anlatıyorlar. Üsteîık Afr Beyazlaria iç içe yaşamayanlar, fotograflan çekildigi an ruhlannın makineye hapsolacagını sanıyorlar. (Folograf: Asena Ozkan) hepsi de AIDS taşıyıcısı olmadıklannı üs- tüne basa basa söylüyorlar. Bujumbura'nın diğer bir sorunu ise tim- sahlar. Tanganika Gölu'nün hemen yanı başında kurulu şehirde anlatüan timsah hi- kâyeleri yabancılara uykusuz geceler yaşa- tıyor. 1 ay önce timsaha akşam yçmeği olan Sovyet konsolos ile bir bacağını kaybeden Belçikahnın hikâyeleri dilden dile dolaşıp duruyor. Tanganika Gölu'nün güzel plaj- lan bomboş. Çölde yaşayan 6-7 metre bo- >iındaki timsahlar Bujumbura için en az AIDS kadar sorun. Tımsahlan Tanganika Gölü'nde görme olanağına sahip olama- yanlar ise Bujumbura'da bulunan 31 yaşm- daki Jull ve 43 yaşındaki Lacoste'u ziya- ret edebiliyorlar. Şayet Jull ve Lacoste'nin nasıl yemek yediklerini görmek istiyorsa- nız bakıcılanna 1700 Burundı Frangı (10 Amerikan Dolan) verip minik domuz yav- rulannı yanlanna brrakmalannı izüyorsu- nuz. Jull ve Lacoste'un en mutlu aıüan da. bu dakikalar ve ikisi de tek bir hamlede mi- nik domuz yavrularını mideye indiriyorlar. Açhk ve yoksulluk ise tüm Afrika'nın ol- duğu gibi Burımdi'nin de sorunu. 5 mil- yon nüfuslu Burundi'de kilometrekareye 195 kişi düşuyor. Bu da Bunındi'yi dünya nüfus yoğunluğunda ilk sıralara sokuyor. Insanların çoğu ayak- kabısız ve giysisiz. Ba- zıları ayakkabıyı sade- ce beyaz insanlann ayağında görüyorlar, şansü oUnlann ise yır- tılmak üzere olan ter- UkJeri var. Evler kırsal kesimde oldukça fark- h, kamışlarla çevrümiş bahçelerdeki bir büyük kulübe içinde sadece bir yatak var. Çocuklar büyüyüp evlendikkrin- de ise bir kulübe daha kuruluyor kamışlarla çevrilmiş alana. Ancak eve benzeyen yapı- larda cam görmek olanaksız, pencereye benzeyen yerler tahtalar ile kapatılmış. İn- sanlann giysileri ise içler acısı, daha doğ- rusu çoğunda yok. Kimisi bulduklan çu- vallara sanlmış, kimisi de gelen yardımlar- dan farkh giysiler edinmişler. Burundi'de fotoğraf çekmek ise en bü- yuk sorun. Beyazlarla iç içe yaşamayanlar fotograflan çekildigi an ruhlarının fotoğ- raf makinesinin içinde hapsolacağını zan- nediyorlar. Ancak siz cüzdanınızı çıkarup paralann ucunu gösterdiğinizde ruhlanm size teslim ettikleri gibi daha bir sürü şeyi de size vermeye hazır olduklannı anlatıyor- lar. rika'daki minik ülke Burundi'yi anlatmak için şu dört kelime yeıerli; AIDS, timsahlar, açlık ve sefalet. 5 milyonluk nüfusun yüzde 50'si AIDS taşıyıcısı. Ancak Burundi halkına göre sorun Ruandah hayat kadınlan. ÖNEMLI BIR IŞADAMI Stockholmrlen Gökyüzü rengârenk Henüz iki yıldır çalışıyor. Maaşlı olarak! İki kere de pirim ve ikramiye aldı. şimdiden, Türkiye'de iki, Japonya'da bir önemli şirketin ortağı. Çünkü tasarruflannı yönlendirmeteri için, şu anda çalıştığı şirketin de yatınmlannı danıştığı uzmanlarla, TURK1ÎWEST ile anlaştıL Nasıl mı? YAVUZ BAYDAR STOCKHOLM — Bahar gel- di ya, artık semalanmız koca- man, rengârenk beneklerle do- lu. Dalgın dalgın yurürken ba- ŞUUZL kaldınyorsunuz: Sokakta- ki binaların izin verdiği gök par- çasında kayarak geçen masma- vi bir balon! Ardından ötekiler; san, yeşil, tunıncu... Balon se- zonu başlamış bulunuyor. Koyu mavi göllerle kucak ku- cağa, park ve korulanyla yem- yeşil bir kenti 4-5 bin "feet" ir- tifadan balon-bakışı izlemek hiç de fena fikir değil doğrusu. "Stockbolm By Balloon", son birkaç yıldır başkentin turizmin- de vazgeçilmez bir unsur haline geldL flgi arttıkça balonların sa- yısı da arttı. Toplam 25 kadar içindeki Bromma Havaalam ile sürekli irtibat halinde. Balonla- nn sabibı olan firma da tsveç Hava Kontrol Dairesi'ne kayıtlı olarak çahşıyor. Yolcular uçuşun olup olmayacağını belirlenen sa- atten bir saat öncesine kadar bi- lemiyorlar. Çoğu kez yolculuk erteleniyor. Uçuşlann başlangıç saati ise genellikle saat 04.30/05.00 oluyor. Rüzgânn yönü de önemli. Bu ytlzden yolcularla kentin bir ucundan öteki ucuna kadar ka- rayolu ile gidildiği ve yeni kal- kış mekânları seçildiği de oluyor. Stockholm'de şu anda faaüyet gösteren 9 balon firması, reklam pesindeki şirketlerin de gözde- si. Şirketler reklam için yıllık 'Stockholm By Balloon' son birkaç yüdır başkentin turizminde vazgeçilmez bir unsur haline geldi. Ilgi arttıkça balonlarda arttı. Siz en iyisi, İstanbul, İzmir, Ankara ya da Adana'daki TURKINVESTlerden birine gelin. Bunun nasıl mümkün olduğunu size uzmanlan anlatsm! A O G M E N K U L K I Y M E T L E R A Ş . \0 78-80/3 000 VIECIDnEkÖ> / IST\\Bll LII) 17541 W-174 167î-17-121 24 41l2.)l74iy8fl FV\ III167 •.000 BEN«MMIŞMKRKEZlBUİJSOK.M>8kAT 4 MV ULIDtRK ' ANMRA TH.(4) 11873 30- 11829 31-118 2982 FVfcMI 118 15 12 • İZMİB VkDfcMZ C\D RE\ ENTIŞ H\,M MT 2 VI 202-203-204 P«\PORT / KMİR ı>:L(5iıı.nooı F\X (51) 1479 67 \DV\\ ZtYA P\$\ BIW K« TE\Tik BE\ \PT V> 37 TH.I7II 182080-182081 FV\(7I balon faaliyet haiınde GeneUık- le 7-8 balondan olusan filoiarla süzulünüyor Stockholm üzerin- de. Aslında her şey bir saatte olup bitiyor. Gerçi balonun kal- kışı ve inişi de hesaba katılırsa tüm yolculuk 4 saati buluyor, ama yolculuğun en zevkli anı kesınlikle bir saati aşmıyor. Bu- nun için verilen para da az de- ğil: Kişi başına yaklaşık 700 bin TL. Sıcak hava balonlanmn gezi- ye çıkıp çıkamayacağına elbet- te ki hava dunımu karar veriyor. Rüzgârın en çok saatte 10 km, yağmur olasılığının son derece düşuk olması gerek. Balonlar hafif serpintileri kaldınyor, ama sert yağmurda goçmeye başhyor. Şimşekli bir havada goğe yuk- selmek ise intiharla eşanlamlı. lsveç"in 20 kadar profesyonel balon pilotu bu yüzden kent 150-200 milyon TL para ödüyor. Sadece reklam değil, konuklan ve personeli için de balonlar şir- ketlerce çekici bulunuyor. Ba- lonlar, konferanslann, kutlama- lann taşıtı dunununda. Doğum günü, evlilik yıldönümü ve me- zuniyet gibi olaylar için de gide- rek artan ölçüde "balondan Stockholm" tertih edilmekte. tlle de bir şeyi kutlamak zo- runda degilsiniz elbette. Günün iyice uzadığı, guneşin bir türlü terk etmek istemediği bu kenti, kucak kucağa adaları, kanalla- n, su üzerinde bembeyaz benek- ler halinde gezinen ada vapur- lan ve yeşilin her tonunu veren ormanlan, parklanyla tanıma- yı, bu arada gökyuzünün ıssız güzelliğini yuzunüzde hissetme- yi arzu etmeniz yeterli. Hâlâ di- reniyorsanız, helikopterle kı- yaslayın!
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog